Etiket: Yaşıyorlar

  • Fikirtepe’de bin 380 dairelik sitede yıllardır elektrik ve su sorunu yaşıyorlar

    Fikirtepe’de bin 380 dairelik sitede yıllardır elektrik ve su sorunu yaşıyorlar

    Kadıköy Fikirtepe’de üç bloktan oluşan bin 380 dairenin olduğu sitede elektrik ve su sorunu yaşanıyor. Daire sakinleri bina yönetimini sorumlu tutarak, durumdan şikayetçi oldu.

    Kadıköy, Fikirtepe’de üç yıl önce inşa edilen 24 katlı üç bloktan oluşan bin 380 daireli sitede elektrik kesintileri yaşanıyor. Bununla birlikte suyun da çamur gibi akması site sakinlerini isyan ettirdi. Ayda iki ya da üç kere elektrik kesintisinin yaşandığını vurgulayan site sakinleri bazı günler elektriğin on defa gidip geldiğinden şikayet ederek elektronik cihazlarının bozulduğunu iddia etti. Üç yıldır aynı sorunun yaşandığını vurgulayan site sakinleri, elektrik gittiğinde jeneratörlerin çalıştırıldığını ve bazı günler dört beş saat jeneratörlerin de dinlendirilme bahanesiyle kapatıldığını sitenin karanlığa mahkum edildiğini ifade etti.

    “Devlet elektrik ve suyu kesmezken onlar bizde kesintiye gidiyor”

    Siteye taşınalı üç ay olduğunu belirten Elif Batan, üç ay içerisinde birçok kez elektrik kesintisinin yaşandığını söyleyerek şunları ifade etti:

    “Ödediğimiz aidatların karşılığı olarak ve pandemi döneminde devlet elektrik ve suyu kesmezken onlar bizde kesintiye gidiyor. Çünkü yapıcı firmanın daha önce borcu varmış onun tüm mağduriyetini site sakinleri olarak biz yaşıyoruz.”

    On aydır aynı sorunların yaşandığını ifade eden Emre Arslan ise, “Ben de on aydır burada yaşıyorum, ayda bir elektrikler gidip geliyor, sular gidip geliyor. Bunlar beyan edilmiyor edilse bile uzun saatler gidiyor. Ayda 500 lira bir artı bir daireye aidat ödüyoruz, onun dışında da elektrik faturaları ödeniyor. Bazılarının bu elektrik faturalarını ödemedi diye bu elektriklerin kesildiğini söylüyor ama diğerlerinin suçu ne? Bugün de gece birden sabah beşe kadar elektrikler kesilecekmiş. Gece saat 2’de yirmi dördüncü katta bir hasta olursa aşağıya inemeyecek. Kadıköy’de 2020 yılında elektrik yok, insanların buzdolabı, çamaşır makinesi bozuluyor. Biz bozuluyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Elektrik kesintilerinden dolayı ev aletleri bozuldu”

    Şikayetlerinde karşılarında muhatap bulamadıklarını söyleyen Tülay Özkan ise, “Ben de Fikirtepe’de oturuyorum. Daireler çok güzel diye geldik fakat yanıldığımızı düşünüyorum. Geldiğimizden beri sorunlar bitmedi. Kış için hazırlıklar yapmıştık dolapta bunlar bozuldu şikayetçiyiz, muhatap da bulamıyoruz” dedi.

    Kutay Katar adlı site sakini de çamaşır makinesinin elektrik kesintilerinden dolayı bozulduğunu söyleyerek, “Dört beş gündür jeneratör çalışıyor, elektrik gidip geliyor bundan dolayı çamaşır makinem bozuldu. Benim gibi bir sürü ev aletleri bozulan kişiler var. Çaresiziz ve buna bir çözüm bulunmalı” ifadelerini kullandı.

