Etiket: Yerli

  • Bahçıvan: “3’Üncü Havalimanı, Ağırlıklı Yerli Üretimle Yapılmalı”

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, kamu ve özel sektör projelerinde yerli üretime öncelik verilmesini istedi.

    İstanbul Sanayi Odası (İSO), İstanbul’daki 3’üncü Havalimanı inşaatında kullanılacak malzemelerin yüksek oranda ’yerli üretimle’ gerçekleşmesi, yerli üreticinin desteklenmesi ve cesaretlendirilmesi amacıyla üyelerine yönelik bilgilendirme toplantısı düzenledi. İGA Havalimanları İnşaatı Adi Ortaklığı Ticaret İşletmeleri işbirliği ile gerçekleşen toplantıya, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İGA Havalimanları Ortaklığı CEO’su Yusuf Akçayoğlu ve oda üyeleri katıldı. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, kamu ve özel sektör projelerinde yerli ürünlerin tercih edilmesinin Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltacağına, milli gelir, istihdam, ödemeler dengesi ve uluslararası rekabet gücüne olumlu etki yapacağına dikkat çekti.

    “3’ÜNCÜ HAVALİMANI, AĞIRLIKLI YERLİ ÜRETİMLE YAPILMALI”

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Bahçıvan, oda olarak yerli üretim ve yerli ürün alımını desteklemenin öncelikli hedefleri olduğunun altını çizdi. Bahçivan, “3’üncü Havalimanı ağırlıklı yerli üretimle yapılmalıdır. Türkiye imalat sanayi her türlü makina ve ekipmanı kolaylıkla üretebilir. İstanbul’un 3’üncü Havalimanında kullanılacak ürünlerin büyük çoğunluğunun üretimine hazırız” dedi.

    Bahçıvan, Cumhuriyet tarihinin en büyük projelerinden olan ve 10 milyar 242 milyon euro yatırım yapılması öngörülen 3’üncü Havalimanı inşaatının ülke ve sanayiciler için önemini vurguladı. Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme, 500 milyar dolar ihracat yapma, kişi başı gelirini 25 bin dolara yükseltme ve işsizlik oranını yüzde 5’e indirme gibi hedeflerinin, sahip olduğu üretim gücü ve potansiyel dikkate alındığında gerçekleşebileceğine dikkat çeken Bahçıvan, “Sanayimizin, yerli üretimin ve yerli ürün alımının desteklenmesiyle bu hedeflere ulaşmak mümkün olacak. Kamu ve özel sektör tarafından gerçekleştirilen projelerin alımlarında yurt içinde üretilen ürünlerin tercih edilmesi ve yerli sanayinin desteklenmesi, birçok sektörde dışa bağımlılığı azaltacak, milli gelir, istihdam, ödemeler dengesi ve ülkemizin uluslararası rekabet gücü üzerinde olumlu etkiler yapacak” dedi.

    “SANAYİNİN REKABET GÜCÜ AÇISINDAN ÖNEMLİ”

    Konuya ilişkin hükümet tarafından cesaretlendirici ve umut verici adımlar atıldığına dikkat çeken Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kamu alımı politikaları, tüm gelişmiş ekonomilerde, ülkelerin sanayileşme yeteneğini yükseltmek amacıyla bir araç olarak kullanılıyor. Bu açıdan Türkiye’de yalnızca kamu alımlarında değil, 3’üncü Havalimanı inşaatı örneğinde olduğu gibi özel sektör eliyle gerçekleştirilen projelerde de yerli üretime önem ve öncelik verilmesi sanayimizin rekabet gücünün gelişmesi açısından büyük önem taşıyor. İmalat sanayimiz her türlü makina ve ekipmanı kolaylıkla üretebilecek konumda olup, kapasitesini de her geçen gün arttırmaktadır. İstanbul’da yapımı devam eden 3’üncü Havalimanında kullanılacak ürünlerin büyük çoğunluğunun üretimi konusunda hazır olduğumuzu, ülkemizin en büyük Sanayi Odası olarak söyleyebiliriz”

