Etiket: Yayın

  • Lüks sitede canlı yayın aracı gerginliği

    Yenibosna’da site yönetiminin kararına rağmen, hacimli canlı yayın aracını siteye park etmeye çalışan şahıs zorluk çıkarınca, konu karakola taşındı.

    Olay, geçtiğimiz gün Yenibosna’da bulunan Yuva sitesinde meydana geldi. Yasak olmasına rağmen site içerisine büyük hacimli canlı yayın aracı sokmak isteyen şahıslar ile güvenlik arasında tartışma çıktı. Uzun zamandır uyarılmasına ve site sakinlerinin rahatsız olmasına rağmen aracını inat ile site girişi önüne park ederek sitenin girişini kapatan şahıs zorluk çıkarmaya devam etti.

    Site sakinleri rahatsız

    Site Yönetimi site sakinlerinin oy birliği ile geniş hacimli araçların site içerisine park etmemesi konusunda karar aldı. Ancak alınan bu karara rağmen inatla site içerisine araç park edilmeye çalışınca olay yerine polis çağrıldı. Polis ekipleri, nöbetçi savcının da kararı ile aracı yediemin garajına çektirdi.

    Yuva Sitesi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Uluslu, ise site sakinlerinin canlı yayın aracı gibi büyük hacimli araçların site içine park etmesiyle ile ilgili yapılan anketler olduğunu ifade ederek, “Bu araçların site içerisine girmesini yasakladık. Bu araçlara noter aracılığıyla uyarılar yapıldı yazılı sözlü olarak. 12 Haziran’da uygulama yapılacağının son uyarısını da yaptık. Buna rağmen dün gece iyi olmayan bir olay yaşadık. Bu araçlardan canlı yayın aracı olan şirket ortağı araç ile site önüne geldi. Bizim giriş kapımızı kapattı. Girişleri engelledi araçların giriş çıkışlarından dolayı tersten aldık araçları kaza riskleri yaşandı. Bu konudan dolayı da karakolluk olduk” dedi.

    Suç duyurusunda bulunulduğu ifade eden Uluslu, “ Şu anda saat 11’de savcılığa çıktı bu arkadaş. Biz burada insanların talepleri ile hareket ediyoruz. Kimseyle herhangi bir alıp vermediğimiz yok. Bu istek ve talep olduğu için buranın yaşayan insanına. Site yönetimlerinin aldığı kararlar kanun hükmündedir. Eğer bu duruma bir itirazınız varsa oturan bir sakin olarak bunu yolu mahkemelerde hakkınızı aramaktır. Böyle eşkıyalık yaparak biz her şeyi yaparız şeklinde davranarak bu işlerin olmayacağını biz bunlara gösterdik. Biz ne yaptığımızı biliyoruz ne yaptığımızın da farkındayız kimseyle bir husumetimiz yok” şeklinde konuştu.

  • Yeni Akit Genel Yayın Yönetmeni Kadir Demirel öldürüldü

    Yeni Akit Genel Yayın Yönetmeni Kadir Demirel, damadı tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Olayda Demirel’in kızının ağır yaralandığı, katil zanlısı damadının ise kaçtığı bildirildi.

    Olay, Başakşehir’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Yeni Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kadir Demirel, damadı Cemil K. tarafından bıçaklandı. Ağır yaralanan Demirel, hayatını kaybetti. Olay yerine polis ekipleri sevk edilirken, damadın kaçtığı ve Demirel’in araya giren kızı Esma K.’nın da ağır yaralandığı belirtildi. Hastaneye kaldırılan Esma K.’nin tedavisi sürüyor.

    Kadir Demirel Kimdir?

    1961 yılında Niğde’de doğdu. İlkokulu Kayseri’nin Yeşilhisar kazasında, İmam-Hatip Lisesini Niğde’de, üniversiteyi de Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okudu. Fakültedeyken Milli Gazete’de işe başladı. 5 yılı aşkın bir süre Milli Gazete’de çalıştıktan sonra Sabah’a geçti ve oradan askere gitti.

