Etiket: Yıllardır

  • 8 Çocuk Babası, Yıllardır Karnında Taşıdığı 20 Kilogramlık Kitleden Kurtuldu

    Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği eğitim sorumlusu Prof. Dr. Yusuf Yağmur gerçekleştirdiği başarılı bir ameliyat ile 8 çocuk babası 55 yaşındaki Feyzi Aslantaş’ı tekrar sağlığına kavuşturdu. Prof. Dr. Yağmur yaptığı başarılı ameliyat ile Aslantaş’ın karnında yıllardır bulunan 20 kilogram ağırlığındaki kitleyi çıkarmayı başardı.

    Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi başarılı ameliyatlarına bir yenisini daha ekledi. Genel Cerrahi Kliniği eğitim sorumlusu Prof. Dr. Yusuf Yağmur, bir hastasın daha sağlığına kavuşturdu. Karnında 20 kilo 300 gramlık kitleyle yaşayan 8 çocuk babası 55 yaşındaki Feyzi Aslantaş, Genel Cerrahi Kliniği eğitim sorumlusu Prof. Dr. Yusuf Yağmur’un başarılı ameliyatı ile eski sağlığına kavuştu. Konuyla alakalı açıklamalarda bulunan ve hastalık hakkında bilgiler aktaran Genel Cerrahi Kliniği eğitim sorumlusu Prof. Dr. Yusuf Yağmur, “Malign yumuşak doku tümörleri olan liposarkomlar retroperitonda ve karın içinde sessiz klinikleri nedeniyle genellikle büyük boyutlarda karşımıza çıkmaktadır. Altın standart tedavi geride tümör bırakmadan yapılacak tüm kitlenin çıkarılmasıdır. Bu vakada olduğu gibi 40X30 santimetre olan 20 kilogram gibi dev boyutlara ulaşarak karın içindeki organları bir tarafa itebilirler. Bu tümörler retroperitonun en sık yumuşak doku tümörleridir. Tüm yumuşak doku tümörleri içinde ise malign fibröz histiyositomdan sonra ikinci sırada gelirler. Sıklıkla 40 ve 60’lı yaşlar arasında görülür. Liposarkomlar başlangıçta bulgu vermemeleri ve yavaş büyüme karakterleri nedeniyle oldukça büyük boyutlara ulaşabilirler. Karın içi tüm kitlelerde olduğu gibi, retroperitoneal liposarkomların değerlendirilmesinde de radyolojik görüntülemede bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntülemede MRG çekilir. Hastalığın tedavisinde bütün halinde kitlenin çıkarılması esastır” dedi.

    Türkiye’de Hacettepe Hastanesi dahil bir çok hastaneye giden ancak bir türlü sağlığına kavuşamadığını belirten Feyzi Aslantaş, doktorların ameliyat olursan masadan kalkamazsın dediğini söyledi. Yıllardır işsiz ve yeşil kartlı olduğunu, bu hastalık yüzünden de çok çektiğini belirten Aslantaş “Tam ümidimi yitirmiş hayata küsmüş iken, Prof. Dr. Yusuf hocayı bulduk ve kendisini bize önerdiler, geldik hastaneye hemen tetkik ve tahlillerimizi yaptı. 20 kilo 300 gramlık büyük bir kitle karnıma oluşmuştu ve doktor bey ameliyata karar verdi. Başarılı bir ameliyat ile o kitleyi karnımdan aldılar. 65 kiloydum 45 kiloya düştüm. Ameliyat esnasında ve sonrasında hiçbir şekilde tek masrafımız gitmedi. Hastanede tüm genel cerrahi servisinde yattığım süre içerisinde personeller doktorlar hemşireler bana çok iyi baktılar. Bu mübarek ayda hayatımı kurtardı. Allah kendilerinden razı olsun. Çok mutluyum” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Çocukluk Hayaliyle Yıllardır Şampiyonalarda Boy Gösteriyor

    Eskişehir’in İnönü ilçesinde Türk Hava Kurumu (THK) tarafından düzenlenen “F3A Radyo Kontrollü Model Uçak Akrobasi Türkiye Şampiyonası”na katılan Tamer Abaşlıoğlu, katıldığı şampiyonalarda yıllardır derece elde ediyor.

