Etiket: Yılında

  • Aksakallı, 2020-2021 eğitim öğretim yılında başlayacak yeni eğitim sistemini ayrıntılarıyla değerlendirdi

    Aksakallı, 2020-2021 eğitim öğretim yılında başlayacak yeni eğitim sistemini ayrıntılarıyla değerlendirdi

    Bilkent Üniversitesi Erzurum Eğitim Bilimleri Enstitüsü Öğretim Görevlisi Emre Aksakallı, 2020-2021 eğitim öğretim yılında başlayacak yeni eğitim sistemini ayrıntılarıyla değerlendirdi.

    Bilkent Üniversitesi Erzurum Eğitim Bilimleri Enstitüsü Öğretim Görevlisi Emre Aksakallıyı yeni eğitim sisteminin ayrıntılarını ele alarak 2020-2021 eğitim öğretim yılında 9’uncu sınıflarda başlayacak olan yeni lise sistemini 10 maddede açıkladı.

    “İdeolojik ve siyasi değil, eğitimci kimliğiyle tanınmış saygın bir akademisyen olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un göreve gelmesiyle birlikte ‘Ortaöğretimde yeni model’ sisteminin 2020-2021 eğitim öğretim yılında 9’uncu sınıflarla başlayacak” diyen Emre Aksakallı, Kademeli geçişte en çok dikkati çeken maddelerden birisinin, ders sayılarının azalması ve öğrencilerin istediği dersi seçmesi yönünde olduğunu söyledi. Yeni sistemde, lise türleri arasında farklılıkların kaldırılıp kaldırılmayacağı, Fen, Sosyal Bilimler, Anadolu ve Meslek lisesi türlerinde bu değişikliklerin nasıl uygulanacağının netleştirilmesi gerektiğini belirten Aksakallı 10 maddede açıkladığı yeni sistemi şu şekilde sıraladı;

    “Ders Sayısı Azalıyor: Ders sayısının azaltılması öğrenciler için sevindirici oldu. Eğitimcilerin uzun süredir üzerinde çalıştığı ve savunduğu bir çalışma bu çünkü çok fazla ders olmasına rağmen içeriğin yetersiz ve hafifletilmesi şart. Şu anda Anadolu liselerinde haftalık ders saati 40, sanırım şimdi 35 düşünülüyor, ama bunun da altına inilip kredi doldurmak için ‘Ders Geçme Kredi Sistemi’ getirilirse, liselerde çok büyük sıkıntı yaşanabilir. Normal liselerde yaklaşık 12 ders var, yeni sistemde bu sayının altına inilmesi planlanıyor.

    Liselere Kariyer Ofisleri Açılıyor: Birçok lisede rehberlik servisi var, öğrencilerin kariyer yönlendirmeleri buralarda yapılıyor. Ancak her okulda çok da etkin kullanılmıyor, kariyer eğilim testi ya da yönlendirmede zayıf kalınabiliyor. Çünkü rehber öğretmen sıkıntısı yaşanıyor. Bir öğretmen çok sayıda öğrenciyle ilgileniyor. Rehber öğretmen, öğrencilerin sorunlarıyla mı kariyer planlamalarıyla mı ilgilenecek endişesi var.

    12’nci Sınıflarda Destek Çalışmaları Yapılacak: Üniversite hazırlık çalışması, olumlu. Ama öğretmen kadrolarının öğrenciyi tutabilmesi için gerçekten üniversite hazırlık çalışması yapması gerekiyor. Öğrenci buradaki eğitimden tatmin olmazsa yine dışarıya, dershaneye ya da özel derse yönelecek. Şu anda olduğu gibi çok sayıda öğrenci rapor alıp okula devamsızlık yapabilir, lise son sınıflar boş kalabilir.

