Etiket: yaşıyor

  • Haldun Dormen: “Türk Tiyatrosu En Parlak Dönemini Yaşıyor”

    İstanbul Aydın Üniversitesi’nde düzenlenen etkinlikte konuşan Haldun Dormen, Türk tiyatrosunun şu anda en parlak dönemini yaşadığını söyledi.

    İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Drama ve Oyunculuk Bölümü’nün düzenlediği etkinliğe konuşmacı olarak katılan Haldun Dormen, Türk tiyatrosunun durumunu değerlendirdi. Konuşmasında Türk tiyatrosunun şu anda en parlak dönemini yaşadığını vurgulayan Dormen, “Ben bu konuda şaşırtıcı bir cevap vereceğim. Çünkü herkes tiyatro bitti, tiyatro yok, tiyatro gitti, tiyatro artık olmayacak gibi laflar ediyor. Ben bunun tam aksini düşünüyorum. Bence Türk tiyatrosu en parlak devrini yaşıyor şu anda. Bir çok insanın dudak büktüğü, beğenmediği alternatif tiyatrolar bence Türk tiyatrosunun istikbali. Çünkü ister istemez bir takım yönetmenler yetişiyor” şeklinde konuştu.

    İstanbul’da çok sayıda alternatif tiyatro bulunduğundan söz eden Dormen şunları söyledi:

    “Yapılan alternatif tiyatroların oyunları harika demiyorum. Ama yanılmıyorsam 250 tane İstanbul’da oyun veren alternatif tiyatro var. Bunlar içinde de yepyeni parlak yönetmenler var”.

    Alternatif tiyatroların Türk tiyatrosuna katkısının inanılmayacak kadar büyük olduğunu anlatan Haldun Dormen, “Bence Türk tiyatrosu büyük bir fışkırma içinde ve ben buna gerçekten inanıyorum. Bunu da yavaş yavaş görmeye başladık. Önemli yazarlar, önemli yönetmenler yetişiyor,” dedi.

    Haldun Dormen konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bizim eski tiyatrolarda bir takım insanlar bazı yazarların oyunlarını sahneye koymaya cesaret edemiyorlardı. İnsanlar da daha garanti şeylere gidiyorlardı. Şimdi yazar kendi oyununu 3-5 kişi toplayıp, 15-20 kişilik bir salon bulup oynuyor. En azından oyun seyirci karşısına çıkıyor. Yazar ne yaptığını ve ne yapması gerektiğini görüyor. Yazarlar için alternatif tiyatrolar önemli bir şans”.

  • Muş Şeker Fabrikası En Verimli Yılını Yaşıyor

    Şeker İş Sendikası Muş Şube Başkanı Fikret Sancar, Muş Şeker Fabrikası’nın başarılı bir pancar işleme kampanyasını geçirdiğini belirterek, kuruluşundan beri en kaliteli şekeri üretip ve en randımanlı dönemini geçirdiğini söyledi.

    Muş Şeker Fabrikası’nın en kaliteli şeker üretimi ve en randımanlı dönemi geçirdiğini belirten Şeker İş Sendikası Muş Şube Başkanı Fikret Sancar, eleman eksiğine rağmen herhangi bir arıza ya da iş kazasının yaşanmamasının ise sevindirici olduğunu söyledi. Tek sıkıntının pancardan istenilen rekoltenin olmaması olduğunu ifade eden Sancar, “Bunun da ana sebebi pancar çiftçisinin yıllardan beri bütün girdilerinin yükselmesine karşılık pancar fiyatının istenen oranda artırılmamasıdır. Çiftçimiz emeğinin karşılığını alması şöyle dursun; gübresi, mazotu, ilaçlaması gibi giderlerini karşılayamaz duruma gelmişti. Dolayısı ile pancar ekiminde çekilen çiftçimiz tarlalarını boş bırakmayı tercih etti. Bu durum fabrikaların ham maddesiz kalması manasına geliyordu. Ülke genelinde 5 fabrikamız pancar olmadığından kampanya yapmamışlar. Ancak taban fiyatının seçim öncesi 190 kuruşa çıkması hem çiftçiyi hem fabrika çalışanlarını rahatlatmıştır. Bugünden baktığımızda çiftçimiz yeniden pancara dönüş yapacak gibi görünüyor. Bu taban fiyatı pancarda şeker oranına göre yükseliyor olması ayrıca bölgemiz çiftçisi için bir avantajdır. Çünkü bölgemiz pancarı daha fazla şeker ihtiva etmektedir. Bu durumda uzun kampanya ile paralel fabrikamızın karlılığı da artacaktır. Fabrikalarımızın özelleştirme kapsamından çıkarılması halinde modernize edilmesi ve büyütülmesi ilimizin kalkınmasına katkısı artacaktır. Muş ovasının tarım için büyük bir potansiyele sahip olması ve barajların da yapılacak olması Muş için 7 bin ton gün kapasiteli bir şeker fabrikası yetersiz bile olacaktır” dedi.

