Etiket: Yetişen

  • Eskişehir’de ayva ağacında yetişen ilginç meyve

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Yasemin Evrenosoğlu, Kavacık Mahallesi’nde ayva ağacında yetişen ilginç meyveyle ilgili kesin sonuç için genetik taramaların yapılması gerektiğini belirtti. Evrenosoğlu, “Ortaya çıkan bu yeni tiplerin ıslah materyali olarak kullanılması, çoğaltılarak fidanlarının satışa sunulması da gerekir ve ülkemiz için bu tiplerin takip edilip kazandırılması da çok önemlidir diye düşünüyorum” dedi.

    Semih Yaşar isimli bir emeklinin 2009 yılında ayva olarak alıp diktiği fidandan 7 yıl sonra ortaya çıkan, görüntüsü elma, armut ve ayvaya benzeyen tadı mayhoş meyvenin ne olduğu esrarını koruyor. İlginç meyveyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Yasemin Evrenosoğlu, bu konuda bilimsel çalışma yapılması gerektiğini belirtti.

    “Ayva çeşidinde böyle renk görülmez”

    Doç. Dr. Evrenosoğlu, resimlerden gördüğü kadarıyla ağaç yapısı, yaprak şekli, meyve şekli ve dokusunun ayva olduğunu anlatarak şunları söyledi:

    “Ancak ayva çeşitlerinde bu rengi görmemiz mümkün değildir. Tat ve aromanın da karışık olduğu belirtilmiş. Bu durumda benim söyleyebileceğim bu meyve çeşidinin bir cinsler arası melez olabileceğidir. Ayva ve elma ya da ayva ve armut melezi olabilir. Bir diğer ihtimal ise ayva çeşidinde görülen bir tomurcuk mutasyonunun üretim materyali olarak kullanılmış olmasıdır. Bu durum rastgele milyonda bir olasılık olarak karşımıza çıkabilir.”

    “Bu tiplerin takip edilip ülkemize kazandırılması da çok önemlidir”

    Kesin sonucu söylemek için meyvenin mutlaka genetik taramalara tabi tutulması gerektiğini anlatan Doç. Dr. Yasemin Evrenosoğlu, “Bu testler olmadan kesin bu melezdir ya da mutasyondur dememiz mümkün değildir. Tabii ki düşük olasılıklarda ortaya çıkan bu yeni tiplerin başarılı olması mümkün görülürse, ıslah materyali olarak kullanılması, çoğaltılarak fidanlarının satışa sunulması da gerekir ve ülkemiz için bu tiplerin takip edilip kazandırılması da çok önemlidir diye düşünüyorum” diye belirtti.

  • (Özel Haber) Topraksız Yetişen Organik Çileklere Büyük İlgi

    Bursa’da topraksız yetiştirilen organik çilekler büyük rağbet görüyor.

    Hiç toprak ve fenni gübre kullanmada ürettiği çileklerin hasadına başlayan Bursalı çiftçi Halil İbrahim Gümüş, yetiştirdiği topraksız çileklerle Bursa’da bir ilki gerçekleştirdi. Gümüş, gelen taleplere yetişemiyor. Siparişlerin ancak yarısını karşılayabilen Gümüş, topraksız çilek üretimini daha da geliştirmeyi hedefliyor. Kestel ilçesinin Dudaklı köyünde gençlik hayali olan topraksız çilek üretimine başlayan Gümüş, çilekleri Hindistan cevizi kabuklarından yapılan özel bölümlerde üretiyor.

    Serada yetiştirdiği topraksız çilekleri normal zamandan daha erken hasat eden Gümüş, ürünlerini iki katı fiyatına pazarlıyor. Yaptığı topraksız üretimle verimi de arttıran üretici, bin 300 metrekare alandan 16 ton çilek elde ediyor. Bu büyüklükte topraktan ancak 5 ton çilek elde edilebiliyor.

    Halil İbrahim Gümüş, “Topraksız çilek üretimini internette gördüm. Toprak yerine kullandığım Hindistan cevizi torf maddesini Hindistan’dan getirttim. Diğer malzemeleri ise ülkemizden temin ettim. Müşterilerimiz çok fazla. Taleplere yetişemiyoruz. 500 kilo isteyen müşterilerimize 200 kilo ancak çilek verebiliyoruz. Ben hayatım boyunca zor projelerle uğraştım. Bu projeleri hayata geçirdiğimde mutlu oluyorum. Bursa’da topraksız çilek üretimini ilk ben gerçekleştirdim. Ürettiğim topraksız çileklerin normal çileklerden farkı yok. Çileklerin üzerinde herhangi bir leke ve toprak yok. Bu çileğin bir diğer özelliği de diğer çileklerden daha tatlı olması. Diğer çilekleri üzerine şeker döküp yersin, benim yetiştirdiğim çilekler o kadar tatlı ki, üzerine tuz döküp yenir. Yetiştirdiğim topraksız çilekleri toptan 5 liradan satıyorum. Bundan sonra yetiştirme alanlarını geliştirerek daha çok üretim yapmayı hedefliyorum” dedi.