    Türk Hava Kurumu’nun havacılığı sevdirmek ve yaygınlaştırma çalışmaları kapsamında düzenlediği şampiyonada, model uçaklar kıyasıya mücadele etti. Bu yıl İnönü’de 15’incisi gerçekleştirilen şampiyonada yarışmacılar, hem ferdi hem de takım olarak değerlendirilirken, nefes kesen akrobatik hareketlerle de izleyicileri büyüledi. 48 yarışmacının yer aldığı şampiyonaya yarışmacılarından Tamer Abaşlıoğlu, çocuklukta başlayan sevdasıyla yıllardır yarışmalarda boy gösteriyor. Geçmiş yıllardaki şampiyonalarda ikinciliği ve üçüncülüğü bulunan ve 2010 yılında model uçakla ilk birinciliğini elde eden Abaşlıoğlu, son 4 yıldır düzenlenen yarışlarda da üçüncülüğü elden bırakmıyor.

    “ÇOCUKLUK HAYALİM PİLOT OLMAKTI”

    Çocukluğunda pilot olmayı hayal ettiğini anlatan Abaşlıoğlu, model uçakların halk arasında yaygın olmadığını belirtti. Halkın model uçaklara oyuncak gözüyle bakmasının rahatsızlık verdiğini ifade eden Tamer Abaşlıoğlu, “Modelcilikle 89-90’lı yıllarda tanıştım. Çocukluktan beri çok sevdiğim, merak ettiğim bir şeydi. Bir arkadaşım vasıtasıyla bir fırsat buldum. Model uçak radyo kontrollü model uçakla tanışmış oldum. Zaten model uçakla uğraşan birçok arkadaşımızın çocukluk hayalidir pilot olmak. Bir kısmı bu hayale kavuşamasa, bu da bir pilotluk biliyorsunuz. Halk arasında yaygın olmaması ve uzaktan bakıldığında bir oyuncak gibi gözükmesi bizi rahatsız ediyor. Aslında çok ciddi bir iş. Yani böyle basitçe hemen öğrenilebilecek yapılacak bir iş değil. Çok da zor değil ama havacılığı sevmekle alakalı bir şey. Birçok gencimiz, birçok genç kardeşimiz başlıyor. İmkanları doğrultusunda devam edenler var. Çok yetenekli Türk pilotlarımız var. Türkiye’de maalesef çok katılımcı bulamıyoruz bu branşa. Fakat diğer branşlarımızda Avrupa dereceleri almış birçok arkadaşlarımız gençlerimiz var. Bu biraz da pahalı bir hobi gibi bu kısmı” dedi.

    “İNÖNÜ BİZİM İÇİN FIRSAT OLDU”

    Abaşlıoğlu, 2010 yılında birincilik aldığını dile getirerek açıklamasını şu şekilde sürdürdü;

    “İlk 6 sene içerisinde hep ikincilik üçüncülük gibi sıralarda yer aldım. Tabii ki bu bir tecrübe kazanmak isteyen bir şey. 2009’da tekrar döndüm. 1996’da ara verdim modelciliğe. 12 yıl aradan sonra 2008-2009 da tekrar başladık. 2010’da ilk Türkiye birinciliğini aldım. 2011’de Türkiye Şampiyonası yapılmadı. 2012’de ikinci oldum. 13’den beridir üst üste üçüncü şampiyonluğu aldım. Bu sene bakalım dördüncülüğü yakalayabilecek miyiz? Burada bizim yaptığımız branş, ciddi meleke, yetenek ve çalışmak isteyen bir şey, disiplin isteyen bir şey. İstanbul’da birçok yer var. Yeni yeni de çoğalmaya başladı. Fakat tabi çok arzu edilen seviyede değil. İnönü bizim için bir fırsat oldu. Çok güzel bir doğa, yeşillik içerisinde bütün arkadaşlar çok seviyoruz burada yarışmayı. Çünkü gençliğimizde izci kampı gibi bizim böyle 3-4 günlük toplanmamız, bir araya gelmemiz, değişik bir hava oluşturuyor.”

