Etiket: Yılında

  • KAEÜ’si termal seralarda kümelenme projesi ilk ürününü 2019 yılında alacak

    Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinin bölgesel kalkınmaya katkı sunmak amacıyla yürüttüğü ’termal seralarda kümelenme’ projesi ilk ürününü 2019 yılında alacak.

    KAEÜ’si Ziraat Fakültesi tarafından yürütülen proje hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Görevlisi Hakan Başak, ilk aşamada jeotermal kaynağın seraların kurulacağı sera bölgesine getirileceğini ikinci aşamada ise tam otomosyonlu venlo tip Ar-ge serası binasının kurulacağını söyledi. Jeotermal kaynağın sera bölgesine getirilmesi çalışmasının başladığını anlatan Başak, ihale sürecinin tamamlanmasının ardından hızlı bir şekilde inşaat sürecine gireceklerini ve 2019 yılı içerisinde termal seralarda kümelenme projesinin ilk deneme üretimini gerçekleştireceklerinin müjdesini verdi.

    Projedeki önceliğin Jeotermal kaynakların seracılıkta daha yaygın olarak kullanılmasını sağlayarak bölge ekonomisine katkı sunmak olduğunu belirten Öğretim Görevlisi Başak, “Kurulacak jeotermal ısıtmalı tam otomasyonlu modern Ar-ge seralarında verim ve karlılığı artırıcı yeni üretim teknikleri bilimsel çalışmalar ile araştırılırken projenin ikinci aşamasında kurulacak PE çiftçi seralarında çekirdek aile işletmeciliğinin Kırşehir koşullarında uygulanabilirliği uygulamalı olarak gösterilecektir. Bu sayede projemiz bir kuluçka merkezi ve çarpan etkisi göstererek bölgede aile işletmeciliği modeli ile seracılığın yaygınlaşmasına katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

    Termal kümelenme projesi ile Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinin Türkiye’de öncü olacağını anlatan Öğretim Görevlisi Başak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Projemizdeki seramız çok kapsamlı bir yapı olduğu için sadece dış konstrüksiyonu değil içerisinde birbirinden bağımsız ve çok farklı üretim tekniklerinin uygulanabileceği modern bir Ar-ge serası olarak planlanmaktadır. Seramız faaliyete geçtiğinde Ziraat Fakülteleri içerisinde öncü ve lider bir pozisyona geçeceğiz. Bu hem eğitim kalitemizi hem de bölgesel kalkınmaya olan katkımızı arttıracak. Çünkü artık seracılıkta modern tekniklerin kullanılması ciddi anlamda verimliliği ve karlılığı artırıyor. Biz, çekirdek bir ailenin işletebileceği ve geçimini sağlayabileceği bir seracılık modelinin Kırşehir’de geliştirilmesini ve yaygınlaşmasını amaçlıyoruz. Daha düşük maliyetli PE seralar kurarak bu seralarda işçiliği aile bireylerinin yapacağı bir üretim tarzını geliştireceğiz. Hem bölgede seracılığın gelişmesine hem de jeotermal kaynağın daha verimli şekilde kullanılmasına da büyük katkı sağlayacak.”

  • Düzce depreminin 19. yılında ölenler anıldı

    Düzce’de 12 Kasım 1999’da yaşanan depremde hayatını kaybedenler düzenlenen törenle anıldı.

