Etiket: Yılda

  • Dr. Kaya “Türkiye’de sigara kaynaklı ölüm sayısı yılda 100 bin”

    Dr. Kaya “Türkiye’de sigara kaynaklı ölüm sayısı yılda 100 bin”

    Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Abdulkadir Kaya, salgınıyla mücadelenin devam ettiği bugünlerde sigara bırakmanın öneminin daha da arttığına dikkat çekti.

    Tıp Fakültesi’ndeki eğitim görevinin yanı sıra Düzce Üniversitesi Hastanesi’nde Check Up, Obezite ve Sigara Bırakma Polikliniklerinde hasta kabulü yapan Dr. Öğretim Üyesi Kaya, Düzce Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi’nde hipnoz, hacamat ve sülük tedavisi uygulamalarında bulunacak.

    “Koruyucu hekimlik yapmaktayız”

    Aile Hekimliğinin doğumdan ölüme kadar geniş bir yaş aralığına hizmet verdiğine dikkat çeken Dr. Kaya, “Doğumdan ölüme kadar tüm yaşlarda; akut ve kronik tüm sağlık sorunları ile ilgileniriz. Diyabet, hipertansiyon gibi sağlık sorunlarını takip etmekle kalmayıp, aynı zamanda hastaya biyopsikososyospiritüel yaklaşımda bulunan bir hekimlik dalıyız. Covid 19 ‘la mücadele döneminde Aile Hekimlerinin öneminin daha da arttığını görmekteyiz” dedi.

    Düzce Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı bünyesinde Obezite, Check Up ve Sigara Bırakma Polikliniği’nin hizmet verdiğini anımsatan Kaya, Covid-19 salgınıyla mücadelenin devam ettiği bugünlerde sigara bırakmanın öneminin daha da arttığına dikkat çekti.

    “Türkiye’de sigara kaynaklı ölüm sayısı yılda 100 bin”

    Sigaranın dünyada ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna işaret eden Kaya, “Türkiye’de sigara kaynaklı ölüm sayısı yılda 100 bin. Sigara dünyada her 6 saniyede bir can kaybına yol açıyor. Akciğer kanseri ve daha birçok kanser sigara ile ilişkilidir. Başta KOAH olmak üzere solunumsal problemlerin temel sebeplerinden biri de sigaradır. Tüm bu veriler bile sigarayı neden bırakmalıyız sorusu için yeterli cevaplardır. Burada yaptığımız poliklinik hizmetinin ne kadar değerli olduğu ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.

    “Bırakanların yüzde 15’i başarılı oluyor ve içmemeyi sürdürüyor”

    Sigara bağımlılığından kurtulmak için bir den fazla etken olduğunu dile getiren Dr. Kaya, “Bunlardan en önemlisi kişinin karar vermesi. Yine destek tedavisi bizim için çok değerli. Gerek ilaç desteği gerek psikolojik destek bırakmada önemli faktörlerdir. Tüm bunlardan daha da değerlisi sigarayı bıraktıktan sonra içmemeyi sürdürmektir. Sigarayı, bıraktırmayla ilgilenen tüm hekim ve profesyonellere rağmen halen çok sayıda insan sigara kullanmaya devam ediyor. Bu nedenle bizlere büyük iş düşüyor.”

    “Covid-19’a bağlı ölümü 14 kat artırıyor”

    Sigaranın akciğer başta olmak üzere vücudun bütün organlarını etkilediğini ifade eden Dr. Kaya, “Sigara, kanserlerin yüzde 22’sinden sorumlu. Yaptığı birçok zararlı etki ile bedensel bir fakirliğe sebep oluyor. Bu nedenle Covid-19 salgınında sigara içiyorsanız daha riskli hale geliyorsunuz. Sigara bağımlılığı Covid-19’a yakalanmayı ve covid-19’a bağlı ölümü 14 kat artırıyor” dedi.

    Sigara bağımlılığının bir hastalık olduğunu vurgulayarak açıklamasına devam eden Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Destek almak şart” diye konuştu.