    Mevcut geçici işçilerin kadro ve taşeron elemanlarının da fabrika bünyesine alınmasıyla kalifiye eleman sıkıntısının giderileceğinin altını çizen Sancar, “Üretimden ziyade istihdam amacı güden doğu fabrikaları gerçek amaca hizmet etmiş olur. Hizmet sektörlerinde üretime dayalı kurumların desteklenmesi en akılcı yoldur. Ekilmeyen tarlalara destek vermektense üreten çiftçiye destek, hizmet işçisinden ziyade sanayiye kalifiye eleman takviyesi önemlidir. Türkiye sanayide gelişmesini sürdürmelidir. Teknolojik ürünler üretme ve bu ürünlerde rekabet edecek kalitede üretmelidir” ifadelerini kullandı.

    Yüksek katma değerli ürün üretilmez ise batı ile yarışmanın güç olacağını kaydeden Sancar, “Bir istatistikte şu çarpıcı rakamlar ortaya çıkmıştır. Her yıl 432 ton demir satıp, 1 ton ilaç alıyoruz. 670 TIR demir satıp, 1 TIR cep telefonu alıyoruz. 582 TIR un satıp, 1 TIR ilaç alıyoruz. 2088 TIR krom cevheri satıp, 1 TIR aşı alıyoruz. 25 TIR mermer satıp 1 adet tomografi cihazı alıyoruz. 2612 TIR çimento satıp 1 TIR bilgisayar alıyoruz. Bu noktada hiç olmazsa tarıma dayalı sanayimizi ihmal etmeyelim. Şekeri dışarıdan almayalım, nitekim çok uzun yıllardır ilk defa bu yıl dışarıdan şeker almış bulunuyoruz. Yarı sanayi bir madde olsa da şekerin dünyada stratejik bir ürün olduğu ve bu sektörün kartellerinin bazı ülkelerde açık baskı uyguladığı unutulmamalıdır. Bölgemizdeki geri kalmışlık malumdur. Mevsimsel şartlardan dolayı tarım, istihdam, nakliye, hayvancılık dallarında büyük katkılar sunan ve ilin kalkınmasına lokomotif görev yapan şeker fabrikalarını ayakta tutmamız için var gücümüzle çalışmalıyız. Bu tür işletmeler devlet eli ile desteklenmeli, batıya göçü bu tür büyük istihdam kapasiteli iş yerleri durdurabilir” şeklinde konuştu.

  • Dünya’da Her Beş İnsandan Biri Cinsel İsteksizlik Yaşıyor

    Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, dünya da her beş insandan birinde cinsel isteksizlik görüldüğünü belirtti.

    Cinsellikten uzaklaşma ve isteksizliğin birçok nedene bağlı olduğunu ifade eden Dr. Üney, “Bazen bu duruma fiziksel sorunlar neden olurken, bazen de psikolojik sorunlar neden olmaktadır. Cinsellikten soğuma esasında isteksizlik olarak ortaya çıkmaktadır. Cinsel problemlerle psikoterapistlere başvurmanın en sık nedenidir. Hatta cinsel problemlerin yarısı bu konuyla ilgilidir. Ülkemizde bu konu bir tabu olarak karşımızdadır. Bunun en sık nedeni cinsellik hakkında bilgi eksikliği veya yanlış bilgilenmedir.” dedi.

