Etiket: Yaşından

  • Yaşından çok sabıkası var

    Bolu’da 27 ayrı hırsızlık suçundan sabıkası bulunan ve 3 ayrı suçtan aranan 24 yaşındaki şahıs ile 3 arkadaşı, kent merkezinde düzenlenen operasyonla yakalandı. Hırsızlık çetesinin son bir ay içerisinde kent merkezinde 150 bin TL değerinde hırsızlık yaptığı ortaya çıktı.

    İddiaya göre, 24 yaşındaki H.Ö., hırsızlık suçundan cezaevinde kalırken, A.S. isimli şahısla tanıştı. Şahıslar cezaevinden çıktıktan sonra H.Ö., cezaevi arkadaşının Çanakkale’deki evinde kalmaya başladı. 27 hırsızlık suçundan sabıkası bulunan H.Ö., cezaevi arkadaşının evini soyarak ehliyet ve nüfus cüzdanını çaldı. H.Ö. Düzce’ye gelerek E.B., Ö.B. ve S.G. isimli şahıslarla evini soyduğu şahsın kimlikleriyle otomobil kiraladı.

    1 ayda 150 bin TL mal çaldılar

    Düzce’den Bolu’ya gelen 4 kişi kent merkezinde bir ev kiraladı. Şahıslar 1 ay içerisinde 4 iş yeri, 5 eve girerek piyasa değeri 150 bin TL olan tekel maddesi ile elektronik eşyayı çaldı. Tekel ürünlerinin bir kısmını satan şahıslar, çaldıkları malları kiraladıkları eve götürdü.

    Polisten kaçmak istediler

    Bolu Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi’ne bağlı ekiplerin günler süren takibi sonrasında Postane Caddesi’nde bir otomobilde görülen şahısları yakalamak için operasyon başlattı. Polisin ’dur’ ihtarına uymayan şahıslar kaçmak isterken başka bir otomobile çarptı. Polis ekipleri tarafından yere yatırıldıktan sonra kelepçelenen şahıslar, ifadeleri alınmak üzere Bolu Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. İfadelerinde suçlarını kabul eden şahıslar, adliyeye sevk edildi.

  • 6 yaşından küçük çocuklara kurban kesimi izlettirilmemeli

    Kayseri Memorial Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Şaban Karayağız, 6 yaşından küçük çocuklara kurban kesimi izletilmesinin, travmatik sonuçlara neden olabileceğini söyledi.

    6 yaşından küçük çocuklarda, henüz soyut düşünme yeteneği gelişmediği için ölüm durumunun anlaşılamayacağını belirten Yrd. Doç. Dr. Şaban Karayağız, “6 ile 12 yaş arası çocukların da görmesi çok uygun değil ama onlara ölümün ne olduğu artık anlatılabilir.12 yaşın üstündeki ortaokul ve lise çağındaki çocukların ise kurban kesimini görmeleri veya bilmeleri bir problem teşkil etmez. Hatta babalarına, amcalarına yardımcı olmaları, bunu bilmeleri, öğrenmeleri bizim kültürümüzü öğrenmeleri açısından iyi bir yaklaşım olur” diye konuştu.

    6 yaşından küçük çocuklarda, bir canlının vücut bütünlüğünün bozulduğunu görmenin travmatik etkiler doğuracağına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Şaban Karayağız, “Çok yoğun kaygı ve bunaltı atakları, aşırı uyarılmışlık hali, sürekli tedirginlik hali kabuslar görme, benzer durumlardan kaçınma gibi bir takım davranışlar ortaya görülebilir çocuklarda. Daha hassas çocuklarda bu travmatik etkiler ilerleyen yaşlarda da devam eder” dedi.

    “Şiddet eğilimine neden olabilir”

    Kurban kesiminin kurallar çerçevesinde yapılmaması ve hayvana eziyet edilmesi durumunda, zaten kan ile karşı karşıya kalan çocuklarda ayrıca şiddete eğilim de gözlendiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Şaban Karayağız, çocuğun bu ve benzer davranışları kendisi için tehdit olarak algılayacağına işaret etti.

