Etiket: Yiğit

  • ’Sivas’ın Yiğit Evladı Nuri Demirağ’ Adlı Konferans Düzenlendi

    Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Mühendislik Fakültesi Dekanlığı tarafından Sivas’ın Yiğit Evladı Nuri Demirağ adlı konferans düzenlendi.

    CÜ Kültür Merkezi’nde Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Makine Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhittin Şimşek tarafından verilen konferansa Rektör Prof. Dr. Faruk Kocacık, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ertan Buyruk, Prof. Dr. Sami Hizmetli, Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Özaydın, fakülte dekanları, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

    Nuri Demirağ MYO öğrencilerinin Demirağ isimli pankart açtıkları programda daha sonra Nuri Demirağ Belgeseli gösterimine yer verildi. Şimşek, Sivas’ın Nuri Demirağ’a vefa borcunu havaalanına ismini vererek ödediğini söyleyerek, Demirağ, sadece Sivas’ın değil, Türkiye’nin babayiğidi olduğunu ifade etti.

    Nuri Demirağ’ın olumsuzluklar içinde Türkiye’de çalışmalar yaptığını ifade eden Şimşek, öğrencilere günümüzde bütün imkanlara rağmen çok şeyin yapılabileceğini söyleyerek öğütlerde bulundu.

    Demirağ’ın ilklerin adamı olduğunu bu anlamda ilk boğaz köprüsü projesini Atatürk’ e sunduğunu ifade eden Şimşek, Demirağ’ın ayrıca ilk muhalefet partisini kurduğunu da hatırlattı.

  • Yiğit: “Öğretmenlik Mesleğinin İtibarı Yükseltilmelidir”

    Eğitim Bir-Sen Aydın Şube Başkanı İsmail Yiğit, “Öğretmenlik mesleğinin itibarı yükseltilmelidir” dedi.

    24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle bir açıklama yapan İsmail Yiğit, “Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğinin sorunlarının ve çözüm önerilerinin en yoğunluklu olarak ortaya konulduğu, öğretmenlik mesleğinin itibarının artırılması için en güçlü vurguların yapıldığı, öğretmenler arasındaki meslekî dayanışmanın en üst düzeyde gerçekleştirildiği, öğretmenlerle öğrenciler arasında öğretmenliğin kudsiyetini açığa çıkarak duygusal atmosferlerin yaşandığı en önemli günlerden ve en güzel imkânlardan biridir. Türkiye’de 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak tayin ve tahsis edilen muayyen gün ise, 12 Eylül askeri darbesinin ardından, darbe yönetiminin kararıyla kutlanmaya başlamıştır. Darbecilerin ruhunu yansıtan, izlerini taşıyan, suç işleyenlerin yapmak istedikleri mühendisliğe öğretmenleri de ortak etmek için tahsis ettikleri, törenleri ve ritüelleriyle sorgulanmaksızın her yıl tekrarlanan Öğretmenler Günü, millet iradesini hiçe sayanların himmetiyle ‘öğretmenlere de bir gün olsun’ denilerek ihdas edildiği günden beri kabul sorunu yaşamaktadır. Darbecilerin yeri millet vicdanında nasıl meşrulaşmadıysa, 24 Kasım da aynı şekilde meşrulaşamamıştır. 24 Kasım Öğretmenler Günü, bu haliyle bin yıllık medeniyet değerlerinden soyutlanmak üzere köklerinden koparılmak istenen milletimizin tabi tutulduğu operasyonun bir yansımasından ibarettir. Bin yıllık geçmişi yok sayan ve el yordamıyla kazılmış yüzeysel temeller üzerine bina edilmek istenen köksüz, ruhsuz anlayışın bir tezahürüdür. Öncelikle Öğretmenler Günü, karşılığını kendi medeniyet değerlerimizin derinliklerinden bulan bir temel üzerinde yeniden inşa edilmeli, darbelerin, darbecilerin, antidemokratik süreçlerin ve endoktrinasyon ameliyesinin bir karşılığı olmaktan uzaklaştırılmalıdır. Ülkemizde 1981 yılından itibaren kutlanan 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün, kutlanmaya başladığı günden bu yana içi doldurulamayan, yasak savmak kabilinden törenler ve beylik konuşmalarla geçiştirildiği görülmektedir. Militarist üslup ve kalıplaşmış ritüelle savılan Öğretmenler Günü, bugüne kadar öğretmenlere pratikte herhangi bir katkı sunamamıştır. Oysa Öğretmenler Günü, bir ülkenin geleceğini büsbütün şekillendiren bir hizmeti ortaya koyan öğretmenlerin bir yıllık motivasyonunun yüklendiği ve ülkenin geleceğinin aydınlık olması yönünde bir fırsat olarak değerlendirilebilir, ülkenin ve milletin kazancına dönüştürülebilirdi. Öğretmenlerin, on yıllar boyunca birbiri üzerine eklenmiş pek çok sorunları bulunmaktadır. Öncelikle öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılmıştır. Öğretmenlere sunulan maddi imkânların yetersizliği nedeniyle öğretmenlik tercih edilen bir meslek olmaktan çıkmış, üniversite tercihlerinde eğitim fakültelerinin alt sıralara kaymasına neden olmuştur. Öğretmenliğin maddi manevi sorunlarının çözülmesi ve öğretmenliğin yeniden cazip, öncelikle tercih edilen bir meslek haline getirilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

