Etiket: yaygınlaşan

  • Dünyada yaygınlaşan korumacılık tedbirleri Türk çelik sektörünü olumsuz etkiledi

    Ankiros-Annofer-Turkcast ihtisas fuarları tüm döküm, demir-çelik ve demir dışı metaller sektörlerini aynı çatı altında buluşturmak için hazırlanıyor. Fuarın ön bilgilendirmesinin yapıldığı toplantıda konuşan Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, “2018 yılının ikinci yarısında yaşanan döviz problemi ve dünya çapında yaygınlaşan korumacılık önlemleri, çelik sektörümüzü de olumsuz yönde etkiledi” dedi.

    2018 yılının en önemli metalurji buluşmalarından olan Ankiros-Annofer-Turkcast ihtisas fuarları tüm döküm, demir-çelik ve demir dışı metaller sektörlerini aynı çatı altında buluşturmak için hazırlanıyor. Fuar öncesinde Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Koray Hatipoğlu, Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü İbrahim Anıl’ın katılımlarıyla bir basın toplantısı gerçekleştirildi.

    Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri (TÇÜD) Veysel Yayan, 2018 yılının ikinci yarısında yaşanan döviz probleminin ve dünya çapında yaygınlaşan korumacılık önlemlerinin, Türk çelik sektörünü de olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Yayan “Ancak, Türkiye dünya serbest ticaretinin aktif bir üyesidir. Ticaret savaşları, elde edilmiş kazanımları geriye götürmek dışında bir fonksiyon icra etmeyecektir. Ankiros Fuarı, serbest piyasa ekonomisine olan inancın bir göstergesidir. Ankiros Fuarının başarısı, serbest piyasa bayrağını daha yüksek bir profilde dalgalandırmaya katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

    15 Temmuz ve sonrasındaki OHAL döneminde ve içinden bulunduğumuz ekonomik şartlarda, fuara katılan yabancı firma sayısındaki artışın, fuarın yalnızca Türk üreticiler değil, teknoloji ve yüksek teknolojiye sahip makine teçhizat üreten yabancı firmalar için de, büyük önem taşıdığını ortaya koyduğunu vurgulayan Yayan, “Çelik endüstrisinde dünyanın en son teknolojilerini Türkiye’ye getiren ve çelik üreticileri ile teknoloji üreticilerini buluşturan nadir platformlardan birisi konumunda bulunan Ankiros Fuarı, gerek Türk çelik sektörü için gerekse diğer katılımcı firmalar için önemli bir zemin hazırlamaktadır. Bu fuar, teknolojik gelişme alanında sektöre sunulmuş önemli bir fırsat niteliğindedir. Söz konusu fuar, gerçekleştireceği başarılı organizasyonlarla, çelik sektörümüzün, teknolojik gelişmeleri yakından takip etmesine imkân sağlayarak, rekabet gücünü arttırması konusunda önemli katkılar sağlamaya devam edeceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye, dünya döküm üretiminden aldığı payı dört yıl içinde yüzde 27 oranında artırdı”

    Toplantıda konuşan Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDOKSAD) Genel Sekreteri Koray Hatipoğlu ise,“ 2012 yılından bu yana, dünya üretim ortalamalarının yaklaşık 7 misli oranında bir büyüme oranı yakalayan Türkiye, dünya döküm üretiminden aldığı payı dört yıl içinde yüzde 27 oranında artırmıştır. En güncel verilere göre ülkemiz, metal döküm üretim miktarı bakımından dünyada 11’nci Avrupa’da ise 3’üncü sıradadır. Sektörümüzü dünyada daha da ileriye taşıyan fuar üçlüsünde fuar ile eş zamanlı olarak derneğimiz 10’uncu TÜDÖKSAD Uluslararası Döküm Kongresi’ni gerçekleştirecek. TÜDÖKSAD Akademi tarafından düzenlenen ve bu yılki ana teması ‘Sürdürülebilir Karlılık’ olarak belirlenen kongre programında 25, 26 ve 27 Ekim’de gerçekleşecek 7 oturumda toplam 46 başlıkta sunum gerçekleşecek. Bunun yanında, 3. TÜDÖKSAD Erdoğan Nas Çevre Ödülleri töreni ve Poster Sergisi, Hakan Karakaya Döküm Heykel Sergisi, 5. Dökümün Fotoğrafları Sergisi ve önceki fuarlarda da büyük ilgi gören “Cevdet Usta ile Döküm Yapıyoruz” etkinliğinde katılımcılar gerçek bir döküm deneyimini, derneğimizin etkinlik alanında yaşayacaklar” dedi.