    “YEREL ÜRETİCİLERLE İŞBİRLİĞİNE ÖZEN GÖSTERİYORUZ”

    Tüm fazları tamamlandığında yıllık 200 milyon yolcu kapasitesi ile 350’den fazla destinasyona uçuş ve 150’den fazla havayolu şirketine ev sahipliği yapacak olan İstanbul’un 3’üncü Havalimanı’nın inşaatını gerçekleştiren İGA CEO’su Yusuf Akçayoğlu da şöyle konuştu: “İstanbul’u ve ülkemizi dünya havacılık sektörünün merkezi haline getirmek amacıyla İGA olarak, İstanbul Yeni Havalimanı’nın inşaatında hızla yol alıyoruz. Şantiyemiz aslında dünyanın en büyüğü olmaya aday. Halen 10 binin üzerinde çalışanımız yeni havalimanının inşası için yoğun bir şekilde çalışıyor. Projedeki ihtiyaçlar doğrultusunda yerel üreticilerimizle işbirliği içinde olmaya özen gösteriyoruz. İstanbul Sanayi Odası başta olmak üzere tüm iş ortaklarımızla projemizi hayata geçirmek için işbirliği halinde çalışmaya devam edeceğiz”.

  • Türk Bilim İnsanları Yerli Malı Yapay Kan Üretti

    Türk bilim insanları, laboratuar koşullarında tamamen yerli yapay kan üretimini gerçekleştirdi.

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Anadolu Üniversitesi’ndeki değerli bilim insanlarının başını çektiği ve Tübitak’a sunulan Multidisipliner Araştırma Projesi önerisi kapsamında tamamen yerli hemoglobin bazlı yapay kan üretiminde ön çalışmalar başarı ile tamamlandı. Proje kapsamında Eskişehir Osmangazi, Anadolu, Kars Kafkas ve Dicle üniversiteleri ve bir Teknopark Şirketi olan Bionkit Biyo-Nano Kimya Teknolojileri Mühendislik-Danışmanlık tarafından verilen destekle oluşturulan geniş tabanlı bir Yönetim Düzeni oluşturuldu. Bu düzende, çok farklı disiplinlerden bilim insanlarının görev alması planlandı. Bunun dışında projede, 2 Analitik Kimya, 1 Anorganik Kimya, biri doktora sonrası olmak üzere 2 Biyokimya, biri doktora sonrası araştırmacı olmak üzere 2 Moleküler Biyoloji ve Genetik, 1 Biyomühendislik disiplinlerinden olmak üzere “8” temel araştırmacı planlandı.

    Projeye ilişkin açıklamalarda bulunan ESOGÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Ayhancı, Amerika, Rusya ve Çin başta olmak üzere birçok ülkenin yapay kan üretmeye başladıklarını, ülkemizin de bu hayati ürünü üretmekte geri kalmaması gerektiğini ifade etti. Ayhancı, “Kanın temel işlevlerinden biri, vücutta oksijeni taşımak ve bunu dokulara bırakıp onun yerine karbondioksiti almaktır. Bu işlev, kırmızı kan hücrelerinde (eritrositler) bulunan ve hemoglobin adı verilen, oksijen taşıyıcı hemoproteinlerle sağlanır. Bir vericiden alınan kanın nakli olağan ve güvenli bir yol olsa da, kanın yerini alabilecek maddelerin geliştirilmesi için önemli nedenler bulunmaktadır: İnsan alyuvarlarının, klinik etkilerini uzatacak ve enfeksiyon bulaşma riskini azaltacak şekilde saklanması zordur. Bu ise, kanın afet bölgelerinde ve savaşlarda ulaşılabilir olmasını sınırlamaktadır. Ayrıca, yapay kanlar enfeksiyona yol açan patojenlere karşı sterilizasyona daha uygun olacaklarından ve kan grubu antijenleri içermeyeceklerinden, çapraz eşlemeye de gerek duymayacaklardır. Tüm bu olumsuzlukların aşılması için katı saklama koşulları gerektirmeyecek yapay kan geliştirilmesi, çok önemli bir çözüm olarak gözükmektedir. Diğer taraftan yapay kan üretimi klasik kan bağışına ve nakline bir alternatif değil, aksine destektir. Araştırma ekibimiz kan bağışının aynı hızla devam etmesi gerektiğine inanmaktadır. Proje kapsamında geliştirilmesi hedeflenen nano-Hb sistemlerinin tamamı, özgün ve yeni biyonanomalzemeler olup yapay kan araştırmalarına yeni bir yön vereceği inancını taşımaktayız. Eritrositi taklit edecek nano-Hb sistemleri için PCT ve USPTO’ ya patent başvurusunda bulunulmuştur” dedi.