    DÜZENLEMELER ÖĞRETMENLERİ ETKİSİZLEŞTİRDİ

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu düzenlemelerin öğretmeni ve okul yönetimlerini öğrenci ve veli karşısında etkisiz eleman konumuna ittiğini iddia eden Yiğit, “Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasının ve toplumsal saygınlığını yitirmesinin yanı sıra mevzuat düzenlemeleriyle elinde hiçbir yaptırım imkânı bırakılmayan öğretmenlerin mesleklerini icra ederken çeşitli saldırılarla karşı karşıya kaldıkları da gözlenmektedir. Okullarda disiplini sağlamak için bir yaptırım uygulamanın imkânı yoktur. Saygınlığı kalmayan, can güvenliği tehdit altında bulunan öğretmenler mesleklerini çok zor şartlar altında icra etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’nin eğitim politikalarını belirleyen ve uygulayan bir bakanlık olduğu gibi, öğretmenlerin de personeli olduğu bir bakanlıktır. Milli Eğitim Bakanlığı, personelinin sorunlarını sahiplenmeli ve çözümüne ilişkin çaba göstermelidir. Eğitim çalışanlarının yetkili sendikası Eğitim-Bir-Sen, eğitim çalışanlarının ve eğitim hizmetini bizzat gerçekleştiren öğretmenlerimizin bugününün dünden, yarınının da bugünden daha iyi olması için üzerine düşeni samimi çabalarla yerine getirme uğraşı içerisindedir. Gerek Kurum İdari Kurulu toplantılarında gerekse Toplu Sözleşme görüşmelerinde önemli kazanımlar elde edilmesine vesile olmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “ÖĞRETMENLER GÜNÜ’NÜN SİVİLLEŞTİĞİ GÜNLER DİLİYORUZ”

