Etiket: Yer

  • (Düzeltme…haberimizde Yer Alan Bir Fotoğraf Kaynağından İptal Edilmiştir…haberimizi Yeniden Yayınlıyoruz)

    Türkiye’nin Hatay Yayladağı sınırında angajman kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından düşürülen uçağın parçaları nedeniyle 2 kişinin yaralandığı bildirildi.

    Sınıra sıfır noktada yaşayan köylüler, uçağın düşüşünü saniye saniye izledi. Durmuş Dönmez isimli bir vatandaş, Rus uçağını TSK uçaklarının vurduğunu gördüğünü öne sürdü.

    Düşürülen savaş uçağından paraşütle kurtulan pilotlardan biri Türkmenler tarafından öldürülürken diğerinin nerede olduğu bilinmiyor. Kayıp pilot için arama çalışmaları sürüyor.

    Öte yandan, sınırın Suriye tarafına düşen savaş uçağının parçaları nedeniyle Dutlubahçe Mahallesi’nde 2 kişinin yaralandığını öğrenildi. Pilotlardan birinin Türkmen mücahitler tarafından alıkonulduğunu ifade eden Dönmez, Suriye rejiminin ele geçirdiği Keseb bölgesini geri almak isteyen Türkmenlerin bölgeye yaklaştığını dile getirdi.

    Rus güçlerinin bölgedeki bombardımanı devam ediyor.

  • Şanlıurfa’da Antep Fıstığından Sonra Yer Fıstığı Ekilmeye Başlandı

    GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nde Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı olarak görev yapan Ziraat Yüksek Mühendisi Halil Hatipoğlu tarafından 2012, 2013 ve 2014 yıllarında yürütülen yer fıstığı ekim zamanı araştırma çalışmalarından verim alınmaya başlandı.

    Ziraat Yüksek Mühendisi Halil Hatipoğlu’nun elde ettiği veriler üzerine Mersin’in Silifke ilçesinden Şanlıurfa’ya gelerek yerleşen çiftçi Hasan Civcik, Haliliye ilçesine bağlı Kepirli köyünde 350 dekarlık bir araziye yer fıstığı ekti.

    Civcik, ürün desteği olmadan yer fıstığı ekerek kar elde ettiklerini belirterek GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsüne teşekkür ettiklerini dile getirdi.

    GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Murat Tarini ve Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Halil Hatipoğlu, yerfıstığı eken çiftçileri ziyaret ederek yer fıstığı harmanlarını tarlada incelediler. Tarini, incelemenin ardından yaptığı açıklamada; “GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü olarak 2012 yılında yer fıstığı tarımı ile ilgili olarak çalışmalara başladık. Bölgemize yeni giren bir ürün olduğundan dolayı ekim zamanı denemeler yaptırdık. En iyi ekim zamanı denemelerinin birinci ürünü olarak nisan sonu ile mayıs başının en uygun zaman olduğunu tespit ettik. Bu dönemde 450 ile 500 kilogram ürün almak mümkün. Bu araştırmalar sonucunda enstitümüzden bilgi alan çiftçi kardeşimiz Hasan Civcik aynı zamanda Kepirli köyünde 350 dekarlık bir sahada hasat yapmaktadır. Yaptığı çalışmalardan dolayı çiftçi kardeşimizi tebrik ediyorum” dedi.

    Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Halil Hatipoğlu ise yaptığı açıklamada, “Silifke’den gelen çiftçi kardeşimiz Hasan Civcik kurumumuza gelip çalışmalarımızı görünce 2 yıldır yer fıstığı ekiyor. Şu anda ise Kepirli köyündeyiz. Çiftçi kardeşimize ziyarette bulunduk. Ürün desteği olmadan da yer fıstığı ördük” şeklinde konuştu.

