Etiket: yazılım

  • Yazılım sektörüne ’sanayi sicil belgesi’ müjdesi

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın (MTSO) bilişim teknolojisi ve yazılım üreten firmalara da ’Sanayi Sicil Belgesi’ verilmesi konusunda yürüttüğü ısrarlı çalışmalar sonuç getirdi.

    MTSO 9 No’lu Bilgisayar, Elektrik, Elektronik, Telekomünikasyon ve Büro Cihazları Meslek Komitesinin talep edip, MTSO yönetiminin de konuyu ilgili bakanlıklara taşıyarak çözüm araması sonuç getirdi. Artık yazılım sektöründe faaliyet gösteren firmalar da sanayici kabul edilerek ’Sanayi Sicil Belgesi’ alabilecek.

    “Bakanlığımıza vizyonlarından dolayı teşekkür ediyoruz”

    Konunun uzun süredir takipçisi olduklarını belirten MTSO Başkanı Şerafettin Aşut, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkililerine gösterdikleri vizyondan ve taleplerine olumlu yanıt vermelerinden dolayı teşekkür etti. Endüstri 4.0 ile birlikte üretimin tanımının değişmesi yanında üreticinin de tanımının değiştiğini vurgulayan Aşut, “Hayatımıza her geçen gün daha fazla giren yapay zeka, nesnelerin interneti, robotik üretimle birlikte artık yazılım, sanayinin en temel parçası oldu. Bu anlamda Endüstri 4.0’ın omurgası olan yazılımı üreten yazılımcıların da sanayinin bir parçası olması, dolayısıyla sanayiye iş üreten yazılımcıların artık sanayici kabul edilmesi dünyanın bir gerçeği. Biz, MTSO Meslek Komitelerinden başlayarak bu işin büyük mücadelesini verdik. Yönetim kurulumuzla, ilgili bakanlıklarımıza bu konuları birçok kez ilettik. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkililerine taleplerimizi karşılıksız bırakmayıp gerçekleştirdikleri düzenlemeler ve ortaya koydukları vizyonlarından dolayı teşekkür ediyoruz. Türkiye ekonomisine büyük katkılar vereceğine inanıyoruz” dedi.

    “Dünya yazılım pazarında ciddi oyuncular arasına girebiliriz”

    Yazılımın daha önce hizmet sektörü niteliğinde görülmesi nedeniyle hiçbir destekten yararlanamadıklarını hatırlatan MTSO 9 No’lu Grup Meclis üyesi Murat Yüksekbaş ise, “Dolayısıyla destek alınamadığı için yazılım sektöründen elde edilecek ihracat geliri de minimum seviyelerde kalıyordu. Hak edilen ihracat gelirlerine ulaşılamıyor, ekonomimize istenen katkı sağlanamıyordu” diye konuştu. Yeni düzenleme ile yazılımın sanayi ürünü haline getirildiğini kaydeden Yüksekbaş, “Yazılım yapan firmalarımızın devletin sanayici teşviklerinden faydalanmasıyla dünya yazılım pazarındaki çok ciddi oyuncular arasına girebiliriz. Bundan ülke ekonomisi de büyük fayda sağlayacaktır” değerlendirmesini yaptı.

    Konuyla ilgili örnekler de veren Yüksekbaş şunları söyledi, “Örneğin Hindistan’ın yazılım ihracatından elde ettiği gelir 82 milyar dolar iken Türkiye’nin ihracatı 1 milyar dolar ile minimum düzeyde. Bu, dünya örneklerine göre çok küçük bir rakamdır. Alınan bu karar sonrası ihracat rakamları hızla yükselecektir. Türkiye’nin stratejik konum olarak Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetlerinin yazılım merkezi olması gerekiyor. Kentimizde bulunan Teknopark içerisinde yazılım üreten firmaların global pazarda bugüne kadar çok başarılı referansları var. Alınan desteklerle Teknoparkın yazılım konusunda hızlı yükselişini daha da yukarılara taşıyacağından hiç şüphemiz yok. Komite olarak aldığımız bu kararın MTSO yönetimi olarak önce çatı kuruluşumuz TOBB’a, oradan da ilgili bakanlığa taşınması sonucunda yazılım sektörünün önü açılmıştır. Bu konuda emeği geçen herkese tüm komite üyelerimiz adına teşekkür ederiz.”

