Etiket: Yazması

  • Kaçak gürcüler el yazması Kuran-ı kerim’ler ile yakalandı

    Gürcülerin kaldığı eve düzenlenen jandarma baskınında el yazma kuran-ı kerim’lerin yanında uyuşturucu madde ve silah ele geçirildi.

    Rize’nin Ardeşen İlçesi’nde jandarma ekipleri şüpheli gördükleri Gürcistan uyruklu kişilerin kaldığı eve baskın düzenledi. G.C, T.L, S.M, I.G ve K.L’nin kaldığı evde yapılan aramada tarihi değeri bulunan üç adet el yazma Kuran-ı Kerim, Osmanlı döneminden kalma Kuran-ı Kerim’ler, kuru sıkı tabanca, 5 adet saldırma amaçlı kullanılan bıçak ve uyuşturucu maddeler ele geçirildi. Beş Gürcü’nün aynı zamanda Türkiye’de kaçak olarak kaldıkları tespit edildi. Ele geçirilen tarihi eser Kuran-ı Kerim’lere ve diğer maddelere el konulurken beş kişi sınır dışı edildi.

  • Bakan Avcı, el yazması Mushaf-ı Şerif’i Okçular Vakfı’na teslim etti

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Şeyh Hamdullah Efendi’ye ait el yazması Mushaf-ı Şerif’i Okçular Vakfı’na teslim etti. Bakan Avcı törende yaptığı konuşmada, “Şeyh Hamdullah sadece Kemankeş, okçu değil, pek çok vasfı, meziyeti ve sanatı icra eden, batılıların deyimiyle tam bir Rönesans adamı” dedi.

    Bakan Avcı, Şeyh Hamdullah Efendi’ye ait el yazması Mushaf-ı Şerif’in Okçular Vakfı’na teslim törenine katıldı. AK Parti İstanbul Milletvekili ve Okçular Vakfı Başkanı Haydar Ali Yıldız’ın yanı sıra, vakfın kurucu üyelerinden Bilal Erdoğan ile Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın da katıldığı teslim töreninde konuşan Bakan Avcı, Şeyh Hamdullah’ın yalnızca Kemankeş, okçu olmadığını, pek çok vasfı, meziyeti ve sanatı icra eden bir Rönesans adamı olduğunu ifade etti. Konuşmasının başında Türkiye’de yaşanan terör saldırılarında şehit olanlara rahmet dileyen Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı şunları söyledi: “Şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Allah cümlesinden razı olsun. Bugün şehitlerimizi de anmak için çok anlamlı bir mekanda ve anlamlı bir vesileyle bir aradayız. Şeyh Hamdullah Efendi, hattatların değil, aynı zamanda içinde bulunduğumuz tekkenin de kurucu, şeyhi Sultan 2’inci Beyazıt Han’ın gençlik arkadaşı, çocukluk arkadaşı, gençlik yoldaşı ve bu tekkenin baisi ve şeyhi.”

    Tekke’nin yalnızca İstanbul ve Türkiye için değil, tüm İslam dünyası için önemli bir müessese olduğunu kaydeden Avcı, “Burada birçok şey anlam bütünlüğü içerisinde sergileniyor. Bizzat kurucu şeyhin şahsından da görüleceği üzere, burası ruh ve beden ayrımı gözetmeden, hem ruhi, hem bedeni hasretlerin geliştirilmesi, mükemmelleştirilmesi için hizmet edenlerin buluştuğu bir ocak” dedi.

    Konuşmasında vakfın ve tekkenin önemine değinen Bakan Avcı, sözlerini şöyle noktaladı: “Değerli başkanımız,buranın yaşayan bir müzeye dönüştüğünü söyledi, daha önemlisi burası artık yaşayan bir tekke. Banilerinin, dualarının inşallah tecelli ettiği yaşayan bir tekke haline geliyor. Her gün biraz daha, bu vasfını biraz daha zenginleştiriyor. Şeyh Hamdullah sadece Kemankeş, okçu değil, sadece hattat değil, pek çok vasfı, meziyeti ve sanatı icra eden batılıların deyimiyle tam bir Rönesans adamı. Bizde de bunun karşılığı Hezarfen, yani binlerce fenne, sanata hakimiyeti olan büyük şahsiyetlere denilir. Şeyh Hamdullah her ne kadar hattat vasfıyla da tanınıyorsa, işte bugün içinde bulunduğumuz tekkenin kurucusu ve şeyhi olarak da aynı zamanda menzil sahibi kemankeş, bir okçu.”

