Etiket: Yatırıldı

  • Aşı reddi Artvin’de masaya yatırıldı

    Türkiye’deki aile hekimlerini temsil eden en büyük kuruluş olan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF), son yıllarda hızla artan ve toplum sağlığını tehdit eden aşı reddini Artvin’de masaya yatırdı.

    Artvin’de düzenlenen programa AHEF Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şenol Atakan, AHEF Hukuk-Mevzuat Komisyonu Başkanı Dr. M. Ümit Işıldak, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Meltem Işıkgöz Taşbakan, Artvin Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Şevket Erkök, Ardahan Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Volkan Aktemur, Trabzon Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Hakan Uzun ile Artvin ve çevre illerden çok sayıda aile hekimi katıldı. Programda konuşan AHEF Başkanı Atakan, kamuoyunda yanlış inanışlar sebebiyle aşı reddinin her yıl katlanarak arttığını, bunun da toplum sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Atakan, “2011 yılında sadece 183 adet olan aşı reddi sayısı 2017 yılında 23 bin 600’e ulaştı. Eğer rakam 50 binleri geçerse toplum sağlığı açısından, özellikle de bebeklerimiz için hayati riskler söz konusu olabilir” dedi.

    Dr. Atakan, “Toplumumuzda tamamen yanlış inanışlarla aşı reddi olduğunu görüyoruz. Aşı kısır yapar, ithal ürün bizi hasta eder, içerisinde civa var, alüminyum var gibi inanışlarla insanlar aşı yaptırmaktan korkar hale gelmiş. Burada sosyal medyadaki bilgi kirliliğinin de maalesef etkisi var. Oysaki Türkiye dünyada aşı konusunda en hassas ülkelerden biri. Sağlık Bakanlığımız bu konuda çok önemli çalışmalar yapıyor ve aşıların neredeyse tamamı ücretsiz. Ancak kamuoyunda hızla artan bu yanlış bilincin düzeltilmesi lazım” diye konuştu.

    Atakan, AHEF olarak aşı hakkında toplumun doğru bilgilendirilmesi için bir dizi etkinlik gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bugün de çok kıymetli hocalarımız ile beraber Artvin’deyiz. Burada Trabzon ve Ardahan gibi farklı illerden de katılımla aşının birey ve toplum sağlığı açısından önemini farklı alt başlıklarda konuşacağız. İnanıyorum ki Artvin’de yapmış olduğumuz bu çalışma toplumumuzun bilinçlenmesi için son derece verimli çalışmalara vesile olacak” ifadelerini kullandı.

    Program sonunda Artvin ve çevre illerde görev yapan aile hekimlerinin sorunlarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme toplantısı yapıldı.

  • İslamofobi masaya yatırıldı

    Kartepe Zirvesi’nde Yeni Dünya Düzeni Kavramı, İslamofobi ve Yabancı Düşmanlığı konuları ele alındı

    Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın, “21’inci yüzyılda algılar her şeyin önüne geçmiştir. Çok temel bir ilkemiz vardır, bakıp görmemiz lazım. Algı gerçek değil gerçeğin bir şekilde yansıtılıp sunulmasıdır. 1980’de Avrupa’ya gittiğimizde ülkemizle ilgili birçok yanlış algılar bulunuyordu. Ülkemizle ilgili sözde Ermeni meselesiyle ilgili kaç tane adam kestiniz gibi yanlış algılar bulunuyordu. Algıyı da yaratan güçtür, bilimi de yaratan güçtür. Algıyı yaratan toplumlara baktığımız sporda, sanatta ve diğer birçok şeyde ileridedirler. Güç algıyı yaratandır. Güç kimde ise algıyı o yaratıyor. Türkiye’de yaşanan göç değildir. Göç karşılıklı işbirliği ile gerçekleştirdiği hareketliliktir. Sığınmacı ile göçmen birbirine karıştırılmamalıdır. Türkiye’nin şu anda yaşadığı sığınmacı akınıdır. Türkiye’ye sığınmacılarla ilgili yaptığı onca hizmete rağmen hala şunu yaptınız mı bunu yaptınız mı diye sorgulanıyor” dedi.

    Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Şirin, “İslamofobi’nin oluşmasında iki etken bulunmaktadır. İlki Berlin Duvarı’nın yıkılması ve devamında Sovyetlerin çökmesi ile İslam dışlanmıştır. İslam’ın dışlanmasının yani İslamofobi’nin oluşmasının ikinci nedeni olarak da 11 Eylül saldırılarıdır. İslamofobi denildiğinde aslında Araplar veya diğer milletler değil de Türk korkusu geliyor. Bu aslında tarihten örneğin Atilla’dan geliyor. Edward Said’e önemli oranda katılıyorum ama bence İslamofobi korkusunda korkulan Araplar değil de, Türkler ve Osmanlı’dır” diye konuştu.

    İslam Azad Üniversitesi’nden Doç. Dr. Seyed Reza Eftekhari, “Çocuklar, mülteci değildir. Çocukların anayasal hakları bizim tartışma konumuz değildir. Bu insanların zaten vatandaşların temel hak ve özgürlüklere sahip olma hakkı var. Bu konuda mülteci çocuklar hem vatandaşların sahip olduğu haklara sahiptir hem de yaşamlarını devam ettirme haklarına sahiptir. Burada devletlerin üstlenmesi ve onlara empoze edilmesi gereken sorumluluklardan bahsediyorum. İşbirliğine açık bir yaklaşım benimseyen devletlerden bahsediyorum. Bu devletlere, yasa veya proje hazırlamaları konusunda teklifte bulunabiliriz. Yalnızca çocukların, anayasal haklarını çok iyi bir şekilde gözetmiş olabiliriz. Bu onların kararı değil, onların hakları çok daha önemli. Bu çok büyük bir sorumluluktur. Vatandaşlık hakkı elde edebilirlerse, o zaman şunu söyleyebiliriz: Hayatlarında hak ettikleri haklara şuan sahipler. Bu toplumsal olabilir, insanlığın bıraktığı bir miras bu haklar ve onlar da bizlerin geleceğe bıraktığı miraslar. Onlar geleceğimizdir. Ben burada sivil ve vatandaşlık haklarına sahip olabilecekleri, uluslararası bir düzenlemeden bahsediyorum” şeklinde konuştu.

  • Yerel yönetimlerin göç tutumu masaya yatırıldı

    Kartepe Zirvesi’nde açıklama yapan Beyoğlu Belediye Başkanı Demircan, “Yeni eklenenler sistemi bozduğu için yerel yönetimlerin görevi de sistemi yeni durumlara göre güncellemektir” dedi.

    Kartepe Zirvesi Fuat Sezgin Salonunda gerçekleşen oturumda “Kentsel Gelişim ve Göç” paneli yapıldı. Panelde konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, “Göç alan mekanı, şehri o anki duruma göre planlamak gerekir. Sisteme yeni eklenenler sistemi bozduğu için yerel yönetimlerin görevi de sistemi yeni durumlara göre güncellemektir. Göçmen deyince sadece Suriye ve Afganlar akla geliyor. Fakat bu yanlış. Mültecilikle ilgili her şeyi Suriyeliler veya Afganlar üzerinden kavrarsak gerçek sorunu kaçırmış oluruz. Üretim modeli topraktan makineye döndükçe yaşam şartları da başka bir hale döndü. İnsanlık köyde yaşayamaz hale geldiği için şehre göç ediyor. İnsanlar bazı sebeplerden dolayı daha iyi olanakları olan kente göç ediyor. Üzerimize düşen görevler konusunda, olayı belediyelerde çöp toplama, çukurları tamir etme ve yol yapmak olarak değerlendirmemek lazım. Göç alan mekânı, şehri o anki duruma göre planlamak gerekir. Sisteme yeni eklenenler sistemi bozduğu için yerel yönetimlerin görevi de sistemi yeni durumlara göre güncellemektir” dedi.

    Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’nden Doç. Dr. Elif Çolakoğlu, “Osmanlı-Rus savaşı nedeniyle Kafkasya’dan ve Kars vilayetinden Erzurum’a göç yaşanmıştır. Erzurum vilayeti, muhacirlerin yerleştiği ilk bölge oldu. Burada 286 muhacir mahallesi oluşturuldu. Aynı yıllarda Azerbaycan’dan Kars ve Erzurum’a 10 bine yakın göç gerçekleşti. Günümüzde ise Erzurum’da Afgan ve Suriyeli muhacirler bulunuyor. Ülkedeki kayıtlı Afgan sayısı 170 bin civarında. İran sınırında 1 buçuk milyon kadar Afgan mülteci ülkeye girmeyi bekliyor. Erzurum’daki mültecilerin temel sorunları arasında sağlık, beslenme, barınma, ilaç yardımı bulunuyor. Yapılan araştırmalara göre Afganlıların kente daha kolay uyum sağladıkları gözlemlendi. Bunun yanı sıra Suriyeli göçmenlere oranla yerli halk tarafından daha pozitif karşılanıyor” diye konuştu.