  • Yazılım ve bilişim firmalarına devlet destekleri anlatıldı

    Trabzon Teknoloji Bölgesi’nde faaliyet gösteren yazılım ve bilişim sektöründeki firmalara Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) tarafından Ekonomi Bakanlığınca yazılım sektörüne verilen desteklere yönelik eğitim semineri düzenlendi.

    Konu hakkında açıklamalarda bulunan DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan “Kurucusu olduğumuz Trabzon Teknoloji Bölgesi’nde üniversite sanayi işbirliğinin güzel bir örneği olarak faaliyet gösteren ve Trabzon’un genç beyinleri olarak tanımladığımız yazılım sektöründeki firmalarımızın uluslararası arenada da boy göstermelerinin sağlanması amacıyla, döviz kazandırıcı faaliyet olarak yazılım sektörüne yönelik Ekonomi Bakanlığımızca çok önemli destekler veriliyor. Bu amaçla da yazılım sektörünün de Trabzon’da hak ettiği potansiyele ulaşması amacıyla bu desteklerden yetkin düzeyde faydalanmaları için bu semineri düzenledik. Ekonomi Bakanlığımız uzmanlarınca firmalarımıza bu desteklerin sunumu yapıldı” dedi.

    Gürdoğan, Trabzon Teknokent’in bir silikon vadisi örneği olabilmesi için yazılım firmalarının devlet yardımı uygulamalarından daha fazla faydalanmaları gerektiğine dikkat çekerek “Geleceğimizi şekillendirecek ve hayatımızın her alanında var olacak yapay zeka ve dijitalleşme alanına şimdiden adapte olmak için; Sağlık sektörü, akıllı üniversite, mobil oyun uygulamaları, belediye toplu taşıma sistemleri gibi önemli alanlara yönelik yazılım geliştiren bu firmalara Trabzon kamuoyunun da destek vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

  • Türk doçentler milli yazılım geliştirdi, yıllık 30 milyon TL içeride kaldı

    Fırat Üniversitesi’nde 3 doçent, kurdukları ekiple milli ve yerli İntihal (benzerlik) programını geliştirerek ABD ve İsveç’e ödenen 30 milyon liranın içeride kalmasını sağladı.

    Fırat Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Ahmet Bedir Özer, Serdar Yavuz ve Doç. Dr. Özcan Bayrak, Türkiye’deki üniversitelerin dünyada bulunan 2 intihal yazılım şirketine yaklaşık her yıl 30 milyon TL verdiklerini öğrendi. Bunun üzerine çalışmalara başlayan 3 doçent, Teknokent’te Asos Eğitim Bilişim Danışmanlık ve Otomosyon Ltd. şirketini kurdu. 17 kişilik ekibi ile çalışmalara başlayan doçentler, büyük bir başarıya imza atarak milli ve yerli İntihal (benzerlik) programını geliştirdi. Doçentler, ‘İntihalnet’ adıyla hayata geçirdikleri program için şimdiden 20 üniversite ile ön anlaşma yaparak, Türkiye, Katar ve Kıbrıs’taki üniversitelere sattı. Program aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de kullanılmaya başlandı.

    “Sadece ABD ve İsveç’de var”

    2 öğretim üyesi arkadaşıyla bir yazılım yapmaya karar verdiklerini belirten Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Bedri Özer, “İntihal, bir başkasının çalışmalarından alınan ve izin alınmadan kullanılan veriler demek. Günümüzde makaleler, tezler, kitaplar, projeler, başkaları tarafından kendi çalışmaları gibi gösteriliyor. Bunu engellemek için kanunlar çıktı. YÖK bu tür intihal programları kullanma zorunluluğu getirdi. Biz bu programları gördüğümüzde şuna dikkat ettik. Türkiye’de iki tane program kullanılıyor. Bunlardan biri Amerika diğeri İsveç yapımı program. Türkiye her yıl 30 milyon TL civarı bu iki ürüne ücret ödüyor. Bu her yıl ödenmektedir” dedi.

    “Yurt dışına da satılmaya başlandı”

    “Bu programı nasıl milli yapabiliriz” diye düşündüklerini dile getiren Doç. Dr. Özer, “2016 Ocak ayında projemizi başlattık ve 2017 Kasım ayı itibariyle bitti. Satışa hazır hale de geldi. Biz bu iki ürüne muadil bir ürün yaptık. Ürünümüzün adı ‘İntihalnet’ Biz bu ürünü Türkiye’deki üniversiteler için hazırlamıştık. Ama pazarın çok büyük olduğunu gördük. Geçen ay Katar ve Kıbrıs’taki bir üniversiteye verdik. Şu an Azerbaycan’daki iki üniversiteyle görüşmelere devam ediyor. Türkiye’de ise 40 üniversite deneme sürümümüzü kullanıyor. 20 tanesi ile ön anlaşmamızı yaptık” diye konuştu.