  • Koah Ölümle Sonuçlanan Hastalıklar Arasında Dördüncü Sırada Yer Alıyor

    Yozgat Halk Sağlığı Müdürü Dr. M. Akif Karaarslan, tüm dünyada Kronik Obstüktif Akciğer Hastalığının (KOAH) en önemli dördüncü ölüm nedeni olduğunu belirterek, dünyada her yıl 2.74 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

    Halk Sağlığı Müdürü Dr. M.Akif Karaarslan, 18 Kasım tarihinin “Dünya KOAH Günü” olduğunu KOAH konusunda farkındalık oluşturmak için çeşitli etkinlikler düzenlendiğini belirtti. Dr. Karaarslan, “Kronik Obstüktif Akciğer Hastalığı(KOAH), ilerleyici ve tam olarak geri dönüşümü olmayan, uzun süredir bronşlarda tıkanmaya neden olan, buna karşılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. Gerek kamuoyunun gerekse, sağlık personelinin KOAH konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları, hastalığın erken tanısını ve etkin tedavisini güçleştirmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün katılımıyla oluşturulmuş olan “Kronik Obstrüktif Akciğer hastalığına karşı Küresel Girişim Grubu “ tarafından her yıl Kasım ayının 3. Çarşamba günü organize edilen “Dünya KOAH Günü “ etkinlikleri 18 Kasım tarihinde gerçekleştirilmektedir.”dedi.

    KOAH’ın daha çok 40 yaş üstü yetişkinlerde görüldüğünü vurgulayan Dr. Karaarslan, “ Dünya Sağlık Örgütüne göre, tüm dünyada KOAH, en önemli dördüncü ölüm nedeni ve her yıl dünyada 2.74 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de ise 5 milyon civarında KOAH’lı hasta bulunduğu ve her yıl bu hastalıktan 26 bin kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. KOAH gelişimi için tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü sigara dumanıdır. Sigara içenler, içmeyenlere göre, daha fazla solunumsal şikayetlere, daha fazla solunum fonksiyon kaybına ve daha yüksek KOAH ölüm oranlarına sahiptirler. Diğer tip tütün kullanımı (pipo, puro, nargile vb.) ve çevresel tütün dumanı da KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır. KOAH gelişiminde genetik risk faktörlerinin rolü henüz çok iyi aydınlatılamamış olmasına rağmen, sağlıkta eşitsizlik, özellikle biyomas (odun, tezek, kök benzeri yakıt) kullanımına ikincil iç ortam hava kirliliği ve tozlu-dumanlı işyerlerinde çalışmanın en önemli çevresel risk faktörleri olduğu bilinmektedir. Son yıllarda önemi giderek vurgulanmaya başlayan ‘fiziksel aktivitede azalma, hareketsizlik’ de artık bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir” dedi.

    KOAH’da temel yakınmanın nefes darlığı olduğunu ve buna ek olarak uzun süredir devam eden öksürük, balgam çıkarma ve hışıltılı solunum gibi rahatsızlıklarında yaşandığını vurgulayan Dr. Karaarslan, “ İlerlemiş KOAH’da kilo kaybı, iştahsızlık, anksiyete ve depresyon yakınmaları da sık görülür. KOAH sıklıkla evde ya da hastanede bakım gerektiren alevlenmelerle seyreder. Hastalığın erken dönemlerinde hastaların çoğunda hiçbir yakınma bulunmaz. KOAH’ın tanısı, basit ve ağrısız bir test olan “nefes ölçüm testi” ile kolayca konabilmektedir. KOAH’ın erken tanısı, hastalığa bağlı sakatlık ve ölüm oranlarını azaltacaktır. Bu nedenle, 40 yaş üstü, sigara içmiş ya da içmekte olan veya meslek icabı ya da çevresel ortam gereği tozlu ortamlarda bulunan kişilerde müzmin seyirli öksürük, balgam ve nefes darlığı yakınmalarından en az birinin bulunması halinde kişinin bir göğüs hastalıkları hekimi tarafından görülüp ”nefes ölçüm testini” yaptırması gerekir.”diye konuştu.

  • Hakan Kulaçoğlu: “Hiçbir Listede Yer Almayacağım”

    Trabzonspor’da 2013 yılında gerçekleştirilen genel kurulda başkan adayı olan Hakan Kulaçoğlu, 5-6 Aralık tarihleri arasında yapılacak olan seçimlerde aday olmadığını ve bir başka listede de yer almayacağını söyledi.