    “YAPAY KAN ANİ VE ACİL İHTİYAÇ ANINDA KULLANILACAK”

    Ürettikleri yapay kanın ani ve acil ihtiyaç olduğu durumlarda kullanılacağını ifade eden Ayhancı, “Hemen verilebilecek bir ürün, kan yerine geçebilecek alyuvar fonksiyonu gösteren bir ürün. Dolayısıyla hayat kurtaracak bir sıvı. Kan bankalarında kan alındıktan sonra bir aydan fazla saklanamaz, hemen bozulur. Oysa yapay kanı ürettikten sonra bir sene saklayabiliyoruz. Özellikle son zamanlardaki AİDS hastalığını ve diğer birtakım kan yoluyla bulaşan hastalıkları düşünürsek, yapay kan ile bunların önüne geçmiş olacağız. Son olarak istediğimiz kadar yapay kanı hızlı ve daha ucuz üretebileceğiz” şeklinde konuştu.

    “KAN GRUBUNA BAKILMADAN HERKESE VERİLEBİLECEK”

    Doç. Dr. Adnan Ayhancı, ürettikleri yapay kanı, kan grubuna bakılmaksızın herkese verilebileceğini vurguladı. “Tamamen yerli bir ürün olacağı için, Türkiye’nin belki de ileride oluşabilecek kan ihtiyaçlarını dışarıdan karşılanması zorunluluğunun da önüne geçeceğiz” diyen Ayhancı, “Kan ürünleri çok hayati olduğu kadar çok da tehlikelidir. Birtakım istenmeyen kimyasallar veya biyolojik etmenler eklenebilir. Bu nedenle ülkemizin ihtiyacı olan hemoglobin bazlı kan stokunu kendimizin sağlamsı son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.

    “DÜNYA BU İŞE BAŞLADI, BİZ GERİDE KALAMAYIZ”

    Tüm dünyanın yapay kan üzerinde çalışmalara uzun süre önce başladığını hatırlatan Ayhancı, Türkiye’nin bu alanda ciddi bir açığı ve ihtiyacı olduğunu söyledi. Ayhancı, şöyle devam etti:

    “Projemiz Tübitak’ın öncelikli alanlarda açtığı “1003-SAB-ILAC-2015-2 Kan ve Kan Ürünleri” çağrısının “Universal kan ürünleri ve yapay kan araştırmaları” ile “kan ürünlerinin rekombinant olarak üretilmesi” hedefleriyle örtüşmektedir.”

    “TUBİTAK BİLİM İNSANLARINA BÜTÜN KAYNAKLARI AÇMIŞ DURUMDA”

    Kendilerinin, proje ekibi ile birlikte düşünüp bu projeyi TUBİTAK’a sunduklarını anlatan ESOGÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Ayhancı, TUBİTAK’ın son zamanlarda arge yapılması için her türlü imkanı sunduğunu belirtti. Ayhancı, “Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TUBİTAK) zaten birçok bilim insanına araştırma için kaynakları sonuna kadar açmış durumda. Gerçekten son 10-15 yıldır ülkemiz inanılmaz derecede kaynaklarını araştırma harcamalarına açtı. Gerek Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) gerekse TUBİTAK kayda değer araştırmaları desteklemektedir” diye konuştu.

  • Satso Başkanı Mahmut Kösemusul’dan Yerli Otomobil Açıklaması

    Devletin ortaya koyduğu Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi’nin Sakarya’da olduğunu işaret eden Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Başkanı Mahmut Kösemusul, yerli otomobilin bir başka yerde üretilmesi tartışmalarının yersiz olduğunu söyledi.

