Etiket: Yaşanıyor

  • Zula’da Ramazan bereketi yaşanıyor

    Ramazan bereketinin yaşandığı Zula oyununda iftar ve sahurda ney eşliğinde iftar-imsak hatırlatması yapılırken, İstanbul sokaklarına da mahyalar eklendi.

    Türk ve dünya oyuncularının en sevdiği oyunlar arasında yer alan Zula’da Ramazan bereketi yaşanıyor. Oyunda Ramazan boyunca iftar ve sahurda ney eşliğinde iftar-imsak hatırlatması yapılırken, İstanbul sokaklarına da mahyalar eklendi. Oyuncunun bulunduğu konuma göre iftar vaktini hatırlatan Zula iftar sahur arasında belirlenen haritalarda oyun bitiren oyunculara ekstra tecrübe puanı ve Zula para veriyor. Böylece oyuncular karakterlerini daha hızlı geliştirirken oyun da daha hızlı ilerliyor.

    Zula’ya ramazan geldi

    InGame Group Yöneticisi Özgür Soner yaptığı açıklamada, “Ramazan ayında Zula’da başka hiçbir oyunda olmayan farklı içerikler geliştiriyoruz. Oyuncularımızın da çok sevdiği bu uygulamalarla Zula’da Ramazan atmosferi oluşturuyoruz. Oyunun oynadığı şehre göre iftar ve sahur vakitlerini oyuncularımıza “ney” sesiyle hatırlatıyoruz. Oyuncularımız bu özelliği isterlerse kapatabiliyorlar. Oyunun en çok oynanan haritalarında “Hoş geldin Ramazan” görselleri kullanıyoruz. Yine oyunun en çok oynanan Üsküdar haritasına “mahya” ekledik. Ramazan hediye verme ayıdır, biz de bu ay boyunca iftar ile sahur saatleri arası oyuncularımıza belirlediğimiz haritalarda hediyeler veriyoruz. Özellikle iftar sonrası saatlerde oyun içi etkinlikler düzenleyerek oyuncularımızı her gün farklı ödüllerle mutlu ediyoruz” dedi.

    Dünya pazarında bir Türk

    5 milyondan fazla oyuncuya sahip olan Zula tamamıyla Türkiye’de, Türk mühendisler ve tasarımcılar tarafından geliştirilen bir MMOFPS oyunu. Zula, bu türde Türkiye’de geliştirilen ilk ve tek oyun olma özelliğine sahip. Oyunun en çok ilgi çeken özelliği karakterlerin ve haritaların tamamen Türkiye’den esinleniyor olması. Oyunda Üsküdar Sokakları, Metro, Safranbolu, Gaziantep Mülteci Kampı, Trabzon Uzungöl gibi haritalar yer alıyor. Ayrıca Paris ve Favela gibi yabancı oyuncuların da dikkatini çekecek bolca içerik var.Oyun www.zulaoyun.comadresinden ücretsiz indiriliyor.

  • Ramazan’ın bereketi Emir Sultan’da yaşanıyor

    Sultanlar ve evliyalar şehri Bursa’da on bir ayın sultanı Ramazan ayının bereketi Emir Sultan Camisi çevresinde yaşanıyor.

    Emir Sultan Cami ve Emir Sultan Hazretleri Türbesi’nin bulunduğu alanın çevresinde Ramazan ayının her günü Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından binlerce vatandaşa iftar yemeği veriliyor. Yediden yetmişe, çocuk, yaşlı, her kesimden insan dualarla orucunu açıyor. Ramazan ayının çok güzel geçtiğini belirten bir vatandaş, “Belediyemizin yapmış olduğu etkinliklerle çok güzel vakit geçiriyoruz. Bugün Emir Sultan’da maneviyatı yüksek bir yerde iftarımızı yaptık. Şükürler olsun” diye konuştu.

    Yemek dağıtımında bir görevli ise, Büyükşehir Belediyesi adına yemek verdiklerini dile getirerek, “Ramazan boyunca buradayız. Tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz” dedi.

  • Kanser tedavisinde umut veren gelişmeler yaşanıyor

    1-7 Nisan Kanser Haftası nedeniyle açıklamalarda bulunan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Üstün, kanser konusunda önemli ve bilgileri güncelleyen açıklamalarda bulundu.

