Etiket: Yaşanan

  • Türkiye ve Hollanda arasında yaşanan kriz 3 bin 330 habere konu oldu

    Medya takip kuruluşu Ajans Press’in verilerine göre, 2016 yılında Türkiye’ye en fazla uluslararası sermaye Hollandalılardan geldi.

    Medya takip kuruluşu Ajans Press, 400 yılı aşkın bir süredir devam eden Türkiye Hollanda ilişkilerine dair araştırma yaptı. Ajans Press’in Ekonomi Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yabancı Sermaye Derneği(YASED) ve Türkiye Turizm Acenteleri Birliği’nin verilerinden derleyerek yaptığı araştırmaya göre, Hollanda Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırım tutarı içerisinde ilk sırada yer alıyor. Toplam yabancı sermaye içinde Hollandalı firmaların payı yüzde 15,8 ile en yüksek paya sahipken; 2016 yılında Türkiye’ye en fazla uluslararası sermaye Hollandalılardan geldi.

    İki ülke arasındaki diplomatik kriz 3 bin 330 haber konu oldu

    Hollanda, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 10’uncu sırada yer aldı. Hollanda’dan en çok ithal edilen ürünler ise sırasıyla; metal cevheri, plastik, taşıt, petrol ürünleri ve organik kimyasal ürünler oldu. Turizm başlığına baktığımızda ise TÜİK verilerine göre, Türkiye’ye gelen Hollandalı turistlerin bireysel harcamaları 537 milyon dolar oldu. Geçtiğimiz yıl Türkiye’den Hollanda’ya 87 bin 792 vatandaşımız seyahat etti.

    Ajans Press, Hollanda hükümetinin uyguladığı insanlık dışı politika ise bu hafta Türkiye gündemini belirleyen en önemli başlık olarak kayıtlara geçtiğini belirtti. Buna göre, Ajans Press’in medyada yaptığı araştırmaya göre iki ülke arasında yaşanan diplomatik kriz, olayın patlak verdiği 11 Mart tarihinden itibaren 3 bin 330 habere konu olarak Türkiye’nin en çok konuşulan gündem maddesi haline geldi.

  • Bakan Tüfenkci: “Dövizde yaşanan bu spekülasyon eski haline dönmeye devam ediyor”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “Dövizde yaşanan bu spekülasyon eski haline dönmeye devam ediyor. Bu gerçek bir yükselme değil, suni bir yükselme. 16 Nisan’dan sonra bu oynaklık daha da azalacak” dedi.

    12. Dönem Akreditasyon Sertifika Töreni, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi. TOBB’da düzenlenen programda konuşan Bakan Tüfenkci, hizmet ve üretimde belirli standartların sağlanmasının tarih boyunca uygulandığını belirterek, “Ahilik sistemi bunun en güzel örneklerinden biridir. Ahilikte üretimin her aşaması, belli standartlara, kurallara bağlanmıştı. İşte bu üyelere hizmet veren odalarımızın hizmetinin, belli bir standartta olması bizim için önemlidir. Bunun için harcanan çabayı, inanın sadece bir berat almak için olarak anlamayın” dedi.

    Tüfenkci, oda ve borsaların kırtasiyeciliği ve bürokrasiyi azaltma noktasında çabalarına değinerek, “Türkiye’yi hızlandırmak gerekiyorsa odalar ve borsalar olarak ‘bizde varız’ diyorsunuz. Biz de sistemimizi tek bir noktada topluyoruz” mesajını verdi.

    “Bizler üretimimizi büyüteceğiz, daha fazla üretip, satacağız gibi düşünmeniz lazım”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından başlatılan istihdam seferberliğine ilişkin açıklamasını sürdüren Tüfenkci, şunları kaydetti:

    “İlk veriler umut verici. Bunu sadece ‘istihdamı artırmak’ gibi anlamayın. Bunu ‘bizler üretimimizi büyüteceğiz, daha fazla üretip, satacağız’ gibi düşünmeniz lazım. ‘İstihdam üzerinde ciddi yükler var, eziliyoruz’ diyordunuz. Bizler de bu yükü alalım dedik. ‘Siz sadece çıplak maaşı verin, gerisini biz halledelim’ dedik.”

    “2016’yı en ağır hasarla atlatıp 2017 ye güçlü bir giriş yaptık”

    Tüfenkci, 2017 yılını yatırım yılı olarak ilan ettiklerini sözlerine ekleyerek, “Bütün badirelere rağmen, darbe girişimi, not oyunlarına rağmen, sizlerin gayreti ve desteği ile 2016’yı en ağır hasarla atlatıp 2017 ye güçlü bir giriş yaptık. İhracatımızı arttırdık” dedi. Tüfenkci, yaşanan olumsuzlara rağmen 2017 yılının iyi geçeceği mesajını verdi.

