Etiket: Yıllık

  • Defacto, 10 Yıllık Hedeflerini Açıkladı

    DeFacto, gelecek 10 yıllık döneme ilişkin hedeflerini açıkladı. Şirket, 2016 yılında 206 milyon TL yatırım hedefliyor. Global moda markası olma vizyonuyla yatırımlarına devam edeceklerini açıklayan şirketin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İhsan Ateş, 2016’da 2 bin 750 kişiye iş olanağı sunacaklarını, yurt için ve yurt dışında mağaza sayılarını arttıracaklarını ve inovatif ürünlere odaklanacaklarını açıkladı.

    Hazır giyim markası DeFacto, yıllık değerlendirme toplantısında gelecek 10 yıllık hedeflerini ve yatırım planlarını gerçekleştirilen basın toplantısında açıkladı. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İhsan Ateş’in katıldığı toplantıda şirketin gelecek hedefleri hakkında bilgiler verildi. Ateş, inovasyonun şirketler için çok önemli olduğunu vurgulayarak, “İnovasyon her şirket için önemli fakat fiyatlar nedeniyle yaygınlaşamıyor. Biz fiyat politikamızla bunu başardık inovasyonları lüks olmaktan çıkararak yaygınlaştırdık, renk değiştiren t-shirtümüz geçen yıl iki buçuk milyon satış rakamına ulaştı” dedi.

    Şirketin son 6 yılda 10 kat büyüdüğünü açıklayan Ateş “Türkiye’nin en büyük ikinci hazır giyim markası olduk. Gelecek 10 yılda 7 kat büyüyeceğiz. Büyümek önemli ama kar etmek de önemli, kar ederek büyümek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    2015 yılında DeFacto olarak belirledikleri hedeflere ulaştıkları söyleyen Ateş, “Globalleşme vizyonuyla stratejilerini kadın ve moda alanına odaklanmak olarak belirledik. 2016 yılındaki yol haritamızda birinci sırayı kadınların “moda ve sürekli yenilik” beklentisini karşılamak alıyor. Ajandamızın diğer ana konularını da inovasyon, yurt dışında büyüme, dijitalleşme ve verimlilik olarak özetleyebilirim. Bu yıl 206 milyon TL’nin üzerinde yatırım yapmayı, 100 yeni mağaza açmayı ve satış gelirlerimizi yüzde 41 oranında artırarak 2 milyar 300 bin TL’ye yükseltmeyi planlıyoruz. Yurt içi mağaza sayımızı 321’e, yurt dışı mağaza sayımızı 100’e, satışlarımızı da 100 milyon adede çıkarmayı hedefliyoruz. 2016 itibariyle büyüyeceğimiz pazarlar arasında Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türki Cumhuriyetler olacak. 2016 yılında Katar, Romanya, Suudi Arabistan, Tunus, Makedonya, Lübnan ve Dubai olmak üzere 7 ülkeye girerek yurt dışında büyümeyi planlıyoruz” dedi.

    Modada kişiselleşmiş ürünlerin önemli olduğunu belirten Ateş, “Hazır giyim sektöründe en kişiselleşmiş ürün sanırım gömlek yakasına ve koluna eklenen isimi baş harfidir ki bunun da maliyeti yüksektir. Biz yakın bir t-shirtlerde bile model seçimi ve isim gibi kişisel eklentiler yapılabilen ürünleri tüketici ile buluşturuyoruz” ifadelerini kullandı.

