Etiket: Yemen’in

  • Pakistan Başbakanı Khan: “Pakistan Yemen’in barış sürecinde rol alabilir”

    Pakistan Başbakanı İmran Khan, Suudi Arabistan-Yemen ilişkilerinde uzlaşmacı bir rol oynamak istediğini söyledi.

    Yemen’in Pakistan Büyükelçisi Mohammed Motahar Alashabi ve Pakistan Başbakanı Imran Khan başkent İslamabad’da bir araya geldi. Görüşmede Ortadoğu’daki barış süreci ile birlikte Pakistan ve Yemen arasındaki ilişkiler ele alındı. Büyükelçi Alashabi’ye, Suudi Arabistan- Yemen ilişkilerinde uzlaşmacı bir rol oynamak istediğini söyleyen Başbakan Khan, Yemen’in barış sürecinde rol alabileceklerini ifade etti. Khan ayrıca, Pakistan’ın savaş için barışçıl ve kabul edilebilir bir çözüm istediğini belirtti.

    Başbakan Khan 24 Ekim’de Pakistan ulusuna yaptığı konuşmada, Husiler ile Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonunun arasındaki savaşta arabulucu olarak hareket edeceğini söylemişti. Khan, “Yemen krizini arabulucu olarak çözmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz” demişti.

  • Bahar aylarında sebze yemenin önemi

    Dr. Fevzi Özgönül, “Bahar aylarında hem protein hem de vitamin mineral almak, vücudun değişen hava koşullarında güçlenmesine de katkı sağlamaktır. Bu yüzden yemeklerde alınacak proteini de eksik etmemeliyiz” dedi.

    C vitamini bakımından zengin brokolinin sadece 3-4 dakika haşlanması veya buharda pişirilmesinin C vitamini değerinin yaklaşık yüzde 25 azalmasına neden olduğunu ifade eden Dr. Fevzi Özgönül, “Daha uzun sürelerde pişirmek ise (10-20 dakika) vitaminin yüzde 50’sinin kaybolmasına yol açar. Bu nedenle vitaminin tam olarak alınabilmesi için sebze ve meyvelerin çiğ ya da çok az pişirilerek tüketilmesi önerilmektedir. Önceden pişirilen ve dondurulmuş olarak satılan sebzeler normal C vitamini değerinin sadece 1/3’ünü içerir” dedi.

    Dr. Özgönül, özellikle salata şeklinde yenilebilecek sebzeleri pişirmeden tüketmenin, meyveleri de taze olarak yemeklerle birlikte yemenin yiyeceklerle birlikte çok daha fazla vitamin alınmasını sağlayacağını belirterek, “Yemeklerde kullanacağımız sebzelere gelince ilk baharda yeşil yapraklı sebzeler gözdedir. Marul, ıspanak, maydanoz, fesleğen gibi yeşilliklerin yanında havuç, kuşkonmaz, enginar, bakla, bezelye, roka, semizotu, taze sarımsak, biberiye, tere, kekik ve taze soğan sofralardaki yerini alır” diye konuştu.

    Mandalina ve portakal son demlerini yaşarken, muz ve elmanın sofradaki yerini korumaya devam edeceğini anımsatan Dr. Özgönül, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Güneşin yükselmesi ile domates de yenilebilecek sebzeler arasında bulunur. Bahar aylarının en gözde yemekleri arasında bol yeşillik içeren sebze yemekleri önceliklidir. Kesinlikle bezelyeyi, baklayı, kuşkonmazı, barbunyayı, brokoliyi, karaciğer dostu enginarı haftanın 6 gününe yaymanızı öneririm. Her yemekte kullanacağımız biber, tere, maydanoz, havuç, güneşten yeterince nasibini almış domates, roka da sofralardan eksik kalmamalıdır.”