    Üretenin ve ihracatçının yanında olduklarını kaydeden Tüfenkci, “Dövizde yaşanan bu spekülasyon eski haline dönmeye devam ediyor. Bu gerçek bir yükselme değil, suni bir yükselme. 16 Nisan’dan sonra bu oynaklık daha da azalacak” açıklamasında bulundu.

    Bankalara “sicil affı” çağrısı

    “Sicil affı” konusuna değinen Bakan Tüfenkci, bankalara yönelik şu çağrıda bulundu:

    “Sizin isteğiniz üzerine getirdik. Bunu getirirken bankalarla beraber hazırladık. Bunu onları zayıflatmayacak şekilde hayata geçirdik. Sicil affını uygulamakta çekinen bankalar olduğunu duyuyoruz. Dolayısıyla bununla ilgilide bankalar eğer bu noktada çekingen davranırlarsa, gereğini yapacağız. Bunu bankalara bir düşmanlık olarak algılamayın. Biz sözümüzde duruyoruz. Onlarında sözünde durmasını iş adamlarının, Türkiye’nin önünü açmasını istiyoruz.”

    16 Nisan referandum sürecine vurgu yapan Bakan Tüfenkci, “Güç millette olacak. Karar millette olacak. Bu sisteme ihtiyaç duyulması sizlerin bizlere aktardığı sorunları çözmemiz noktasında hızlanmamız gerektiği için ortaya çıktı. Hantal bir bürokrasi olduğunu söylüyordunuz. Bizim hızlanmamız lazım. Bizlerin bu hıza uyması lazım” değerlendirmesinde bulundu.

    Kayseri Ticaret Odası’na Akreditasyon sertifikası

    Oda ve borsalarda kurumsal kapasitenin artırılması ve üyelere sunulan hizmet kalitesinin iyileştirilmesi amacıyla başlatılan “Akreditasyon Sistemi”ne yönelik törende Kayseri Ticaret Odası’da sertifika aldı. Kayseri Ticaret Odası Başkanı Mahmut Hiçyılmaz, 2013 yılında yapılan TOBB akreditasyon denetiminde B sınıfına yükseldiklerini, 2016 Aralık ayında yapılan denetim ile A sınıfına yükseldiklerini kaydederek, akreditasyon sürecine ilişkin şunları söyledi:

    “Biz yönetime geldiğimizde C sınıfı akreditemiz vardı. Daha sonra bunu B sınıfına çıkardık. 2016 yılı yapılan denetimle ise A sınıfına çıkarmış olduk. 3 yılda bir yapılan bir denetimleri odaların verdikleri hizmetler bakımından hem akredite olmaları ve hem de sınıflandırılmaları söz konusu. Yapılan çalışmalar neticesinde bizim A seviyesine çıkmamız. Çok onur verici. Bu konumda olmak bizi onurlandırıyor. Ama henüz en üst puanı almadık.”

  • Eber Gölü’nde yaşanan toplu balık ölümleri

    Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesindeki Eber Gölü’nde yaşanan toplu balık ölümlerinin ilk belirlemeleri göre endüstriyel bir zehirlenmeden değil, oksijen yetersizliğinde kaynaklanmış olabileceği belirtildi.

    Eber Gölü’nün Bolvadin ilçesindeki kısmında geçtiğimiz günlerde yaşanan olayda binlerce balık ölmüş bir şekilde kıyıya vurmuştu. Olayın duyulmasının ardından Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü V. Bölge Müdürlüğü tarafından inceleme başlatıldığı kaydedildi. Yapılan incelemelerde göl suyu ve ölen balıklardan numuneler alınarak gerekli inceleme için laboratuarlara gönderildiği öğrenildi.

    Yapılan ilk incelemelerde ölen balıklarda herhangi bir endüstriyel zehirlenme gibi bir bulguya rastlanmadığı, ölümlerde oksijen yetersizliğine bağlı bulguların yüksek olduğunu ifade edildi.

    Sudaki oksijen seviyesi 1,16 mg/L olarak ölçüldü

    Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü V. Bölge Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgilerde, balıkların öldüğü bölümden alınan su numunelerinde balıkların yaşaması için sudaki çözülmüş oksijen miktarı 5 mg/L olması gereken oksijen seviyesinin 1,16 mg/L seviyelerinde olduğu kaydedildi. Alkolid fabrikası başta olmak üzere bölgede bulunan çeşitli fabrikaların alanlarında endüstriyel bulguların gözükmediği yani ölü balıklarda endüstriyel atık maddelerin görülmediği öğrenildi.

