Etiket: Yatırımlar

  • Erol Bilecik: “Bu yıl yatırımlar zayıf kalabilir”

    TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, siyasi belirsizliklerin politika belirsizliklerine dönüşmesi riskinin bugün ekonomi içerisinde çok önemli bir tehdit olduğunu ve iş dünyasının önünü görmesinin bu bir konjektörde kolay olmayacağını belirtti. Bilecik bu nedenle bu yıl yatırımların küresel anlamda zayıf kalacağını söyledi.

    Dünya Bankasının hazırladığı “Küresel Ekonomik Beklentiler Haziran 2017: Kırılgan Bir İyileşme” raporu, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ile ortaklaşa düzenlenen bir konferansla tanıtıldı. Toplantıya Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Johannes Zutt ve TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik de katıldı. TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik yaptığı açıklamalarda siyasi belirsizliklerin politika belirsizliklerine dönüşmesi riskinin bugün ekonomi içerisinde çok önemli bir tehdit olduğunu ve iş dünyasının önünü görmesinin bu bir konjektürde kolay olmayacağını belirtti. Bilecik bu nedenle bu yıl yatırımların küresel anlamda zayıf kalacağını söyledi.

    “Dünyada siyasi kırılmalar hala devam ediyor”

    Ekonomik beklentilerdeki iyileşmeye rağmen dünyada siyasi kırılmaların hala devam ettiğini belirten Bilecik, “Geçtiğimiz hafta gerçekleşen İngiltere seçimlerinin gibi sürpriz sonuçları ve aniden ortaya çıkan Katar krizi küresel ekonomik dengeler kadar küresel siyasi dengelerin de ne kadar kırılgan olduğunun en güzel göstergesi olarak karşımıza çıktı” dedi. Bilecik, “Devasa küresel ticaret anlaşmalarının bir kenara atıldığını önümüzdeki dönemin yeni ticaret dengelerinin ne olacağını tam olarak bilinmediğinin altını çizerek “Siyasi belirsizliklerin politika belirsizliklere dönüşmesi riskini bugün ekonomi içerisinde çok önemli bir tehdit olarak görüyoruz. İş dünyasının önünü görmesi böyle bir konjektürde kolay değil. Maalesef bu yıl yatırımların zayıf kalması şaşırtıcı olmayacaktır” şeklinde konuştu.

    TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik ise raporda geçen yıl yüzde 2,4’e kadar gerileyen küresel büyümenin, 2017 yılında yüzde 2,7’ye çıkacağı öngörüsünün bulunduğunu kaydetti. Bilecik rapor ile ilgili şunları aktardı: “Bu yıl dünya ticaret hacminde de artış oranının yüzde 2,5’den yüzde 4,0’e yükseleceği tahmin ediliyor. Ayrıca Amerika, Avrupa ve Japonya gibi ülkelerde büyümenin hızlanacağı öngörüleri yer alıyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu yükselen piyasalar ve gelişen ekonomilerin büyümesinin ise 2017 yılında ortalama yüzde 4,1 olması bekleniyor. Bu yıl, mali politikalarla iç talebe destek verilirken, küresel ticaretteki toparlanma ile ihracat artışının güçlendiğinin de altı çiziliyor”.

    Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Johannes Zutt ise şunları kaydetti: “2018 ve 2019’da yüzde 2,9’luk büyüme beklentisi var. Bu daha ziyade imalat ve ticaretin, güvenin artması ve aynı zamanda emtia fiyatlarının istikrara kavuşmasıyla bağlantılı. Gelişmekte olan piyasalar ve yükselen ekonomiler için büyüme beklentisi yüzde 4,1, önümüzdeki yıl için ise yüzde 4,5. Hem ABD’de hem de Avrupa’da siyasi konularda yakın zamanlarda aşağı yönde riskler oldu. Ticarette korumacılık gibi eğilimler vardı. Bunun dışında finansal piyasalarda aksaklık riskleri ortaya çıkmıştı. Orta vadede ise daha zayıf bir potansiyel büyüme riski mevcut.”