    “Ülkemizde katkı sağlarsak ne mutlu bize”

    Kendilerine farklı kurumlardan da teklifler geldiğini vurgulayan Özer, “Diyanet İşleri Başkanlığımızın böyle bir program aradığını duyduk ve görüşmelerimiz sürüyor. Yine Milli Eğitim Bakanlığımız müfredatı değiştirdi. Yeni müfredatta okutulacak kitapları bir benzerlik programından geçirmek istiyor. Oraya da talip olduk. Kültür Bakanlığının da kitaplar basılırken böyle bir çalışma yaptığını duyduk. Biz 200 üniversiteyi hedeflemiştik ama bir baktık ki pazar çok büyük. Bu pazarda hiçbir milli yazılım yok. İlk yazılım bizim yazılımımız. Yazılım gerekli testleri geçti. Şu an kullanılıyor. Ülkemizde katkı sağlarsak ne mutlu bize” şeklinde konuştu.

    “Her yıl dışarıya 30 milyon TL ücret verildiğini duyduğumuzda içimiz acıdı”

    TBMM’de şu an programlarının kullanıldığını aktaran Özer, şöyle devam etti:

    “TBMM ile 14 aylık bir anlaşma imzaladık. TBMM’nin süreli yayınları var. İlk olarak burada kullanıyor. Mesela bakanlar ve milletvekilleri danışmanları aracılığıyla konuşmalar hazırlıyorlar. Bunlar halkın karşısına sunulmadan önce bizim programdan geçiriliyor. Böylece başka bir yerden alıntı olup olmadığını anlıyorlar. Ticari bir kuruluşuz ama millilik gerçekten ön planda. Biz her yıl dışarıya yaklaşık 30 milyon TL ücret verildiğini duyduğumuzda içimiz acıdı.”

  • Erciyes Teknopark’ta Yazılım Firmaları İçin “Dış Ticaret Eğitimi” Düzenlendi

    Erciyes Teknopark Erciyes Teknoloji Transfer Ofisi Avrupa İşletmeler Ağı birimi tarafından yazılım firmaları için “Dış Ticaret Eğitimi” düzenlendi. Düzenlenen eğitim kapsamında, yazılım ihracatı yasal uygulamalar, ihracatta ödeme şekilleri, ihracat sözleşmeleri ve belgeler ,durum analizi, ihracat hedef ve stratejileri, ihracat sektör ve müşteri profili belirleme, hedef pazar ve müşteri tespiti konuları masaya yatırıldı.

    Erciyes Teknopark A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Hidayet Kiraz düzenlenen etkinlikle ilgili şunları söyledi: “Firmalarımızın yazılım projeleri geliştirirken global düşünmeleri, ülkemizin kalkınması açısından büyük önem taşıyor. Türkiye’deki yazılım sektörünün büyüyebilmesi için yazılım ihracatımızın artırılması gerekiyor. Lakin firmalarımızın dış pazarlar hakkındaki bilgi ve tecrübe eksikliği, sermaye yetersizliği gibi temel eksikliklerden dolayı ihracatımız, yetenek ve potansiyelimizin çok altında. Bu sebeple firmalarımızı yazılım ihracatına yönlendirmek için çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olan bu gibi eğitimleri sıklıkla düzenlemeye devam edeceğiz.”

    Dış Ticaret Danışmanı Hakan Akın’ın eğitmenliğinde gerçekleşen eğitimde, yazılım ihracatı gereği uyulması gereken kural, kanun ve teamüller, sektöre uygun ödeme şekilleri, fayda ve riskleri anlatıldı. Yazılım ihracatı için firmalardan gelen firmalara özel sorular eğitmen tarafından tek tek yanıtlandı. Sektörün ihracata yönelik durum analizi verileri göz önünde bulundurularak, yazılım ihracatıyla ilgili hedef ve strateji belirleme yöntemleri tartışıldı. Yazılım ihracatında hedef pazarların ve müşterilerin nereden ve nasıl bulunacağı çalışması uygulamalı olarak yapıldı ve yazılım ihracatında yurtiçi kaynaklardan temin edilebilecek destekler de eğitim kapsamında anlatıldı.

