Etiket: Ydü

  • YDÜ Tıp Fakültesi, sürekli tıp eğitimi etkinliklerinde “Son Dönem Kalp Yetmezliği Tedavisi” paneli

    Yakın Doğu Üniversitesi (Near East University) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yapılan “Son Dönem Kalp Yetmezliği” paneline akademisyenler, sağlık çalışanları ve Tıp Fakültesi öğrencileri katıldı. Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu ve Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. İlhan Sanisoğlu oturum başkanlığı görevini yürüttüler.

    Panelde Kardiyoloji Anabilim dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr Hatice Kemal “kalp yetmezliğinde medikal tedavileri” anlattı ve kalp yetmezliği tanısı koyulan her hastanın son evreye gelene kadar geçen süreçte optimal medikal tedavi alması, yaşam şeklini değiştirmesi ve periyodik olarak doktor kontrollerini yaptırmasının çok önemli olduğunu vurguladı.

    Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Doç.Dr. Barçın Özcem “kalp yetmezliğinde cerrahi tedavileri” başlıklı sunumunu yaptı. Kalp yetmezliğinin cerrahi tedavisinde kapak tamiri, ventrikül küçültme operasyonları ve koroner bypass cerrahisi yöntemleri hakkında bilgiler verdi.

    Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Yrd. Doç. Dr. Özlem Balcıoğlu da tüm koruyucu ve optimal medikal tedavilere rağmen ileri evre kalp yetmezliğinin altın standart tedavi yönteminin kalp nakli olduğunu belirtti. Kalp nakli yapılacak merkezlerin multidispliner olması ve Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılması şart olduğunun ve donör sayısının kısıtlığı ve kullanılabilir donörlerin azalmaya başlamasıyla ventrikül destek cihazlarının kalp yetmezliği hastaları için alternatif tedavi yöntemleri haline geldiğinin altını çizdi. Ventrikül destek cihazlarının teknolojinin de gelişmesiyle birlikte yıllar içerisinde daha küçük boyutlara gelerek tamamen göğüs duvarının içerisine girdiğini, bu cihazların hem transplantasyona köprüleme amacıyla, hem de sonlanım tedavisi olarak tüm dünyada yaygın olarak kullanılmakta olduğunu aktardı.

    Panel sonunda Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gamze Mocan oturum başkanları ve konuşmacılara teşekkür ederek sertifikalarını takdim etti.

  • YDÜ Hastanesinde yapay mesane yapıldı

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesinde 9 saat süren ameliyatla İngiliz hastaya yapay mesane oluşturuldu.

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesindeki jinekolojik tetkikleri sonucunda, mesanesinde 2 santim büyüklüğünde tümör tespit edilen İngiliz hasta Lorraine Baker’in tümörlü mesanesi tümüyle çıkarılarak, yerine ’Üriner Kontinan Rezervuar’ yöntemi ile kalın ve ince bağırsaktan yapay mesane oluşturuldu.

    9 saat süren kritik ameliyat başarı ile gerçekleştirildi

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden verilen bilgiye göre, İngiliz hasta Lorraine Baker’in idrarında kan hücreleri izlenmesi üzerine, sistoskopi yapılarak saptanan tümör dokusu, endoskopik (kapalı) ameliyat ile çıkarıldı. Tümör dokusunun adaleye sirayet etmiş olması, tümörün hastanın idrar kesesiyle birlikte alınmasını gerektirdi. Bu nedenle, ameliyat edilen hastanın idrar kesesi çıkarılarak, hastaya ’Üriner Kontinan Rezervuar’ yöntemiyle yeni bir idrar torbası yapıldı. Başarı ile tamamlanan ameliyat sonrası 1 gün yoğun bakımda izlenen hasta, 10 gün süre ile servisteki takibinin ardından taburcu edildi.

    “’Üriner Kontinan Rezervuar’ yöntemi, sosyal adaptasyonun iyi olması sebebi ile tercih ediliyor”

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, Uzm. Dr. Mehmet Yavuz Selhanoğlu ve ekibi tarafından ameliyat edilen hastanın anatomik yapısına uygunluğu ve diğer yöntemlerin hastanın yaşam kalitesini düşürecek sonuçları olması sebebiyle ’Üriner Kontinan Rezervuar’ yönteminin tercih edildiği belirtildi. Komplikasyon riskinin yüksek olduğu ve oldukça zor olan ameliyat, başarı ile gerçekleştirilerek KKTC’de bir ilke daha imza atıldı.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, “Tedavi için diğer yöntemlerden biri tercih edilseydi, hasta ya idrarını büyük tuvaleti ile birlikte yapacak ya da sürekli olarak üzerinde taşıyacağı bir torba ile yaşayacaktı. Hasta için yaşam kalitesini yüksek tutacak ve sosyal adaptasyonun daha iyi olduğu ’Üriner Kontinan Rezervuar’ yöntemi ile ameliyat uygulanması, hasta ile mutabık kalınarak karar verilmiştir” dedi.

