Etiket: Yıllık

  • Yanlış Cam Kullanımı Türkiye’de Yıllık Yaklaşık 20 Milyar TL Enerji Kaybına Neden Oluyor

    Türkiye’de en önemli sektörlerin başında gelen inşaat sektörü camcılığı da gözde meslek yaptı. Bir zamanlar ısı yalıtımı sorunu nedeniyle küçük pencereli olan evler yerine nereyse boydan boya duvarları kaplayan pencereleri evlere bırakınca camcılık mesleği de gözde meslekler arasında yer aldı.

    Gelişen teknolojiye paralel olarak üretilen yeni camlar sayesinde konut ve işyerlerinin daha güvenli ve ferah hale geldiğini belirten Aydınlı camcılardan Fatih Kıyar, ısı yalıtımlı camlar sayesinde hem enerji tasarrufu sağlandığını hem de insanların artık ferah yaşam mahallerine kavuştuğunu söyledi.

    Camın ömrünün aslında demirden daha uzun olduğunu aynı zamanda çevre dostu da olan camın düşük maliyeti nedeniyle yaşam mahallerinde daha çok kullanılmaya başlandığını belirten camcı Fatih Kıyar, “Aydın’da eskiden sadece yaz dönemlerinde işler yoğun olurdu. İnşaat sektörü ve camın sağlığa olan olumlu etkisinin anlaşılması ile sektörde yaz kış işler yoğunlaştı. Eskiden ince olması ve çok küçük darbe ile kırılması nedeniyle ev işyerlerinde cam tercih edilmezdi. Artık kurşun geçirmez, ısı yalıtımı sayesinde enerji kaybını önleyen camlar sağlığa da olan etkisi ile yaşam mahallerinde daha çok tercih edilmeye başlandı. Bu da bizim sektöre canlılık getirdi” dedi.

    “TÜRKİYE’DE YALITIM SORUNU NEDENİYLE MİLYARLARCA LİRA PARA BOŞA HARCANIYOR”

    Ülkemizde ev ve iş yerlerinde boşa harcanan paraların başında yalıtımsız binalardaki ısınma ve serinlemede kullanılan enerji giderinin geldiğini belirten Kıyar, “Yapılan hesaplamalara göre Türkiye’de yıllık kullanılan toplam enerji 105.000.000 TEP (Ton Esdeger Petrol) karşılığı 65 milyar $’dir. Bu ihtiyacın yüzde 74’ü ithal ediliyor. 2008 verilerine göre 48 milyar $ enerji ithalatı yapıyoruz. Bu enerjinin önemli bir bölümü olan 26,4 milyon TPE’nin binalarda kullanıldığı düşünüldüğünde sadece 13,6 milyar $ kadar binaların enerji sarfiyatında harcanıyor. Bunun yüzde 50’si kayıp olduğu varsayılsa bile yılda, 6,8milyar $ yaklaşık 20 Milyar TL boşa harcanıyor. Bu sorunun da çözümü sağlıklı ve yalıtımlı cam kullanmaktan geçiyor. İnsanlarımız hem güneş ışığından faydalanmak hem de enerji kaybını önlemek için cam kullanımına ağırlık verdi” diyerek yalıtıma uygun takılan camların hem sağlık hem de ekonomi dostu olduğunu söyledi.

  • 200 Yıllık Köy İlk Defa Siverek Belediyesi’nden Hizmet Aldı

    Siverek ilçesine 45 kilometre mesafede bulunan 200 yıllık Kayalı (Hedro) Mahallesi, tarihinde ilk kez Siverek Belediyesi’nden hizmet aldı.

    Siverek Belediyesi Fen İşleri ve Kırsal Hizmetler Müdürlüğü ekipleri, Büyükşehir yasasıyla birlikte mahalle statüsüne kavuşan köylerde yol açma, genişletme çalışmaları ile stabilize yol çalışmalarına devam ediyor.

    Mevsim şartlarının uygun olması nedeniyle yol çalışmalarına yoğunluk veren Siverek Belediyesi, planlamalar çerçevesinde kırsal mahalle yollarını yapmaya başladı. Çalışmalar kapsamında özelikle kış aylarında kötü hava koşullarından dolayı mağduriyet yaşayan vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için harekete geçen Kırsal Hizmetler Müdürlüğü, 200 yıllık yerleşim yeri olan Kayalı Mahallesinde çalışmalara hız verdi.