    Ayrıca, ebeveynlere, çocuk ile kesilecek hayvan arasında bağ kurulacak ortam oluşturulmaması uyarısında da bulunan Yrd. Doç. Dr. Şaban Karayağız, “Canlı olarak gösterilebilir, sevdirebilir ama yoğun bir bağ kurmalarına neden olabilecek biçimde canlı ile yüz yüze getirilip temas ettirilmesi ve duygusal bağ kurulmasının önüne geçilmelidir” ifadelerini kullandı.

  • “Çocuğunuz Eğer 5 Yaşından Önce Okumayı Ve Saymayı Öğrenmişse Hemen Sevinmeyin”

    Çocuklarda erken gelişen okuma ve sayma becerisinin ‘Hiperleksi’ habercisi olabileceği belirtildi.

    Konuyla ilgili bilgiler veren Fizyotem Tıp Merkezi Psikolojik Danışma Birimi Psikoloğu Yrd. Doç. Dr. Mesud Yalçın Güzel, 5 yaşından önce okumayı öğrenen ve sayı saymayı beceren çocukların ‘Hiperleksi’ hastası olma riski taşıdığını söyledi.

    ‘Hiperleksi’nin erken gelişen okuma becerisi ve bunun yanında dil problemleri, öğrenme ve sosyalleşme yeteneğinde sorunları olan çocuklara verilen genel bir ad olduğunu kaydeden Güzel “Bu tip çocuklar çeşitli şikayetlerle kliniklere ve danışma merkezlerine geldiklerinde genelde otizm, asperger davranış bozuklukları ile karıştırılır. Hatta bu çocuklar arasında üstün yetenekli çocuklar bile bulunmaktadır. Erken okuma yeteneği genelde görsel öğrenme tarzındadır. Başlangıçta okuduklarını anlamadıkları halde anlamanın daha sonra oluştuğu görülür. Bir eğitim almadan 5 yaşından önce okumayı öğrenebilirler fakat dilde ve sosyal ilişkilerde güçlükleri vardır. Bu çocuklar cümle içindeki yapısal ve anlamaya ilişkin ipuçlarını yakalamakta güçlük yaşarlar” dedi.

    Hiperleksik olan çocukların bazı ipuçları ile kendilerini ele verdiğini kaydeden Güzel “En başta okumaya erken başlarlar. 3 yaşında okumayı öğrenirler. Yazılı kelimeler çok dikkatini çeker. Televizyondaki Çarkıfelek veya kelime bulma tipi yarışma programlarındaki kelimeleri anında öğrenir başka zaman aynı kelimeyi okurlar. Ebeveynlerini şaşırtırlar. Anne ve babası onu üstün zekalı zannederler. Dil öğrenme bozuklukları baş gösterir. İlk konuşmaları ‘Ekolali’ şeklinde yansıtmalıdır. Harflere, sayılara ve şarkı sözlerine karşı iyi bir işitsel hafızaları olduğu gibi iyi bir görsel hafızaları da vardır. Tek kelimeleri anlamaları cümleyi anlamalarına göre daha iyidir Tekrarlayıcı ve kendilerine has kelime ve cümlecikler kullanırlar. Konuşması normal bile olsa konuşmayı başlatma ve sürdürmede sorunları vardır. Sosyalleşmede yaşanan problemler ise gruba uyumda zorlanma, yaşıtlarıyla arkadaşlık kuramama, yüksek sesli makinelere karşı duyarlılıktır. Dilde gelişme oldukça bu davranış gecikmeleri de azalmaktadır. Bu çocukların bir kısmı ilk başlarda otistik bozukluğa benzer davranışlar gösterebilir, ritüalistik tekrarlanan davranışlarda bulunurlar. Aşırı ısrar, bir duygusal durumdan diğerine geçiş de zorlanmalar, öfke nöbetleri gibi” ifadelerini kullandı.