    Bakan Avcı, teslim töreninin ardından Bilal Erdoğan ile beraber ok fırlattı. Bir süre vakfa ait tesisleri gezen Avcı, daha sonra buradan ayrıldı.

  • Aksaray’da el yazması tarihi İncil ele geçirildi

    Aksaray’da bir otomobile operasyon düzenleyen polis el yazması tarihi İncil ele geçirdi.

    Edinilen bilgiye göre, bir araçta tarihi eser bulunduğu ihbarını alan İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şubesi ekipleri, bir otomobilde bulunan Ş.G. (53) ile C.Ü. (42) isimli şahısları takibe aldı. Yapılan teknik ve fiziksel takibin ardından yeterli delile ulaşan KOM ekipleri operasyon için düğmeye bastı. Yapılan operasyonda 2 şüpheli gözaltına alınırken, araçta yapılan aramada el yazması tarihi İncil ele geçirildi. İncil kitabına el konulurken polis olayla ilgili soruşturma başlattı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Öz Güvenini Yitiren Bir Milletin Tekrar Tarih Yazması Mümkün Değildir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Şunu hiçbir zaman unutmayacağız. Yıkılan inşa edilir, kaybolanın yerine yenisi konur ancak öz güvenini yitiren bir milletin tekrar tarih yazması mümkün değildir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pendik The Green Park Otel’de Türk-Arap Yükseköğretim Kongresi kapanış oturumu ve gala yemeğine katıldı. Burada katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şüphesiz bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir diyen sömürgecilerin neden olduğu tahribi görmezden gelemeyiz. Kendi vatandaşları için hak gördükleri demokrasiyi bölge halkları için lüks görenlerin ikiyüzlülüklerini ifşa edeceğiz. Bunu yaparken özeleştiride yapacağız. Kendi özeleştirimizi yapmazsak içinde bulunduğumuz karamsar tabloyu değiştiremeyiz” dedi.

    İki yıllığına İslam İşbirliği Teşkilatı’nın dönem başkanlığına Türkiye’nin geçtiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan sonra çok daha farklı müşterek bazı çalışmaları yapmamızın mümkün olduğuna inanıyorum. Bu zirvenin akabinde gerçekleşen bu kongrenin bilhassa eğitim öğretim konusunda işbirliğimizi gelişmesine katkıda bulunmasını diliyorum” dedi.

    “BİZİM TARİHİMİZDE KALEM KILICIN ÖNÜNDEDİR”

    Bu yıl ikincisi gerçekleşen kongrenin geleneksel hale gelmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hepimiz ortak bir coğrafya kadar ortak bir medeniyeti, ortak bir tarihi, ortak bir kültürü paylaşıyoruz. Bizim tarihimizde tüm insanlığa örnek olmaya devam eden Asrı Saadet vardır. Ortak medeniyetimizde derin izler taşıyan Endülüs var, Bağdat var. Afrika’nın, Ortadoğu ve Asya’nın muhteşem medeniyetleri var. Ortak medeniyetimizde Şam, İstanbul, Kahire, İskenderiye, Buhariye gibi merkez şehirler var. Bu şehirler sadece sınırları içerisinde yer aldıkları ülkenin değil, hepimizin tüm ortak şehirlerdir. Bu şehirlerin her biri asırlar boyu İslam aleminin kütüphaneler ve medeniyet şehri olarak dünyanın her tarafından ilim yolcularını misafir etmiştir. 11. yüzyılda Avrupa’nın Orta Çağ karanlığını yaşadığı dönemde Kahire’de 75, Şam’da 51 ve Halep’te 44 medrese bulunuyordu. Nizamiye medreseleri uzun dönem İslam medeniyetinin kalbi, zihni olmuş, Haçlı ve Moğol saldırıları karşısında Müslümanlar’ın ayakta kalmasını sağlamıştır. Döneminin en kaliteli yüksek eğitim yerleri olan bu medreselerde dünyanın çok farklı bölgelerinden öğrenciler ve alimler eğitim alıyordu. Bu medreseler bir taraftan ilmi hayatımızı yenileyip diri tutarken, medeniyet birikimimizin tüm insanlığa ulaşmasını da sağlamıştır. İlim Çin’de de olsa alınız hadisi şerifini kendilerine düstur edinen Müslümanlar, sürekli ilim ve hikmetin peşinden koşmuşlardır. Bizim tarihimizde kalem kılıcın önündedir. Bugün tarihe ve insanlığa karşı sorumluluğunu yerine getiren her tarihçi şu gerçeği kabul etmektedir; İslam medeniyeti 8. yüzyıldan itibaren çok önemli bilimsel ve kültürel çalışmalar yapmış ve bu çalışmalar 12. yüzyıldan itibaren Avrupa medeniyetini önemli ölçüde beslemiştir” diye konuştu.