    12 Kasım 1999’da yaşanan Düzce depreminde ölenler, 19. yıl dönümünde anıldı. Saat depremin meydana geldiği 18.58’i gösterdiğinde alanı dolduranlar 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu. Saygı duruşunun ardından bir açıklama yapan Düzce Depremzedeler Derneği Başkanı Ayşegül Şenol Can, “Yeni afet orijinli planlar yapmalıyız. Planlı yapılaşmak zorundayız. Her plan tadilatı ya da plan bütünlüğünü bozacak planları canımızla öderiz, bunu unutmamalıyız. Depreme hazırlıklı olmak zorundayız. Gerek bireysel manada, gerekse toplumsal manada hazırlıklı olmak, önceden tedbir almakla mümkündür. Önceden önlem alma kültürünün gelişmesine yönelik toplumsal temelli stratejiler geliştirmek zorundayız. Deprem bilincini derin tutmak ve buna yönelik eğitimler yapmak ve insanların geçmişten ders almasını sağlayan anıt ve müze benzeri merkezler oluşturmalıyız. Depreme dayanıklı yapıların yalnızca kendi yaşadığımız binanın değil, hemen yanımızdaki binanın, içine girdiğimiz alışveriş merkezlerinin, okul ve hastanelerin depreme dayanıklı olması gerekiyor. Çünkü depremin ne zaman nerede olacağını bilemeyiz” dedi.

    “Depreme dayanıklı yollar yapıyoruz”

    Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay ise, depremi unutturmamak için kentte çeşitli eğitimler düzenlediklerini söyledi. Ay, depreme dayanıklı binaların yanı sıra depreme dayanıklı yollar yaptıklarını belirterek, “Depremin üzerinden 19 yıl geçti. Depremin izlerini şehrimizde silmeye çalışıyoruz, sağlam ve depreme dayanıklı binalar yapıyoruz. Ancak halkımıza depremi unutturmamaya çalışıyoruz. Çeşitli etkinliklerle depremi anlatıyoruz ki depremi öğrensinler diye çalışıyoruz. Düzce’de depremin yaraları sarıldı. Kentsel dönüşümler yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Hatta depreme dayanıklı binaların yanı sıra depreme dayanıklı yollar yapmaya başladık. Şimdiki yollarımız, köprülerimiz, kavşaklarımız dahil deprem teknolojisine uygun yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Etkinlikler Anıtpark’ta düzenlenen törenle sona erdi.

  • Doğumunun 90. yılında Cengiz Aytmatov paneli gerçekleştirildi

    Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve Malatya Valiliği’nin katkılarıyla 9-15 Kasım 2018 tarihinde düzenlenen 8. Malatya Uluslararası Film Festivali, film gösterimleri ve paralel etkinliklerle devam ediyor.

    Bu yıl Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, doğumunun 90. yılı vesilesiyle festival tarafından bir programla anılıyor. Festival bünyesinde Aytmatov eserlerinden sinemaya uyarlanan “Beyaz Gemi”, “Kızıl Elma” ve “Elveda Gülsarı” gibi filmler gösterilirken Kırgız yazar anısına bir de panel düzenlendi.

    Malatya Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen panele yönetmen Ardak Amirkulov ile yazar Yağmur Tunalı konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü İhsan Kabil üstlendi.

    Panelin açılış konuşmasını yapan İhsan Kabil, Cengiz Aytmayov’un 90. doğum yılı münasebetiyle gerçekleştirilen film gösterim programına ek olarak bu filmlerin ruhunun ve içeriğinin ele alınacağı bir panel düzenlediklerini ifade etti.

    Kabil, panelde sinema ve edebiyat ilişkisinin ele alınacağını ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aytmatov, çok büyük bir roman yazarı. İnsanın doğasını, hem sosyal ilişkiler hem de içinde yaşadığı dönem itibarıyla Sovyetler Birliği gerçeğiyle, onun yapısıyla bu bağı kurabilen ama insanın dramını asla aksatmayan ve asla ihmal etmeyen bir yaklaşım sergileyen çok büyük bir yazar. Kitapları da dilimize çok fazla çevrildi. 1960’lardan itibaren Aytmatov’un senaryo çalışmalarına da bizatihi katıldığını biliyoruz. Zaten kitaplarına baktığınızda da fazlasıyla sinematografik öğeler yer alıyor. Adeta insan ruhunu işleyen eserleri biz okuduğumuzda görüp, o sürece tanıklık ediyoruz.”

