Etiket: Yavuz

  • Yavuz: “Ermeni Propagandası Aslında 1870’lerde Başladı”

    Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fikrettin Yavuz, Ermeni propagandalarının aslında 1870’lerde başladığını söyledi.

    İlkadım Belediyesi tarafından düzenlenen “Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi” konulu 3. Uluslararası İlkadım Sempozyumu’na konuşmacı olarak katılan Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Fikrettin Yavuz, katılımcılara “Ermeni Propagandasını Oluşturan Unsurlar: Basın, Misyonerler ve Haber Ajansları” adlı sunumunu yaptı.

    Ermeni propagandasının basındaki etkisini anlatan Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Fikrettin Yavuz, “Berlin kongresi bir dönüm noktası, 61. maddeyi hocalarımız ve öğrencilerimiz bunu biliyorlar. Propagandanın da ben Berlin’den başlayıp daha da şiddetli şekilde, 1870’lerde temellerinin atıldığını düşünüyorum. 1915 propagandası alsında 1870’lerde başladı. Ayastefanos Antlaşması’nın Berlin’de tatil edileceği haberi alınınca dönemin Patriği Nerses Varjabedyan, bir heyet teşkil ederek Ermeni propagandasını yapmak için Berlin’e gönderiyor. Bu heyeti bizzat kilisenin hazırladığı ve belirlediği bir heyettir. Avrupa başkentlerine giderek Berlin’de destek istedi. Katılan heyet hayatlarını bağımsız Ermenistan’a adamış kişilerden oluşuyor. Propaganda bu süreçten sonra daha hızlı bir şekilde Avrupa’da ve Amerika’da şiddetli bir şekilde yapılmaya başlanıyor, bilhassa basın üzerinden. Berlin kongresi devam edersen, özellikle The Tımes gazetesinde ve News gazetesinde Ermenilere yönelik haberlerin sayısının arttığını görüyoruz. Sadece İngiltere örneğinde bu böyle olmuyor. Fransa’da da, Almanya’da da buna benzer haberlerinin sayısının arttığını biliyoruz. Diğer gazetelerde de 1878 yılında Ermenilerle ilgili çok sayıda olumlu haberler yapıldığını söyleyebiliriz. İngiltere merkezli olarak 1890’lı yıllarda yayınlanmış, yazarı ve kaynağı belli olmayan haberleri ‘bir Ermeni gönderdi’ diye yayınlıyorlar. Buda aslında propagandanın boyutunu gösteriyor” dedi.

    Ermeni propagandasının bir parçası olarak özellikle Havas ve Reuters ajanslarının çok önemli olduğunu dile getiren Yavuz, “1835 yılında Havas Ajansı’nın kurulduğunu biliyoruz. Osmanlı bölgelerinde Havas Ajansı olarak biliniyor. Daha sonra Agence France Presse (AFP) olarak isim alıyor. Çok etkili ve 1841’de Avrupa’da muhabiri olmadığı başkent yok. Telgrafın yayılmasıyla haber kartelini oluşturuyor. Daha sonra Londra’da Reuters’ın ve Berlin’de de Roof Ajansı’nın kurulduğunu görüyoruz. Bunlar 1869’da bir anlaşma imzalıyorlar. Bu anlaşması da ajans ittifak anlaşmasıdır. Dünyanın bölgelerini parselliyorlar. 1890’lı yıllarda Havas ve Reuters’ın özellikle Osmanlı’da meydana gelen olayları istedikleri şekilde Batı kamuoyuna aktarıyor. Osmanlı Devleti, Ermeni olaylarını tekzip etmek istediğinde olumsuz yanıt alıyor. Sebep olarak da ‘niye bize para ödemiyorsunuz’ şeklinde belgelere rastlıyoruz. 19. yüzyılın ortasında bu ayrılıkçı Ermenilerin özerklik ve bağımsızlık noktasında propagandanın çok önemli olduklarını ve bunu yaptıklarını, İngiltere ve Amerika örneklerine baktığımızda net bir şekilde bunu söyleyebiliyoruz. Özellikle bunu basın üzerinde gerçekleştirdiklerini söyleyebiliriz. Aslında 1915 sonrasındaki propagandalarının temelleri de bu süreçte atıldığını diyebiliriz” diye konuştu.

  • Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul Ve Yetimleri Derneği Kayseri Şube Başkanı Ali Yavuz

    Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Kayseri Şube Başkanı Ali Yavuz, “Türkiye Müslüman ülkelerin ABD’sidir” dedi.

