Etiket: Yat

  • Kurvaziyer ve Yat Limanı Projesi’ne ilk talip

    Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kurvaziyer ve Yat Limanı Projesi’ne ilk talip çıktı.

    Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kurvaziyer ve Yat Limanı Projesi’ne Maya Holding (Hong Kong) ve Çin Menşeli Partneri ile birlikte Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan toplantıda talip olduklarını açıkladı.

    Açıklamada, “Yaklaşık 300 Milyon Dolar maliyetli yatırım; kurvaziyer limanına 300 metrenin üzerinde 4 gemi yanaşabilecek, 420 yat kapasiteli marina, otel, ticari alan, yat kulübü gibi yerleşkeye sahip olacak. Antalya turizmine büyük ivme kazandıracağına inandığımız bu büyük projede yer almak gurur kaynağımız olacaktır. Projeyi Antalya’ya kazandıran Büyükşehir Belediye Başkanımız Menderes türel’e teşekkür ederiz ” denildi.

  • Yat kiralama orta gelir kesimine kadar indi

    Canlanan turizm sektörü ile beraber yat kiralama sektörü de hareketlendi. Naviera Yatçılık GM Hakan Varlı orta gelir kesiminin yat kiralama için önceki yıla oranla daha fazla talep göstermeye başladığını belirtti.

    Naviera Yatçılık Genel Müdürü Hakan Varlı, canlanan turizm sektörü ile beraber yat kiralama sektörünün de hareketlendiğini zengin kesimin tatil için tercih ettiği lüks tekneleri orta kesimin de özel gün ve etkinlikler için tercih ettiğini ifade etti. Hakan Varlı, sezon başında otellerde başlayan hareketlenmenin yaz ortasında yat sektöründe de hareket getirdiğini şu sözlerle ifade etti: ”Yatçılık sektörü yaz turizmi ile paralele şekilde hareket ediyor. Turizmdeki iyi gidişat yatçılıkta da bir canlanma meydana getirdi. Lüks ve premium bir hizmet olan yat kiralamayı tatil için daha çok varlıklı kesim uzun dönemli kiralama yaparak tercih ediyor. Orta sınıf da daha çok özel etkinlikler, doğum günleri için tercih ediyor.”

    “Yat sektöründe gözler Türkiye’de olacak”

    Yat sektörünün Türkiye’de genel olarak önemli bir yer kapladığını belirten Naviera Yatçılık Genel Müdürü Hakan Varlı, sadece kiralama değil üretim olarak da Türkiye’nin güçlü bir oyuncu olduğunu ifade ederek, Ekim ayında gerçekleşecek fuarla gözlerin Türkiye’ye çevrileceğini söyledi. Varlı, “2 Ekim’de Viaport’ta başlayan Boat Show Eurasia için yat sektörü gözünü Türkiye’ye çevirdi. Hem yerli üretim teknelerimiz hem de farklı ülkelerden birçok firma Türkiye’ye gelerek teknelerini sergileyecekler. Gene hem Türk hem de yabancı tekne meraklıları yeni modelleri görmek için Türkiye’ye gelecekler” diye konuştu.

    “Orta gelir kesimi de yat kiralamayı tercih etti”

    Naviera.com.tr website yöneticisi Celil Can, websitesi üzerinden yapılan başvurularda, orta gelir kesiminden gelen talepte büyük artış olduğunu belirterek, “Orta gelir kesimi yat kiralama için önceki yıla oranla daha fazla talep göstermeye başladı. Doğum günü etkinlikleri, kutlamalar ve toplu etkinliklerde yoğun olarak tercih ediyorlar. Daha özel ve unutulmaz ve tatil yaşamak isteyenler de uzun süreli kiralamalar için başvuruyor” dedi.

  • Bakan Turhan: “Dünya yat üretiminde 3’üncü sıraya yükselip marka haline geldik”

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, Türkiye’nin dünya yat üretiminde 3’üncü sıraya yükselip marka haline geldiğini söyleyerek, “2023’e kadar 1 milyon vatandaşımıza denizcilik kültürünü aşılamak, verilecek denizcilik eğitimi sonrasında amatör denizci belgesi düzenlemek, denizci millet, ülke, hedefine ulaşmak istiyoruz. İnsanımızın yüzünü denizlere çevirmek, ufkun ötesini görmelerinin sağlamak için amatör denizcilikle ilgili temel eğitim programını bugün başlatıyoruz” dedi.

