Etiket: Yatırıldı

  • Mersin’de Medyada Şeffaflık Ve Etik Masaya Yatırıldı

    Mersin’de düzenlenen ‘Medya-Şeffaflık ve Etik’ paneline basın özgürlüğü ve tutuklu gazeteciler damga vurdu. ÇHD Genel Başkanı Ahmet Abakay, içeridekilerin dışarıdakilerden daha güvende olduğu bir algı süreci yaşandığını söylerken, gazeteci Nedim Şener ise Türkiye’de medya-siyaset ilişkisinin çok ciddi bir sorun olduğunu belirtti.

    Mersin’de yayın yapan Kanal 33 Televizyonu’nun yürütmekte olduğu AB Sivil Toplu Diyaloğu ‘Avrupa-Türkiye Medya İşbirliği’ projesi kapsamında Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nin desteğiyle Toros Üniversitesi’nde ‘Medya-Şeffaflık ve Etik’ paneli düzenlendi. Türk basının içinde bulunduğu durum, gazetecilerin hakları, basın özgürlüğü ve tutuklu gazeteciler, medyada şeffaflık ve etik konularının masaya yatırıldığı panele konuşmacı olarak Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Ahmet Abakay, Gazeteci Nedim Şener ve Kıbrıs Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı Mehmet Cemal Akay katıldı. Panelin moderatörlüğünü Adnan Özdemir yaptı.

    Panelde, basın özgürlüğü konusunda iktidarı eleştiren bir konuşma yapan ÇHD Genel Başkanı Abakay, bugün cezaevlerinde 29 gazeteci olduğunu söyledi. Dün Nedim Şener’in, bugün ise Can Dündar ve Erdem Gül’ün içeride olduğuna dikkat çeken Abakay, Türkiye’de muhalif olmanın zor olduğunu vurguladı. İçeridekilerin dışarıdakilerden daha güvende olduğu bir algı süreci yaşandığını belirten Abakay, “Tahir Elçi’nin eşi, ‘Eşim cezaevinde olsaydı şu anda öldürülmeyecekti’ demişti. Can Dündar’ın oğlu da geçenlerde, ’Babam cezaevinde tutuklu ama can güvenliği var’ dedi. İçeride olanların dışarıda olanlardan çok daha güvende olduğu bir algının bulunduğu süreci yaşıyoruz. Türkiye’de gazeteciler görevlerini yapamıyor” dedi.

    Kıbrıs Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı Akay da Türkiye’deki gazeteciliğin içinde bulunduğu durumun üzücü olduğunu kaydetti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC), dünya özgür basın listesinde ilk sıralarda yer aldığını vurgulayan Akay, KKTC’de en son 20 yıl önce bir gazetecinin hapse girdiğini, onu da meclisten çıkarılan özel bir yasayla çıkardıklarını anlattı.

    “TÜRKİYE’DE MEDYA-SİYASET İLİŞKİSİ ÇOK CİDDİ BİR SORUN”

    Gazeteci Nedim Şener ise gazetecinin haberin gerçek olup olmadığına, halkı ilgilendirip ilgilendirmediğine bakarak haber yaptığını söyledi. Sadece gerçeğin peşinde olanların gazetecilik yaptığını savunan Şener, tutuklanan gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün de tam olarak bunu yaptıklarını ifade etti. İçeride başka tutuklu gazeteciler de bulunduğunu aktaran Şener, bunların arasında ‘cemaatin operatörleri’ olarak nitelediği kişilerin de bulunduğunu, Dündar ve Gül ile aralarında benzerlik kurulduğunu belirterek, “Ancak aradaki fark şu; bahsettiğimiz kişiler gazetecilik yapıyor ama devletin içindeki bir çetenin elemanları aslında. Her yere uzanıyorlar. Bunların yaptığı ile Can Dündar’ın yaptığı arasında fark var. Can, ortada olan bir gerçek vardı ve bunu yayınladı, kenara çekildi. Ötekiler proje geliştiriyor. Sizin hakkınızda algı yaratıyor, bunlar ihbara dönüşüyor, ihbar dosyaya dönüşüyor, sonra gözaltına alınıyorsunuz. Yazdığı baştaki yalanı savcının iddianamesi de böyle çıktı diye sunuyor, haber yapıyor. Bizim başımıza gelen buydu” diye konuştu.