    Her Öğrenci Üniversitedeki Gibi Kendi İstediği Dersleri Seçebilecek: Öğrencilere ilgi duydukları dersleri seçme fırsatı verilirse akademik ve sosyal açıdan daha verimli olabilirler. Seçmeli dersler diye bir alan zaten var, ancak müfredatın yoğunluğu nedeniyle genellikle okullar, var olan öğretmenlerine göre öğrencileri tercihe zorluyor. Aslında öğrencilerin ders seçmesi, zaten 1991-1992 öğretim yılında uygulanmaya başlanmış, ‘Ders Geçme ve Kredi Sistemi’ pek de başarılı olmamıştı. Bu nedenle yaklaşık üç yıl sonra vazgeçilmişti. O zamanlar genel liselerde 20 ortak ders yanında öğrencilerin tercihlerine göre belirlenecek 57 çeşit seçmeli ders yer almıştı. Mezuniyet için en az 144 krediyi tamamlama şartı vardı. Ancak çok büyük sıkıntı yaşanmış, öğrenciler okul dışına çıkmıştı. Şimdi benzer bir sisteme geçilirse okullar bu dersleri nasıl verecek? Öğretmenleri nasıl ayarlayacak?

    Yeni Lise Sistemi İlk Olarak 2020-2021 Yılında 9’uncu Sınıflarda Başlayacak, Kademeli Geçiş Olacak: Olumlu bir adım. Bir yıl hazırlık yaptıktan sonra kademeli geçiş çok doğru. Okulların altyapılarını hazırlamaları, öğretmen kadrosunun buna göre yapılandırılması için iyi bir zaman. Ancak şu anda sistemin içinde olan öğrencilerin bundan etkilenip etkilenmeyeceği netleşmeli.

    Bilgi Kuramı Zorunlu Ders Haline Geliyor: Öğrencilerin yaşayarak, her konuyu sorgulayarak, araştırarak öğrenmesini sağlayan bir ders. Ağırlıklı felsefe grubu ve matematik öğretmenlerinin bu dersi vermesi düşünülüyor. Olumlu bir adım.

    Yaparak, Uygulayarak Öğrenme Ağırlık Kazanacak: MakerLab, Makerspace, Maker Atölyesi, STEM laboratuvarı gibi alanlarda ders öngörülüyor. Öğrenciler, bu gibi atölyelerde yaşayarak öğrenme imkânı bulacak. Özel okullarda bu alanlar çoğunlukta olmasına rağmen her devlet okuluna bu imkânı vermek zor olacak. Altyapı verilse de eğitmen kadrosunun oluşması zaman alacak.

    12’nci Sınıfa Yenilikçi Dersler Geliyor: Eğitimcilerin merakla beklediği en önemli konu bu. Son sınıfa yenilikçi dersler gelirse buna uyumlu sınav sistemi nasıl olacak diye soruluyor.

    Öğrencinin Her Alandan Ders Alabileceği Dengeli Bir Ders Çizelgesi Oluşacak: Her alanda öğrencinin ders alması biraz çelişkili. Çünkü bu öğrencilerin hem fen, hem Türkçe, hem de yabancı dil okuması anlamına gelebilir. Her alanda ders alan öğrenci, bir alanda nasıl uzmanlaşacak? Bir yandan kariyer planlaması yaparken bir yandan da çok sayıda alana yönlendirmesi kafa karışıklığı yaratabilir.

    Haziranda Derslerin Yerini Proje Sunumları, Portfolyo Hazırlıkları Gibi Yaşam Becerileri Etkinlikleri Alacak: Okulların tatile gireceği yaz aylarında zaten sınava hazırlanan öğrencilerin büyük kısmı okula devam etmiyordu, ara sınıflarda olanlar ise rapor alıyordu. Haziranda okula öğrencileri getirmekte bu yöntem de pek etkili olmayacak gibi. Sınavların bittiği noktada okula gelmek istemeyen, adım atmayan öğrencileri proje ya da portfolyo ile getirmek de zor olacak.”

  • 100. yılında 19 Mayıs ruhu tazelendi

    100. yılında 19 Mayıs ruhu tazelendi

    Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 19 Mayıs’ın 100. yıldönümünü münasebetiyle düzenlenen etkinliler devam ediyor.

    Erzurum Türk Telekom Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi tarafından “Bir Asırdan Bin Asra, İstiklalden İstikbale 19 Mayıs” paneli Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezinde gerçekleştirildi.

