Etiket: Yılın

  • Moon Life Yılın Enlerinde ‘’En İyi Belediye Başkanı’’ Şükrü Karabacak Oldu

    Yılın en iyilerinin belirlendiği Moon Life Dergisi Ödül Töreni’nde ‘’en iyi belediye başkanı’’ ödülü, Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak’ın oldu.

    Bu yıl ikincisi düzenlenen ve yılın en iyilerinin belirlendiği Moon Life Dergisi Ödül Töreni’nde sanattan siyasete, müzikten iş dünyasına kadar pek çok kategoride ödül sahibini buldu. İstanbul Eski Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu, Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak, Süheyl ve Behzat Uygur kardeşler ile anneleri Necla Uygur, Gülben Ergen, Hande Yener, Berksan gibi pek çok ünlü ismin katılımı ile Maslak Steigenberger Hotel’de gerçekleşen törenin sunuculuğunu Özlem Yıldız üstlendi. Yaptığı hizmetler sonucunda yılın en iyi belediye başkanı ödülünü alan Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak duygularını, ‘’Böyle bir ödüle layık görülmek son derece mutluluk verici. Çünkü yapmış olduğunuz çalışmaların kamuoyunun desteğini almış bir dergi tarafından ödüllendirilmesi çok güzel bir duygu’’ sözleriyle ifade etti.

    ‘’GÖNLÜNÜ VERMEDİKÇE GÖNLÜNÜ BULAMAZSIN’’

    Yerel bir belediyenin başkanı olarak toplumu ve insanları doğumlarından ölümlerine kadar mutlu etmek üzere yapmış oldukları hizmetlerin varlığından söz eden Karabacak, ‘’Bu göreve başlarken Hz. Mevlana’nın ‘Gönlünü vermedikçe gönül bulamazsın’ sözü ile yola çıktık. Hizmet gönül işidir sözünü sloganımız yaptık. Hem gönlümüzü verdik hem gönül bulduk hem de hizmet ürettik. Bu hususta bize bu görevleri layık gören büyüklerimize de teşekkür ediyorum. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanlığı döneminde ve sonrasında da bizlere inandılar ve güvendiler ki bu görevleri layık gördüler. Sonrasında Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun görevi devralmasıyla birlikte bu kadrolar içerisinde hizmet vermeye devam ediyoruz. Milletimizin gönlünü almak yetmiyor oyunu da almak gerekiyor. Bununla birlikte de iyi hizmet üretmek gerekiyor.

    Biz de şehrin yapılaşması anlamında ciddi değişiklikler meydana getirdik. Kültür merkezlerimizde, marinamızda, sahil düzenlemelerimizde, bilgi evlerimizle birden fazla alanda hizmetler ürettik. İnsanlar da bu hizmetleri görünce karşılığını hem sandıkta oy olarak veriyor hem de sizi bağrınıza basıyor ve üçüncü dönemde de belediye başkanı olarak görmek istiyor’’ dedi.

  • Adıyaman’a Yılın İlk Karı Yağdı

    Adıyaman’ın Çelikhan ilçesinde yılın ilk karı Akdağ ve Ulubaba dağlarına düştü.

    Çelikhan ilçesinde bu yıl gecikmeli de olsa yılın ilk karı Akdağ’a ve Ulubaba dağlarına düştü. Yılın ilk karının Çelikhan ilçesinin Akdağ ve Ulubaba dağlarına düşmesiyle beraber bölgede hava sıcaklığında düşüş yaşandı.

  • Bu Yılın İlk 10 Ayında 256 Kadın Öldürüldü

    Türkiye’de, 2014’de 281, bu yılın ilk 10 ayında 256 kadının şiddet kurbanı olup öldürüldüğü, binlerce kadının yaşadıkları şiddet nedeniyle koruma talebinde bulunduğu belirtildi.

    Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Havutçu ve Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Mustafa Ruhan Erdem, mevcut yasaların yeterli olduğunu, ancak yalnızca kanunlarla tüm sorunların çözülemeyeceğini söyledi.

    Türkiye’de, 2014’de 281, bu yılın ilk 10 ayında 256 kadın şiddet kurbanı olup öldürüldü, binlerce kadın şiddet gördü, birçoğu da yaşadıkları şiddet nedeniyle koruma talebinde bulundu. Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Havutçu ve Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Mustafa Ruhan Erdem, mevcut yasaların yeterli olduğunu, ancak yalnızca kanunlarla tüm sorunların çözülemeyeceğini belirtti. Havutçu ve Erdem, “En güzel biçimde kanunları çıkarabiliriz, ancak önemli olan iyi uygulamak ve içselleştirmek. Suç öncesi aşamada da önleyici politikalar geliştirilmesi lazım. Güvenlik, eğitim, her türlü tedbir bunun içinde olmalı, ancak tek başına polisiye tedbir ya da cezaların artırılması çözüm olarak değerlendirilmemeli. Yapılması gereken, şiddeti üreten sorunların ortadan kaldırılması, toplumun zihniyetinde şiddete karşı bir tepki oluşturmak” dedi.