    Ekiplerin 10 günlük çalışmasının ardından Kayalı’da, mahalle içi yol yapımında sona gelindiği bildirildi. Çalışmaların yerinde inceleyen Siverek Belediye Başkan Yardımcısı Hacı Ahmet Öncül, Kayalı mahallesinde 8 kilometre yol ağının tamamlandığını söyledi.

    Öncül, “Özellikle Bucak bölgesi diye bilinen Fırat kıyısındaki çok sayıda mahallemiz geçmiş dönemlerde hizmetten mahrum kalmıştı. Belediye Başkanımız Resul Yılmaz “Bize inanın ve güvenin. Verdiğimiz sözleri mutlaka yerine getireceğiz” demişti. Söz verdiğimiz gibi çalışmalarımızı peyderpey tamamlıyoruz. İlçemiz büyük bir hizmet alanına sahip, 650 tane kırsal mahallemiz var. Bütün hepsine aynı anda ulaşmamız mümkün olmuyor. Halkımızın göstereceği sabırla Allah’ın izniyle hizmetin gitmediği mahallemiz kalmayacak” dedi.

    Kayalı Mahallesi sakini Mithat Akçiçek, 200 yılık geçmişe sahip mahallede daha önce hizmet alamadıklarını söyledi. Akçiçek, “Mahallemiz yaz ayında tozdan, kış ayında çamurdan geçilmezdi. Belediye Başkanımız Resul Yılmaz’a çok teşekkür ederim. Daha önce hiçbir şekilde hizmet almamıştık. Başkanımızın duyarlılığıyla mahallemizin yolları yapıldı. Tüm mahalle olarak son derece memnun kaldık. Allah razı olsun” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Fedakar Eş, 42 Yıllık Hayat Arkadaşına Böbreğini Bağışladı

    Böbrek yetmezliği teşhisi konulduktan sonra 6 ay boyunca diyaliz tedavisi gören 55 yaşındaki Cemalettin Güz, 42 yıllık hayat arkadaşı Nimet Güz sayesinde hayata tutundu. Eşinin yaşadığı sağlık sorunlarına daha fazla dayanamayan Nimet Güz, verdiği böbrek ile eşinin derdine derman oldu.

    Silivri’de 42 yıldır aynı yastığa baş koyan 6 çocuklu Güz çifti, 1,5 yıl önce Cemalettin Güz’ün böbrek yetmezliği rahatsızlığı olduğunu öğrendi. Eşinin sağlığına kavuşması için böbrek nakli olması gerektiğini öğrenen Nimet Güz, eşini kontrol için götürdüğü hastanede kendi tetkiklerini de yaptırarak böbreğini vermek için gönüllü oldu. Nakil için engel bulunmadığının tespit edilmesinin ardından Bakırköy Prof. Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde organ nakli olan çift, yapılan başarılı ameliyat sonrası mutlu günlerine geri döndü. Güz çifti, ilerleyen yaşlarına rağmen birbirlerini çok seviyor ve hayatın bütün zorluklarına birlikte göğüs geriyor.

    ORGAN NAKLİ BEKLEYEN KAYITLI HASTA SAYISI, 20-22 BİN CİVARINDA

    Diyalizin böbrek yetmezliğinin en çok uygulanan tedavisi olduğunu belirten Nefroloji Kliniği’nde görevli Prof. Dr. Süheyla Apaydın, “Her böbrek hastalığı hemodiyaliz ile sonuçlanmayabilir. Hemodiyalize giren hastaların da yaklaşık yarısı organ alabilir durumdadır ama kayıtlı hastamız yaklaşık olarak 20- 22 bin civarında. Organ beklemenin süresi bizde çok uzun. Dünyada bu 18 ay ile 36 ay arasında değişiyor. Biz de bu süre çok uzun olabiliyor. Problem, bekleyen sayısından daha çok bekleme süresi” dedi.

