Etiket: Yıllar

  • Yıllar önce sakladığı paraları bulduğuna sevinemedi

    TEKİRDAĞ (İHA) – Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bir kadın ev almak için sakladığı paraları, evini taşırken buldu. Ancak kadın, paralar tedavülden kalktığı için biriktirdiği paraları bulduğuna sevinemedi.

    Yıllar önce biriktirdiği paraları evini taşırken bulan Resmiye Kocaman (55) adlı kadın tedavülden kalkan paraları bulduğuna sevinemedi. Sakladığı paraları taşınırken bulduğunu ama bulduğuna sevinemediğini kaydeden Kocaman, “Taşınırken bu paraları bulduğuma sevinemedim, hala daha sevinemiyorum, çok üzülüyorum. 10 tane 100 bin liralık banknot biriktirmiştim. Ev alacaktım, unutuldu kaldı. Taşınırken ortaya çıktı. Bankalara da gittim ama bana yardımcı olmadılar. Çok mağdurum. Bütün bankalara gittim, İstanbul’daki bankalara gittim bana yardımcı olmadılar” dedi.

    “Zor zamanımda bulamadığıma üzülüyorum”

    Merkez Bankası’na parayı vermeye hazır olduğunu da kaydeden Kocaman, “Geçerli paralarla değiştirilmesi talebim var. Ben bu paraları baştan bulamadığım için çok üzüntülüyüm. Zor zamanımda bulamadığım için hala daha üzülüyorum. Ben 22 sene kirada oturdum keşke o paraları bulaymışım da birkaç tane ev alaydım kendime. Bu paraları merdiven altında bir yerim vardı. Lazım olmayan eşyaları oraya koyardım. Taşınırken bir baktım bir paketin içerisinde buldum ve bulduğuma sevinemedim. Nereden çıktınız, dedim, zaman geçti dedim, belediye başkanına da gittim kimse bana yardımcı olmadı. Gece uykularım kaçtı, Cumhurbaşkanımız ne olur bana yardımcı olsun. Çok zor durumdayım. Tedavi olmak istiyorum olamıyorum” diye konuştu.

  • Irak Şiilerinin dini lideri Ali Sistani yıllar sonra yeniden görüntülendi

    Irak’ın Şii dini lideri Ali Sistani İran Şii liderlerin Muhammed Taki Şeriat Medari ile Necef’te evinde görüşürken görüntülendi.

    İranlı Şii din adamı Muhammed Taki Şeriat Medari ile Necef’te Ali Sistani’yi evinde ziyaret etti. Irak basını bu aybaşında gerçekleşen ziyaretin fotoğraflarını bugün yayınladı. Senelerdir yüzünü göstermeyen Sistani, son olarak geçen Ocak ayında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Başkanı Peter Maurer ve arkadaşları ile görüşürken görüntülenmişti.

    Sistani bir fetvasında, Irak’ta eli silah tutan herkesi ülkelerini savunmaya ve kutsal mekânlarını savunmaya çağırmıştı. Bu çağrı üzerine Irak’ta Haşdi (Halk Seferberlik Güçleri) DEAŞ’ın 2014’te Musul’u ele geçirmesinin ardından, Iraklı farklı milis güçlerinin bir araya gelmesiyle önceki başbakan Maliki tarafından kurulmuştu.

  • (ÖZEL) Yıllar sonra çocuklarını gördü “iftiraya uğradım” dedi

    İstanbul’da yaşayan Sinan Kılıç, 4 yıl sonra çocuklarını ilk kez gördü ancak boşanmak üzere olduğu eşi tarafından iftiraya uğradığını öne sürdü. İddiaya göre baba Kılıç, icra yoluyla ilk kez görüştüğü 5 ve 7 yaşlarındaki iki oğlunu da darp etmiş ardından da çocukları sokakta terk etmiş. Olanlar karşısında şoke olduğu söyleyen Baba Kılıç, “Aynı gün anne pedagogla görüştüğünde çocuklarda bir şey olmadığını söylüyor. Ama 4 saat sonra polis imzası bile olmayan darp raporu alıyor ki sırf çocuklarımla beni görüştürmemek için” dedi.