    “YÜRÜMEYECEĞİZ, KOŞACAĞIZ”

    2015 yılını değerlendiren SATSO Başkanı Mahmut Kösemusul, yıl içerisinde yaşanan iki önemli seçimin ve sınır olan bölge ülkelerle yaşanan sorunlar ele alındığında iş dünyası açısından iyi bir yıl geçmediğini söyledi. 2023 vizyonu hedefinde çalışan bir ülkede aynı hedefler çerçevesinde çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Kösemusul, “Kayıp olarak gördüğümüz 2015 yılını, 2016’da bir sıçrama yılı olarak değerlendireceğiz. Yürümeyeceğiz, koşacağız” dedi.

    “YERLİ OTOMOBİLİN SAKARYA’DA ÜRETİLMESİNİ İSTİYORUZ”

    Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi’nin Sakarya’da olduğunu işaret eden Kösemusul, yerli otomobilin bir başka yerde üretilmesi tartışmalarının yersiz olduğunu belirterek, “Sakarya’da karar alınmış bir bölgemiz var. Yerli otomobilin Sakarya’da üretilmesini istiyoruz. Bununla alakalı çok önemli özellik ve parametrelere sahibiz. Sakarya olarak buna hazırız. Böyle bir yatırımın kesinlikle Sakarya’da olacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

    OTOMOTİV İHTİSAS ENDÜSTRİ BÖLGESİ

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Sakarya’nın Karasu ilçesinde 222 hektarlık alanın Karasu Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi olarak ilan edildiğini açıklamıştı.

  • Üniversite Öğrencilerinden Yerli Sosyal Ağ

    Gazi Üniversitesi’nden bir grup öğrenci Ayneen isimli yerli sosyal ağ tasarlayarak yayına açtı. Ağın sloganı ise ’Henüz fenomen olamadınız mı? Burası sizin için yeni bir şans.’

    Son yılların popüler mecralarından olan sosyal ağların yurtdışı menşeili olması gizlilik ve güvenlik gibi konularda önemli sorunlar getiriyor. Ayrıca son zamanlarda daha da artan ticari politikalarından ötürü sosyal ağlarda birçok konuda kontrolün, kullanıcıdan sosyal medya platformuna geçmiş olması da yeni sosyal ağların pazara girmesini tetikleyen bir unsur olarak ön plana çıkıyordu.

    GÖNDERİLERİ ÖNE ÇIKARMA YOK, SAYFANIZI BEĞENEN HERKESE DİREKT ULAŞIYOR

    Bu gibi konuları göz önüne alan Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden bir grup öğrenci, Sosyal Medya Uzmanlığı dersinde Ayneen isimli yeni bir sosyal ağ tasarladı. Güvenlik ve hızın ön planda olduğu ağ, ücretsiz olarak kullanılabiliyor. Facebook gibi ağların aksine, oluşturulan platformları beğenen kişilerin yüzde 15’ine değil tamamına gönderiler ücretsiz olarak eriştirilebiliyor.

    MÜZİK VE VİDEO ARAMA MOTORU ENTEGRESİ VAR

    Doğrulanmış hesap politikasını da daha esnek bir şekilde belirleyen platform, yerel müzisyenler, haber siteleri gibi kişi ve markalarda hızlı bir şekilde doğrulanmış hesap entegrasyonunu yapabiliyor. Müzik paylaşımı yapmak isteyen kullanıcılar için paylaşım kutusu altında çalışan bir arama motoruyla müzikler hızlıca bulunarak paylaşım yapılabiliyor. Ayrıca benzer şekilde bir Youtube arama motoru da paylaşım alanında hazır bulunuyor. Video paylaşımlarında bu alan kullanılabiliyor.