    “TEMEL PROBLEM KOMA İLE BEYİN ÖLÜMÜNÜN KARIŞTIRILIYOR OLMASI”

    Türkiye’de canlı organ verici sayısının kadavradan organ nakline göre daha yüksek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Süheyla Apaydın, “Türkiye’de çok fedakar annelerimiz olduğu için genellikle hanımlar verici oluyor. Gelişmiş ülkelerde kadavradan organ nakli daha yaygındır. Bizde yaklaşık yüzde 70, yüzde 80 bazen 85 oluyor yıllara göre. Yüzde 25 oranlarında da kadavradan yapılıyor. Kadavra denildiğinde ölüden alınan böbrek değil de, yoğun bakım şartlarında yaşamış artık geri döneceği mümkün olmayan kişilerden alınıyor. Türkiye’deki temel problem koma ile beyin ölümünü karıştırmak oluyor. Beyin ölümü gerçekleşen hasta geri dönmez. Beyin ölümü gerçekleşen hastadan organ alınıyor. Organ bağışında zannedildiği gibi din bir engel olmuyor” şeklinde konuştu.

    “BÖBREK NAKLİ EN UCUZ TEDAVİ YÖNTEMİ”

    En ucuz tedavinin organ nakli olduğunu sözlerine ekleyen Apaydın, “Böbrek yetmezliği kalıcı hale geldikten sonra 3 tane tedavi yöntemi var. Birincisi makine diyalizi, yani hemodiyaliz. Bunun evde ve merkezlerde yapılan formları var. İkincisi periton diyalizi ki bu hastalar seçilir. Üçüncüsü organ naklidir. Bütün bu tedavilerin amacı insan ömrünü uzatmak, hayat kalitesini yükseltmek ve o kişiyi ekonomiye katkı sunmak üzere yönlendirmek amacına dayanır. En ucuz tedavi şekli nakildir. Çünkü nakilli hastaların çoğu işe gidip çalışabilir. Hayatını devam ettirebilir ve doğal olarak da ekonomiye katkıda bulunabilir. Diyaliz hastalarına göre nakil olan hastalar daha uzun yaşarlar. Kendi yaş guruplarına uygun olarak tabi ki” ifadelerini kullandı.

    “EŞİM BÖBREĞİNİ VERİP, BENİ AYAĞA KALDIRDI”

    Eşinin fedakarlığı sayesinde yeniden sağlıklı bir insan olduğunu söyleyen Cemalettin Güz, “Birden hastalandım. Hastaneye kaldırdılar beni. Böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. 6 ay yattım hastanede. Eşim Allah razı olsun dayanamayıp bana böbreğini verdi. Haftada 3 kez diyalize giriyordum. Çok sorun yaşıyordum. Hiçbir şey yapamıyordum bütün gün evdeydim. Organ nakli sonrası hayatımda çok şey değişti. Her yere gidip geliyorum. Eşim böbreğini verdi ayağa kaldırdı beni” dedi.

    42 YILLIK EŞİNE BÖBREĞİNİ BAĞIŞLADI

    Eşinin yaşadığı sağlık problemlerine duyarsız kalamadığını dile getiren Nimet Güz ise, “İlk önce çocuklarım böbreğini vermek istedi. Ben kıyamadım çocuklarıma. ’Benim böbreğim tutarsa ben eşime vereceğim böbreğimi’ dedim. 42 senedir ben onunla geçirmişim hayatımı. Hayat müşterek, vermesem olmuyordu. Gözüm görüyordu. Çok hasta oluyordu, halsiz oluyordu çok üzülüyordum. Şimdi sağlığına kavuştu. Eşimle mutluyuz. Birbirimizi çok seviyoruz. Sevmesem ona böbreğimi vermezdim” diye konuştu.

  • 39 Yıllık Evli Çifte Aynı Gün Kalp Ameliyatı

    Tam 39 yıldır aynı yastığa baş koyan Sabiha-Fevzi Sarsu çifti aynı gün art arda kalp ameliyatı olarak sağlıklarına kavuştu.

    Mersin’de yaşayan Sabiha-Fevzi Sarsu çifti Kasım ayında bir yakınlarını ziyaret için Ankara’ya gitti. Bu ziyaret onlar için büyük bir operasyonun da başlangıcı oldu. 66 yaşındaki Sabiha Sarsu sohbet sırasında kalbindeki çarpıntıdan bahsedince ev sahibi yakını kendisini hastaneye götürmeye ikna etti. O güne dek kalbinden hiçbir şikayeti olmayan 67 yaşındaki Fevzi Sarsu da ‘Hanımla birlikte ben de bir kontrolden geçeyim’ diyerek gerekli tetkikleri yaptırdı. Tetkikler sonucunda Sarsu çiftinin kalp hastası oldukları ortaya çıktı.