    İstanbul’da bir beyaz eşya firmasında servis elemanı olarak çalışan Sinan Kılıç ve i eşi D. Kılıç üç yıllık evliliklerini şiddetli geçimsizlik ve aile baskısı nedeniyle sonlandırmaya karar verdi. Açılan boyanma davası devam ederken çiftin çocukları M.A. Kılıç (4) ve M.Y. Kılıç(7) geçici velayetle anneye verildi. Aradan geçen süreç içinde çocuklarını hiç göremediğini söyleyen baba Kılıç’ın yıllar sonra icra yoluyla çocuklarını görme sevinci deyim yerindeyse kursağında kaldı. 4 Mart Cumartesi günü çocuklarıyla yıllar sonra ilk kez bir araya gelen baba Sinan Kılıç, iki oğluyla da lunaparka gitti ve onlarla çocuklar gibi eğlendi ardından 5 Mart Pazar günü çocuklarını araçla anne D. Kılıç’ın ikamet ettiği evin kapısına kadar götürüp teslim etti.

    “4 saat sonra polis imzası olmayan rapor alınıyor”

    Ancak bir sonraki görüşte çocuklarını göremeyen Baba Sinan Kılıç, gerçeği öğrendiğinde şoke olduğunu söyledi. Çaresiz baba, “ Çocuklarımla bir araya gelmek isteyince eşim çocuklarımı doktora götürmüş ve benim çocuklarımı darp ettiğimi iddia etmiş ve bunu da ama raporda da ne polis imzası ne de savcılığa başvuru var. Raporlarınn birinde ufak oğlumun sağ göz altında morluk ve diğerinde de sırtında morluk ve şişkinlik var. Ben çocuklarımı saat 17.00 itibari ile teslim ettim. Anne 20:54’te hastaneye giderek darp raporu alıyor. Pedagogu da arayarak eşim çocuklarımı darp etti diyor. Pedagog da çocuklarda ne olduğunu soruyor, anne de “Yüzünde ve görünür yerlerinde bir şey yok” diyor. Ancak mahkemeye sunulan raporda tam tersi yazıyor. Bu nasıl bir çelişkidir?”

    “Anne neden şikayet etmedi?

    Eşi D. Kılıç’ın iddiaya göre darp olayını polise ya da savcılığa giderek şikayette bulunmadığını hatırlatan Baba Kılıç, saatler sonra bir devlet hastanesinde pratisyen hekim tarafından verilen rapora tepki gösterdi. Bizzat kendisinin İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na giderek iftiraya uğradığını bildiren Baba Kılıç, “Mahkeme verdiği kararla çocuklarımı pedagog gözleminde görmeme karar verdi. Bu karar doğru bir karar değil. Darp raporu bana yönelik alındığı için ben savcılığa giderek itiraz ettim. Ben onların kokusuna hasretim. Bir baba olarak çocuklarımı fotoğraflarından görüyorum” diye konuştu

    Baba Sinan Kılıç’ın avukatı Hasan Kocabey de müvekkilinin olduğu gibi yüzlerce aynı mağduriyeti yaşayan aileler olduğuna dikkat çekti. Avukat Kocabey , “ İşin hukuki sürecinden ziyade vicdani boyutu var. Yıllar sonra çocuklarınızı icra yoluyla görüyorsunuz ama anne de gidip çocuklarını göstermemek için darp raporu alıyor. Eğer ki gerçekten çocuklarınızın darp edildiğini görüyorsanız sizin gidip savcılığa şikayetçi olmanız gerekirdi. Biz isterdik ki 18 maddelik yeni anayasa değişikliğinden bu tarz yani aile ile ilgili değişikliklerin de yer almasını isterdik. Umarız bu anayasa paketi değişikliğinden sonra ortak velayet talebi yer alır” diye konuştu.

  • Korkut Özal’ın yıllar önce yaptığı “başkanlık sistemi” yorumu

    İstanbul’da geçen yıl 87 yaşında hayatını kaybeden Korkut Özal’ın 1998 yılında verdiği bir röportajında “Türkiye’de yapılması gereken yapısal değişim; başkanlık sisteminin getirilmesidir” şeklindeki sözlerine bir kitapta yer verildi.

    Basın İlan Kurumu (BİK) Tokat Şube Müdürü Çetin Oranlı’nın, 20 yıla yakın bir süre içerisinde Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu, Korkut Özal, Kamran İnan, Sefa Odabaşı gibi isimlerle yaptığı söyleşilere yer verdiği kitabı yayınlandı. Kitapta yayınlanan söyleşiler arasında 1998 yılında Korkut Özal’ın vermiş olduğu röportajındaki açıklamaları dikkat çekti. Seçilenlerin halka karşı sorumluluklarını hissedebilmeleri için halk tarafından belirlenmesi gerektiğine açıklamalarında yer veren Özal’ın, “Sözün Ardı” kitabında başkanlık sistemi ile ilgili olarak şu şekildeki açıklamalarına yer verildi:

    “Dördüncü yapısal değişim; başkanlık sisteminin getirilmesidir. Bu başkanlık sistemini üç yerde uygulayabilirsiniz: Türkiye’yi yöneten Cumhurbaşkanlığı, belediye başkanlığı, valilik ve kaymakamlık seçimlerinde. İşte Türkiye’nin gerçekten demokratikleşmesi, çağdaşlaşması, özgürleşmesi, önünün açılması, insanların motive edilmesi böyle bir altyapı ile mümkün olur. Yeniden yapılanma, bu dediğimiz dört önemli değişimi yaparak, Türkiye’ye bir dinamizm kazandırılması amaçlamaktadır.”