    Site sakinleri şikayetçi olmak için polis ekiplerini çağırdı

    Yıllardır çözülemeyen sorun için defalarca polis ekibi çağıran site sakinleri bir kez daha 155’i arayarak ihbarda bulundu. Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler kısa sürede belirtilen adrese gelerek şikayetçi olan vatandaşlar ve site yönetimiyle görüşerek vatandaşların şikayetini aldı.

  • 18 yıldır heyelan tehlikesiyle yaşıyorlar

    Bartın’ın Kozcağız beldesine bağlı Özbaşı köyü sakinleri, 18 yıldır heyelan korkusuyla yaşıyor.

    Heyelan nedeniyle bazı evlerin yıkıldığı ve diğer evlerinde tehlike sınırı içerisinde bulunduğu köy 2000 yılında heyelan bölgesi ilan edildi. Heyelan bölgesi olduğu ve boşaltılması için çalışmaların yapıldığı köyde alt ve üst yapı yatırımları da durduruldu. Bölgeye gelen yetkililerin Kozcağız Beldesi’ne yapılacak olan afet evleri için köylülere vaatte bulunmasının ardından aradan geçen 18 yılda sadece 4 aile afet konutlarına yerleşti. Geride kalan 19 aile içinde devam eden mahkeme süreçleri nedeniyle gelişme yaşanmadı. Her gün ölüm riski ile uyumaktan korktuklarını söyleyen köy sakinleri yetkililerden soruna çözüm istedi. Sorunlarını sık sık dile getirdiklerini belirten mağdur vatandaşlar, aradan geçen sürede herhangi bir gelişme yaşanmamasına tepki gösterdi.

    Köy Muhtarı Zülgarı Ünlük, yaptığı açıklamada, “4,5 yıllık muhtarım. Bu konu için 20 sefer İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne gittim. Mahkeme sürecinin olduğu ve sonuçlanmasının ardından evlerin yapılacağı söyleniyor. Köylü mağdur durumda ve çözüm bekliyoruz” dedi.

    Köy sakinlerinden İbrahim Heper de, “2000 yılından bu yana heyelan nedeniyle mağdur durumdayız. Gözümün önünde dayımın binası yıkıldı. Devlet büyüklerime sesleniyorum. 2000 yılından bu yana mağduruz. Mağduriyetimiz giderilsin” diye konuştu.

    Damadı ve kızının köyde tehlike içerisinde yaşadığını kaydeden Yaşar Hepdemir ise, “Bu mahalle risk altında. Bir yağmur başlayınca acaba ne olacak diye bekliyoruz. Buraya yatırımda yok. Heyelan bölgesi diye yatırım da yapılmıyor. Mağdur durumdayız ve mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) 34 yıldır ormanda yaşıyorlar

    Bursa’da, çobanlık yaparak geçimlerini sağlayan aile, 34 yıldır ormana kurdukları çadırda teknolojiden uzak bir hayat sürüyor.

    Tam bir göçebe hayatı yaşayan Hüseyin Taşkın (52) ve Nihal Taşkın (54), hayatlarını ormanların içinde çadırda yaşayarak geçiriyor. Büyükorhan’ın Gedikler köyünde dünyaya gelen Hüseyin Taşkın, 20 yaşında baba mesleği olan çobanlık yapmaya başladı. Hüseyin Taşkın, eşi Nihal Taşkın’la birlikte ormanların içine kurdukları çadırda kalarak keçi otlatıyor. 34 yıldır çadırda yaşayan aile keçi bakıyor. Yaz kış dağda yaşayan aile hayatlarından memnun.

    Büyüttükleri keçilerin bir kısmını oğlak olarak satan aile, bir kısmını da kurbanlık olarak satıyor. Keçilerinden sağdıkları sütlerle peynir ve tereyağı yapan aile, bunları aydan aya pazara inerek satıyor. Doğayla iç içe ve teknolojiden uzak bir hayat yaşayan aileyi köylüler kar yağdığında başlarına bir şey mi geldi diye gidip kontrol ediyor. 2 çocukları olan ailenin çocuklarından biri madende çalışıyor.