    Kanser, kalp hastalıklarından sonra en yaygın görülen hastalık. Bu denli yaygın olan hastalıkla ilgili sürdürülen yoğun araştırmalarla kanseri daha yakından tanımak ve dolayısıyla tedavi etmek mümkün olabiliyor. Birçok türünde özellikle erken tanı olanaklarıyla tedavide başarılı sonuçlar elde edilebiliyorken sağ kalım sürelerinin uzaması sağlanabiliyor. Ancak bu noktada kanseri ortaya çıkaran etmenler, tarama yöntemleri ve tedavi konusunda toplumun doğru bilgiye ulaşması çok büyük önem taşıyor. Öngörülere göre, 2030 yılında 27 milyon kişinin tanışacağı düşünülen kanser için temel yaklaşım, tarama yöntemleriyle erken evrede tanı koyarak tedavi edebilmek. Ancak tüm kanserler için tarama yöntemleri söz konusu olamadığı için bilinen risk faktörlerine karşı önlem alabilmek önem taşıyor. Kanserle ilgili dünya genelindeki istatistiklerin endişe verici olduğunu dile getiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Üstün, tüm bunlara rağmen tedaviyle ilgili umut verici gelişmelerin de olduğunu belirtti. Doç. Dr. Hasan Üstün, “Kanser hasta sayısının her geçen gün artmasında, çevresel faktörler ve yaşam alışkanlıkları etkili olsa da, en önemli etkenlerin başında uzayan yaşam süreleri geliyor. Bugün birçok kanser için yaşın önemli bir risk faktörüdür, öncelikle risk gruplarında yer alan kişiler olmak üzere tüm toplumun düzenli sağlık kontrollerine dikkat etmeleri gerekiyor” dedi.

    “Erken tanı artık çok daha önemli”

    Kanser görülme sıklığında kadın ve erkeklerde farklılık görüldüğünü hatırlatan Doç. Dr. Hasan Üstün, akciğer kanseri erkeklerde ilk sırayı alırken, kadınlarda meme kanserinin hala en çok görülen kanser olduğunu söyledi. Doç. Dr. Üstün, “Erkeklerde en sık görülen ikinci kanser olan prostat kanseri ise hormon tedavisiyle kontrol altına alınabildiğinden yaşam süresi açısından oldukça yüz güldürücü sonuçlara ulaşılabiliyor. Kalın bağırsak, mide, pankreas, yumurtalık ve baş boyun kanserleri toplumda en sık görülen diğer kanserler arasında yerini alıyor. Meme kanseri için mamografi taramasına, tüm kadınlar için 40 yaşında başlanmalı. Prostat kanseri için, 50 yaşında rektal muayene, kanda Prostat Spesifik Antijen düzeyinin ölçülmesi, kalın bağırsak kanserinde ise 50 yaşından itibaren erkeklerin kolonoskopi yaptırması kanserin erken evrede yakalanabilmesi için en güçlü araçlarımızdan. Risk grubunda yer alan kişilerin bu tarama yöntemlerine daha erken yaşlarda başlamasında yarar var” ifadelerini kullandı.

    “Hastalık yok, hasta var”

    Kanser tedavisinde artık ‘hastalık yok, hasta var’ prensibi doğrultusunda kişiselleştirilmiş tedavi uygulandığını, böylece her kanser hastasının kendi şartlarında değerlendirilerek tedavi edilebildiğini söyleyen Doç. Dr. Hasan Üstün, şunları dile getirdi:

    “Hastanın mevcut diğer hastalıkları, kan laboratuvar bulguları, kemoterapinin yan etkilerine göre tercihler, tedavi seçiminde önemlidir. Günümüzde tıbbın bütün alanlarındaki gelişmelerine paralel olarak kanser tedavisinde de ilerlemeler yaşanıyor. Bütün kanser türlerinde ve her evrede, etkili tedavinin cerrahidir. Hastaların cerrahi öncesi daha iyi değerlendirilmeleri, cerrahi becerilerin artması ve gelişen teknolojinin sunduğu imkanlar kanser tedavisinde başarı oranlarını artırmasını sağlıyor. Cerrahi kazanımların bir diğer etkisi de hastaların artık daha erken taburcu olabilmesi. Bu sayede hastanın tedavisinde gerekli olan kemoterapiye de daha erken başlanabiliyor.”

    “Kemoterapide ’akıllı ilaç’ dönemi”

    Ameliyattan sonra hastalığın tekrarlama riskini azaltmak için kemoterapi ve radyoterapi uygulanabildiğini aktaran Acıbadem Eskişehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Üstün, hormon önleyiciler, akıllı ilaçlar, kemik güçlendiriciler, kemik iliğini uyarıcılar, çeşitli destek tedavileri olmak üzere farklı özellikte kemoterapi ilaçlarının kanser tedavisinde kullanılabildiğini vurguladı. Kemoterapide son dönemlerdeki en önemli gelişmenin, akıllı ilaçların olduğunu söyleyen Doç. Dr. Hasan Üstün, “Kemoterapi hemen hemen bütün kanser türlerinde etkili bir şekilde kullanılabiliyor. Kanser yayılmış olsa bile verilecek kemoterapiyle hastaların yaşam kalitesi artıyor ve yaşam süreleri uzuyor. Uygun hastalarda meme kanseri ve rektum kanserinde cerrahi öncesi kemoterapiyle tümör küçültülerek cerrahi daha kolay ve başarıyla uygulanabiliyor. Kemoterapi şeması ve sayısı hastanın durumuna, hastalığın tipine ve evresine göre değişiklik gösterebiliyor. Lokal bir tedavi seçeneği olan ve son yıllarda çok önemli gelişmelerin yaşandığı radyoterapi, hem birçok kanserin tekrarlama riskini azaltırken hem de kemik ve beyin metastazlarında çok başarılı bir sonuçlara ulaşılabiliyor” dedi.