    Gazeteciliğin zenginleşme mesleği olmadığının altını çizen Şener, ancak Türkiye’de çok ciddi zenginleşme, statü atlama ve elitler arasına katılma mesleği olarak görüldüğüne dikkat çekti. Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin 3 bin 60 kişiyle yaptığı bir araştırmanın bazı sonuçlarını da aktaran Şener, buna göre Türkiye’de yolsuzluğun ana nedenleri arasında siyaset-medya ilişkisinin ilk 4 içinde yer aldığını söyledi. Araştırmaya katılanların yüzde 30’unun medyada yolsuzluk olduğunu belirttiğini aktaran Şener, ayrıca medyanın Türkiye’de en az güvenilen kurumlar arasında çıktığını ifade etti. Medya-siyaset ilişkisinin çok ciddi bir sorun olduğunu ve medyaya güven sorunu bulunduğunu dile getiren Şener, bir gazetecinin ilkeli durma, denge kurma ve araştırmayı, objektif olmayla taçlandırması gerektiğini de sözlerine ekledi.

  • Lojistik Sektöründe Hukuki Sorunlar Ve Çözüm Önerileri Masaya Yatırıldı

    ‘Lojistik Sektöründe Yaşanan Hukuki Sorunlar ve Çözüm Önerileri’nin masaya yatırıldığı konferansa katılan İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdülkadir Gayretli, sektörün sorunlarına dikkat çekti.

    İstanbul Gelişim Üniversitesi Meslek Yüksekokulu ve Lojistik ve Taşıma Hukuk Derneği işbirliği ile gerçekleşen konferansta ‘Lojistik Sektöründe Yaşanan Hukuki Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ masaya yatırıldı. Öğrencilerin de yoğun ilgi gösterdiği konferansta İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdülkadir Gayretli, Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Erdal Şen, Müdür Yardımcıları Öğr. Gör. Halil İbrahim Yaşar, Öğr. Gör. Fırat Demirkol, Lojistik Programı Başkanı Öğr. Gör. Gürkan Ilgazcan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Ülgen, Lojistik ve Taşıma Hukuku Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Ulaştırma ve Lojistik Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Türkay Özdemir, İstanbul Barosu Lojistik ve Taşıma Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Egemen Gürsel Ankaralı, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Gençtürk, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatih Aydoğan, Uluslararası Nakliyeciler Derneği Başkan Yardımcısı ve ALC Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Öğr. Gör. Ali Çiçekli’nin katılımıyla gerçekleşti.

    “ÇALIŞAN FAKTÖRÜ ÇOK ÖNEMLİ”

    Konferansın açılış konuşmasını yapan İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdülkadir Gayretli, sektörün sorunlarına dikkat çekti. Lojistik sektöründe şoför ve çalışan faktörünün çok önemli olduğunu söyleyen Gayretli, “Eskiden lojistik deyince kara ve demir yolları aklımıza geliyordu, şimdi ise hava, kara, demir ve deniz yolları geliyor. Özellikle hava yolları tamamen önplana çıkmış vaziyette. Çok kolay ve modern bir sistem haline geldi. Bütün lojistik sektöründe sorunlar başlığı altında yapacağımız seminerdeki en önemli sorunlardan biri de hukuki sorunlar. Her ülkenin kendine özel bir hukuki işleyiş şekli vardır. Ama herkesin kendi kuralları olduğu için sorunlar ortaya çıkıyor. Avrupa Birliği standartları ortaya koymak suretiyle bütün ülkelerdeki lojistik sektörlerinin birleştirilmesiyle gerekiyor. Yön verilmediği takdirde herkes kendine göre bir kota koyacaktır. Bu da bir ülkeden geçerken rahat olması, diğer ülkelerde zorluk çıkması demektir. Bunlar maddi ve manevi sıkıntılar doğurur. Asıl mesele de kişisel gelişimle alakalı. Çünkü lojistikte şoför ve çalışan faktörü çok önemlidir. Bu faktörleri yerine getirdiğimiz yani kaliteli lojistik elemanları yetiştirdiğimiz takdirde halka, millete, devlete, ülkeye ve devlete kaliteli insan yetiştirmiş olacağız” dedi.

