Etiket: yazarlar

  • Kitap fuarına küçük yazarlar damga vurdu

    Van Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen ve Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük fuarı olma özelliğini taşıyan kitap fuarına çocuk yazarlar damga vurdu.

    Organize Sanayi Bölgesi Fuar Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve birçok ilden 150 yayınevi ve 150’den fazla yazarın katıldığı kitap fuarında yaşları 10 ile 12 yaşındaki küçük yazarlar ilgi çekti. Yazmış oldukları eserlerle yaşıtlarının ve ziyaretçilerin büyük beğenisini toplayan 10 yaşındaki Akif Efe Pütün ile 12 yaşındaki Meryem Tekin fuarın en gözde yazarları oldu. Yazdıkları kitaplarla herkesin dikkatini çeken çocuk yazalar, okurlarına kitaplarını imzalatarak gelen ziyaretçilerle de fotoğraf çektirdi. İHA muhabirine konuşan Akif Efe Pütün, ilk kitabını 9 yaşındayken annesinden destek alarak yazmaya başladığını belirtti. İçerisinde 16 şiir ve 3 hikayenin yer aldığı “Bu Benim Dünyam” isimli şiir ve hikaye kitabını bir yılda yazdığını ifade eden Akif Efe Pütün “2017 yılında yine kitap fuarı olmuştu. Kitap fuarında çok sayıda stant vardı. Yayın evleri ve yazarlar katılmıştı. Yazarlar kitaplarını imzalarken bende onlar gibi olabilirim diye düşündüm. Bu sayede annemden destek alarak bir kitap yazdım. Kitabın sayfaları az ama tam bir yılımı aldı. Yazdığım kitap 16 sayfadan oluşuyor. Kitap satışlarımız günden güne artıyor” dedi.

    Yaşıtlarının küçük yaşlarda kitap okuyup, çalışmalarını öneren Pütün, ileriki yaşlarda aynı özveriyi ve başarıyı yakalamayacaklarını kaydetti.

    “Bu yıl ikinci kitabımı yazdım”

    İlk kitabını 7 yaşındayken yazdığını ve daha sonra “Çondilara Meryem’in Ülkesi” isimli ikinci masal kitabını da yazdığını ifade eden çocuk yazar Meryem Tekin ise, “Herkesin bir yeteneği vardır. Önemli olan ise bu yeteneğini ortaya çıkarabilmektir. Çocukların okumaması için önlerinde hiçbir engel yoktur. Yeter ki okuma istekleri olsun” diye konuştu.

    “Bütün yazarları örnek alıyorum”

    Kitap yazarken bütün yazarları örnek aldığına dikkat çeken Tekin, “Her bir yazarın ayrı bir tecrübesi var. Kimisi duygusal, kimisi üzgündür ama hepsinin kendisine özgü bir tecrübesi var. Bu yüzden yazarlar arasında ayrım yapmak istemem” dedi.

  • Rize’de yazarlar sokakta kitap dağıttı

    Rize’de devam eden ’Rize Kitap Günleri fuarı’ kapsamında yazarlar, merkezde bulunan çay ocakları, kahvehane ve kıraathanelerde oturan vatandaşlara kitap hediye etti.

    Geçtiğimiz Çarşamba günü açılan ve halen devam eden ’Rize Kitap Günleri fuarı’ kapsamında yazarlar, kentteki kahvehane ve sokaklarda vatandaşlara kitap hediye ederek insanları okumaya teşvik etti. Rize Merkez Osman Karavin Caddesinde buluşan yazarlar, ellerine aldıkları kitaplarıyla sokaklarda dolaşıp, vatandaşlara kitap hediye etti. Yazar Mehmet Eli Güneş, Nazım Uzun, Ömer Yazıcı ve Mukadder Karakaş Osman Karavin Caddesinde üzerinde bulunan çay ocakları, kıraathaneler ve kahvehanelere girerek ellerindeki kitapları buralarda oturan vatandaşlara hediye etti.

    Yazar Mukadder Karakaş, güzel bir çalışmanın içerisinde olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade ederken bir başka yazar Ömer Yazıcı ise kitap fuarı ile kentte önemli bir eksikliğin tamamladığını dile getirdi. Yazıcı, “Harika bir organizasyon oluyor. Bugün de Rizeli yazarlar olarak Rizelilere kitap hediye etme faaliyetinin içinde olduğumuz içinde çok mutluyuz” şeklinde konuştu.

    Kendisine ait çay ocağında kitap dağıtılmasından son derece memnun kaldığını ifade eden Hüseyin Özkan ise Rizeli yazarlarla tanışmak açısından da güzel bir etkinlik olduğunu anlattı, dağıtılan kitaplar için de yazarlara teşekkür etti.

  • Genç yazarlar okurlarıyla buluştu

    Karabük Üniversitesi Kültür, Bilim, İnovasyon, Spor, Sanat Günleri (KÜLBİSS) etkinlikleri kapsamında ‘Karabük Üniversiteli Genç Yazarlar’ isimli söyleşi programında genç yazarlar ve okurlar bir araya geldi.