    “Hasta zaman kaybetmeden en uygun tedaviye ulaşıyor”

    Kanserin tedavisinde tüm disiplinlerin bir arada çalışmasını gerektiren multidisipliner tedavi anlayışının uygulandığını anlatan Doç. Dr. Hasan Üstün, sözlerine şöyle devam etti:

    “Hastaların tedavi ve izlemleri radyolog, patolog, nükleer tıp uzmanı, laboratuvar ekibi, cerrahi onkoloji, medikal onkoloji ve radyasyon onkolojisi uzmanlarından oluşan ekip tarafından yürütülmektedir. Bu yaklaşımla kanser hastası için en uygun tedavi en uygun sırayla en doğru ve etkili bir şekilde verilebiliyor. Böylece hasta zaman kaybetmeden en uygun tedaviye ulaşıyor. Hastalar tedavi sırasında veya tedavi bittikten sonra başta bitkisel kökenli olmak üzere bir çok farklı ürünü kullanabiliyor. Gerek hastalar gerekse hasta yakınları haklı olarak kanserden kurtulmak için tedavinin yanında alternatif tedavi arayışlarına da girebiliyor. Ancak, hasta ve yakınlarının bu ürünleri kanserin tedavisi olarak görmek gibi bir yanlışlığa düşmemeleri gerekir. Ayrıca, bu ürünlerin tedaviye olumsuz etkileri olabileceğini de unutmadan mutlaka hekimlerini bilgilendirmeleri gerekiyor.”

  • “Türkiye’de okulların yüzde 62’sinde şiddet olayları yaşanıyor”

    CSG City Security Group Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk, Türkiye’de okulların yüzde 62’sinde şiddet olayları yaşandığını belirtti. Öğrencilerin yüzde 15’inin kesici, delici alet, silah gibi unsurlarla okullara geldiğine dikkat çeken Öztürk, ailenin bu durumdan oldukça endişeli olduğunu söyledi.

    Eğitim çağındaki çocukların, güvenli bir okul ortamında eğitimlerini sürdürebilmeleri için hazırlanan “CSG Güvenli Okul Projesi” kapsamında Uğur Okulları Antalya Muratpaşa Kampüsü ve Antalya Konyaaltı Kampüsünde ’Güvenli Okul Konferansı’ düzenlendi. Security Group Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk’ün konuşmacı olarak katıldığı konferansta, okul güvenliğinin toplum üzerindeki algısı tartışıldı.

    “Sadece okul ve çevresinde alınan güvenlik yeterli değil”

    Konuşmasında, sadece okul ve çevresinde sağlanan güvenlik çalışmalarının yeterli olmadığına değinen Öztürk, güvenlik algısının güçlü olduğu güvenlik yönetimlerinde, okul bina ve kampüslerinin tasarımından, sosyal, kültürel ve sanatsal etkinliklerin çeşitliliğine ve kalitesine, öğrencilerin şiddet içeren davranışlarından öğrenmeye odaklanmalarına kadar, okul kültürü ve iklimini oluşturan tüm etmenleri de içerdiğini söyledi. Öztürk, CSG Güvenli Okul Standartlarını ise fiziki ve mimari güvenlik, okul ve çevresinin güvenliği, olumlu okul iklimi ve kültürü, ziyaretçi kayıt-kontrol ve denetimi, okul paydaşlarının güvenliği, sağlık güvenliği, ulaşım ve servis güvenliği, kapsamlı acil durum ve kriz yönetimi, yüksek ölçekli güvenlik yapısı ve algısı, cctv-elektronik güvenlik, şiddet, zorbalık ve vandalizm ve bağımlılık ile mücadele olarak gösterdi.

    “Öğrencilerin yüzde 15’i okula kesici, delici alet ve silahla geliyor”

    Yeteri düzeyde güvenlik önleminin alınmadığı okullarda, ailelerin oldukça endişeli olduğunu kaydeden Öztürk, “Yaptığımız araştırmalar gösteriyor ki; Türkiye’de okulların yüzde 62’sinde şiddet olayları yaşanıyor ve ailelerin yüzde 73’ü çocuklarının okulda olduğu saatlerde güvenliğinden endişe duyuyor. Yine velilerin yüzde 64’ü çocuğu okula giderken güvenliğinden endişe duyduklarını ifade ediyor. Öğrencilerin silah ve bıçak ile okula gelmeleri önlenmeli. TBMM araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin yüzde 15’i okula kesici, delici alet ve silahla geliyor” dedi.