  • “Yıllardır Çaylar Bizden”

    Türkiye’nin büyük çay üreticilerinden Çaykur, Yeşilçam filimlerini konu alan yeni reklam filmiyle çayın hayatımızdaki belki de fark etmediğimiz vazgeçilmez yerine dikkat çekti.

    Özellikle sosyal medyada beğeniyle karşılanan ve Çiçek Abbas’tan Katma Değer Şaban’a, Ateş Böceği’nden Tatlı Kaçık’a, Çirkinler de Sever’den Ayşecik Cimcime Hanıma kadar tam 18 Yeşilçam filminden montajlanarak oluşturulan reklam filmi, “yıllardır çaylar bizden” diyerek bizi o günlere götürüyor.

    Çayın eşlik ettiği 127 sahne arasından seçilen karelerle ortak hafızamız olan Yeşilçam filmlerini yine ortak sevdamız olan çayla bir araya getiriyor. Birçok insanın ne zaman hayatına girdiğini bile hatırlamadığı ama “hep orada” olan Çaykur, bu zamansız filmi ile izleyicilerin kalbini kazandı. Filmin sonunda iki yıldır üst üste aldığı Türkiye’nin En Sevilen Çay Markası Ödülü Lovemarks için Türkiye’ye teşekkür ediyor. Çaykur’un yeni reklam filmi, farklı yaklaşımı ile dikkat çekerken, bu reklamın hazırlıkları için 5,248 Yeşilçam filminin izlendiği, kurgu ve montajı için 300 saat, filmin hazırlanışı için fiili 600 saat mesai harcanıldığı bildirildi. Reklam filminde 18 farklı Yeşilçam filmi bağlanarak son montajı yapıldı. 60 ana oyuncu ve figürasyon ile Türkiye reklam tarihinin belki de en fazla ünlü bulunan bu reklam filmi, Yeşilçam’ın efsanevi oyuncularına selam gönderiyor.

  • Yıllardır Çektiği Baş Ağrısı Beyincik Sarkmasıymış

    Beş yıldır baş ağrısı çektiği şikayetiyle Medicana International İstanbul Hastanesine gelen genç kadına, binde bir görülen ’beyincik sarkması’ teşhisi konuldu. Şiddetli baş ve boyun ağrısı şikayeti ile birçok doktora giden Hatice Kaya uzun yıllar konulamayan teşhis ve araştırmalar sonrasında Medicana International İstanbul Hastanesine gelerek muayene oldu. Yapılan tetkik sonrasında Hatice Kaya’ya binde bir görülen beyincik sarkması tanısı konuldu.

    Medicana International İstanbul hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hidayet Akdemir, beyincik sarkması hakkında şöyle dedi: “Bu hastalık doğuştan gelen anomali olup en sık 30’lu yaşlarda şikayet vermektedir. Beyinde dolaşan beyin suyunun düzenli akmaması sonrası bu hastalar sağlıklarına kavuşmak için hastane arayışına girer.

    Tanı koyulamadığı için hastanede 10 ayrı bölüme başvururlar.”

    Hastalıkla ilgili belirtilerin olduğunu dile getiren Prof. Dr. Akdemir, şunları söyledi:

    “Şikayetlerin bazıları omurilik içinde içi sıvı dolu kavite olması ile ilgilidir. Şiddetli baş ve boyun ağrısı, aksırma ve kollarda ağrı ve ısı duyusunun kaybı, ıkınma ile artış gösteren ağrı olması, ensede olan ve öksürme, kas gücünün el ve kollarda kaybolması, düşme atakları, kas güçsüzlüğü nedeniyle yere kapaklanma, baş dönmesi, denge problemleri, çift ya da bulanık görme önemli belirtileridir. Hastamız işte bize şu şikayetlerle geldi yapılan tıbbı testler sonrası beyincik sarkması olduğu ve şikayetleri ile uyumlu bulunması üzerine başarılı bir beyincik ameliyatı yapıldı, beyindeki su yolları dolanımı sağlandı.”