  • Bingöl’de Kadın Sorunları Masaya Yatırıldı

    Bingöl Üniversitesi Kadın ve Aile Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdüresi Yrd. Doç. Dr. Fatma Esen, “Hiçbir ülkede, kadınların emeği ve katkısı olmadan sağlıklı bir şekilde gelişme, kalkınma ve demokratikleşme sürecinde başarıya ulaşmanın mümkün olmadığını düşünüyoruz” dedi.

    Bingöl Üniversitesi Kadın ve Aile Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü’nün yeni yönetim kurulu, kadın sorunlarını belirlemek, çözüm önerileri sunmak ve çözüme yönelik çalışmalar yapmak için ilk adımı personellerle bir araya gelerek attı. Bir restoranda düzenlenen toplantıda konuşan Bingöl Üniversitesi Kadın ve Aile Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdüresi Yrd. Doç. Dr. Fatma Esen, birimlerinin temel amacının kadın ve aile sorunlarına dikkat çekerek, özellikle kadının toplum içerisinde hak ettiği konuma ulaşabilmesine katkıda bulunmak olduğunu kaydetti. Esen, “Kadınların üretime ve yönetime katılma imkânına kavuştukları her ülkede, toplumsal gelişme çabalarında etkin ve çok önemli roller üstlendiğine hepimiz tanık oluyoruz. Hiçbir ülkede, kadınların emeği ve katkısı olmadan sağlıklı bir şekilde gelişme, kalkınma ve demokratikleşme sürecinde başarıya ulaşmanın mümkün olmadığını düşünüyoruz. Özellikle günümüzde, kadınların, sosyal, ekonomik ve politik katkılarına her zamankinden fazla gereksinim duyulduğuna inanıyoruz” dedi.

    Sağlıklı bir toplumun oluşturulması için, kadını ve erkeği ile toplumun tüm kesiminin güçlendirilmesi, bilinçlendirilmesi ve birçok konudaki haklı taleplerinin de bir an önce karşılık bulmasının gerekliliğine inandıklarına dikkat çeken Esen, şunları kaydetti:

    “Kadınlarımızın hayata daha fazla katılmalarının gerektiğine inandığımız gibi, kadın zarafeti ile şekillenen bir sosyal hayatın da daha aydınlık bir geleceğe ulaşmamızın yegâne koşulu olduğu kanaatindeyiz. Bu doğrultuda birimimizin gerek akademik gerekse sosyal içerikli çalışmalarla günümüz toplumunda önemli bir sorun olarak görülen, kadın ve aile sorunlarına çözüm noktasında önemli bir katkı sağlayacağını umut ediyoruz.”

  • Romanya’da Türk Dili Ve Kültürü Masaya Yatırıldı

    Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)’nın katkılarıyla Romanya’da “3. Uluslararası Kültürel Çokseslilik: Dünyada Türk Dili, Kültürü ve Medeniyeti Konferansı” düzenlendi.

    Faaliyet gösterdiği ülkelerde düzenlenen ulusal ve uluslararası konferans ve toplantılara destek veren TİKA’nın katkılarıyla Köstence Ovidius Üniversitesi ve Romanya Demokrat Türk Birliğinin organizasyonu ile “3. Uluslararası Kültürel Çokseslilik: Dünyada Türk Dili, Kültürü ve Medeniyeti Konferansı” düzenlendi.

    Konferansa Romanya, Türkiye, Kıbrıs, Kosova, Makedonya, Moldova, Kırım, Azerbaycan ve Bulgaristan’dan 60’ın üzerinde akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katılarak konuya disiplinler arası yaklaşımlarıyla katkıda bulundu. Konferans ilk gün açılış konuşmalarıyla başladı.

