Etiket: Yavuz

  • Adem Yavuz düğün salonu hizmete açıldı

    Adem Yavuz Modern Kapalı Pazaryeri kompleksi içerisinde yer alan düğün salonu bölge halkının hizmetine açıldı.

    Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker’in önemli projelerinden biri olan Adem Yavuz Modern Kapalı Pazar Yeri, bölge halkının tüm ihtiyaçları düşünülerek projelendirilerek imar edildi. Toplam 8 bin 386 metrekare alan üzerine inşa edilen Adem Yavuz Modern Kapalı Pazarında 11 adet dükkan ve diğer sosyal donatı alanları da yer alıyor. Toplam 86 araçlık otoparkının yanı sıra mahalle sakinlerinin kına, nişan ve düğün gibi etkinliklerini gerçekleştirebilecekleri 400 kişilik modern düğün da hizmete açıldı.

    Bölgenin tüm ihtiyaçlarının düşünülerek hayata geçirilen pazaryeri kompleksi içerisinde yer alan düğün salonu için bilgi almak ve rezervasyon yaptırmak isteyen vatandaşlar, belediyenin iletişim numarasını arayarak rezervasyon yapabilecek.

  • Onkoloji Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar’dan kitabında değindiği sağlık sistemi ile ilgili açıklamalar

    Onkoloji Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, yeni çıkan kitabı ‘Vicdan Hayat Kurtarır’ kitabında değindiği sağlık sistemi ile ilgili açıklamalarda bulunarak, şikayet olmadan doktora gidilmemesi gerektiğini söyledi.

    Onkoloji Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar Türkiye’de Genetiği Değiştirilmiş (GDO) lu gıdaları gündeme ilk getiren kişi olarak tanınıyor. Sonrasında “ekşimeyen yoğurt”, “kokuşmayan yumurta”, “45 günde büyüyen tavuk” diyerek gıdalardan gelecek tehlikeye dikkat çekti. Yakınlarda yayımlanan kitabı “Vicdan Hayat Kurtarır” da ise insan sağlığına başka bir yönden yaklaşıyor ve direkt olarak sağlık sisteminin unsurlarını eleştiriyor. Dr. Yavuz Dizdar kitabında da değindiği sağlık sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    Kanser teşhislerinin büyük bir kısmının kanser olmadığını söyleyen Onkoloji Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, “Bir şeye kanser diyebilmemiz için sonuçta bu tablonun hastada bir belirti vermesi lazım. Eğer siz belirti bulmadan sadece tarama niyetiyle bir şey saptayıp da, buna “patolojik olarak kanser” derseniz, bu her zaman kanser olmayabilir. Sonuçta bir hücre farklılaşması söz konusudur. Bunun sonrasında neye dönüşeceğini de bilmeniz mümkün değildir. Çünkü bunun için ayrı bir klinik çalışma yapmak gerekiyor. Elimizdeki Teknolojik olanakları çok fazla arttı. Çok fazla artan ve çok fazla detaylanan, çok daha hassas Çözünürlüğü yüksek sistemleri kullanmaya başlayınca, eskiden göremediğimiz şeyleri görebilir hale geldik. Tarama programlarına mesafeli yaklaşın dememin sebebi de bu. Yapılması gereken şey çok basit ama kanserin olumsuz algısı yüzünden yapılamamış. Saptadığımız kişiyi bir süre takip edip doğal seyrin nasıl olduğuna bakmamız lazım” dedi.

    “Şikayetiniz yoksa oranızı buranızı kurcalatmayın”

    Bu durumda vatandaşın hiçbir şikâyeti yokken orasını burasını kurcalatmamasını ifade eden Dizdar, “ Eğer şikâyeti varsa elbette sağlık sistemine gitmeli. Ama gittiğiniz şikâyetle doktorun bulduğu şey birbiriyle uymuyorsa, yani sizi ayağınız ağrıyor diye gidiyorsunuz ama tiroitte bir şey çıkıyor; safra kesenizde taş bulunuyor o zaman oturun bir kere daha düşünün. En çok da tiroitte oluyor bu tür durumlar. Çevrenizdekilerin tiroidini tarasanız yüzde onunda kanser hücresi bulursunuz. Büyük bir bölümünde de dokunulmazsa öylece duruyor. Bu şekilde gereksiz teşhis ve tedavilerle sistem köpürüp şişiyor. Sistem hasta pompalamak üzere kurulmuş. Hekim de bu durumda fazla bir şey yapamıyor. Yeterli zamanı ayıramayınca, üzerinde fazla düşünmeden görüntülemeye gönderiyor. Özel sağlık sistemleri zaten bunu gerektiriyor” ifadelerini kullandı.