  • İnşaat sektörü yeni yatırımlar için harekete geçti

    İnşaat sektörü temsilcileri, referandum nedeniyle ötelenen yeni proje ve yatırımların mayıs ayı itibariyle yeniden gündeme geleceği ve konut alımının hızlanacağı öngörüsünde bulundu.

    Ekonominin lokomotifi durumundaki inşaat sektörü harekete geçmek ve vites büyütmek için gün sayarken; konut sahibi olmak isteyenler de sektörü yakın izliyor. Referandumun ardından gözlerin ekonomiye çevrildiğini belirten İzmirli inşaat sektörü temsilcileri, konut satışlarında artış yaşanacağını ve bu artışın da yaz aylarında devam edeceğini söyledi. Gerek İzmir, gerekse de şehir dışından gelen konut taleplerinin inşat sektörü açısından olumlu bir hava estirdiğini kaydeden sektör temsilcileri, nitelikli ve kaliteli üretilen konutların satılmasında her dönem olduğu gibi sorun yaşanmayacağını dile getirdi.

    “Nitelikli konutların yapımı hız kazanacak”

    Müteahhitler Federasyonu (MÜFED) Başkanı İnşaat Mühendisi Necip Nasır, nitelikli konutların yapımının kentsel dönüşüm ile hız kazanacağını belirterek, “Referandumun ardından sağlanan istikrar ortamıyla birlikte gözler yeniden ekonomiye çevrildi. Bir süredir askıya alınan yatırımlar ve konut alımları da yeniden gündeme geldi. Bu durum inşaat sektörüne de olumlu yansıyacaktır. Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki ile yaptığımız görüşmemize istinaden uygulamada eksiklikleri tespit edilen kentsel dönüşüm konusunda daha hızlı hareket edilmesini sağlayacak düzenlemenin de önümüzdeki mayıs ayında yürürlüğe gireceğini öğrenmemiz de bizi son derece mutlu etti. Kentsel dönüşüm ile kazanılacak yeni arsalarla birlikte, kentin ihtiyacı olan nitelikli konutların yapımı da hız kazanacaktır” dedi.

    “Belirsizlik kayboldu, sektör hareketlendi”

    Gözde Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Kalı ise “Referandum Türkiye’nin önünde bir belirsizlikti. Sonuç hayır da çıksa, evet de çıksa bu belirsizlik ortadan kalkacaktı ve referandum sürecinin tamamlanmasıyla birlikte ülkenin önündeki belirsizlik de kalkmış oldu. İnşaat sektörü büyümenin ülkemizde en yoğun görüldüğü sektör. Elbette büyümenin inşaat yoğunluklu olması çok sağlıklı bir durum değil. Ancak ülkemizdeki yapıların yüzde 60-70’inin yeniden inşa edilmesi gerekliliği, sektörün en önemli büyüme nedenleri arasında. Yaz aylarının gelmesi zaten bekleyen talebin alıma geçmesini sağlayan bir etken ve referandum sürecinin bitimiyle de bu alımlar hızlanacak. Referandum öncesi birçok alıcı referandumun bitmesini ve önünü görmek istiyordu. Bu anlamda sektör referandumun geçmesini olumlu karşıladı ve talepler artmaya başladı” diye konuştu.

    “Kentsel dönüşümde elimizi çabuk tutmalıyız”

    Kentsel dönüşümün önemine işaret eden Tanyer İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Münir Tanyer de şunları söyledi:

    “Referandum öncesi yaşanan süreçte referandumun sonucu yönündeki beklentiler inşaat sektöründe bir durgunluk yarattı. Referandumun ardından bekleyişin bitmesiyle insanlar yeniden yatırıma döndü. Artık ülke olarak bizim önümüze bakmamız gerekiyor. İnşaat sektörü ülkemizin motor sektörlerinden biri ve birçok alt sektöre de kaynak sağlıyor. Bundan dolayı sektörün bekleme ve durgunlaşma gibi bir lüksü yok. Sektör büyümek zorunda. Ayrıca ülkemizdeki depreme dayanıksız yapı stokunu bir an evvel kentsel dönüşüm kapsamında depreme dayanıklı şekilde dönüştürmeliyiz. İzmir özelinden bakarsak, inşaat sektörünün burada diğer büyük şehirlere göre büyük bir avantajı bulunuyor. Bundan dolayı büyüme İzmir’de daha fazla olacaktır. Konut fiyatları kapsamında da artan döviz ve enflasyonun etkilerinin bir miktar fiyatlara yansıması kaçınılmaz. Önümüzdeki günlerde konut fiyatlarının artacağını görüyoruz. Buradan konut almak isteyen İzmirliler’e tavsiyem ellerini çabuk tutmaları.”