    “Bıraktıktan sonraki hayat değişikliği çok önemlidir”

    Her bireyde bağımlılık derecesinin farklı olabileceğine işaret eden Dr. Kaya, açıklamasını şöyle tamamladı: “Hastaya yaptığımız test ile bağımlılık düzeyini belirleyerek tedavi planı uyguluyoruz. Burada hastanın kararlılığı ve bıraktıktan sonraki hayat değişikliği çok önemlidir. Son olarak herkese Covid-19 döneminde; sosyal mesafeye, maske ve temizlik kuralına riayet etmelerini, dumansız hava sahalı ve sigarasız bir hayat öneriyorum” ifadelerini kullandı.

  • Sertifikalı tohumda 1 yılda yüzde 40’lık artış

    Sertifikalı tohumda 1 yılda yüzde 40’lık artış

    Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar, sertifikalı tohumda bir yılda yüzde 40 artış kaydedildiğini belirtti.

    Akar, “Gıda zincirinin ilk halkası; biyolojik ve kültürel çeşitliliğin yapısal göstergesi olan tohum, sertifikalı olarak ise tohumluğun fiziksel, biyolojik ve genetik değer bakımından özellikleri belirlenen ve resmi makamlarca bu özellikleri belgelenen tohum demektir. Tohum, ülkelerin tarım sektörleri için stratejik bir öneme sahiptir. Kullanılan teknoloji vasıtasıyla yüksek gelir getiren ekonomik değere sahip bir üründür” dedi.

    Sertifikalı tohum ile 1 yılda yüzde 40’lık verim artışı sağlanan Erzurum’da bu güzel gelişme hakkında açıklama yapan Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar, “2020 yılında ilimizde de 1’i kamu 6 sı özel sektör olmak üzere; 7 kuruluş tarafından 11.423 da alanda sertifikalı tohumluk üretilmekte olup bu üretimin tamamı İl Müdürlüğümüzce kontrol ve koordine edilmektedir. İlimiz üretim alanlarının özellikle yem bitkisi tohumluğu üretimi için risk teşkil eden hastalık ve zararlılardan ari olmasından dolayı uluslararası düzeyde faaliyet gösteren tohum üreticisi firmalar 2020 yılı itibariyle ilimizde yem bitkisi üretimine başlamış bulunmaktadır. Devam eden Sertifikasyon sürecinde; üretici kuruluşların tesislerinde işleme ve ambalajlanması tamamlanmış olan tohumluk partilerinden alınan numuneler Bakanlığımıza bağlı olarak faaliyet gösteren Tohum Sertifikasyon Test Merkezi Müdürlüklerine gönderilmektedir. Burada yapılan analizler neticesinde üretimlerimiz sertifikalandırılmaktadır” dedi.

    İl Müdürü Akar, sertifikalı tohumluğun niçin kullanılması gerektiğine ilişkin hususları ise şu şekilde belirtti:

    “Sertifikalı tohumluğun çimlenme ve verim kabiliyetinin yüksek olması, çeşit saflığı, tarlada homojen bir gelişim göstermesi nedeni ile bakım, sulama ve hasatta kolaylık sağlaması, elde edilen ürünün pazar değerinin yüksek olması, hastalık ve zararlılara karşı koruyucu ilaçlama yapıldığından üretim kayıplarının asgari seviyede olması, sertifikalı tohumluk kullanımının belli oranda destekleniyor olması.

    Sertifikalı tohumluk kullanımının verimli ve dengeli üretimdeki rolünün hem ülkemiz, hem ilimiz ve üreticimiz açısından stratejik önemi aşikârdır. Tohum gibi stratejik bir öneme sahip üretim girdisinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için çalışmalarımız devam etmektedir.”

  • Bartın Üniversitesi 3 yılda 3 bin 879 üniversiteyi geride bıraktı

    Bartın Üniversitesi 3 yılda 3 bin 879 üniversiteyi geride bıraktı

    Bartın Üniversitesi, Webometrics Dünya Üniversite Sıralamaları (Webometrics Ranking of Universities) değerlendirmesine göre 3 yılda 3 bin 879 üniversiteyi geride bırakmayı başardı.