    “Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen olarak kamu görevlilerinin 2016-2017 yıllarında yararlanacağı mali, sosyal ve özlük hakların belirlendiği 3. Dönem Toplu Sözleşme ile 2016 yılında (6+5 olmak üzere) toplamda yüzde 11,3, 2017 yılında (3+4 olmak üzere ) toplamda yüzde 7,12, iki yıllık toplamda ise yüzde 19,2 zam aldık” diyen Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı: “2005 yılından sonra göreve başlayan kamu görevlilerine ilave bir derece verilmesi beklentisini kazanıma dönüştürdük. Üyelerimiz başta olmak üzere bütün öğretmenlerin hasretle beklediği ve hararetle istediği nöbet ücretini alarak tarihi bir başarının altına imza attık. Böylece, mesleki eğitim merkezleri de dâhil olmak üzere örgün eğitim kurumlarında fiilen nöbet görevini yerine getiren müdür yardımcıları ile öğretmenlere, 2016 yılında haftada 2 saat, 2017 yılında ise haftada 3 saat ek ders ücreti ödenecektir. Bu sayede, öğretmenlerimizin aylık gelirlerine ilgili yılların birinci ve ikinci altı aylık dönemleri itibarıyla, 2016’da 98 TL ila103 TL, 2017 yılında ise 159 ila 166 TL ilave brüt artış sağladık. Bir başka önemli kazanımımız, Bakanlıkça hafta sonu yapılan merkezi sınavlarda görev alan eğitim çalışanlarına, ek ders ücreti yerine ÖSYM ve diğer kurumlarca yapılan sınavlarda olduğu gibi sınav gösterge rakamına dayalı sınav ücreti ödenmesini elde etmek oldu. Bu kazanımla, sınavda görev alanlara 5 saat tutarında ek ders ücreti yerine, ilgili yılın altı aylık dönemleri itibarıyla, her oturum için 2016 yılında en düşük 141 TL ila 148 TL, 2017 yılında ise 152 TL ila 158 TL sınav ücreti ödenecek. Yabancı dil sınavlarında yazılı ve sözlü sınav komisyonlarında görev alan üyelere, her bir komisyon üyeliği için ayrı ayrı ücret ödenmesi kazanımı da bizim imzamızla sağlandı. İLKSAN dayatmasına bütünüyle son verdik. Bir önceki dönem toplu sözleşmesinde elde ettiğimiz isteğe bağlı üyelik kazanımına, isteğe bağlı olarak üyelikten ayrılma kazanımını ekledik. Böylece, rızaları dışında öğretmenlerimizin cüzdanına el atılması uygulamasına son verdik. Öğretim yılına hazırlık ödeneğinin 2016-2017 eğitim-öğretim yılında 1.000 TL, 2017-2018 içinse 1.050 TL olarak belirlenmesini sağladık. Eğitim-Bir-Sen olarak, 19. Milli Eğitim Şurası’nda tartışılan, karar altına alınan ya da üzerinde çalışma yapılmasına karar verilen hususların bir an önce hayata geçirilmesini bekliyoruz. Branş öğretmenleriyle meslek öğretmenlerinin maaş karşılığı ders saatlerinin 15 saat olarak eşitlenmesi, öğretmenlerin özlük haklarına yönelik olarak, her dört yılda bir yıpranma payı ve 3600 ek gösterge verilmesi, öğretmenlerin ek ders ücretlerinin artırılması, öğretmenlerin mesleki yeterlikler doğrultusunda kariyer basamaklarında yükseltilmesi, öğretmenlerin ihtiyaç duyulan il ve bölgelerde görev yapmalarına yönelik bir teşvik sistemi geliştirilmesi, öğretmenlik mesleğinin hak ettiği sosyal ve mesleki itibarın artırılmasında; yeterlik, nitelik ve standart gibi kavramlar arasında bir ortak anlayış yaratacak ve norm oluşturacak bir yasal düzenlemeye gidilmesi şeklinde ortaya konulan karar ve yaklaşımlar mutlaka hayata geçirilmelidir. Öğretmen, eğitim hizmetinin merkezindedir. Öğretmeni dikkate almadan verimli ve başarılı bir eğitim hizmeti verilemez. Öğretmenlerin gönülden iştirak edecekleri, kökü derinlerde bir Öğretmenler Günü özlemiyle; tüm öğretmenlerimizin emeklerinin değerinin anlaşıldığı, mesleğin itibarının ön plana çıktığı, sorunlarının çözüldüğü ve Öğretmenler Günü’nün sivilleştiği günler diliyoruz”

  • Belediye Başkanı Yiğit Seçimleri Değerlendirdi

    Yığılca Belediye Başkanı Muzaffer Yiğit, halkın doğru bir tercih yaparak istikrardan yana oy kullandığını söyledi.

    Belediye Başkanı Muzaffer Yiğit 1 Kasım seçimleri ile ilgili yaptığı açıklamada “Seçim sonuçları Türk halkının aynı zamanda Düzce’miz insanının istikrarının devamından yöne tercih kullandı. Bu tercih doğru bir tercihtir. Düzce’miz ve Yığılca’mız çok şey kazanacaktır. Hizmetler katlanarak devam edecek” dedi.

    Başkan Yiğit, sözlerinin ise şunları aktardı, “Düzce’mizde örnek bir teşkilatçılık ve birçok ile nasip olmayan bir birliktelik var. Bununda mimarı Sayın İl Başkanımız Hikmet Keskindir. Vekillerimizde bu güzelliğe güzellik katmaktadırlar. Kazanan ülkemiz olmuştur, kazanan Düzce’miz olmuştur. Ayrıca İlçemdeki yüzde 80’lik oy oranı ile her zaman gurur duyuyorum.”