    “Tıp ticarete döndü, futbolcu transferi gibi doktor transferi var”

    Tıbbın ticarete döndüğünü söyleyen Dizdar, “ Bazı meslekler vardır ticareti kaldırmaz. Yapılan işlerden ücret alınmalıdır. Ancak yapılan iş ticarileşmeye döndüğünde durum değişir. Ticarette kaygı ne kadar para kazanılacağıdır. Tıbbın ticarileşmesi bizim bildiğimiz normal ticarete göre çok vahşice gerçekleşiyor. Hasta elini veriyor kolunu kaptırıyor misali vahşileşme. Bunlar tüccar terzi bile değiller, tüccar doktorlar. ‘Doktor transferi ‘ diye bir kavram var mesela. Portföyü olan doktor, bir hastaneden diğer hastaneye gittiğinde kendi hastalarını da götüreceği var sayıldığı için bir transfer ücreti ödeniyor. Hem de hatırı sayılır bir miktar. Portföy büyükse transfer parası da büyüyor Futbolcular gibi Kusura bakmasın bizde sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Bir zamanlar yapılmış olan ve hala da yapıldığına inandığım “hasta yönlendirme” diye bir kavram var. Bir ticari faaliyet alanıdır bu. Yani siz bir yere tetkikler için bir hasta gönderiyorsanız, sürekli aynı yere gönderiyorsanız, bir de bunun telkininde bulunuyorsasnız üzerinde biraz düşünmek gerekir. Belki gönderdiğiniz yer daha iyisini çekiyordur ama siz bundan komisyon aldığınız anda durum değişir. Bu komisyon içselleştirilmiş artık almayana salak gözüyle bakıyorlar” dedi.

    Doktorların hepsinin böyle olmadığını ifade eden Dizdar,” İşini cansiperane yapan, idealist dürüst insanlar çoğunlukta. Sözünü ettiğim rayından çıkmış kısım yüzde 5’lik bir bölüm ama diğer yüzde 95’i de götürüyor bu oran” açıklamasında bulundu.

    Bu tür sözlerle sağlık sektöründe şimşekleri üzerine çektiğini söyleyen Dizdar, “Tabi öyle olunca eleştiri biraz oturuyor içine. Ben kimseye kötü bir şey söylemedim. Genel tıp eleştirisi, sistemin eleştirisini yaptım ama inanılmaz şekilde geri dönüş oldu. Sanki birinin adını anmışım gibi geri dönüldü” dedi.

    “Bana en çok işini iyi yapan doktorlar tepki gösteriyor”

    Tıp camiasından gelen tepkilerin çoğunun aslında işini dürüst yapan, cansiperane çalışanlar olduğunu söyleyen Dizdar, “Tıp camiasından tepkiler bir kısmı, ‘aslında bir de bu yönden de bakmak lazım’ şeklindeydi. Bir kemik kitle var ki onlar, ‘vay doktorları zor durumda bırakıyorsun. Doktorlara şiddeti özendiriyorsun’ diye tepki gösterdiler. Hiç alakası yok efendim. Bu ülkede sadece doktora şiddet değil, kadına, hayvana birçok unsura şiddet var ve bunun hak etmeyle hiç alakası yok. Zaten kitabın tamamını okuyanlar benim ne demek istediğimi anladı. Sadece beyanatları dinleyenler konunun ne olduğunu tam olarak anlayamadı” ifadelerini kullandı.

    “Yakında doktora ihtiyaç kalmayacak”

    Toplum açısından baktığınızda daha hasta bir toplum olduk. Doktor açısından baktığımızda cahilleştik diyen Dizdar, “Bu cahilliği aşmanın tek yolu bütüncül bakmak. Bu bütüncüllük 1900’lerin sonunda kaybedildi. Tıp eğitimi tam bir felâket. Üniversiteler büyük birer kreş gibi. Eleştiriyi sağlık sistemi üzerinden yapıyoruz ama bu bütün meslek grupları için geçerli. Aileler çocukları diploma sahibi olsun diye okula gönderiyorlar. Çocuklar okulda zaman geçiriyorlar. Sonuçta bir şey öğrenilmiyor. Okumuyorlar. Buna müdahale etmeye kalktığınızda, karşınıza okul yönetimi çıkıyor çünkü o öğrenciden para kazanıyorlar. Ortalık makine mühendisinden geçilmiyor ama musluğunuzu tamir ettirecek doğru dürüst ustu bulamıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    “Tıp otomotiv sektörü kadar bile ilerlemedi”