  • Kuş Gübresiyle Yetişen Hint Keneviri Davasından Anne İle Oğluna Beraat

    Bolu’da evlerinin bahçesinde hint keneviri yetiştirmek suçundan tutuksuz yargılanan anne-oğul beraat etti. Anne 65 yaşındaki Makbule Sevim, “Benim bitkinin ne olduğundan haberim yoktu. Çiçek sanıyordum, suluyordum. Polisler söyleyince öğrendim” dedi.

    Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, geçtiğimiz Kasım ayında polis ekiplerinin Yukarı Soku Mahallesi’nde müstakil bir eve düzenlenen operasyonda bahçede 10 kök hint keneviri bulundu.

    Evde yaşayan 65 yaşındaki Makbule Sevim ve oğlu 31 yaşındaki Vedat Sevim gözaltına alındı. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle tutuksuz yargılandıkları davada 65 yaşındaki Makbule Sevim, “O bitkilerin olduğu yerin 2 metre yanında kümesimiz var. Biz beslediğimiz bıldırcınların gübrelerini oraya döküyorduk. Daha sonra orada bir bitki çıktı. Benim bitkinin ne olduğundan haberim yoktu. Çiçek sanarak suluyordum. Uyuşturucunun ne olduğunu bile bilmem” dedi.

    3 çocuk babası Vedat Sevim ise, “Hint kenevirinin ne olduğunu bile bilmem. Ben bıldırcın ve papağan besliyorum. Kuşların gübrelerini döktüğümüz yerde böyle bir bitki çıkmış. Kuşlara verdiğimiz yemlerin içinde böyle bir madde varmış, onu sonradan öğrendim. Uyuşturucu çıktığını öğrenince çok şaşırdım” diye konuştu.

    Mahkeme başkanı, bahçeden herkesin geçebileceği, kenevirlerin kuş gübresinin toprağa karışmasıyla kendiliğinden yetişmiş olabileceği gerekçesiyle sanıkların beraatına karar verdi.

  • Pikler Yöntemiyle Yetişen Çocuk Daha Özgüvenli Ve Bağımsız Oluyor

    Ünlü pedagog Emmi Pikler tarafından geliştirilen ve ‘’saygıya dayalı çocuk eğitimi ve serbest oyun’’ temeline dayanan Pikler Pedagojisi’nin konu alındığı Pikler Konferansı gerçekleşti. Programın düzenleyicilerinden Eğitim Bilimleri Uzmanı Dr. Eylem Korkmaz, ‘’Pikler Pedagojisi ile yetişen çocuklar daha özgüvenli ve bağımsız olurken karar alma süreçlerinde de daha aktif rol oynuyorlar’’ dedi.

    Çocukların yetişmesinde saygının ve serbest oyun anlayışının hakim olduğu Pikler Pedagojisi’nin konu alındığı Pikler Konferansı Haliç Üniversitesi Kağıthane Kampüsü’nde gerçekleşti. Konferansta, ünlü pedagog Emmi Pikler tarafından geliştirilen yöntemin içeriği ve çocuklar üzerindeki olumlu etkilerine dair bilgiler katılımcılarla paylaşıldı. Avrupa Pikler Derneği’nden Ute Strub ve Anna Breckner’ın konuşmacı olarak yer aldığı konferans, ‘’Alternatif Okullar” tarafından 2015’te başlatılan “Karenin Dışına Çıkmak” etkinliklerinden biri olarak düzenlendi.

    ‘’ÇOCUK KENDİ KENDİNİN MİMARIDIR, YETİŞKİNLER İSE DESTEKLEYİCİ’’

    Konferansın düzenleyicilerinden Eğitim Bilimleri Uzmanı Dr. Eylem Korkmaz, alternatif eğitim yaklaşımlarında yetişkinin rolünün, çocuğun rehberliğini izlemek olduğunu söyledi. ‘’Montessori’de dendiği gibi çocuk kendi kendinin mimarıdır, yetişkin ancak destekleyici olabilir. Bu süreçte gerek öğretmenler gerek anne babalar daha geride kalarak çocukları gözlemlemeli ve çocuğun ilgisinin, ihtiyaçlarının, potansiyelinin ne olduğunu anlamaya çalışmalıdır’’ diyen Korkmaz, bu belirlemeye göre alternatif eğitim metotları içinde çocuğa uygun bir çevre oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti.