    Trabzonspor’da 5-6 Aralık tarihleri arasında yapılacak olan Trabzonspor Olağan Genel Kurulu öncesi kongre kulislerinde hareketlilik sürerken, bir önceki seçimde başkan adayı olan Hakan Kulaçoğlu basın toplantısı düzenleyerek hakkındaki iddialara cevap verdi.

    Kulaçoğlu, 2.5 yıl önce yapılan kongrede ekip arkadaşlarıyla birlikte ciddi projeler hazırlayarak aday olduklarını belirterek, “Bugün adaylar cephesinde hala yoğun bir hayalperestlik ve gerçeklerle bağdaşmayan hayaller üzerinden oy derleme hevesi olduğunu görüyoruz. Gerçeklerle barışık, Trabzonspor’un temel felsefesine bağlı bir yaklaşıma tanıklık ettiğimizi söylemek kolay değil. Ancak şunu da hatırlatmak isteriz ki, ben bu kez başkan adayı değilim ve kimseye göre pozisyon almak, kimseye kesin destek olmak ya da bir diğerinin şevkini kırmak gibi bir düşüncemiz ve görevimiz yok. Trabzonspor’un iyiliği için gerçekçi ve uzun soluklu bir çözüm bulmak yolunda kafa yoruyoruz. Hepimize her gün sayısız mesaj ve telefon geliyor ve hepsi farklı önerilerde bulunuyor. A adayı ile ol, B adayı ile ol. A adayı ile sakın olma. B adayı ile sakın olma gibi. Makul nedenler dışında duygusal ve tepkisel sebepler de var bu önerilerin altında. Bugünkü koşullar altında seçimlerde hiçbir listede bulunmayacağımı sizlerin önünde beyan ediyorum” dedi.

  • Kanserin Kaçacağı Yer Kalmadı

    Orta Avrupa’dan Hindistan’a kadar tüm bölgenin ilk ve tek PET-MR cihazı Gazi Üniversitesi’nde kuruldu

    Gazi Üniversitesi nükleer tıp alanında adından sıkça söz ettirecek bir ilke daha imza atıyor.

    Türkiye’de PET/BT (pozitron emisyon tomografisi/bilgisayarlı tomografi) cihazının 2004 yılında ilk kez kullanıldığı Gazi Üniversitesi şimdi de PET/MR (pozitron emisyon tomografisi/manyetik rezonans) teknolojisini ülkeye kazandırıyor. Gazi Üniversitesi’nin PET/MR görüntüleme sistemini kullanması Almanya’dan Hindistan’a, Rusya’dan Güney Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada 84 ülkede Türkiye’nin bu teknolojiyi kullanan ilk ve tek ülke olmasını sağlayacak.

    Konuyla ilgili bilgi veren Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Büyükberber, PET/MR’ı ülkeye kazandırmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade ederek, “PET/MR cihazı ile birlikte Gazi Üniversitesi, Türkiye’de bir ilke imza atacak. PET/MR ülkemizin merkezinde olduğu çok geniş bir coğrafyada yok. Gazi Üniversitesi’nde bu imkanın sunulması sadece ülkemiz açısından değil, aynı zamanda bu geniş coğrafya içerisinde yegane araştırma ve uygulama merkezi olması bakımından önemli bir kazanımdır” dedi.

    PET/MR’ın PET/BT’ye göre daha üstün bir teknolojiye sahip olduğunu dile getiren Süleyman Büyükberber, iki teknoloji arasındaki farkları şöyle sıraladı: “Bu son teknoloji sayesinde en gelişmiş PET ve MR cihazları tek bir sistemde aynı anda kullanılabiliyor. MR hassasiyetinde birkaç milimetrelik kanser görüntülenebiliyor. BT’nin yerini MR’ın alması ile bu tetkik sırasında hastaların maruz kaldığı radyasyon dozu büyük ölçüde, yaklaşık yüzde 80 oranında azalıyor. Bu cihazın genel olarak onkolojide görüntüleme için kullanıldığı dikkate alındığında özellikle çocuk hastalar ve tekrarlayan çekimler için çok daha güvenli. Tüm dünyada henüz 50 adet bulunan bu cihazın uygun ve doğru kullanımı için hasta seçiminde özen gösterilecek. Önceliğimiz çocuk hastalar olacak.”