    Yeni hedefler doğrultusunda 2 bin 750 kişiye iş olanağı sunmayı hedeflediklerini açıklayan Ateş, “Bugün 8 bin 900 kişilik büyük ve mutlu bir aileyiz. Her kademedeki çalışanlarımız, global bir moda markası olma hedefimizde know-how’larıyla bize değerli katkılar sunan expat arkadaşlarımız ve yönetim kadromuz ile çok güçlü bir ekibiz. Bu yıl içinde toplam 2 bin 750 kişiye daha istihdam sağlayacağız ve çalışan sayımızı 11 binin üzerine çıkaracağız. Sektörümüze kattığımız ilklerimize insan kaynakları yönetiminde de devam ediyoruz. Mutlu bir ekip olmayı çok önemsiyoruz ve çalışma arkadaşlarımıza bu yönde destek sağlamak için, 2007 yılında Türkiye’de ilk kez şirket bünyesinde bir Mutluluk Müdürü istihdam ettik. Şirketimizde 27 tane spor klubü var. Geçen sene hep beraber diyete girdik. Diyetisyen kontrolünde şirketce 1 ton kilo verdik, benim katkım 9 kilo oldu. Kadın çalışma arkadaşlarımıza pozitif ayrımcılık uyguluyoruz ve çalışma şartlarını daha da iyileştirmek için ayda bir gün evden çalışma, doğumdan sonra 3 ay fazladan izin gibi ayrıcalıklar tanıyoruz. Çalışanlarımız mutlu olunca müşterimizin de mutlu olduğunu gördük. Müşteri memnuniyeti anketinde ortalamamız 10 puan arttı” dedi.

    2008 yılından bu yana satış gelirlerini yıllık ortalama yüzde 47 oranında artırarak, son 6 yılda 10 kat büyüdüklerinin ve ortalama yüzde 15 EBITDA’ya ulaştıklarının altını çizen Ateş, moda sektöründe ilk 10 marka arasında en hızlı büyüyen şirket olduklarını belirtti. Ateş; “Son 10 yılda çarpıcı büyüme rakamlarına ulaşan DeFacto, büyüme stratejisini başarılı bir şekilde hayata geçirmesi sayesinde dünyanın en prestijli strateji ve performans yönetimi ödüllerinden “Hall of Fame”i alan Türkiye’nin ilk moda markası oldu. Sadece 2015 yılında gelirlerimizi yüzde 39 artışla 1 milyar 631 milyon TL’ye yükselttik, 130 milyon TL yatırım yaparak mağaza sayımızı Türkiye’de 63 şehirde 283’e, yurt dışında 12 ülkede 50’ye çıkardık, 7 yeni ülkeye giriş yaptık. 2015 yılı içinde mağazalarımıza ve e-ticaret sitemize 287 milyon ziyaret aldık ve yılda 73 milyon, yani saatte 8 bin 333 adet ürün sattık” şeklinde konuştu.

    Buse Terim ile çalışmaları ile ilgili olarak Ateş, “Satışta bir Buse Terim bereketi yaşadık. Mağazacılıkta kullanılan deyimiyle Buse Hanım’ın eli çok hafifmiş koleksiyonun satış rakamları çok iyi oldu” dedi. Ateş, önümüzdeki günlerde yerli ve yabancı ünlü isimlerle çalışmaya devam edeceklerini de söyledi.

    Fiziksel büyümenin yanı sıra müşterilerini daha fazla mutlu etmek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Ateş; “Modayı ulaşılabilir hale getirmek DeFacto’nun bu yıl da öncelikli yatırım alanlarından biri olacak. Modayı yakından takip etmek isteyen kadınların beklentisi, dünyada trendler neyse onu bulmak ve uygun fiyatlarla bu ürünlere sahip olmak. Biz de kadınların bu beklentilerini karşılamak üzere Buse Terim’le başladığımız işbirliklerimize moda dünyasından isimlerle devam edeceğiz. 2016 ayrıca, modanın yanı sıra özel koleksiyonlarımızdan inovatif ürünlerimize, hatta mağaza içi uygulamalarımıza kadar her alanda müşteri odaklı uygulamalarımızı geliştirmeye devam edeceğimiz bir yıl olacak. Tüm mağazalarımızın konseptini yenilemek ve minimum bin 500 metrekarelik alanlarda müşterilerimize konforlu ve rahat bir alışveriş deneyimi yaşatmak için bu alanda uzman İspanyol bir tasarım ofisiyle çalışmalarımızı başlattık. Bu yılın ortasında yeni konseptimizle ilk mağazamızı açacağız” dedi.

