Etiket: Yaşlanan

  • Yaşlanan erkeğin korkulu rüyası prostat

    Yaşlanan erkeğin korkulu rüyası prostat

    Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin düzenlediği aralık ayı konferans serisi “Yaşlanan erkeğin korkulu rüyası; Benign Prostat Hiperplazisi (BPH)” konulu konferans ile sona erdi.

    Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Muhammet Ali Kayıkçı ve Prof. Dr. Bora Büken, Öğretim Üyeleri ile öğrenciler katılım gösterdi. Konferansta Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Alparslan Yüksel, yaş artışıyla beraber görülme sıklığı artan rahatsızlıklardan biri olan iyi huylu prostat büyümesi BPH hakkında önemli bilgiler paylaştı.

    BPH, yaşlanan erkekte alt üriner sistem semptomların en sık nedeni olan patolojik bir süreç olduğunu ifade eden Dr. Yüksel, büyüyen prostatın idrar yolunda tıkanıklığa neden olmasının önemli bir faktör olduğunu kaydetti.

    BPH yaşla birlikte arttığına dikkat çeken Yüksel, 41-50 yaş arası yüzde 20, 51-60 yaş arası yüzde 50 ve 80 yaş üzerinde yüzde 90 oranında görüldüğünü belirtti. Hastalığın idrar yapma ile ilgili alt üriner sistem semptomlar, hematüri, idrar yolu enfeksiyonu, mesane taşı ve böbrek yetmezliği şeklinde belirtiler gösterdiğine dikkat çeken Öğretim Üyesi Yüksel, anamnez, semptom skoru (IPSS) ve yaşam kalitesi, fizik muayene, laboratuvar, görüntüleme, ürodinamik incelemeler ve sistoüretroskopi yöntemleri ile hastaların değerlendirildiğini dile getirdi.

    Prostat hacmi artışına bağlı olarak hastalarda 55 yaşında yüzde 25 ve 75 yaşında yüzde 50 oranında idrar yakınmalarında artış olduğuna işaret eden Yüksel, hastanın obstrüksiyonu gidermek, alt üriner sistem semptomlarını düzeltmek, yaşam kalitesini arttırmak ve BPH’ya bağlı komplikasyonları önlemek amacıyla yapılan gözlem, medikal ve cerrahi tedavi yöntemleri hakkında katılımcılara bilgiler verdi. Tüm erkeklerin 50 yaşından sonra mutlaka yılda bir kez prostat muayenesi olması gerektiğine vurgu yapan Dr. Öğretim Üyesi Yüksel, “İyi huylu prostat büyümesinin oluşturduğu şikayetler dışında böbrek yetmezliğine kadar giden komplikasyonlar akılda tutulmalıdır. Tedavide en çok kullanılan bipolar TUR-P kliniğimizde de uygulanmaktadır” diye konuştu.

    Konferans, Dr. Öğr. Üyesi Alparslan Yüksel’in katılımcıların sorularını yanıtlaması ve Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammet Ali Kayıkçı’nın plaket takdimi ile sona erdi.

  • Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Gümüş, “Yaşlanan nüfus kanseri artırıyor”

    Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş, Türkiye’de yaşlanan nüfusun kanser oranını artırdığını söyledi. Erken tanıya dikkat çeken Gümüş, insanların kanser tarama testleri yaptırmasını gerektiğini belirtti.

    Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş, Türkiye’de kanserin artma nedenleri, kanseri önlemede yapılacak tarama testleri ve koruyucu önlemler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’de kanserin Batı toplumlarına göre daha az görüldüğünü ancak nüfus yaşlanmasının kanseri artırdığını belirten Gümüş, yapılacak kanser taramalarıyla erken teşhisin ve kansere karşı alınacak koruyucu tedbirlerin önemine dikkat çekti. Gümüş ayrıca kadın ve erkeklerde en çok görülen kanser türlerinin akciğer ve meme kanseri olduğunu kaydetti.