    Birçok kişinin cinselliği ergenlik döneminde arkadaşlarından öğrenmeye başladıklarını kaydeden Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Bunun en büyük sakıncası arkadaşların bilgi düzeyi de aslında kendilerinin ki kadardır. Bu durumda eksik ve yanlış öğrenme doğaldır. Bununla birlikte; cinsel isteksizlik genel olarak bir kader gibi algılanmakta, çift kendi arasında bu konuyu konuşmaktan uzak durmaktadır. En çok yanlış bilgi; erkekler her zaman isteklidir ve kadınların cinsel isteğinin olması ayıp olmasıdır.” diye konuştu.

    Dünyada da ve ülkemizde her beş kişiden birinin cinsel isteksizlik yaşadığını, kadınların erkeklere göre cinsellikten daha fazla soğumuş durumda olduklarını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, şöyle konuştu:

    “Amerika’da yapılan bir araştırmada erkeklerin yüzde 15’i kadınların ise yüzde 32’si cinsellikten soğumuş durumdalar. Bizim ülkemizde de benzer ve belki de kadınlar açısından durum daha vahimdir. Cinsellikten soğumanın bedensel nedenleri; şeker hastalığı, kalp hastalığı, tansiyon problemleri gibi yaşam boyu süren hastalıklar, kanserler, menopoz, kullanılan ilaçlar ve hormonsal sorunlardır. Bedensel sorunlarda cinsellik, ne yazık ki hekimlerle konuşulmamakta, bu ayıp sayılmakta, bu konuda neler yapılabileceği araştırılmamaktadır. Zaten ciddi bir fiziksel

    hastalığı olan kişinin bunu dert etmesi tuhaf karşılanmaktadır. Oysaki cinsellik yaşam boyudur. Cinsellikten soğuma daha çok psikolojik kökenlidir.”

    Kadınlarda cinsellikten soğumanın nedenleri:

    1. Cinsel konuda bilgi yetersizliği, 2. Cinsel konularda istekli gözükürse, bunun başka anlamlar çekilmesi kaygısı, 3. Aldatılma, 4. Ön sevişme süresinin kısalığı, 5. Kendi bedeniyle ilgili beğenilme kaygısı, 6. Orgazm olamama, 7. Depresyon, 8. Evlilikte uyumsuzluk, 9. Hamile kalma korkusu, 10. Yeterince duygusallık yaşayamama, 11. Erkeğin kadın cinselliği konusunda bilgisizliği, 12. Cinsel istekleri konusunda kendi ifade edememesi, 13. Cinselliğin başlatılmasını erkekten bekleme, 14. Olumsuz yaşanan ilk deneyim, 15. Menopoz, 16. Mastürbasyon yapmama, 17. Vajinusmus (Birleşememe), 18. Hamilelikte cinsellik konusunda yanlış bilgiler, 19. Emzirme, 20. Sözel şiddet, 21. Fiziksel şiddet, 22. Suçluluk duyguları, 23. Cinsellikte eşe itaat algısı, 24. Cinsel taciz ve tecavüzler.

    Erkeklerde cinsel istekte azalma nedenleri:

    1. Sertleşme sorunu, 2. Erken boşalma, 3. Evlilik sorunları, 4. Ağır ve uzun çalışma saatleri, 5. Bilgi eksikliği, 6. Partnerinin isteksizliği, 7. Aldatma, 8. Eşinin dışında başka kadınlarla cinsellik, 9. Olumsuz yaşanan ilk deneyim, 10. Ekonomik sorunlar, 11. Depresyon, 12. Cinsellikte başarılı olamama korkusu, 13. Yaşlılık, 14. Gizli eşcinsellik.