    19 Mayıs’ın 100. yılında gençlerimizin milli mücade ruhunu, İstiklal Savaşımızı ve Atatürk’ü tam manasıyla yeniden anlaması, idrak etmesi ve geçmişten güç alarak büyük Türkiye yolunda geleceğimize ışık tutmayı kendilerine şiar edinmeleri için düzenlenen panele ilgi oldukça yoğundu. Yüzlerce öğrencinin ve öğretmenin katıldığı etkinliğe İl Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz ve kurum idarecileri de katıldı.

    T.T. Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileri Türkiye Cumhuriyeti’nin yüz yıllık görünen ama bin yıllık tarihi köklerini, Atatürk’ün önderlik ettiği milli mücade davasını 6 başlık altında genç bakış açısıyla değerlendirdi. Panelde işlenen en dikkat çekici konulardan biri ise milli mücadelede Erzurum’un yeri ve önemi olurken, 2023 ve 2073 hedeflerine yürüyen Büyük Türkiye yolunda Erzurum’un tarihte olduğu gibi bugün de aynı tarihi misyonu yerine getirmeye hazır olduğu vurgulandı. Nene Hatun’un, Kara Fatma’nın mirasını taşımaya ve daha ileri götürmeye namzet yüzlerce gencimiz bu bilinci yeniden idrak etti.

    İl Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz program sonrası öğrencileri öğretmenleri tebrik etti ve gerçekleştirilen programla bir panelden, sunumdan çok daha öte tarihi ve toplumsal bir ödevin yerine getirildiğini belirtti.

  • Milli Mücadele’nin ve Erzurum Kongresi’nin 100’üncü Yılında Gençler Erzurum’da

    Milli Mücadele’nin ve Erzurum Kongresi’nin 100’üncü Yılında Gençler Erzurum’da

    Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen ‘Anadolu Tarih ve Kültür Birliği’ buluşmaların beşincisi “Millî Mücadele’nin 100. Yıl Dönümü” münasebetiyle 26-28 Nisan 2019 tarihlerinde Erzurum’da düzenleniyor.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen ve Anadolu’nun ortak kültür ve tarih şuurunun gençler tarafından özümsenmesini amaçlayan büyük buluşmaların beşincisi Milli Mücadele’nin ve Erzurum Kongresi’nin 100’üncü yıldönümü nedeniyle, Erzurum’da düzenleniyor. Türkiye’nin her yöresinden bu amaçla Erzurum’a gelen üniversite ve lise öğrencisi gençler, 26-28 Nisan tarihleri arasında; tarih, kültür sohbetlerine ve bu alanlarda düzenlenen çalıştaya katılacaklar ve Erzurum’un tarihi ve kültürel değerlerini yerinde inceleyecekler.

    Erzurum buluşmasına, İstanbul ve Ankara’dan 7 üniversite ile 23 liseyi temsilen toplam 70’in üzerinde öğrenci katılıyor. Liseler arasında, Galatasaray, Darüşşafaka, Kabataş Erkek, İstanbul Erkek, Hüseyin Avni Sözen, Kartal Anadolu İmam Hatip, Haydarpaşa, Pertevniyal, Vefa, Kandilli Kız Anadolu, Ankara Atatürk, İzmir Namık Kemal Lisesi gibi köklü eğitim kurumları yer alıyor.

    Uzmanlar, sanatçılar, öğrenciler bir arada

    ‘Anadolu Tarih ve Kültür Birliği’ buluşmalarında, Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen lise öğrencileri ile akademisyenler, düşünce insanları, sanatçılar, yazarlar, öğretmenler ve bürokratlar bir araya gelerek, karşılıklı görüş alış verişinde bulunuyorlar. Aynı zamanda, müzakere edilen kültür değerlerini, yerinde görme imkanına kavuşuyorlar.

    Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Dursun, gençleri tarihi ve kültür değerleriyle buluşturmanın önemine dikkat çekerek, “Bu buluşmaları, yeni nesillerin millî kültür alanındaki fikirleri ve çalışmalarıyla örnek oluşturan şahsiyetler hakkında bilgi edinmelerini ve köklü medeniyetimizin temel taşları olan milli tarih, kültür ve sanat eserlerimizi tanımalarını sağlamak üzere gerçekleştiriyoruz” dedi.