    Böbrek idrarını taşıyan üreterlerin (idrar yolları) kalın ve ince bağırsaklar kullanılarak oluşturulan yapay mesaneye bağlandığını ve hastanın yapay mesaneyi, kendi kendine uygulayacağı kateter vasıtasıyla boşaltacağını ifade eden Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, komplikasyon risklerinin yüksek olduğu bu tür ameliyatlarda, amacın böbrekleri korumak ve hastanın yaşam kalitesini bozmamak olduğunu da sözlerine ekledi.

  • YDÜ bilimsel çalışması ile Portekiz’de dikkat çekti

    Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Nurhan Bayraktar, Lizbon’da düzenlenen 12. European Union Geriatric Medicine Society (EUGMS) kongresinde “Effectiveness of Falling Prevention Program for Elderly People Undergoing Fracture Treatment in Turkey” konulu poster bildiri ile Yakın Doğu Üniversitesi’ni temsil etti.

    Prof. Dr. Nurhan Bayraktar konuyla ilgili yaptığı açıklamada çalışmasında kırığı olan yaşlı bireylerde tekrar kırık oluşmasının önlenmesine yönelik, ev ziyaretleri ile uygulanan, yaşlıların eğitimini ve ev düzenlemelerini içeren düşmeyi önleme programının düşme risk faktörlerinin azalttığını belirtti. Ayrıca ana teması “Geriatri Dünyasında Yeni Yollar Keşfetme” olan kongre kapsamında geriatri konusunda güncel konularda konferans, panel gibi etkinliklerin yanı sıra sözel ve poster bildiriler yer aldığını vurguladı.

    Kongrede, sağlıklı ve aktif yaşlanma, yaşlılık döneminde sık görülen kronik hastalıkların yönetimi, acil geriatri, yaşlılıkta çoklu ilaç kullanımı, beslenme, kronik ağrı, ağız sağlığı, nöropsikiyatrik sorunlar, sarkopeni, kırıkların ve düşmelerin önlenmesi; kapsamlı geriatrik değerlendirme, rehabilitasyon, perioperatif bakım, yaşam sonu bakım, etik, geriatri ekip üyelerinin rolleri ve bilimsel makaleler olduğu belirtildi. Zengin bir içeriğe sahip olan kongre, katılımcılar açısından oldukça verimli geçtiğinin altı çizildi.

  • YDÜ Hastanesi’den Dünya Görme Günü için anlamlı mesaj

    Göz hastalıkları arasında en önemlisinin, bebeklik ve çocukluk çağı hastalıkları olduğunu belirten Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Koray Karadayı, ömür boyu kalıcı olmaması için bu hastalıkların mutlaka 5-7 yaş öncesinde teşhis ve tedavi edilmesinin gerekliliğine dikkat çekti.

    Göz hastalıklarının başında gelen, ilk ve en önemli olarak kabul edilen, bebeklik ve çocukluk çağı göz hastalıklarının, zamanında teşhis ve tedavisine dikkat çeken Doç. Dr. Koray Karadayı, 5 ile 7 yaş öncesinde görmeyi engelleyen veya azaltan herhangi bir göz bozukluğu, şaşılık, katarakt gibi göz hastalıklarının, ‘göz tembelliğine’sebep olabileceğini ve göz tembelliğinin 5-7 yaşından önce tedavi edilmezse ömür boyu kalıcı olabileceğini belirtti.

    “Bunun nedeni, tıpkı kasların yürümeyi öğrenmesi gibi, beynin görme ile ilgili alanlarının da görmeyi öğrenmesiyle ilgilidir diyen Doç. Dr. Karadayı, “Normal gelişimde, her iki göz de beyine yaklaşık eşit sinyaller yollayarak beynin bu sinyalleri tanımasını, 3-boyutlu olacak şekilde birleştirmesini sağlar. Eğer gözlerden biri zayıfsa, beyin bu gözden gelen sinyalleri baskılar ve sadece sağlam gözden gelen sinyalleri işler; dolayısıyla beyinde yine tek bir görüntü oluşmasına rağmen 3-boyutlu görme gelişmez, ya da eksik gelişir. Buna göz tembelliği adı verilir ve 5-7 yaş sonrasında kanıtlanmış bir tedavisi henüz yoktur. Bu çocuklar araç kullanmak, spor, pilotluk, cerrahi, hatta dikiş-nakış gibi 3 boyutlu işlevlerde ömür boyu güçlük çekerler. O yüzden her çocuğun 5-7 yaş öncesinde her iki gözünde de yeterli görme geliştiğinden emin olmak şarttır. Bugünkü teknolojiyle anaokullarında doktor olmadan bile kullanılabilen tarama cihazları vardır. Bozukluk cihazla tespit edildiğinde çocuk göz doktoruna sevk edilmelidir” diye konuştu.