    OPERASYON BAŞARILI GEÇTİ

    Öncelikle beyincik sarkmasının hangi tip olduğunu bulmak ve diğer hastalıklar konusunda çok iyi araştırma yapmak gerekir. Ayrıca Beyincik Sarkması şikayet veriyor mu bu sorunun cevabı bulunmalıdır. Birinci tip olan beyincik sarkması adeta bel fıtığındaki sinir sıkışmasına söz konusudur. Beyincik sarkmasında en sık yapılan ense bölgesinden beyincik sinirlerinin rahatlatılmasıdır. Bu ameliyatta en önemli konu beyinde dolaşan su yollarının açık tutulmasıdır. Bu yapılan olgularda şikayet düzelir ve mükemmel bir sonuç alınır. Eğer hastalığın sebebi ortadan kaldırılmazsa maalesef şikayetlerde iyileşme olmaz ve hastalık nükseder.

    İKİ YIL ÇOCUĞUMU KUCAĞIMA ALAMADIM

    Beyin sarkması tanısı nedeniyle opere edilen Hatice Kaya yaşadığı hassas dönemi şöyle özetledi: “Uzun yıllar araştırdım. Yaşadığım ağrılar, basınçlar her geçen gün artıyordu. Sırtımda boynumda devamlı bir ağrı hissediyordum. Öksürünce gülünce kafamda basınç oluyordu, beynim yerinden çıkacak gibi oluyordu. Hollanda’da gittiğim cerrahlar tanı koymak bir kenara ’masada kalırsın’ dedi. Bu süre beni yordu. Ailem etkilenmesin diye sakladım. İşte bu yaşadığım şikayetler nedeniyle iki yaşında olan çocuğumu kucağıma alamadım. En acılı kısmı da buydu.”

    TEDAVİ İÇİN İYİ Kİ TÜRKİYE GELMİŞİM

    Hatice Kaya, ameliyat sonrası duygularını şöyle ifade etti: “Yaptığım araştırmalar sonrasında Türkiye’ye gelmeye karar verdim. Prof. Dr. Hidayet Akdemir ve değerli ekibi her süreçte destek oldu. Operasyona girdiğimde yaşadığım heyecanı size anlatamam. Çünkü hayata karşı sorumluluklarım var. Ameliyat oldum. Şimdi çok iyiyim. Şikayetlerim artık yok ve artık çocuğumu kucağıma alıyorum. İyi ki Türkiye’ye gelmişim.”

  • Teski, Uzun Yıllardır Kullanılmayan Ayaklı Su Deposunu Yıktı

    Tekirdağ’ın Muratlı ilçe merkezinde bulunan, 1967 yılında yapılan ve yaklaşık 15 yıldır kullanılmayan, 100 tonluk su deposu, Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) ekipleri tarafından gerekli izin ve önlemler alınarak yıkıldı.

    Yıkım süresince TESKİ Genel Müdür Yardımcısı Feyzi Ünal ve Muratlı TESKİ Şube Müdürü Okan Yeşilmen yıkım ekibine refakat etti. Yıkım esnasında civardaki evler her ihtimale karşı boşaltıldı. Alınan güvenlik önlemleri kapsamında ambulans, itfaiye, polis ve zabıta ekipleri hazır bulundu.

    Yıkımın başarıyla tamamlanmasının ardından TESKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa, yıkım alanında incelemelerde bulundu ve enkaz kaldırıldıktan sonra çevre düzenlemesi ile çok güzel bir görüntüye bürünecek olan tesisin TESKİ’ye kazandırılacağının bilgisini verdi.