    Anadolu Gençliği Fikren Kaynaşıyor

    Milli tarihimiz, kültürümüz ve sanatımız hakkında bilgi edinmeyi amaç edinen, bu konularda araştırma yapan ve bu araştırmalarını sunma konusunda istekli olan gençlerin seçildiği, Anadolu Tarih ve Kültür Birliği Buluşmaları, aynı zamanda Anadolu gençliği için milli değerler etrafında buluşma ve fikren kaynaşma vesilesi olma özelliğini taşıyor.

    İlki 4-6 Ocak 2019 tarihlerinde Çanakkale’de, ikincisi 15-17 Şubat 2019 tarihlerinde Mardin’de, üçüncüsü 15-17 Mart 2019 tarihlerinde Samsun ve Amasya’da, dördüncüsü 12-14 Nisan 2019 tarihlerinde Sivas’ta gerçekleştirilen, buluşmaların beşincisi 26-28 Nisan tarihlerinde Erzurum’da yapılıyor.

    Gençler Millî Mücadelenin Mihenk Taşı Erzurum’da

    Milli Mücadelenin dönüm noktalarından biri olan Erzurum Kongresi, ulusal egemenliğin koşulsuz olarak gerçekleştirilmesine karar verilen ilk kongre olması nedeniyle tarihimizde büyük öneme sahiptir. Türk milletinin var olma mücadelesindeki kararlılığını gösterdiği bu tarihi kongrede alınan “Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz” kararıyla Millî Mücadele yeni bir safhaya geçmiştir. Bu buluşmada gençler, Mustafa Kemal Atatürk’ün kapanış konuşmasında “Tarih, bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir.” diyerek önemine dikkat çektiği Erzurum Kongresi’nin hayat bulduğu mekânların ruhunu teneffüs edecek ve Türk milletinin ulusal bağımsızlık yolunda ortaya koyduğu kararlığın tarihi ve düşünsel altyapısını tahlil etme imkânını yakalayacaklar.

    Erzurum, Tarihi Anlar Yaşayacak!

    Erzurum’da gerçekleştirilecek buluşmaya Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. A. Haluk Dursun’un yanı sıra, Erzurum Valisi Okay Memiş, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı ve Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu katılıyor.

    Buluşmanın ilk gününde, Kültür ve Turizm Bakanı Prof. A. Haluk Dursun, milli tarih ve kültür bilinci konusunda katılımcı gençlerle bir sohbet toplantısı düzenliyor. 27 Nisan 2019 tarihinde düzenlenen “Anadolu Tarih ve Kültür Birliği Çalıştayı”nda, çok sayıda uygarlığa ve kimliklere ev sahipliği yapan Anadolu’nun bugüne kadar oluşturduğu tarih ve kültür birliği modelleri ele alınıyor ve gençler; tarihsel kişi ve olgularla ilgili araştırmalarının sunumlarını yapıyorlar. Çalıştayda ayrıca Anadolu’nun birlikte yaşama duygusu ve alışkanlığını güçlendiren özelliklerinin iyi anlaşılması ve anlatılması için tarih, arkeoloji, coğrafya, antropoloji, felsefe, siyaset bilimi, askeri tarih, filoloji, ilahiyat, sosyoloji gibi birçok farklı alandan akademisyenler, araştırmacılar ve uzman bürokratların katılımıyla sunumlar ve müzakereler gerçekleştiriliyor.

    Anadolu’yu Anadolu Yapan eserler, Değerler

    İkinci günün bir başka programı ise Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan “Gençlerle Başbaşa” etkinliği Bu etkinlikte, gençler ve Anadolu tarih ve kültürüyle ilgili uzmanlar ve akademisyenler bir araya gelerek, Erzurum tarihi başta olmak üzere Anadolu’nun dokusunu oluşturan tarihi ve kültürel olaylar ve olguları müzakere ediyorlar.

