Etiket: Yıllar

  • Ünlü grup yıllar sonra yeni albüm hazırlığında

    Bir zamanlar şarkılarıyla Türkiye’yi sallayan Af grubunun solisti ünlü sanatçı Asrın Tuncer, yeni projelerle sahnelere dönüyor.

    90’lı yıllarda çıkardıkları albümle müzik dünyasına giriş yapan ve büyük bir hayran kitlesi kazanan “Af” grubunun solisti Asrın Tuncer, yeni bir albüm çalışması içinde olduklarının müjdesini verdi. Yaşamını Bodrum’da sürdüren Tuncer, bir eğlence mekanında haftanın 3 günü sahne almaya hazırlanıyor.

    Yeni projeleri hakkında konuşan Asrın Tuncer bir albüm hazırlığı içinde olduklarından bahsederek sözlerine şöyle devam etti:

    “Yeni projeler hiç bir zaman bitmiyor zaten. Grup olarak çalışmalarımız sürüyor, cover projelerimiz var. Tabi ne zaman olur bilemiyorum, ülkenin sosyo-ekonomik koşulları bunu belirleyecek en önemli etken. Bir de klip hazırlığımız var, senaryosu hazır, kısa bir süre içinde başlayacağız. Eski gitaristim Burak Salkan’ın “Sen Beni Arama” isimli bestesine klip çekeceğiz. “Ara Live” evim gibi. Burada kimsenin kimseden statü farkının olmadığı çok güzel bir ortam var. Kendi kendine yürüyen bir organizma var aslında ve bu organizmada insanların hizmetinde günlük hayatın stresinden uzaklaşması için bir şeyler hazırlamaya çalışıyor. İnsanlara hizmet etmeye çalışıyor. Bu mekanın genel özeti bu.”

  • Fatih Erbakan: “Erbakan hocamız, yıllar önce FETÖ’nün kirli yüzünü görüyordu”

    Erbakan Vakfı Genel Başkanı Fatih Erbakan, babası Necmettin Erbakan’ın yıllar önce FETÖ’nün kirli yüzünü görerek, “Bu cemaatin, bu grubun okullarına, dershanelerine, sohbetlerine çocuklarınızı gönderirseniz bu çocuklar yarın bir gün Siyonizm’in askeri olurlar diyordu” dedi.

    Erbakan Vakfı Erzurum Temsilciliğinin açılışı için Erzurum’a gelen Erbakan Vakfı Genel Başkanı Fatih Erbakan, Müftülük Konferans salonunda ‘Irkçı Emperyalizmin ve Siyonizm’in Planlarından Kurtulmanın Yolları’ konulu konferansta konuştu. Fatih Erbakan, babası Necmettin Erbakan’ın yıllar önce FETÖ’nün kirli yüzünü gördüğünü belirtti. Erbakan Vakfı Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Ortada 15- 25 Aralık olayı daha yokken 15 Temmuz darbe girişimi daha yokken 20 sene 30 sene evvel bugün terörist diye ifade kullanan kimselerin o kişilerle ilgili olarak o dönemde isimlerini besmeleyle ağzına aldığı dönemde Erbakan hocamıza sorduklarında diyordu ki bu cemaatin bu grubun okullarına, dershanelerine, sohbetlerine çocuklarınızı gönderirseniz bu çocuklar yarın bir gün Siyonizm’in askeri olurlar diyordu. O dönemde Erbakan hocamızın bu sözleri en yakınları tarafından bile yadırganıyordu. Kendisine açıkça söyleyemeseler de içlerinden hocam amma yaptınız. Hani deyin ki bu çocuklar şuursuz olur, bilinçsiz olur, işe yaramaz adam olur, bu çocuklardan yarın bir gün fayda gelmez deyin tamam ama Siyonizm’in askeri olur demek ne demek hocam. Adamlar ayet okuyor, hadis okuyor, risale okuyor. Nur yüzlü adamlar, başlarından takke eksik olmuyor. Dünyanın dört bir yanında bu kadar hizmet yapıyorlar. Bu adamların okuluna giden sohbetine giden nasıl olur da Siyonizm’in askeri olur diye içlerinden geçiriyorlardı. Fakat 20 sene 30 sene sonra 15 Temmuz gecesinde dış güçlerin yönlendirmesiyle yaptıkları bu kalkışmanın olduğu gece Erbakan hocamızın o sözleri ne kadar doğru ve gerçek olduğunun ispatlandığı bir gece oldu” diye konuştu.

