Etiket: Yıllardır

  • (Özel Haber) Yıllardır yanlış bilinen Roma Havuzu hikayesinde gerçek ortaya çıktı

    Niğde Müze Müdürü Arkeolog Fazlı Açıkgöz, Antik Mısır’ın son kraliçesi VII. Kleopatra’nın Niğde’de bulunan Roma Havuzunda süt banyosu yaptığının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

    Niğde Müze Müdürü Arkeolog Fazlı Açıkgöz, Kleopatra’nın milattan önce 69 ile 30 yılları arasında yaşadığı, Roma Havuzunun ise milattan sonra 2. yüzyılın sonu ile 3. yüzyılın başında inşa edildiği için tarihlerin tutmadığını söyledi. Açıkgöz, ‘‘İnsanlar bulundukları yerin tarihi yerlerini rivayetlerle abartarak araştırmalarını istediklerindendir. Çünkü Kleopatra’nın bu havuzla çok ilgisinin olmadığını düşünüyorum. Çünkü Kleopatra milattan önce 69 ile 30 yılları arasında yaşadı. 11. Pitelema Mısır Kralının kızı olan Kleopatra 18 yaşında Mısır’ın başına geçmiş ve Mısır’da yaşamış birisidir. Bizim Roma havuzu milattan sonra 2. yüzyılın sonu ile 3. yüzyılın başında inşa edildiği için bu rivayet sadece söylenti olarak kalabilir. Buradaki yapılan araştırmalarda söylenen rivayet ile ilgili bir şeyle karşılaşmadık’’ dedi.

    Olimpik ölçülerde olan bir havuz

    Romalılar tarafından milattan sonra 2. yüzyılın başında inşa edilen bu havuz halk tarafından Roma Havuzu diye biliniyor. Teknik olarak havuzun doğal kayanın açılıp bütün kenarlarını kesme taş ve mermer blok taşlarının örülmesi ile inşa edildiğini anlatan Açıkgöz, havuzun tarihini şu şekilde anlattı:

    ‘‘Burada bir doğal su kaynağı var. Bu doğal su kaynağının hemen çıktığı yerde inşa edilmiş bir havuz. Roma döneminde yanı başındaki sütun ayaklarında olduğu Zeyos ‘Aspamayos’a adanmış bir tapınak var. Burası Tyana ile ilgili bir alan. Bu havuzun asıl önemi o dönemdeki Tyana antik kentine burada kaynaktan çıkan suyu böyle bir havuzda toplayıp daha sonra yer altı kanalları ve daha sonra da su kemerleri ile suyu oraya taşımıştır. Burada kazı yapan heyetlerin ve araştırmacıların verdikleri bilgiye göre, Roma döneminde 30 binlik bir nüfus var. Oradaki o nüfusa su ihtiyacını karşılayan kaynaktan söz ediyorlar. Bu kaynağın başındaki Roma Havuzundan söz ediyorlar. O dönemdeki inanışlara ve halk arasındaki söylentilere göre buradaki havuza bir insanın yalan söyleyip, söylemediğini anlamak için bu havuza girdiklerinde tüm yalanlarının ortaya çıktığı inanılan bir durummuş.’’

    İnşaat halindeyken taşların arasına sikkeler yerleştirmişler

    Romalıların bir geleneğini anlatan Açıkgöz, ‘‘Yaptıkları her inşaatlık faaliyetteki harcının içerisine sikkeler ya da metal parçaları koyuyorlar. Bizde burada bulduğumuz sikkelerin krozyon tabakasının temizlenip korservasyonundan sonra buradaki havuzun bire bir olarak Roma İmparatoru Kara Kalla döneminde yapıldığı tespit ettik. Milattan sonra 197 ile 217 yılları arasında yapıldığı öğrenmiş oluyoruz’’ diye konuştu.

  • Meslek Hastalıkları Hastanesi yıllardır işçilere hizmet veriyor

    İstanbul Anadolu Güney Kamu Hastaneleri Birliği, İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada bünyesinde bulunan Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin uzun yıllardır işçinin ve işyerlerinin, meslek hastalıklarının ve iş kazalarının yıkıcı zararından korunması için destek sağladığına dikkat çekti.