    “SON İKİ YÜZYILLIK TARİHİMİZ AYRIŞMANIN, BÖLÜNMENİN, İÇE KAPANMANIN TARİHİDİR”

    “İslam medeniyetinin altın çağında sadece fetih, toprak kazanımı yoktur. Aynı zamanda bu çağ bilgiye yön verenlerinde Müslümanlar olduğu, İslam merkezlerinin bilginin beldeleri olduğu bir dönemdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Malumunuz İbn-i Haldun Mukaddime adlı eserinde devletleri yaşayan bir organizmaya benzetir. Yani devlette canlı varlıklar gibi doğar, gelişir, büyür, yaşlanır ve nihayet varlığını kaybeder. İslam ülkelerinin parlak dönemleri maalesef 19. yüzyıldan itibaren zayıflamaya başlamıştır. Son iki yüzyıllık tarihimiz daha çok ayrışmanın, bölünmenin, içe kapanmanın tarihidir. Hemen yanı başımızdaki Halep varil bombaları ile harabeye dönüşmüştür. 8 yıldır açık olan mahzenlerinde Antik Yunan’dan el yazmaları bulunan Musul kütüphanesinden neredeyse hiçbir iz kalmadı. Bağdat kütüphanesi yağmalandı. Her biri hazine olan binlerce eser ya yok edildi ya da yurt dışına kaçırıldı. Kudüs, tarihine karşı yapılan saldırılar karşısında ayakta kalma mücadelesi veriyor.”

    “SORUNUN KAYNAĞINI SADECE DIŞARIDA ARARSAK HİÇBİR YERE VARAMAYIZ”

    Karşımızdaki karamsar tablonun ortaya çıkmasında bölgemize dışarıdan yapılan müdahalenin etkisinin çok olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şüphesiz bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir diyen sömürgecilerin neden olduğu tahribi görmezden gelemeyiz. Tek kutsalı menfaat olanları çizdikleri yapay sınırlarla yapay sorunlar oluşturanları elbette eleştireceğiz. Kendi vatandaşları için hak gördükleri demokrasiyi bölge halkları için lüks görenlerin ikiyüzlülüklerini ifşa edeceğiz. Bunu yaparken özeleştiride yapacağız. Kendi özeleştirimizi yapmazsak içinde bulunduğumuz karamsar tabloyu değiştiremeyiz. Sorunun kaynağını sadece dışarıda ararsak hiçbir yere varamayız. Doğru teşhis, doğru tedavinin de ilk adımıdır. Çözülmenin temel sebebi ilim ve bilgi merkezlerinin yer ve el değiştirmesidir. Medreseler yozlaşınca sosyal hayatta yozlaştı. Üniversitelerimiz kendilerini yenilemeyince sanayimizde gelişmedi. En zeki çocuklarımız kendi vatanlarında önleri kesilince başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Kimi zaman Batı başkentlerine eğitim için gönderilen evlatlarımız, ülkelerine kendi halkından, kendi değerlerinden utanç duyan yabancılar olarak döndü. Beyin göçü hayat damarlarımızın kurumasına yol açtı. Bugün kendi çocuklarımız, bırakın fen ve mühendislikler bölümlerini, kaliteli ilahiyat eğitimi için İslam ülkeleri değil Batı üniversitelerine gidiyor. Kendine özgü özgün eğitim sistemleri geliştirmeyen toplumlar geleceği inşa edemez” dedi.