    “Yaşanan ivme devam edecek”

    DRC Grup Kurucu Ortaklarından Caner Tan da gayrimenkul sektöründe konut alımlarının ocak ve şubat aylarında yavaşladığını ancak referandum sonrasında ise bir hareketlenme yaşandığına dikkat çekerek, “ÖTV, KDV indirimi ve faiz indirimlerinin aynı kalması da bu durumu olumlu etkiliyor. Yaşanan ivmenin yaz aylarında da devam edeceğini düşünüyorum. Nitelikli konut talebi arttıkça, inşaat sektörü de canlılığını sürdürecektir. Önemli olan doğru yerde, doğru projeyi, doğru hedef kitleye sunabilmektir. İzmir gerek insan yapısı, gerekse de sağladığı olanaklarla kaliteli göç alan bir şehir. Bu durum şehir dışından satışları da hızlandırıyor” ifadelerini kullandı.

    “Ekonomik reformları hızlandıracak”

    Egebeta Yönetim Kurulu Başkanı Gafur Alişer ise “İnşaat sektörü geçtiğimiz haziran ayının ardından geçen 8 aylık süre boyunca referanduma kilitlenmişti. Referandumla birlikte taşların yerine oturduğunu ve referandumun ciddi bir ekonomik reformu da hızlandıracağını düşünüyorum. Çok hızlı bir şekilde gerek sanayi gerek inşaat sektörü canlılık kazanacaktır. İçinden geçtiğimiz süreçte dünyada da dengelerin değiştiğine tanık oluyoruz. Amerika’nın doları uluslararası piyasada ve ülkemizde düşürmeye yönelik tutumu gibi pek çok etkeni yan yana koyduğumuzda gelişmekte olan ülkelerin menfaatine yönelik adımlar atılacağını öngörüyorum. Sektördeki gelişmeler de temmuz gibi hızlanacaktır” dedi.

  • Bakan Eroğlu Adıyaman’a yatırımlar devam edecek

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Adıyaman’da, Gömükan Barajı başta olmak üzere 8 tesisin temelini atarak, 5 tesisin açılışını da gerçekleştirdikten sonra partililerle bir araya geldi.

    Adıyaman Hükümet Konağı önünde gerçekleştirdiği açılışlar ve temel atma törenleri sonrası ilk olarak Adıyaman Belediye Başkanlığına geçen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, burada Belediye Başkanlığı Şeref Defterini imzalayarak Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu’dan, belediyenin çalışmaları hakkında bilgiler aldı.

    TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın, AK Parti Adıyaman Milletvekillerinden İbrahim Halil Fırat, Adnan Boynukara, Salih Fırat, Adıyaman Valisi Abdullah Erin ve kurum müdürlerinin eşlik ettiği Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu belediye çalışmaları hakkında bilgi aldıktan sonra AK Parti Adıyaman İl Başkanlığına geçti.

    AK Parti Adıyaman İl Başkanlığında alkışlarla karşılanan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, burada partililerle bir araya geldi.

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nu Adıyaman’da, ağırlamaktan oldukça mutlu olduklarını dile getiren AK Parti Adıyaman İl Başkanı Abdurrahman Dimez, “ 15 Temmuzda bu dik duruşlarıyla vatanına, bayrağına ve hükümetine sahip çıkan bu vatandaşlarımıza ne yapsak azdır diye düşünüyorum. Bugünde yine 213 milyonluk bir yatırımla 13 tesisimizin gerek temel atmasını gerekse açılışını yaptık. Bu teşkilat bugüne kadar üzerine düşeni yaptı. AK Parti hükümeti, yaklaşık 15 yıldır bu ülke için bu millet için Adıyaman için ellerinden geleni yapıyorlar ve yapmaya devam edecekler. Önümüzdeki 2017 yılında devletimizin daha iyi bir şekilde yönetilmesi adına bir referandum ve başkanlık sistemiyle ilgili çalışmalarımız olacak. Biliyorsunuz şuan mecliste MHP’ye iyi bir birliktelik yakaladık. İnşallah muhalefet partisi de girdiğimiz bu yolda daha iyi daha bir Türkiye adına bizle beraber hareket ederler” ifadelerini kullandı.