    İstanbul Anadolu Güney Kamu Hastaneleri Birliği 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası nedeniyle bir açıklama yaparak, hastanenin işçilere nasıl ve hangi koşullarda hizmet verdiği ile ilgili bilgi verdi. İstanbul Anadolu Güney Kamu Hastaneleri’ne bağlı Meslek Hastalıkları Hastanesi, işçilerin ve işyerlerinin meslek hastalıkları ile iş kazalarının zararlarından korunması için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nda yapılan açıklamada, verimliliğin sadece üretimi arttırmak olmadığı, maliyetin sadece ham madde ya da işçilik olmadığı, üreten insanın zarar görmesi durumunda üretimin toplumsal kalkınmayı etkilemeyeceği hatırlatıldı. Ayrıca, birliğin bünyesinde bulunan Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin 1978 yılından bu yana işçinin ve işyerlerinin, meslek hastalıklarının ve iş kazalarının yıkıcı zararından korunması için destek sağladığı bildirildi.

    Açıklamada meslek hastalıklarının yıkıcı zararlarına da yer verilerek, “Meslek Hastalıkları Hastanesi ekibi olarak yüzlerce çevresel ve mesleki toksik maddenin insan organizmasında oluşturduğu etkiyi değerlendirebilecek, meslek hastalıklarını erken tanılayabilecek olanaklarımızı, deneyim ve bilgimizi işverenlerimiz, çalışanlarımız ve halkımızla paylaşıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    Meslek hastalıklarının çoğunlukla etkenleri bilinen ve bu nedenle korunma önlemlerinin başarılı olduğu ifade edilen açıklamada, Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin bilgi, olanak ve deneyimlerinden faydalanmak isteyen işverenlerin çözüm ortağı olmaya devam edeceği vurgulandı. İşverenlere çağrıda bulunan birlik, iş yerlerinde kontrol etmekte zorlanılan bir sağlık risk etmeni söz konusuysa, çalışanların sağlık izleminde, kimyasal maddelerin olası zararlarının değerlendirilmesinde, yüksekte çalışma, ince el becerileri gerektiren iş, araç sürücüleri gibi başkaları için de tehlikeli iş tanımlarında çalıştırılacak personelin yeteneklerinin değerlendirilmesinde, çalışanların yaşıtlarından daha fazla ağrısı olması ve hareket kısıtlılığı gibi durumlarda İstanbul Anadolu Güney Kamu Hastaneleri Birliğine bağlı Meslek Hastalıkları Hastanesinde mesleki muayene olabileceklerini ifade edildi.

  • Bu camide yüz yıllardır Miraç Kandilinde süt dağıtılıyor

    Bursa’da, Miraç Kandili nedeniyle Hoca Muslihiddin Camii’nde Peygamber Efendimiz’in göğe yükselmesini konu edinen “Miraciye” okutuldu.

    Bursa’da, Miraç Kandili nedeniyle Hoca Muslihiddin (Mahkeme) Camii’nde Peygamber Efendimiz’in Miraç mucizesini konu edinen “Miraciye” okutuldu ve süt dağıtıldı.

    Caminin yer aldığı semtte 1800’lü yıllarda yaşayan Safiye Hatun’un 1888 yılındaki vakfiyesi gereği Miraç Kandili dolayısıyla Peygamber Efendimiz’in göğe yükselişini konu edinen divan olan Miraciye okutuldu. Miraç Kandili’nde Bursa’da 129 yıldır sürdürülen gelenek kapsamında İstanbul’dan gelen ekip tarafından Miraciye okundu. Kutbü’n-nayi Osman Dede’nin Miraciyesi’nin okutulmasına cami cemaati de eşlik etti. Miraciye kıraatinde, Mirac’a yükselişinde Peygamber Efendimiz’e ikram edilmesi vesilesiyle cemaate süt ikram edildi.