    “HİPERLEKSİLİ ÇOCUKLAR ÇOĞUNLUKLA ERKEKTİR”

    Yrd. Doç. Dr. Mesud Yalçın Güzel, Hiperleksili çocukların çoğunlukla erkeklerden oluştuğuna dikkat çekerek “Davranışsal ve sosyal anormallikleri vardır. Dili anlamada iletişim sorunu yaşarlar. 5 yaşından önce okurlar ve kelimeler karşısında büyülenmiş gibi bir davranış gösterirler. Tüm hiperleksik çocuklar kelimeleri bütün olarak tanır. Bazı hiperleksik çocuklar kelimeyi daha önce bir yerde görmeseler de okuyabilirler. Bazıları logolara aşırı ilgi duyar. Hiperleksi özelliği olan çocuklar genelde ilk kelimelerini 12. ayda söylerler ve bu kelimeler genellikle tren, kamyon, araba vb. gibi ilgi duydukları kelimelerdir. Harfler ve sayılarla çok ilgilendikleri hatta bunlar karşısında büyülenmiş gibi davranırlar. Sayıları ve alfabenin harflerini sayabilirler, kolayca şarkıları ezberleyebilirler. Dilde 18. aya doğru bir gerileme olmakta ve bu 24. aya kadar sürebilmektedir. Dil gelişimi normal yaşıtlarına göre daha geç gerçekleşir” diye konuştu.

    “Bu çocuklar görsel mekanik oyuncakları severler. Özellikle tren araba gibi oyuncaklara ilgi fazladır” diyen Güzel “Televizyonda özellikle Çarkıfelek gibi programlara kilitlenirler. Bu programlar gibi içinde çok fazla sayıda harf, sayı ve kelime görselleri okumalarını artırır. Evdeki eşyaların aynı yerlerde kalması konusunda ısrarcı davranırlar. Yine bir yere giderken hep aynı yolu kullanmak isterler başka bir yoldan gitme konusunda direnirler. Öfke patlamalarında sözel olarak sakinleşmezler, bir şekilde dikkatleri ilgi duyduğu başka bir tarafa çekilmeye çalışılmalı ya da müzik kullanılmalıdır. Genellikle arkadaşlık ilişkileri kurmada zorluk çekerler. Oyun oynayan yaşıtlarının yanına gitse bile nadiren bir konuşma veya ilişki başlatabilirler. Dinlemede seçicilik gösterirler. Yanındaki bir şeyi dinlemiyorken diğer odada ilgilerini çekebilecek hafif bir sesi işitebilirler. Dinlemedeki bu seçicilik önemlidir. Zeki ve sevimli bir görünümleri vardır. Oyuncaklarla oynarken mekanik olanları yada puzzle’ı tercih edeceklerdir. Bu çocukların ince motor becerilerinde herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Okuduğunu anlama sözel dil ile ilişkilidir. Erken yaşlarda yazılı soruları ve bilgileri daha iyi anlarlar. Erken okuma, yüksek işlevli otistik bozuklukta da görülebilmektedir. Pek çok hiperleksi özelliği olan çocuk 4,5-5 yaşlarında dil gelişimlerinde ilerleme gösterirlerken sosyal iletişimdeki bozukluk bazen kalıcı haldedir” şeklinde konuştu.

    Hiperleksik çocukların erken yaşlarda, otizme benzer pek çok tipik davranış gösterebildiğini de vurgulayan Güzel “Bunlar tekrarlanan, ritüalistik davranışlar, duyusal hassasiyet (gürültü, dokunma ve koku gibi) artmış duyarlılık, öfke patlamaları, yaygın anksiyete ve anormal korkulardır. Bu davranış anormallikleri 4,5-5 yaşında dilin gelişimi ile azalır. Bu çocuklar sevecen, sıcak çocuklardır ve yetişkinler ile daha iyi bir iletişim kurarlar. 5 yaşından itibaren eğitici oyunlara katılabilirler. Her ne kadar normal bir okula gidebilseler de eğitimlerinde küçük değişikliklerle anne-babalar uzman bir psikolog tarafından yönlendirilirse özel eğitimle çok iyi netice alabilirler” tavsiyesinde bulundu.