    “Nüfus yaşlanması kanseri artırıyor”

    Türkiye’de Avrupa ülkelerine göre daha az kanser görüldüğünü ancak nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak kanser vakalarında artış olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Mahmut Gümüş, “Ülkemizde batı toplumlarına göre daha az görüyoruz kanseri. Bunun en önemli nedeni genç bir nüfusa sahip olmamız. Fakat yaşlanma süreci ve nüfusumuzun batı toplumlarındakine benzer şekilde yaşlanması kaçınılmaz bir durum gibi gözüküyor. Bu durum geliştikçe kanserde bir artış olmasını bekliyoruz. Sağlığa ulaşma konusunda iyileştirmeler nedeniyle bu konuda farkındalık oluştu. Bundan sonra istatistiksel olarak daha fazla kanser bekliyoruz ve buna göre tedbirlerimizi alalım istiyoruz. Şu kanser türünde artış olacak diye belirgin bir şey yok. Mide ve yemek borusu kanserleri doğu bölgelerimizde daha çok görünüyor ama özellikle bunlarda ekstra bir artış beklemiyoruz. Ama genelde yaşlanmaya bağlı bir artış olacak gibi gözüküyor” dedi.

    “Kadınlarda meme erkeklerde akciğer”

    Erkeklerde en sık akciğer kadınlarda ise meme kanserinin görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Mahmut Gümüş, “En sık rastlanan kanser türü erkeklerde akciğer kanseri. Kadınlarda meme kanseri daha sık görülüyor. Erkeklerde ölüme sebep olma ve rahatsızlık verme açısından akciğer kanseri daha ön planda. Kadınlarda birinci sırada meme kanseri ikinci sırada akciğer kanseri daha sonra da kalın bağırsak ve mide kanserleri bunu takip ediyor. Erkeklerde akciğer kanseri kalın bağırsak kanserleri mide kanserleri şeklinde devam ediyor. Prostat kanserleri de erkeklerde ciddi bir sorun ama genelde erken evrede yakalandığı için akciğer kanseri ve kalın bağırsak kanserleri gibi ciddi problemler oluşturmuyor” açıklamasında bulundu.

    “Tedavi etmek kanseri önlemekten zor”

    Kanserde erken tanının önemine dikkat çeken Gümüş, “Bizim genel bir düşüncemiz var; Her zaman için tedavi etmek önlemekten daha zordur şeklinde. Belirli kanser türleri var ve yapılan taramalarla erken tanı yöntemiyle bunu yakalamak ve tedavi etmek mümkün. Bununla ilgili olarak Sağlık Bakanlığının KETEM denilen kanser tarama merkezleri var. Hangi kanserlerde tarama yapabiliyoruz; bunlardan birincisi rahim ağzı kanseri. Özellikle hanımların evlendikten sonra yılda bir kez yaptırdıkları testle erken yakalamak mümkün. Yine kadınlarda mamografi erken tanı için yararlı. Ülkemizdeki şartlara göre 50 yaşından itibaren bir yılda veya iki yılda bir yapılacak mamografi yaptırarak meme kanserini önlemek mümkün. Yine kalın bağırsak kanserlerini 50 yaşından itibaren yapılacak gizli kan testleri 5 yılda bir yapılacak kolonoskopi dediğimiz bağırsakların içten ışıklı bir sistemle incelenmesi bu kanserlerin erken tanınmasını sağlıyor” ifadelerine yer verdi.

    “Sigara içme, dengeli beslen, kanser olma”

    Tarama yapılamayan kanser türlerinde koruyucu önlemlerle kanser riskinin azaltılabileceğini anlatan Prof. Dr. Gümüş, “Taranabilir ve erken tanımlanabilir kanser türleri dışında akciğer kanseri, mide kanseri, pankreas kanseri gibi kanser türlerinde çok yaralı görülmüş bir tarama metodu yok. Bunlarda daha çok diğer koruyucu metotlar ortaya çıkıyor. Bunlardan da en önemlisi sigara. Sigara özellikle akciğer kanseri başta olmak üzere sindirim sistemi, mesane pankreas kanserlerine neden olan bir etken. Biz özellikle bununla mücadele ederek kanserlerin büyük bir kısmını önleme imkanı elde edebiliriz. Alkolle mücadele beslenme konusunda yapılacak öneriler ki b unda en önemli faktör insanların obez olmaması. Şişmanlık kanserin sebebi gibi görünüyor. Dengeli beslenmek şişman olmamak egzersiz yapmak tarama yapılamayan kanserlerde bizim için oldukça koruyucu etkiye sahip” dedi.