    Miraciye okuyan ekipte bulunan Mehmet Safiüddin Erhan, “Mirac, bilindiği gibi Peygamber Efendimizin Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yükseltildiği ve oradan göklere çıkarıldığı gecedir. Burada 1888 yılında Safiye Hatun isminde bir büyüğümüz bir vakıf kurdu. Vakfın birçok şartları var. Bunlardan bir tanesi de burada Mahkeme Camii’nde, diğer adıyla Hoca Musliddin Camii’nde Mirac gecesinde Miraciye okutulmasıdır. Tam 129 yıldan bu yana bu camide Miraciye geleneği sürdürülüyor. Peygamber Efendimize Mirac’da süt ikram edildiğinden dolayı burada Miraciye okunurken cemaate süt dağıtılır. Miraciye Miraç Kandilinde sadece Bursa’da okunuyor. Eskiden İstanbul’da belli makamlarda icra edilmekteydi. Vakıflar idaresi bunun takip etmekteydi. Sonra İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü bunun takibini bıraktı. Tekrar devamı için kendilerine müracat ettik. Bursa’daki Miraciye Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından okutulmaktadır” dedi.

  • Komşu yadigarı kedilere yıllardır sahip çıkıyor

    Uşak’ta 39 yıldır erkek kuaförlüğü yapan Refik Kasım 1983 yılından beri aynı yerde hizmet veriyor. Kasım esnaf komşusundan kedisine emanet olarak kalan kedileri beslemeye devam ediyor.

    Kasım kedileri beslemeye başlamasının hikayesini şu şekilde anlattı; “Nurettin Yamanoğlu vardı merhum şeker fabrikasından emekliydi, üst tarafımızda dükkanı var. Onundu bu kedilerin bir kısmı. Yaklaşık olarak 10 yıl kadar o baktı kedilere, vefat ettikten sonra kediler boşta kaldılar, sağda solda yiyecek arıyorlardı. Bir gün bende bunlara yiyecek vereyim dedim. O zaman birkaç kedi vardı. Ondan sonra yavruladılar büyüdüler çoğaldılar şimdi 20 ’den fazla kedi var, üremeye de devam ediyorlar. Sağ olsunlar eşimiz dostumuz bu kedilerin bakımında bize yardımlarda bulunuyorlar, ciğer veriyorlar , ben de mama alıyorum. Yaklaşık 7-8 senedir bu kedilere bakıyorum. Kediler aynı sülaleden üreyerek çoğalıyorlar, erkekleri de büyüdükten sonra yetişkin olduktan sonra burayı terk ediyorlar, dişiler kalıyor, burada yavrulamaya devam ediyor. Üreme zamanında erkekler geliyor sonrasında gidiyorlar. Hayvanların insanlardan daha sadık olduğunu düşünüyorum. Onlarla ne kadar da uğraşsam zorlasam bana zarar vermiyor, sonra ben yokken buraya gelip sıralanıyorlar, bekliyorlar, hoşuma gidiyor. İnsanlara yardım edeceğime bunlara yardım ediyorum en azından sadık oluyorlar” dedi.

    “Hayvanları sevmeyenlerin insanları sevebileceklerini düşünmüyorum”

    İnsanların bazılarının bu konuda duyarsız olduğunu hatta bazılarının kendisine kızdığını söyleyen Kasım; ” Kedilerin burada olmasından rahatsız olan insanlar var. Ama ben ömrün olduğu ve burada kaldığım müddetçe bu kedileri beslemeye devam edeceğim. Buraya gelen tanıdığım insanlara gerçekten yardıma muhtaç olduğunu bildiğim insanlara da yardım etmeye, elimden geldiği kadar boş çevirmemeye çalışıyorum. Malumunuz bazıları bunu meslek haline getirmiş, duyuyoruz dilencilik yapıyor ama 3 katlı 5 katlı ev var diye. Hayvanları sevmeyenlerin insanları sevebileceklerini düşünmüyorum. Kedilerin içinde rahmetli Nurettin ağabeyin zamanında kalan biri de var yaklaşık 10-12 yaşında, yaşlılığından dolayı kulakları bile duymuyor artık. Ama bir cesareti var köpekleri kovalıyor. Bunların hepsinin adı fındık, hepsine fındık diye sesleniyoruz. Yemek kaplarını da Uşak Hayvanları Koruma Derneği hediye etti, sağ olsunlar, önceden pet şişeleri keserek kap olarak kullanıyordum gelip geçerken görmüşler ve bu kapları hediye ettiler kendilerine teşekkür ediyorum. Buradan kedi alıp evine götüren arkadaşlarımız da oldu ancak kediler belirli bir süre sonra geri dönüyorlar. Ben de burada olduğum ve gücümün yettiği sürece kedilere bakmaya devam edeceğim.” dedi.