    Dağlarda ormanların içinde yaşamaktan çok memnun olduklarını söyleyen Taşkın çifti, “Yıllardır ormanların içinde kurduğumuz çadırımızda keçi sürümüzü otlatıyoruz. Bu bizim ekmek kapımız. Yaşadığımız hayat zor ve zahmetli gözükse de biz alıştık. Keçilerimizi her gün ormanların içinde otlatmaya çıkarıyoruz. 34 yıldır yaz kış dağda ormanın içinde yaşıyoruz. Hayvanları bırakıp bir yere gidemiyoruz. Köyden aydan aya temel ihtiyaçlarımızı getiriyoruz. Burada yaşamak bizi huzurlu ve sıhhatli ediyor” dedi.

  • Milli Savunma Bakanı Canikli: “ DEAŞ’ı erken öldürdükleri için pişmanlık yaşıyorlar”

    Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, “Sanırım şuanda biraz DEAŞ’ı erken öldürmenin pişmanlığı içerisindeler. Neden? Çünkü DEAŞ’ı hep malzeme olarak kullanıldı, koz olarak kullanıldı. Şimdi de efendim Afrin Operasyonu güya DEAŞ’la mücadelede dikkat dağıtıyormuş” dedi.

    Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Giresun temsilciliği tarafından düzenlenen ve Milli Savunma Bakanlığı ile Giresun Üniversitesinin ortaklaşa düzenlediği ’’Milli Mücadelede Milli Savunma’’ panelinde konuştu.

    Rize’deki programının ardından memleketi Giresun’a gelen ve burada ki programda konuşan Bakan Canikli, Türkiye’nin müttefiklerine seslendi. Zeytin Dalı Harekatı’nda “Amerika’nın DEAŞ’la mücadelemizi yavaşlatıyorsunuz” söylemlerine yönelik Bakan Canikli, “Dostlarımız olarak bildiğimiz ülkelere bir kez daha sesleniyorum Giresun’dan. Türkiye’yi hedef alan terör örgütleriyle ortaklık yapamazsınız eğer müttefikseniz. Böyle bir şey olmaz, böyle ilişki yürümez. Bunun anlamı şudur; ya bize dost değilsiniz, ya da onlara dost değilsiniz. Birinden biri tercih edilmek zorunda. Aksi halde hiç kimse bizden geçmişte olduğu gibi oyalama amacını güden bir takım içi boş söylemlere inanmamızı beklemesin. Biz bu kararlılığımızı göstermek için yapıyoruz operasyonları zaten. Diyorsunuz ki ben PDY, YPG terör örgütü ile geçici bir ittifak içindeyim. DEAŞ’ı halledelim ondan sonra bu ilişki bitecek, diyorsunuz ve dediler. Bana da söylediler, diğer arkadaşlarımıza da söylediler. DEAŞ’ın öldüğünü bittiğini onlar ilan etti. Hem Amerikalılar hem Iraklılar resmi olarak ‘Irak ve Suriye’de DEAŞ bitmiştir’ çok küçük şeyler dışında DEAŞ’ın kalmadığını açıkladılar. Sanırım şu anda biraz DEAŞ’ı erken öldürmenin pişmanlığı içerisindeler. Neden? Çünkü DEAŞ’ı hep malzeme olarak kullanıldı, koz olarak kullanıldı şimdi de efendim Afrin Operasyonu güya DEAŞ’la mücadelede dikkat dağıtıyormuş. Bizde diyoruz ki; DEAŞ kalmadı. Siz kendiniz diyorsunuz neyin mücadelesi dah, hangi DEAŞ’ın mücadelesi. Hiç kimseden bir talebimiz yok, biz halledelim, diyoruz ona da yanaşmıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Amerika’mın Rakka’da DEAŞ’ın temizlenmesi adına bir silah dahi sıkılmadığını kaydeden Canikli, “DEAŞ militanları oradaki koalisyon kuvvetlerinin gözetiminde PKK ve PYD’nin uygulamasında oradan çıkıp başka yerlere gitmelerine müsaade edildiğini vurguladı. Bakan Canikli, “Rakka’nın DEAŞ’tan temizlenmesi için Suriye Demokrasi Güçleri (SDG) uydurulan esasında PKK terör örgütünün Suriye uzantısı YPG’nin kontrolünde olan bu örgüt tarafından koalisyon güçleri ile birlikte Amerika başta olmak üzere yapılan operasyon neticesinde DEAŞ’ın Rakka’dan temizlendiğini kamuoyuna aktarıldı. Böyle bir algı oluşturulmaya çalışıldı ama orada DEAŞ’ın temizlenmesi için bir tane silah sıkılmadı. DEAŞ kendisi bırakıp gitti. Bunu çok net bir şekilde söylüyoruz. Bütün dünyanın gözü önünde DEAŞ militanları oradaki koalisyon kuvvetlerinin gözetiminde PKK ve PYD’nin uygulamasında oradan çıkıp başka yerlere gitmelerine müsaade edildi. Hani DEAŞ dünyanın en kanlı terör örgütüydü? DEAŞ şöyle tehlikeliydi, insanlık için böyle tehlikeliydi, bu nasıl iş? Oradan çıkmalarına izin veriyorsunuz” şeklinde konuştu.

