Etiket: Yazılan

  • Adalet Bakanı Gül: “İzmir’de o eve yazılan yazı hepimizin evine yazılan yazıdır”

    Adalet Bakanı Gül: “İzmir’de o eve yazılan yazı hepimizin evine yazılan yazıdır”

    İzmir’in Gaziemir ilçesine bağlı Yeşil Mahallesi’nde oturan Alevi bir ailenin evinin duvarına “Defol Alevi” yazılmasını değerlendiren Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, “Gaziemir’deki yaşanan hadise hiçbirimizin kabul edemeyeceği eylemdir ve bunu şiddetle, nefretle kınıyoruz. O eve yazılan yazı hepimizin evine yazılan yazıdır. Çünkü Türkiye 82 milyon kardeştir o ev hepimizin evidir” dedi.

    Erzurum’a bölgedeki adalet hizmetlerini değerlendirmek adına Bölge Değerlendirme Toplantısı için gelen Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Erzurum Adliyesi ziyareti sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. İzmir’in Gaziemir ilçesine bağlı Yeşil Mahallesi’nde oturan Alevi bir ailenin evinin duvarına “Defol Alevi” yazısı yazılmasını değerlendiren Gül, yaşanan hadiseyi şiddetle kınadığını ifade ederek, “Önceki gün İzmir Gaziemir’deki yaşanan hadise hiçbirimizin kabul edemeyeceği eylemdir ve bunu şiddetle, nefretle kınıyoruz. 26 Kasım tarihi itibariyle de derhal İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımız soruşturma açmıştır ve kolluk kuvvetlerimiz de her türlü incelemesini yapmaktadır. Bu işi yapan ya da yaptıranların kişi ya da kişilerin tespiti yönünde titiz bir çalışma devam etmektedir. Emniyet güçlerimiz de bu tespiti yaptığında elbette hukuk gereken cezayı verecektir. Şu bir gerçek bu ülke Alevi’siyle, Sünni’siyle, Türk’üyle, Kürt’üyle hep birlikte kardeştir. Hiçbir evimizin huzurunu hiç kimse bozamaz. Hiçbir kimse mezhebinden, inancından, düşüncesinden ve yaşam tarzından dolayı başka bir muameleye tabi tutulamaz. Türkiye bir hukuk devletidir bu tür fillere karşı gereken en ağır şekilde karşılığını bulacaktır. O eve yazılan yazı hepimizin evine yazılan yazıdır. Çünkü Türkiye 82 milyon kardeştir o ev hepimizin evidir. O evin içinde Alevi’si, Sünni’si, Kürt’ü, zengini, fakiri fark etmez hepimizin hukuku hukuk devletine bağlıdır. Elbette huzura kastetmek isteyenler var. Ama ne olduysa bu olayın ortaya çıkması için çalışmalar devam etmektedir. Hiçbir zaman kardeşliğimizi bozdurmayacağız. Hukuk devleti de bu tür vatandaşlara eşit olan vatandaşlara asla ayrımcılığa izin vermeyecektir. Dolayısıyla bu tür eylemleri ve provokasyonları kınadığımı söylemek isterim” dedi.

    Yeni yargı paketini de değerlendiren Gül, yargı paketlerinden birincisinin teveccühle karşılandığını yargı paketlerinin devamının geleceğini belirterek, “Erzurum İstinaf Merkezi olarak yargısal hizmet vermeye başlayan illerimizden birisi. Bölgede ki adalet hizmetlerini değerlendirmek adına Bölge Değerlendirme Toplantısı için buradayız. Yargı Paketlerimizden birincisi kanunlaştı. Milletimizin büyük beğenisiyle kanunlaşan bu yargı paketi artık uygulama aşamasında. Büyük bir teveccüh olduğunu görüyoruz elbette bu paketler devam edecek. Milletimizin sorunlarını çöze çöze hem yargıya güvenin arttığı hem de adalet hizmetlerinin etkinleştiği süreci hep birlikte yaşayacağız. Yargı paketimizde hukuka uygun düzenlemeler söz konusu ancak basın ilanları ile alakalı herhangi bir düzenleme olacağı söz konusu değil. Yargı paketimizde böyle bir düzenleme bulunmuyor. Dolaysıyla gazetelerin ve medyanın desteklenmesi için hür yayın yapabilmeleri için bu anlamda desteğin sürmesi için ilanlarla ilgili herhangi bir sona erdirme söz konu değil” açıklamalarında bulundu.