    “Türkiye Cumhuriyeti 30 yıldır terörle mücadele etmektedir. 7 Haziran’dan sonra da şehit haberleri kesilmemiştir. Hatta giderek artarak şehitlerimiz gelmektedir” diyen Ali Yavuz, “Her gün, her sabaha uyandığımızda bir şehit haberiyle uyanmaktayız. Biz Şehit Aileleri Ve Gaziler olarak her şehit haberinde acılarımız tazeleniyor yüreğimiz yanıyor” ifadesinde bulundu.

    Ali Yavuz, “Hangi şehit ailesinin evine ateş düştüyse bu ateş bizim evlerimize de düşmektedir” diyerek, “Çünkü şehit olan bizim canımız, ciğerimiz, evladımız. Bundan sonra şehit gelmemesi için devletimizin elinden geleni yapmasını istiyoruz. Dün 3 evladımız camide namaz kılarken arkasından haince vurularak şehit edildi. Cizre’de de 2 kahramanımız şehit edildi. Şehitlerimize Allahtan rahmet diliyoruz. Yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı diliyoruz. İnşallah bu son olur. İçimizde terörle mücadele ederken Suriye’de Bayırbucak Türklerine karşı bir katliam başlatıldı ve onlarda kardeşimiz şehit edildi. Orada Kürt koridoru açabilmek için Avrupa devletleri ve Amerika çaba göstermektedir. Maalesef olan Müslüman kardeşlerimize oluyor” şeklinde konuştu.

    Ali Yavuz açıklamasını şu şeklide sürdürdü:

    “Hiçbir zaman Yahudi veya Hristiyanların yaşadıkları bölgelerde böyle olaylar olmuyor. Fakat Müslümanlar katlediliyor. Kuzey Irak ve Irak’ta binlerce Müslüman insanımıza katledildi. Oraya barışı getireceğini idda eden Amerika orayı devletsiz ve istikrarsız bir bölge haline getirdi. Bir ülkeden 4-5 ülke kuracak hale geldiler fakat biz Müslümanlar birleşmeliyiz. Bu birleşmede Türkiye’ye çok büyük görev düşmektedir. Türkiye Müslüman ülkelerin A.B.D’sidir. Bölgede en güçlü devlet Türkiye Cumhuriyetidir. Bu nedenle Müslüman ülkeleri ve Türkleri etrafında toplayarak birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmeliyiz. Bayırbucak Türklerine yardım ettiğimiz gibi bütün Türk İslam alemine yardım etmemiz lazım. Son günlerde askerlerimiz Musul’a giderek Türkmen kardeşlerimize Müslüman kardeşlerimize yardım etmektedir. Böyle bir amaçla orada bulunmalarından memnunun ama başka bir amaç için gidilmişse bu durum Şehit Aileleri Ve Gazileri’i çok üzer. Orada yapılacak bir yanlışlık Türkiye Cumhuriyeti’ni çok büyük zarara sokar. Tabi orada Türkmen kardeşlerimizin haklarını savunmak için bulunuyorlarsa bütün desteğimiz askerlerimizin arkasındadır.”

  • SOHRAM-DER Başkanı Mim Yavuz Binbay, Dünyadaki 10 İnsan Hakları Savunucusu Arasına Girdi

    Diyarbakır’da 15 yıl önce kurduğu İşkence ve Şiddet Mağdurları İçin Sosyal Hizmet, Rehabilitasyon ve Adaptasyon Merkezi Derneği (Sohram-Der) ile bölgede göç, işkence ve çatışmalardan etkilenen binlerce kişiye psikolojik ve hukuksal hizmetler veren Mim Yavuz Binbay, Uluslararası İşkenceyle Mücadele Örgütü tarafından dünyadaki 10 insan hakları savunucusu arasına seçildi.

    İnsanlık dışı uygulamaların yaşandığı 1980 askeri darbesi döneminde Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde yıllarca kötü muamele ve işkencelere maruz kalan ve tanıklık eden Yavuz Binbay, 1994 yılında kendisine yönelik düzenlenen ’öldürme’ amaçlı saldırının ardından İsviçre’nin daveti üzerine Cenevre kentine yerleşti. Buradayken Diyarbakır ve bölgede yaşayan insanların sorunlarına kayıtsız kalamayan Binbay, 5 arkadaşıyla birlikte maaşlarının yarısını koyarak, 15 yoksul ve dar gelirli çocuğa eğitim desteği vermek amacıyla Sohram-Der’i kurdu. Binbay ve arkadaşlarının kurduğu dernek, Diyarbakır’da yaşayan yoksul ve dar gelirli aileler ile işkence, şiddet ve göçten etkilenmiş ailelere umut oldu. 15 yıldır Diyarbakır’da faaliyet yürüten SOHRAM sayesinde, eğitimlerini yarıda bırakmış ve bırakma riski olan bin 200 çocuk eğitimi tamamladı. Bazı çocuklar üniversitelerin çeşitli bölümlerini kazanarak, başarıyla hayata atıldı. Dernek bunun yanı sıra, 2 bin 583 kişiye de psikolojik destek vererek, bu alanda Diyarbakır ve bölgede yaşanan boşluğu da giderdi.