  • Bakan Işık: “DAEŞ’le mücadelede PKK ve PYD’yi kullanmak yıllar sürecek bir kargaşanın fitilini ateşlemektir”

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, DAEŞ ile mücadele ve Türkiye’nin önündeki iki harekat olan Rakka ve Musul’da PKK, PYD ve Şii milislerin kullanılmasının bölgede başka bir belanın fitilini ateşlemek anlamına geleceğini söyledi. Milli Savunma Bakanlığı’ndaki yeni yapılanmalara da değinen Bakan Işık, “Eline silah verdiğimiz kurumu denetlememiz neden yadırganıyor. TSK içinde amacı ne olursa olsun bir daha darbe üreten mekanizmalar oluşturmamaktır bize düşen” dedi.

    Antalya’nın Serik ilçesinde düzenlenen Siyaset Akademesi’nin ilk dersine konuşmacı olarak katılan Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, AK Parti’nin Türkiye’de gerçekten çok iddialı kurulduğunu, AK Parti’yi diğer partilerden ayıran en temel özelliğin AK Part’iyi milletin kendisinin kurması olduğunu söyledi. Bakan Işık, “İsmin belirlenmesi ve tabelanın asılması görevinin kurucu genel başkanımız, şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a verilmiş olmasıdır. 2001 şartlarını bilenler bilir, şu Tayyip Erdoğan bir parti kursa da ülkenin başına geçse, bu ülkeyi ancak o ayağa kaldırır cümlesini çok duyuyorduk. Ama AK Parti’nin diğer partilerden en önemli farkı bir kitle partisi olmasına rağmen çok güçlü teşkilatları olmasıdır. Türkiye’de bir handikap var, ideoloji partilerinin güçlü teşkilatları vardır ama kitleselleşemezler, diğer taraftan güçlü partiler de fırtınalar karşısında savunmasızdırlar. Teşkilatı olmayan parti köksüz ağaca benzer, rüzgar şiddetlenirse iyice eğer büker. Artınca da o ağaç devrilir ama ağacın kökleri sağlamsa o çok büyük fırtınaların dışında ayakta kalmayı başarır. Partimizin kuruluşunda liderimizin en çok dikkat ettiği hususlardan biri teşkilat. AK Parti kitle partisi olarak kuruldu ama bizim tarihimizde nadir olarak güçlü teşkilata sahip kitle partisi olarak kuruldu. Sonrasında kasırgaları bile teşkilatımızın gücü ve halkla oluşturduğu dayanışma sayesinde büyüdük. Daha iktidarın birkaçıncı ayında teskere, arkasından darbe planı, Balyoz planı, yok şu yok bu, arkasından Danıştay saldırısı, arkasından e-muhtıra, arkasından partiye kapatma davası açıldı. Seçimden yüzde 46,5 oy almış partiye kapatma davası açılmış, arkasından Gezi olayları, 17/25 Aralık ve en son 25 Temmuz. Bunların hepsinin atlatılmasında bizim en önemli güç kaynaklarımızdan birisi teşkilatlarımızdı. Son 15 Temmuz gecesini düşünün, darbe teşebbüs haberini alır almaz teşkilat bir anda halkımızla bütünleşip halkın sokaklara çıkmasını sağladı. Önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanımızın yaptığı çağrı ile sadece AK Partililer değil milyonların sokağa çıktığına şahit olduk. Güçlü teşkilat kendisini kritik zamanlarda ortaya koyar. Havanın oksijeni gibidir. Varlığında çok kimse farkına varmaz ama azalmaya başladığında ölümcül riskler doğar. Teşkilat ve çalışmaları önemsiyoruz. 15 Temmuz’da ortaya koyduğunuz fedakarlığı iyi biliyoruz. 15 Temmuz gecesi halkımızla kurulan çok güçlü köprü bu ülkenin, hatta pek çok ülkenin de geleceğini kurtardı” dedi,