    “KANUNLAR İYİ AMA ETKİLİ ŞEKİLDE UYGULANMIYOR”

    Büyük umutla yürürlüğe giren 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun bile, hukuki düzenlemelerin şiddeti önlemede tek başına yeterli olmayacağını gösterdiğini ifade eden Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Havutçu, “2011 yılında Avrupa Konseyinin İstanbul Sözleşmesi’ne ilk imza koyan ülke Türkiye, iç hukuk açısından da gerekli düzenleme yapıldı. Son derece önemli olan bir nokta, mükemmel yasalara sahip olmak değil, bunları uygulamak ve içselleştirmektir. Vakalara baktığımızda kanunun iyi olduğunu, ancak etkili biçimde uygulanamadığını görüyoruz.”

    “ELEKTRONİK DENETİM SİSTEMİ DAHA ETKİN UYGULANMALI”

    Yasada belirtilmesine karşın, elektronik kelepçe olarak adlandırılan sistemden hala yeteri kadar yararlanılmadığını kaydeden Havutçu, şöyle konuştu: “Kanun, şiddet uygulayan için elektronik ortamda takip diyor, en bilinen batı uygulaması elektronik pranga. Tabii ki burada insan haklarına aykırı bir sistemden bahsetmiyoruz. Kanunun etkili biçimde uygulanmasının en önemli araçlarından yeteri kadar yararlanılmıyor. Yalnızca iki şehirde birkaç kişi bu sistemle kontrol ediliyor. Eğer sistem yaygın kullanılıyor olsaydı, şiddet uygulayan kişi mağdura yaklaştığında alarm sistemi devreye girer ve daha olay olmadan önlenebilir.”

    “ŞİDDET UYGULAYANA DA PSİKOLOJİK DESTEK VERİLMELİ”

    Mağdurlara yönelik psikolojik destek sağlandığını hatırlatan Ayşe Havutçu, şunları söyledi:

    “Mağdurların yanı sıra asıl şiddeti uygulayan kişilerin psikolojik destek alması şart. Hakimlerin bu yönde karar verme yetkisi var.6 ay süreye kadar, şiddet uygulayan kişinin zorunlu olarak psikolojik destek alması yönünde karar verebilir ya da aile terapistlerine gönderilebilir. Herhangi bir ek kaynak gerekmeksizin devlet ya da üniversite hastanelerinin klinikleri kullanılabilir. Bu imkan yoksa, Bakanlık terapi ücretlerini bütçesinden karşılıyor. Bu gibi yaptırımlar, şiddet olaylarının daha da üzücü sonuçlar doğurmadan önlenmesi adına çok faydalı olacaktır.”

    “KAMU SPOTLARINDA YER ALMALI”

    Şiddete karşı toplumu bilinçlendirmenin önemine dikkat çeken Havutçu, sözlerine şöyle devam etti: “Sigaranın sağlığa zararlarını, nasıl sürekli ekranda görüyorsak, aynı şekilde zorla evlendirmenin, çocuğa, yaşlıya, kadına ve erkeğe yönelik şiddetin her türlüsünün de bir insanlık suçu olduğuna dair kamu spotları olmalı. Şiddetin, kime yapılırsa yapılsın, insan hakları ihlali olduğu ilkokuldan itibaren sürekli işlenmeli.”

    “CEZA HUKUKU SON ÇARE OLARAK GÖRÜLMELİ”

    Ceza hukukçusu Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem ise, bir ceza hukukçusu olarak, suçlulukla mücadelede ceza hukukunun son çare olarak görülmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi. Bu yaklaşımın sorunu bütün boyutlarıyla görme imkanını ortadan kaldırdığını anlatan Erdem, şöyle konuştu: “Cinsel suçlar, uyuşturucu ve hırsızlıkla ilgili suçların cezaları artırıldı. Bakıldığında, ‘suçların cezaları artarsa, önlenebilir’ diye bir bakış açısı var, ancak birebir suçluluk oranlarına yansımadığını görüyoruz, yeteri kadar azaltmadı. Problem esas itibariyle bu. İnsanlar neden suç işler? Bunun cevabını verirsek, zannediyorum en önemli adımı atmış oluruz mücadele için. Toplumun suça karşı bilinçlendirilmesi en önemli adımdır. Devletin, en az 10 yıllık bir suç önleme politikası olmalı. Suç öncesi aşamada da önleyici politika geliştirilmesi lazım. Güvenlik, eğitim, her türlü tedbir bunun içinde olmalı, ancak tek başına polisiye tedbir ya da cezaların artırılması çözüm olarak değerlendirilmemeli.”