    Adalet Bakanı Abdülhamit Gül açıklamalarının ardından Palandöken dağında bir otelde yapılan Bölge Toplantısına katıldı.

  • Şehitlik ve tarihi eserlerin duvarlarına yazılan yazılar çirkin görüntü oluşturuyor

    Şehitlik ve tarihi eserlerin duvarlarına yazılan yazılar çirkin görüntü oluşturuyor

    Erzurum’un Oltu ilçesinde tarihi eserler ve Aslanpaşa Şehitliği duvarlarına yazılan yazılar çirkin görüntü oluşturuyor. Özellikle gençlerin yazdığı aşk ilanları tarihe olan saygısızlığı gözler önüne seriyor.

    Oltulu vatandaşlar, duvarlara yazılan yazıların şehitliğe ve tarihi eserlere saygısızlık olduğunu belirterek tepki gösterdiler. Esnaf Ufuk Dedetürk, “Oltu Kalesi ve Aslanpaşa Şehitliği ve birçok kamu binasına Oltulu gençler tarafından sevdiği kızın ve kendisinin baş harfini yazarak kalp yapıp aşklarını beyan etmekteler. Bu da bizi oldukça rahatsız etmektedir. Bir Oltulu olarak bundan çok üzüntü duyuyorum. Şehitliğimize ve tarihi eserlerimize lütfen sahip çıkalım. Aşkları batsın, böyle bir sevgi olur mu. Biz de gençliğimizde sevdik ama hiçbir zaman duvarlara aşkımızı yazmadık, kalbimizle sevdik. Bu saygısızlığı yapanların bir an önce yakalanıp cezalandırılmasını istiyorum” dedi.

    Yazıları yazanların tinerci çocuklar olduğunun söylendiğini ifade eden Dedetürk, “Eğer bunlar yazıyorsa devlet büyüklerimizden bunların tedavi edilerek topluma kazandırılmasını istiyoruz” dedi.

  • (Özel Haber) Ceza yazılan araçtaki yolcudan polise tepki

    Bursa’da kış lastiği uygulaması sırasında ceza yazılan araçtaki vatandaş, polis memurlarına tepki gösterdi.

    2012 yılından bu yana zorunlu hale getirilen kış lastiği uygulaması 1 Aralık tarihinden itibaren Türkiye genelinde şehirlerarası yük ve yolcu taşıyan ticari araçlar için başladı. Kış lastiği takma uygulamasının başlamasıyla birlikte ekipler de denetimlerine başladı. İnegöl Bölge Trafik İstasyonu Amirliği ekipleri, Bursa-Ankara yolunda kış lastiği uygulaması yaptı. Yapılan denetimlerde özellikle yolcu taşımacılığı yapan otobüsler, tırlar, kamyonlar ve ticari araçlar durduruldu. Uygulamada durdurulan ve ruhsatta ticari kamyonet olan geçen aracın lastiklerini kontrol eden ekipler, araçta kış lastiği yerine 4 mevsim lastiğinin olduğunu gördü. Bunun üzerine trafik ekipleri, sürücüye 625 TL cezai işlem uygulayarak kış lastiği takması konusunda uyardı. Sürücünün yanında bulunan yolcu ise, araçtan inerek polis memurlarına ceza yazmamaları ricasında bulundu. Kendilerine 1 saat zaman verilmesi durumunda gidip lastikleri hemen takıp gelebileceğini ifade eden vatandaş, “Dün haberleri izledim, hususi araçların takması zorunlu değil. Bizim aracımızda zaten hususi yani ticari değil, haksız yere ceza kesiyorsunuz” diyerek tepki gösterdi. Görevli polis memuru durumu vatandaşa izah etmeye çalışsa da bir türlü ikna edemedi. Ceza yazılmasının ardından polise tepkisini sürdüren vatandaş, “Hakkımı size helal etmiyorum. Vicdanınız rahat mı?” diyerek araca bindi. Bu sırada çekim yapan basın mensuplarına da “Sizde bunları yayınlamazsanız insan değilsiniz” diye çıkışan vatandaş, daha sonra bindiği araçla uygulama noktasından ayrıldı.