    Bu ihanet şebekesinin sadece Türkiye’de örgütlenmediğini, pek çok ülkede devleti ele geçirme potansiyeline eriştiğinin altını çizen Bakan Fikri Işık, 15 Temmuz’un sadece Türkiye’nin değil, bölgede pek çok ülkenin de bu ihanet şebekesinin farkına vardığı gün olduğunu söyledi. Bakan Işık, “Şimdi çok güçlü bir mücadele sürüyor, hepimiz ilk anda şaşırdık, şok olduk. İnsanlarımızın vergileriyle, fedakarlıklarıyla yetiştirdiği hainler asker elbisesi giymişler milletin vergileriyle alınan silahları millete doğrulttular, karşılarına çıkan insanları çekinmeden şehit ettiler. Demokrasinin kalbi dediğimiz TBMM’yi bombaladılar, yapmadıkları hainlik kalmadı ve bunu asker elbisesi giyerek yaptılar. Yani FETÖ dediğimiz terör örgütü mensupları. Şimdi bunları öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) temizledik ve devam edeceğiz ama bunları devletimizin bütün kurumlarından temizlemek görevimizdir. Dikkatli olacağız, kurunun yanında yaşın yanmamasına da dikkat edeceğiz ama kimsenin de bu işi sulandırmasına müsaade etmeyeceğiz. Sanki basit bir olay olmuş ta biz büyütüyormuşuz gibi bir imaj oluşturmaya çalışanlara dikkat edeceğiz, mağdur edebiyatları içinde hain çetenin devlet içinden temizlemeye çalışılmasına engel olmaya çalışanlara da dikkat edeceğiz. Geniş mağduriyetler oluşturarak sanki herkes mağdurmuş, darbede görev almış, emir vermiş ben de mağdurum diyor. Peki kim yaptı bu darbeyi cinler mi yaptı. Bunlar biliyorsunuz rüyalara falan çok inanıyorlar, hak ve adalet içinde kalarak sonuna kadar götürmek zorundayız. Teşkilatın dik duruşu önemli” diye konuştu.

    Fırat Kalkanı Harekatı

    Hainler TSK’den temizlendikten sonra son dönemlerin en kapsamlı harekatı Fırat Kalkanı Harekatı’na başlanıldığını hatırlatan Bakan Işık, TSK’nın bugün 15 Temmuz öncesinden çok daha güçlü olduğunun altını çizdi. Işık, “Çünkü içerisinde komutandan değil de abisinden ya da okyanus ötesinden emir alan general, amiral kalmadı. Artık tamamen komutanından emir alan subaylar, generaller ve amiraller var. Bunun dışında özellikle TSK’nın üzerindeki yükleri, gereksiz yükleri tek tek alıyoruz. TSK’yı kendi asli işini daha etkin yapacak şekilde yapılandırıyoruz. Bu birilerini rahatsız etmiş gibi görünüyor. Birileri son dönemdeki yapısal değişiklikleri TSK’ya karşı operasyon gibi göstermenin gayreti içinde. Bizim attığımız her adım TSK’nın hareket kabiliyetini, caydırıcı gücünü, vatanı savunma yeteneğini artırmaya yöneliktir. Bunun dışında hiçbir düşüncemiz olmaz ama bir ordu düşünün tersanesi, dikimevi var, o kadar fazla yükün altına girmiş ki kendi asli işine zaman ayırabilir mi? Yapması mümkün değil. Şimdi diyoruz ki arkadaş sen harekata odaklan, sen askerin eğitimine odaklan, askeri istihbarata, muharebeye, vatan savunması için yeteneğini gücünü artırmaya odaklan, gerisini biz yapalım. Gemiyi biz yapalım, bunu yaparken de ihtiyaç duyduğumuz asker orada çalışmaya devam etsin. Bunların temel amacı asker üzerinde dünyanın her yerinde denetim mekanizması vardır, çünkü eline silah vermişsiniz. Bir otobüse binmişsiniz, elinde silah olan birisi var, tedirgin olur musunuz, sinirli bir hareket yaparsa bütün otobüs alarma geçer mi? Peki milletin vergisiyle eline silah verdiği insanları denetlemesi neden yadırgansın. Biz buna karşıyız. Bizim ordumuz ülkemizi savunmak için lazım, darbe yapmak için değil” diye konuştu.

