Etiket: Yenilemeli”

  • Vali Çakacak: “Öğretmenlerimiz Sürekli Kendilerini Yenilemeli”

    Mersin’e yeni atanan aday öğretmenlere deneyimli öğretmenler danışmanlık yapacak. Bu kapsamda, Aday Öğretmen Yetiştirme Programı başlatıldı.

    Mersin’e yeni atanan aday öğretmenler ile onların yetişmelerinde danışmanlık yapacak deneyimli öğretmenleri bir araya getiren Aday Öğretmen Yetiştirme Programı’nın açılış töreni, Mersin Valisi Özdemir Çakacak’ın katılımıyla Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı.

    Törende yaptığı konuşmada aday öğretmenlere seslenen Vali Çakacak, dünyanın en eski ve en kutsal mesleklerinden biri olarak tarihin her döneminde daima saygın bir konumda olan öğretmenlik mesleğine ilk adımlarını attıklarını söyledi. Öğretmenliğin, Türk kültüründe ve inancında annelik kadar sevgi ve sıcaklık, babalık kadar şefkat ve fedakarlık gerektiren bir meslek olarak ayrı bir yere ve öneme sahip olduğunu vurgulayan Çakacak, “Ömrünü ve tüm enerjisini milletin geleceği için harcayan, hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan başta Başöğretmen Atatürk olmak üzere, tüm öğretmenlerimizi bir kez daha saygı ve minnetle anıyorum” dedi.

    Bir ülkenin kültürel, sosyal ve ekonomik kalkınmasında ve çağdaşlaşmasında, halkın refah ve huzur içinde yaşamasında temel unsurun insan ve insana verilen eğitim olduğunu, eğitimde ise temel faktörün öğretmen olduğunu belirten Çakacak, öğretmenlerin eğitimci olmalarının yanında toplumda birleştirici ve yönlendirici olduklarının da altını çizdi. Atatürk’ün, bu gerçeği “Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir ulus henüz ulus adını almak yeteneğini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, ulus denemez. Bir kitle ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere ihtiyaç duyar” sözleri ile en anlamlı şekilde ifade ettiğini söyleyen Çakacak, “Cumhuriyet tarihimiz boyunca devletimiz, milletimizin, geleceğimizin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi için eğitime büyük önem vermiş, son yıllarda hükümetimizin bütçeden eğitime önemli miktarlarda ödenek ayırmasıyla eğitim altyapımızda fiziki ve teknolojik olarak önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bizler de Hükümetimizin belirlemiş olduğu çağdaş eğitim standartlarını Mersin’imizde kalıcı bir şekilde sağlamaya önem ve öncelik veriyoruz. Bütün bunlara değerli öğretmenlerimizin özverili çabaları da eklenince Mersin eğitim alanındaki birçok göstergede Türkiye ortalamasının üzerine çıkmaktadır” diye konuştu.

    “ÖĞRETMENLERİMİZ SÜREKLİ KENDİLERİNİ YENİLEMELİ”

    Günümüz dünyasında bilim, teknoloji ve iletişim sektörlerinde hızlı büyüme, gelişim ve dönüşümün, herkesi öğrenmeye zorladığına dikkat çeken Çakacak, “Milletimizin geleceğinin tohumlarını eken öğretmenlerimizin, bilim ve teknolojideki gelişmeleri ve değişmeleri takip etmelerinin çok daha önemli ve zorunlu olduğuna inanıyorum. Zira yaşadığımız bilgi teknolojileri çağı, çocuklarımızın neredeyse yetişkinlerden daha çok şey bildikleri bir dönemi de beraberinde getirmiştir. Bugün öğretmenlerimizin bu gerçeğin farkında olarak, teknolojik imkanlardan daha sık faydalanmaları, günün şartlarına göre kendilerini yenilemeleri, sürekli okuyarak yenilikleri takip etmeleri gerekmektedir. Öğretmenlerimizin modern teknikleri, yeni yöntemleri kullanmak suretiyle çocukların derse severek aktif olarak katılmalarını sağlamaları esas olmalıdır. Çünkü öğretmenlerimizin göstereceği bu özverili ilgi, çocuklarımızın en iyi şekilde yetişmelerine zemin hazırlayacaktır. Bu şekilde yetişen çocuklarımızın da milletimizi çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkma hedefine hızla taşıyacağına inanıyorum. Öğretmenlerimiz, milletimizin gelişen ve hızla değişen dünya değerlerine ulaşmasında katılımcı ve üretken bireyler yetiştirmek gibi çok önemli bir sorumluluğu üstlenmişlerdir” diye konuştu.