  • Kadınlar 30 Yaşından Sonra Kontrolleri Aksatmamalı

    Eskişehir Özel Ümit Hastanesi, Sağlık Söyleşileri programı kapsamında Bozüyük ilçesinde yaşayan kadınları rahim ağzı ve meme kanseri konusunda bilgilendirdi.

    Bozüyük Belediyesi Metristepe Kültür Merkezi’ndeki eğitime Özel Ümit Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Perihan Sözer konuşmacı olarak katıldı. Kanser Haftası dolayısıyla düzenlenen eğitimde rahim ağzı ve meme kanserleri konusunda açıklamalarda bulunan Op. Dr. Sözer, eğitim sonrasında kadınların sorularını yanıtladı.

    Kadınlarda en fazla görülen kanser türünün meme kanseri olduğunu dile getiren Op. Dr. Sözer, “Meme kanserinin bu kadar çok görülmesinin arkasında çevresel ve genetik faktörler yatıyor. Özellikle de ailede meme kanseri varsa, sigara kullanımı varsa, kilo, şeker hastalığı hareketsizlik, sağlıksız beslenme gibi faktörler tetikliyor. Emziren kadınlarda meme kanseri görülme oranı çok düşükken, adete erken başlayan ve geç menopoz olan kadınlarda ise meme kanserine yakalanma riski daha yüksek” ifadelerini kullandı.

    BU BELİRTİLERE DİKKAT

    Elle muayenenin ilk teşhis için hayati önem taşıdığını belirten Özel Ümit Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Perihan Sözer, şunları kaydetti:

    “Özellikle adetin birinci ve ikinci günü muayene yapılması en doğru sonucu verir. Ağrısız sertlik ve şişlik meme ucundan sıvı ya da kan gelmesi durumunda hemen doktora başvurulması gerekiyor. Ele gelen kitle, meme başının içeri çekilmesi, meme başından kanama ve akıntı, ciltte kızarıklık ve meme üstü derisinde portakal kabuğu görünümü ve koltuk altı lenf bezelerinde şişlik belirtilerden bazılarıdır. Teşhisi mamografi, ultrason ve biyopsi ile yapılan meme kanseri, teşhis sırasındaki evresine göre tedavi olur. Bazen sadece ameliyat yeterken, bazen ameliyat artı ışın tedavisi, kemoterapi ve anti-hormon tedavileri uygulanır.”

    KORUNMAK İÇİN AŞI

    Rahim ağzı kanserinin ise genital kanserlerde 4’üncü sırada bulunduğunu aktaran Op. Dr. Sözer, her yüz bin kadından 9’unda rahim ağzı kanseri görüldüğünü dile getirdi. Rahim kanserinin erken safhalarının 30-35 yaş arasında görüldüğünü ve bu dönemde erken teşhisin çok önemli olduğunu vurgulayan Sözer, ileri safhaların ise genellikle 50 ve ileri yaşlarda görüldüğünü anlattı.

    Serviks kanserini başlatan başlıca unsur olarak HPV-Virüs enfeksiyonlarına vurgu yapan Sözer, bunların içinde yüksek riskli tiplerin Tip 16, 18, 45, 31, 33 olduğunu ve bunlardan Tip 16’nın servikal kanserlerin yüzde 60’ından sorumlu olduğunu söyledi. Op. Dr. Sözer, rahim ağzı kanserine ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kanser türünden korunmak için cinsel ilişkiye girmemiş kız ve erkeklerin ergenlik yaşından itibaren 25 yaşa kadar aşı olmasını öneriyoruz. Kanser ön safhalarından kanser evresine ilerlemesi yavaş olan bir hastalık olan rahim ağzı kanserinin erken teşhiste tedavisi iyi sonuç veriyor. Kadınlar senelik rutin kadın doğum muayeneleri ve smear testleri aksatmamalı. Özellikle cinsel ilişki sonrasında kanama ve akıntı sorunu yaşayanlar muhakkak en yakın zamanda uzman doktora başvurmalı.”