    “Fuar üçlüsü, sektörün önde gelen ulusal ve global kuruluş ve derneklerinden de büyük destek almaktadır”

    Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü İbrahim Anıl da şu ifadeleri kullandı: “Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz Ankiros-Annofer-Turkcast fuarları hem stant alanı hem sektör lideri katılımcıları hem de profesyonel ziyaretçileriyle en prestijli fuarlar oldular. Bahsi geçen bu fuar üçlemesi, katılımcı ve ziyaretçi etkinliği ile sektörel fuarlar arasında bu farkı ile öne çıkmaktadır. Metalurji alanında Avrupa ve dünyada bilinen ve tanınan, ziyaretçi ve katılımcı sayıları ile de Avrupa’nın ikinci büyük etkinliği olup Yakın ve Orta Doğu, Rusya Bölgesi ve Kuzey Afrika coğrafyasından 75’ten fazla ülkeden katılımcı ve ziyaretçiye kapılarını açmaktadır. Bu fuar üçlüsü, sektörün önde gelen ulusal ve global kuruluş ve derneklerinden de büyük destek almaktadır. Bu fuarlar, ilgili tüm sanayi dalları için etkili ve kalıcı çözümler sunan vazgeçilmez bir iş platformu haline gelmiştir.”

  • Hızla yaygınlaşan bir hastalık: Karpal tünel sendromu

    Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ufuk Nalbantoğlu, ciddi bir el hastalığı olan karpal tünel sendromundan basit önlemlerle korunmanın mümkün olduğunu vurgulayarak, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

    Son yıllarda özellikle teknoloji kullanımındaki artışın elleri ciddi ölçüde tehdit eder hale geldiğini belirten Prof. Dr. Ufuk Nalbantoğlu, “Hızla yaygınlaşan sorunun adı karpal tünel sendromu, bir başka deyişle sinir sıkışmaları içinde başı çeken el-bilek kanalı hastalığı. Gün içerisinde tüm yükü taşıyan, kullanamadığımızda başkasına bağımlılığımız işten bile olmayan ellerimiz, buna karşın en hoyrat kullandığımız ve sorunlarını en az önemsediğimiz organımız. Hal böyle olunca ihmalkarlık ve canımıza tak etmedikçe önemsememe nedeniyle sorunu kolayca tedavi edilebilecek noktadan işin içinden çıkılmaz hale getirebiliyoruz. Ancak yanlış yapıyoruz. Karpal tünel sendromu son yıllarda hızla yaygınlaşan bir hastalık. Teknoloji kullanımındaki aşırı artış, akıllı telefonlar, bilgisayar kullanımının iş yeri ile sınırlı kalmayıp eve de taşınması, sosyal medya ve bilgisayar oyunları, bilinçsiz yapılan spor aktiviteleri derken bu ciddi hastalık günümüzde ellerimizi önemli ölçüde tehdit ediyor. Ellerde şişme, uyuşma, hissizlik ve yetenek kaybıyla başlayan şikayetler doğru zamanda doğru müdahale yapılmadığı takdirde kaslarda erime, güçsüzlük hatta felce kadar gidebiliyor” ifadelerini kullandı.

    “El ve parmak egzersizlerinin büyük faydası var”