    Çağımızda bilginin en büyük beşeri ve sosyal sermaye olduğunu, kendine özgü değerleri koruyarak eleştirel düşünebilen, problem çözebilen, bilgiye ulaşabilen, ulaştığı bilgiyi kullanabilen ve başkalarıyla da paylaşabilen bireyler yetiştirmenin millet olarak çok daha güçlü olmamızı sağlayacağını da dile getiren Çakacak, “Sevgili öğretmenlerimiz, öğrencilerimize öğrenirken eğlenme duygusu yerleştirmek, onları hayat boyu öğrenme sürecine dahil etmek, kendilerini değiştirmelerini ve yeni şeyler öğrenmelerini bir alışkanlık haline getirebilmelerini sağlamak için onları içinizdeki sevgiye, heyecana ve geniş ufkunuza ortak ediniz. Öğretmenler, geleceğimizin teminatı olarak gördüğümüz çocuklarımızı bilgi, karakter ve değerler yönünden şekillendirme gücüne sahiptir. Bu nedenle gerek okul içerisinde gerekse okul dışında rol model insanlar olarak tutum ve davranışlarıyla da öğrencilerine ve çevrelerine daima örnek olmalıdırlar. Sizlerin de üzerinize düşen bu büyük görevin bilinci içerisinde hareket ederek, bu onurlu görevi en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Yeni atıldığınız meslek hayatınızın sizlere, ailenize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

    İl Milli Eğitim Müdürü Adem Koca da öğretmenliğin insanlık tarihinin en anlamlı ve ölümsüz mesleği olduğunu vurgulayarak, Öğretmenin vazifesi, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirerek toplumun inşasına katkı sağlamaktır. İnsan hayatında eğitim, davranışları doğru yönlendirmede ve bireylerin haklarına tecavüz edilmesinin engellenmesinde birinci derecede etkilidir. Öğretmen, görevini yerine getirirken bu önceliği asla ihmal etmemelidir. Bunun için de heyecanımızı diri tutmalı ve ideallerimizi yeniden kuşanmalı, vazgeçmeden yolumuza devam etmeliyiz” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından aday öğretmenlere “İlimize Hoş Geldiniz” belgeleri verildi.

  • Özoğul: “Kalıpçılık Sektörü Kendini Yenilemeli”

    Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği (UKUB) Başkanı Şamil Özoğul, Türk kalıpçılık sektörünün dünyayla rekabet edebilmesi için mutlaka yeni adımlar atması gerektiğini söyledi.

    Özoğul, kalıp üretim sürecinde katma değeri etkileyen aşamalarda uygulanacak doğru yöntemlerin kalıp üretim süresini, dolayısıyla maliyeti azaltacağını vurguladı. Özoğul, kalıpçılık sektöründe teknolojik yenilikler ve kalifiyeli insan gücü kullanılmasının yanı sıra yapılacak çalışmalarla rekabet gücünün yükseltilebileceğini savundu. UKUB olarak yaptıkları faaliyetlerle sektörün gelişimi için çaba harcadıklarını, yaptıkları analizlerle de sektörün küresel ekonomi içindeki yerini ortaya koyduklarını kaydeden Özoğul, sanayicilerin pes etmek yerine zorluklara göğüs gererek Türk kalıpçılık sektörünü daha ileri taşıması gerektiğini belirtti.