    Doktorların da sonunda teknisyenleşmeye başladığını kaydeden Dizdar, “Doktor dediğiniz kişi bir canlı, bir sistemi ve onun hastalıklarını anlamaya çalışacak kişidir. Oysa 40 yıldır tıpta bir ilerleme yok. Babamın kitaplarına da bakıyorum aynı şeyler yazılıyor. Hep bunlar ezberleniyor. Başka bakış açıları geliştirilmiyor. Sadece teknoloji ilerledi. Arada bir de iyi bir ilaç çıkıyor. Tam tersine hekimlik becerisi yıllar içinde geri plana düşüyor. Çünkü teknoloji o kadar gelişti ki, biz teknisyenleşmeye doğru gidiyoruz. Günün birinde biri çıkıp da,” Doktoraya ihtiyaç yok. Tıp teknisyenliği yeterlidir” derse çok yanlış olmaz” dedi.

    “Şöhret olmaktan korkuyorum”

    Ezber bozan cümleleri çok ses getiren Dizdar, Yeni bir Canan Karayay mı doğuyor korkusunu yaşayanlar için, “Bunun korkusunu yaşıyorlar. Yeni bir Canan Karatay derken olumsuz anlamda söylemiyorum. O da bildiğini söylüyor ve şunun farkında ki, bazı şeyleri bir şekilde söylerseniz insanların dikkatini çeker. Benim medyaya düçar olduğum, medyada görünmek için yanıp tutuştuğum falan yok. Tam tersine en çok korktuğum şey o pozisyonu sevmek. Bu en sonunda gazinoda yer bulamamış kişinin sokaklara çıkıp bas bas bağırarak şarkı söylemesi gibi bir şeydir. Tam tersine şöhret olmak istemiyorum. Çünkü tanınmaya başladığınızda herkesin gözü üstünüzde oluyor. Oturup bir börek bile yiyemezsiniz” şeklinde konuştu.

    “Parayla pulla işim yok”

    İşin maddi yönü hakkında konuşan Dizdar, “Benim maddiyatla hiçbir zaman işim olmadı. Muayenehanem yok. Hastalarım hastanede ücretsiz olarak tedavi oluyorlar. Herhangi bir şirketle bağlantım yok. Satın alınamamak durumu en yakışandadır. Satın alınamayacaksınız. Çünkü sizin toplumda kabul edilmiş olmanızı sağlayan şey, bundan çıkarsız olduğunu bilmeleridir. Hala meslektaşlarım “bu adamın bundan ne çıkarı var” diye düşünüyorlar. Ben çocukların geleceğini kurtarmak istiyorum. Tıpta köklü değişiklik oluşabilmesi için yeterli bilgi birikimi oluşmuş. Ama tıp görememiş. Besin endüstrisi yapmış, süt endüstrisi yapmış, ilaç endüstrisi kısmen yapmış. Bütün Öğrencilere tıbba gelin diyorum. Tıpta bir Rönesans yani algı değişikliği diğer alanların da okunabilmesi ile mümkün. Aslında tıbbın önü çok açık. Burada amaç tamamen bu” dedi.

  • Vali Yavuz: “Ordu’nun nüfusu gençleşmeli”

    Ordu Valisi Seddar Yavuz, Ordu’da tarım ve istihdam konusunda bir gelişme sağlanabilmesi için nüfusun gençleşmesi gerektiğine dikkat çekti.

    Türkiye’nin yaş ortalaması 78 olmasına rağmen Ordu’nun yaş ortalamasının 5-6 puan üzerinde 82-85 olduğunu vurgulayan Ordu Valisi Seddar Yavuz, “Tarım ve istihdamdaki değişim ve dönüşümü de bu yaşlı nüfusla yapamayız” dedi.

    Altınordu, Fatsa ve Ünye’deki Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurulması veya mevcut olanlarının kapasitesinin artırılarak orta vadede 30 bin kişinin çalıştığı bir alan oluşturmak hedefinde olduklarını kaydeden Vali Yavuz, “Şehrin vizyonu olarak çizdiğimiz 30 bin kişinin çalıştığı 3 OSB bir gün gelecek yetmeyecek. Çünkü zaman içerisinde göç alacağız. İstanbul’da yaşayan ve yeri, yurdu, bağı, bahçesi olduğu için memleketine gelmek isteyen gençlerimiz var. Ancak bu yaşlı nüfusla tarım ve istihdamdaki dönüşümü gerçekleştiremeyiz. Dolayısıyla bizim, OSB’ler üzerinde ısrarla çalışmamız lazım. Ordu Üniversitesini en az 50 bin kişilik bir öğrenci kapasitesine ulaştırmamız lazım” diye konuştu.