    Bu mekanizmaların değiştirilmemesi durumunda yarın da darbe teşebbüsüne yeltenilebileceğini ifade eden Bakan Işık, şöyle devam etti:

    “15 Temmuz’da bu ülke için canını veren şehitlerin, gazilerin bizce en açık mesajı bir daha beni sokakta darbeyi önlemek zorunda bırakma mesajıdır. TSK içinde amacı ne olursa olsun bir daha darbe üreten mekanizmalar oluşturmamaktır bize düşen. Birileri FETÖ ile mücadeleyi alkışlarken bir daha darbe yapılmaması için yaptığımız çalışmaları eleştiriyorlar. Türk ordusu demokrasiye bağlı şekilde yoluna devam edecek, hiçbir cunta yapılanmasına müsaade edilmeyecek. Bütün darbe yaşamış ülkelerin ortak tecrübesi gücün dengelenmesidir. Jandarma güvenlik birimi neden Genelkurmay’a bağlı olsun. Şimdi jandarma tamamen İçişleri Bakanlığı’na bağlandı. Böyle olunca başka bir ülkenin jandarması mı oldu, hayır bu ülkeye yine hizmet etmeye devam edecek ama asli vazifesi olan güvenliği sağlama görevini o işin asli sorumlusuna hizmet edecek.”

    Bugün Ankara ve İstanbul’daki son tankların da tahliyesinin tamamlandığını söyleyen Bakan Fikri Işık, Ankara’da ve İstanbul’da zırhlı araç bırakmadıklarını kaydetti. Bakan Işık, “Ne işi var Ankara’nın, İstanbul’un merkezinde tankın. Eğer düşman saldıracaksa o tank birliğini düşmanı engelleyecek şekilde konuşlandırmamız lazım” dedi.

    “Musul ve Rakka’da PKK ve PYD unsurları olmayacak”

    Türkiye’nin önünde iki önemli harekat olduğunu, bunların Rakka ve Musul harekatları olduğunu hatırlatan Bakan Işık, her iki bölgede de mücadelede PYD ve PKK unsurlarının kullanılmaması için Türkiye’nin duruşunu koruyacağını söyledi. DAEŞ karşıtı koalisyonun hazırlandığı iki harekatta Türkiye’nin duruşunun belli olduğunu, DAEŞ’in en çok hedef aldığı ülkenin başında Türkiye’nin geldiğini söyleyen Bakan Işık, “En çok can kaybı olan ülke Türkiye. DAEŞ’in bölgeden atılması Türkiye’nin en büyük önceliğidir fakat bunu yaparken bir başka terör örgütünü kullanmak hiçbir şekilde ahlaki değildir. Başta ABD olmak üzere bütün müttefiklerimize söyledik, bir belayı defederken daha büyük belayı başımıza sarmayın. PKK, PYD terör örgütünü DAEŞ’i temizlemek için kullanmak daha büyük belanın fitilini ateşlemektir. ABD’ i dostlar hangi güçle hareket edeceğiz dediler. Ne oldu, Özgür Suriye Ordusu’na az bir güç verildi hemen ciddi başarılar ele edildi. Başta bu gücü ılımlı muhalefete verseydiniz bugüne kadar çoktan sökülüp atılmış olurdu DAEŞ. PKK, PYD unsurlarını kendi toprakları dışındaki topraklara yerleştirerek bu bölgede yıllar sürecek bir kargaşayı ateşliyorsunuz. Musul’da da aynı. Burada PKK, PYD, Şii milisler kullanılamaz. Musul Sünni şehirdir, Sünni Araplar, Türkmenler, Kürtler yaşar. Buraya kesinlikle Şiileri sokamazsın. Yarın burada çok daha büyük belayı bölgenin başına sarmayın diyoruz” şeklinde konuştu.