    Ovidius Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sorin Rugina, üniversitelerinin Karadeniz kıyısındaki en büyük üniversite olduğunu söyledi. Uluslararası yaklaşımlarının bünyelerindeki öğrenciler ve programla kendisini gösterdiğini ifade eden Ovidius Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rugina, bu uluslararası ve çok kültürlü ortamda bölgenin önemli ve tarihi topluluk ve dillerinden olan Türkler ve Türkçe ile ilgili bir akademik programa ev sahipliği yapmaktan dolayı duydukları mutluluğu dile getirdi. Ovidius Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rugina, TİKA’ya işbirliklerinden dolayı teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

    Ovidius Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Cristinac Tamaş, fakültelerindeki Türkçe programının öneminden söz ederek bir ay önce TİKA tarafından donanım desteğinde bulunulan Mehmet Akif Ersoy Türkçe sınıfının açılmasının ardından bu konferansa da TİKA’nın verdiği desteğin ve iki kurum arasındaki işbirliğinin kendilerini mutlu kıldığını ifade etti.

    Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosu Ali Bozçalışkan ise Türkçe’nin ve bölgede yaşayan Oğuz ve Kırım Tatar Türklerinin Türk-Rumen ilişkilerinde gördüğü önemli köprü görevini vurgulayarak, nitelikli akademik çalışmaların bu köprü görevini sürekli kılacağını söyledi. TİKA Bükreş Program Koordinatörü Hacı Ahmet Daştan da, TİKA’nın Romanya’daki akademik ve eğitim çalışmalarına vereceği desteğin devam edeceğini, Ovidius Üniversitesiyle işbirliklerinin de sürmesini arzuladıklarını ifade ederek tüm katılımcılara teşekkürlerini sundu.

    Açılış oturumunun ardından sunumlara geçildi, eş zamanlı oturumlar şeklinde katılımcılar tebliğlerini sundu. “Doğu-Batı: Yakınlık ve Uyum”, “Türk Dili, Kültürü ve Medeniyeti” başlıkları altında geçen oturumlarda katılımcılar tebliğlerini sundu. Konferansın bildiri kitabının TİKA’nın desteğiyle 2016 yılında basılması düşünülüyor.

  • ‘Yenilenebilir Enerji’ Uluslararası Arenada Masaya Yatırıldı

    Elektrik, elektronik ve mekatronik alanında dünyaca ünlü bilim adamlarının kendi alanlarında sunum yaptıkları 4. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Konferansı İtalya’nın Palermo şehrinde gerçekleşti.

    53 ülkeden 700’e yakın katılımcının bulunduğu konferans, İstanbul Gelişim Üniversitesi, Palermo Üniversitesi ve ICRERA ortaklığında düzenlendi. Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden 30 akademisyen ve sanayi kuruluşunun yer aldığı konferansta alanında uzman pek çok isim sunumlarını gerçekleştirdi. Konferansın açılış konuşmasını yapan İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdülkadir Gayretli, ‘’Sunulan bilgiler hayata ve sanayiye kazandırılarak insanoğlunun huzurlu ve barış içinde yaşaması sağlanmalıdır. Zirveye çıkan ülkeler zirvede kalmalı ve gelişmekte olan ülkeler zirveye doğru koşmalıdır. Zirveye ulaşmanın yolu da yenilikçilikten geçer’’ dedi. Konuşmasında İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin projeleri olan Uçan Araba ve Tomosentez Röntgen cihazıyla ilgili bilgiler de veren Gayretli, ‘’Türkiye özelikle son 10 yıldır, Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın, YÖK ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın eğitime yaptığı yatırımlarla üniversite sayısını 200’e yükseltti. Yenilikçi ve girişimci üniversite anlayışıyla ve yeni buluşlarla dünya lideri olmaya koşan bir ülke olarak eğitim kalitemizi yükseltmeye devam edeceğiz’’ diye konuştu. ‘‘Türkiye’ de Yükseköğretimde oluşturulan yeni anlayışlar ve standartlarla İNOVASYON ve ARGE çalışmalarıyla üniversiteler, geliştiren ve üreten bir yapıya kavuşmuştur’’ diyen Gayretli, üniversite ve sanayi işbirliği ile geliştirilen yeni buluşlarla ve patent sayıları ile Türkiye’nin dünya ekonomisinde yarışacak duruma geldiğini ifade etti.