    Dünyada yer alan yükseköğretim kurumlarını boyut, görünürlük, açıklık ve mükemmeliyet göstergeleri üzerinden değerlendiren Webometrics Dünya Üniversite Sıralamaları 2020 Temmuz sıralaması açıklandı. Bartın Üniversitesi, 2017’den itibaren 3 yılı kapsayan değerlendirmede 3 bin 879 basamak birden yükselmeyi başardı. 2017 yılındaki sıralamada 7 bin 37’nci sırada yer alan Bartın Üniversitesi, 2020 Temmuz ayında açıklanan sıralamada ise 3 bin 879 basamak yükselerek dünya genelinde 3 bin 158’inci sırada yer aldı.

    Bartın Üniversitesi boyut (kurum bilgi paylaşımı) göstergesinde 2 bin 838’inci sırada, görünürlük (web içeriği) göstergesinde 8 bin 234’üncü sırada, açıklık (en çok alıntı yapılan araştırmacılar) göstergesinde bin 901’inci sırada ve mükemmeliyet (2014-2018 yılları arasındaki 5 yıllık dönemde 26 disiplinde en çok atıf alan yüzde 10’luk dilime giren yayın sayısı) göstergesinde ise 3 bin 191’inci sıradaki yerini aldı. Bartın Üniversitesi sıralanan Türkiye’deki 217 yükseköğretim kurumu arasından da 94’üncü basamakta yer aldı.

    Bartın Üniversitesi, Webometrics’te gösterilen başarıyla birlikte araştırma performansı, yenilik girdileri ve webdeki görünürlük aracılığı ile sosyal etki faktörleri olmak üzere 3 gösterge grubunda dünya üniversitelerini sıralayan SCImago Kurumlar Sıralaması (SIR) bu yıl ilk defa sıralamaya değer bulunan üniversiteler arasına girdi.

    SCImago sıralamasına hızlı bir giriş yapma başarısı gösteren Bartın Üniversitesi, sıralanan 3 bin 897 yükseköğretim kurumu arasından Amerika, Rusya ve Çekya gibi ülkelerden 12 üniversite ile birlikte 800’üncü sırayı paylaştı.

    Bartın Üniversitesi yayın sayısını 3 yılda 2 kattan fazla arttırdı

    Üniversiteden yapılan açıklamada, “Bağımsız bir haber portalı tarafından yayınlanan Türkiye’deki devlet üniversitelerinin “Web Of Science” aracılığıyla uluslararası saygın indekslerde yapmış oldukları yayınlara ait göstergelerde Bartın Üniversitesi yükselişini sürdürüyor. Yapılan sıralamaya göre 2017 yılında 107 devlet üniversitesi arasında 69’uncu sırada, 2018 yılında 107 devlet üniversitesi arasında 44’üncü sırada yer alan Bartın Üniversitesi, 2019 yılında öğretim üyesi başına düşen yayın sıralamasında 108 devlet üniversitesi arasından 24’üncü sıraya yerleşti.

    Yapılan sıralamaya göre 2017 yılında 125 uluslararası yayını bulunan Bartın Üniversitesi, 2018 yılında bu sayıyı 178’e, 2019 yılında ise 257’ye çıkarmayı başardı. Böylece 3 yılda yayın sayısını 2 kattan fazla arttırmayı başaran akademik insan kaynağı, 2018’den 2019’a kadar olan bir yıllık periyotta ise yayın sayısını yüzde 45 arttırdı. Farklı göstergeler üzerinden yapılan sıralamalarda sürdürülebilir bir yükseliş gösteren Bartın Üniversitesi’ne uluslararası öğrenci başvuruları da rekor düzeyde artış gösterdi. 58 farklı ülkeden bin 100 öğrencisi olan Bartın Üniversitesi’nde 2020-2021 akademik yılındaki öğrenci alımı için yapılan ilk iki çağrıda 91 farklı ülkeden 9 bin 230 kişi başvuru yaptı” denildi.

    “Bartın Üniversitesi sürdürülebilir bir gelişim gösteriyor”

    Üniversite olarak kalite çalışmalarını öncelediklerini belirten Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, sürdürülebilir bir gelişim hedefiyle yoğun gayret gösterdiklerini söyledi.