    “Bahar aylarının gözdesi olan mangal yemeklerini de pazar gününe bırakalım”

    Bahar aylarının gözdesi mangal yemeklerinin pazar gününe bırakılmasını tavsiye eden Dr. Özgönül, “Çok kısa süren mevsimi nedeni ile karaciğer dostu enginarın hemen hemen her zerresinden yararlanmak için enginarı pişirirken Ege usulü yaprakları ile birlikte pişirmenizi öneririm. Sadece dip kısmı besleyici olabilir fakat küçük bireylere yapraklarının dip kısımlarını sıyırmayı öğretirseniz hem burada hapsolan değerli bölümleri midelerine indirerek bağışıklık sistemlerine ve karaciğerlerine ekstra destek olurlar. Üstelikte küçük yaşta tutumlu olmayı ve yedikleri yiyeceğin her tarafından yararlanmayı önerirler. Etli, tavuklu veya kıymalı bezelye de çok güzel bir öğündür. Yanında güzel bir pilavla hem yüksek enerji hem de besleyici bir yiyeceğe kavuşmuş ve bahar aylarındaki canlanmayı vücutlarında yaşamış olurlar. Bahar aylarında hem protein hem de vitamin mineral almak, vücudun değişen hava koşullarında güçlenmesine de katkı sağlamaktır. Bu yüzden yemeklerde alınacak proteini de eksik etmemeliyiz. Çünkü küçük bireylerin baharda dışarıda oynarken çok miktarda enerjiye ihtiyaçları olacaktır. Yoğurtlu bakla ve bol domatesli mevsim türlüsü de güzel bir alternatiftir. Bahar aylarında hem çocuklarımızın hem de bizim enerjik olmamızı sağlayan bir diğer önemli besin de çiğ olarak tükettiğimiz ve sabah harici ekmeğe alternatif olarak sofralarımızdan eksik etmeyeceğimiz badem, ceviz ve fındık var. Hem enerji hem omega 3 kaynağı olan bu yemişleri de öğünlerde eksik etmeyelim. Günümüzde bağırsakların 2. beyin olarak sıkça konusu geçiyor. Bağırsaklarımızın ve genel olarak sindirim sistemimizin en çalışkan bireyleri probiyotik bakterilerdir. Bahar aylarını doğa gibi vücudumuzun da yeniden yapılanma ayları olarak değerlendireceksek bu aylarda beslenmenin yanında yediğimiz gıdaların sağlıklı sindirilebilmesi için probiyotik destekleri de unutmamalıyız. Birçok probiyotik gıda mesela lahana turşusu, sarımsak, soğan, peynir, yoğurt dışında eczanelerimizde bulunan hazır probiyotik takviyeleri de destek olarak tüketebiliriz” dedi.

  • Kızılay Yemen’in umudu olacak

    Kızılay, çatışmaların, açlığın ve salgın hastalıkların pençesindeki Yemen’e de insani yardım malzemesi gönderecek.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı ’Umudu Ol’ kampanyası üzerine harekete geçen Kızılay, kuraklığa bağlı açlık çeken Afrika ülkelerine yardım malzemesi gönderecek. Geçtiğimiz ay Somali’ye 13 bin ton insani yardım malzemesi gönderen ve yaklaşık 3 milyon ihtiyaç sahibinin acil dönem gıdasını karşılayan Kızılay, benzer şekilde Yemen için de yardım gemisi gönderecek.

    Gemide ilaçta var

    Güvenli gıdaya ulaşamayan milyonlarca Yemenli için Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bağışı olan 10 bin ton unu İskenderun Limanı’nda bulunan gemiye yüklemeye başlayan Kızılay, gemi ile ayrıca makarna, bebek bisküvisi ve benzeri gıda malzemelerini de sevk edecek. Koleradan binlerce insanın hayatını kaybettiği ülkeye Sağlık Bakanlığı’nın bağışı olan Sahra Hastanesi, kolerayla mücadele başta olmak üzere gerekli ilaçları da gemiyle götürecek. Savaşta yaralanan ve sakat kalan insanlar için Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA) bağışı olan tekerlekli sandalyeleri de Yemen’e gönderecek.