  • 150 yıl önce yazılan şifreli şiir çözüldü

    Dicle Üniversitesi (DÜ) Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Mustafa Uğurlu Arslan, uzun araştırmalar sonucu Diyarbakırlı Şaban Kami Efendi’nin yaklaşık 150 yıl önce dairesel şekilde çizdiği ve bir harfi merkez alarak oluşturduğu şifreli şiiri bularak, iki haftalık bir çalışma ile çözdü. Şiirde beşeri aşktan yola çıkılarak ilahi aşk anlatılıyor.

    Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Mustafa Uğurlu Arslan, İstanbul’dan sonra en fazla divan şairi yetiştiren Diyarbakır’ın önemli şairlerini tespit etmek ve gün yüzüne çıkarmak için yaklaşık 5 yıldır çalışmalar yapıyor. Araştırmalarında sıra dışı şeylerle karşılaşan Arslan, 1800’lü yıllarda yaşayan müderris, divan şairi, hattat ve musikisinaş gibi sıfatlarla ifade edilen Diyarbakırlı Şaban Kami Efendi’nin yaklaşık 150 yıl önce kelime oyunları yaparak oluşturduğu görsel ve şifreli şiiri TBMM Kütüphanesi’nde buldu. Dünya edebiyatında var olmayan ancak sadece Kırım Hanı Şahin Giray’ın uyguladığı üslupla yazılan şiiri çözmek için yaklaşık iki hafta uğraşan Arslan, sonunda şifreyi çözmeyi başardı. Dairesel şekilde çizilen ve bir harfin merkez alınarak kelime oyunları yardımıyla oluşturulan görsel şiir, beşeri aşktan yola çıkarak ilahi aşkı anlatıyor.

    “Kitap haline getirildi”

    Çözülen şiirin yanında Şaban Kami Efendi’nin diğer eserlerini ve hayatını da kitap haline getiren Arslan, “5 yıl boyunca Şaban Kami Efendi’nin divanını çalıştık ama divanıyla birlikte aynı zamanda onun bilinmeyen bazı yönlerini de ortaya çıkarmaya çalıştık. Kayıp olarak bilinen bazı eserlerini yazma eser kütüphanelerini tarayarak tespit ettik ve kitabımızda bu eserleri tanıttık. İstanbul’a ve ardından Mısır’a geçiyor. Mısır’da bir dönem rıfai tarikatının önemli isimlerinin yanında manevi ilimlerde de ciddi mesafe kat ettikten sonra tekrar Diyarbakır’a gelecek ama ‘Kami savaştan kaçtı’ denilmesin diye oradan Kars’a geçiyor. Ruslarla savaşıyor, gazi olarak tekrar Diyarbakır’a dönüyor ve Diyarbakır’da Behram Paşa Camii’nin ilerisinde bulunan evinin yarısını şahsi hayatı için kullanıyor, yarısını da tekke yapıyor ve bu tekkede talebe yetiştirmeye devam ediyor. Böylesine mühim bir zattır. Bir şekilde halkın içinde yaşayarak halkla beraber olarak hayatını idame ettiriyor. Ciddi çalışmalar yapmamıza rağmen Kami Efendi’nin el yazması divanına ulaşamadık ama taş baskı metne ulaştık ve oradan hareketle şiirlerini çözümlemeye çalıştık. TBMM Kütüphanesinde bir nüshaya rastladım. Bu nüsha bizim dünya edebiyatında hiç olmayan ancak özellikle Kırım Hanlarından Şahin Giray Han’ın denediği sıra dışı bir şiir tarzı var ki Şaban Kami Efendi buna Üslub-u Şahin Giray diyor. Bizim edebiyatımızda elbette ki mecmualarda çeşitli görsel şiirlere rastladım ama Kami Efendi’nin yazmış olduğu görsel şiirdeki griftliği ki ciddi tetkikimiz neticesinde buradaki şifreleri çözümleyebildik. Merkezde bir ‘RA’ harfi var. Buradan başlıyor ve tekrar ‘RA’ harfinde bitiyor. Sonra yeniden başlıyor. İlginç olan şiirin merkezdeki ‘Ra’da başlayıp tekrar ‘Ra’da bitmesi. İkincisi metnin Latin harflerini de almaya gayret ettim. Ara kısımda mesela ‘Nigar’ kelimesi var. ‘Nigar’ ifadesini hem birinci beyit için hem de ikinci beyit için kullanmış” dedi.