    Uluslararası sıralamalardan biri olan QS tarafından yapılan 2019 Uluslararası Öğrenci Anketi sonuçlarını da aktaran Rektör Uzun, “Katılımcı öğrencilerin yüzde 32’si üniversite seçimlerinde, üniversitenin sıralamalarda iyi bir yerinin olmasının önemli bir faktör olduğunu ifade etmişlerdir. Sıralamalar öğrenciler açısından bilinçli tercih yapma konusunda önemli bir araç vazifesi görür. Bunun bilincinde nitelikli büyüme hedefiyle her günün bir önceki günden daha iyi olması için tüm personelimiz ve öğrencilerimizle birlikte büyük gayret gösteriyoruz. Kamuoyunun da ilgisini çeken bu çalışmalar hız kesmeden devam etmektedir. Bu düşüncelerle, Bartın Üniversitesi ailesinin tüm bileşenlerini kutluyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.

    “Uluslararasılaşma temel hedeflerimizden birisidir”

    Üniversite bünyesinde yapılan tüm çalışmalarda bölgeden başlayarak, ülke gelişimine katkı sunulmasının hedeflendiğini de vurgulayan Rektör Uzun, “Uluslararasılaşma noktasında öğrencilerimize iyi bir kariyer kazandırmak, eğitim ve araştırma kalitesini geliştirmek amacıyla gayret gösteriyoruz. Bunun yanı sıra öğretim elemanlarımız uluslararası ortaklı projeler üretmekte ve bölgesine değer katacak çalışmalar yapmaktadır. Bu noktada Yeni YÖK vizyonuyla tüm yükseköğretim kurumlarımızda olduğu gibi bizleri de kalite eksenli yolculuğumuzda daima destekleyen YÖK Başkanımız M. A. Yekta Saraç’a ve YÖK üyelerimize şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

  • Yılda 110 bin ton bal üretiyoruz, 80 binini tüketiyoruz

    Yılda 110 bin ton bal üretiyoruz, 80 binini tüketiyoruz

    Türkiye’de yıllık 110 bin ton bal üretildiğine dikkat çeken Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Başkanı Ziya Şahin,” Bunun 80 bin tonu tüketiliyor. Kalan 30 bin balı satmamız lazım. Sadece çam balı satarak bu iş olmaz. Pazarı dengeleyebilmek için ürettiğinizin tükettiğinizden üstünü satmanız lazım. Bunun için yurt dışına balı satmak durumundayız”dedi.

    TAB tarafından her yıl farklı bir bölgede düzenlenen Bölgesel İl Birlik Başkanları Toplantısı, Elazığ’da gerçekleştirildi. Elazığ Arıcı Yetiştiricileri Birliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya TAB Başkanı Ziya Şahin’le birlikte 23 il başkanı katıldı. Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda, arı yetiştiriciliğinin geleceği ve sorunları görüşüldü.

    Türkiye’nin arı varlığı bakımından dünyada 2. sırada yer aldığını ancak bal üretiminde gerilerde yer aldığını belirten TAB Başkanı Ziya Şahin, “Pandemi nedeniyle Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerimizde toplantımızı yapamadık. Bu istişare toplantımızda birliğimizin yaptığı çalışmalar, yapması gereken çalışmalar ve ileriye dönük Türkiye ve uluslararası arıcılık ilişkileri konusunda çalışmaları arz ettik. Bunun yanında illerimizde arıcılarımızın karşılaştıkları sorunları burada masaya yatırıp, notlarımızı alıp bakanımıza ve genel müdürlüklerimize arz edeceğiz. 2003-2004 yıllarına baktığımız zaman Türkiye’deki arı varlığı 4 milyon ve bugün ise 8 milyon. Endemik bitkileri yönünden en zengin ülkelerden biriyiz. Ancak biz hep arıya yatırım yaparken, arı sayısını artırırken, verimli alanları katlettik ve verimli alanları oluşturamadık. Çin’de bir kilometrekareye 1 kovan düşmüyor. Türkiye’de 10 kovan düşüyor. Böyle bir bal üretimi olur mu. Dolayısıyla öncelikle bal üretim alanlarına ihtiyacımız var” diye konuştu.

