Etiket: Yolculuğu

  • (Özel Haber) Kardan Adamın İzmir Yolculuğu

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde otomobilinin üzerine kardan adam yapan ve İzmir’e doğru yola çıkan şahıs, diğer sürücülerden büyük ilgi gördü.

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde yağan yoğun kar sonrası otomobilin üzerine kardan adam yapan Okan Tekdemir isimli vatandaş, çalıştığı İzmir’e doğru yola çıktı. Kar yağışının pek yaşanmadığı İzmir’e kar götürmek istediğini söyleyen Tekdemir, “Doğduğum yerden doyduğum yere ilginç bir yöntemle kar götürüyorum” dedi. Otomobil üzerindeki ilginç kardan adama, çevre yolunda araçlarıyla trafikte seyreden vatandaşlar tarafından ise büyük ilgi gösterildi. Aracının üzerine kardan adam yaparak yaklaşık 150 kilometrelik bir yolculuğa çıkan Okan Tekdemir, “Balıkesir’in Sındırgı ilçesinden geliyoruz, ilginçlik olsun diye otomobilin üzerine kardan adam yaptık. İzmir’e yolculuk yapıyoruz. Çok güzel bir duygu. Yolda giderken araçlardan fotoğraf çekiyorlar. Aracımı durdurup hatıra fotoğrafı çekilebilir miyiz diyorlar. Her yıl yılbaşında memleketime gidip bir hafta kadar kalıyorum. Bundan sonra her yeni yılda yapacağım. İzmir’de kar göremiyoruz, o yüzden İzmir’e kar götürüyoruz” dedi.

  • ’Aşkın Yolculuğu: Yunus Emre’den İkinci Teaser

    TRT 1 ekranlarının merakla beklenen dizisi ’Aşkın Yolculuğu: Yunus Emre’nin dizisi ikinci sezon teaserı yayınlandı.

    Yapımını Tekden Film adına Mehmet Bozdağ’ın üstlendiği, senaryosunu Mehmet Bozdağ ve İsa Yıldız’ın yazdığı, yönetmen koltuğuna Emre Konuk’un oturduğu Aşkın Yolculuğu “Yunus Emre” dizisinin ikinci sezon teaserı yayınlandı. Dizinin ikinci sezon teaserı paylaşıldığı andan itibaren sosyal medya üzerinde büyük beğeni topladı. Geçtiğimiz sezonda yayınlanan dizi Yunus Emre’nin (Yusuf Gökhan Atalay) tasavvuf yolunda ilerlerken yaşadığı zorlukları, kendi nefsiyle vermiş olduğu mücadele ekranlara geldi. İzleyicinin büyük beğenisini kazanan dizi Ocak ayında tekrardan seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor.

    GÜÇLÜ OYUNCU KADROSU

    Ocak ayında TRT 1 ekranlarında yayınlanacak olan dizide Yunus Emre’yi Gökhan Atalay canlandırırken Tapduk Emre’yi Payidar Tüfekçioğlu, Molla Kasım’ı Baran Akbulut, Bacım Sultan’ı Pelin Orhuner, Ahi Mesud’u Mehmet Çepiç, Candaroğlu Argun bey’i Mehmet Ali Kaptanlar, Zahide’yi Ceyda Kasabalı ve Hanım Ağa’yı Asuman Çakır canlandıracaklar. Dizi de ayrıca Mehmet Önder, Murat Aydın, Mehmet Ali Tuncer, Sedat Erdiş, Fehmi Gökdeniz, Ahmet Talay, Remzi Özgüllü, Arda Kalaycı, Serhan Toksoy, Gökçe Saatçi, Eyüp Fındık, Samet Demir, Ahmet Büyükyıldız ve Alican Arıkan gibi güçlü isimlerde yer alıyor.

  • Suriye’den Türkiye’ye Çileli Sanat Yolculuğu

    Suriye’de yaşanan savaşın çığlıkları, ülkede yaşayan sanatçıları bir kat daha derinden etkiledi. Bölgede yaşanan savaş ortamından kaçan binlerce sanatçı, ülkelerinden binlerce kilometre uzakta yeni yaşamlar kurdu.