    ÇOCUK, BU YÖNTEMLE KENDİ POTANSİYELİNİN FARKINA VARIYOR

    Alternatif eğitim metotları gerçek anlamda uygulandığı zaman çocukların, kendilerini küçük yaştan itibaren ifade etmeye başladıklarını dile getiren Korkmaz, ‘’ Çoğu alternatif eğitim metodu içinde çocuklar demokratik karar alma mekanizmalarını işletirler. Dolayısıyla çok küçük yaştan itibaren karar alma süreçlerine aktif olarak katılırlar. En önemli nokta ise çocuklar dışarıdan bir yetişkinin yönlendirdiği bir programı değil, kendi programlarını izlerler. Dolayısıyla çocuklarda öz yönetimle öğrenme gücü gelişir. Çünkü ana akım eğitimde çocuklar her zaman dışarıdan yönlendirmeyle bir programa dahil olurlar. Özgüven, bağımsızlık, iletişim becerilerinin güçlü olması yöntemin diğer artı yönleridir. Ama bunların içinde en önemlisi çocuğun öğrenme aşkının sönmemesi ve kendi potansiyelinin farkına vararak bunu geliştirecek olanaklarla karşılaşmasıdır’’ dedi.

    PİKLER METODU NEDİR?

    Emmi Pikler tarafından geliştirilen yöntemin içeriğinden söz eden ve yaklaşımın 0-3 arası çocukların bakımıyla ilgili olduğunu belirten Alternatif Okullar Web Sitesi Yöneticisi Dr. Seda Saraç, ‘’Emmi Pikler aslında bir çocuk doktoru. Çocuklarla yaptığı çalışmalar sonucunda ‘’çocuğa saygıyı’’ esas alarak, çocuğu yönetmek veya ona bir şeyler öğretmek yerine onu takip ederek bu metodu geliştirmiştir’’ dedi.

    KONFERANSIN AMACI PİKLER YAKLAŞIMININ TÜRKİYE’DE DE TANINMASI

    Türkiye’de bu yaklaşımın bilinmediğini ve bu konuda ilk kez bir organizasyon düzenlendiğini söyleyen Saraç, ‘’Bu metot ile çocuğa bakım yapılırken saygı duyuluyor ve çocuk hazır olmadığı hiçbir şeye zorlanmıyor. Fiziksel gelişim aşamasında çocuğun kendisi oturabilir pozisyona gelmeden çocuk hiçbir şekilde oturma pozisyonuna getirilmiyor. Kendisi yürüyebilir, ayağa kalkabilir hale gelmeden çocuk ellerinden tutulup yürütülmüyor. Çocuğun kendi doğal gelişimine saygı gösteriliyor’’ diye konuştu. ‘’Emmi Pikler çocuğa herhangi bir şeyin öğretilmesine gerek olmadığını söylüyor. Çünkü ona göre çocuk kendi getirdiği bilgelikle beraber zaman içinde ne yapması gerektiğini öğreniyor’’ diyen Saraç, çocukların bu yöntemle biraz geç öğrense bile daha iyi bir şekilde ve kendi kendine öğrenme sürecini gerçekleştirdiğini belirtti.

  • Gevaş’ta Yetişen Tonlarca Elma Çürümeye Terk Edildi

    Van’ın Gevaş ilçesinde vatandaşların kendi bahçelerinde yetiştirdiği tonlarca elma çürümeye terk edildi.

    İlçede yetişen tonlarca elmanın değerlendirilmediğinden dolayı bahçelerde çürümeye terk edildiğini belirten vatandaşlar, buna bir çözüm bulunmasını istedi. Elmaların değerlendirilmesi halinde ilçeye büyük ekonomi katkı sağlayacağını ifade eden vatandaşlar, bir yandan da çiftçilere de büyük bir gelir kaynağı olacağını belirttiler. En büyük eksikliğin ise soğuk hava deposunun olmaması olduğunu belirten Haluk Mete Uygunbaş, “Sadece bizim bahçede bir tonun üzerinde elma ziyan oldu. Bizim gibi sayısız bahçe sahibi var. İlçede yetişen tonlarca elmayı satacak bir pazar yok. En önemlisi de soğuk hava deposu olmuş olsaydı elmaları oraya verirdik. Her yıl tonlarca elmanın bahçelerde çürümeye terk edilmesi, ekonomik anlamda büyük bir israftır. Elmalar satılmadığı için ya dalda ya da yerlerde çürümeye terk ediliyor. Bu elmalar istenilen düzeyde değerlendirilirse ilçe ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır” dedi.