    Temmuz ayının ilk haftası hareket etmesi planlanan geminin sonraki 6 gün içinde Yemen’e ulaşması bekleniyor. Ülkede eş zamanlı olarak daimi temsilcilik bulundurmak için de harekete geçen Kızılay, bu ve bundan sonraya ülkeye gönderilecek insani yardım malzemelerinin adreslerine teslimini de organize edecek.

    Çaresizliğin önüne geçmeye çalışıyoruz

    Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Dr. Kınık, “Somali’nin yanı sıra Günay Sudan’da, Yemen’de ve Afrika’nın birçok bölgesinde çok ciddi insani krizler yaşanıyor. Afrika daha çok kıtlıkla mücadele ederken, Yemen’de bu duruma çatışmalar ve salgın hastalıklar da eşlik ediyor. Yemen, kendi imkanlarıyla bu sorunları çözebilmekten maalesef çok uzak. Göndereceğiz gemi ile bu çaresizliğin önüne geçmeye, bir çocuğun, bir yaşlının daha hayatını kurtarmaya çalışacağız” diye konuştu.

    Koleraya binlerce kurban

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre; 27 Nisan 2017’den bu yana Yemen’de 179 bin 548 şüpheli kolera vakası görüldü ve bunlardan bin 205 kişi hayatını kaybetti. Yemen’de iki yılı aşkın süredir süren çatışmalar nedeniyle ülke içinde yerinden edilmiş yaklaşık 3 milyon kişinin, temiz içme suyu olmaması ve atıkların toplanamaması sonucu hemen her gün koleraya yakalanma riski bulunduğu belirtildi.

  • Kolera salgını Yemen’in 22 vilayetinden 19’una yayıldı

    Yemen’de kolera salgını devam ediyor. Salgına yakalananların sayısıysa her geçen gün artıyor.

    Yemen’de yetersiz sanitasyon koşulları ve temiz içme suyunun olmaması, halihazırda savaş nedeniyle hassas durumda olan halkın kolera gibi hastalıklara karşı daha da savunmasız hale gelmesine neden oluyor. Bu durum kronik ve akut yetersiz beslenme sorunu olan kişileri de olumsuz etkiliyor. Sağlık hizmetlerine erişimin de oldukça sınırlı düzeyde olması, salgının yaygınlaşmasını kolaylaştıran bir diğer faktör. Kolera salgını şu anda uzak ve yoksul bölgelere kadar ulaşmış durumda ve bu bölgelerde yaşayan insanların sağlık hizmeti alabilecekleri yerlere ulaşabilmek için maddi imkanları bulunmuyor.

    29 Mayıs’ta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) raporladığı kolera vakası sayısının 50 bini aştığını bildirdi. Bu sayı, Ekim 2016 – Mart 2017 tarihleri arasında yaşanan ilk salgın sırasında DSÖ tarafından belirlenen sayının (23 bin 506 şüpheli vaka) hayli üzerinde. Yine ilk salgın Yemen’deki toplam 22 vilayetin 15’inde görülürken son salgın 19 vilayette görülüyor.

    Aden’deki sağlık çalışanlarına eğitim ve bağış sağlayarak Yemen Halk Sağlığı ve Nüfus Bakanlığı’na destek veren Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), 30 Mart 2017 tarihinden bu yana 7 vilayette bulunan (Amran, Hacca, El Dali, Hudayda, İbb, Taiz ve Sanaa) 8 Kolera Tedavi Merkezi, 6 Kolera Tedavi Birimi ve 2 Stabilizasyon Ünitesi’nde 12 bin 428 hastayı tedavi ettiğini açıkladı. Kuruluş, ilk olarak Hacca vilayetinde desteklediği Abs Hastanesi’nde 30 Mart tarihinde kolera vakası tespit etmişti. Kolera vakalarının giderek artması nedeniyle MSF, halihazırda yeni kolera tedavi merkezleri açıyor, diğer merkezleri bağış yoluyla destekliyor ve ihtiyaç analizi yapmaya devam ediyor.