    “Batı’nın elinde olsa bu şiiri mermer taşlara kazırlar”

    Bu şiir tarzının sıra dışı bir ustalık olduğunu ve her şairin yapabileceği bir şey olmadığını aktaran Arslan, “Ancak Diyarbakırlı Kami Efendi böylesine grift iç içe geçmiş ve ‘Şahin Giray üslubu’ olarak adlandırdığı bu şiiri öyle zannediyorum ki Batılıların ülkesinde böylesine bir şair yetişmiş olsaydı bu şiiri mermer taşlara kazırlar ve Kami Efendi’nin ismini de eminim ki dünyaya duyurmaya çalışırlardı. Fakat bizim şehrimizde hala Şaban Kami Efendi gibi bir zatın ismi bilinmiyor. Bizim üniversitelerimiz var, fakültelerimiz var. Bu okullara en azından öyle şahsiyetlerin isimleri verilmeli. Böylesine görsel şiirleri de yedi burca karşılık mermerlere işlenerek şehrin çeşitli yerlerine mutlaka bırakılmalı ve şehre bir ruh katılmalı. Bu çok önemli bir durumdur” diye konuştu.

    “Da Vinci’nin şifresi varsa Kami Efendi’nin şiirini çözmek için de aranmalı”

    Şiirle ilgili araştırmalar yaparken kendilerine ipucu olarak verilen hiçbir şey olmadığını dile getiren Arslan, “Da Vinci’nin bir şifresi varsa tabi ki de Kami Efendinin bu şiirini de çözümleyebilmek için de bir şifre mutlaka aranmalı. Klasik edebiyatın bize sunduğu bazı imkanları değerlendirerek yani Matla ve Makta beyitten hareketle çözmeye çalıştık. Ancak onda bile merkezde bulunan harflerin çözümü noktasında tam bir detaya ulaşamamıştık. Fakat sonra gördük ki Kami Efendi merkeze ‘RA’ harfini almış. Şiiri ‘Ra’ ile başlatmış. Sonra iç içe geçmiş dairelerle bir şiir oluşturmuş. Şiirin tamamını da biz kitabımızda zaten neşretmeye gayret ettik. Bu görsel şiiri yaklaşık 2 hafta boyunca ciddi anlamda çalışarak çözdük. Çünkü metni çözümlemek ayrı bir mesele, doğru okumak ayrı bir mesele ve bir de nereden başlayacağınızı kestirebilmek ve bunu tespit edebilmek de ayrı bir mesele. 2 hafta boyunca ciddi anlamda çalıştıktan sonra ve farklı deneme, yanılmalar sonucunda bu şiirin şifresini çözmeye gayret ettim. Kami Efendi’nin bu şiir gibi başka şiiri yok ama divan teşkil edecek kadar sıra dışı muhteşem şiirleri var. Divan şairleri şiirlerinde üst dil dediğimiz sembolik bazı kavramlar kullanırlar. Dolayısıyla beşeri aşka dair izlere rastlıyoruz ama bunun arka planında aynı zamanda tasavvufi, ilahi bir aşkın terennümleri söz konusu” ifadelerini kullandı.

    Şaban Kami Efendi kimdir?

