Etiket: Yetiştiriliyor

  • Türkiye’nin fidanları Eğirdir’de yetiştiriliyor

    Türkiye’nin önemli fidan üretim merkezlerinden biri olan ve dünyada ilk kez ardıç tohumunu çimlendirmeyi başaran Isparta Eğirdir’deki Orman Fidanlığında, ardıç ve sedir başta olmak üzere pek çok yabani meyve fidanı ile kamu ve özel sektörün ihtiyacı karşılanıyor. Yılda yaklaşık 10 milyon civarında fidan üretimi gerçekleştirilen Eğirdir Orman Fidanlığı, tohum toplama yoluyla bölgedeki orman köylülerine de önemli bir ek gelir sağlıyor. Yöreden toplanan tohumlar kadınların elleriyle işlenerek dikime hazırlanıyor.

    Isparta’nın Eğirdir ilçesinde bulunan Orman Fidanlık Müdürlüğü, yılda yaklaşık 10 milyon ağaç fidanı üretimi gerçekleştirerek, kamu ve özel sektörün ihtiyacını karşılıyor. Çalışmalar hakkında bilgi veren Isparta Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı Eğirdir Orman Fidanlık Müdürü Alime Divrik, yılda 2,5 milyon civarında sedir fidanı ürettiklerini belirterek, “Bunun yanında karaçam ve kızılçam fidanı yetiştiriyoruz. Ağaçlandırma sahaları ya da özel sektördeki peyzaj firmalarına satış yapıyoruz. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarının fidan ihtiyacını da karşılıyoruz. Türkiye’nin birçok bölgesine fidan gönderiyoruz” dedi.

    “Yılda 10 milyon fidan üretiliyor”

    Yılda 10 milyon civarında fidan üretimi gerçekleştirdiklerini kaydeden Divrik, Isparta’nın, sedir ve ardıç türleri için önemli bir bölge olduğuna işaret ederek, “Isparta yöresinde yetişen sedir türleri, birçok bölgeye göre daha kaliteli ve anıtsal nitelikte ağaçlar bulunuyor. Burada bizim iki tane önemli tohum alanımız var. Bunlar orman araştırma müdürlüklerimiz tarafından tescillenmiş alanlar, biz tohumları bu alanlardan topluyoruz. Fidan üretim rakamı, her yıl toplayabileceğimiz kozalak miktarıyla ilgili. Normalde ardıç ağaçları iki üç yılda bir bol tohum veriyor. Bunun için her yıl düzenli olarak istediğimiz rakamda fidan üretemiyoruz. Bol tohum yıllarında istediğimiz düzeyde tohum toplayıp fidan üretimimizi artırmak için çaba sarf ediyoruz. Bu yıl da ardıç ağaçları için bol tohum yıllarından biri. Bu yıl 48 ton ardıç tohumu topladık. Yöre köylüleri bizim tespit ettiğimiz dağlık ve ormanlık alanlarda tohum toplamayı sürdürüyor. Biz de alımları sürdüreceğiz. 2,5 liradan satın aldığımız tohumlar, köylüye de bir gelir sağlamış oluyor” diye konuştu.

    Sedir ve ardıç için en uygun bölge

    Sedir ve ardıç ağaçlarının Eğirdir yöresinin iklim şartları ve toprak yapısına çok uygun türler olduğunu vurgulayan Fidanlık Müdürü Divrik, “Çünkü bu yöre hem karasal iklim hem de Akdeniz ikliminin geçiş noktası durumunda. Bu nedenle yükseklerde hem ardıç türlerine uygun alanlar var hem de Akdeniz iklimine uygun, Toros sedirinin yetiştiği alanlar var. Bu iki tür de buranın ekolojik türü” dedi.

    “Meyveli ağaç türleri de yetişiyor”

    Son yıllarda yabani meyve türlerinin yetiştirilmesine de ağırlık verdiklerini kaydeden Divrik, alıç, üvez, geyik elması, ahlat, hünnap, kızılcık ve birçok yabani meyve üretimi yaparak doğadaki yaban hayvanlarının beslenmesine katkı sağlamayı amaçladıklarını belirtti. Divrik, “Aynı zamanda orman sahalarına dikim yapan meslektaşlarımız, bu alanlara yüzde 10 civarında yabani meyve dikiyor. Özellikle Isparta yöresinin doğasını gözlemleyerek burada bulunan yabani meyveleri tespit edip, bunların tohumlarından fidan üretimine başladık. Yılda yaklaşık 250-300 bin civarında yabani meyve türü üretimini yaparak ormanlık alanlara dikimini gerçekleştiriyoruz” bilgisini verdi.