    “ÖZGÜVENİNİ YİTİREN MİLLETİN TEKRAR TARİH YAZMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Yeni bir başlangıç yapmanın elimizde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yıkılan inşa edilir, kaybolanın yerine yenisi konur ancak özgüvenini yitiren milletin tekrar tarih yazması mümkün değildir. Yoksulluk, kan, gözyaşı, acı asla bu toprakların, ortak coğrafyamızın değişmez kaderi değildir. Bugün yaşadığımız hadiselerin, sıkıntıların, üzerimizde dolaşan kara bulutların geleceğimizi karartmasına, bizi yeise sevk etmesine asla izin vermeyeceğiz. Tarihimiz sadece övünç kaynağımız değil, aynı zamanda bize güç veren, ilham olması gereken çok önemli bir referanstır. Yitik kaybedildiği yerde aranır. İçinde bulunduğunuz çıkmaza çözüm sunacak anahtar eğitimdir. Eğitimin tüm aşamalarındaki iş birliğimizi arttırmamız gerekiyor. Mevlana Değişim Programı kapsamında 2013’ten bu yana 207 protokol imzalandı. Arap ülkelerinden ülkemize gelen ve giden öğrenci sayılarını yeterli bulmadığımı ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.

    “İSLAM DÜNYASI ŞU ANDA ŞİA VE SÜNNİLİK TEHDİDİ ALTINDADIR”

    İslam İşbirliği Teşkilatı’nın dönem başkanı olarak İslam dünyasının içinde bulunduğu en önemli sıkıntıları 3 başlıkta ifade etmek istediğini anlatan Erdoğan şöyle konuştu:

    “Bunlardan bir tanesi mezhepçilik. Ne yazık ki İslam dünyası şu anda Şia ve Sünnilik tehdidi altındadır. Ben bunu İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nde de konuştum. Bizim Şiilik diye bir dinimiz yok. Bizim Sünnilik diye de bir dinimiz yok. Bunlar birer yoldur ama bizim bunların üzerinde tek dinimiz var, o da İslam’dır. Ve bizler birer Müslüman olarak kardeşliğimize asla gölge düşürmemeliyiz. Kim ki ’Benim mezhebim senin mezhebinden daha üstündür’ diyorsa İslam’a zarar verir. İslam’a zarar vermeye kimsenin hakkı yok. İster Sünni olsun, ister Şii olsun. Biz böyle bir ayrımcılığın içerisine giremeyiz. İkincisi ırkçılıktır. Hep konuşuyoruz. Türk, Arap. Ben buna üzülüyorum. Arap Birliği. E bunun karşısında Türk Birliği mi olacak? Niye olsun ya? Şimdi bir taraftan İslam İşbirliği diyorsun, öbür taraftan Arap Birliği diyorsun. Bu ne menem iştir, nasıl bir şeydir bu? Biz İslam Birliği niye demiyoruz da Arap Birliği diyoruz? Ne Arabın Arap olmayana, ne Arap olmayanın Araba üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takva iledir. Biz ölçülerimizi kaybettik. Ölçülerimizi kaybettiğimiz için de sıkıntı yaşıyoruz. Bu ölçüleri bizim yeniden yakalamamız lazım. Yeniden bizim aslımıza dönmemiz lazım. Eğer bunu yakalayamazsak geçen bu sürelere yazık olur. Bakıyorsun Arap kardeşim bana farklı bakıyor. Ben Türküm. Eğer Türk de Araba farklı bakıyorsa yandık. Bizim renklerimizde herhangi bir şey olabilir mi? Ne siyahın beyaza, ne beyazın siyaha üstünlüğü yoktur. Ölçü bu. Batı dünyası bu ayrımları yaparken, İslam dünyasında bu sıkıntı yoktu. Biz onlara bu dersleri verdik. Çünkü biz yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevdik, renginden dolayı değil, kavminden dolayı değil, ülkesinden dolayı değil, makamından dolayı değil, rütbesinden dolayı değil. Bundan dolayı sevdik. Bu yanlışı gidermemiz lazım.”