    “Türkiye’nin en büyük sorunu ‘bana ne’ hastalığı”

    2000 yılında Merhum Vali Yazıcıoğlu’nun vermiş olduğu röportajında ilk icraatının cadde açmak olduğu, kaymakamlık döneminde ise Ağrı’nın Hamur ilçesine tuvalet yaptırmalarından dolayı takdirname aldığı ifadelerine yer verildi. Vali Yazıoğlu’nun Tokat Valiliği dönemlerinde ise adının 4. Murat’a çıktığı, “alkole hayır” kampanyaları düzenlediği şeklindeki açıklamalarının yanı sıra “Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” sorusuna “Türkiye’nin en önemli sorunu ‘bana ne hastalığı’dır. 7 yaşından 70 yaşına herkes bana ne diyor” şeklindeki cevapları dikkat çekiyor.

    BİK Tokat Şubesi Müdürü Çetin Oranlı, 20 yıla yakın zaman dilimi içerisinde yaptığımız söyleşilerden; zamanın ruhunu taşıyan, ses getiren, sınırları aşıp hem o gün, hem de gelecek için önemli mesajlar içerenleri seçmek durumunda kaldığını ifade ederek, “Elbette bu seçimi yapmak hiç de kolay olmadı. İmkân bulunması halinde bu kitabın dışında kalan söyleşileri de başka çalışmalarımda toplamak arzusundayım. Söyleşi yaptığımız isimlerden Recep Yazıcıoğlu, Kâmran İnan, Korkut Özal, Sefa Odabaşı gibi değerli insanlar ne yazık ki bugün aramızda değil. Bu vesileyle fikirleri ile bize yol gösteren bu değerli insanları rahmetle, saygıyla anıyorum” dedi.

  • Yıllar Özgecan’ın acısını unutturmadı

    Mersin’in Tarsus ilçesinde 11 Şubat 2015 tarihinde bindiği bir midibüste vahşice katledilen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın ailesinin acısı, geçen 2 yıla rağmen dinmedi. Özgecan’ın babası Mehmet Aslan, “İki yıl geçmiş olmasına rağmen onu hissetmediğim, düşünmediğim bir an bile yok” diyerek yaşadığı acıyı dile getirdi.

    Tarsus’ta 11 Şubat 2105 akşamı Mersin’deki evine dönmek için bindiği midibüsün sürücüsü Suphi Altındöken tarafından cinsel tacize uğrayan, daha sonra Suphi Altındöken’in babası Necmettin Altındöken ve arkadaşı Fatih Gökçe’nin de yardımıyla vahşice öldürülerek yakılan 20 yaşındaki Özgecan’ın katledilmesinin üzerinden iki yıl geçti. Aslan ailesinin kızları eve dönmeyince kayıp başvurusunda bulunduğu Özgecan’ın yanmış bedeni, 13 Şubat tarihinde Tarsus’un Çamalan mevkii Cin Deresi’nde bulunmuş, 14 Şubat tarihinde de toprağa verilmişti. Özgecan’ın katil zanlıları Suphi Altındöken, Necmettin Altındöken ve Fatih Gökçe ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezana çarptırılmış, Suphi Altındöken 12 Nisan 2016’da kaldığı Adana F Tipi Kapalı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda aynı cezaevinde kalan Gültekin Alan tarafından silahla vurularak öldürülmüştü.

    Tüm Türkiye’yi ayağa kaldıran bu vahşetle Özgecan, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin sembol ismi oldu. Tepkiler çığı gibi büyürken, adına ülkenin dört bir yanında tesisler açılan, çok sayıda etkinlik düzenlenen ve halen kadın şiddetinde sembol isim olmaya devam eden Özgecan, Türkiye’deki herkesi derinden yaraladı ancak acısı en çok Aslan ailesini vurdu.