  • Yaşlanan Burun Yüzü De Etkiliyor

    Kulak Burun ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Bahadır Baykal, yaşlanan burunun yüzü de etkilediğini belirtti.

    Burun estetiğinin tüm dünyada en fazla yapılan estetik ameliyatlardan biri olduğunu ifade eden Op.Dr. Bahadır Baykal, “Her yıl, binlerce kadın hasta estetik açıdan kendini daha iyi ve daha güzel görmek adına kozmetik imkanlar içerisinde belli bir arayışa girer. Genellikle kadın hastalarımızda, burun şekillerinden kaynaklanan deformitiler ve burun şeklinin yüze uyumsuz ve orantısız olması memnuniyetsizlik yaratmaktadır” dedi.

    Burun estetiği ameliyatının sosyal ve psikolojik olarak kişilerin hayatlarında önemli bir rol oynadığını kaydeden Op.Dr. Bahadır Baykal, şöyle konuştu:

    “Özellikle kadın hastalarımız, burun estetiği ameliyatından sonra kendilerine güvenlerinin arttığı, daha istikrarlı bir duygusal huzura sahip olduklarını dile getirmişlerdir. Hatta bazı bayan hastalarımız, rinoplasti başarısını hayatlarının değişmesine sebep olan bir deneyim olarak gördüklerini belirtmişlerdir. Burun estetiği sanıldığının aksine sadece görünüm için değil aynı zamanda nefes alma problemi olanlarda da yapılan bir ameliyattır. Burnunuz kırıksa, burun sırtınız çökük ya da burun ucunuz sarkıksa nefes almanız sorunludur. Bu durumda fonksiyonel rinoplasti yapmaktayız. Hastalarımın yarısından fazlası nefes alma sorunuyla bana başvurmaktadır.”

    Burun estetiğinin genç görünmeye faydalı olduğunu belirten Op.Dr. Bahadır Baykal, “Evet, her ne kadar pek çok kişi farketmemiş olsa da burna uygulanan küçük bir iyileştirme ile yılların izini almak mümkündür. Tıpkı bedenimiz gibi burnumuzda yaşlanır, zamanla burun derisi incelir ve esnekliğini kaybeder. Kıkırdak yapı bozulur. Yaşlanan burun kanca görünümünü alır, sanki aşağıya doğru sarkmış gibi durur. Burun baktığınız zaman yüzün en belirgin organıdır, bu nedenle burundaki yaşlılık değişimi yüzün tüm dinamiğini de etkileyecektir. Dolayısıyla iyi bir operasyon yüzün görünümünü de olumlu etkiler. Tabi operasyona tamamlayıcı rinoplasti girişimlerini de eklerseniz sonuç göz alıcı olur. Rinoplastinin sonuçlarını daha iyi bir yere taşıyacaksa, bazı kozmetik prosedürleri de ameliyata ekleyebiliriz, mesela çene büyütme operasyonu yada yüze uygulanan yağ enjeksiyonları gibi. Her şeyden önce kişiye özel bireysel iyileştirme planı geliştirip, hazırlamakta fayda var. Nasıl bir öğrenci dersine iyi çalışmalıysa bir cerrahta ameliyat öncesi ameliyatı kafasında yapmalı ve bitirmeli, ameliyata da öyle girmeli. Unutmayın herkese özel tek bir çözüm yoktur. Sadece burnu değil kişinin yüz ve genel beden özelliklerini de düşünerek operasyon gerçekleştirilmeli, boy uzunluğu, yüz büyüklüğü gibi. İnsanlar burunlarını yaptırırken bir yandan daha iyi nefes almak bir yandan da güzelleşmek istiyorlar. Bunu başarmak içinde burnun yüzle denge ve uyumunu sağlamak zorundayız. Bu dengenin oluşturulması güzel ifade isteyenler için önemlidir ve tecrübeler bizlere göstermiştir ki; burun estetiği ameliyatı öncesi hastanın boyu da dahil olmak üzere pek çok faktörü dikkate almak gerekir. Sonuçta burnunuzun, yüzünüz ve genel görünümünüzle ne kadar uyumlu olacağı oldukça kritik bir konudur. Örnek vermek gerekirse; kısa boylu ve minyon bir kişiye çok kalkık bir burun ucu yakışabilirken, burun delikleri çok dikkat çekeceğinden uzun boylu kişiler için uygun olmayabilir. Ya da yüzü geniş ve uzun birinin burnunun küçültülmesi doğal durmayabilir, iyi değerlendirmek gerekir. Çoğu zaman bu değerlendirmelere göz pozisyonu, çene ve elmacık kemiğini de alıyoruz” diye konuştu.