    2019 yılı sonuna kadar baraj göletleri ve sulama tesislerinin yapılacağını vurgulayan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “AK Parti büyük bir davası olan parti. Belki dünyanın en büyük organizasyonu bizim partimizin siyasi organizasyonu olarak 9 Milyona yakın, Avrupa’da, bazı ülkelerin nüfusundan fazla üyesi var. AK Parti kurulduğu günden buyana büyük hizmetler yaptı. Hangi birisini anlatayım. IMF’ye olan borcumuzu tamamen kapatarak IMF’nin borcundan bile kurtulmak yeter başkasını söylemeye gerek bile yok.

    Demokrasi meydanlarında milletimizin gösterdiği heyecan darbeye karşı dik duruş dünya tarihinde kahramanlık destanı olarak kayda geçti. O bakımdan sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Bugün buraya eli boş gelmedik. Bugün 13 tesisin temel atma açılışını yaptık. 2013 milyon tl. Ayrıca buraya her gelişimde müjde verdim. Bunlardan daha önce verdiğimiz müjdeler 47 müjdeydi bu seferde 24 müjdeyle geldim böylece 71 müjde oluyor. Ve bunun da toplam bedeli 1 milyar 600 milyon TL.

    Adıyaman’ın hizmete ihtiyacı var biliyoruz. Geçen sefer verdiğimiz bakın 47 müjdenin 33 tanesini bitirdik büyük barajlar inşa ediyoruz, büyük göletler. Allah nasip ederse sayın başbakanımızın ilan ettiği GAP’ın son eylem planıyla birlikte 2019 yılı sonuna kadar baraj göletleri sulama tesisleri yapılacak dereler ıslah edilecek onu özellikle vurgulamak istiyorum.

    Adıyaman’ın tamamını hep birlikte çiçek gibi yapacağız. Çiçek gibi bir Adıyaman” ifadelerini kullandı.

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ve beraberindeki heyetin katılımıyla Türkiye Petrolleri Kültür Merkezinde koordinasyon toplantısı basın mensuplarına kapalı olarak gerçekleştirildi.

  • İlter: “Suya yatırımlar arttı”

    Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından 23 bölgede düzenlenen ‘Yerel Yönetimlerde Su Güvenliği’ toplantısının sonuncusu Aydın, Muğla ve Denizli illerinden gelen ilgili kurumların temsilcileri ile Akyaka Yücelen Otel’de yapıldı. Toplantıların genel değerlendirmesi önümüzdeki hafta Antalya’da üç gün süre ile yapılacak.

    “ÇALIŞMALAR İLE SUYUN MİKROBİYOLOJİK ORANINI YÜZDE 2,5 DÜŞTÜ”