    Askerlik dönüşü Zaman Gazetesi’nde işe başladı. Orda politika editörlüğü, Avrupa yayın sorumluluğu, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve gazetelerinin yayımlanmasında öncülük etti; 1998 yılında Moskova Zaman’da Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. 2000 yılında Zaman’dan ayrılan Demirel, Yeni Şafak Gazetesi’nde 5 yılı aşkın süre Yazı İşleri Koordinatörü, 8 yıl da Bölge Haberleri Müdürü olarak görev yaptı. 2014 Kasımı’nda Yeni Şafak’tan ayrıldı. Aynı ay içinde Yeni Akit’te Yazı İşleri ve Yayın Kurulu Üyesi olarak göreve başladı. 14 Mart 2016’da ise Yeni Akit’te Genel Yayın Yönetmeni oldu.

  • Türkiye Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç, kitapseverlerle buluştu

    9. Kitap Fuarı’na konuk olan Türkiye Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç, 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasında TV kanallarının tarihi bir görev üstlendiğini söyledi.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 9. Kitap Fuarı kapsamında “Haber Kanalı Olmak” isimli söyleşi gerçekleştirildi. Konferansa Türkiye Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç, Habertürk TV Genel Müdürü Veyis Ateş, 24 TV Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek, Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarı Faruk Aksoy katıldı. Medya üzerine yapılan söyleşide haber değeri, haberin yayınlanması, medya ve toplum konularına öncelik verildi.

    Konferansta konuşmasına mesleki tecrübelerini aktararak başlayan Türkiye Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç, “Ben meslek hayatıma ajansta başladım. Meslekte zor gördüğüm iki şey var. Birincisi ajans, ikincisi haber kanalında çalışıyor olmak. Bu ikisi bir habercinin başına gelecek en büyük felaket. Onun yanında gazetecilik, rahat rahat oturup planlayıp, iyi bir başlık atıp haberin biraz daha derinine nasıl girebiliriz diye uğraşabileceğiniz, size bol bir zaman bırakıyor. Ama haber kanalı böyle değil. Haber kanalında anlık yaşıyorsunuz. Zaten çok fazla şeyi planlamanıza gerek yok, Türkiye’nin gündemi belli. Siz de ’bunun üstüne ufak tefek bir şeyler koyayım, bir şeyler yapayım’ dediğiniz zaman zaten zaman yetmiyor. Gazete rahat bir alandı, haber kanalından Star Gazetesi’ne gittiğim dönem ‘oh dedim, ne iyi’ ama bir gece pişman oldum. O gece 15 Temmuz gecesiydi. Dedim ki, ‘keşke bu gece televizyonda olsaydım, haber kanalında olsaydım.’ Hatta ben, Murat Bey’le o zaman aynı grupta olduğumuz için kanalına indim acaba bana bir iş düşer mi diye. Bir alt kattalardı. Gittim, onlar zaten işlerini gayet güzel yapıyorlardı, baktım bana gerek yok ama en azından kenarda onları izledim. Gazetede bekliyorsunuz, bir işin acaba nereye varacak diye sonunu bekliyorsunuz. Finali gördükten sonra oturup bir başlık atıp haberini yazıyorsunuz o bitmeden bir şey yapamıyorsunuz” dedi.

    “’Gezi’ sürecinde ilk manşeti ben attım”

    ’Gezi’ sürecinde haber kanallarının üstlendiği role de değinen Koç, “’Gezi’de hatırlar mısınız bilmiyorum çadırların yakıldığı gün, işte Başkan özür dilemiş, Vali ortalığı yumuşatmak için bir şeyler söylemiş ama olaylar azalacağına aksine büyüyor. O gece dedim ki ‘ben bu manşeti değiştireceğim.’ Gazetedeydim, televizyonda değildim o dönem yine ve Gezi protestocularına vuran ilk manşeti biz attık, daha doğrusu ben attım. Dedim ki bunların derdi başka, özür istiyorlardı ‘özür’, ortamın yumuşatılması için ne gerekiyorsa yapılmış ama olaylar azalacağına büyüyor ve biz vurduk. Ertesi gün ne tepkiler aldık, aman işte ‘bunlar ne içiyorsa biz de aynısından istiyoruz’ diye başlayıp, her türlü hakarete varan cümleler. Yılmadık ertesi gün de attık, sonraki gün de attık. Ben o dönemde genel yayın yönetmeni değildim. Tabi benim de bir amirim var, yöneticim var. Dedi ki ’sen ne yapıyorsun? Biz tek başımıza Deli Dumrul gibi gidiyoruz.’ ’Merak etmeyin bizim yanımıza gelecek herkes’ dedim. Hakikaten 2-3 gün sonra, artık bizim en azından kendimize yakın gördüğümüz medyadaki arkadaşlar ortak bir dille buna tepkiyi arttırdılar. Eğer biz böyle milli bir cephe oluşturmasaydık medyada, belki Türkiye bugün çok daha başka yere gidecekti. Böyle bir tarihi dönemde bu mesleği yapıyor olmaktan hakikaten ben şeref duyuyorum” şeklinde konuştu.