    Fındık üretimi konusuna da değinen Vali Yavuz, Ordu’da fındık bahçelerinin yaşlı olduğunu ve yenilenmesi gerektiğine dikkat çekti. Vali Yavuz, “Fındığı sadece fiyatı üzerinden değil, verimi nasıl artırabileceğimiz hususunu da tartışmamız gerekiyor. Çünkü yöremizde dekar başına 85 kilogram ürün elde edilirken batı bölgelerinde 300 kilograma kadar verim elde ediliyor. 85 kilograma karşılık 300 kilograma karşı rekabet etmeyi düşünürseniz, bunun imkansız olduğu en iyi işadamları bilir. Birim alandan en fazla verimi almak zorundayız” şeklinde konuştu.

  • İbrahim Kalın ve Yavuz Bingöl bağlama çalarak türkü söyledi

    Bu yıl ilki gerçekleştirilen Uluslararası Halk Müzikleri Festivali ’İrfani Türküler’ konseriyle sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve sanatçı Yavuz Bingöl konserde sahne alarak türkü söyledi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayelerinde ilki düzenlenen Uluslararası Halk Müzikleri Festivali “Yavuz Bingöl-Bin Yılın Ozanları” konseri ile sona erdi. 5 Kasım’da başlayan ve toplam 35 konserin gerçekleştiği festivalde son konser Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirildi. ’İrfani Türküler’ başlığını taşıyan konserde başta Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın olmak üzere Yavuz Bingöl, İsmail Altunsaray, Mete Artun, Ümit Yılmaz, Ertan Tekin ve Erdinç Aksaç Anadolu kültürünü ifade eden ezgilerle sahne aldı. Konserden önce salon girişinde ’Halk Müziği Çalgıları Sergisi’ katılımcılara sunuldu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, konser öncesi sergiyi gezerek müzik aletleri hakkında bilgiler aldı.

    İbrahim Kalın, İrfani Türküler konserinde sahne aldı

    Uluslararası Halk Müzikleri Festivali’nin kapanış programı olan ‘İrfani Türküler’ konserinde Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve ünlü sanatçı Yavuz Bingöl sahne aldı. Bağlama çalarak türkü söyleyen İbrahim Kalın katılımcılar tarafından uzun süre alkışlandı.

    “Bu festivalin ikincisi, üçüncüsü de gelecek“

    Festivale gösterilen ilginin bu konudaki boşluğu kendilerine gösterdiğini ifade eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, “Tabii bugün kapanışı. Buna başlarken acaba dediğimiz birçok soru işaretleri vardı. Ama gördük ki çok büyük bir ihtiyaçmış. Her gün biletli takip olmasına rağmen gösterilen ilgi, bu konuda bir boşluğun olduğunu tekrar bizlere göstermiş oldu. Ben İstanbullulara teşekkür ediyorum. Uluslararası olduğu için diğer ülkelerden gelenler de var. O gelenler sadece müzikle uğraşanlar ama o müziğe ilgi gösterenler buradaki takipçiler. Onlara teşekkür ediyoruz. Bundan sonra artık devamlı olacak. Birincisi düzenlendi. Bu kadar ilgiden sonra ikincisi, üçüncüsü gelecek” dedi.

    “İlk olduğu için katılım 5-6 ülkede kaldı ama inanıyoruz ki 40-50 ülkeyi bulacak“

    Her halkın bir türküsü olduğunu belirten İBB Başkanı Uysal, “Başlamak önemliydi. Büyükşehir Belediyesi olarak biz burada imkan sunuyorduk ama asıl bu işe emek veren, kafa yoran Yavuz Bingöl. Onun düşüncesiyle yola çıkıldı. Ben başta sevgili Yavuz Bey’e, ilgilenen arkadaşlarımıza, yurtdışından gelenlere, halkımıza canı gönülden teşekkür ediyorum. İlk olduğu için katılım 5-6 ülkede kaldı ama inanıyoruz ki 40-50 ülkeyi bulacak. Halk türküleri dediğimiz zaman her halkın bir türküsü var. Halkın arasında yaşayan bir sanat ” diye konuştu.