    Kapanışta, eğitimle ilgili değerlendirme konuşmaları gerçekleştirilerek, katılımcılara eğitim sertifikaları verildi.

  • Endüstri mühendisi çiftten sınırsız verili yazılım

    İzmir’de yaşayan endüstri mühendisi çift Azerhan Özen ile eşi Murat Özen, neredeyse sınırsız veri saklama imkanı sunan bir yazılım geliştirdi. 10 kişilik ekiple geliştirilen yazılım, her türlü kolaylığı sağlıyor.

    Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Teknoloji Geliştirme Bölgesi AŞ (DEPARK) çatısı altında hizmet veren endüstri mühendisi çift Azerhan Özen ile eşi Murat Özen, kurumsal kaynak planlama anlamına gelen ERP sistemleriyle uyum içinde çalışıp neredeyse sınırsız veri saklama imkanı sunan ‘Coolatform’ adlı bir uygulama geliştirdi.

    Yazılım mühendisleri, sistem ve ağ güvenliği uzmanları, reklamcılar ve grafik tasarımcılardan oluşan 10 kişilik ekiple geliştirdikleri uygulama hakkında bilgi veren Azerhan Özen, “Türk mühendisler tarafından üretilen Coolatform ürünümüzün yanında, video görüşme teknolojisini kullanan Liveshop ve üzerinde çalıştığımız farklı projelerimiz de bulunuyor. Kurumsal işleyişin mobil hale getirilmesi, şirket içi iletişimin geliştirilmesi, işten ayrılan kişinin yerine gelen personelin kısa sürede eğitilmesi, firmaların iş süreçlerinin kurgulanmasında özel yazılımlara olan ihtiyacı ortadan kaldırmak üzere Coolatform’u geliştirdik. Büyük ve küçük ölçekli işletmelerin yanı sıra mühendisten öğretmene, öğrenciden ev kadınına kadar herkesin iş sürecini basit ara yüzlerle mobil olarak kolay ve güvenli yürütebilmesini sağlıyoruz” diye konuştu.

    “Amacımız yeni bir sosyal medya olmak değil”

    Çıkış noktalarının kurumlar olduğunu belirten Operasyon Müdürü Murat Özen, “ERP sistemleri kurumların bütün iş süreçlerini tek bir yazılım altında toplayan bir sistemin genel adıdır. Bilgisayar, telefon veya tabletinizde kullanabileceğiniz uygulamamızla bu sistemlerin yapabileceği birçok şeyi ve fazlasını yapabilme imkanınız bulunuyor. Coolatform, firmalarda hali hazırda kullanılan sistemlerle de arkadaş olarak hiçbir aksaklık yaşamadan çalışmalarını yürütüyor. Bir diğer ana kitlemiz ise kişiler. Biz Coolatform’un kişisel amaçla da kullanılabilmesi ve onlara fayda sağlaması için ömür boyu ücretsiz olacak şekilde bir kişisel alt yapısı da hazırladık. Amacımız yeni bir sosyal medya olmak değil. Biz kişilerin de hem işlerini yürütebilecekleri, hem de arkadaşlarıyla görüşebilecekleri sosyal iş platformunu hayata geçirdik” dedi.

    Özen, şöyle devam etti:

    “Uygulamamızı kullanırken ayrıca bir eğitime gerek kalmıyor. Ara yüzlerimiz çok kolay, kullanıcılar günlük sosyal medya kullanım alışkanlıklarıyla kendi kendilerine bu sistemi kullanmayı öğrenebiliyor. Kurumlar için ücretsiz 1 aylık deneme kullanımı sunuyoruz. Bu deneme sürecinin ardından kurumlar uygulamanın kendilerine fayda sağlayacağını düşünüyorlarsa, kullanıma başlayabiliyorlar. Uygulamanın maliyetlerinden güvenlik hizmetlerimize kadar şeffaf bir şekilde tüm bilgilerimizi internet sitemizde sunuyoruz. Uygulamadan memnun kalırlarsa kirasını ödeyerek kullanıma başlıyorlar. Neredeyse sınırsız veri imkanını ise Amazon (AWS- Amazon Web Services) sunucuları sunuyor. Bir çok firmanın verisini tutmaktan bahsediyoruz, sunucularımız dünyada hem ölçeklenebilirlik, hem güvenlik, hem de istediğiniz zaman büyütüp küçültme anlamında fırsat sağlıyor.”