    Bölgedeki en önemli tehlikelerden birinin yaşanabilecek göç dalgası olduğunu kaydeden Bakan Işık, 1 milyon insanın Musul’dan göçe zorlanması durumunda bu insanların ya Irak’a ya da Türkiye’ye geleceğini, Türkiye’nin ilave 1 milyon mülteciyi taşıma gücü olmadığını söyledi. Bakan Işık, “İster istemez Avrupa’ya doğru bu akım devam edecek. Şimdiden bu insanları kendi topraklarında mülteci konumuna düşürmeyecek tedbirler alıp, Musul’da PKK, PYD ve Şii milisleri kullanmayın, bölgenin insanları burada savaşsın, kendi toprağını savunsun. İnşallah bu bölgede Türkiye’ye rağmen hiçbir gelişme olmaması için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.

    Serik Belediyesi’nde düzenlenen programa AK Parti Antalya İl Başkanı Rıza Sümer ve Siyaset Akademisi üyeleri katıldı. Toplantı Bakan Işık’ın konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.

  • Yıllar sonra yağlı güreşte bir ilk yaşandı

    Düzce Belediyesi 10. Yağlı Güreşler başpehlivanlık final müsabakasında Recep Kara rakibi Mehmet Yeşil Yeşil’i sırtına alıp 3 adım atınca altın kemeri kazandı. Mehmet Yeşil Yeşil ise uzun süre hakemlere itiraz etti.

    Düzce Belediyesi 10. Yağlı Güreşleri kıyasıya mücadele içerisinde gerçekleştirildi. Düzce Kalıcı Konutlar bölgesinde yapılan güreşlere vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, son 10 yıldır Kırkpınar’da altın kemer kazanan 53 başpehlivan güreşlerde ter döktü. Saygı duruşu ve Kur’an tilavetinin ardından başlayan müsabakalarda çeşitli boy ve kilolarda çok sayıda pehlivan şampiyonluk için mücadele etti. Başpehlivanlık müsabakasında ise Recep Kara, Kırkpınar güreşlerinde yine başpehlivanlık müsabakasında karşılaştığı rakibi Mehmet Yeşil Yeşil ile mücadele etti. Kıran kırana geçen mücadelede, Recep Kara rakibi Mehmet Yeşil Yeşil’i sırtlayarak 3 adım attı ve altın kemeri kazandı. Yağlı Güreşlerde tartarak yenmek olarak bilinen, rakibin ayaklarını yerden keserek 3 adım atarak mücadeleyi kazanan Recep Kara altın kemerin sahibi olurken, Mehmet Yeşil Yeşil ise uzun süre bu karar nedeniyle hakemlere itiraz etti. Yağlı güreşlerde yıllardır hiçbir pehlivanın rakibini tartarak yenmemişti. Uzun süredir gerçekleşmeyen bir şekilde rakibini mağlup eden Recep Kara’ya altın kemeri Düzce Belediye Başkanı Mehmet Keleş tarafından takıldı.