    “Göl yüzeyi yaklaşık 2 aydır tamamen buzla kaplı”

    Konu ile ilgili Afyonkarahisar Valiliği’nden ‘kamuoyuna duyuru’ başlığı ile yayınlanan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

    “Söz konusu mahalde çok sayıda ölü küçük balık olduğu, balıkların ölüm olayının yaşanması üzerinden uzun zaman geçtiği, ölü balıkların bulunduğu mahalde su derinliğinin çok az olduğu ve suyun yer yer buz halinde bulunduğu tespit edilmiştir. Olay mahallinin yakın çevresinde balık ölümlerine yol açabilecek ve suyun mevcut durumunu bozabilecek çevresel etkenlerin mevcut olmadığı gözlemlenmiştir. Söz konusu balık ölümlerinin sebebinin balıkların bulunduğu mahaldeki suyun tamamen donmasından kaynaklanabileceği değerlendirilmektedir. Ayrıca yapılan incelemede, göl yüzeyinin yaklaşık 1,5-2 aydır tamamen buzla kaplı olması ve yüzey su sirkülasyonunun olmaması, ayrıca yapılan ölçümlerde oksijen miktarının kritik seviyenin çok altında bir değerde olması sebebiyle balıkların oksijensizlik nedeniyle boğularak öldüğü kanaatine varılmıştır.”

    Olayla ilgili başlatılan incelemeler devam ediyor.

    Öte yandan, gölde ölen balık türlerinin ise sazan ve Çin sazanı gibi balık türleri olduğu öğrenildi.

  • İşte evde en çok yaşanan kazalar ve yapılması gerekenler

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Bölümü Öğretim Görevlisi Selin Deniz, günlük hayatta çok sık yaşanan ev kazalarında yapılması gerekenlerle ilgili açıklamalarda bulundu.

    İlk ve Acil Yardım Bölümü Öğretim Görevlisi Selin Deniz, özellikle evlerde temizlik sonrası kaygan zeminlerde yaşanan düşme, kayma ve çarpmalar sonucunda morluklar, şişmeler ve kesikler meydana geldiğini belirterek, “Bunun dışında özellikle kadınlarımızın temizlik maddelerini yiyecek ve içecek kutularına koymalarından dolayı çocukların bunları yemeye çalışmasıyla kimyasal madde yanıkları çok fazla yaşanıyor. Bunların etkileşimine bağlı olarak da sonradan zehirlenmeler oluşabiliyor. Kışın da soba ve şofben kullanımının artmasıyla karbonmonoksit zehirlenmeleri ile çok fazla karşı karşıya kalıyoruz” dedi.

    Çocukların yaşadığı ev kazalarına değinen Deniz, “Kimyasal maddeler ve ilaçlar kesinlikle çocukların ulaşabileceği yerlerde olmaması gerekiyor. Çünkü çocuklarımız, ulaşabildikleri yerlerdeki ilaçları şeker zannedip yemeye kalkışıyor. Aynı şekilde kola şişelerine koyulan kimyasal maddeleri yine yanlışlıkla içilebiliyor. Yine çocuklarımız hareketli olduklarından dolayı çok fazla morluklar, kesikler ve şişlikler meydana geliyor. Bir diğeri de merdivenlerden, balkonlardan ve camlardan düşmeler. Camda, pencerelerde ve balkonlarda çocukların üstüne basıp aşağıya sarkmasını sağlayabileceği herhangi bir eşya bulundurmamamız gerekiyor” diye konuştu.