    Sesli Düşünme Kulübü tarafından 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda düzenlenen programa Ömer Faruk Dinç, Murat Güçlü, Aslı Bey, Mehmet Önder Karataş ve Tuğçe Yavuz isimli Karabük Üniversitesi öğrencileri konuşmacı olarak katıldı.

    Katılımcılardan ‘Karabulut’ isimli kitabın yazarı olan Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü son sınıf öğrencisi Ömer Faruk Dinç, polisiye ve cinayet kitapları yazmayı çok sevdiğini belirterek ilk yazarlık serüvenine 2016 yılında başladığını söyledi. Dinç, cinayet ve polisiye kitap yazarken basite kaçınılmaması gerektiğini belirterek, “Okuyucu kitabın son sayfasında katili bulmamalı. Katili kendisi düşünerek bulmalı. Önemli olan cinayeti işleyen karakterin son sayfalarda verilmesi değil, cinayeti işleyen kişiyi okuyucunun kendisinin bulabilmesidir” dedi.

    ‘Halbuki’ dergisinin yazarı Karabük Üniversitesi Çocuk Gelişimi son sınıf öğrencisi Tuğçe Yavuz, derginin kuruluş amacı hakkında bilgi vererek şunları söyledi: “Toyluklarımızın farkında olup kendimizi nasıl geliştirebiliriz ve her bölümden öğrenci alarak bir dergi fulyası oluşturabiliriz. Karabük Üniversitesinde neden bir dergi çıkartmayalım dedik. Gençlerin şu dönemde tutunacak bir dala ihtiyacı var kuşkusuz bunu sanatın her türlüsüyle gerçekleştirebiliriz.”

    Karabük Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü mezunu Mehmet Önder Karataş ise salt bir biçimde okumanın beyne zarar veren bir durum olduğunu ifade ederek yalnızca okumak beyni şişmanlattığını, bu şişmanlatmanın da yazı yazılarak terbiye edileceğini söyledi.

    Söyleşi konuşmaların ardından soru cevap bölümü ile sona erdi.

  • Türkiye Yazarlar Birliği’nden yayıncılara destek çağrısı

    Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, yaptığı yazılı açıklamada yayıncılara destek verilmesi gerektiğini vurguladı. Bıyıklı, “Türkiye 2023 hedeflerine yerli kağıt, yerli üretim ve milli kültürle ulaşacaktır” ifadelerini kullandı.

    Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, son zamanlarda yaşanan ekonomik saldırılardan etkilenen yayın dünyasının sıkıntılarını dile getiren bir basın açıklaması yaptı.

    Bıyıklı, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye küresel ekonomik saldırı altında olduğu gibi aynı zamanda küresel kültürün de saldırısı altında. Ekonomik saldırılara gösterilen haklı direniş gibi kültürel saldırılara da direnmek zorunda. Bu bir varoluş kavgası. Bu kavgayı da yerli ve milli aydınlarıyla birlikte yürütmek durumunda. Bu topraklara inanan, Türkiye’nin Türkiye’den ibaret olmadığının şuurunda olan entelektüeller ordusu milli mücadelede yerini almalı, her zamankinden daha çok üretmeli, her zamankinden daha çok kendi toplumunun önünde yürümelidir. Aydınlarımızın kahir ekseriyetinin bu azimde olduğundan şüphemiz yok. Fakat malumunuz medeniyet metinlerle kurulur ve kültürün yayılmasında yüzyıllardan beri en etkili araçlardan biri kağıttır.

    Son ekonomik gelişmelerle birlikte kültürün yayılmasında büyük sorumluluk üstlenen yayıncılarımız gözle görülür bir tedirginlik yaşamakta, planlamasını yaptıkları kitapların basımında kararsız kalmaktadır. İşten çıkarmalar gibi üzücü kararlar alanlar olmakla birlikte yayımlanması planlanan dosyaların askıya alındığını da biliyoruz. Kıt imkânlarla kültür yayıncılığı yapan dostlarımızın durumu ise daha vahim. Yayınları durma noktasına gelmiş. Büyük sermaye sahiplerinin desteklediği yayınevlerinin tedirginliğinin yanında küçük yayınevlerinin tedbiri daha kolay anlaşılabilir. Bu manzaradan en çok etkilenen takdir edersiniz ki yazarlarımız. Çünkü ürettikleri eserlerin yayımlanmayacak olması ya da askıya alınması onların üretim motivasyonunu da düşürecektir. Yazar yazdığını okuyucuya ulaştırmak ister. Bazı yazarlarımız yayınevlerine destek olmak için telif haklarından feragat etmekte.