    Rakka’dan çıkan DEAŞ’lıların sakallarını keserek PYD ve YPG’ye katıldığını söyleyen Canikli şöyle devam etti: “Bundan daha önemlisi nereye gönderiliyor biliyor musunuz? Afrin tarafına gönderiliyor Türki Silahlı Kuvvetlerine (TSK) karşı mücadele etsin diye. Sakalını kesip geçiyor PYD’nin, YGP’nin PKK’nın saflarına birlikte hareket ediyorlar.”

    “Afrin’i 2 haftada toz duman ederdik ama..”

    Sivillerin zarar görmemesi için operasyonun yavaş ilerlediğini ifade eden Canikli, Afrin Harekatı’nda TSK’dan kaynaklanan bir tane sivil zayiatı olmadığını ve bunun da dünya harp tarihinde dahi örneği olmadığını kaydetti. Bakan Canikli, “Operasyonun başlangıcında yalan yanlış birçok bilgi aktarılmaya başlandı. Böyle bir ortamda dahi şu milletin asaletine bakın bir masum insan zarar görmesin diye harekatı yavaşlatıyor. Yoksa 2 haftaya toz duman eder ve terör örgütünü tarumar ederdik” dedi.

    “Kötü komşu ev sahibi yaparmış.”

    Eskiden peşin parasıyla silah satmaları için ülkelere dil döktüklerini vurgulayan Canikli, şöyle devam etti: “Dostlarımız, müttefiklerimizden satın alamıyoruz ama çok kısa süre içerisinde biz onları yerli ve milli olarak üretmemiz konusunda bizi motive ediyorlar. Bu açıdan bakıldığından bakıldığında belki amaçları o değil ama teşekkür ediyoruz kendilerine. Kötü komşu ev sahibi yapar derler ya ne kadar benzete bildik ama öyle. Artık sınırda tanımıyoruz.”

    İnsansız savaş uçağı için tarih: 2023

    Bakan Canikli, insansız savaş uçağı konusunda çalışmaların başladığını da belirterek, “İnsansız savaş uçağında da çalışmalar başladı ve sözleşme inşallah yakında yapacağız. Onu da tam tarih olarak bağlamayalım ama 2023-2024 yıllarında insansız savaş uçağını çok büyük yerlilik oranlarıyla Türkiye gerçekleştirmiş olacak” dedi.