    Op.Dr. Bahadır Baykal, burun estetiği ameliyatı sonrası hastayı nelerin beklediği hususunda şunları anlattı:

    “Korkmayın çok zor ve ağrılı bir süreç değil. Genellikle ilk 7 gün aşamalı bir iyileşme vardır. Ağrı pek olmaz ama şişlik ve zaman zaman gözaltında morarmalar olabilir. Ancak merak etmeyin birinci haftanın sonunda her şey geride kalır. Tabi nihai sonuçlar için bir yıl beklemelisiniz. Kişinin görünümüne duyarsız olması ne derece yanlışsa sadece burna odaklı ve aşırı duyarlı olması da normal değildir. Obsesif ya da narsist bir kişiliğiniz varsa estetik için daha dikkatli düşünmeniz gerekir. Başkalarının etkisi ve yönlendirmeleri ile ameliyat oluyorsanız olmayın derim zira sonuç nasıl olursa olsun sonrasında mutsuz olabilirsiniz. Erkek arkadaşınız ya da eşiniz burnunuzu beğenmiyor diye ameliyat olmak iyi bir fikir değil. Yeni bir burun özgüven kazandırır ama günlük hayatınızdaki sorunlara çare olamaz. Madde bağımlılığınız varsa, bu maddeleri kullanıyorsanız ameliyatınızı erteleyin doktorunuzla da açık olarak konuşun, saklamayın.”

  • Yaşlanan Burun Yüzü De Etkiliyor

    Kulak Burun ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op Dr Bahadır Baykal, yaşlanan burnun yüzü de etkilediğini söyledi.

    Burun estetiği tüm dünyada en fazla yapılan estetik ameliyatlardan biri olduğunu kaydeden Kulak Burun ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op Dr Bahadır Baykal, “Her yıl, binlerce kadın hasta estetik açıdan kendini daha iyi ve daha güzel görmek adına kozmetik imkanlar içerisinde belli bir arayışa girer. Genellikle kadın hastalarımızda, burun şekillerinden kaynaklanan deformitiler ve burun şeklinin yüze uyumsuz ve orantısız olması memnuniyetsizlik oluşturmaktadır” dedi.

    Burun estetiği ameliyatının sosyal ve psikolojik olarak kişilerin hayatlarında önemli bir rol oynadığını söyleyen Kulak Burun ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op Dr Bahadır Baykal, “Özellikle kadın hastalarımız, burun estetiği ameliyatından sonra kendilerine güvenlerinin arttığı, daha istikrarlı bir duygusal huzura sahip olduklarını dile getirmişlerdir. Hatta bazı bayan hastalarımız , rinoplasti başarısını hayatlarının değişmesine sebep olan bir deneyim olarak gördüklerini belirtmişlerdir” diye konuştu.

    BURUN ESTETİĞİNİ BURUN TIKANIKLIĞININ GİDERİLMESİ İÇİN NE SIKLIKLA YAPMAKTASINIZ ?

    Kulak Burun ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op Dr Bahadır Baykal, Burun estetiğinin sanıldığının aksine sadece görünüm için değil aynı zamanda nefes alma problemi olanlarda da yapılan bir ameliyat olduğunu ifade ederek şunları söyledi; “Burnunuz kırıksa, burun sırtınız çökük ya da burun ucunuz sarkıksa nefes almanız sorunludur. Bu durumda fonksiyonel rinoplasti yapmaktayız. Hastalarımın yarısından fazlası nefes alma sorunuyla bana başvurmaktadır.