  • Hayalini 50 Yaşından Sonra Gerçekleştirerek Örnek Oldu

    İlkokuldan sonra kız çocuğu olduğu için ailesi tarafından okutulmayan ve okuma sevgisi her gece rüyalarına giren Kadriye Odabaş, hayallerini 50 yaşından sonra gerçekleştirdi.

    Her zorluğu okuma azmi ile yenen Kadriye Odabaş, ilköğretim ve lise eğitimini tamamlayıp kendi imkanlarıyla kazandığı üniversiteyi de onur belgesiyle bitirerek örnek oldu.

    Hayalini 50 yaşından sonra gerçekleştiren Kadriye Odabaş, kendisi gibi kız çocuğu olduğu için okutulmayanlara örnek olarak okuma azmini anlattı. Odabaş, “İlkokulu bitirdikten sonra ailem okula göndermedi. İlkokul öğretmenim iki yıl boyunca babama neredeyse yalvardı fakat yine de babam okula gitmeme müsaade etmedi.Kendimden daha küçük kardeşlerime bakmanın yanı sıra günlük köy işlerinde çalışmak zorunda kaldım. Ancak okumak istiyordum. Her gece rüyalarımda okula gidiyordum fakat bir türlü sınıfa giremiyordum. Rüyalarımda ya kalemim ya da defterim olmadığı için öğretmenlerin derse almadığını görüyordum” dedi.

    ÖNCE ÇOCUKLARINI OKUTTU, SONRA KENDİSİ OKUDU

    Erken yaşta evlendirilip anne olduktan sonra da okuma azmini yitirmediğini söyleyen Kadriye Odabaş, “Henüz genç yaşta evlendirildim ve anne oldum. Bir süre kendi okuma azmimi çocuklarımda gidermeye çalıştım. Ancak yine de kendi okuma azmimi gideremedim. Hala okul rüyalarıma giriyordu. Çocuklarımı okutmuş, kendim hala okuma azmiyle doluydum. Sonra bir gün ehliyet almak için başvurduğumda ders çalışmam gerekti ve ehliyet sınavında başarılı olunca kendime özgüvenim geldi. İlköğretim ardından da lise eğitimini tamamladım. Bu okulları bitirmek kendime olan güvenimi artırdı. Ancak üniversite sınavına girip kazansam da başörtü sorunu nedeniyle okuyamayacağımı düşündüğüm için uzun bir süre ara verdim. Ancak üniversitelerdeki başörtü sorunu çözülünce sınava girdim ve Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandım. Hiç dönem kaybı yaşamadan 4 yılda okulumu onur belgesiyle tamamlamayı başardım” diye konuştu.

    “GÖNÜLLÜ ÖĞRETMENLİK YAPMAK İSTİYORUM”

    Üniversite eğitiminin ardından bundan sonraki hayallerini de anlatan Kadriye Odabaş, “Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra öğretmen olmak için pedagojik formasyon eğitimi almam gerekiyor. Bu eğitimi alabilirim. Almasam da en azından okuma yazma bilmeyenlere gönüllü öğretmenlik yapmak istiyorum. Ya da benim gibi okumak isteyenlere dışarıdan eğitim görenlere ders vererek yardımcı olmak gibi bir düşüncem var” ifadelerini kullandı.

    “GELECEĞİN ANNELERİ OKUTULMALIDIR”

    Kız çocuklarını okutmak istemeyen ailelere de mesaj veren Odabaş şunları söyledi:

    “Günümüzde hala kız çocuklarını okutmayan ailelerin olduğunu biliyoruz. Mutlaka çocuklar okutulmalıdır. Özellikle de kız çocukları eğitimden geri bırakılmamalıdır. Çünkü bugünün kız çocukları geleceğin anneleri demektir. Çocukların ise ilk öğretmeni anneleridir. Anneler ne kadar eğitimli olursa o kadar çocuklarını iyi yetiştirebilirler.”