  • Köylüler evleri yıkılacak korkusuyla yaşıyorlar

    Niğde’de Koçak köyünde yaşayan köylüler, eskiyen evlerinin yerine yeni ev yapacak yerleşim yeri olmadığı için köylerinin taşınmasını istiyor. Aynı zamanda köylüler, iki dağ arasında kaldıkları için, zaman zaman heyelan tehlikesi yaşadıklarını da söylüyor.

    Niğde’nin Koçak köyünde yaşayan vatandaşlar, köyün yerleşim alanının darlığı nedeniyle, artık eskimiş olan evlerini yenileyemiyor. Eskiyen evlerde göçük tehlikesi olduğunu ve bundan dolayı korku içinde yaşadıklarını belirten Koçak köylüleri, yetkililerden köyün taşınmasını istiyor. Daha önce AFAD yetkililerinin yaptığı incelemelerde, köyün afet riski taşımadığına dair bir sonuç çıkmasına rağmen, köylüler, zaman zaman heyelan olduğunu da savunuyor.

    “Biz ölünce mi sesimiz duyulacak”

    Çürük bir evde yaşadıklarını dile getiren Fadime Özmen, ‘‘İki dağın içinde heyelan riski altında kaldık. Köydeki evlerimiz hep çürük, köydeki sağlam evlere taşınıyoruz. Taşındığımız sağlam evlerin de hiç düzeni yok, onlarda yıkılmaya başlıyor. Yetkililer geldi ’evlere sağlam’ dedi ama evlerimiz hiç de sağlam değil” dedi.

    Köyün üzerinde açılan maden ocağından dolayı heyelan tehlikesi yaşadıklarını belirten Fatih Gençer ise köylerine atanan imamın bile söz konusu tehlikelerden dolayı gelmediğini iddia etti. Fatih Gençer, “Bu sorunlardan dolayı köyümüzde toplam 15 hane kaldı. Köyümüzde oturan diğer köylüler göçüp gittiler, köyde garibanlar kaldı. Kar yağdığı zamanlarda yollar kapanıyor çocuklarımız okula gidemiyor. Çocuklarımız bu yıkıntıların arasından geçtiğinde çocuklarımızın üzerine göçecek diye korkuyoruz. Gece kar veya yağmur yağdığı zaman sabahın biran önce olmasını istiyoruz. Evimiz göçecek mi göçmeyecek mi diye sabaha kadar uyumuyoruz. Devlet büyüklerimizden sesimizi duymalarını istiyoruz. İmam bile köyümüze gelmedi. İmamın kadrosu burada gözüküyor fakat 2 senedir imam gelmiyor” diye konuştu.

    “İki dağın arasında unutulmuş köyde yaşamaya çalışıyoruz”

    İki dağın arasında unutulmuş köyde yaşamaya çalıştıklarını söyleyen Suna Eroğlu ise, “Biz İç Anadolu’nun göbeğinde oturuyoruz. Evlerimizin oturacak hali kalmadı. Üstümüze yıkılacak korkusuyla yaşıyoruz. Benim üç tane çocuğum var ben üç tane çocuğumun geleceğini yok şuanda. Evlerimizde yıkıntılar oluyor. Evlerimizin üzerine bazen taşlar yuvarlanıyor. Eğer bu köy doğu bölgesinde olsaydı oraya çok büyük bir yardım olurdu. Ama bizi iki dağın arasında unuttular” diye konuştu.

    Yetkililerin gerektiği gibi kendileri ile ilgilenmediğini kaydeden Hasan Sezgin ise, “Köydeki evler yıkılıyor. Köylüler o evden o eve taşınıyorlar. Köyümüzle ilgilenen yok. Geçen sene yaş yuvarlandı geldiler. Fotoğraf çektiler, tutanak tutular bir daha ne gelen oldu ne giden oldu. Bizimle ilgilenen kimse yok. Biz derdimizi kime anlatacağız. Devletimiz Suriyelilere bakıyor bize de baksın” ifadelerini kullandı.