    Erzurum buluşmasının 28 Nisan 2019 tarihinde yapılacak üçüncü gününde, tarihi alan ve şehir incelemeleri yer alıyor. Atatürk Evi Müzesi, Abdurrahman Gazi Türbesi, Tabyalar, 23 Temmuz Erzurum Kongre Binası Resim Heykel Müzesi ve Galerisi, Erzurum Yakutiye Medresesi, Üç Kümbetler, Erzurum Ulu Camii, Çifte Minareli Medrese ve Rüştem Paşa Kervansarayı ziyaret edilecek önemli yerler arasında bulunuyor. Bu ziyaretlerde, gençler, Erzurum ile ilgili yaptıkları araştırmalarda ve sunumlarındaki önemli tarihi ve kültürel değerleri yerinde görme ve uzmanlardan bilgi edinme imkânına kavuşacaklar.

  • Millî Mücadele’nin 100. Yılında Uluslararası Sempozyum

    Millî Mücadele’nin 100. Yılında Uluslararası Sempozyum

    Kültür ve Turizm Bakanlığı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi ile Atatürk Üniversitesinin ortaklaşa düzenlediği “Millî Mücadele’nin 100. Yılı: Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya Geçişi ve Kongreler Uluslararası Sempozyumu” Nene Hatun Kültür ve Gösteri Merkezinde başladı.

    Sempozyuma, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Dursun, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Erzurum Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan, Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürü Cemal Almaz, Edebiyat Fakültesi Dekanı Veyis Değirmençay, Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selami Kılıç ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

    Rektör Çomaklı: “Erzurum, Hâkimiyet Mücadelelerinin Odak Noktası Olmuştur”

    25-26 Nisan tarihlerinde Nene Hatun Kültür ve gösteri Merkezi Cep Salonlarında devam edecek olan sempozyumun açılış konuşmaları kısmında, Atatürk Üniversitesinin böyle kutlu bir mücadelenin anlatılacağı sempozyuma ev sahipliği yapıyor olmasının kendisine gurur verdiğini ifade ederek konuşmasına başlayan Rektör Çomaklı, Erzurum’un tarihin en eski dönemlerinden itibaren gerek İpek Yolu olarak adlandırılan Kafkasya’yı Trabzon vasıtasıyla Avrupa’ya gerekse Doğu Anadolu’yu Mezopotamya’ya bağlayan önemli bir geçiş noktası olduğunu aktardı.

    Tarihi geçmişe sahip bu kadim şehrin, stratejik ve jeopolitik önemi dolayısıyla tarih boyunca birçok devlete ve medeniyete de ev sahipliği yaptığını hatırlatan Çomaklı sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Tarihin çeşitli dönemlerinde çeşitli milletlerce istilaya uğramış, işgale düşmüş ve devletlerin hâkimiyet mücadelelerinin odak noktası olmuştur. Milletlerin ve medeniyetlerin beşiği durumunda olan Erzurum, tarihindeki en önemli hadiseleri hiç şüphesiz aziz Türk milletinin Mustafa Kemal Paşa liderliğinde var olma mücadelesi olan Türk İstiklâl Harbi sırasında yaşamıştır” dedi.

    “Erzurum, Tam Bağımsız Bir Devletin Temellerinin Atıldığı İlk Yer Olmuştur”

    Erzurum’un Ermenilere verilmek istendiği bir dönemde üstlendiği misyon, yeni ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne giden yolda son derece önemli bir rol oynadığını vurgulayan Rektör Çomaklı: “Nitekim 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Erzurum Kongresi, somut manada hâkimiyetin millete ait olduğu ve tam bağımsız demokratik yeni bir devletin temellerinin atıldığı ilk yer olmuştur. İşte bu önemle Üniversitemiz ve Atatürk Araştırma Merkezinin iş birliğiyle düzenlenen Millî Mücadele’nin 100.Yılı: Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya Geçişi ve Kongreler Sempozyumunun bilime katkılar sunmasını diliyor, bu önemli etkinlikte emeği olan herkese teşekkürlerimi sunuyor ve aziz vatana ve millete hayırlı olmasını temenni ediyorum” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

    Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selami Kılıç, konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışını ve Millî Mücadele fitilini nasıl ateşlediğini anlattı. Türk milletinin 1919’da tarihin akışını değiştirdiğini belirten Kılıç şöyle konuştu: “Mustafa Kemal Paşa son padişah Sultan Vahdeddin tarafından, 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a gönderildi. Atatürk’ün asıl görevi; temeli milli egemenlik ilkesine dayalı yeni bir Türk devleti kurmaktı. Fakat bunu hiç kimseye söylemedi ve paylaşmadı. Vicdanında belli bir sır olarak sakladı. Bunu da Atatürk’ün Nutuk eserine bakarsak orada görmüş oluruz.”