    Çocukların küçük nesneler yutmaları durumunda yapılması gerekenleri anlatan Deniz, “Çocuklar özellikle nohut ve madeni para gibi küçük şeyler ya yutarlar ya da kulağına, burnuna sokmaya çalışırlar. Eğer bu yuttukları küçük şeyi ağız içinde görüyorsanız cımbız yöntemi ile tek ya da çift parmağınızla süpürür bir şekilde çıkarabilirsiniz. Fakat göremiyorsanız yapacağınız iki tane manevra var. Bir yaş altındaki çocuklar için bebeğin göğsünü elinizle tutacaksınız, başı yere doğru bakacak, sırtına iki kürek kemiğinin arasına beş adet el ayanızla vuru yapacaksınız. Çocuğu döndüreceğiz ve sırt üstü sert bir zemine yatıracağız. İki parmağınızla göğsünden yukarı süpürme hareketi yaparak göğsün basıncını arttırıp ağzından yuttuğu cismi çıkarmaya çalışacağız. Bir yaş üstü çocuklarda ise başparmağımızı el içine alarak yumruk yapıyoruz ve yumruğumuzu çocuğun göğüs kemiğinin alt noktası ile göbeğin arasındaki boşluğa getiriyoruz. Diğer elimizle yumruğu tutup yukarıya çekip yabancı cismin yukarıya çıkmasına neden oluyoruz. Bunu aynı periyotlarla tekrarlayabiliriz fakat yine de çıkmıyorsa hızlı bir şekilde sağlık kuruluşuna gitmeliyiz. Yabancı cisim çıksa bile sonuçta kaç tane yuttuğunu bilmediğinizden ve bu esnalarda nefessiz kalma olasılıklarından dolayı oksijen desteği almasında fayda olacaktır. Bu yüzden yine sağlık kuruluşlarına gitmeliyiz” dedi.

    Evde yanlış kullanılan temizlik malzemeleri

    Birden fazla temizlik malzemesinin karıştırılması ile ortaya çıkan zehirli gazların solunum yollarının tıkanmasına ve nefes darlığına sebep olduğunu ifade eden Deniz, “Birden fazla temizlik malzemesinin karıştırılması ile ortaya çıkan zehirli gazlar solunum yollarının tıkanmasına ve nefes darlığına sebep oluyor. Yine aynı şekilde kapalı ortamlarda temizlik malzemesi ile yapılan işlemler dolayısıyla zehirlenme vakaları ile çok fazla karşılaşıyoruz. Bu yüzden eğer kullanacaksak tek bir malzeme ile temizliğimizi yapmalıyız ve aynı şekilde kapalı ortamlarda değil dışarıdan hava gelecek şekilde camlarımızı açarak temizlik işlemine devam etmeliyiz. Hatta temizlik bittikten sonra bile iki saat boyunca oda içinin havalandırılması gerekiyor” diye konuştu.

    Zehirlendiğimizi nasıl anlarız ve ne yapmalıyız?

    Zehirlenme durumunda yapılması gerekenleri anlatan Deniz, “Eğer zehirlendiğinizi düşünüyorsanız bunun yanı sıra da bulantı, kusma, nefes darlığı, görme bozukluğu ve bilinç kaybı gibi şikayetleriniz varsa hızlı bir şekilde 112’yi aramanız ya da imkanınız varsa en yakın sağlık kuruluşuna gitmeniz gerekiyor. Toplumumuzda yanlış bilindiği üzere yoğurt vb. şeyler yememeniz, bol su içmeniz ve dediğimiz gibi bu şüphe içinde iseniz derhal sağlık kuruluşuna gitmeniz gerekiyor. Aksi takdirde yapılan başka herhangi bir müdahale ancak zaman kaybına sebep olur” dedi.

    Yanıklarda yapılması gereken ilk müdahaleyi anlatan Deniz, “Yanık yüzeye kesinlikle buz uygulamamamız gerekiyor. Yanık bölgeyi akan soğuk suyun altında 15 dakika boyunca tutmamız lazım. Zaten hafif bir yanıksa bu işlem yeterli olacaktır. Eğer ağır bir yanıksa kesinlikle su dolu kesecikleri patlatmamamız ve yüzeyde bir giysi varsa çıkartmamamız gerekiyor. Fakat giysi yanıkla birlikte deriyle bütünleştiyse eğer sabit bırakmamız lazım. Çünkü o giysiyi çıkaracağım derken yanık alandaki derinin daha da zarar görmesine neden olabiliriz” şeklinde konuştu.

    Delici ve kesicisi alet yaralanmalarında kesik alan küçükse ve kanama çok fazla değilse ılık suyla ve sabunla o bölgeyi yıkayıp, ardından da temiz ve kuru bir bezle orayı kapatmanın yeterli olacağını söyleyen Deniz, “Fakat temiz bir bezle bastırdıktan sonra kanama devam ediyorsa bir iki bez daha alttaki bezin üstüne sıkıca bastırıp basınç alanını arttırmalıyız. Üzerine yara bandı vb. şeyler yapıştırmıyoruz. Kanamanın devam etmesi ile beraber en yakın sağlık kuruluşuna gidiyoruz” dedi.