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan “Hedef 2023: Bir Milyon Amatör Denizci Projesi” tanıtım törenine katıldı. Bakanlık konferans salonunda düzenlenen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Bakan Turhan, denizlerin dünya ve insanlık açısından öneminin kelimelerle ifade edilmeyecek kadar fazla olduğunu belirtti. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de denizlerin insanlığın vazgeçemeyeceği hayat alanını ve ekonomik mücadele zeminini oluşturduğunu dile getiren Turhan, “Türkiye’nin geleceğinin denizlerde ve denizcilikte olduğunu vurgulamak gerekir. Ecdadımız denize ve denizciliğe verdiği önem ölçüsünde devlet ve millet olarak büyümüştür. Üzerinde yaşanılan coğrafyanın denizci olmayan devletlerin ve sırtını denize dönen milletleri affetmediği malumunuzdur. Yüzümüzü tam anlamıyla denizlere çevirmeliyiz” şeklinde konuştu.

    Tarih boyunca denize kıyısı olan ülkelerin, olmayan ülkelere göre hep daha avantajlı olduğunu dile getiren Turhan, “Ülke olarak dünyanın en güzel coğrafi deniz potansiyeline sahibiz. Bu potansiyelimizle deniz kaynaklı doğal zenginliklere sahip olmamızın yanında, dünya deniz ulaşımında da kilit ülkelerden biri olmalıyız. Üç tarafımız denizlerle çevrili ancak tek başına bu durumun kimseye avantaj sağlayamayacağı da açıktır. Deniz mevcudiyetimizi ve üstünlüğümüzü nasıl kullandığımız çok önemlidir. Deniz sınırlarımız kara sınırlarımızın üç katı olmasına rağmen, uzun yıllar denize sırtımızı döndük. Oysa bugün bile dünya taşımacılığında deniz yolunun payının yüzde 84. Bir ürünü deniz yoluyla taşımak, demir yoluna göre 3 kat, kara yoluna göre 7 kat, hava yoluna göre ise kat 21 kat daha ekonomiktir. Dünya ticaretinde, deniz ulaşımı bu kadar belirleyici. Denizin ne anlama geldiğini idrak edip gerekli adımları atmak, denizciliğin bir evladı olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a nasip olmuştur. Cumhurbaşkanımızın vizyonu sayesinde son 16 yılda dünyanın denizcilikte lider ülkeleri arasına girdik. 2002 öncesine göre gemilerimiz kara listede yer alıyordu. Limanlardan gemilerimizin demir almalarına izin verilmiyordu, bugün beyaz listedeyiz. Gemilerimiz dünyanın dört bir yanına ilerliyor” ifadelerini kaydetti.

    “Dünya yat üretiminde üçüncü sıraya yükselip marka haline geldik”