    Kabil sonrasında daha önce Aytmatov ile çalışmış olan Yönetmen Ardak Amirkulov’a söz verdi.

    Yakın zamanda Aytmatov’la ilgili bir kitap çalışmasına da katkıda bulunduğundan söz eden Amirkulov, Aytmatov’la olan tanışıklıklarını ve beraber çalışmaya nasıl başladıklarını aktararak şöyle devam etti:

    “Biz Aytmatov’la çok iyi arkadaştık. O benim babamla yaşıttı ama biz çok iyi arkadaştık. Taşkentte bir festivalde tanışmıştık. O jüriydi. Benim de filmim gösteriliyordu orada. Filmimi izledikten sonra benimle tanışmak istedi. Ve bana iş teklifinde bulundu. Uzun bir süre düşündük hangi eserini elle alıp sahnelendirelim diye. O bana son dönem çalışmalarından birini önerdi. Çok uzun zaman düşündüm cevap vermek için. Aytmatov için zaman geçiyordu ve ona bir cevap vermem gerekiyordu. Tam 9 yıl düşündüm. 1997’de biz konuyu konuşmuştuk ve 2006’da anca cevap verebildim. ‘Hoşçakal Gülsarı’yı önerdim, onu çekelim diye. ‘Hoşçakal Gülsarı’ benim için parlak bir geçmiş. O kitabı ben daha okuldayken okumuştum. Aytmatov da bunu kabul etti ve çekimlere hemen başladık.”

    Sonrasında söz alan edebiyatçı ve yazar Yağmur Tunalı ise kaleme aldığı ‘Gittiler’ adlı biyografi kitabında Aytmatov’a da yer verdiğinden bahsetti. Aymatov’u şahsen tanıma fırsatı bulduğundan da söz eden Tunalı, “Ben de Ardak bey gibi Aytmatov’un dost halkası içinde yer alma şansı bulanlardanım. 1992’de Türkiye’de tanıdım kendisini. Daha sonrasında görevlerim dolayısıyla televizyonda birçok program yaptım onunla ilgili. Özel toplantılarına davet edildim” ifadelerine yer verdi.

    Aytmatov’un yaşamından satır başları veren Tunalı, sözlerine şöyle devam etti:

    “Köy gibi dar bir yerden çıkıp yine o köy ve çevresindeki o kır hayatını, o bozkır hayatını, o dar hayatı, atlarla, sürülerle ve toprağı ekip biçen sınırlı bir hayatı yazıp bunu dünya ölçeğinde bir sanat eseri niteliğinde takdim edebilmek başarısı muhakkak üzerinde durmamız gereken bir şeydir. Bu çok kolay başarılacak bir şey değildir. Kabiliyetle de izah edilecek bir şey değildir. Birçok kabiliyet işletilmediği için, çalıştırılmadığı için birçok zeki çocuk körelir giderler. Fakat Aytmatov içine doğduğu, yanında yöresinde bulunduğu o büyük Rus edebiyatının klasiklerini içercesine okuyup onların başarı şifrelerini çözerek eserlerinde o şifreleri kullanır. Dolayısıyla evrensel bir mesaja dönüştürür.”

  • Atatürk, vefatının 80. yılında Bozüyük’te de anıldı

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 80.’inci yıl dönümünde Bozüyük’te düzenlenen törenlerle de anıldı.

    Sabah ilk olarak düzenlenen törende Kaymakam Hasan Yaman, Garnizon Komutanı Bakım Yüzbaşı Murat Günhan, Belediye Başkanı Fatih Bakıcı, siyasi partiler ve bazı sivil toplum kuruluşları tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Ardından saat 09.05’te ilçe genelindeki sirenlerin çalmasıyla 2 dakika boyunca saygı duruşunda bulunuldu. İki dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşımız okunarak bayraklar yarıya indirildi.