    Milli kültür ordusu desteklenmeli

    Yayıncılar daha önce de birikmiş problemlerle boğuşurken ekonomik saldırılarla ağır bir darbe almış durumda. Bu darboğazdan çıkmak için hükümetimiz konuya duyarlı bir şekilde yaklaşmalı, komisyonlar kurulup çözüm yolları araştırılmalıdır. Acil çözüm olarak ekonomik saldırı öncesinde de yayıncıların talepleri arasında olan vergi indirimi konusunda kararlı adımlar atılmalıdır. Kültür yayıncılığı yapan yayınevlerine bir defaya mahsus olmak üzere ekonomik destekte bulunulmalı, ülke kültürüne faydalı yayınları kütüphanelere alırken bunların sayısını artırmalıdır. Bunlar, geçiş süreci için moral-motivasyon desteği olacaktır. Fakat asıl yapılması gereken ve herkesin hemfikir olduğu konu yerli kâğıt üretimine acilen geçilmesidir. Yerli ve milli bir manifestoyla, halkımızın büyük desteği ile geçmiş olduğumuz yeni sisteme yakışan budur. Geçmişte yapılan hataları konuşmanın fazla anlamı yok. Türkiye kesinlikle ve kesinlikle 2023 hedeflerine yerli kağıt, yerli üretim ve milli kültürle ulaşacaktır. Milli kültürün ordusu olan yazarlarımızın beklentisi budur. Her alanda yerli ve milli üretim yapmamız gerektiğini yaşadığımız acı tecrübeler bize net şekilde göstermektedir. Umulur ki ders alınır, yarınlara daha umutlu bakmamıza vesile olacak adımlar atılır.

    Kaliteli eserlerin kaygısı olan yazarların, yaşanan sorunlar sebebiyle bu süreçte yayın dünyasında çekilmesiyle meydan ne olduğu belli olmayan seviyesiz ürünlere kalacaktır. Sadece satış kaygısıyla üretilen bu eserler edebiyat dünyamız için de düşünce dünyamız için de felaket olur. Geriye gidişi artırır, kültür dünyamızı uçuruma sürükler. Cumhurbaşkanımızın ve Kültür Bakanımızın, ülke meselesi olan bu önemli mesele için sesimizi duymasını, yayın dünyamızın problemlerini çözmesini diliyoruz.”

  • Yazarlar kitaplarını Foça’da okurları için imzaladı

    İzmir’in Foça ilçesinde düzenlenen imza gününde, Ülkü Cankul, Reşit Çağın ve Sermet Elçi gibi yazarlar kitaplarını imzaladı.

    Foça ilçesinde, Foça Belediyesi’nin de katkılarıyla imza etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, yazar Ülkü Cankul ’Dünün Gölgesi’, yazar Sermet Elçi ’Bulutlarda Yaşanmazmış’, emekli Deniz Kurmay Kıdemli Albay ve yazar Reşit Çağın ‘Göksu’dan Heybeli’ye Anılar’ ve ’Gönül İskelem’ isimli kitaplarını, Foça Belediyesi Reha Midilli Kültür Merkezinde okurlarıyla buluşarak kitaplarını imzaladı.

    İmza gününde konuşan ve Foça’yı çok seven üç arkadaş olduklarını belirten Sermet Elçi, “Deniz Kuvvetlerinden emekli olan Reşit Çağın, eşi Deniz Kuvvetlerinden emekli olan Ülkü Cankul ve Deniz Lisesinde okumuş olan ben Sermet Elçi olarak, bu imza gününde kitaplarımızı imzalıyoruz. Ortak noktamız üçümüzün de bir şekilde Deniz Lisesinde geçmişimizin olması. Yüzmeyi Foça’da öğrenmiş, araba kullanmayı Foça-Karşıyaka arasındaki kara yolunda öğrenmiş, eski bir Foçalı olarak, belediyemizin bize sağladığı bu güzel gün için Foça Belediye Başkanımız Gökhan Demirağ’a çok teşekkür ediyoruz” dedi.

    Ülkü Cankul da, “Ben Foça’da yaşayan biri olarak belediyemize bize sağladığı bu olanak için çok teşekkür ediyorum. Üç arkadaşız, eskiye dayanan bu dostluğumuzla birlikte bu imza gününde buluştuk” dedi.

    Son olarak 2001 yılından beri Foçalı olduğunu belirten Reşit Çağın, şöyle konuştu:

    “Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki son görevim, Foça’daki Deniz Üs Komutanlığıydı. Buraya atanmış olmak, burada görev yapmak ve burada meslek hayatıma veda etmek benim için hoş bir tesadüf ve gurur vesilesi oldu. Ondan sonra da artık Foçalı oldum. Diğer yazar arkadaşlarımızla ortak özelliğimiz Deniz Lisesinde okumuş olmak. Bu da benim için ayrı bir mutluluk ve gurur unsuru; çünkü Deniz Lisesinde o kadar güzel öğretmenlerden eğitim aldık ki; Bekir Sıtkı Erdoğan şairimiz ve Yurdagül Atay hocalarımız, bize edebiyat sahasında derinlemesine bilgi edinme ve yetenek kazanma özelliklerini verdiler.

    İmza gününe, Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ da katıldı. Başkan Demirağ, mutlu olduğunu ifade ederek, “Foça dostu kıymetli yazarlarımızla birlikte olmak, bizleri çok mutlu etti” dedi.