    Yapılan kontrollerdeki kardiyoloji muayenesinde ilgili uzman hekim çifte koroner arter hastalığı teşhisi koyarak anjiyo yapılmasına karar verdi. Aynı hastanede yapılan anjiyo işlemi sonrasında da Sarsu çiftinin kalp ameliyatı olmaları gerektiği ortaya çıktı.

    “BİRLİKTE İYİLEŞELİM DEDİK”

    Sağlıkta ve hastalıkta birbirine her zaman destek olan Sabiha-Fevzi Sarsu çifti, ansızın ameliyat olmaları gerektiğini öğrenince önce büyük bir şaşkınlık ve endişe yaşadı.

    Ardından çift, Acıbadem Adana Hastanesi’ne başvurdu. Prof. Dr. Bülent Kısacıkoğlu, Op. Dr. Bülent Bolat ve Op. Dr. Ömer Ulular’dan oluşan kalp-damar cerrahisi ekibine muayene olduktan sonra da ameliyat olmak üzere hastaneye yatışları yapıldı.

    Çitf, ‘sağlıkta, hastalıkta hatta ameliyat masasında’ diyerek aynı gün ameliyat olmayı istedi. Bu istekleri olumlu karşılanınca da aynı gün ameliyata alındı.

    Sarsu çifti ameliyatın ardından bir gün yoğun bakımda kalıp ertesi gün önce normal odalarına alındılar, daha sonra da sağlıklarına kavuşmuş olarak taburcu oldular. İki çocuk sahibi çift, hastaneden taburcu olduktan sonra bir süreliğine evli olan büyük oğlunun yanında kaldılar.

    Sabiha Sarsu, ameliyatla ilgili olarak, “Birlikte aynı gün olalım aynı zamanda iyileşelim istedik” dedi.

    Emekli orman mühendisi Fevzi Sarsu ise eşiyle birlikte yıllardır sağlıklı beslenmeye dikkat ettiklerini ve sigara içmediklerini; ameliyattan önce kendisinin haftada 5 gün yürüyüş yaptığını anlattı.

    Dr. Bülent Bolat, her iki hastanın da kalp rahatsızlıklarının genetik olduğunu belirterek açık kalp ameliyatının başarıyla gerçekleştirildiğini söylüyor. Daha önce de evli çiftleri ameliyat ettiklerini ama bu kez işlemin hastaların isteğiyle aynı gün gerçekleştiğini belirten Dr. Bolat, “Sabiha Sarsu’nun iki, Fevzi Sarsu’nun da tıkalı olan 3 kalp damarına göğüs içerisinden ve bacaklarından alınan damarla by-pass yaptık ve onlar için birlikte iyileşme süreci başladı” diye konuştu.

  • 370 Yıllık El Yazması Kitabı Müze’ye Hediye Etti

    Gümüşhane’nin yaşayan efsane dağcılarından 60 yaşındaki Cemil Atay, dedesinden kalan 370 yıllık el yazması kitabı Gümüşhane İkizevler Etnografya Müzesi’ne hediye etti.

    Yıllarını verdiği Gümüşhane’den ayrılarak Kocaeli’nin Gölcük ilçesine taşınan Atay, gitmeden önce dede evinde bulduğu ve uzmanların en az 370 yıllık dediği el yazması kitabı Gümüşhane İkizevler Etnografya Müzesi’ne hediye ederek şehirden ayrıldı.

    Kur’an tefsiri olduğu düşünülen ve büyük oranda sağlam şekilde muhafaza edilen kitabı dede yadigarı evde bulduğunu ve Gümüşhane Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli uzmanlara gösterdiğini kaydeden Atay, el yazması kitabın Arapça yazıldığını ve Osmanlıca terimler içerdiğini belirlediklerini söyledi.

    Atay, kitabın müzede daha iyi korunacağını ve içeriğinde neler olduğunun daha iyi anlaşılabileceğini sözlerine ekledi.