    Şiddet olaylarının başı: Akran zorbalığı

    Güvenlik denilince sadece okul dışından gelen tehditlerin algılandığını belirten Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ancak en çok dikkat çeken şiddet olaylarının başında akran zorbalığı geliyor. Öğrencilere göre okulların yüzde 74’ünde sözlü ve fiziksel şiddet olayları yaşanıyor. Bu konunun önümüzdeki yıllarda da üzerinde titizlikle durulması gerekiyor. Şiddet algısı araştırmalarında gençlerin yüzde 57,4’ünün kendi yaşıtı öğrencilerin şiddetine uğradığı dikkat çekiyor. Okulda meydana gelen akran zorbalığı, siber zorbalığa neden oluyor. Aynı zamanda, okulda zorbalığa uğramanın, internet ortamında zorbalığa uğramaya ve okulda zorbalık uygulamanın da internette zorbalık yapmayı yordadığını tanımlayan görüşler bulunuyor.”

    “Toplumsal ve çevresel koşullar da etkili oluyor”

    Öztürk, okulların bulunduğu toplumsal ve çevresel faktörlerin de güvenliği etkilediğine dikkat çekerek, “Türkiye’de okul kampüsleri yapılırken ne yazık ki, çevresel koşullar göz ardı ediliyor. 2015 yılında İstanbul’da 11 ayrı okul çeşidinde yaptığımız ‘Okul Güvenliği Araştırması’ sonuçlarına göre; olumlu bir okul iklimi sağlanabilmesi adına, iletişim, akademik beklenti, bağlantı ve güvenlik alt başlıklarında öğrenci algısı güvenliği (yüzde 66), akademik beklentiden (yüzde 71) sonra 2’nci sıraya yerleştirmektedir. Ayrıca, okulların bulunduğu bölgelerin sosyo-kültürel ve ekonomik yapıları ile bölgesel şartlarından kaynaklanan sosyal faaliyetlerin yetersizliği, okul iklimini olumsuz yönde etkiliyor” ifadelerini kaydetti.

    “En önemli ihtiyaç; öğrencilerin güvende hissettiği bir okul iklimi”

    Son olarak, CSG uzmanları ve Bahçeşehir Üniversitesi akademisyenleri tarafından hazırlanan Türkiye’nin ilk Güvenli Okul Ölçeği’nin özel okullarda uygulanmaya başlamasıyla birlikte 2017 yılında yapılan CSG Özel Okullar Okul Güvenliği araştırma sonuçlarını paylaşan Öztürk, uygulama sonrası öğrencilerin yüzde 79’unun kendini okulda güvenli hissettiğini söyledi.

    Okullarda yangın, terör, siber saldırı, şiddet, servis kazaları gibi durumlar için alınan önlemler ve yapılması gerekenler konusunda bilgilendirme oranının yüzde 63 olduğunu belirten Öztürk, “En önemli ihtiyacımız, okul paydaşlarının kendini fiziksel, psikolojik, sosyal açıdan özgür ve güvende hissettiği bir okul ikliminin yaratılmasıdır. Okulların daha güvenli olması, öğrenci ve öğretmenlerin derslerine odaklanmasını, moral ve motivasyonlarını olumlu yönde etkileyerek okul başarısını artıracaktır. Sorunların önceden öngörülmesi ve eksikliklerin giderilmesi olası riskleri azaltacaktır” diye konuştu.

    Konferans sonunda CSG Güvenli Okul Projesi kapsamında güvenli okul sınıfında yer almaya hak kazanan Uğur Okulları’na, CSG City Security Group Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk tarafından güvenli okulu simgeleyen mavi bayrak ile sertifika verildi.

  • İstanbul trafiğinde ‘okul servisi’ yoğunluğu yaşanıyor

    Türkiye’de ara tatilin sona ermesiyle öğrenciler bugün ders başı yaptı. Sabah saatlerinden itibaren servislerin yollara çıkmasıyla İstanbul trafiğinde yoğunluk yaşandı.

    2016- 2017 Eğitim ve öğretim yılının ikinci dönemi için ilk ders zili bugün çaldı. Sabah saatlerinden itibaren öğrenciler okullarına gitmek üzere yola çıktı. Servislerin yola çıkmasıyla İstanbul trafiğinde artış yaşandı.

    Sürücüler yoğunlukta kalırken trafiğe çıkan servislerin yoğun olduğu görüldü.