    İLK 24 SAATTE BİN ÜYEYİ GEÇTİ

    Sosyal ağ ’Ayneen’ ilk 24 saatte bin kullanıcıyı geçmiş durumda. Sitenin kurucu ekibinde ise Barış Yıldırım, Yasemin Akyıl, Hakan Şirin, Başak Değirmenci, Gökhan Yıldırım, Tuğçe Çoban, Mustafa Cevat Ağırman, Mehtap Dragusha, Yusuf Çiftçi, Eda Öztürk, Soner Hamarat, Gözde Bayram, Onur Yıldırım, Selvi Çakal, Emrah Göger, Gökçe Sevinç, Burak Ülgü, Tuba Akgün, Tuğşad Samsun, Ahmet Mert Koçtürk, Orhan Yörübulut, Batuhan Karabağlı, Hasan Akça, Ümit Şener yer alıyor.

  • (Özel Haber) Üniversiteli Öğrenciden Yerli Ameliyat Motoru

    Bursa’da, bir üniversite öğrencisi, yurt dışından 12 bin dolara ithal edilen ameliyat sistemini yerli olarak üretmeyi başardı. Yerli sistemin maliyeti 4 bin dolar civarında olacak.

    Bursa Uludağ Üniversitesi Ekonometri Bölümü son sınıf öğrencisi Tahir Bakır, geliştirdiği yerli ameliyat sistemiyle medikal sektöründe çığır açtı. Dünyada bir ilk olarak yüzde yüz Türk Malı olarak üretilen, ortopedi ameliyatlarında kullanılan Kesici-Delici Ameliyat Motoru, yapılan prototipin istenilenin performans sonuçlarını vermesinin ardından seri üretime hazırlanmaya başladı. Seri üretim için hazırlıkları yapılan sistemin tasarımcısı ve sahibi olan Bakır, sistemini ilk defa İHA’ya tanıttı.

    “AŞIRI PAHALI İTHAL SİSTEM ALTERNATİF ARAYIŞINA SÜRÜKLEDİ”

    Geliştirdiği sistem hakkında bilgi veren Bakır, Uludağ Üniversitesi Ekonometri bölümü öğrencisi olduğunu belirterek “Üniversite yıllarımda çalışmam gerektiği için medikal sektörüne girdim. Medikal sektöründe çalışırken bazı eksiklikler dikkatimi çekti. Bu eksikliklerden biri ameliyat sistemleridir. Ülkemize tamamen yurt dışından geliyor. Bu ithal olarak alınan sistem aşırı pahalı olması sebebiyle bir alternatife ihtiyaç duyuyor. Ben bu sistemi ne şekilde daha ucuz ve tamamen yerli şekilde tasarlayabilirim diye düşündüm. Uludağ Üniversitesindeki hocalarımın tecrübelerinden faydalanarak bu projeyi tamamladım. Yurt dışından gelen cihaz 10 bin-12 bin dolar civarında ithal edilebilirken biz bu fiyatın üçte biri oranına bu sistemi sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

    KISA SÜREDE KUSURSUZ AMELİYAT

    Kendi geliştirdiği ’sarı yataklama’ teknolojisi ile ameliyat sürelerinin kısalabileceğine değinen Bakır, konuşmasına şöyle devam etti: “Kesici cihazımızda kendim geliştirdiğim patentli bir sistem olan, ’sarı yataklama’ sayesinde ameliyat süreleri kısalırken cihazın ömrü uzamış oluyor. Aynı sistemin ikinci cihazı olan delici cihazımız yurt dışından gelen cihaza göre neredeyse 2 kat daha hızlı dönerek daha kusursuz bir operasyon sağlıyor.”

    “YERLİ SİSTEM 20 KAT DAHA UZUN ÖMÜRLÜ OLACAK”

    Yedek parça bulma kolaylığı ve ulaşılabilir yurt içi teknik servis imkanı ile cihaz ömrünün 20 kat daha uzun olacağını belirten Bakır, sözlerini şöyle tamamladı: “İthal sistemler yaklaşık 10, 15 ameliyatın ardından bakıma ihtiyaç duyarken yerli sistemimiz 200 ameliyata kadar sorunsuz çalışabiliyor. Ayrıca, düzenli bakımı yapılan sistemimiz çok uzun yıllar ameliyatlarda kullanılabilecek kadar dayanıklı olacak şekilde tasarlandı.”