    Ülkesindeki iç savaştan kaçarak Burdur’un Bucak ilçesinde yaşamını sürdüren Jamil Kacha da (58) bu sanatçılardan biri. Kacha’nın Türkiye’deki serüveni ise Süleyman Aksoy’un, ortak tanıdığı yine Suriyeli bir arkadaşı aracılığıyla başladı. Bucak ilçesinde yaşayan, ülkesinde Şam Sanat Fakültesi’nden 1983 yılında mezun olan ve aynı üniversitede savaş öncesi öğretim görevlisi olarak çalışan Suriyeli Jamil Kacha’nın, dünyaca ünlü bir heykeltıraş olduğu ise mermer ocağındaki taşlarla buluşmasıyla ortaya çıktı. Önceleri Bucak’ta oturduğu evin bahçesindeki taşlarla çalışan Kacha, mermer ocağında kendisine bir alan ayrıldığında yeteneğini gözler önüne serdi. Hollanda, Kuveyt, Beyrut ve ülkesinde birçok kişisel sergi açtığı öğrenilen sanatçı, şimdi Türkiye’de büyük bir kişisel sergiye hazırlanıyor.

    “SURİYE’DEKİ TÜM ESERLERİ IŞİD YOK ETTİ”

    Mermer ocaklarında çıkan taşları birer sanat eseri haline getiren heykeltıraş, 30’a yakın parçadan oluşan koleksiyonunun adının ise Bucak’ta bulunan eski tarihi yerleşim alanı olan ’Kremna’ olduğunu söyledi.

    Jamil Kacha, “Savaş başlamadan önce kendi ellerimle kesme taştan yaptığım atölyemi ve evimi çok özledim. IŞİD oturduğum yere saldırdı. Bu esnada eşimi ve bir çocuğumu Ürdün’e gönderdim. Önce mülteci kampında bir süre kaldım. Eşimle artık bir aradayız ancak büyük oğlum hala Suriye’de üniversite öğrencisi. Yaşanılan tüm bu acılar arasında benim icra ettiğim sanat ise IŞİD tarafından daha çok tepki görüyor. Onların din anlayışı içinde malum heykeller ve sanat eserleri pek sevilmiyor. Yıllardır Suriye’deki hayatım boyunca ortaya çıkardığım tüm eserlerim ve üniversitede kurduğum heykel kütüphanesi yok edildi” dedi.

  • Şeydanur’un Soğuk Havada Okul Yolculuğu

    Tokat’ta fedakar anne doğuştan yürüme engelli olan kızını okuluna her gün tekerlekli sandalye ile götürüp getirirken, soğuk hava nedeniyle zor günler geçiriyor.

    Karşıyaka Mahallesi’nde kiradaki evlerinde ikamet eden Mustafa Dileç ile Ayşegül Dileç’in 3 çocuklarının en küçüğü olan Şeydanur (11), yürüme engelli olarak dünyaya geldi. Anne Dileç, kızını ana sınıfından itibaren tekerlekli sandalye ile yaklaşık 2 kilometre uzakta bulunan okuluna getirip götürmeye başladı. Evinin okula uzak olması ve kızının ihtiyaçlarını karşılayabilmek için okulda kızını beklemeye başlayan anne, yaklaşık 5 yıl boyunca özveriden kaçınmadı. Kızı okusun diye günü okulda geçirmeye başlayan Dileç’e okul müdürünün girişimleri sonucu İŞKUR tarafından toplum yararına çalışma programı kapsamında iş imkanı verildi. 5. sınıfa giden kızının okulunda çalışarak ihtiyaçlarını karşılamaya başlayan anne kızının tedavisi için destek bekliyor. Soğuk havalarda okula kilometrelerce yolu tekerlekli sandalye ile gitmek zorunda kalan kızının üşüdüğünü ifade eden Dileç, “Artık yaşı büyüdü, ağırlaşmaya başladı. Havalar soğuduğu için üşüyor götürüp getirmek zor oluyor. Bünyesi hassas olduğu için çabuk hasta oluyor. Maddi durumumuz olmadığı için servis istiyoruz. Milletin yardımcı olup destek çıkmasını çok istiyorum. Bütün aileler beni duysun işitsin istiyorum” dedi.