    “OYNANAN OYUN TAMAMEN İSLAM ÜLKELERİNİN ÜZERİNDE”

    Üçüncü sıkıntının terör olduğunu aktaran Erdoğan şöyle konuştu:

    “Şuan da en önemli belalardan biri de terör belasıdır. Öldürürken İslam adına öldürüyorum diye öldürüyor. Allahuekber diyerek öldürüyor. Ölen Allahuekber diyerek ölüyor. Biz bu günlere gelmeli miydik. Siz değerli bilim adamalarına bu konuda çok önemli görevler düşüyor. Gençlerimizden bu örgütlere kayanlar oluyor. Bunları oralara kaymaktan kurtarmamız gerekiyor. Suriye’de devlet terörü var. Orada bir terörist, devletin başında birisi var. 500 bin kardeşimiz öldürüldü. Bakıyorsunuz İslam’la alakası olamayanlar burada devreye giriyor. Suriye’de artık tarih, kültür, sanat kaldı mı? Suriye’yi acaba yıkanlar yeniden inşa edecekler mi? Oynanan oyun tamamen İslam ülkelerinin üzerinde. Bu oyun buralarda oynanıyor. Bunun için ilim erbabı elindeki gençleri buna göre yarınlara hazırlamalıdır.”

  • Meşhur Kandilli Yazması İhya Ediliyor

    Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Üsküdar Belediyesi ve Kandilli Derneği tarafından “Kandilli Yazmaları İhya Projesi Uygulama Merkezi” ile ihya ediliyor.

    Kullanım alanları farklı olsa da Anadolu’dan gelen ortak kültürün simgelerinden biri olan yazma, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Üsküdar Belediyesi ve Kandilli Derneği tarafından “Kandilli Yazmaları İhya Projesi Uygulama Merkezi” ile ihya ediliyor.

    Türkülere konu olmuş, Osmanlı hanım sultanların saraylarında baş tacı edilmiş Kandilli Yazmaları, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve Üsküdar Belediyesi’nin desteğiyle Kandilli Derneği tarafından kurulan ’Kandilli Yazmaları İhya Projesi Uygulama Merkezi’ 21 Nisan’da açılıyor.

    İstanbul’un Boğaziçi semtlerinden biri olan Kandilli, yalıları, koruları ve sokaklarıyla olduğu kadar geçmişi 19. yüzyıla dayanan yazmalarıyla da meşhur. Sultan Abdülmecid’in kız kardeşi Adile Sultan ve kızı Cemile Sultan’ın Kandilli’deki saraylarında da kullanılan yazmaların genç kuşakla buluşturulması için hazırlanan merkez ile ustalar çırakları eğitecek ve gelenek yaşatılacak.

    Merkez açılışının ardından FSMVÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Öğr. Üye. Prof. Dr. Aydın Uğurlu ile Öğr. Gör. Akın Oktay, Sibel Eyüpoğlu, Veliye Martı ve Nedim Yapar, yazmacılık konulu panelde Kandilli Yazmalarının geçmişi ve geleceği hakkında konuşacaklar. Aynı gün S. Senem Uğurlu’nun ’Bâcıyan-ı Rûm Yazmaları’ koleksiyonu sanatseverlerle buluşacak. Selçuklular döneminde Anadolu’da kadınlar tarafından kurulan Bacıyân-ı Rûm (Anadolu Bacıları) Teşkilatı’nın üyelerine ait yazmalarının, fotoğrafların görüleceği sergi, panel ve açılış 21 Nisan 2016, 14.30’da FSMVÜ Kandilli Yerleşkesinde takip edilebilir.