    “Erzurum Kongresi, Mustafa Kemal Paşa’nın Liderliğinde Bütün Bir Milletin İşgale ve Direnişe Karşı Hazırlanışıdır”

    Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan ise böylesine önemli bir sempozyumu Millî Mücadelenin beşiği Erzurum’da gerçekleştirmekten mutluluk duyduklarını ifade ederek, Erzurum Kongresinin öneminden bahsetti. Beyhan: “Erzurum Kongresi, Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde bütün bir milletin işgale ve direnişe karşı hazırlanışıdır. Millî mücadelenin temelini teşkil edecek pek çok önemli kararların alındığı kongrenin, Erzurum’da yapılmasının bazı nedenleri vardır. Erzurum’un stratejik bir konumda olması ve 15. Kolordu Komutanlığının Erzurum’da bulunması bunlardan bazılarıdır. 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın Kolordusuyla beraber Mustafa Kemal Paşa’nın emrinde olmasının, Millî Mücadelenin kazanılmasında büyük payı vardır” ifadelerini kullandı.

    Başkan Sekmen: “Millî Mücadele, Samsun’dan Yükselmiş Cennet Vatanın Her Yanına Ulaşan Bir Sese Dönüşmüştür”

    Millî Mücadele meşalesinin yakıldığı bir kentte düzenlenen uluslararası sempozyumda bulunuyor olmaktan duyduğu mutluluğu ifade ederek konuşmasına başlayan Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Millî Mücadele’nin 100’üncü yılı dolayısıyla düzenlenen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu’ya gelişi ve tarihi kongrelerin anlatılacağı sempozyumda Millî Mücadele ruhunun ele alınacak olmasının önemine değindi.

    “Millî Mücadele Ruhunun Payidar Kalması, O Duygunun Diri Tutulmasıyla Mümkün Olacaktır”

    Bağımsızlığımıza tasallut etmiş olan emperyalist güçlere asla ve de kat’a teslim olunmayacağının fiili olarak beyanı anlamına gelen Milli Mücadele sürecinin, bundan tam 100 yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla başladığını vurgulayan Başkan Sekmen şu ifadeleri kullandı: “Milli Mücadele; Samsun’dan yükselerek cennet vatanın her yanına ulaşan bir sese dönüşmüş ve bu ses Havza’dan başlayarak önce Amasya’da, oradan Erzurum ve ardından Sivas’ta gürlemiş; bu milletin evlatları yeri gelmiş yıkılmaz bir kale olmuş, yeri gelmiş bükülmez bir bilek halini almıştır. Millî Mücadele işte bu yüzden önemlidir, işte bu yüzden kıymetlidir. Cumhuriyetimizin ve milletimizin egemenliğinin ilelebet payidar kalması ve muhafaza edilmesi, bundan 100 yıl önce sergilenen o muhteşem birliktelik ve Millî Mücadele ruhunun sürekli diri tutulmasıyla da mümkün olacaktır” şeklinde konuştu.

    Bu sempozyum vesilesiyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yad eden Mehmet Sekmen, Uluslararası Millî Mücadele Sempozyumunun organize edilmesinde katkıları bulunan Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığına ve Atatürk Üniversitene teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

    Haluk Dursun: “Erzurum’a Mübarek, Mürüvvet ve Mükremin Sıfatları Çok Yakışıyor”

    Kültür Bakanlığı olarak Millî Mücadelenin 100. yılı dolayısıyla, kültür açısından yeniden bir Millî Mücadele yapılmasına inandıklarını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Dursun, bu amaçla Anadolu Tarih ve Kültür Birliği Platformunu kurduklarını ifade etti.