    Binbay, gerek Sohram-Der üzerinden gerekse bireysel olarak insan hakları alanında yaptığı çalışmalarla dünyanın en prestijli ödüllerinden birine layık görüldü. Uluslararası İşkenceyle Mücadele Örgütü tarafından dünyadaki 10 insan hakları savunucusu arasına seçilen Binbay, büyük bir başarıya imza attı.

    İHA’ya açıklamalarda bulunan Binbay, insan haklarına gerek Türkiye’de gerekse uluslararası alanda devletten ve siyasetten bağımsız ve somut katkılarda bulunmasından dolayı dünyadaki 10 insan hakları savunucusunun arasına girdiğini belirterek, “Seçici kurul, uluslararası bir komisyondan oluşuyor. Bu komisyonda yer alanlar dünyadaki uluslararası sivil toplum örgütlerinden oluşan bir komisyon tarafından seçiliyor. Bunun en önemli kıstası, o kişinin yaptığı çalışmalarından, siyasetten ve devletten bağımsız olması, yaptığı çalışmaların somut karşılığı olan sadece söylemde değil somut karşılığı olan ve süreklilik arz eden, bu çalışmalarının sonuçlarını, topluma somut katkıları olan çalışmaları baz alarak değerlendiriyor. Benim 40 yıllık insan hakları mücadelesinde yaptığım önemli katkılar, özellikle Türkiye’de fikir özgürlüğünün toplumda yer etmesini ve topluma bir değer olarak, bir ilke olarak yer almasını sağlaması yönünde yaptığım çalışmalar ve katkılar değerlendirildi” dedi.

    Türkiye’nin bir kültürler ve dinler mozaiği olduğuna dikkat çeken Binbay, “Özellikle bu dinler ve kültürler arasındaki diyaloglara yaptığım katkılar, somut olarak yaptığımız çalışmaların, gelenekselleşmesi ve toplumda bir gelenek haline dönüşmesi, işkencenin önlenmesinde, işkence mağdurlarını tedavisi ve rehabilitasyonu ile bu mağdurların topluma yeniden kazandırılması alanında yaptığımız somut çalışmalar bu listeye girmemizde büyük önem arz etti. Bunun yanı sıra siyaset mağduru, savaş mağduru ve zorunlu göç mağdurları için yaptığımız özellikle reformist diyebileceğimiz çok değişik yöntemlerle yaklaştığımız çalışmalarımızın da bu kararda büyük önemi oldu” diye konuştu.

    Binbay, Uluslararası İşkenceyle Mücadele Örgütü tarafından 9 Aralık’ta Lozan’da yapılacak toplantıda onur konuğu olarak konuşacak.

  • Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün Yapımında Kullanılan Teller, Dünyayı Üç Kez Dolanacak Uzunlukta

    Yavuz Sultan Köprüsü’nün inşaatı hızla devam ederken, köprünün kulesinden görülen manzara hayran bırakıyor. Köprünün yapımında kullanılan halatların uzunluğu ise dünyayı üç kez dolanacak uzunlukta.

    İstanbul’un trafiğini rahatlatacak Kuzey Marmara Otoyolu ile yapımı devam eden Yavuz Sultan Selim Köprüsü inşaatında çalışmalar hızla devam ediyor. Çalışmaları yerinde inceleyen Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’a yetkilillerden bilgi aldı.

    ÜZERİNDEN 10 BİN TONLUK TRENLER GEÇECEK

    Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’a bilgi veren yetkililer, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün hem asma hem de eğik askılı köprü özelliklerine sahip karma bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Köprüde asma köprülerde görülen ana kablo ile asma halatlar kullanıldığı öğrenildi. Bunun yanında eğik askılı köprülerde var olan eğik askılar da YSS’de mevcut olduğu tasarıma hibrit köprü denildiğini belirten yetkililer, köprünün üzerinden geçecek olan iki tane yük treninin toplam ağırlıkları yaklaşık 10 bin ton olduğunu ifade etti.