  • Çocuğu Ölmesin Diye Arabada Yaşıyor

    Antalya’da kalbinde 4 yırtıkla dünyaya gelen 2 aylık Talha bebeğin yaşama tutunabilmesi için acil kalp ameliyatı olması gerekiyor. Hastane bahçesindeki kapalı kasa aracını eve çeviren ve burada yaşayan baba Uğur Söğüt, çocuğunu yaşama tutabilmek için mücadele veriyor.

    Antalya’nın Alanya ilçesinde yaşayan esnaf Uğur Söğüt (42) ve ev hanımı Gülhan Söğüt (41) çiftinin 4’üncü çocukları Talha Söğüt 4 ay önce Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde normal gününde sezaryenle dünyaya geldi. Doğumdan önce doktorlar, bebeğin Down sendromlu olarak dünyaya gelebileceğini söylemesine rağmen Söğüt ailesi “Allah’ın verdiği canı Allah alır” diyerek doğumu sonlandırtmadı. Normal gününde sezaryenle dünyaya gelen bebeğin Down sendromlu ve buna bağlı olarak kalbinde 4 yırtık olduğu belirlendi. Yeni doğan yoğun bakım ünitesine alınan ve Talha ismi verilen bebek 4 aydır yaşam mücadelesi veriyor. Anne Gülhan Söğüt’ün kucağına iki kez alabildiği Talha bebeği aile, şimdilerde sadece haftada 3 kez 5 dakika küvezde görebiliyor.

    “ARABADA YAŞIYOR”

    3 çocuğu daha olan Gülhan Söğüt Alanya’ya dönerken, baba Uğur Söğüt ise biricik bebeği için hastane kapısından ayrılmadı. Hastane bahçesindeki kapalı kasa aracını eve çeviren ve burada yaşayan baba Söğüt, çocuğunu yaşama tutabilmek için mücadele vermeye başladı.

    “KALBİNDE 4 DELİK VAR”

    Bebeğinin sağlığa kavuşması için aracının içinde yatıp kalkan Uğur Söğüt, çocuğunun iyileşmesi halinde kendisinin yerde bile yatabileceğini söyledi. Bebeğinin Down sendromlu dünyaya gelebileceğinin kendilerine söylendiğini aktaran baba Uğur, “Tabii biz bunu göze aldık, kalbinde de ona bağlı sorunlar olacağını söylediler. Biz onu göz önüne aldık ve doğumdan aşağı yukarı bir hafta önce hastaneye geldik. Çocuğumuz gününde sezeryanla doğdu. Doğduğu andan itibaren iki aydır yeni doğan yoğun bakım servisinde tedavi altında tutuluyor. Kalbinde dört delik var. Son değerlendirmelere göre kardiyoloji doktorlarımızın değerlendirmesine göre burada ameliyatın mümkün olmadığını söylediler” dedi.

    “İKİ KEZ KUCAĞIMA ALDIM”

    Bebeğini iki kez kucağına alabildiğini dile getiren anne Gülhan Söğüt, “Ondan sonra bebeğimiz fenalaştı ve tekrar yoğun bakıma alındı. Doğdu doğalı iki kez kucağıma aldım. Şimdi ise beş dakika görüp çıkıyorum bir daha göremiyorum. Haftada üç kez görüyorum. Çocuğumun tedavi edilmesini istiyorum. Ameliyatını istiyorum. İnşallah bir doktor çıkar da ameliyatını yapar, düzelir ve kucağımıza alıp evimize gideriz” diye konuştu.

    Eşinin hastane bahçesindeki araçlarında kaldığını söyleyen Gülhan Söğüt, “Diğer çocuklarım okula gittiği için eve gidiyorum eşim burada kalıyor. Cuma günleri görebiliyorum bebeğimi. Eşim burada tek başına arabamızda kalıyor. Çocuğumuz iyi olsun da eşim rahat bir ortamda kalmasa da olur. Çocuğum ölmesin” ifadelerini kullandı.