    Dursun: “Kurulan platform, Anadolu’nun ortak tarihinden gelen ve milli birliğine inanan bütün kesimlerin bir düşünce ve birlik içerisinde bu tür dışarıdan gelebilecek, içeriden de yandaş veya taraftar bulabilecek olan kesimlere karşı uyarılması ve gençlerimizin bu konuda bilgilendirilmesini amaçlayan bir çalışmadır. Ermeni meselesi ve Millî Mücadele başta olmak üzere bizleri suçlu göstermek isteyen çalışmalara bir set oluşturmak ve bunu gençler yoluyla yaparak bilgilendirme amaçlı kurulan bir platform. Erzurum’un benim için çok özel bir tarafı da var. Aziz vatanımızın kendine özgü özellik ve güzellikleri var. Bazı şehirlerin de gazi, kahraman ve şanlı gibi sıfatları var. Erzurum’a da Mübarek, Mürüvvet ve Mükremin sıfatları çok yakışıyor. Ruhaniyetini hala kaybetmeyen beldelerden bir tanesidir Erzurum. Bir şehrin mimari vasfı yanında ruhaniyetinin de olması lazım. Erzurum bu saydığımız özellikleri devam ettiriyor. Bu yüzden Erzurum’da olmaktan dolayı çok büyük bir mutluluk duyuyorum” dedi.

  • 2018 yılında Türkiye’ye yurt dışından 400 bin cep telefonu getirildi

    2018 yılında Türkiye’ye yurt dışından 400 bin cep telefonu getirildi

    Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, yılda 11 milyon adet cep telefonu satışı yapılan Türkiye’ye 2018 yılında yurt dışından yolcu beraberinde 400 bin cep telefonu getirildiğini belirterek, “Bunların çok büyük bölümü teknolojik ve eder olarak da yüksek fiyat grubundan telefonlar. Yurt dışından bu yollarla gelen ürünlerden hem devlet kaybediyor hem de sektör etkileniyor” dedi.

    Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TTSO) bilgisayar, yazılım ve telefon firmalarının yer aldığı 17. Meslek Komitesi’nden Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, tüm sektörlerin olduğu gibi cep telefonu ve yazılım sektörünün de piyasadaki dalgalanmalardan etkilendiğini belirterek, “Her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzün de en büyük problemlerinden biri kaliteli ve sürdürülür insan kaynağıdır” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’de 81 milyon cep telefonu abonesi var”

    Ahmet Kazaz, Türkiye’de şu anda tüm operatörlerin 81 milyon müşterisi olduğunu dile getirerek, “Neredeyse nüfusumuz kadar cep telefonu abonesi bulunuyor. Tüm abonelere 3 bin 500 tanesi 3 operatörün markası altında hizmet veren yaklaşık 10 bin satış noktasında hizmet veriliyor. Sektörde toplam 50 bin kişinin çalıştığından bahsediliyor. Hizmet sektörlerinde çalışan değişim hızı çok yüksek. Dünya standartlarında yüzde 20 iken bizim ülkemizde yüzde 60-70’lere çıkıyor. Bir yıl içinde insanlar çalıştıkları iş yerini değiştiriyorlar. Teknoloji sektörü çok bilgi odaklı bir iş olduğu için çalışan sirkülasyonu bu sektörün en çok etkilendiği alanlardan biridir. Ancak iyi bir tarafını söyleyebilirim. Özellikle Eylül’den sonra tüm sektörlerde çalışan çıkarımı konusunda en az etki alan sektörlerden biridir. Çünkü çalışan zaten zor bulunuyor ve zor öğreniyor. Zor öğrenen çalışanı da kimse kaybetmek istemiyor. Aslında bu da tüm sektörlerde çalışana yapılacak olan yatırımın neden önemli olduğuna da bir gösterge ortaya koyuyor” diye konuştu.