  • Moi Sahne, Sezonu Yeni Yılın Parlayan Müzikali ’Fosforlu’nun Galasıyla Açtı

    İstanbul’un en yeni sanat platformu MOİ sahne, yeni sezona bu yılın parlayan müzikali Fosforlu ile başladı. Tiyatrokare tarafından sahnelenen ve büyük ilgi gören ’’Fosforlu’’ müzikalinin galası MOİ sahnede gerçekleştirildi.

    Suat Derviş’in ’’Fosforlu Cevriye’’ romanından Tuncer Cücenoğlu tarafından uyarlanan müzikali eski İstanbul’un Galata semtinde yaşanan buruk bir aşk öyküsünü anlatıyor. Başrollerini Ayça Varlıer ve Fatih Dönmez’in paylaştığı oyunun yönetmenliğini ise Serkan Üstüner yapıyor. Pınar Yıldırım, Mert Carim, Ece Duran, Cem Güler müzikalin farklı karakterlerini canlandırıyor. Ayça Varlıer müzikalde başrolünün yanı sıra ’’Suat Derviş’’ olarak Fosforlu’nun öyküsünün anlatan yazarı da oynuyor. Eylem Pelit’in bestelediği ve müzik direktörü olarak görev aldığı oyunun kareografisini Candaş Baş’a, oyunun dramaturjisi Cevdet Canver’e ait. Oyunun dekor tasarım kostümleri ise Aslı Varlıer Pelit tarafından hazırlandı.

    Ekim ayında izleyicilerle buluşan ve büyük ses getiren “Fosforlu” müzikalinin gala gösterisine birçok ünlü Tamer Levent, Levent Özdilek, Suna Keskin, Haldun Dormen,Göksel Kortay, Osman Çetintaş,Umut Demirdelen, Oya İnci, Sema Çeyrekbaşı, Pelin Ermiş, Şaylan Akmen, Günnur Çaras, Leyla Üstel, Berke Hürcan, Can Törtop, Engin Uludağ, Doğu Perinçek, Aziz Torun, Can Sezen, Ebru Saçar, Dilek Türker, Bülent Çarıkçı, Serap Aksoy, Özge Özberk, Serpil Tamur, Halim Ercan katıldı. 700 kişinin katıldığı davette “Fosforlu” müzikalinin seyirciler tarafında çok beğenildi, ayakta dakikalarca alkış aldı.

    “FOSFORLU CEVRİYE TOPLUMU ANLATAN BİR HİKAYE’’

    Müzikalin baş rol oyuncusu Ayça Varlıer, ’’Cevriye İstanbul sokaklarının ta kendisi. Cevriye sokaklarda doğmuş, büyümüş ve gerçek sokak bir insanı. Gerçekten mücadeleci,savaşçı, boyun eğmez ve bir o kadarda çocuksu saf tarafları olan ama bir o kadar kadınsı, cilveli ve çok zeki bir kadın. Suat Derviş’in yazdığı romandan uyarlayarak, Tuncer Cücenoğlu sayesinde biz bunu sahneye koyduk. Fosforlu ismini bilmediği bir adam aşık oluyor. Platonik bir ilişki yaşıyorlar. Bu adam onun kadınlığından istifadeye kalkmadan, gerçek insan muamelesi yaparak, Cevriye’nin insani olgularını yükseltiyor. Cevriye daha önce utanma ve korkma duygusunu hissetmediği için o adam sayesinde bu duyguları keşfediyor. Çok acıklı buruk bir aşk öyküsü. Bunu yanı sıra Fosforlu Cevriye hikayesinde insaniyet namına kaybettiğimiz değerleri ifade ediyor.Bunlar namus, onur, şeref gibi değerler. Suat Derviş, Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine geçişinde bir kadın yazar ve muhabir. O dönemde çok az kadın yazar vardı. Bu yüzden çok önemli bir yazar. İnsan hakları, kadın hakları savunucusu ve solcu zihniyette olan bir yazardı. Allah rahmet eylesin. İnanılmaz güzel romanları vardı. Adı Saadet’ti. Kadın yazarlar okunmuyordu. Bu yüzden adını Suat diye değiştirmiş o dönemde. Suat Derviş Gerçekçi Toplumu anlatan bir hikaye yazmış. Buradan sesleniyorum, güzel müzik şölenimize sizi davet ediyorum’’ ifadelerini kullandı.