    Kocasının sabit bir işi olmadığını, işçi olarak çalıştığını ifade eden Dileç, 15, 14 ve 11 yaşlarında olmak üzere 3 kızı ile yeni yıldan beklentisinin çocuğuna bir servis imkanı verilmesi ve tedavi edilmesi olduğunu söyledi.

    Şeydanur ise soğuk havalar nedeniyle çok üşüdüğünü bu nedenle servis istediğini söyledi. Okulda annesiyle birlikte olmaktan mutlu olduğunu ifade eden Şeydanur, tek hayalinin ise arkadaşları ile koşup oynayabilmek olduğunu kaydetti.

  • ‘Sütün Sağlıklı Yolculuğu’ Projesi Kapsamında Konferans Düzenlendi

    İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) 2015 yılı “Yöresel Değerler Mali Destek Programı” kapsamında gerçekleştirilen ‘Sütün Sağlıklı Yolculuğu’ isimli proje kapsamında ‘Kaliteli ve Güvenilir Çiğ Süt Üretimi’ konulu konferans düzenlendi.

    Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonunda gerçekleşen konferansta Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barbaros Özer ile Prof. Dr. Metin atamer konuşmacı olarak yer aldı.

    Konferansın açılışında konuşan İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Abdulsetter Bayram, “Çıktıları ve yarattığı çarpan etkileriyle şimdiden başarılı bir eğitim modeli olmayı ve ilimiz hayvansal üretimi alanında tüketicilerimize kaliteli ve güvenilir gıda arzını sağlaması yolunda ciddi katkılar sunacağına inandığımız bu projemizin ilimizin kaliteli ve güvenilir çiğ süt üretimine fayda sağlamasından dolayı mutluluk duyacağımızı ve çalışma şevkimizi arttıracağını belirtmek istiyorum” dedi.

    “BASİT YÖNTEMLER UYGULANABİLİR”

    Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barbaros Özer de yaptığı konuşmada, sütün iyi üretildiğinde alıcısının çok olduğunu söyledi. Özer şöyle konuştu: “Çok basit önlemlerle sütün mikrop kalitesini iyileştirebilirsiniz. Temiz sağlıklı bir süt sağımını gerçekleştirdiğiniz zaman, alıcısı ülkede mutlaka var. Ülkemizde sütçülük doygunluk noktasına ulaşmış değil, hala içmemiz gerekenden ve üretmemiz gerekenden çok az süt üretiyoruz. Ülke enerjide dışa bağlılığımız olduğu gibi yarın öbür gün tarımda da dışa bağımlı hale gelmemiz için mutlaka ve mutlaka hayvancılık ve sütçülük geleneklerimizi korumamız gerekiyor. Geleneklerimizi korurken de mutlaka rekabet koşullarına uygun temiz ve üretimler yapmalıyız. Süt öyle bir şeydi gıdalar içinde çok çabuk bozulma eğilimi gösteren beklide yegâne ürün. Sağıldığı andan itibaren biz sütü soğuk bir ortama sokmadığımız takdirde bir iki saat içerisinde akla hayale gelmeyecek seyirlerde mikroba ulaşıyor ve bakteri sayısı belirli miktara geldiğinde ise artık kar etmemeye başlıyor. Hayvanın sütündeki yağ ve protein oranını hayvana düzgün yem yedirmek zorunda kalacağız ve düzgün veteriner getirmek zorunda kalacağız ve hayvandan yetirince kaliteli ürün ala bilmek için, kendimize nasıl özen gösteriyorsak, o hayvana da o derece özen göstermemiz gerekecek. Artık devir değişti karpuz kabuğu yiyerek süt veren inekler kalmadı artık.”