    “Bal orman projesiyle lavanta üretimine başlandı”

    Fidanlıkta son yıllarda bölgede oldukça yaygınlaşan lavanta üretimi de yaptıklarını dile getiren Divrik, bunun yanında biberiye ve kekik gibi türlerin de üretildiğine dikkat çekerek, “Bakanlığımızın bal ormanı kurulmasıyla ilgili projesinin ardından lavanta üretimine başladık. Lavanta talepleri çok fazla oldu. Piyasaya da satış yapıyoruz, Bakanlığımıza bağlı birimlerin ihtiyacını da karşılıyoruz. Yabani türlerin hepsinden piyasaya satış da yapıyoruz. Özel sektör de buradaki üretimden yararlanıyor” dedi.

    “Tohumlar, kadın ellerinde işleniyor”

    Eğirdir’deki Orman Fidanlığında, yöreden toplanan tohumlar kadınların elleriyle işlenerek dikime hazırlanıyor. Geçmişte yalnızca ardıç kuşunun sindiriminden geçerek çimlenebilen ardıç tohumları, fidanlığın eski yöneticilerinden Orman Yüksek Mühendisi Hazin Cemal Gültekin’in uzun yıllar süren özverili çabalarıyla doğal malzemeler kullanılarak çimlendirilmişti. Dünya ormancılık tarihine geçen buluşun ardından 2006 yılından bu yana başarılı biçimde ardıç fidanı üreten fidanlıkta, meşe külü, sirke ve limon gibi malzemelerle ardıç kuşunun sindirimi taklit edilerek uygun ısı ortamı eşliğinde ardıç fidanları yetiştiriliyor.

  • Türkiye’nin en yüksekten uçan güvercinleri bu ilde yetiştiriliyor

    Türkiye’nin yerli ırk olarak en yüksek mesafede uçan performans güvercinleri Uşak’ta yetiştiriliyor. Yakın zamanda ise bu ırk “Banaz Güvercini” olarak tescillenecek.

    Uşak’ta yaklaşık 35 senedir “Banaz Güvercini” olarak bilinen güvercin ırkı yetiştiren Kürşat Ceylan, bu yerli ırkın korunması ve meraklılarının çoğalması için gönüllü olarak çalışmalarını sürdürüyor. Ceylan, yüksek uçucu ve doğduğu yuvasına sadakati ile ön plana çıkan Banaz Güvercinleri hakkında şu bilgileri verdi:

    “Banaz Güvercini ülkemiz genelinde sadece Uşak ili ve Banaz ilçemizde yetiştirilmekte. Fiziksel ve karakter olarak aynı özelliklere sahip olan bu ırk kendi içinde; ak kuyruk, mor ak kuyruk, sarı ak kuyruk, arap ak kuyruk ve beyaz olarak türlere ayrılır. Birde tesadüfen bu ırkın farklı türlerinin çiftleşmesi sonucu “çil” dediğimiz Banaz Çil’i olarak bilinen özel bir tür daha oluşmuştur. Yüksek uçucu özelliğe sahip olan bu yerli ırkı yeterince tanıtamadığımız için güvercin meraklısı olan kişiler yurt dışı menşeli olan İran, Pakistan, İngiltere gibi ülkelerden 5 bin Euro gibi paralar ödeyerek Türkiye’ye getirmekteler. Bizim bu konudaki amacımız ticaretinden önce yerli ırk olan Banaz Güvercini’ni korumak, üretmek ve meraklılarına ulaştırarak onlarında aynı ırkı korumasını sağlamak. Banaz Güvercini’nin ırkını korumak için yakında ilk adımımı atıyoruz. Gerekli bürokratik desteklerle bu ırkı dünya çapında tescilleteceğiz. Bu izole ırkın sadece Uşak ve Banaz’da yetiştiğini göstererek yüksek uçucu güvercin meraklılarının ilgisini buraya çekmek istiyoruz.”