    ’’YILLARDIR ÇOK İSTEDİĞİMİZ BİR PROJE’’

    Fosforlu Müzikalinin Genel Sanat Yönetmeni Nedim Saban, ’’Bizim yıllardır çok istediğimiz bir proje. Çok bilinen bir Türk romanı. Tuncer Cücenoğlu uyarladığı zaman, Ayça Varlıer’in oynamasını istediğimizde bu oyun ona çok yakıştı. Ancak bu yıla denk geldi. Çok sevdiğim oyun. Duygusal, müzikli, aşk hikayesi var komik yani bütün dengeleri bir arada olduğu çok güzel bir hikaye. Aynı zamanda bir klasik olan Fosforlu Cevriye, bizim edebiyatımızın bir parçası. Yaklaşık 2 aydır büyük bir keyifle oynuyoruz. Galayı İstanbul MOİ Sahnede yapmayı seçtik. Biz İstanbul’un her yerinde tiyatro olması gerektiğine inanıyoruz. Burada bu kadar donanımlı sahne varken, sadece merkezde tiyatro olmasına olasına karşıyız. Türkiye’nin her yerinde bu kadar güzel salonlar olsun istiyoruz’ ’şeklinde konuştu.

    “BU OYUN İSTANBUL PORTRESİ VE FOTOĞRAFI’’

    Müzikalin Yönetmeni Serkan Üstüner, ’’Çok uzun, zorlu ve keyifli bir süreç geçirdik. Çok iyi yazılmış bir romanın iyi bir uyarlamasını bizimde sahneye edebi zenginliğine yakışır şekilde koymamız gerekiyordu. Çok hassas, sıkı ve disiplinli çalıştık. Çalışırken çok eğlendik. Bu oyun çok güzel bir İstanbul portresi ve fotoğrafı. Her şeyden önce biz bu İstanbul fotoğrafının tarihsel sürecinin sıcaklığını korumaya çalıştık. Oyunculuklarla, şarkılarla, danslarla bütün olarak ele alıp seyirciye 1,5 saatlik müzikal boyunca, İstanbul’un gerçek samimi, sıcak fotoğrafını göstermek ve buruk bir aşk hikayesini izletmek istedik’’ dedi. Toplumumuzun her türlü noktasına değindik. Bu keyifli sürecin sonunda güzel bir iş çıkardığımızı düşünüyorum’’ dedi.

    710 kişilik kapasitesi ve görsel sanat performanslarına uygun teknik alt yapısı ile Türkiye’nin ilk dört sahnesinden biri olarak dikkat çeken MOİ Sahne’de gerçekleşen Forsforlu Galasında Ayça Varlıer oyunun sonunda alkışlarla yazar Suat Derviş’in kadın yazar olarak çok önemli bir yazar olduğunun altını çizdi.

  • Tüm-karder’den Başkan Arslan’a Yılın Belediye Başkanı Ödülü

    Ankara’da faaliyet gösteren Tüm Karadeniz İlleri Kültür Turizm ve Eğitim Derneği, yaptığı başarılı çalışmalardan dolayı Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan’ı Yılın Belediye Başkanı seçti.

    Karadeniz’e kıyısı bulunan 18 Karadeniz ili arasında yardımlaşma, dayanışma, eğitim ve kültür alanında faaliyet gösteren illeri her yıl geleneksel olarak belirleyen Tüm Karadeniz İlleri Kültür Turizm Eğitim Derneği adına Yönetim Kurulu Başkanı Osman Işık ve yönetim kurulu üyeleri, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan’ı makamında ziyaret ederek 2015 yılının en başarılı belediye başkanı ödülünü takdim etti.

    Arslan’ı başarılı çalışmalarından dolayı tebrik eden TÜM-KARDER Başkanı Osman Işık, her yıl Dernek Yönetim Kurulu tarafından 18 Karadeniz ili arasında her yıl yılın valisi, yılın bürokratı, yılın belediye başkanı, yılın milletvekili, yılın rektörü, yılın sivil toplum örgütü, yılın işadamı, yılın öğretmeni ödüllerini verdiklerini ve bu bağlamda 2015 yılında bölgede yaptığı öncü projeler ve örnek çalışmalarıyla yılın belediye başkanı ödülünü Arslan’a vermeyi uygun gördüklerini ifade etti.

    Arslan ise, TÜM-KARDER’in çalışmalarını yakından takip ettiklerini ve Başkent Ankara’da Karadeniz Bölgesi’nde bulunan 18 ili en iyi şekilde temsil ettiklerini ve yılın başarılı kanat önderlerine verilen bu ödüllerin kendilerini daha fazla sorumluluk içerisinde çalışmaya sevk ettiğini belirterek kendisini bu ödüle layık gören TÜM-KARDER Yönetim Kurulu’na ilçe halkı adına teşekkür etti.

    Tüm Karadeniz İlleri Kültür Turizm Eğitim Derneği Başkanı Osman Işık ve yönetim kurulu üyeleri daha sonra Pompeiopolis Antik Kenti’nde bulunan Sunum Merkezi’ni ziyaret ederek kazı çalışmaları hakkında bilgi edindiler.