    Deniz ticaret filosu kapasitesinin 2008’deki global krize rağmen dünya denizcilik filosuna göre yüzde 75 daha fazla büyüme kaydettiğini aktaran Turhan, 2002’de dünyada 17’nci sırada bulanan deniz ticaret filosunun, bugün 15’inci sıraya yükseldiğini ifade ederek, “Dünya yat üretiminde üçüncü sıraya yükselip, marka haline geldik. 2003’de 37 olan tersane sayımızı 78’e çıkarttık. İnsanımızın da sektörümüzün de yüzünü tekrar denize çevirmiş olduk. Çünkü denizde bolluk, bereket ve gelecek var. Denizcilik sektörü, fiziki altyapısının yanında beşeri gücüyle de bütünlük arz etmek zorunda. bunun da yolunun eğitimden geçtiği açıktır. Denizcilik eğitimimizin kalitesini artırarak, denizciliğimizin daha fazla eğitimli insanlardan oluşması amacıyla çok önemli için çalışmalar yaptık. Ancak hala noksanlıklarımız var, örneğin 112 bin gemi adamımızla Çin’den sonra dünyanın en fazla eğitimli gemi adamına sahip ülkeyiz. Denizin doğal otobanından ve geniş kapasiteli ulaştırma imkanlarından ne kadar istifade edebildiğimizin, denizlerin sunduğu zengin besin kaynaklarının ekonomik zenginliklerinden, nimetinden ve bereketinden ne kadar faydalanılabildiğimizin muhasebesini her zaman yapmamız gerekiyor. Bugüne kadar vermiş olduğumuz amatör denizci belgesi 210 bin. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı her 390 kişiden bir kişinin amatör denizci belgesi var. Bu veriler, Hollanda’da 64’te bir, İtalya’da 68’de bir, Almanya’da 184’te bir kişi düzeyinde. Bu rakamlar denize kıyısı olmayan ülkelerde mesela İsviçre’de 73’te bir. Amatör denizci belgesi olmadığı halde yüzünü denize dönmüş, hayatının büyük bölümünü denizlerde ve denizlikle geçiren insanlar düşünüldüğünde bu rakam, Türkiye’nin gerçeğini yansıtmıyor. Cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yıl dönümü olan 2023’e kadar 1 milyon vatandaşımıza denizcilik kültürünü aşılamak, verilecek denizcilik eğitimi sonrasında amatör denizci belgesi düzenlemek, denizci millet, ülke, hedefine ulaşmak istiyoruz. İnsanımızın yüzünü denizlere çevirmek, ufkun ötesini görmelerini sağlamak için amatör denizcilikle ilgili temel eğitim programını bugün başlatıyoruz. Amatör denizci sınavına katılmak için gerekli olan elektronik ortamda verilen eğitim programına alternatif yeni yaptığımız yönetmelik değişikliğiyle liman başkanlıklarında ve bakanlık merkez teşkilatında teorik ve uygulamalı eğitim programlarının geçerli sayılacağı düzenlemeyi hayata geçirdik. Bu bağlamda eğitim konularını içeren amatör denizci rehberi hazırlanmış olup, eğitim için müracaat eden vatandaşlarımıza da ücretsiz dağıtılacak. Müracaatlar ülkemiz genelinde 71 liman başkanlığı ile bakanlığımız merkez teşkilatında yapılacak cumartesi pazar günleri ücretsiz verilecek 4 saatlik teorik ve uygulamalı eğitim sonunda yapılarak başarılı olan vatandaşlarımıza amatör denizci belgeleri verilecek. Sınavlardaki başarı bizim de başarımız olacak” dedi.

    Basın mensuplarına yönelik eğitim verilecek

    Turhan, denizlerin engin ve doğal otoban özelliği taşımaları, sportif amaçlı kullanılanlar hariç özel teknelerle denizlerde ölümlü ve yaralanmalı kaza yapma riskinin diğer ulaşım modları ve özellikle karayolu ulaşımına oranla çok daha az olması halkın denize ve denizciliğe yönlendirilmesi, denizlerin ekonomik, sosyal ve kültürel daha fazla yararlanılmasını teşvik için amatör denizci belgesi olmadığı halde özel tekne kullanan kişilere uygulanan idari para cezalarında indirime gidilmesine yönelik düzenlemeyi yürürlüğe geçirdiklerini söyledi. Belgesi olmayan, yaşamının her alanında denizle iç içe olan denizcilere belge sahibi olma fırsatı sunacaklarını vurgulayan Turhan, basın mensuplarına yönelik de 2-7 Ekim arasında yapılacak eğitim ve sınav sonrasında amatör denizci belgesi verileceğini duyurdu.

    Turhan, bir milletin denizciliğinin en başta gelen ölçütünün denizlerin paklığı olduğunun altını çizerek, proje kapsamında eğitim verecek kişilerin bu hususun üzerinde durmaları çağrısında bulundu. Konuşmanın ardından eğitime katılacak basın mensuplarına Bakan Turhan “Amatör Denizci Rehberi” takdim etti.

  • Denizleri kirleten tekne ve milyonluk yat sahipleri yandı

    Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, Mavi Kart sisteminin Türkiye’deki tüm limanlarda uygulanmaya başladığını belirterek, “Milyon dolarlık teknelerle gezip, ondan sonra da gezdiği denizi kirletmek, medeni bir davranış değil. Tekne sahibi vatandaşlarımız, teknesinde tuvalet, lavabo varsa, o sıvı atıkları belli aralıklarla kıyıdaki sisteme veriyorlar. Atığı verdiğini de Mavi Kart sistemiyle belgeliyorlar. Biz bu konudaki denetim yetkisini Sahil Güvenlik Komutanlığı’na devrettik” dedi.

    Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, Mavi Kart sistemini tanıtmak ve denetlemelerde bulunmak için İzmir’in Çeşme ilçesine geldi. Birpınar’ı, Çeşme Kaymakamı Hacı Mehmet Kara, Çevre Yönetimi Genel Müdürü Sebahattin Dökmen, Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanı Albay Mete Çağlar, Çeşme Sahil Güvenlik Komutanı Kıdemli Üsteğmen Önder Bulut, Çeşme Emniyet Müdürü Gürcan Alev, Çeşme Jandarma Komutanı Binbaşı Emin Yılmaz, Çeşme Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Nurettin Sipahican karşıladı.

    Bakan Yardımcısı Birpınar ve beraberindekiler, iki Sahil Güvenlik botu ve bir Gümrük Muhafaza botu eşliğinde, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne ait botla deniz açılarak, Çeşme denizi ve marinalar hakkında bilgi aldı. Ilıca Körfezi’nde gerçekleştirilen deniz turunun ardından Marina’ya çıkan Bakan Yardımcısı Birpınar, gazetecilere Mavi Kart sistemi hakkında açıklamalarda bulundu.

    “Gelecek nesillerimiz için denizlerimizi korumalıyız”

    Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Birpınar, Türkiye’nin tüm denizlerini korumak için iki yıldır yoğun bir çalışma başlatıldığına dikkat çekerek, “Avrupa Birliği sürecinde Barcelona Sözleşmesi kapsamında, bölgenin Akdeniz’e kıyısı olan bütün denizleri koruma altındadır. Biz denizlerimizi gelecek nesillerimiz için korumak istiyoruz. Dünyada en çok oksijen üreten yerler, denizlerimiz ve okyanuslarımızdır. Gelecek nesillerimizin faydalanmasını istiyorsak, oradaki canlı varlığı korumak ve yaşatmak zorundayız. Gelecek nesillerimizin buralarda denize girmesini, tatillerini geçirmesini veya bu bölgenin insanlarının buradan turizm geliri elde etmesini istiyorsak, denizlerimizi korumamız gerekiyor” dedi.

    “Denizde kirlilik hem karadan hem teknelerden oluşuyor”

    Denizlerdeki kirliğin en önemli nedeninin kıyılardan gelen çöpler olduğunu ifade eden Bakan Yardımcısı Birpınar, “Kara kökenli kirletici dediğimiz atıklar, vatandaşımızın sokağa attığı pet şişeler, yağmurla denize ulaşıyor ve denizlerimiz böyle kirleniyor; ayrıca teknelerden dolayı kirlilik oluşuyor. İstanbul’dan biliyorum, teknelerinin içinde yaşayan insanlar var. Yiyor, içiyor, lavaboya gidiyorlar. O sıvı atıkları aynı yere basmaya başlıyorlar. Çünkü onların atık depolama sistemi yok” diye anlattı.

    “Milyon dolarlık teknelerle gezip, ondan sonra da gezdiği denizi kirletmek, medeni bir davranış değil”

    Türkiye’de, 296 limanda, yani Türkiye’nin bütün yat limanlarında, teknelerin yanaştığı her yerde Mavi Kart uygulamasını başlattıklarını açıklayan Birpınar, “Tekne sahibi vatandaşlarımız, teknesinde tuvalet, lavabo varsa, o sıvı atıkları belli aralıklarla kıyıdaki sisteme veriyorlar. Atığı verdiğini de mavi kart sistemiyle belgeliyorlar. Biz bu konudaki denetim yetkisini Sahil Güvenlik Komutanlığına devrettik. Onlar sürekli olarak denizlerimizi ve tekneleri kontrol ettikleri için, zaman zaman tekneleri durduruyor ve mavi kart numarasını soruyor. O teknenin atığını en son ne zaman verdiğini, hangi limandan ne zaman hareket ettiğini sistemden online olarak görüyor. Biz Bakanlığımızda da bu sistemi görüyoruz. Eğer o tekne sıvı atıklarını vermemişse, ’Bu kadar zamandır denizdesin, atıklarını ne yaptın?’ diye soruyorlar. Eğer cevap veremiyorsa, o tekneleri cezalandırıyoruz. Milyon dolarlık teknelerle gezip, ondan sonra da gezdiği denizi kirletmek, medeni bir davranış değil. Bu denetimler, sadece Türk bandıralı tekneler için değil, yurt dışından Türkiye’ye gelen tekneler de, 3 gün süresince burada kaldığı zaman mavi kartı almak zorundadır. Onlar da atıklarını verdiğini online olarak sisteme işletmek zorunda. Bu sistemi bütün Türkiye’de kurduk” diye konuştu.

