Etiket: Yöneldi

  • Kanatlı et fiyatları düşmeyince vatandaş balığa yöneldi

    Türkiye’de döviz artışıyla birlikte uçuşa geçen kanatlı et fiyatları, dövizin gerilemesine rağmen düşmeyince vatandaş balığa yöneldi.

    Samsun Kanatlı Hayvan üreticileri Birliği Başkanı Raif Akman, beyaz ette fiyatların neden düşmediği konusunda değerlendirmelerde bulundu. Üreticilerin fiyat artış ve inişlerinde bir etkisinin olmadığını vurgulayan Raif Akman, “Piyasadaki her kaleme yüzde 30’dan başlayan oranlarda zam yapıldı. Bu artışlar dövize endeksli olarak gerçekleşti. Tavuk bu zamlardan daha fazla etkilendi. Tavuk üreticiliğinde kullanılan hammadde ve yemler tamamen ithal olarak geliyor. Soya ve diğer gıda maddeleri yurt dışından ithal ediliyor. Bu fiyat artışları üreticiye yansımadı. Bundan karlı çıkanlar büyük entegre firmaları oldu. Biz üreticiler fiyatların artmasına rağmen bir değişkenlik görmedik. Fiyatlar üretim sayısını etkilemedi. Bizim açımızdan üretim var, para yok desek doğru olur. Biz her ay aylık 250-300 bin adet tavuk üretip entegre firmalarına veriyoruz. Onlar da ihracat yapıyorlar. Zamlar ya da indirimler konusunda bizden kaynaklanan bir durum söz konusu değil” dedi.

    Fiyatların eylül ayından beri düşmediğinin altını çizen tavukçu Yasin Taşkın ise, “Tavuk satışlarından bu aşamada memnunuz. Balık fiyatları, satışlarımızı ister istemez olumsuz etkiledi. Balık sezonu olduğu için balık fiyatları çok düşük seyrediyor. Tavuk fiyatlarının dövize endeksli olduğunu söylüyorlar. Fiyatlarda eylül ayından bu zamana kadar belirgin bir düşüş yaşanmadı. Samsun’da rekabet olduğundan dolayı fiyatlar o kadar yüksek değil. Ama rekabetin olmadığı yerlerde fiyatlar daha pahalı olabilir. Merkezde kanadın kilosu 12 liradan satılırken, diğer yerlerde 18-19 liraya da satıldığını görüyoruz. Rekabetin olduğu yerlerde fiyatlar aşağı çekildiği için bir düşüşten bahsediyorlar. Normalde tavuk fiyatlarında bir düşüş yaşanmadı. Şu anda bütün tavuğun kilosu 11, kanat ve budun kilo fiyatı 12 lira, pirzola kilosu ise 15 liradan satılıyor. Kış mevsiminde en çok kaz, hindi, ördek ve köy tavuğu satıyoruz. Ördeğin kilosu 30, kazın kilosu 40, köy tavuğunun kilosu 28 lira ve hindinin kilosu da 25 liradan vatandaşa sunuluyor” diye konuştu.

    Samsun’da kırmızı etin kilosu 45 lira, kanatlı hayvan etinin kilosu ise ortalama 12 liradan satılırken, mezgit, istavrit, çingene palamudu, hamsi ve barbun gibi balıkların çoğunun kilosu 10 liranın altında müşteriye sunuluyor.

  • Vatandaşlar kelle etine yöneldi

    Samsun Kasaplar Odası Başkanı Ömür Şen, Türkiye’de kişi başına 15 kilo et tüketildiğine inanmadığını söyleyerek vatandaşların kuşbaşı yerine kilosu 20 lira olan kelle etini tercih ettiğini ifade etti.

    Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, geçen günlerde Türkiye’de kişi başına 15 kilo kırmızı et tüketildiğini söylemişti. Konu üzerine açıklamalarda bulunan Samsun Kasaplar Odası Başkanı Ömür Şen, kasap esnafının uzun zamandır işlerinin kötü olduğunu, vatandaşların büyük bir kısmının kurbanda et gördüğünü veya kelle eti alarak kırmızı et ihtiyacını karşıladıklarını dile getirdi.