    Prof. Dr. Ufuk Nalbantoğlu, gün içerisinde birkaç kez yapabilecek el ve parmak egzersizlerinin büyük faydası olduğuna vurgu yaparak, “Güne başlarken, sabah uyanır uyanmaz ele kaynar olmayacak ısıda sıcak bir duş uygulayın, sıcak su torbası ile elinizi ısıtın. Böylece o bölgedeki yapışıklığı azaltmış oluyorsunuz. Ardından bileğinizde gece boyunca oluşan sertliği azaltmak için germe egzersizleriyle bilek ve parmaklardaki eklemleri, bağları rahatlatın. En son yumuşak, süngerimsi, stres topu gibi toplarla gün içerisinde minik minik aç-kapa egzersizleri yapın. Bu egzersizleri yaparken günde bir iki kez antiinflamatuar kremlerle ödemleri açmak için bileğin iç tarafına dokunuşlarda bulunun. Böylece o bölgede gelişebilecek ödemlerin önüne geçersiniz. Gün sonunda da özellikle elinizi çok aktif çalıştırıyor, klavyeyle uzun zaman geçiriyor, spor yapıyorsanız elinize soğuk uygulama veya soğuk duşlarla (su buz gibi dondurucu olmamalı) bileğinizde akşam oluşabilecek ödemin ve ödemle birlikte sıkışmaların önüne geçebilirsiniz. Bilgisayar ve klavye kullanırken bileğin uzun süre bükülü kalmamasına dikkat edin. Bilekler 20 derecenin üzerinde aşağı veya yukarı doğru kalkarsa, bilekte parmakları hareket ettiren sinirlerdeki dolaşım bozuluyor. Mouseların yanlış tutulması, laptopun kucakta veya yatar pozisyonda kullanımı, ergonomik olmayan klavyede uzun süre çalışma, cep telefonlarında bileğin uzun süre aynı pozisyonda tutulması, bilekte karpal tünel denen dar bir alan içinden geçen sinirleri sıkıştırıyor. İş veya iletişim yoğunluğa teslim olup, bu çok önemli kuralları ihmal ederek sinsi el hastalığına davetiye çıkarmayın” şeklinde konuştu.

    “Aşırı kilosu olanlarda karpal tünel sendromu sık görülüyor”

    “Ellerimizi vuran karpal tünel sendromu; diyabet hastalığı, romatoid artrit, hipotiroidi, aşırı şişmanlık, gut gibi hastalıkların etkisiyle de ortaya çıkabiliyor” diyen Prof. Dr. Nalbantoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “El bileğinin iç kısmında parmakları hareket ettiren median sinirin geçtiği ve karpal tünel olarak adlandırılan kanalın içindeki dokuları şişiren karaciğer, böbrek hastalıkları ve metabolik bozukluklar da rahatsızlığı artırıyor. Ancak hastalığın altında yatan sağlık problemlerini kontrol altına almak, düzgün bir şekilde tedavi olmak elinizdeki bu ciddi sorunu da ortadan kaldırabiliyor. Vücudumuzda en ağır metabolizmaya sahip dokulardan biri sinirler. Spor, kardiyo egzersizleri vücuttaki yağ oranını ve ödemi azalttığı, aynı zamanda bütün dokulara giden kanlanmayı artırdığı için bileğimizdeki sinirlere de fayda sağlıyor ve karpal tünel sendromuna karşı güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor. Ancak özellikle ağırlık egzersizleriyle çalışanlar, özellikle atel veya bandaj destekle bileği korumadan yapılan ağır egzersizler fayda yerine zarar verebiliyor. Haftada en az 3 gün ve en az 45 dakikalık düzenli tempolu yürüyüş de sporun yerine geçebiliyor. Günümüzde fazla kilonun sağlığa zararları yapılan birçok bilimsel araştırma ile ortaya konulmuş durumda. Fazla kilonun zarar verdiği organlarımızdan biri de ellerimiz. Özellikle de aşırı kilosu olanlarda karpal tünel sendromu sık görülüyor. Bu nedenle ideal kiloda olmaya gayret edin.”

    “Tedbirlerden biri de aşırı diyetlerden kaçınmak”

    Irksal ve genetik faktörlerle de bu hastalığın kapıyı çalabileceğini ama bunların engellenemeyen nedenler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nalbantoğlu, “Oysa günlük yaşantınızda alacağınız bazı tedbirlerle hastalığı önlemeniz veya bir sorun başlamışsa tedavi sürecini hızlandırmanız mümkün. O tedbirlerden biri de aşırı diyetlerden kaçınmak. Özellikle B vitamini sinirin metabolizmasını hızlandırdığı ve sağlıklı olmasını sağladığı için bu konuda çok önemli. B vitaminini ileri derecede kısıtlayan diyetler, bu sorunların görülmesini sıklaştırıyor. Karpal tünel sendromunun belirtileri genellikle yavaş yavaş başlıyor, özellikle başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve avuçta yanma, karıncalanma, uyuşma, kaşıntı ya da his kaybı ile kendini gösteriyor. Hastalık en çok başparmağı etkiliyor ki, başparmağımız sadece elimizi değil, hayatımızın yüzde 50’sini yönetiyor. Karpal tünel sendromu’da medikal tedaviden sonuç alınamazsa cerrahi yönteme başvuruluyor. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar başarılı sonuçlar alınıyor. Cerrahi tedaviye gerek kalmayabildiği gibi cerrahi tedavide de tam iyileşme sağlanabiliyor” dedi.