    “2018’de yurt dışından 400 bin cep telefonu getirildi”

    TTSO Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, Türkiye’de 2018 rakamlarıyla yılda 11 milyon adet cep telefonu satıldığını vurgulayarak, “Eylül 2018 öncesinde ayda 1 milyon 200 bin adet cep telefonu satışı yapılırken bu rakam şu anda 600-700 bin seviyelerinde. Burada vurgulanması gereken önemli bir konu da yolcu beraberinde getirilen ürün olarak adlandırılan yurt dışından getirilen telefonlardır. Bu konu suistimal edilerek hem ülkeye hem de sektöre yönelik bir kayıp oluşturmaktadır. Bu ürünlerin 2018’deki rakamı 400 bin adet. Bunların çok büyük bölümü teknolojik ve eder olarak da yüksek fiyat grubundan telefonlar. Bir cep telefonu satışından devletimizin aldığı direkt vergileri şöyle sıralayabiliriz; yüzde 18 KDV, yüzde 25 Özel İletişim Vergisi, yüzde 10 TRT payı. Yani Türkiye’de aldığımız bir cep telefonundan yüzde 53 direkt devlete vergi ödüyoruz. Yolcu beraberi dediğimiz yanımızda getirdiğimiz telefonları kaydettirdiğimizde ise yaklaşık 620 liralık vergi ödüyoruz. Şunu da belirtmek istiyorum ki; bu ülkede özellikle teknoloji ve bilişim anlamında bir şey aldığınızda sanki kendinizi cezalandırıyormuşsunuz gibi bir durum var. Bu durum sektörü de tehdit ediyor bir anlamda. Çünkü yüksek model dediğimiz telefonların özellikle ülkedeki ekonomik hareketler değiştiğinde satış payı da çok düşüyor. Tamamen orta ve düşük segment ürünlerin satışı yükseliyor. Bunlar da zaten karlılıkları daha düşük olan ürünler. Yüksek model ürünler diğer yollarla geliyor. Yurt dışından bu yollarla gelen ürünlerden hem devlet kaybediyor hem de Türkiye genelindeki satış noktalarında bunlarla ilgili problem yaşanıyor” ifadelerini kullandı.

    Kazaz, yurt dışından getirilen telefonlarda, IMEI denen seri numarası problemlerinin de yaşandığını ifade etti.

    “Trabzon’da 300 metre mesafede 57 cep telefonu satış noktası var”

    Sektörle ilgili Trabzon’dan da örnek veren Kazaz, “Türkiye’de bir işletmeyi açmak için bazı sektörlerde belirli kurallar işlerken bazı sektörlerde bu anlamda bağlayıcı hiçbir unsur yok. Cep telefonu dükkanı açmak istiyorsanız çok rahatlıkla gidip Maliye’den bir vergi levhası alıp, bir kasa bir masa usulü ticaretinizi yapabilirsiniz ve bunda hiçbir sakınca yok. Trabzon’dan verecek olduğum örnek şu; Meydan Parkı’ndan Postahane’ye doğru gelirseniz, 300 metrede 57 tane cep telefonu mağazası var. Bu da aslında sektörlerin neden örgütlenmesi gerektiğini neden disipline olması gerektiğini anlatan en iyi örneklerden biridir. Türkiye’de büyüklüğü ilk 5’te olan sektörlerden birisi ama örgütlenememe problemi var. Trabzon ayrıca sektörde kira maliyetleri yüksek olan birkaç şehirden biridir. Ayrıca cep telefonu aksesuarlarındaki standartsızlık ve farklı fiyat politikaları, kayıt dışı ürün durumu işin kalitesine ve tüketicinin güvenine etki etmektedir. Tıpkı yurt dışından getirilen telefonlarda olduğu gibi devletin aksesuarlarda da ciddi kaybı olmaktadır” dedi.

    Kazaz, Tüketici Hakem Heyetleri’nde görev alan kişilerin sektörle ilgili daha fazla bilgiye sahip olması gerektiğini de vurguladı.

    “Genç nüfusumuzla yazılım sektöründe söz sahibi olmalıyız”

    Kazaz, yazılım sektörüyle ilgili Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın iyi gayret gösterdiğini de ifade ederek, “Çin 50 bin hektarlık bir alan oluşturmuş ve dünyaya açarak yapay zeka çalışmaları yapmalarını istiyor. Bizde de bu tür süreçleri destekleyen Yatırım Adası, Teknokent gibi adımlar var. Yazılım ve teknoloji sektörü tüm dünyanın geleceği. Böyle bir dünyaya bu kadar genç bir nüfusla cep telefonu ya da yazılım deyip çok küçük bakarak kenarından geçmememiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü dünyanın yeni ve en büyük üretim ve yatırım alanı aslında bu iki sektördür” diye konuştu.