  • Akçakale Adası’nın 5 Bin Yıllık Tarihi Araştırılıyor

    Ardahan Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Sami Patacı, Akçakale Adası’nın, Ardahan, Doğu Anadolu Bölgesi ve Trans Kafkasya bölgesinin en önemli arkeolojik alanlarından biri olduğunu söyledi.

    Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Sami Patacı, Çıldır Gölü sınırlarında bulunan Akçakale Ada Şehrinin doğal güzelliklerinin yanı sıra 5 bin yıllık tarihin de izlerini taşıdığını söyledi. Patacı, Antik kent olma özelliğine sahip Akçakale Ada Şehri’nde, Neolitik dönemden günümüze pek çok mimari yapının kalıntılarını görmek mümkün diyerek, adanın geçmiş tarihiyle ilgili bilgi verdi.

    Patacı, “Akçakale Adası Trans Kafkasya bölgesinin en önemli arkeolojik alanlarından birisi. Akçakale Adası’nın tarihi en erken orta tunç çağına kadar gitmektedir. Bölgede 1940’lı yıllardan bu yanı çeşitli araştırmacılar tarafından kısa soluklu araştırmalar yapıldı. İlk kez 1940’lı yıllarda İsmail Kılıç Kökden tarafından araştırma yapıldı. Daha sonra Bakiye Yükmen, Hamza Gündoğdu, Kemalettin Köroğlu ve son olarak Alparslan Ceylan tarafından araştırmalarda bulunuldu. Fakat günümüze kadar herhangi bir arkeolojik kazı gerçekleştirilmedi. Orta Tunç çağına ait kültür varlıkları adada kuzey bölümünde kurgan ve kromnik dediğimiz mezar yapıları var. Kurgan yapıları üzerinde taşlı dam olarak adlandırılan bir kurgan yapısı 2004-2005 yılında çalışıldı ve Kars Müzesi Müdürlüğü tarafından ufak çaplı bir restorasyon yapıldı. Bu yapılar Orta Tunç çağına yani günümüzden ortalama 4 bin yıl evveline ait yapılar ve dolayısıyla önemli yapılar. Bu kurganlara benzer kültür varlıkları yine Çıldır ilçesinin Kurtkale yerleşim alanında bulunmakta. Onun dışında Gürcistan’da Triyalite ve Meşeti dediğimiz bölgede de bu Orta Tunç çağı kurganlarına benzer kurganlar var. Bunların dışında adada üzerinde durduğumuz alanda bir kale bulunmakta. Kalenin herhangi bir arkeolojik kazı yapılmadığı ve küçük buluntu tespit edemediğimiz için kalenin ilk yapım tarihini bilmiyoruz. Ancak Urartu krallığı dönemine ait olmalı diye tahmin ediyoruz. üçgen formlu bir kale, kuru duvar tekniğinde inşa edilmiş. Adanın merkezinde yerleşim alanlarına ait kalıntılar var. Bu kalıntılar’da Urartu dönemine ait olmalı, fakat yine kazı yapılmadığı için tarihini bilemiyoruz. Dikdörtgen planlı, kare planlı yapılara ait kalıntılar bunlar. Adanın Orta Çağ’da da kullanımda olduğunu biliyoruz. Orta Çağ kalıntılarına ilişkin içinde bulunduğumuz bir Gürcü şapeli var. Bu şapel 10 ila 12’nci yüzyıllar arasına ait olmalı. Tipik bir Gürcü Şapeli ve Ardahan’da 100’den fazla bu tarz şapel bulunmakta. Ardahan’ın Orta Çağ dini yapıları ilk olarak 1980’li yıllarda Mine Kadiroğlu, daha sonra da onu takiben Prof. Dr. Fahriye Bayram tarafından araştırıldı. Bu yapılar dolgu duvar tekniğinde inşa ediliyor ve düzgün kesme taşlarla dış cepheleri kaplanıyor. Adada bir de kuleye benzer bir yapı daha var. Fakat işlevini henüz bilemiyoruz. Bu yapı da akitlopik taşlarla inşa edilmiş olduğu için tahminen erken demir çağından itibaren kullanım görmüş olması lazım. Üzerinde gördüğümüz haç kalıntıları sebebiyle orta çağda da kullanıldığını tahmin ediyoruz. Bu şekilde adanın genel yapısını özetleyebilirim” dedi.