    Hastaların tedavisinin yanı sıra saha çalışması da kolerayla mücadele büyük önem taşıdığı için MSF, hastalığa neden olan kirli içme suyu kaynaklarının tespiti ve sanitasyonu yönünde çalışmalarını sürdürüyor. MSF ekipleri merkezlerden uzak bölgelerde yaşayan insanlara hijyen bilgilendirmesi ve evlerde kuyu klorlaması çalışmalarına daha fazla ağırlık vermeyi planlıyor.

    Taiz’de çatışmalar dinmiyor

    Çatışmaların aralıksız devam ettiği Yemen’in Taiz şehrindeyse MSF’nin desteklediği tesislere 22 Mayıs’ta 14 ölü getirildi. Bu tesislerde 57 savaş yaralısı tedavi edildi. Hayatını kaybedenlerin yüzde 75’iyse kadın ve çocuklardan oluşuyor.

    Yemen’de 1986 yılında çalışmalar yürütmeye başlayan MSF, 2015 Mart ayından bu yana ülke çapında 60 binin üzerinde savaş yaralısını tedavi etti. MSF, Yemen’de savaşın taraflarına sivillerin ve sağlık çalışanlarının korunmalarının yanı sıra yaralı ve hastaların sağlık hizmetlerine erişiminin engellenmemesi yönünde çağrısını yineliyor.

  • (Özel Haber) Yemen’in kokusunu Türkiye’de aldı

    Yemen’deki iç savaşta 1,5 yıl önce nereden geldiği belli olmayan ve yüzüne isabet eden kurşunla burnu parçalanan 51 yaşındaki Abdullah Al-Khavvga’ya, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde eşine ender rastlanan bir yöntemle kaburgasından alınan kıkırdak doku ile burun yapıldı. Yaşlı adam operasyonun ardından 1,5 yıldır kullanamadığı burnuyla nefes ve koku almaya başladı.

    Khavvga’nın hayatı, yıllardır iç savaşın devam ettiği Yemen’de yaklaşık 1,5 yıl önce sokakta yürürken yüzüne isabet eden ve burnunu parçalayan bir mermi ile adeta kabusa döndü. İmkansızlıkla nedeniyle tedavi olamadığı için burnunun üst kısmı olmadan yaşamaya başlayan Khavvga, geçen zaman içerisinde bir de gözlük kullanmaya başlayınca ise tamamen hayattan kopuk bir şekilde yaşamını sürdürmeye çalıştı. Khavvga, Türkiye ile Yemen arasındaki mutabakat kapsamında Aralık 2016’da 160 Yemenli hasta ile tedavi edilmek üzere Afyonkarahisar’a getirildiğinde ise yaşadığı kötü günler geride kaldı.

    Kamu Hastaneleri Birliği’ne bağlı Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde görevli Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Arif Aydın, eşine ender rastlanan bir yöntem ile Khavvga’ye alnından aldığı doku parçaları ve kaburgasından aldığı kıkırdak doku ile yeni bir burun yaptı. 1,5 ay içerisinde gerçekleştirilen 2 cerrahi operasyonla yeni bir burun yapan Dr. Aydın, fiziksel görünümünden dolayı psikolojik olarak çöken Khavvga’yı adeta yeniden hayata bağladı.