    BURUN ESTETİĞİ GENÇ GÖRÜNMEMİZE NEDEN OLUR MU?

    Evet, her ne kadar pek çok kişi farketmemiş olsa da burna uygulanan küçük bir iyileştirme ile yılların izini almak mümkündür.

    Tıpkı bedenimiz gibi burnumuzda yaşlanır, zamanla burun derisi incelir ve esnekliğini kaybeder. Kıkırdak yapı bozulur. Yaşlanan burun kanca görünümünü alır, sanki aşağıya doğru sarkmış gibi durur. Burun baktığınız zaman yüzün en belirgin organıdır, bu nedenle burundaki yaşlılık değişimi yüzün tüm dinamiğini de etkileyecektir. Dolayısıyla iyi bir operasyon yüzün görünümünü de olumlu etkiler. Tabi operasyona tamamlayıcı rinoplasti girişimlerini de eklerseniz sonuç göz alıcı olur.

    Rinoplastinin sonuçlarını daha iyi bir yere taşıyacaksa, bazı kozmetik prosedürleri de ameliyata ekleyebiliriz, mesela çene büyütme operasyonu yada yüze uygulanan yağ enjeksiyonları gibi.

    AMELİYATIN PLANLAMASI NASIL OLUYOR ?

    Herşeyden önce kişiye özel bireysel iyileştirme planı geliştirip, hazırlamakta fayda var. Nasıl bir öğrenci dersine iyi çalışmalıysa bir cerrahta ameliyat öncesi ameliyatı kafasında yapmalı ve bitirmeli, ameliyata da öyle girmeli. Unutmayın herkese özel tek bir çözüm yoktur. Sadece burnu değil kişinin yüz ve genel beden özelliklerini de düşünerek operasyon gerçekleştirilmeli , boy uzunluğu, yüz büyüklüğü gibi .

    BOY VE YÜZ ÖZELLİKLERİNİN BURUNLA İLİŞKİSİ TAM OLARAK NEDİR?

    İnsanlar burunlarını yaptırırken bir yandan daha iyi nefes almak bir yandan da güzelleşmek istiyorlar. Bunu başarmak içinde burnun yüzle denge ve uyumunu sağlamak zorundayız. Bu dengenin oluşturulması güzel ifade isteyenler için önemlidir ve tecrübeler bizlere göstermiştir ki; burun estetiği ameliyatı öncesi hastanın boyu da dahil olmak üzere pek çok faktörü dikkate almak gerekir. Sonuçta burnunuzun, yüzünüz ve genel görünümünüzle ne kadar uyumlu olacağı oldukça kritik bir konudur.Örnek vermek gerekirse; kısa boylu ve minyon bir kişiye çok kalkık bir burun ucu yakışabilirken, burun delikleri çok dikkat çekeceğinden uzun boylu kişiler için uygun olmayabilir. Ya da yüzü geniş ve uzun birinin burnunun küçültülmesi doğal durmayabilir, iyi değerlendirmek gerekir. Çoğu zaman bu değerlendirmelere göz pozisyonu, çene ve elmacık kemiğini de alıyoruz.

    BURUN ESTETİĞİ AMELİYATI SONRASI BİZİ NELER BEKLİYOR?

    Korkmayın çok zor ve ağrılı bir süreç değil.Genellikle ilk 7 gün aşamalı bir iyileşme vardır. Ağrı pek olmaz ama şişlik ve zaman zaman göz altında morarmalar olabilir. Ancak merak etmeyin birinci haftanın sonunda her şey geride kalır. Tabi nihai sonuçlar için bir yıl beklemelisiniz.

    PEKİ BURUN ESTETİĞİNİ KİMLERE ÖNERMİYORSUNUZ ?

    Kişinin görünümüne duyarsız olması ne derece yanlışsa sadece burna odaklı ve aşırı duyarlı olması da normal değildir. Obsesif ya da narsist bir kişiliğiniz varsa estetik için daha dikkatli düşünmeniz gerekir.