    “Eskiden bu kadar kelle eti satamıyorduk”

    Eskiden kelle etine rağbet gösterilmediğinin altını çizen Ömür Şen, “2002 yılında şunda yaptığımız işin yaklaşık 4 katını yapıyorduk. Şu anda kişi başına 15 kilo et düştüğünü zannetmiyorum. Bizim hesabımıza göre şu anda kişi başına 1 kilo et düşüyor. Kişi başına 15 kilo et düşse işlerimizden belli olurdu. Çoğu vatandaşımız kasaptan et almayı bırakın kurbandan kurbana et yiyor. Belki de kurbanda bile 15 kilo eti göremiyorlar. Alım gücü yok. Baktığınız zaman etin fiyatı o kadar da pahalı değil. 40-45 lira et için pahalı değildir. Buna rağmen vatandaşlar sakatat ya da kelle eti alarak et ihtiyacını gidermeye çalışıyor. Eskiden bu kadar kelle eti satamıyorduk. Şu anda kelle etinin kilosunu 20 liradan satıyoruz. Vatandaşlar artık kelle etini bile yarım kilo almaya başladı” dedi.

    “Etin kilosu pahalı değil”

    Lokanta fiyatlarına göre et fiyatının pahalı olmadığını ifade eden Şen, şunları söyledi:

    “Şu anda 40-45 lira arasında kıymanın kilosu, 45-50 lira arasında da kuşbaşının kilosu satılıyor. Antrikot ve bonfile fiyatları ise 80 liraya kadar çıkabiliyor. Lokantada yenilen 100 gram ete 30 lira para veriliyor. Buna bakarsanız etin kilosunun 45 lira olması pahalı değil. Buna rağmen et satışı yapamıyoruz. 15 bin TL’ye büyükbaş kesiyoruz. 200 gram, 200 gram kıyma satarak bu eti tüketmeye çalışıyoruz. Tavuk fiyatları önceki dönemlere göre azaldı. Balık fiyatları da çok ucuz seyrediyor. Bu etkenler de et satışlarını olumsuz etkiliyor. Bize kurban bir sekte vurdu, beşine enflasyon bir sekte vurdu, ondan sonra da balık fiyatları sekte vurdu. Balık sezonu biterse ve enflasyon düşerse belki o zaman yılda kişi başına 15 kilo et tüketilebilir.”

  • Türkiye balığa yöneldi, palamut fiyatı 3’e katlandı

    Karadenizli balıkçılar, son günlerde artan balık fiyatlarının, olumsuz hava şartlarından ve yüksek talepten dolayı balık yetişmemesinden kaynaklandığını söyledi.

    1 Eylül’den itibaren açılan avlanma sezonu ile denize açılan balıkçılar, umdukları bereketi yakaladı. Özellikle palamut balığının geçen yıllara göre daha iri ve bol çıkması balıkçılar ile vatandaşların yüzünü güldürürken, sezon başında 5 TL’ye satılan palamut fiyatları 3 katına çıktı. Balıkçılar, dolar endeksi ürünlerin fiyatların yükselmesinden, hava şartlarının olumsuz gitmesinden ve çıkartılan balıkların Türkiye’ye yetmemesinden kaynaklandığını belirtirken, vatandaşlar ise şu an ortalama 15 TL’ye satılan palamut balığının oldukça uygun olduğunu, kırmızı et ve tavuk yerine balık tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

    Ordu’da balıkçılık yapan Ferhat Dönek, denizde fırtına olduğunu için az balık çıktığını söyledi. Balık fiyatlarının 2 gündür bu yüzden arttığını belirten Ferhat Dönek, havaların normale dönmesi ile fiyatların yeniden düzene girmesini beklediklerini aktardı.

    “Kırmızı et ve tavuk yiyemeyen balığa yöneliyor”

    Kerem Süleyman isimli balıkçı, et ve tavuk yiyemeyen vatandaşların balığa yöneldiğini ve bu nedenle balıkların azaldığını belirterek fiyatlarda oynama olduğunu söyledi. Hava şartlarının da fiyatı etkilediğini anlatan Süleyman, müşterilerin oldukça fazla balık talep ettiklerini aktardı.

    “Hava şartlarının olumsuz gitmesi ve dolardaki artış fiyatları etkiledi”

    Aziz Ceylan isimli balıkçı ise 1 Eylül tarihinden itibaren denizden çıkan balığın az olmadığını, denizlerde yeterli balık olmasına rağmen mazot fiyatlarındaki artış ve dolar endeksi ürünlerden kaynaklı yükselme olduğunu ileri sürdü. Ceylan, “Bu da balık fiyatlarını olumsuz etkiledi. Aldığımız malzemeler yükseldiği için ister istemez fiyatlar yükseldi. Hava şartlarının kötü gitmesinin de etkisi oldu. 2 gündür etkili bir şekilde sert geçen Karadeniz’de daha yeni yeni balıkçılar açılmaya başladı. Allah’a şükür bugün de umduklarını bularak geri döndüler. Çok fazla bir balık olmasa da yine de tezgahlar boş kalmadı” şeklinde konuştu.