    Teknolojinin nimetlerinden faydalanarak, aynı insan kaynağı ile daha çok ve kaliteli iş yapmalarının mümkün olduğunu kaydeden Özoğul, “Evvela mevcut işletme kaynaklarının sil baştan elden geçirilmesi gerekir. Verimsiz makina, ekipman ve yazılımların yok pahasına da olsa elden çıkarılması, amaca uygun, teknolojik yeni yatırımların yapılması gerekir. İnsan kaynaklarını yeni sisteme göre eğitmeliyiz. Bunları yaparken, mevcut ekibin senelerdir alışmış olduğu düzenin değişmesine karşı mukavemet göstermesi, işlerini kaybetme korkusuyla eskiyi koruma, yeniyi kabullenmeme içgüdüsü ile zorluk çıkarması olasılık dâhilindedir. Ayrıca, mevcut ekibin yüksek teknolojiye hızlı ayak uyduramaması nedeniyle dönüşüm döneminde ortaya çıkacak zaman ve kalite maliyetleri ile rekabet gücünün düşmesi de mümkün. Ancak sektörde varlığımızı sürdürmek istiyorsak tüm zorluklara rağmen bu dönüşümü başlatmamız kaçınılmazdır” dedi.

    Özoğul, kalıp üretim süresi ve maliyetlerin düşürülmesine yönelik yapılması gerekenlere de işaret etti. Tasarım ve tasarım doğrulama olarak adlandırılan analiz aşamasının kalıp üretim sürecindeki katma değeri etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğunun altını çizen Özoğul, bunun için kullanılan yazılımların kalıpçılığın faaliyet gösterilen ihtisas alanına uygun olan modüllerle donatılmasının önemini vurguladı. Özoğul, doğru seçilmiş yazılımların, özellikle analiz yazılımlarının doğru kullanılmasının kalıp üretim sürecinin kısalmasına ve kalite maliyetlerinin düşmesine büyük katkı sağlayacağını söyledi.

    KALIP ÜRETİM SÜRESİ

    Amerika’da yapılan bir araştırmada kalıp üretim süresinin sadece yüzde 7’lik kısmının gerçek operasyon süresi olduğunun ortaya konulduğunu, geriye kalan sürenin ise yüzde 2’sinin ölçme-doğrulama, yüzde 2’sinin taşıma, yüzde 89’unun da operasyonlar arası bekleme süresi olduğunun tespit edildiğini anlatan Özoğul, şunları kaydetti:

    “Bu yüzden doğrulanmış tasarım üzerinden imalata geçmeden önce mutlaka her bir parça için metot çalışması yapılmalı, hazırlanan üretim planları üzerinden tüm kalıp bileşenleri MRP ve proje yönetim yazılımları kullanılarak etkin şekilde takip edilmelidir. Kâğıtsız, resimsiz imalat sistemlerini kullanarak, birçok kalite maliyetinin önüne geçmemiz de mümkün. Tüm kalıp üretim süreci boyunca 2 boyutlu teknik resimlerin yerine, imalat ile ilgili tüm ölçü ve toleransları içeren renklerle kodlanmış 3 boyutlu katı modelleri kullanmamız durumunda, yüzde 100 insan kaynaklı zaman kayıpları ve kalite maliyetleri büyük oranda düşürülebilmektedir. Talaş kaldırma aşamasında artık sonlu eleman analiz mantığı ile çalışan, gelişmiş CAM yazılımları kullanılmaktadır. Daha ötesi, artık birçok kalıp parçası malzeme eksilterek değil, LASER teknolojisi ile malzeme ekleyerek imal edilebilmektedir. Bu yöntem daha bugünden gelişmiş ülkelerde kalıpçılığın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Türkiye’de maalesef kalıpçılarımızın birçoğu halen CNC tezgâhlarda otomatik takım değiştirme, takım ön hazırlama, hızlı bağlama gibi sistemleri dahi kullanmıyor. Ancak bu sistemler, doğru seçilmiş bir tezgâhta, doğru takımlarla, doğru yapılmış CAM programları ile birlikte kullanıldığında tezgâh veriminin yüzde 50’ye varan oranlarda yükselmesi söz konusudur. Tüm bunları yapabildiğimizde kalıp deneme süreci olabildiğince kısalacak, basit revizyonların yapılacağı, kalıp performansının test edileceği ve çalışma parametrelerinin ayarlanacağı standart bir süreç haline gelecektir.”