    “BİLİMSEL ÇALIŞMA VE ARKEOLOJİK KAZI ÇALIŞMASI YAPILMALI”

    Adada yeterince bilimsel çalışma yapılmadığını söyleyen Patacı, gelecekte mutlaka arkeolojik kazı çalışması yapılmasının gerekli olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu: “Gelecekte mutlaka arkeolojik kazı çalışması yapılmalı ve bu çok önemli. Sadece bilim adamlarının akademik açıdan değerlendirmesi yeterli değil. Ardahan’ın turizmi açısından da bu tarz yerlerin hem ülkemize hem dünyaya tanıtılması gerekiyor. Çünkü hakikaten Akçakale adası gibi kültür varlıkların benzerlerini bulmak çok zor. Bu gördüğümüz şapelin ya da yukarıdaki Akçakale’nin yapısının kazısının yapıldıktan sonra aynı zamanda restorasyonu, konservasyonu yapılmalı ki bizim gelecek nesillere bu yapıları olduğu gibi bozulmadan aktarabilmemiz sağlansın. Çünkü günden güne Ardahan’daki bu arkeolojik yapıların bozulduğuna, yıprandıklarına, yok olduklarına şahit oluyoruz. Aynı zamanda Ardahan ve çevresinde maalesef defineciler tarafından yapılan kaçak kazılar var ve bu kazıların önlenmesi lazım. Ardahan’ın sadece Akçakale Adası değil merkez ilçenin de arkeolojik açıdan önemli olduğunu biliyoruz. Pek çok Tunç Çağı yerleşimleri var. Yani Ardahan sınırları içerisine tarihte ilk yerleşimler erken Tunç Çağı’nda yapıldı desek kabaca, Kalkolitik dönem izleri de olmasına rağmen Ardahan’ın 5 bin yıllık bir tarihi var.”

    “KÜLTÜR VARLIKLARININ KORUNMAYA İHTİYACI VAR”

    Patacı, bu kültür varlıklarının korunmaya ihtiyacı olduğunu söyleyerek, “Hem kazısının yapılması, hem korunması, hem arkeolojik sit alanı olarak ilan edilmesi gerekiyor. Şu ana kadar yaptığımız çalışmalar yeterli değil. Bizim bir yüzey araştırmamız var. 2013 yılından itibaren düzenlediğimiz Ankara’daki Kültür Varlıkları Genel Müdürlüğü izni ile düzenlediğimiz bir yüzey araştırması. Bunlar yeterli değil, bizim kültür varlıklarımıza daha çok sahip çıkmamız gerekiyor. Aynı zamanda Ardahanlıların, Ardahan çevresinin, Karslıların kendi kültür varlıklarını, arkeolojik değerlerine daha çok sahip çıkması gerekiyor ki bu mirası gelecek nesillere taşıyabilelim” ifadelerine yer verdi.

    Akçakale Ada Şehri, Ardahan’a 70, Kars’a ise 86 kilometre uzaklıkta, doğal güzelliklerinin yanı sıra 5 bin yıllık tarihin de izlerini taşıyor. Karayla bağlantısı bulunmayan Ada Şehri’nde, sonradan eklenen köprü ile giriş çıkışlar sağlanmakta.

  • Finike Kapıçay Barajı Ülke Ekonomisine Yıllık 44 Milyon Katkı Sağlayacak

    Antalya ili Finike ilçesi, Gökbük Köyü sınırlarında Başgöz Çayı üzerinde yapımı devam eden Finike Kapıçay Barajı’nın tamamladığında 2015 yılı birim fiyatları ile ülke ekonomisine yıllık 43 milyon 814 bin 100 TL katkı sağlayacağı bildirildi.