    Daha sonra Metristepe Kültür Merkezine geçilerek öğrenciler tarafından hazırlanan program ile anma töreni devam etti. Burada saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından İlçe Milli Eğitim Müdürü Servet Çetinkaya tarafından günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapıldı. Konuşmaların ardından ise Atatürk’ün hayatından kesitlerin yer aldığı anılar ve öğrenciler tarafından hazırlanan Atatürk’e sesleniş oratoryosu sahnelendi. İlçe genelindeki okullarda Atatürk konulu resim, şiir ve kompozisyon dalında dereceye giren öğrencilere protokol mensuplarınca hediyelerinin verilmesi ile program sona erdi.

  • Gazi Mustafa Kemal Atatürk vefatının 80. yılında üniversitede anıldı

    Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 80. yıl dönümünde Adıyaman Üniversitesinde düzenlenen programla anıldı.

    Rektörlük Konferans Salonunda gerçekleşen programa Adıyaman Valisi Aykut Pekmez, Garnizon Komutanı Personel Albay Hüseyin Gürfidan, Belediye Başkanı Fehmi Hüsrev Kutlu, Cumhuriyet Başsavcısı Bozan Çevik, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Yener, İdare Mahkemesi Başkanı Halil Onur, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü, İl Jandarma Komutanı J. Albay Ercan Atasoy, rektör yardımcıları akademik ve idari personelin yanı sıra kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri, askeri personel, sivil toplum kuruluşları ile siyasi parti temsilcileri, kanaat önderleri ve öğrenciler katıldı.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programda Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nevzat Artuç günün anlam ve önemi hakkında yaptığı konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri zekası ve ileri görüşlülüğünden bahsetti.

    Doç. Dr. Nevzat Artuç, “95 yaşını dolduran Türkiye Cumhuriyeti eğitimde, sağlıkta, sanayide ve çağdaşlaşma yolunda inanılmaz adımlar atmıştır. Atatürk’ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti ile ne kadar büyük ve tarihi bir iş yaptığı şu an daha iyi görülmektedir. Yıllar önce hayal gibi görünen muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak fikri artık an meselesi. Bunun yanı sıra Cumhuriyetimiz Ortadoğu, Kafkasya, ve balkanlara model olmuştur. Mısır, Suriye, Irak, Libya, Tunus ve Filistin olmak üzere, Ortadoğu coğrafyasında yaşanan emperyalist çekişmeler, kargaşalar ve terör faaliyetleri dikkate alındığında Cumhuriyetimizin ne denli önem arz ettiğini ve Atatürk’ün ne kadar ileri görüşlü bir devlet adamı olduğu gerçeği açıkça görülmektedir” dedi.

    Daha sonra kürsüye gelen Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Gökhan Murat Dalyan, dünya liderlerine göre Atatürk’ü anlattı.

    Dünya siyasi liderlerinin Atatürk ile ilgili söylemiş oldukları tarihi cümlelere vurgu yapan Doç. Dr. Dalyan, “Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak onun giydiği gibi giyinmek, onun gibi konuşmak ya da ona benzemek değildir. Onun göstermiş olduğu hedefe doğru ilerlemektir. Burada bir yetimin kendisini askeri anlamda yetiştirip en donanımlı şekilde bir dünya lideri haline gelmesi söz konusudur. Bu yönünü örnek almalıyız. Nitekim birçok dünya lideri ve gazetecinin Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili sarf etmiş oldukları cümleler onun ne kadar büyük bir devlet adamı, bir lider olduğunu gözler önüne sermektedir” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından Üniversite Devlet Konservatuvarı tarafından oratoryo gösterimi yapıldı. Şefliğini öğretim görevlisi Sultan Bilget Güçlüer’in, Şiir Okuyuculuğunu Dr. Öğretim Üyesi Ayça Avcı’nın yaptığı ve piyanoyu Devlet Konservatuarı Müdürü Doç Dr. Barış Toptaş’ın çaldığı oratoryoda Devlet Konservatuarı öğrencileri eserleri seslendirdi.