  • Vali Yavuz: “BALMER’i bütün bölge kullanmalı”

    Ordu Valisi Seddar Yavuz, BALMER A.Ş.’nin sadece Ordulu arıcılar tarafından değil, bölgedeki bütün arıcılar tarafından kullanılması gerektiğini belirtti.

    Ordu Valisi Seddar Yavuz, ‘Arım Balım Peteğim Projesi’ kapsamında kurulan BALMER şirketinin işletimi konusunda, projede yer alan 6 ilin KOBİ’lerinin katılımıyla toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda yaptığı konuşmada, dünyada bal tüketiminin hızla artış gösterdiğine dikkat çeken Vali Yavuz, katılımcılara, BALMER A.Ş.’nin sadece Ordulu arıcılar tarafından değil, bölgedeki bütün arıcılar tarafından tercih edilmesi gerektiğini aktardı.

    “Bal tüketimi artarak devam ediyor”

    Vali Seddar Yavuz, bal tüketimine paralel olarak üretimlerin ve gelirlerin de arttığına dikkat çekerek, “Bugün itibari ile ülkemizde 83 bin 210 işletmede yaklaşık 8 milyon civarında bir koloni bulunuyor. yaklaşık 115 bin ton civarında da üretimimiz oluyor. Türkiye, dünyanın en büyük 10 üreticilerinden biri olmasına rağmen yurt içi talep iç tüketim için tüm üretimi bitirdiğinde ihracatta 2015 yılında yurt içi üretimin sadece yüzde 8’ine denk geliyor. Yaklaşık 7 bin ton bal ihracatımız söz konusu. Dünyada bal üretiminin günümüzde 1,7 milyon ton olan hacmini 2022 yılına kadar 2,4 milyon ton ulaşacağı da tahmine diliyor. Yaklaşık 2,3 milyar dolarlık da bir gelir elde edileceğine işaret ediyor. Dolayısı ile Türkiye’de de bal üretiminde önemli bir söz sahibi olan ilimizin lokomotif olması, bu kapsamda özellikle ‘Arım Balım Peteğim Projesi’ kapsamında hayata geçirdiğimiz paketleme ve analiz tesisimizin bu amaca hizmet edeceğini düşünüyoruz” dedi.

    “BALMER sadece Ordulu arıcıların değil, bölgedeki bütün arıcıların kullanmasını öneriyoruz”

    Vali Seddar Yavuz, bal sektörünün ilerleyen zamanlarda ilerleyen zamanlarda daha çok gelir kapısı olabileceğine de değinerek, BALMER A.Ş.’nin sadece Ordulu arıcılar tarafından değil, bölgedeki bütün arıcılar tarafından tercih edilmesi gerektiğini belirtti. BALMER A.Ş. sayesinde piyasadaki sahte balların tespit edildiğini ve bu sayede insanların güvenle bal tüketebileceğini anlatan Vali Seddar Yavuz, “Birçok paketleme tesisi açma girişimlerini görüyoruz. Diyoruz ki, ‘yeni paketleme tesisi açmaya gerek yok, zaten yapılmış mükemmel bir tesis var’. Dolayısı ile sadece Ordu’ya değil, tüm bölgeye bu tesisi kullanmalarını öncelikle öneriyoruz. Bu sadece şirketin ve tesisin yaşaması için değil, bal üretimi yapan ve ticaretini yapanlar açısından fevkalade bir husus. Dolayısı ile böyle bir tesisin kurulması yaklaşık 80 milyon TL sadece yatırım yapılması gerekiyor. Bu kadar büyük bir tesisin işlemesi bizim açımızdan çok önemli. Bu tesise sahip çıkmamız gerekiyor. Tüketicimiz bal alırken hangi balı aldığını bilsin, kafasında herhangi bir soru işareti kalmasın. Biz piyasaya kaliteli bal sunuyoruz. Bu iş sahtekarlık yapanların işine gelmez. Bizlerde onlarla mücadele ediyoruz. Devletin ve sektörün en önemli görevlerinden bir tanesi de bu. Çeşitli şekillerde bala hile karıştıranların böylelikle bu işi yapamayacakları noktaya getirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Vali Seddar Yavuz ayrıca, bölge illeri de projenin parçası olarak düşündüklerini belirterek, diğer illerdeki arıcıları da önemsediklerini dile getirdi.

    Konuşmanın ardından toplantı, sunum gösterileri ve soru-cevap şeklinde devam etti.