    Devam eden Baraj çalışmaları ile ilgili bir açıklama yapan DSİ 13. Bölge Müdürü Turkay Özgür, DSİ olarak son 13 yılda Finike İlçesine 10 Milyon TL yatırımla 7 mahalle ve 4 bin dekar arazide taşkın kontrolünün sağlandığını söyledi. Özkür, Bölge Müdürlüğü tarafından Finike İlçesinde etüt çalışmaları devam eden ve ilerleyen zamanda tamamlanması planlanan Gökçeyaka- Alacadağ Sulaması ve Dağbağ Göleti ve Sulaması ile toplam 5.170 dekar zirai arazinin sulanmasının sağlanacağını kaydetti.

    Finike Kapıçay Barajı inşaat çalışmalarında kondüvi betonarme çalışmaları, gövde sıyırma kazısı ve Elmalı-Finike karayolu relokasyonu kazı çalışmaların da devam ettiğini hatırlatan Özkür ” Baraj inşaatında ki çalışmalarda yüzde 41 fiziki gerçekleşme seviyesine ulaşmış bulunmaktayız. Finike Kapıçay Barajı ve Sulaması inşaatının tamamlanması ile birlikte bu bölgede ki 18.700 da tarım arazisinin sulama suyu ihtiyacı karşılanacak ve 1,00 MW kurulu gücündeki santral ile yıllık 4,87 Milyon kwh enerji üretilerek ülke ekonomisine katkı sağlanacaktır. Baraj tamamlandığında 2015 fiyatları ile dekar başına 2 bin 343 TL gelir artışı, Ülke ekonomisine ise yıllık 43 milyon 814 bin 100 TL katkı yaparak, 2 bin 244 kişiye de istihdam alanı sağlayacaktır.” diye konuştu..

  • Canik, 3 Yıllık Aile Hasretine Son Verdi

    Türkiye ve Pakistan’da ayrı yaşayan Afganistanlı aile Canik Belediyesi Dış İlişkiler Birimi’nin girişimleri sonucu üç yıl sonra Samsun’da kavuştu. Havaalanında yıllar sonra birbirlerini ilk kez gören aile üyelerinin sevinçleri görülmeye değerdi.

    Bangladeş, Çad, Somali, Suriye ve Azerbaycan’da birçok insani projeye imza atan Canik Belediyesi Dış İlişkiler Birimi, bu kez Afganistanlı bir ailenin hasretine son verdi. Pakistan’dan gelerek Giresun’da en büyük oğlu 12 yaşındaki Rıza ile birlikte yaşayan baba İbrahim Nourzai (42), Canik Belediye Başkanı Osman Genç’in devreye girmesi sonucu IHH ve Türk Hava Yolları’nın desteğiyle, Pakistan’da yaşayan eşi Ayşe Nourzai (35) ve Robina (10), Zırmina (6), Selam (5) ve hiç görmediği kızı 2 yaşındaki Hacire’ye üç yılın ardından kavuştu.

    BAŞKAN GENÇ’TEN YARDIM İSTEDİLER

    Nourzai ailesinin hasreti yıllar öncesine dayanıyor. Pakistan-Afganistan savaşı nedeniyle Afganistan’dan ailesiyle birlikte Pakistan’a sığınan baba İbrahim Nourzai, ailesini Pakistan’da bırakarak yıllar sonra ülkesine döndüğünde devletin yerlerine el koyduğunu öğrendi. Afganistan’da kalacak yeri kalmayan İbrahim Nourzai, İran üzerinden Türkiye’ye ve Giresun’a geldi. Ancak Pakistan’da kalan ailesinden üç yıldır haber alamayan İbrahim Nourzai, Giresun’da bir müftü aracılığıyla ailesini Türkiye’ye getirtmek için Canik Belediye Başkanı Osman Genç’ten yardım istedi.