    Aydın, Muğla, Denizli illerinin ilgili kurumlarından gelen yetkililerin katıldığı ve ‘Yerel Yönetimlerde Su Güvenliği’ toplantısı hakkında bilgi veren Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çevre Sağlığı Daire Başkanı Hüseyin İlter, “Muğla’da üç ilin yerel yönetimleri ile birlikte su güvenliği değerlendirme toplantısı yapıyoruz. Amacımız bu üç ilin şebeke suları ile ilgili son durumunu değerlendirmek. Varsa çözülmesi gereken noktalar bunları çözüme kavuşturmak ve ileriye dönük planlamalar yapmak. Bunun yanında Büyükşehir Belediyeleri ile işbirliğini arttırmak istiyoruz. İllerimiz arasında farkındalık ve işbirliğini arttırmaya çalışıyoruz. Biz bu toplantıları iki yıldır gerçekleştiriyoruz. Geçen yıl 60 ilimizi değerlendirdik. Bu yıl da geri kalan illerimizde toplantıları tamamlıyoruz. Toplantılarda çok ciddi olumlu sonuçları oldu. Artık belediyelerimizin, il özel idarelerimizin konuya bakış açıları biraz daha değişti, daha olumlu yaklaşımlar sergileniyor. Suya yapılan yatırımlar arttı. Bunun analiz çıktısını da aldık. Mikrobiyolojik kirlilik oranlarımız 2,5 oranında Türkiye genelinde azalmış durumda. Bu oran az gibi gözükse de yıllardır verilen emeğin bir eseri. Bu sonuçlar bizim açımızdan çok ciddi sonuç. Milyonlarca vatandaşımız mikroplu su içmekten kurtulmuş oluyor. Gönlümüzden geçen bu oranları çok daha az seviyelere düşürmek ve en geniş kitleye mikrobiyolojik açıdan veya kimyasal açıdan en temiz ve en güvenli suyu ulaştırmak. Belediyelerimiz ve İl Özel İdarelerimiz ile ortak işbirliğini nasıl geliştirebiliriz bunun tartışmasını yapıyoruz toplantılarda. Muğla’da yaptığımız toplantı yerel yönetimler ile son toplantımız. Gelecek hafta 81 ilimizin yetkililerin katılacağı geniş katılımlı toplantı Antalya’da üç gün boyunca genel bir değerlendirme toplantısı yapacağız” dedi.

    YILLIK 200 BİN NUMUNE ALINIYOR

    Türkiye genelinde Halk Sağlığı Kurumu olarak görevlerinin Belediyeler veya İl Özel İdareler tarafından vatandaşın tüketimine sunulan suların güvenli olup olmadığını takip etmek olduğunu belirten İlter, “Kurum olarak 5 bin 500 civarında Çevre Sağlığı ekibi ile içilebilir suların en uç noktaya kadar takiplerini yapıyoruz. Yıllık 200 bine yakın numune alıyoruz. Bu numunelerden kimisi takip, kimisi kontrol numunesi. Bu numuneleri hem kimyasal, hem mikrobiyolojik açıdan sonuçları değerlendiriyoruz. Sonuçları elektronik ortamda toparlıyoruz. Bu sistemi yerel yönetimlerimize açtık. Valilerimiz, Kaymakamlarımız, Belediye Başkanlarımız ve İl Özel İdaresi Genel Sekreterliklerimiz kendi bölgelerine ait anlık sonuçları anında görebiliyorlar sistemde. Sistemimizde şebeke hatlarına kadar, kaynaklar, su depoları ve analiz sonuçları gibi çok geniş veriler fotoğrafları ile birlikte var. Müdahale edilmesi gereken durulmada alarm vererek kendi bölgelerinde anlık müdahale edebiliyorlar. Bizim için faydası daha önce haftalar süren analiz sonuçlarının laboratuara ulaşması, laboratuardan çıkması haftaları buluyordu. Bu da müdahaleyi geciktiriyordu. Biz analiz sonucu çıkar çıkmaz ilgili belediyelere ulaştırıyoruz ve böylelikle hemen müdahale etme imkânı buluyorlar” dedi.

  • Teröre inat bölgede yatırımlar devam ediyor

    Diyarbakır, Van, Elazığ, Gaziantep ve son olarak da Şırnak’ta gerçekleştirilen terör saldırılarının ardından gözler bölgedeki ekonomik yatırımlarına çevrildi.

    Özellikle geçtiğimiz günlerde Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin de katılımı ile temeli atılan ve bölge için nefes borusu olarak nitelendirilen Saray Kapıköy Gümrük Kapısı’nın modernizasyon çalışmaları ile bölgede yapılan yatırımları değerlendiren Van Ekonomi Konseyi Dönem Başkanı Kerem Baynal ve Van TSO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Faruk Biner, teröre inat bölgedeki yatırımların devam ettiği vurgusunu yaptılar.

    Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili Faruk Biner, Kapıköy Gümrük Kapısı’nın son 20 yıllık serüveninin kangren haline geldiğini belirterek, “Hemen yanı başımızdaki İran’la en uzun kara sınırına sahip olan bir kentiz. Maalesef bugüne kadar sınır kapılarımız rehabilite dilmediği için kullanılamaz bir durumdaydı. İranlıların bize ihtiyacı olduğu gibi özelde Van, genelde Türkiye’nin de İran pazarına ihtiyacı vardır. Van’da yaşanan depremler ve sonrasında yaşanan çatışma ortamı ile daralan ekonominin İran pazarı ile birlikte yeniden genişlemesi ve ilimizin bir cazibe halini alması bizleri sevindirmektedir. Esnafımızdan da bu anlamda olumlu tepkiler almaktayız” dedi.

    “Yatırımlarla bu olumsuz ortamı değiştirmeliyiz”

    Buradaki insanların kaçakçılık değil ihracat yapmalarını istediklerini belirten Biner, şunları ifade etti:

    “Biz insanımızın kaçakçılık yapmalarını değil ihracat ve ithalat yapmalarını istiyoruz. Kayıt altına alınsın, herkes vergisini versin ve doğru ticaret yapılsın. Bununla birlikte kısa bir süre önce açıklanan bölgeye dönük yatırım paketi olan anahtar teslimi fabrikaların açılması yeniden bölge ekonomisinin canlandırmaya yönelik bir adım olarak değerlendiriyoruz. Önemli bir süreçten geçiyoruz. Özellikle son zamanlarda canımız acıtan olumsuz gelişmeler yaşandı. 15 Temmuz darbe kalkışması girişimi ve akabinde bölgede devam eden saldırılar bizlere birlik ve beraberliğimizi tekrar pekiştirerek, buna inanarak ve bütün toplumda ayırım yapmaksızın tüm kesimleriyle ortak paydamızın vatanımız olduğu noktasında hepimiz elimizden geleni yapmalı ve yatırımlarla bu olumsuz ortamı değiştirmeliyiz.”

    Kapıköy Sınır Kapısı’nın modernizasyonu ile alakalı temel atma töreninin bölge açısından çok anlamlı ve değerli bir adım olarak nitelendiren Van Ekonomi Konseyi Dönem Başkanı Kerem Baynal ise “Özellikle ülkemizde, bölgemizde ve ilimizde son dönemde yaşanan terör olayları, darbe kalkışması gibi olumsuz gelişmeler ve insanı moralsizleştiren olayların yoğunlukta olduğu bir dönemde Van’ın ekonomik olarak nefes borusu diyebileceğimiz ve nefes alacağımız bir projenin temelinin atılması çok çok önemli ve değerlidir” dedi.

    “Kapıköy Gümrük Kapısı’nın modernizasyonu 16 ayda tamamlanacak”

    Türkiye geneline bakıldığında birçok devlete sınırı olmasına rağmen Van’ın en az ihracat yapan illerin başından geldiğini ifade eden Baynal, “Halbuki İran ve Orta Asya gibi bir pazar yanı başımızdayken bu kadar geride kalmamız bizim açımızdan da çok sevindirici bir gelişme değildir. Ancak geçtiğimiz günlerde temelini attığımız gümrük kapısı projesinin 16 ay gibi kısa bir sürede bitirilmesi gerekliliği hem karayolu hem de demir yolu taşımacılığının yapılacak olması, ilimiz ekonomisinin geleceği açısından çok değerlidir. Aynı zamanda bunun böyle bir süreçte yapılması da ayrı bir anlam ifade etmektedir” şeklinde konuştu.

    “Terörden ziyade istihdam ve refahın konuşulacağı bir sürece geçeceğiz”

    Kısa bir süre önce onlarca kişinin düğünde şehit olduğu olayların konuşulduğu bir zamanda yaşanan olumlu gelişmelerin değerli olduğunu vurgulayan Baynal, “İlimizde 4 şehidimizin olduğu terör saldırısından 2 hafta sonrası Gaziantep, Elazığ ve Şırnak saldırıların konuşulduğu bir ortamda, ilimizdeki bu gelişmeler inşallah artık terörden ziyade istihdamın, ölümlerden ziyade refahlı bir hayatın, fakirlikten ziyade zenginliğin konuşulacağı bir sürece geçeceğiz diye bizlere ümit veriyor” diye konuştu.