    Şaban Kami Efendi’nin hayatından kısaca bahseden Arslan, şunları kaydetti:

    “Öncelikle ülkemizde gerçekten ciddi anlamda bilinen ve şehrimiz için de önemli bir şahsiyet olan Ali Emiri Efendi’nin büyük amcası. Kitaplarda sıklıkla üstad-ı ekremim Şaban Kami Efendi dediği şahsiyet. Pek çok kaynak maalesef doğrudan Ali Emiri’nin amcası gibi değerlendiriyor fakat Ali Emiri Efendi’nin annesinin amcasıdır. 1805 yılında oldukça ilim ve irfan sahibi bir ailenin evladı olarak doğuyor. Arapça’yı, Farça’yı çok ciddi anlamda öğreniyor. Yaşı kemale erdiğinde asırlar boyunca dünyanın pek çok yerine ilmin ve irfanın dağıtıldığı Mesudiye Medresi’nin bitişiğinde Sarı Abdurrahman Paşa Kütüphanesi denilen kütüphanede yıllarca isagoci, kelam ve tefsir dersleri vermiş bir şahsiyet. Kami Efendi’yi donanımlı bir şahsiyet haline getiren aslında günümüz tabiri ile belki de entelektüel dediğimiz boyuta taşıyan şey onun çok yönlü bir alim olması. Onun hayatını tetkik etmeye başladığımda hayretler içerisinde kaldım. Kami Efendi bir hattat hem de önemli bir hattat. Kendisinden sonra yetişen belki onlarca şahsiyete icazet vermiş. İkinci bir diğer önemli özelliği ise musikişinas olması. Özellikle Behram Paşa Camii’nin hemen bitişiğinde bulunan yerde bir hücrede hem musiki dersleri vermiş hem de hat dersleri vermiş. Bu yönünün yanında Şaban Kami Efendi’nin bir özelliği daha var ki çok mühim bir şair.”

  • Esenler’de 8 farklı dilde Peygamber Efendimize yazılan şiirler okundu

    Peygamber Efendimizin doğumunu müjdeleyen “Mevlid Kandili” nedeniyle 8 ülkenin gençleri, kendi dillerinde okudukları naatlarla Resulullah’ı anlattı.

    Esenler Belediyesi, Bâb-ı Âlem Uluslararası Öğrenci Derneği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile birlikte “Diller Farklı Olsa da Gönüller Bir” sloganıyla, “4. Uluslararası Naat-ı Şerif Gecesi” programı düzenledi. Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa, UDEF Başkanı Mehmet Ali Bolat, Türkiye, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bangladeş, İran, Mısır, Tanzanya ve Türkmenistan’dan öğrenciler katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselama duydukları sevgiyi öğrencilerin kendi dillerinde okudukları naat-ı şeriflerle devam etti. 8 farklı dilde okunan naat-ı şerifler dinleyenleri duygulandırdı. Gecenin sonunda sanatçı ve şair Dursun Ali Erzincanlı sahneye çıkarak menkıbeler anlattı ve Peygamber Efendimiz için şiirler seslendirdi.

    “Ne demek istediklerini hissedeceğiz ”

    Esenler Belediyesi ile birlikte bu yıl 4. Uluslararası Naat-ı Şerif Gecesi’ni düzenlediklerini ifade eden UDEF Başkanı Mehmet Ali Bolat, “Bugün Mevlid-i Şerifin yıldönümü olması nedeniyle bir araya toplandık. 8 farklı ülkeden naat-ı şerif okuyacak arkadaşlarımız. Naat-ı şerif Peygamber Efendimiz Muhammed aleyhisselama yazılan şiirlere denir. İslam coğrafyasında sayısız şekilde naat-ı şerif yazılmıştır. 8 farklı ülkeden gelen arkadaşlarımız kendi dillerinde yazmış oldukları naat-ı şerifleri bizlere okuyacaklar. Farklı dilleri konuşuyor olabiliriz ama aynı dinin ve ümmetin mensupları olarak onların ne demek istediklerini hissedeceğiz” şeklinde konuştu.