    “Katı atıklar da ayrı ayrı toplanacak”

    Ayrıca sıfır atık çerçevesinde bütün limanlarda, plastiği, camı, metal ve organik atıkları ayrı ayrı toplayacak sistemi de kurduklarını ifade eden Bakan Yardımcısı Birpınar, “Teknede yaşayan insanlar atıklarını ayrı ayrı toplayarak, limanda da ayrı ayrı atabilecekler. Böylece o atıkların da ekonomiye kazandırılmasını istiyoruz. Sahil Güvenlik Komutanlığımız sürekli olarak yetkileri çerçevesinde kontrolleri yapacaklar. İstanbul gibi yerlerde de Büyükşehir Belediyesi kontrol ediyor. Bu kontrollerimiz devam edecek. Vatandaşlarımızın ve gelecek nesillerimizin, daha temiz, daha güzel denizlere kavuşması için bu kontrolleri yapacağız” şeklinde konuştu.

    “Mavi bayrakta birinci sıraya yükselme ihtimalimiz var”

    Ülkemize gelen turistlerin mavi bayraklı plajları internetten inceleyerek geldiklerini vurgulayan Birpınar, “459 tane mavi bayraklı plajımız ve 22 tane de mavi bayraklı marinamız var. Turistler, internetten bunları görüyorlar ve buraya geliyorlar. Mavi bayrakta, dünyada üçüncü sıradayız. Böyle gidersek, İspanya ve İtalya’nın da önüne geçip, birinci sıraya yükselme ihtimalimiz var. Yeter ki, vatandaşlarımız denizleri kirletenleri bize ihbar etsinler. Denize herhangi bir şekilde bir tekne atığını veriyorsa, vatandaşlarımız Alo 181 hattımıza ihbar etsinler. Bizler de onları Sahil Güvenlik ya da Kıyı Emniyeti ile bularak onlara ceza yazalım. Bu denizler hepimizin. Denizlerimizi korumak, kollamak görevi bize düşüyor. Sadece devletten kontrol beklemeyin. Her vatandaşımız, çevre gönüllüsü ve müfettişi gibi çalışmalı. Bunu yapabilirsek, her iki kişiden birisini çevre gönüllüsü yapabilirsek, çok şeyi başarmış oluruz” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Yat yangınından kurtarılan baba ve oğlunun isimleri belirlendi

    Kuşadası Körfezi’ndeki uluslararası sularda, Nero Koyu’na 1,5 mil uzaklıkta yanan ’Biblos’ isimli motoryattan denize atlayarak, canını kurtaran baba ve oğlunun isimlerinin Mustafa(55) ve Halil İbrahim Günaydın(22) olduğu açıklandı.

    Bilindiği gibi, Bodruma’a bağlı Turgutreis’ten Çeşme’ye bağlı Alaçatı’ya giderken motorundaki arıza nedeniyle yanmaya başlayan Biblos isimli yatın Biblos İnşaat firmasının sahibi Hasan Savaş’a ait olduğu belirlendi. Yatı 55 yaşındaki Mustafa Günaydın’ın kullandığı, seyir halinde yanında olan olan 22 yaşındaki oğlu Halil İbrahim Günaydın ile birlikte yangının çıkmasıyla denize atladıkları öğrenildi. Yatın kaptanı ile oğlu, yangın sırasında aynı bölgeden geçmekte olan ve dumanları gören ’Ada 6’ isimli teknenin kaptanı Cüneyt Cebeci ve eşi tarafından kurtarılmıştı. Yangından sonra sahil güvenlik ekipleri tarafından Didim’e götürülen baba ve oğlunun sağlık kontrolünden geçirilip, taburcu edildiği öğrenildi.