    “İki yıl geçmiş olmasına rağmen Özgecan’ı hissetmediğim bir an bile yok”

    Özgecan’ın babası Mehmet Aslan, kızlarının ölüm yıl dönümü öncesinde duygularını ve bu süreçte yaşadıklarını İHA’ya anlattı. Kadına yönelik şiddetin önüne geçebilmek amacıyla kurdukları Özgecanlar Derneğinde konuşan baba Aslan, “İki yıl geçmiş olmasına rağmen dün gibi hala varlığı taptaze. Onu hissetmediğim, düşünmediğim bir gün, bir saat, bir an bile yok. Şehrin her tarafında onunla karşılaştığımız, birlikte oturduğumuz, konuştuğumuz her yer anılarla dolu” dedi.

    Geçen iki yıllık süreçte yaşadıkları acının ve ıstırabın vermiş olduğu duygularla bu yangınla başa çıkabilmek için bir misyon üstlenmesi gerektiğine inandığını dile getiren Aslan, televizyonlarda sürekli şehitler, çocuklar ve kadınlar için ‘Bizim başımıza geldi, başkalarının başına gelmesin’, ‘Bizim canımız yandı, başkalarının canı yanmasın’ sözlerini duyduklarını söyledi. Türkiye’de herkesin artık mutlu olmak, sevgiyi iliklerine kadar hissetmek, yaşamak istediğini, acılar, ıstıraplar, yangınlar, savaşlar olmasın istediğini vurgulayan Aslan, “Maalesef bunları temin edebilecek, ortaya koyabilecek, savaşacak gücü olmayan insanlar fazla. Ben bunlara karanlık diyorum. Ya bu karanlıklar aydınlığı her geçen gün daha fazla kaplıyor ya da vakti gelmiş bir doğum var ki, onun için karanlığa ihtiyaç duyuyor. Dünyadaki barışı, güzelliği, mutluluğu şimdiye kadar temin etmiş olanlar sadece bir kişinin hayalinden, kalbinden, inancından çıkan bir kavram oluyor. Ben bunu yapmak istiyorum” diye konuştu.

    Geçen süreçte bu misyonu yapabilmek, insanların istediği o güzelliği verebilmek adına Özgecanlar Derneğini faal hale getirmeye çalıştığını anlatan Aslan, “Bu hayali, insanların istediği beklediği barışı, sevgiyi, mutluluğu, o bilinç düzeyine toplumu getirmek adına çevremde güzel insanlar oldu. Bu insanlardan biri de Özgecanlar Derneğinin yönetim kurulunda olan Hediye Dalğıç, Kunter Kurt ve diğer yönetimdeki arkadaşlarla, katkılarla bu ışık çoğaldı ve çığ gibi de büyüyecek” ifadelerini kullandı.

    “Ağırlaştırılmış bir yasa gelmesi gerekiyor”

    Özgecan’dan sonra da kadına yönelik şiddetin durmamasını eğitimsizliğe bağlayan baba Aslan, o süreçte idamın gelmesiyle ilgili tartışmalar, ağırlaştırılmış yasalar, ’Özgecan yasası’nın gündeme geldiğini anımsattı. İnsanların düşünce ve inanç boyutunda gelecekte bir şeyleri elde etmek için bir araya gelmediklerinden yakınan Aslan, “Birlik ve beraberlik sıkıntısı var. En ağır yasanın gelmesi gerektiğine inanıyorum. Ağırlaştırılmış bir yasa gelmesi gerekiyor. Şiddetin bitmemesinin nedeni ise eğitim, iyilik yapmak, birbirini sevmek gibi kavramların ya içi boş ya da o kavramlarla muhatap olan kişinin kendisi boş. Kavramın, bu değerlerin kendisi, sevgi, barış, mutluluk, huzur, çalışmak, eğitim bunlar evrensel değerler olduğuna göre muhatap olanın kendisi boş. Eğitim diyorum, eğitim diyorum, eğitim diyorum. Hazreti Muhammet Efendimizin bir hadisi şerifi var; ‘Emanet ehil ellere verilmedikçe toplumsal kıyamete hazır olun’ diyor. Emanet sahipsiz. Emanet sahipsiz olduğu için kimse kendine bir pay çıkartmıyor. ‘Ben tek başıma dünyayı değiştirebilecek güçte değilim ki’ diyor. Ben dünyayı değiştirebilecek güçteyim, çünkü dünya benim. Kendimi değiştirebilirsem bu acıların, kötülüklerin, şiddetin hepsi bitecek. Buna inanıyorum. Bunun kaynağı da evrensel değerler, İslam kültürü, rehberimiz, liderimizdir. Ya o yolda yürüyen insanlar yollarını yitirmişler, onun için savaş, acılar, ıstıraplar, şiddet bitmiyor veyahut da bir yerde bir yanlışlık var, onu da memleketimizin çok güzide yöneticileri, devlet adamları, bilim adamları, filozoflarımız buluversin” şeklinde konuştu.