    “Yağlı güreşler için Düzce’de çok ciddi alt yapı oluşturuyoruz”

    Güreşlerle ilgili olarak konuşan Düzce Belediye Başkanı Mehmet Keleş, “Düzce er meydanında muhteşem bir görüntü var. Kıran kırana mücadeleler var. Aslında Düzce güreşleri her zaman Kırkpınar’dan sonra olur. Bir anlamda Düzce’de Kırkpınar’ın rövanşı yapılır. Bu sene 53 başpehlivan katıldı. Özellikle Kırkpınar’daki kadar heyecan yaşattı. Güreş ata sporumuz. Yerel yönetimler de ata sporumuza sahip çıkıyorlar. Yağlı güreşler de ilgi topluyor. Türkiye yağlı güreşler ile kendini tanıtabilmeli, biz de yağlı güreşler için Düzce’de çok ciddi alt yapı oluşturuyoruz” dedi.

    Altın kemeri kazanan Başpehlivan Recep Kara ise, güreşlere katılan tüm pehlivanları tebrik etti.

  • Darbe girişiminin insanlar üzerindeki travmatik etkisi on yıllar sürebilir

    Darbe girişiminin toplum üzerindeki etkileri ile ilgili açıklamalarda bulunan Uzman Psikolog Ömer Yavuz Yetiş, girişimin vatandaşlardaki travmatik etkisinin on yıllar sonra da ortaya çıkabileceğini söyledi.

    TSK içinde yuvalanmış bir grup cuntacı, 15 temmuz akşamı darbe girişiminde bulunmuş, savaş uçakları alçak uçuş yaparak TBMM’ye bomba atmış, helikopterler de halkın üzerine ateş açmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir televizyon programına cep telefonu üzerinden görüntülü bağlanarak halkı sokağa çağırmasının ardından darbe püskürtülmüş, çıkan olaylarda 237 kişi şehit olmuştu.

    “Bu çok büyük bir travmaydı”

    Darbe girişiminin ardından, kalkışmanın toplum üzerinde bırakabileceği travmatik etkiler ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Uzm. Psk. Yetiş, Türkiye’nin çok zor günler geçirdiğini belirterek, darbe girişiminin toplumun tüm kesimlerini öyle veya böyle etkilediğini söyledi. Etkinin kişiden kişiye değiştiğini belirten Uzm. Psk. Yetiş, travmanın huzursuzluk, öfke nöbetleri, yerinde duramama, birden bire korkuya kapılma, mutsuzluk, iştahta azalma ve uyku bozukluğu gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini söyledi. Bu belirtilerin bazı insanlarda geçici olabildiği gibi bazı insanlarda da uzayabildiğini aktaran Uzm. Psk. Yetiş, bu durumu yaşayan vatandaşların destek alması gerektiğini kaydetti.

    “Televizyonda izleyenlerde de travma belirtileri görülebilir”

    15 temmuz akşamında çıkan olaylarda yakınlarını kaybedenlerin olduğunu aktaran Uzm. Dr. Yetiş, “Bazen içinde olan kişinin yaşadığı duygular ile onu dışarıdan haber alanın yaşadığı duygular farklı olabiliyor. Televizyonda izleyen ya da ikinci birinden haber alanlarda bazen hiç farkında olmadan ciddi travma belirtileri ortaya çıkarabiliyor. Travma nesiller boyu taşınan bir şeydir. Bunun örnekleri hem dünyada hem de Türkiye’de çokça var. Bunun nesillere aktarılmaması için travma ile baş etmeyi öğrenmemiz lazım. Bunu mesela yaşayanlar özellikle bu belirtileri yaşadıkları duyguları arkadaşları yakınlarıyla paylaşmaları gerekiyor” diye konuştu.

    “Ciddi çalışma ve araştırmalar yapılmazsa etkileri 15-20 yıl sürebilir”

    Bireysel travmaların nesiller boyu taşındığını belirten Uzm. Psk. Yetiş, şöyle konuştu:

    “Bu toplumsal büyük bir travmaydı, 15 yıl sonra tam olarak nasıl bir şey olur bunu bilmiyorum. Ama şunu biliyoruz eğer ki bu travmayı yaşayanlar hatta tüm ülke bununla ilgili gerçekten ciddi iyi çalışmalar ve araştırmalar yapılmazsa 15-20 yıl daha bunun etkileri sürebiliyor.”