    “Rekor çinekopta, palamutlar ateş pahası, çıkan ürünler Türkiye’ye yetmiyor”

    Özellikle palamut fiyatlarının 3 katına kadar yükseldiğini ve çıkan balıkların Türkiye’ye yetmediğini anlatan Ceylan, “Palamutlar ateş pahası, el yakıyor. Halde şu anda iri palamut balığının çifti 25 TL, istavrit balığının kasası 65-70 TL, mezgit balığının kasası 150-200 TL, çinekop halde rekor kırdı kasası 300 TL. Fiyatlar diğer illerde daha farklı. Balıkçıların tutmuş olduğu balık Türkiye’ye yetmediği için balık fiyatları yüksek gidiyor. Halden 25 TL’ye aldığımız palamut balığının çifti bugün İstanbul’da 30 TL’ye satılıyor. Samsun ve Trabzon’da fiyatlar değişiyor. Balığın az çıkıp fiyatının yüksek olması kayıkçıların yüzünü güldürse de müşterilerimizin pek fazla hoşuna gitmiyor. Biz de bu yüzden satıcı olarak biraz zorlanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Her aile balık yiyebilir”

    Vatandaşlardan Halit Gürsoy ise kırmızı et ve tavuktaki fiyat artışlarından sonra insanların balığa yönelmesi gerektiğine dikkat çekerek, şu ifadelere yer verdi:

    “Vatandaşların bugünkü ortamda GDO’lu ürünlerin başına gelenlerden ve etlerde yaşanan olaylardan sonra balığı tercih etmeleri ve bol bol balık yemeleri lazım. Palamudun boyuna ve cinsine göre fiyatlar değişiyor ama balıktaki taban fiyat 7 TL, palamut balığını da her aile yiyebilir. Çünkü bir palamut balığı ile 4 kişilik bir aile doyabiliyor. Hava şartlarından dolayı fiyatlar yükselse de daha ucuz olduğu zamanlar da vardı. Bence balık için bu fiyatlar uygun. Diğer illerde balık fiyatları daha farklı.”

    Bazı müşteriler ise üremenin olmadığı için balığın az olduğunu iddia etti. havyarlı balığın tutulmaması yönünde tavsiyelerde bulunan vatandaşlar kırmızı ete ve tavuğa göre fiyatların oldukça ideal olduğunu savundu.

  • Tatilciler 9 günlük bayramda Ege adaları yerine iç turizme yöneldi

    ABD’nin Türkiye’ye yönelik operasyonu sebebiyle avro ve doların artması, 9 günlük bayram tatilinde Yunan adalarına gitmek isteyen Türk tatilcilerin rezervasyonlarını iptal etmesine yol açtı.

    Balıkesir’in Ayvalık ilçesindeki deniz hudut kapısından Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki adalarına gitmek isteyenler, bu kararlarını ertelemek zorunda kaldı. Her bayram tatilinde kuyruklarının oluştuğu Ayvalık Deniz Hudut Kapısı’ndan bu bayram biletlerini internet üzerinden satın alan yaklaşık 600 kişinin dışında geçiş yapan olmadığı öğrenildi.

    Ayvalıklı turizmci Fatih Jale, “Bu bayram oldukça sönük geçiyor. Rezervasyon iptallerimiz çok. En az 1000 adet iptal aldık. Bunun sebebi de dolar ve avronun yüksek seviyelerde olması. Çünkü Midilli’de bugünkü döviz kuruyla bir fincan kahve 20 avroyu buluyor. Yani dövizdeki yüksek kur Türk tatilcilerin ekonomisine uymuyor. Ama internet üzerinden daha önce rezervasyon yaptırmış olanlar ise mecburen gidiyor. Ben 9 günlük kurban bayramı tatilinde Ayvalık’tan Midilli’ye tüm turizm acentelerinden toplam 6 bin kişinin bile geçeceğine inanmıyorum. Belki de 5 bin kişiyi bile geçmeyecek bu rakam. Başka senelerde deniz hudut kapısı önünde sağlı sollu uzun kuyruklar oluşuyordu. İnşallah avro ve dolar bir an önce düşer de hem bizim hem de tatilcilerin bu yöndeki mağduriyeti ortadan kaldırılmış olur” diye konuştu.

    Ayvalık ile Midilli arasında karşılıklı feribot seferleri düzenleyen Jale Turizm’in Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Jale ise, geçtiğimiz yıllarla kıyaslandığında bu yıl kurban bayramında Türk tatilcilerin Midilli Adası’na yönelik taleplerinin yaklaşık yüzde 50 düştüğünü söyledi.