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. M. Abdullah Aksoy şunları söyledi, “Gaziantep’te 300 binden fazla Urfalı, binlerce Şırnaklı yaşamaktadır. Bir kısmı geri dönmüş olsa da çoğu kalıcı oldu. Gaziantep’te 2023 için öngörülen nüfus sayısına 2016’da ulaşıldı. Bu bağlamda göç olgusunun çok kritik olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. 406 bin Suriyeli Gaziantep’te yaşamaktadır. Yan illerden çalışma amacıyla gelen Suriyeli vatandaşlar da eklendiğinde 500 bine yaklaşmaktadır. Gaziantep, çoğu Avrupa ülkesinin nüfusundan daha fazla mülteciyi ağırlıyor. Şehrin yüzde 20’si Suriyeli. Bu sebeple sosyal entegrasyon kısmında çok ciddi anlamda çaba göstermekteyiz. Sınır boylarındaki ilçelerde 2 buçuk milyon Suriyeli yaşıyor. Herhangi bir iskan politikası uygulanmadığı için sınır boylarında bir yığılma olduğu gözleniyor”

    Kartepe Zirvesi’nde düzenlenen panelde moderatörlüğü Marmara Üniversitesi ‘nden Dr. Yasemin Çakırer Özservet üstlenirken, Beyoğlu Belediye Başkanı ve İstanbul Boğaziçi Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’nden Doç. Dr. Elif Çolakoğlu, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. M. Abdullah Aksoy ve Gazeteci Ayşe Böhürler katıldı.

  • Göç ve mültecilik masaya yatırıldı

    Kartepe Zirvesi’nde panel ve oturumlarla göç ve mültecilik masaya yatırıldı.

    Kartepe Zirvesi 2018, Göç, Mültecilik ve İnsanlık temasıyla, bilim insanları, entelektüeller, siyasetçiler ve basın mensuplarının katıldığı oturumlarla devam ediyor. Açılış programlarının ardından “Göç ve Kültürel Uyum” ve “Göç Hareketlerinin Değişimi ve Gelecek Öngörüleri” başlıklı iki panel oturum gerçekleştirildi. “Göç ve Kültürel Uyum” akademisyenler tarafından değerlendirildi.

    İstanbul Şehir Üniversitesi’nden Doç. Dr. Fatih Aysan moderatörlüğünde

    Göç ve Kültürel Uyum konusunun ele alındığı panelde, Gaziantep Bülbülzade Vakfı’ndan Turgay Aldemir, Türk Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Tülin Haji Mohammad, Göç ve Kültürel Uyum konusunda bilgi aktardı. Gaziantep Bülbülzade Vakfı’ndan Turgay Aldemir, “Her dönem kendi göçünü ve göçmenini oluşturmuştur. Göç meselesi, son yüzyılda Batı’nın ortaya çıkardığı dramı ortaya koymaktadır. Bir arada yaşamak ahlaki bir konudur. Ahlaki bir yozlaşma yaşadık. Batı kendi kimliği ile ilgili bir sorgulama içerisinde. Kendi tarih ve kimliğinden kaygısı olmayanlar yüzleşmekten kaygı duymazlar. 3,5 milyon mülteci bir anadır, evlattır. İnsanlık bunları rakam indirgememelidir” dedi.

    Türk Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Tülin Haji Mohammad, “Türkler ve Suriyeliler arasında tarihi birçok benzerlikler vardır. Dini, dil, mutfak kültürü, mimari gelenekler ve insan davranışları da bir birine benzerlikler göstermektedir” diye konuştu. Suriyeli göçmenlerle 30 farklı şehirde anket yaptığını belirten Haji Mohammad, 25-30 yaş arası katılımcıların yüzde 52’sinin üniversite mezunu olduğunu, yüzde 5’inin yüksek lisans, yüzde 1’inin hiç okumadığı ve 5 aile üyesinden en az birinin Türkçe konuşabildiği sonucuna ulaştıklarını ifade etti.