    Kırıklar konusunda da bilgi veren Deniz, “Kırık durumlarında evde sert ne varsa sabitleyebilecek cetvel, kitap ve tahta gibi kırık alanı eklemi de içine alacak şekilde sabitliyoruz. Sabitleyici madde ile kırık alanı arasına bez ya da pamuk ne varsa onu koyuyoruz ve kesinlikle oynatmadan bu şekilde hızlıca sağlık kuruluşlarına gidiyoruz” dedi.

  • (Özel Haber) Yaşanan acıları çamura yansıttılar

    İzmir’de gittikleri seramik kursunda yaşadıkları acıları çamura yansıtan kadınlar, çalışmalarına ‘çamurun gözyaşları’ adını verdi. Eserler arasında şehit haberleri ve 15 Temmuz darbe girişimi üzerine yapılan dev postal ve kendisinin de geçmişte tacize maruz kaldığını belirten kursiyerin çocuk istismarını anlatan çalışmaları dikkat çekiyor.

    Gaziemir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesindeki seramik kursunda, Türkiye gündemine ilişkin çalışmalar dikkat çekiyor. Ağrılıklı olarak kadın kursiyerlerin bulunduğu seramik kursunda dev bir asker postalı çalışması yapan Derya Yenerer, “Postal yere bastığında da kan damlıyor, çocuklarımız şehit olduğunda da kan damlıyor. Bu postalı yaparken gözyaşlarımı da akıttım” dedi.

    Geçmişte kendisinin de tacize maruz kaldığını söyleyen Gülgün Çimen, “Çocukların acılarını yüreğimde hissediyorum. Geçen sene mülteci çocukların sorunlarını anlatmak için Aylan bebeğin çalışmasını yaptım. Dışarıda ağlayıp sonra çalışmama geri dönüyordum. Bu sene de beni çok etkileyen çocuk tacizi ve çocuk gelinler konusunu çalışmalarıma yansıttım” diye konuştu.

    “Kan damlıyor”

    15 Temmuz darbe girişimi ve artan şehit haberleri nedeniyle çok üzgün olduğunu belirten Yenerer, yaptığı çalışmayı şu sözlerle anlattı:

    “Maalesef bu yıl çok sayıda şehidimiz oldu. İki erkek çocuğu annesi olarak çok üzülüyorum. Postal, benim için iki şeyi ifade ediyor; darbe ve şehit askerlerimiz. Darbe her zaman için ülkelere zarar vermiştir. Kan damlıyor. Postal yere bastığında da kan damlıyor, çocuklarımız şehit olduğunda da kan damlıyor. Bu yıl bu yüzden postal çalışması yaptım. Yaparken gözyaşlarımı da akıttım. Bir ay önce gelinimizin kardeşi şehit düştü. Arkadaşlarımızın evlatları şehit oldu. Daha önceden farklı şehirlerden şehit haberi alıyorduk, şimdi mahallemize, ailemize kadar şehit acıları ile kavrulmaya başladık. Bundan sonraki çalışmalarımız artık barışı simgelesin. Hüzün olmasın. Obje bizimle kalmasa da olur, önemli olan mesajını vermesi.”

    “Benim de acı tecrübelerim var”

    Seramik ile iki yıl önce tanışan iki çocuk annesi Gülgün Çimen de geçen yıl dünya gündemine oturan Aylan bebeği çamura yansıttı. Bu yıl da çocuk gelinler ve çocuk tacizi üzerine çalışmalar yapan Çimen, “Çocukların acılarını yüreğimde hissediyorum. O acıları çamurla dile getirmek istiyorum. Geçen sene mülteci çocukların sorunlarını anlatmak için Aylan bebeğin çalışmasını yaptım. Aylan bebeği çalışırken çok ağlamıştım. Dışarıda ağlayıp sonra çalışmama geri dönüyordum. Çalışırken ‘çamurun gözyaşları’ diye düşünüyordum. Birçok çalışmayı ağlayarak yaptım. Bu yüzden benim açımdan pek kolay olmadı” ifadelerini kullandı.

    Kadınların yüzde 90’ının tacize maruz kaldığını söyleyen Çimen, “Tacizi öyle ya da böyle hepimiz yaşıyoruz. Benim de yaşadığım acı tecrübelerim var. Bunları çamurla gün yüzüne çıkarmak bana da terapi gibi geliyor. Ben yaşadığım şeylerden sonra yoluma devam etmeye çalışıyorum. Acı şeyler unutulmuyor ama bu sorunları birazcık da olsa insanlara anlatabiliyorsam huzurlu uyuyabiliyorum” dedi.