    TELLER UÇ UCA EKLENDİĞİNDE DÜNYAYI ÜÇ KEZ DOLAŞIYOR

    Yapısal yorulma ömrü 100 yıl olan 3. Köprü de 68 adet askı halatı kullanılırken, askı halatları da 7 mm çapında tellerin bir araya gelmesinden oluşturuluyor. Bir kablo büklümünün, 5.2 mm çapında yedi adet telin bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu Yavuz Sultan Köprüsü’nde bu büklümlerden 151 adeti bir araya getirilerek bir adet kablo meydana geliyor. Yetkililer, Bu kabloların içindeki tellerin uç uca eklendiğinde 124.832 km uzunluğa ulaştığını ifade ederek, kullanılan kabloların toplam uzunluğunun dünyayı üç kez dolaşacak uzunluğu denk geldiğini belirtti.

    İnşaatta gelinen son nokta ise kameralar tarafından görüntülendi. Köprünün kulesinden görüntülenen manzara, inşaatta incelemede bulunanları hayran bıraktı. Bazı görevlilerin selfie çektiği gözlendi.

    DEMİRCAN: EMEĞİ GEÇEN HERKESE ŞÜKRANLARIMIZI İLETİYORUZ

    Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, 3. Köprü’nün Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına gurur kaynağı olduğunu söyleyerek, “Emeği geçen, yapan, yaptıran ve takip eden başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere herkese şükranlarımızı iletiyoruz. Tam 95 kilometrelik bir hattan bahsediliyor. Yani İstanbul içerisindeki trafiği Edirne tarafından alıp Kocaeli tarafına getirecek olan hat, İstanbul içerisindeki trafiğe bir nebze olsun rahatlık getirecek büyük bir teknolojidir. Ben herkese teşekkür ediyorum. Bu gurur hepimizin. Geleceğin Türkiye’sine hep birlikte umutla koşuyoruz” dedi.

  • Tarihi Yavuz Sultan Selim Cami Ve Minaresi İnanç Turizmine Açılacak

    AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan, Araban ilçesine bağlı Köklüce (Ardıl) kırsalında bulunan Tarihi Yavuz Sultan Selim Cami ve minaresinin yürütülen restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından inanç turizmine kazandırılacağını söyledi.

    Milletvekili Erdoğan yaptığı yazılı açıklamada, tarihi cami ve minaresinde restorasyon çalışmalarına başlandığını hatırlatarak, çalışmaların tamamlanmasının ardından cami ve minarenin inanç turizmine kazandırılacağını kaydetti.

    Erdoğan, “Araban İlçesi Köklüce (Ardıl) kırsal mahallesindeki tarihi Yavuz Sultan Selim Camii ve Minaresinde yenileme çalışması başlatılıp inanç turizmine kazandırılması için yıllar boyunca çaba veriyorduk. Çabalarımız sonunda Vakıflar Bölge Müdürü İsa Güven’in de girişimleri ile sonunda tarihi cami ve minaresinde yenileme çalışmaları başlatıldı. resttorasyan için hazırlanan proje çalışmalarının tamamlamasının ardından Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 670 bin 700,37 TL (KDV hariç) bedelle ihalesi yapılarak, 21.07.2015 tarihinde sözleşmesi imzalandı. Yavuz Sultan Selim Cami ve minaresinin aslına uygun projesi ile yenileme çalışmalarına başlandı. 500 gün süresi olan yenileme çalışması 05.12.2016 tarihinde tamamlanacağını tahmin ediyor” ifadelerini kullandı. Çalışmalar ile ilgili bilgi veren Şantiye Şefi Restoratör İhya Aldemir ise tarihi camiye sonunda yerel halk tarafından yaptırılan beton arma bölümünün yıkılarak yenileme çalışmasına taban kazılarının gerçekleştirildiğini ifade etti. Duvarların iki sıra 50 cm yükseltildiği, üst kirişleme alt yastıkları yatırıldığını da anlatan Aldemir, yastık aralarının dolgusu yapıldığı, çatı ahşap malzemelerinin tamamlanarak çalışmaların devam ettiği bilgisini verdi

    8 yıllık uğraşları sonucunda Araban ilçesine bağlı Elif, Hisar ve Hasanoğlu kırsal mahallelerindeki Roma döneminde kalma tarihi Anıt mezarları ile ilçe merkezindeki tarihi Raban Kale-i Zerrin Kalesi üzerindeki tarihi İç Kale Camii’nin yenileme çalışmasının da tamamlandığı belirtilen Erdoğan, Sıtma Pınar Çayı üzerindeki tarihi Septimius Severus Köprüsü çalışmalarının da sürdüğünü kaydetti.

    Erdoğan, tamamlanacak yenile çalışmaların ardından ilçenin tarih ve inanç turizmi açısından önemli bir merkez haline geleceğini vurguladı.