  • Adıyaman’da mermer üreticiliği masaya yatırıldı

    Adıyaman Mermerciler ve Madenciler Derneği ve Türkiye Mermer Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği (TÜMMER) tarafından mermer üreticiliği toplantısı düzenlendi.

    Adıyaman’da bulunan bir otelin toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıya Adıyaman Valisi Nurullah Naci Kalkancı, AK Parti Adıyaman Milletvekillerinden Ahmet Aydın, İbrahim Halil Fırat, CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, AK Parti İl Başkanı Mehmet Dağtekin, CHP İl Başkanı Deniz Çakmak, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Uslu, Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Ali Emiroğlu, TÜMMER Başkanı Raif Türk, Adıyaman Mermerciler ve Madenciler Derneği Başkanı Coşkun Atız ve çok sayıda mermer ocağı işletmecisi katıldı.

    Adıyaman’dan çıkarılan mermerin hem ile hem de ülkeye kattığı değerin konuşulduğu toplantının açılışını gerçekleştiren Adıyaman Mermerciler ve Madenciler Derneği Başkanı Coşkun Atız, “Mermerciler sektörü şuan oldukça büyük bir aile olmuştur. Bu büyüme inşallah her geçen gün gittikçe büyüyerek devam edecektir. Bu toplantımızın gerçekleşmesine vesile olan herkese teşekkür ediyorum” dedi.

    Daha sonra konuşan Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Ali Emiroğlu, “Türkiye Madenciler Derneği kamu ve özel sektör kuruluşları tarafından 1948 yılında kurulmuş ve bu tarih itibariyle 70. yılını kutlamaktadır. Sektörümüz, en eski ve en köklü sivil toplum kuruluşudur. Bünyesinde 69 tane kamu, 40 özel sektör ve 8 tane onursal üye olmak üzere 117 üyesi vardır. Türkiye’de mermer hariç maden üretiminde de yüzde 85’ini yine temsil etmektedir. 1975 yılına kadar bugünkü Türkiye ihracatçılar birliklerinin görevini üstlenmiş ve madenciliği kontrol ve mekanizmasını sağlamıştır.

    Bildiğiniz gibi madencilik dünyanın en meşakkatli en zor ve en riskli sektörlerin başında gelmektedir. Çok zordur ama o kadar da onurlu ve saygılı bir meslektir. Bu sektör, dünyada gerçekten saygınlığı oldukça yüksektir. Madencilik eli öpülesi bir meslek olarak değerlendirmektedir. Sektörümüzün tabi önünde birçok engeller vardır. Bu engelleri açtığımız zaman Türkiye’nin mevcut potansiyelini değerlendirmek ve ülke ekonomisine büyük katkılar sağlamak mümkündür. Gerçekten ithal girdisi olmadan ithalata bağımlı olmadan ihracat yapabilen yegane sektörlerden biridir.

    Bu yüzden de sektörün üretimin desteklenmesi ve önünün açılması son derece arz etmektedir. Madencilik sektörü beraberinde bir sürü sektörün gelişmesini etkilemektedir ve ona da öncülük etmektedir. Bugünkü geldiğimiz noktada madencilik ihracatımız yıllık 4 ile 4 buçuk milyar dolar bazındadır. Bizim sektör olarak da tabii ki eksiklerimiz var yapacaklarımız var. İlk önce algının değiştirilmesi var. Toplumda maalesef madencilik algısı her geçen gün geriye gitmiştir. Bu konuyu bizim de tek başımıza açmamız mümkün değildir. Burada devletle el ele, özel sektör kuruluşları, kamuda üretim yapan kamuda ruhsat sahibi olan kuruluşlarında birlikte hareket ederek bu algının değişmesi mutlaka sağlanması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

    TÜMMER Başkanı Raif Türk ise yapmış olduğu konuşmada, “Uzun yıllardır mermer sektörü ile ilgileniyorum. Yaklaşık 30 yıl kadar önce Doğu ve Güneydoğu’da sadece Elazığ’da bir mermer ocağı çalışmaktaydı. Bugün ise bölgemizde mermer firmaları ve mermer fabrikaları var. Sadece Diyarbakır’da 15 fabrikamızın olduğunu biliyorum. Adıyaman’da da irili ufaklı fabrikalar yapılmaya başlandı. Ancak önemli olan fabrikalarımızın ekonomik bir şekilde çalıştırılması ve bunların ekonomimize katkı sunacak hale getirilmesidir” ifadelerini kullandı.