    Bu proje için yaklaşık 3 yıldır çalıştıklarını söyleyen Büyükberber, Başhekim Prof. Dr. Kadriye Altok’un ve Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Atay’ın olağanüstü çalışmalarının sonucu Gazi’nin ve Türkiye’nin bu cihazı kazandığını dile getirdi.

    Gazi Üniversitesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı’nda bugüne kadar yaklaşık 35 bin hastaya PET/BT hizmeti verdiklerini, onkoloji ve beyin görüntülemesinde seçkin bir referans merkezi olduklarını belirten Prof. Dr. Süleyman Büyükberber, PET/MR cihazının kullanıma girmesi ile birlikte kanserin ve demansın erken teşhisinde yeni bir dönemin başlayacağını vurguladı. Büyükberber, ayrıca PET-MR cihazının halen yaklaşık 15 milyon TL’lik maliyetiyle dünyadaki en pahalı tıbbi cihaz unvanına sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

    Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. L. Özlem Atay “PET BT ve PET MR cihazlarının en önemli kısmı olan PET teknolojisinde görüntü alabilmek, tanı koyabilmek için hastaya damardan radyofarmasotik denilen radyoaktif bileşenler verilir. Bu maddeleri kullanabilme yetkisi sadece nükleer tıp uzmanlarına aittir. Kullanılan radyoaktif maddelerden elde edilen hücre düzeyindeki kişiye özel fonksiyonel bulguların, ayrıntılı tespitinde hibrid cihazlar kullanılmaktadır. PET teknolojisi, PET/BT olarak ilk kez Gazi Üniversitesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı’nda olmak üzere ülkemizde nükleer tıp merkezilerinde 10 yılı aşkın süredir başarıyla kullanılmaktadır. PET/MR ise yine PET teknolojisinin bu defa BT yerine MR ile birleşmiş olan yeni bir hibrid teknoloji ürünüdür. PET/MR’daki PET teknolojisi sahip olduğu yüksek duyarlılıkla kanser tanı ve takibinde dünyada görüntüleme teknolojisinde gelinen en son noktadır. PET teknolojisini en uzun süredir kullanan Gazi Üniversitesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı yine bir ilke önderlik yaparak görüntüleme alanındaki bu en son teknolojiyi ülkemizin sağlık hizmeti ve akademik hayatına kazandırmış olmaktan büyük mutluluk ve onur duymaktadır’’ diye konuştu.

    Başhekim Prof. Dr. Kadriye Altok da, ‘’Robotik cerrahi, Gamma Knife gibi pek çok ileri teknolojinin kullanıldığı, yılda 1 milyondan fazla hastaya sağlık hizmeti, 2 bin 700’den fazla tıp fakültesi öğrencisi ve yüzlerce araştırma görevlisine eğitim olanağı sunan Gazi Üniversitesi Hastanesi’nin pek çok alanda öncü ve referans merkez konumunda olduğunu belirterek, PET/MR gibi pahalı ve yüksek teknolojili projelerin devletin desteği ile hayata geçirilebildiğini ifade etti. Altok, proje aşamasında Sağlık Bakanlığı ve finansal olarak Kalkınma Bakanlığı yetkililerine sağladıkları destek için minnettar olduğunu belirtti. Prof. Dr. Altok, söz konusu yüksek teknolojinin Gazi Üniversitesi Hastanesi’ne ve Türkiye’ye kazandırılmasında, her aşamada sağladıkları katkı, gösterdikleri gayret ve titiz çalışmaları nedeniyle Nükleer Tıp Anabilim Dalı öğretim üyelerine de teşekkür etti.