    “Burnu olmadığı için kullandığı gözlüğü alnına yapıştırıyordu”

    Khavvga’nın, nefes alıp verme şikayetinin yanında, kullandığı gözlüğü burnu olmadığı için alnına yapıştırarak zorunda kalan ve bununda fiziksel olarak kötü bir görüntüye neden olduğunu belirten Dr. Aydın, gerçekleştirdiği operasyon ile hastasının bütün şikayetlerinin sona erdiğini belirtti. Hastanın kendilerine ilk geldiğinde burnunun büyük bir bölümünün olmadığını ifade eden Dr. Aydın, “Hastamız Yemen’den geldi, malum Yemen’de bir iç savaş var. Karışık, kaotik bir ortam var. Orada hastamız aslında kendi halinde memur olan biri. Yolda yürürken nereden geldiği, kim tarafından atıldığı belli olmayan bir kurşun tarafından yaralanıyor. Kurşun burnunu parçalayıp çıkıyor. Hastamız herhangi bir ameliyat geçirememiş orada imkansızlıklardan dolayı ve yarası kendi kendine iyileşmeye bırakılmış. Hastanın burnunun büyük bir bölümü yoktu geldiğinde. Olay yaklaşık 1,5 yıllık bir olay. Hasta tabi görüntüsünden muzdaripti. Nefes alamama problemleri vardı. Geceleri sürekli ağzı açık uyuduğunu söylüyordu, ağız kuruluğu ile uyandığını söylüyordu. Sosyal ortamlara girmekten çekiniyordu aynı zamanda gözlük kullanan bir hasta. Burnu olmadığından, gözlüğün oturacak bir yeri olmadığı için gözlüğü alnına bantlıyordu o şekilde kullanıyordu. Yani hem psikolojik hem de fiziksel olarak yıpranmış kötü durumda bir hastaydı” diye konuştu.

    “Alnında alınan parça ile yeni doku kıkırdaktan ise burun çatısı oluşturduk”

    Dr. Aydın, eşine ender rastlanan bir uygulama ile yeni burun yapma sürecini ise şöyle anlattı:

    “Biz kendisine 2 aşamalı bir ameliyat planladık. Öncelikle burnunun üstündeki sağlıksız derileri uzaklaştırdık oradan ve alnında bir dokuyu buruna çevirdik, böylece orada sağlam bir deri oluşturduk. Oluşturduğumuz dokunun yerine adapte olması yaklaşık 1 ay sürdü. 1 ay sonra ikinci bir ameliyat ile alnında çevirdiğimiz dokuyu yerinden ayırdık ve hastanın kaburga kıkırdağından bir parça aldık. O kaburga kıkırdağına şekil verip burun çatısı oluşturarak onu burnuna yerleştirdik. Bu 2 aşamalı ameliyat süreçleri yaklaşık 1,5 ay sürdü. Bu süre zarfında kendim birebir hastayı takip ettim her gün pansumanlarını kendim yaptım. Hastamız hem görüntüsünden hem de nefes alma problemleri geçtiği için memnun. Hastamız görüntülü konuşma olarak ailesi ile görüşmüş ve ailesi de çok beğenmiş. Kendileri ayrıca bizlere teşekkürlerini sunmuşlar, bunlarda bizleri fazlası ile mutlu etti.”

    “Nefesi hep boğazımdan alıyordum şimdi burnundan alıyorum”

    Yaklaşık 1,5 yıl boyunca burnu olmadan yaşayan Khavvga, ameliyatın ardından doktoruna ve hastane personeline kendi dilleri ile “şükranlarını” sunarak teşekkür etti. Yeni yapılan burnu ile rahat nefes almakla birlikte eskisi gibi çiçekler başta olmak üzere her şeyi koklamaya başlayan Khavvga, “Burnum savaşta oldu ve nefes almakta sıkıntı çekiyordum. Sonra Türkiye’ye geldim ameliyat oldum ve sonrada iyileştim. Doktoruma bütün hastane personeline, hemşirelere teşekkür ediyorum. 1,5 yıl oldu burnum olmadan yaşıyorum ama ameliyat oldum 1,5 aydır iyileştim. Nefesi hep boğazımdan alıyordum şimdi burnundan alıyorum. Görünüşüm kötü olduğu için evde oturuyordum” şeklinde konuştu.

    Khavvga’nın son yapılacak kontrollerinin ardından önümüzdeki günlerde taburcu olacağı ve memleketi olan Yemen’e döneceği öğrenildi.