    Çıkarılan mermerin Adıyaman’da işlenmiş bir hale getirile bilmesi adına oldukça yoğun çalışmalar içerisinde oldukları dile getiren Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Uslu, “Mermer ilimiz için önemlidir. Mermer günümüzde 3.ya da 4.sırada yer alan bir sektör olarak görünüyor.

    Ben buna inanıyorum ki çok kısa bir süre içerisinde mermer sektörü daha çok ön sıralarda yerini alacak. Biz yılda 12 bin mermer kütlesi taşıyan araçları Mersin Limanına gönderiyoruz. Yaptığımız hesaplar ile yılda 42 milyon dolar bir kazanç elde etmiş bulunuyoruz. Valimizin direktifleri ve milletvekillerimizin de destekleri ile bu sektörü nasıl ön plana getiririz hesapladık ve bundan dolayı da bir mermer ihtisas OSB’sini kurma çalışmasına başladık. Hamdolsun şimdi OSB yerimizi belirledik. Valimizin de önerileriyle mermer OSB’nin başkanı olarak şu an bulunmaktayım. Şu anda kamulaştırma çalışmaları ile ilgili yazılarımız bakanlıkta imzada bekliyor. İnşallah imzalar tamamlandıktan sonra en kısa zamanda çalışmalarımıza başlamış olacağız. Hiçbir şey sonsuz değildir, mutlaka bir gün bu mermer rezervleri bitecektir. İşte bu rezerveler bitmeden OSB’yi kurarak mermerleri burada mamul ederek bir yılda kazandığımız 42 milyon dolar yerine yılda 360 milyon dolar kazanç elde etmiş olacağız. 42 Milyon dolar nerede 360 milyon dolar nerede. Bu açıdan kamulaştırma anlamında önümüzdeki süreçte vekillerimize çok iş düşüyor. Adıyaman üzerinden ihracat yapıldığı zaman bunu geri döngüsünden Adıyaman halkına bir fayda olacağını bilincindeyiz” cümlelerini kullandı.

    Mermercilerin Adıyaman’dan mermer çıkarttığı gibi Adıyaman’a da yatırım yapmalarını beklediklerini söyleyen CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, “Bu toplantının Adıyaman’da gerçekleştirilmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduk. Mermercilik sektörü gerçekten çok zor şartlarda çalışmayı gerektiren bir sektördür. Ben tabi Adıyaman’ın mermerciliğin de gerçekten iyi bir konuma geldiğini biliyoruz. Bu konuda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Bu konuda Adıyaman’da bulunan mermercilerin Adıyaman’a yatırım yapmalarını bekliyoruz” dedi.

    Adıyaman’ın mermer büyük bir rezerveye sahip olduğunu dile getiren AK Parti Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın, “Mermer gerçekten Adıyaman için oldukça önemli bir ürün. Bu tüm yeraltı kaynaklarının Türkiye ekonomisine katkı sunması gerek ve bu son dönemlerde yerli ve milli kaynakları ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Mermer konusunda da Adıyaman’ın daha iyi bir düzeye gelmesi konusunda elimizden gelen her şeyi yapacağız. Bu ülkede güzel şeyler olursa hepimiz mutlu oluruz. İyi standartları yakalarsak hepimiz daha iyi bir şekilde refah düzeyi yüksek bir konumda yaşamış oluruz” şeklinde konuştu.

    Adıyaman mermerinin tescillenmesi gerektiğini vurgulayan Adıyaman Valisi Nurullah Naci Kalkancı ise, “Adıyaman’da çıkan mermerin Adıyaman’da işlenmesi gereklidir. Bizler de elimizden geldiği kadarıyla bu işi toparlayarak mermer OSB’sini belediyemiz ve Ticaret Sanayi odamızda birlikte kurduk. Bakanlıktan gelecek olan imzalar sonrası mermer OSB’si ile beraber Adıyaman’a katkıda bulunmuş olacağız. Sadece Adıyaman’a değil ülkeye de katkı sunmuş olacağız. OSB ile birlikte mevcut olan istihdam sayısı daha da yükselecektir. Her ilin, her ülkenin nasıl tescillenmiş ürünleri varsa bizde mermeri tescilleyeceğiz. Adıyaman mermer konusunda işaretlenmesi gerekiyor. Ne olursa olsun Adıyaman mermerini Adıyaman’a tescillememiz gerekiyor” diye konuştu.