    “15 Temmuz’da TV kanalları tarihi bir görev üstlendi”

    Haber kanallarının 15 Temmuz gecesi üstlendiği role de vurgu yapan Yayın Koordinatörü Yücel Koç, “15 Temmuz gecesi öyle bir geceydi ama haber kanalları o gece tarihi bir görev üstlendi. Eğer darbe o gece bastırıldıysa, insanlar sokağa çağrıldıysa bu haber kanallarının sayesinde oldu. O gece tarihi bir misyon üstlendiler ve ben keşke o gece bir haber kanalında görev alsaydım diye düşünmedim değil. Gazetecilik çok keyifli çok güzel ama dediğim gibi tarihi bir dönemde bu görevi yapıyor olmak herhalde bize nasip oldu ve bunu ileride anlatacağımız -15 Temmuz gibi- birçok hikayesi olacak inşallah” diye konuştu.

    “Fotoğrafın anlattığını kitap yazsanız anlatamazsınız”

    Toplumu derinden sarsan olayların yayınlanıp, yayınlanmamasıyla ilgili bir soru üzerine konuşan Yücel Koç, boşanma olaylarını örnek göstererek, “Ben bunun toplumun bozulmasıyla doğrudan alakalı olduğunu düşünüyorum. Boşanmalar eskisinden çok daha fazla bugün değil mi? Giderek artan bir şey. Bu toplumumuzun hızla bozulmasıyla alakalı bir durum, ‘bunun gerekçeleri, sebepleri ne derseniz.’ O artık sosyologların işleyeceği bir konu olur. Ama biz bu haberleri versek mi vermesek mi? Birçok olayda ikilem yaşarız, bu da onlardan bir tanesi. Mesela ‘Suriyeli Aylan Bebek’ tek bir kare fotoğraf, çok etkileyici. Üzerine fasiküllerle kitap yazsanız o fotoğrafın anlattığı hiçbir şeyi anlatamazsınız. Bir tek kare fotoğraf. Eminim bugün her medya kuruluşu ‘ben bunu yayınlayayım mı yayınlamayayım mı’ diye uzun uzun tartışmıştır. Biz de öyle yaptık. Ben dedim ki, ‘bunu yayınlayacağım, hem de tam sayfa yayınlayacağım ve çocuğu mozaiklemeden, buzlamadan yayınlayacağım.’ Bazı acı gerçeklerle artık yüzleşmemiz lazım, bunların üstünü kapattığımız zaman acaba fayda mı sağlıyoruz? Ben Aylan Bebek için vermekten yanaydım, ertesi gün bazı gazeteler veya işte televizyonlarımız buzlayıp verdiler ama ben açık verdim, o zor bir karar. Şimdi kadın cinayetlerini de sırtına birkaç bıçak saplanmış bir kadın fotoğrafı hatırlıyorum saplı duruyor sırtında cesedin. Şimdi bunu verelim mi vermeyelim mi diye de tartışmıştık mesela” ifadelerini kullandı.