    Türkiye’de yıllık 110 bin ton bal üretildiğini vurgulayan Şahin, “Bunun 80 bin tonu tüketiliyor. Kalan 30 bin balı satmamız lazım. Sadece çam balı satarak bu iş olmaz. Pazarı dengeleyebilmek için ürettiğinizin tükettiğinizden üstünü satmanız lazım. Bunun için yurt dışına balı satmak durumundayız. Bunun için Birlik olarak Ar-Ge çalışması yapıyoruz. Balımızın dünya pazarında var olabilmesi için izo standartlarını oluşturmamız lazım. Biz bunun çalışmasını yapıyoruz. Kuru kuruya tanıtım olmaz. Herkes sıkı dursun, Türkiye 2-3 yıl sonra Ayçiçeği balı da satacaktır, çiçek balı da satacaktır. Biz izo standartlarını oluşturmaya çalışıyoruz. Projelerimize emek veren bilim insanlarımıza, yetkililere teşekkür ediyorum. 12 bin endemik bitkiye sahip olan Türkiye 3-4 yıl sonra çiçek balıyla dış pazara gittiği zaman herkes şapkasını çıkarıp koyacaktır”ifadelerini kullandı.

    Elazığ Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Fırat Canbay ise “Bu toplantıda, bölgedeki arıcılığı, arıcılığın sorunlarını, bundan sonra arıcılık için ne yapılması gerektiğini görüştük. Bu toplantıdaki amacımız, Türkiye arıcılık kapasitesi bakımından dünyada ikinci, üretim olarak dünyada 4. veya 5. sırada yer almaktadır. Bal ihracatına ve üretim noktasına baktığımız zaman çok eksiklerimiz görülmektedir. Biz de pandemi sürecinde şunu gördük ki arı ve arı ürünleri çok önem arz etmektedir. Bu süreçte bal ve arı ürünlerine çok ciddi rağbet oluştu. Bu konudaki çalışmalar görüşüldü. Bizler bu toplantının ülke ve bölge arıcılığına hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

  • Erzurumspor son 5 yılda en az gol yediği sezonu geçiriyor

    Erzurumspor son 5 yılda en az gol yediği sezonu geçiriyor

    BB Erzurumspor son 5 yılda en az gol yediği sezonu geçiriyor. Bu sezon kalesinde sadece 25 gol gören mavi-beyazlı ekip TFF 1.Lig’de en az gol yiyen takımlar arasında Keçiörengüçü ile birlikte ilk sırayı paylaşıyor.

    TFF 1. Ligin 34. hafta müsabakasında Ümraniyespor ile karşılaşacak olan BB Erzurumspor bu maçtan galibiyetle ayrılması durumunda rakiplerinin aldığı sonuçlara bakmadan şampiyon Hatayspor’un ardından Süper Lig’e direk yükselecek ikinci takım olacak.

    Aldığı başarılı sonuçlarla son haftaya 59 puanla ikinci sırada giren Dadaşların başarısında ki en büyük etken ise yaptığı başarılı savunma oldu. Öyle ki Dadaşlar ligin son haftasına gelindiğinde kalesinde sadece 25 gole engel olamadı. Erzurum ekibi savunmasında ki bu başarısıyla birlikte Ankara temsilcisi Keçörengücü ile birlikte 33 haftada kalesinde gördükleri 25 golle ligin en az gol yiyen takımları durumundalar.

    Son 5 yılın en az gol yediği sezonu

    Dadaşlar son yıllarda mücadele verdiği liglerde en az gol yediği sezon ise bu yıl oldu. 2015 -2016 sezonunda TFF 3. Lig 1. Grupta mücadele eden Dadaşlar kalesinde 32 gol görürken, 16-17 sezonunda 2.Lig Beyaz Grupta kalesinde 33 gol, 17-18 sezonunda 1. Lig’de 44 gol ve 18-19 sezonunda Süper Lig’de kalesinde 43 gole engel olamamıştı.