  • Yiğit, çiftçileri uyardı

    Palandöken Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Metin Yiğit, bölge tarımı ve güzlük ekim ile ilgili çiftçilere önemli açıklamalarda bulundu. 
    Erzurum’un Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük illerinden bir olduğunu ifade eden Palandöken Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Metin Yiğit, Erzurum’un Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük ili olduğunu söyledi. Yiğit, ” Erzurum denizden yüksekliği yaklaşık 2000 metredir. Yüksek rakımdan dolayı sert iklim mizacına sahip Erzurum’ un sanayisi gelişme gösterememiş, buna kıyasla yine iklim kaynaklı kış turizminin ön plana çıktığı göze çarpmıştır. Bu ve bunun gibi nedenlerden dolayı Erzurum’un temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olmuştur. İlimizin sahip olduğu yükselti, rölyef, yıllık ortalama nem oranının dağılış diyagramı, toprak yapısı ve bu toprakların sululuk/kuruluk durumu göz önüne alındığında ekim zamanının ne kadar önem arz ettiği anlaşılacaktır. Ayrıca tarımsal ve ekonomik manada bölgeye katkı sağlayacak ürün deseninin darlığı, olabilecek ürünler için vejetasyon süresinin bölgede ki iklimle kombinasyonu, verim açısından göz ardı edilmeyecek realitelerin başında gelir. Ancak bölgemizde elde si sağlanmış ürünler için, ağır karasal iklim koşullarının varlığı, söz konusu ekimi yapılan ürünlerden alınacak verimin pik noktasını oluşturur. İlimiz rakımının 2 bin metre civarlarında seyretmesi ve bunun paralelinde oluşan ağır karasal iklim şartlarının olması bölge tarımını doğrudan etkilemiş, üreticilerin ürün yelpazesinde hububat tarımını vazgeçilmez kılmıştır. Hububat tarımı bölge üreticilerimizin envanterin de baş sıralarda yerini alırken dünya tarımının araştırmalarında başı çeken etkin tarım ve birim alandan en fazla ürün alma idolü de bölge çiftçisinin teksif ettiği mesaide birinci sırayı almıştır. Bölge üreticileri açısından hububat tarımı ve bu tarımın zatında özellikle buğday yetiştiriciliği liderliği göğüslemiş konumda bulunmaktadır. Bundan dolayı birim alandan daha fazla ürün alma hedefi vazgeçilmezliğini bölgemizde daha da önemli kılmıştır. Bu doğrultuda yapılan bilimsel çalışmalar ve bunu destekleyen tarla demostrasyon sonuçları göstermiştir ki güzlük ekim hububat tarımını pozitif yönde ivmelendirmeyi başarmıştır. Bu da ilgili ekim tarihinin bölgede ki vejetasyon süresine yaptığı olumlu katkılardan dolayıdır. Herhangi bir bitkinin yetişmesinde ve veriminde pik noktayı oluşturan ana etken; bitkinin büyüme, gelişme ve çiçeklenme dönemlerinde vejetatif yapısına uygun sıcaklık, nem, toprak ve ilgili diğer koşulların zamanında ve yapısına uygun kombinasyonda oluşmasıdır. Örneğin; buğday bitkisi yetişme döneminin ilk devrelerinde düşük sıcaklık ve bol nemli hava istemektedir. Özellikle çimlenme ve kardeşlenme sırasında buğdayın istediği sıcaklık 5-10 derece, nem ise yüzde 60 kadardır. Buğday gelişmesinin ikinci devresi olan sapa kalkmada ise 10-15 derece sıcaklık ve yüzde 65 oranında nispi nem isteği olmaktadır. Buğday bitkisi her çeşit toprakta yetişmekle birlikte genellikle yüksek verim derin, killi, tınlı-killi, humusça zengin topraklardan alınmaktadır. Buğday tarımında ekim zamanını belirleyen en önemli faktörlerden biri de tohum yatağındaki toprak sıcaklığıdır. Toprak sıcaklığının 8-10 derece olduğu zaman ekim yapılırsa kök gelişmesi hızlı ve kök tacı da derin olur. Bu uygun zamandaki ekim, soğuğa ve kurağa karşı dayanıklılığı artırır. “ dedi.
    ERKEN EKİMDE, GEÇ EKİMDE KIŞ DÖNEMİNDEKİ ŞİDDETLİ SOĞUKLARDAN BİTKİNİN ZARAR GÖRMESİNE NEDEN OLUYOR
    Erken ekimde, geç ekimde kış dönemindeki şiddetli soğuklardan bitkinin zarar görmesine neden olacağı için sakıncalı olduğunu belirten Palandöken Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Metin Yiğit, Bölge üreticileri açısından güzlük ekim önemini korurken bu ekimin bitki üzerinde oluşturacağı pozitif veya negatif verilerin varlığı araştırılmaya devam ettiğini söyledi. Yiğit, ”Erken ekimde, geç ekimde kış dönemindeki şiddetli soğuklardan bitkinin zarar görmesine neden olacağı için sakıncalıdır. Görüldüğü gibi buğday bitkisinin yetişmesi noktasında bizlere sunduğu bilimsel kıstaslar güzlük ekimi destekler mahiyettedir. Bu kıstaslar dikkate alınarak söz konusu ürünlerde güzlük ekimin yapılması gereği bilimsel olarak desteklenmiştir. Bölge üreticilerimiz açısından güzlük ekim önemini korurken bu ekimin bitki üzerinde oluşturacağı pozitif veya negatif verilerin varlığı araştırılmaya devam etmektedir.”