  • Longoz En Güzel Zamanını Yaşıyor

    Karacabey Longozu’nda yükselen su seviyesi ve artan kuş nüfusu, her mevsim olduğu gibi sonbaharda da ziyaretçilere farklı güzellikler sunmaya, kuş gözlemciliği ve doğa fotoğrafçılığı yapmak isteyenlerin uğrak mekanı olmaya devam ediyor.

    Avrupa’da artık bir örneği olmayan, kışın Amerika’daki Yağmur Ormanları’nı andıran ve Türkiye’deki 4 longoz içinde en büyüğü olan Karacabey Longozu, Kocaçay Deltası’nda 730 hektarlık bir alan içerisinde yer alıyor. Bir yanında Marmara Denizi, bir yanında Arap Çiftliği ve Dalyan Gölleri bulunuyor. Sözlük anlamı ‘su basar ormanı’ olan longoz, deniz seviyesinin altındaki orman yapısını işaret ediyor. Özellikle kış aylarında, yağışlar neticesinde orman zemini suyla dolarak, ormanın büyük bir kısmı sular altında kalır ve longoz oluşuyor.

    Karacabey Longozu, özellikle kuş türleri için, eşine az rastlanır bir ortam. Kuğu, pelikan, sakar meke, balaban, ak balıkçıl, yalı çapkını, saz delicesi, kartal, baykuş türleri, ördek türleri ve daha nicesini Karacabey Longozu’nda görmek mümkün.

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2. Bölge Müdürlüğü tarafından, ormanlık alanın içine, ortamın doğallığını bozmayacak şekilde yapılan ahşap kuş gözlem kulesi, longoza gelen ziyaretçilerin gölü, bataklığı, kuşları ve longozun tüm güzelliklerini gözlemleyip, görüntüleyebilmelerine imkan sağlıyor.

    Trakuş adlı internet sitesi kullanıcıları, kuş gözlemcileri ve doğa fotoğrafçıları, yılın belli zamanlarında, özellikle de longozun sakinlerine rahatsızlık vermeyecekleri dönemlerde ormanda çadır kampları düzenliyor. Karacabeyli doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş, “Bölgede bu zamana kadar yapılan çalışmalar neticesinde 260 farklı kuş türü tespit edildi. Ayrıca saz kedisi, yaban kedisi ve su samurunun da bölgede yaşadığı çeşitli verilerle ispatlanmış oldu. Kelebek, böcek ve bitki çeşitliliği yönünden de Karacabey Longozu oldukça zengin ve Türkiye’nin önde gelen yerleri arasındadır” ifadelerini kullandı.

    Longozun kuş gözlemi için en ideal yerlerden biri olduğunu da ifade eden Tüydeş, “Kuşlar yılın iki döneminde göç eder. İlkbaharda güneyden kuzeye olan hareket sonbaharda kuzeyden güneye doğru olur. Bu göç süresi boyunca da longoz ve benzeri doğal yapılar, kuşların göç yollarında mola verdikleri uğrak yerlerden bir tanesidir. O yüzden Karacabey Longozu da bu geçiş döneminde oldukça hareketli günler yaşıyor. Normalde Türkiye’de eşine az rastlanır, nadir türleri, bu dönemde burada görmek mümkün. Özellikle son günlerde yırtıcı göçü başlamış durumda. Afrika’ya göç ederken göç yolu üzerinde olan Karacabey Longozu’nda da bugünlerde yoğun bir hareketlilik var. Yırtıcılar, su kuşları, kıyı kuşları ve ötücülerin göçlerine bu dönemde sık rastlanıyor. Kurak geçen yaz döneminin ardından, yağışların da başlamasıyla birlikte, longozun tabanındaki su seviyesi de giderek yükseliyor. Bahar aylarında nilüfer çiçekleri, yaz aylarında karabaş otları ve tüm bunları ele aldığımız zaman da Karacabey Longozu ziyaretçilerine yılın her ayı farklı bir manzara, farklı bir güzellik sunuyor” diye konuştu.