  • Yıllardır şehit yakınlarını arıyor

    Trabzon’un Sürmene-Köprübaşı Harmantepe Şehitliği ve Yaşatma Derneği Başkanı Süleyman Bilgin, Trabzon’da 1916 yılında şehit olan 157 kişini yakınlarını arıyor. Bugüne kadar 47 ile yazı gönderen Bilgin, sadece 4 aileye ulaşabildi.

    Trabzon Sürmene-Köprübaşı Harmantepe Şehitliği ve Yaşatma Derneği Başkanı Süleyman Bilgin, Trabzon’un Köprübaşı ilçesi Harmantepe yaylasında 1916 yılında Rus işgalinden kurtulmak için başlatılan savaşta şehit olan 150 er ve 7 astsubayın ailelerini yıllardır arıyor. Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığından alınan kayıtlı bilgiler ışığında 47 ilin valiliklerine, kaymakamlıklarına, belediye başkanlıklarına ve nüfus müdürlüklerine yazı gönderen Bilgin, şimdiye kadar ise 4 aileye ulaşabildi.

    Yaptıkları araştırmalar ve tespitler sonuca Harmantepe Şehitliğinde bulunan şehitlerin yakınlarına ulaşmaya çalıştıklarını belirten Süleyman Bilgin, Harman yaylası Harmantepe şehitliğinde 47 ilden şehitlerimiz bulunuyor. Bölgemizde yüzlerce şehit var ama yaptığımız araştırmalar sonucu bizim tespit edebildiklerimiz bunlar. Burada yatan şehitlerimiz bize misafirler, onlar bizim, fakat sahipleri de söz konusu. Savunma Bakanlığı ve yetkililerden aldığımız kayıtlarda yakınlarına ulaşmak için bir dizi girişimlerimiz oldu. 47 şehrimizde, Valiliklerimize ve çeşitli ilçe teşkilatlarına askeri şubelerine müracaat da bulundum ama çoğuna erişemedik. Ulaşabildiğimiz 4 aile var. Onların yakınları buradalar. Arıyoruz ve bulmak zorundayız. Şehitler hepimizin. Ama asıl şehitlerimizden aileler haberdar olmaları lazım. Onların da hakkı şehitlerini burada yattığını bilmek. Onları kavuşturmak istiyoruz. Bu konuda da yetkililerden yardım istiyoruz. Buraya yapılacak yatırımlarla birlikte şehitlerimiz için düzenlediğimiz anma etkinlikleri içinde önemli olacaktır. Onları muhafaza etmek zorundayız. Korumak zorundayız. Tam 100 yıl oldu” ifadelerini kullandı.

    “Ulaştığımız aileler çok duygulandı”

    Yaptıkları araştırmalar ve girişimler sonucu ulaştıkları ailelerin çok duygulandığını söyleyen Bilgin, son olarak şehitlerin bir yakına Mersin Erdemli kazasında ulaştıklarını vurguladı. Bilgin, “Ben onları bulunca önce inanamadılar. Bir sevinçle beraber araştırmaya başladılar. Bu isimle bir şehitleri olduğunu bana söylediler. Onlar için de ayrı bir sevinç, burada şehit olarak yakınlarının yattığını bilmesi onların için ayrı bir duygu. Bu konuda yetkililerimizden bizlere yardımcı olmalarını bekliyoruz. Şehitlerimiz için burada yaptığımız bir dizi çalışmalar var. Onlar için ne yapsak azdır” dedi.