    “Yayınlanan haberler benzer olayları teşvik etmiyor”

    Önemli olayların yayınlanmadığı takdirde tekrarlarının çoğalacağına vurgu yapan Koç, RTÜK’ün de belirleyici olduğuna değinerek, “Verelim mi? Verme kapat üstünü, bir sonraki gün bir başkası olacak. Ondan sonra bir başkası olacak. Bu haberleri vererek biz teşvik ediyor muyuz? Bence etmiyoruz, ben o kanaatteyim. Tam tersine bunların üstünü kapatmanın, görmezden gelmenin, halının altına süpürüyor olmanın çokta doğru olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Şu konuda haklısınız, ‘bunları çocuklar izliyor onlar etkileniyor.’ Kanalların, zaten RTÜK diye bir şey var, onların sınırını RTÜK çiziyor, ‘bunu apaçık yayınlayamaz ya da belli çizgiler içerisinde yayınlaması gerekiyor’ gibi. Bu gazetede biraz daha rahat, o kadar otokontrol yok ama dediğim gibi şimdi gazeteyi de aynı çocuk görüyor ertesi sabah. Verip vermemekle ilgili yüzde yüz doğrusu şu diye açıkçası ben diyemiyorum. Ben en azından çok etkili ve çarpıcı örneklerin, toplumun gözünün önüne getirilmesinin daha faydalı olduğunu düşünüyorum, şahsi kanaatim ama bu yüzde yüz emin olduğum için söylemiyorum” dedi.

  • Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kapan: “DAEŞ gerçekten laboratuvarda üretilmiş bir örgüt”

    Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Kapan, DAEŞ’in laboratuvarda kurulan bir terör örgütü olduğunu söyledi.

    Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Kapan, Bülent Ecevit Üniversitesinde düzenlenen “Ortadoğu’daki Gelişmeler ve Türkiye’nin Dış Politikası” başlıklı konferansa konuşmacı olarak katıldı. Bülent Ecevit Üniversitesi Sezai Karakoç Kültür Merkezinde gerçekleştirilen konferansa Rektör Vekili Prof. Dr. K. Varım Numanoğlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Haluk Güven, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. İsmail Kapan, konuşmasında Ortadoğu’daki ülkelerin kavgasının tek sebebinin enerji kaynakları olduğunu vurguladı. Kapan, dünyadaki enerji kaynaklarının yüzde 80’inin Ortadoğu’da yer aldığını, bugüne kadar olan ve bundan sonra yaşanacak kavgaların da yine enerji kaynakları nedeniyle olacağının altını çizdi.

    “Dünyanın en şiddetli paylaşım kavgaları bu bölgede cereyan ediyor”

    Ortadoğu bölgesindeki petrol rezervlerine dikkat çeken İsmail Kapan, “Bu petrol rezervlerinin yüzde 60 ila 70’i, doğalgaz rezervlerinin de yüzde 35’i o bölgede. Fakat genişletilmiş Ortadoğu’ya baktığımızda ispatlanmış petrol rezervinin yüzde 80’i bu bölgede, doğalgaz rezervinin de yüzde 50’i bu bölgede bulunuyor. Dolayısıyla en şiddetli paylaşım kavgaları da bu bölgede cereyan ediyor. Bunun bir göstergesi de dünya silah ticaretinin yüzde 75’i Ortadoğu ülkelerine yapılıyor. Bu rakamlar gerçekten son derece çarpıcı rakamlar. Ortadoğu’da bir taraftan Batılı güçlerin enerji kaynaklarını paylaşmak, sömürmek ve hakim olmak için sürdürdüğü mücadele var. 100 seneden beri devam ediyor” dedi.

    Büyük Ortadoğu Projesi

    Büyük Ortadoğu Projesi’nin dört ayağı olduğunu vurgulayan Kapan, “Birinci ayağı Amerika’nın petrol kaynakları üzerindeki hakimiyetini devam ettirmek. İkinci ayağı başka bir rakibin buraya gelip yerleşmesini önlemektir. Üçüncü ayağı İsrail’in güvenliğini garanti altında tutmaktır. Dördüncüsü de Çin ile muhtemel bir hesaplaşmayı 2030’lu yılların sonrasına atmaktır. Bu BOP’un dayandığı dört ayaktır. Şimdi Amerika; onun hiçbir zaman ayrılmaz

    müttefiki olan İngiltere beraber Irak’ı işgal ettiler. Bu siyasetlerini zaman zaman revize ederek devam ettiriyorlar” şeklinde konuştu.