    Midilli Adası’na giden Özlem Pala adlı tatilci de, “Avro ve doların yükselmesi yüzünden Midilli Adası’nda dört dörtlük bir tatil yapabilmek mümkün değil. O yüzden de çadırlarımızı da beraberimizde götürerek kamp turizmi yapacağız. Böylelikle de tatilimizi daha ucuza getirmiş olacağız. Hem kalabalıktan uzak kafamızı dinlemiş olacak, hem de fazla harcamama yapmamış olacağız“ diye konuştu.

  • Silifke’de çilek üreticileri Antep Fıstığına yöneldi

    Mersin Bölge Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Ersin Akdoğan, Türkiye’nin önemli çilek üretim merkezi olan Silifke’de üreticilerin Antep fıstığına yöneldiğini, Göksu Vadisi köylerinde bu yıl 3 bin 400 dönüm araziden yaklaşık bin ton fıstık hasadının yapılacağını söyledi.

    Mersin Bölge Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Ersin Akdoğan yaptığı açıklamada, ilçede değişen pazar istekleri ve ekonomik şartlar nedeniyle çitçilerin Antep fıstığı üretimine yöneldiğini ifade etti. Göksu Vadisi’ndeki Senir, Nuru, İmambekirli, Yenisu, Demirçili, Çatak, Kavak, Kıca, Kocaoluk, Yeniçıktı köylerinde yaygın olarak yetiştirilen ve köylünün geçim kaynağı olan Antep fıstığı hasadının yaygınlaştığını kaydeden Akdoğan, bu yıl 3 bin 400 dönüm araziden yaklaşık bin ton hasat yapılmasını beklediklerini belirtti.

    Bazı köylülerin ürünlerini hasat ettikten sonra yaş olarak sattığını, bazılarının da kurutmayı tercih ettiğini aktaran Akdoğan, yaşken kilosu 10 liradan satılan Antep fıstığının kurusunun 30 ve iç yeşilinin kilosunun ise 210 liradan alıcı bulduğunu söyledi. Akdoğan, arazilerdeki yabani melengiç ağaçlarının aşılanmak suretiyle Antep fıstığı ağacına dönüştürüldüğünü ve vatandaş için önemli bir gelir kaynağı elde edildiğini de anlattı.

    Bölgenin engebeli arazisine kolay uyum sağlayan Antep fıstığının ilçe ekonomisine önemli ivme kazandırdığını, üretim alanlarının ise her geçen yıl arttığını dile getiren Akdoğan, “Bölgede Antep fıstığı yetiştiriciliğini arttırmak için sürekli çalışma içerisindeyiz. Bizim ürünümüz Türkiye genelinde renk ve tat olarak iyi olduğu için büyük rağbet görüyor. Özellikle baklavacılar iç fıstığın renginin tam yeşil olmasından dolayı bizim ürünlerimizi tercih ediyor” dedi.

    Çiftçilerin Silifke’de Antep fıstığını hasat ettikten sonra salkımından ayırma işlemi yaptığını belirten Akdoğan, “Salkımından ayırdıktan sonra elek işlemi yapılarak saplarından ayrılıyor. Eledikten sonra fıstığı elde ediyoruz. Bunu daha sonra kavlatma makinesine veriyoruz. Kavlatma makinesine vermeden fıstığın kilosu yaş olarak 10 liradan, kavlattıktan sonra kurutma işlemini gerçekleştirip güneşte kurutuyoruz. Toptancıya kuru şekilde kilosunu 30 liradan veriyoruz. Bu şekilde alan sanayici Antep fıstığını kabuğundan ayırıp yeşil hale getirince iç piyasaya 210 liradan satıyor. Çiftçimiz belli oranda kar elde ederken sanayici kat ve kat kar elde ediyor. İnşallah bu yıl rekolte yüksek olduğu için fahiş fiyatta durgunluk yaşanacak” diye konuştu.

    “İnşallah bu bayramda ağzımız tatlanacak”

    Silifke’de Antep fıstığı hasadının başlandığını vurgulayan Akdoğan, şunları söyledi:

    “Nuru, Senir ve İmambekirli bölgemizde hasada başladık. Geçen yıl itibariyle rekolte düşük olduğu için özellikle baklava fiyatları yüksekti. Bu yıl bin ton hasat bekliyoruz. Özellikle ilk hasadımız ile birlikte inşallah bu sene fiyatlar düşecek. Genellikle Gaziantep bölgesinden gelip buradan fıstık alıyorlar. Çünkü kalite ve renk anlamında bölgemizin coğrafi yapı özelliği itibari ile fıstığımız çok kalitelidir. İnşallah bu bayramda ağzımız tatlanacak. Özellikle baklava sanayinde fiyatlar düşecek bol fıstıklı baklavalar tüketeceğiz.”