    KÜÇÜK KIZINI İLK KEZ GÖRDÜ

    Nourzai ailesinin hasretine duyarsız kalmayan Başkan Genç, Belediye bünyesindeki Dış İlişkiler Birimi’nin girişimleriyle IHH’nın da desteğiyle Pakistan’daki aile üyelerine ulaştı. Kimlikleri ve pasaportları bulunmayan aile üyelerinin resmi işlemlerinin tamamlanmasının ardından Türk Hava Yolları’nın desteğiyle büyük buluşma gerçekleşti. Önce İstanbul’a, ardından Samsun’a gelen anne Ayşe Nourzai ile çocukları Robina, Zırmina, Selam ve doğumu babası Türkiye’ye geldikten sonra gerçekleşmesi nedeniyle babasını hiç görmeyen 2,5 yaşındaki Hacire, Samsun Uluslararası Havalimanı’nda baba İbrahim Nourzai ve ailenin en büyük oğlu Rıza tarafından karşılandı.

    KAVUŞMA ANI GÖRÜLMEYE DEĞERDİ

    Yıllar sonra birbirlerini ilk kez gören aile üyelerinin kavuşma anı görülmeye değerdi. Yıllardır görmediği çocuğuna sarılan baba İbrahim Nourzai, eşi ile de hasret giderdi. Kavuşmayı gerçekleştiren Canik Belediye Başkanı Osman Genç ile Dış İlişkiler Birimi Müdürü Ali Kemal Tural da bu özel anda aileyi yalnız bırakmadı. Türkiye’ye gelen ailenin küçük kızlarının ayaklarında terliklerle gelmesi, Pakistan’da yaşadıkları zor hayatı yansıtırken, aile daha sonra bir minibüsle babalarının yaşadığı Giresun’a gitmek üzere yola çıktı.

    BAŞKAN GENÇ’TEN ALLAH RAZI OLSUN

    Yaşadıkları mutluluğu anlatan baba İbrahim Nourzai, “Pakistan’dan Afganistan’a döndüğümde yerlerime el konulduğunu gördüm. Ben de ailemi Pakistan’da bırakarak Türkiye’ye geldim. Üç yıldır ailemi görmüyordum. Küçük çocuğumu doğumundan sonra ilk kez görüyorum. Başkanımız Osman Genç’ten Allah razı olsun. Büyük bir mücadele vererek ailemi Türkiye’ye getirdi ve kavuşmamızı sağladı. Çok mutluyum” dedi. Annesi ve kardeşlerini yıllar sonra ilk kez gören ve kardeşlerine sarılarak hasret gideren ailenin en büyük çocuğu Rıza da, çok mutlu olduğunu belirterek, Başkan Genç’e teşekkür etti.

    İNSANİ BİR ÇALIŞMA

    Canik Belediyesi olarak sadece fiziki projeler değil, insani projelere de imza attıklarını belirten Başkan Osman Genç de, “Ailenin durumu bize 7-8 ay önce iletildi. Hemen harekete geçtik. Ancak Pakistan’da yaşayan aileye ulaşmakta güçlük çektik. IHH’nın da desteğiyle aileye ulaştığımızda aile üyelerinin kimlik ve pasaportlarının olmadığını öğrendik. Daha sonra bu resmi işlemleri halletmek için çalıştık. Aile üyeleri Pakistan’dan daha önce gelecekti, ancak hava muhalefeti nedeniyle bugüne kaldı. Böyle insani bir çalışmaya imza attığımız için çok mutluyuz” dedi.

  • NATO’nun 60 Yıllık Engeli Aşıldı

    Osmanlı padişahı Abdülhamit’in hayali olan ancak savaşlar ve siyasi krizler sebebiyle gerçekleştirmeye fırsat bulamadığı, 1955 yılında Adnan Menderes’in Başbakanlığı döneminde yapılmasını istediği ancak Sovyet tanklarının sıcak bölgelere ineceği korkusuyla NATO’nun engellediği Karadeniz-Akdeniz Yolu’nun birinci etabı olan ’Ordu-Sivas yolu’ndan bugün Rus tankları yerine nakliye kamyonları mekik dokuyor.