    “Bugün Suriye’de en etkili güç olarak Rusya’yı görüyoruz”

    Suriye meselesinde önemli bir gelişme yaşandığına dikkat çeken İsmail Kapan, “Suriye meselesinde önemli bir gelişme oldu. Amerika tereddüt geçirdi. Oraya asker sokmadı. Çünkü kendi iç kamuoyunda tepkiler vardı. Dolayısıyla orada bir boşluk oluştu. Rusya tereddütsüz bir şekilde, biraz da geçmiş dönemin hesaplarını kapatırcasına geldi yerleşti. Bugün Suriye’de en etkili güç olarak Rusya’yı görüyoruz. Amerika şimdi tekrar oralara girmek için terör örgütleri üzerinden atraksiyonlar yapıyor. Ama Rusya’nın orada ön aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz” dedi.

    “Türkiye gelişen durumlara göre vaziyet almak durumda”

    Türkiye’nin bölgesel güç olduğunu ifade eden Kapan, “Bir taraftan Batılı küresel emperyalist güçler, bir taraftan yine bir emperyalist güç olarak değerlendirebileceğimiz Rusya, bir taraftan bir bölgesel güç olan ama emperyal politikalar gütmeye çalışan İran bizi her taraftan sıkıştırıyor. Şu anda hakikaten toplam bin 350 kilometre sınır olduğu gibi bizim için ulusal güvenlik açısından çok riskli, pahalı ve çok sıkıntılı bir duruma gelmiş durumda. Türkiye belki henüz bir küresel güç değil bölgesel güç şüphesiz. Ama bir bölgesel güç ile küresel gücün politikaları arasında çok fark vardır. Dolayısıyla Türkiye, Rusya, Amerika gibi hareket edemez. Ama benim bir iddiam var. Türkiye’nin savunma bütçesi İngiltere kadar olsaydı belki de Suriye meselesini şimdiye kadar çözmüştü. Türkiye gelişen durumlara göre vaziyet almak durumda” şeklinde konuştu.

    Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Kapan, “DAEŞ gerçekten laboratuvarda üretilmiş bir örgüt. Yani gelişimine baktığınız zaman daha önce El-Kaide laboratuvarda nasıl üretilmiş ise, Taliban hareketi nasıl üretilmiş ise aynı DAEŞ de öyle bir örgüttür. Kimlerin ürettiğini sanıyorum bu salondaki genç ihtiyar herkes bilir. Gizlemeye gerek yok, üreten, besleyen ve büyüten Batı alemidir. Hiç bunla lamı cimi yok” dedi.

    Konferans sonunda dinleyenlerin sorularını yanıtlayan İsmail Kapan’a Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Haluk Güven teşekkür plaketi takdim etti.

  • BBC’deki canlı yayın kazasının yerli versiyonu izleyenleri güldürüyor

    Sosyal medyanın son günlerde en çok izlenen Erzurumlu fenomenleri, bu sefer de BBC canlı yayındaki kazanın yerli versiyonu ile sosyal medyada izleyenleri kahkahaya boğuyorlar.

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi Genel Sanat Yönetmeni Emrah Çılgı ve ekibi son günlerin en çok konuşulan isimleri oldu. ABD’de öğrencileriyle tek tek kendine has hareketlerle selamlaşan öğretmenin yerli versiyonunu, ardından da piyano çalarken korkan adam videosunun yerli versiyonunu Erzurum’da bağlama çalarken korkan adam olarak çeken ekip, şimdi de BBC canlı yayındaki kazanın yerli versiyonu ile sosyal medyada tıklanma rekorları kırıyor. BBC’nin canlı yayını sırasında odaya bir anda çocuklarının ve onları dışarı çıkarmaya çalışan eşinin girmesiyle tüm dünyanın gündemine oturan Prof. Dr. Kelly’nin parodisini hazırlayan Emrah Çılgı ve ekibi, izleyenlerden tam not aldı. Gelen istekler üzerine sosyal medyada ilgi gören videoların yerli versiyonunu çekerek paylaştıklarını ifade eden Çılgı, “Geçtiğimiz günlerde öğrencileriyle tek tek kendine has hareketlerle selamlaşan öğretmenin yerli versiyonunu çekip paylaştık. Bu video oldukça fazla rağbet gördü. Şimdi de ikinci videomuz bağlama çalarken korkan adamı çektik. Bu video da ilgi gördü. Üçüncü videomuz da BBC canlı yayındaki tatlı bir kazanın yerli versiyonu oldu” dedi.