    “Güvercin milli değerimiz ve Osmanlı’dan bizlere mirastır”

    Banaz ilçesindeki kümeslerinde yaklaşık 300’e yakın Banaz Güvercini yetiştiren Kürşat Ceylan, yüksek uçucu güvercin merakı olan kişilere bu ırkın beslenmesi, üretilmesi, yavru temini ve uçuş özellikleriyle ilgi her türlü yardıma açık olduğunu belirtirken bir nevi sporcu olan bu özel ırk güvercinle ilgili şunları da söyledi:

    “Bu tür özel ırk güvercinler bizim milli değerlerimiz. Ayrıca Osmanlı döneminden bize miras kalan ayrıcalıklı bir hobi. Camia olarak genişlememiz lazım. Bu özellikteki güvercinler için yurtdışına bu kadar para ödenmesini doğru bulmuyoruz. Banaz Güvercinlerini yurtdışındaki yüksek uçuculardan ayıran bir diğer özellik ise sadakatleri ve sporcu performans güvercini olmaları. Bir Banaz Güvercini asla doğduğu yuvayı terk etmez. Örneğin geçende ilk defa uçurduğumuz yavruluktan çıkan bir güvercin 3 gün sonra yeniden geriye döndü. Anne ve baba güvercinler başka yavruları da sahiplenir ve beslerler. Yüksek uçucu güvercinlerin gökyüzündeki en büyük düşmanı yırtıcı diğer kuşlardır. Bu diğer ırk güvercinler içinde geçerlidir. Fakat Banaz Güvercini performans ve sporcu özellikleriyle bu yırtıcı kuşlarla adeta dalga geçerler, tehlikeyi sezdikleri anda çeşitli manevralarla hemen yuvasına geri dönerler. Kısacası güvercin meraklılarının bu ırkı tanımalarını ve görmelerini istiyoruz.”

  • Trabzon’da Minik Cimnastikçiler Geleceğin Sporcuları Olmaları İçin Yetiştiriliyor

    Trabzon Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Cimnastik ekibi, çalışmalarına ara vermeden devam ediyor.

    Çocuk gelişimi, çocukları spora özendirme, branşlaşmaya yardımcı olma ve çocukların beceri kazanmasında büyük rol oynayan ayrıca spor branşlarının temeli olan Cimnastik branşına ilgi her geçen gün artıyor. Yomra Cimnastik Salonu’nda çalışmalarını sürdüren sporcular haftada 5 gün çalışıyorlar. Performans grubu sporcularından oluşan toplamda 20 öğrenci ile çalışmalarına devam ediyorlar.

    Türkiye’de sayılı Cimnastik tesislerinden birine sahip olduklarını ifade eden Trabzon Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Cemalettin Yazıcı, Avrupa oyunları sayesinde Trabzon’a yapılan yatırımlar arasında Cimnastik Salonu’nda yer aldığını belirterek, “Türkiye’de çoğu yerde olmayan çok güzel tesise sahibiz. Hatta öyle ki Milli takım sporcuları Trabzon’a gelerek burada kamp yapıyorlar. Tesis tam anlamıyla dört dörtlük. Ayrıca Antrenörlerimiz Trabzon’da performans sınıfında sporcular yetiştirmek için haftanın beş günü çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu uzun ve meşakkatli bir iş” dedi.

  • Türkiye’de Atlar Spor Ve Yarış İçin Yetiştiriliyor

    Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Pof. Dr. Hüseyin Yıldız, Türkiye’deki at sayısının her geçen gün azaldığına işaret ederek, “Ülkemizde yetiştirilen atlar tamamen spor ve yarış maksadıyla kullanılmaya başlandı” dedi.

    Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Yıldız, atların tarım ya da yük taşımada kullanılmasının her geçen gün azaldığını söyledi. At sayısının da hızla azaldığını açıklayan UÜ Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Yıldız, “Türkiye’de 2014 yılında yapılan araştırmalara göre 130 bin baş at bulunduğu tespit edilmiştir. Nitekim atlar artık tarım ya da çekim yerine neredeyse tümüyle spor ve yarış amaçlı olarak yetiştirilmektedir. Tabii bu durum atlara verilen önemin ve ödenen bedelin artışını da beraberinde getirmektedir. Dolayısı ile sektörde görev alan herkes daha donanımlı olmalı” diye konuştu.

    At bakım alanlarının değişmesiyle birlikte hayvan besleme şartlarının da değişiklik gösterdiğinin altını çizen Dekan Yıldız, “Bakım maliyetleri arttıkça farklı beslenme formülleri ortaya çıkmaya başladı. Artık hayvanlarını doyurmak yerine, beslenmeye bağlı sorunlara sebep olmadan azami verime dönük bir beslenme anlayışı geliştirildi. Yem sektöründe ise geçmiş yıllara göre satış sonrası destek hizmeti bir standart haline getirildi. Sektör, pratisyen veteriner hekimler yerine belirli konularda lisansüstü eğitim almış veteriner hekimleri istihdam etmeyi daha çok tercih eder hale geldi” şeklinde konuştu.