    “18-21 yaş üzeri hastalara 3. nesil smile lazer tedavisini öneriyoruz”

    Miyop, astigmat, hipermetrop gibi gözlükle düzeltilebilen görme bozukluklarının teşhis ve tedavisinin, önem sıralamasında ikinci sırada olduğunu belirten Doç. Dr. Karadayı, bu tür kırma kusurlarının okul çağında okul başarısını etkilediğini ifade etti. İleri yaşlarda da gözlük veya kontakt lensle sağlanan daha kaliteli ve net bir görmenin, bireyin sosyal ve kişisel mutluluğuna büyük katkı sağladığını belirten Doç. Dr. Karadayı, sportif ya da aktif bireyler için gözlük yerine kontakt lensleri, 18-21 yaşından büyüklere ve göz yapısı uygun olanlara, lazer cerrahisini önerdi. Doç. Dr. Karadayı lazer cerrahisi ile ilgili şunları söyledi; “Lazer cerrahisinde büyük bir adım olan 3. Nesil (Smile) Lazer Cerrahisini, eski lazer cerrahi teknolojilerinin dezavantajlarını da ortadan kaldırdığı için, artık rahatlıkla PRK veya LASIK gibi eski yöntemlerde tereddütü olan hastalara önerilebiliyoruz.”

    40-45 yaşlarında glokom kontrolü yaptırmayı ihmal etmeyin

    Çoğunlukla 40 yaş sonrası görülen ve hemen hemen hiç belirti vermeyen Glokom hastalığının ciddiyetini de hatırlatan Doç. Dr. Koray Karadayı, hastalığın, toplumun yaklaşık yüzde 2’sinde görülen ve sadece doktor muayenesiyle tespit edilebilen, erken yakalandığında ise tedavisi daha kolay olan bir görme bozukluğu olduğunu belirtti. Glokomun birçok tipi olmasına rağmen çoğunun hiç belirti vermediğini de ifade eden Doç. Dr. Karadayı, hastalığın nadiren daha erken yaşlarda görülebilse de, 40-45 yaşın hem yakın gözlüğü yaşı hem de bazen ilk glokom kontrolü yaşı olarak çoğu zaman uygun bir yaş olduğunu söyledi.

    Kataraktın Tedavisi Ameliyat

    Tedavi edilebilir en sık körlük nedeni olan Katarakt hakkında da bilgiler paylaşan Doç. Dr. Karadayı, daha çok 50-60 yaş sonrası görülen katarakt tedavisinin ameliyat olduğunu ve başarı oranının da yüzde 100’e yakın olduğunu söyledi. Son olarak, 75-80 yaş grubu hastalarda sık görülen sarı nokta hastalığı ile ilgili bilgiler paylaşan Doç. Dr. Karadayı, tedavisi henüz çok başarılı olmasa da bazı tiplerinde hızla körlüğe gidişi engelleyebilecek çok etkili tedavilerin mevcut olduğunu belirtti.

    Şeker hastalarının düzenli göz doktoru takibinde olmaları şart!

    Şeker hastalarında görülen görme bozuklukları ile ilgili açıklamalarda da bulunan Doç. Dr. Koray Karadayı, şunları söyledi: “Şeker hastalığına da önemle vurgu yapmak şarttır. Şeker, tüm damarlar, kalp, böbrek, göz gibi vücutta birçok organda ve dokuda hasar oluşturabilmektedir. Şeker hastalığına bağlı göz hastalıkları her yaşta görülebilen ve eğer erken teşhis ve tedavi edilmezse körlükle sonuçlanabilen hastalıklardır. Daha çok retinayı etkilese de katarakt veya gözlük numarasında dalgalanmalar da sık görülebilmektedir. Şeker hastalarının düzenli göz doktoru takibinde olmaları ve kan şekerlerini normale düşürmeleri çok gereklidir.”

  • YDÜ, TÜYAP Sanat Fuarı’nda yerini alacak

    Birbirinden önemli sergilere ev sahipliği yapan ve bu yıl 26’ncısı düzenlenecek olan TÜYAP/ Uluslararası Sanat Fuarı’nda Kıbrıs Türk sanatını, Yakın Doğu Üniversitesi(YDÜ) Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölüm Başkanı Fatma Miralay temsil edecek.

    YDÜ Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, YDÜ Resim Öğretmenliği Bölüm Başkanı Fatma Miralay’ın 2016 yılına ait eserlerinden oluşan ‘’Maraş/ Ammochostos’’ adlı serisi fuar alanında 12-20 Kasım tarihlerinde sergileneceği belirtildi. Fuar K.K.T.C Milli Eğitim ve Kültür Dairesi koordinasyonu ile gerçekleşiyor. 26 yıldır olduğu gibi bu yıl da TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi, İstanbul Beylikdüzü’nde gerçekleşecek olan fuar, yaklaşık 12 bin 500 metrekarelik bir alanda kurulan ARTİST 2016, bin sanatçının işlerinin sergilendiği galeriler, bağımsız grup ve inisiyatifler ile birlikte 150’ye yakın genç sanatçıyı konuk edecek.