    1880 yılında Sultan 2. Abdülhamid döneminde projesi çizilen ancak savaşlar ve parasızlık sebebiyle bir türlü gerçekleştirilemeyen, hatta bir dönem Sovyet tanklarının sıcak bölgelere ineceği korkusuyla NATO tarafından yapılması engellenen Ordu-Sivas yolunun birinci etabı Karadeniz’in sert ve engebeli coğrafyasının zorlu şartlarına rağmen Türk mühendislerinin Ferhat misali dağları delmesiyle ulaşıma açıldı.

    Toplam 88 kilometreden oluşan, bunun 15 km’lik etabı ulaşıma açılan ve diğer bölümlerinden kontrollü ulaşım sağlanan Ordu-Sivas yolunda uzunluğu 15 km olan 25 tünel bulunuyor. Halen trafiğe açılan birinci etabında 2 bin 267 metre tünel ve 333 metre uzunluğunda 500 metre yüksekliğinde viyadük bulunan yolda nakliye araçları Karadenizv e İç Anadolu arasında mekik dokuyor.

    ABDÜLHAMİT YOLU FRANSIZLARA ÇİZDİRMİŞ

    Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Ordu-Sivas yolunun Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan en kestirme yol olduğunu belirtti. Vali Balkanlıoğlu, “Ordu-Mesudiye üzerinden Koyulhisar-Sivas oradan Kayseri derken Adana’ya kadar gidilecek. Adana’ya geldiğiniz zaman zaten GAP ve Akdeniz tarafı karşınıza çıkıyor. GAP’ı ve Akdeniz’e bağlayan en kestirme yol burasıdır. Bu güzergah Sultan Abdülaziz döneminde incelenmiş, Sultan Abdülhamit döneminde de somut adımlar atılmış. O yüzden Sultan Abdülhamit’in rüyası diye biliniyor bu güzergah. Projenin Fransız mühendisler tarafından çizilip projelendirildiğine ilişkin belgelere de ulaştık. İlk proje çizimleri 140 yıl önce yapılmış” dedi.

    “SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE PARANOYA GEÇİRDİK, ÇÜNKÜ NATO’YA MUHTAÇTIK”

    Soğuk savaş döneminde yolun yapımının NATO tarafından engellendiğini bilgilerinin mevcut olduğunu dile getiren Vali Balkanlıoğlu, “Geçmişte soğuk savaş döneminde Rus işgali olabilir, komünizm gelir, 6 ay içinde Ruslar işgal eder gibi paranoya geçirdiğimiz dönemler oldu bizim. Buradan Ruslar çıkarma gemileriyle gelir, hazır yoldan Anadolu’nun içlerine rahat ulaşır diye düşünüldüğü dönemler oldu. Çünkü o dönemde NATO’ya muhtaçtık” diye konuştu.

    “ABDÜLHAMİT’İN RÜYASI GERÇEKLEŞECEK”

    Toplam 88 km olan yolun 15 km’lik birinci etabının açıldığını, yine bu güzergah üzerinde büyük bir baraj (Topçam Barajı) inşa edildiğini de kaydeden Vali Balkanlıoğlu, “Bu yol 3 etap halinde yapılacak. Birinci etabı bitti. İkinci etabı bu yıl bitecek. Üçüncü etabı ise önümüzdeki sene tamamlanacak. Aslında daha öncede bitecekti ancak malum Karadeniz’in arazilerinin çoğu tapulu mülk. Bunların bir bölümü de büyük hissedarlara bölünmüş. Onları razı etmek oldukça zor oluyor. Mahkemeler, bilirkişiler derken gecikmeler yaşandı. Ancak birkaç sene içerisinde bu yol tamamlanmış olacak. Ordu’ya bir liman yapılması halinde Karadeniz ile Anadolu ve Akdeniz arasında ihracat yolu olma potansiyeli de yüksek. Açılacağı günleri sabırsızlıkla bekliyoruz. Abdülaziz ve Abdülhamit’in rüyası günümüzde gerçekleşecek inşallah” açıklamasında bulundu.