    Başkalarının etkisi ve yönlendirmeleri ile ameliyat oluyorsanız olmayın derim zira sonuç nasıl olursa olsun sonrasında mutsuz olabilirsiniz. Erkek arkadaşınız ya da eşiniz burnunuzu beğenmiyor diye ameliyat olmak iyi bir fikir değil. Yeni bir burun özgüven kazandırır ama günlük hayatınızdaki sorunlara çare olamaz. Madde bağımlılığınız varsa, bu maddeleri kullanıyorsanız ameliyatınızı erteleyin doktorunuzla da açık olarak konuşun, saklamayın.”

  • Vücudun En Hızlı Yaşlanan Bölgeleri

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Belma Şahin, “Yüz, tipik bir şekilde göz çevresinde kırışıklıklarla, alında derin çizgilerle ağız etrafındaki smokers lines dediğimiz dik çizgilerle yaşlanmanın belirtilerini en acımasız şekilde gösteren vücut parçasıdır” dedi.

    Bununla birlikte, yaşlandıkça vücudun diğer bölümlerinde de sarkan, kırışan, çatlayan bölümler olabilir ki bunlarda yaşlanma sürecinin belirtileri olabileceğini anlatan Op.Dr.Belma Şahin, alışılmışın dışına beklenmedik bir şekilde yaşlanmanın izlerini gösteren vücut bölümlerini şöyle sıraladı

    “Boyun, yüzünüze odaklanabilirsiniz ancak birkaç santim aşağıda sarkmaya başlayan derileri de göreceksiniz. Birçok insan, aynaya bakıldığında boyun kısmı çok fazla görünmediğinden, Skype veya FaceTime gibi sohbet aplikasyonlarını kullanırlarken bu durumun farkına varıyorlar. Neyse ki tam da bu noktada biz plastik cerrahi olarak yardıma koşuyoruz. Estetik cerrahlar boyun gerdirme olarak bilinen çene ile köprücük kemiği arasında sarkan deri miktarının azaltıldığı operasyonu sunmaktadırlar. Ameliyattan kaçınan ve geciktirmek isteyen daha genç hasta yaş grupları için ise focuslu ultrason ile ameliyatsız toparlama vazgeçilmez bir altarnatif tedavi olarak güncelliğini koruyor.

    Kollar; Bir dahaki sefer birisine el salladığınızda, dirseğinizden omzunuza doğru uzanan deriye bir göz atın. Buradaki derinin bilhassa sarkık olduğunu görebilirsiniz ve bu durumu rahatsız edici bulan tek kadın siz olmayacaksınız. Kol gerdirme olarak bilenen ameliyat güzel ve diri kollara sahip olmak isteyen kadınlar arasında oldukça popüler olmaya başladı. Benim de severek yaptığım ameliyatlar arasında yüz güldüren bir ameliyat.

    Eller; Ellerinizle konuşmuyor bile olsanız, el sıkıştığınızda, masa üzerine koyduğunuz veya manikürünüzü hatta yüzüğünüzü göstermeye çalıştığınızda elleriniz oldukça dikkat çeker. Erkekler “bakımsız/sert” bir görüntüye, hayat boyu güneşe maruz kalmaktan dolayı kahverengi lekelere, yaşlanmaya bağlı kırışıklıklara ve form kaybına sahip olsalar da bundan paçayı kurtarırlar.Bu nedenle özellikle kadınlar için el gençleştirme; lazer ile cilt yenileme, kemikli elleri dolgunlaştırmak için dolgu uygulaması ile birlikte cildi canlandırmak ve ileride oluşabilecek hasarlardan korumak için layığınca yapılan cilt bakımı gibi uygulamaları kapsamaktadır.

    Göğüsler; Plastik cerrahi ve göğüsleri düşündüğünüzde silikon implant imajıyla büyüleniyorsunuz. Ancak, birçok kadın da, göğüsleri büyütmeyen aksine göğüsleri canlı, daha genç bir görünüm kazandıran göğüs kaldırma olarak bilinen ameliyatı tercih etmektedir. Hamilelik ve yaşlanma göğüslerin sarkmasına sebep olabilir ancak güvendiğiniz yetenek sahibi bir plastik cerrah tarafından yapılan göğüs kaldırma operasyonu geçen yılların izini silerek göğüslerinizin şeklini yeniden oluşturabilir”.