Etiket: Yaşamak

  • ESOGÜ’de ‘Diyabetle Barışık Yaşamak’ temalı bilgilendirme toplantısı

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı tarafından 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla, diyabetli hastalara yönelik ‘Diyabetle Barışık Yaşamak’ temalı bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

    ESOGÜ Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonu’ndaki tplantının açılış konuşmasını yapan ESOGÜ Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Arslantaş, Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı öğretim elemanlarına özverili çalışmaları için teşekkür ederek konuşmasına başladı. Yirmi yıl sonra dünyadaki diyabetli hasta sayısının bir milyarı bulmasının öngörüldüğünü ve bunun çok büyük bir sayı olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Arslantaş, beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamın diyabeti tetikleyebileceğini vurgularken, egzersizli bir yaşamın önem kazandığını ifade etti. Prof. Dr. Ali Arslantaş toplantıya katılan vatandaşlara “Bu hastane sizin hastaneniz, bu fakülte sizin fakülteniz” sözleri ile seslenirken, yeni ESOGÜ Yönetimi olarak kampüsün tüm duvarlarını yıktıklarını ve halkımıza hizmet etmek için görevlerinin başında olduklarını kaydetti.

    Açılış konuşmasının ardından ESOGÜ Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. F. Belgin Efe “Diyabete Giriş”, Prof. Dr. Aysen Akalın “Diyabetin Hedef Aldığı Organlar”, Prof. Dr. M. Nur Kebapçı “Diyabette Özel Durumlar” ve Doç. Dr. Göknur Yorulmaz “Diyabetik Ayak” başlıklı sunumları ile katılımcıları diyabet hakkında her yönden bilgilendirdi.

  • Yazar Işık: “Okumak yaşamak kadar önemlidir”

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Şubat Kültür Sanat Etkinlikleri söyleşi ve imza günü programı ile devam etti.

    ‘Beni Hikayeden Çıkart’ kitabının yazarı Ali Işık’ın konuşmacı olarak katıldığı programlar, Vali Mustafa Cahit Kıraç Anadolu Lisesi ve Faik Baysal Kütüphanesinde gerçekleştirildi. Programda Ali Işık, öğrencilerin ve Sakaryalı kültür sanat dostlarının sorularını cevaplayıp, katılımcılar için kitabını imzaladı.

    Okumanın ciddi bir iş olduğunu söyleyen Ali Işık, “Okumak ile ilgili herkes konuşur ancak kimse derinine inmeye çalışmaz. Okumak ciddi bir iştir. Herkesin okumak nedir diye oturup üzerine düşünmesi gerekiyor. İnsan kendisi düşünmeye başladığı zaman öğrenmeye başlıyor. Okumak düşünebilmenin parçasıdır. Düşünebildiğimiz oranda hayatta varız. Düşünebilmeyi kazanmak için dile sahip olmak gerekiyor. Diliniz kadar anlayabilirsiniz. Dilinizin sınırlarına kadar duygu ve düşüncenizi ifade edebiliyorsunuz. Bu dili genişletmek ise okumak ile alakalıdır. Dolayısıyla bir şeyler düşünebilmek için okumanız gerekiyor. Bizim hayattaki duruşumuzu, tepkilerimizi belirleyen esaslı mevzulardan biri okumaktır. Yaşamak kadar önemli bir şeydir okumak” dedi.

    Okuma ve yazmadan geri kalınmaması gerektiğini vurgulayan Yazar Işık, “Dünya şu an kağıt çöplüğünden ibaret. Gidin bir kitapçıya inanılmaz bir kitap çoğunluğu var. Ne okuyacağız ve okuyacağımız kitap bize ne katacak bunların önemi var ancak cevabı yok. Okuyarak başkalarının düşüncelerini benimserken yazarken kendi düşüncelerinizi benimsersiniz. Dolayısıyla yazmayı da okumak kadar önemsemenizi tavsiye ederim. Yazdıkça okumaya ihtiyaç duyacaksınız. Yeni kavramlar öğrenmek gerektiğini anlayacaksınız. Kesinlikle okumak ve yazmaktan geri kalmayın. Okuyun ve yazmak için uğraş verin” diye konuştu.

  • Kalp hastası genç anne yaşamak istiyor

    Aydın’ın Didim ilçesinde yaşayan kalp hastası ve bir çocuk annesi 19 yaşındaki Aylin Kütükçü, ameliyat olmak için yardımseverlerden destek bekliyor.

    Didim Çamlık mahallesinde kirada oturan ve eşinden ayrı olan 19 yaşındaki Aylin Kütükçü, yaşamak için hayırseverlerin desteğini bekliyor. Doğumundan bugüne kadar sağlık sorunları ile mücadele eden Kütükçü, 19 yaşına kadar birçok kez kalp krizi geçirdi. 8 defa anjiyo, 2 kez de bypass ameliyatı olan ve kalp kapakçığı değişerek kalbine stent takılan Aylin Kütükçü’de geçirdiği ameliyatlar sonucu kalp yetmezliği gelişti.

    Hayırsever vatandaşlar tarafından toplanan yardımlarla yapay kalp nakli yapılan Kütükçü, yapay kalbin vücutla uyum sağlamaması üzerine Kütükçü’nün yapay kalbi yeniden değişti. İki yıl önce Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde kalbine stent takılan Aylin Kütükçü, 6 ay öncede bir kız çocuğu dünyaya getirdi ve kızına ‘Melek’ adını verdi. Geçtiğimiz günlerde bir kez daha kalp krizi geçiren Aylin Kütükçü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı ve buradan İstanbul’daki Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.

    6 aylık dünyaya geldiğini ve bugüne kadar hayırsever vatandaşların yardımlarıyla ameliyatlar olduğunu belirten 19 yaşındaki Aylin Kütükçü, “Kalp yetmezliği teşhisi kondu. 8 kez anjiyo oldum. 2 kez bypass oldum. 2 yıl önce ameliyat oldum; tekrar hastaneden çağırdılar ama maddi gücümüz olmadığından ameliyat olamıyorum. Hayırseverlerden yardım istiyorum. Bir kızım var eşimden ayrıldım. Kızımın adı Melek annemle yaşıyorum. Bu rahatsızlık sürekli devam eden bir rahatsızlık bende; iki kat çıkınca yorulan bir insanım. Böyle yaşamın devam ediyor hayırseverlerden destek istiyorum” dedi.

    “Kızımın yaşamasını istiyorum”

    Çamlık Mahallesi’nde yaşayan anne Sebahat Altınok ise, “Kızım 6 aylıkken prematüre olarak dünyaya geldi ve doğduğunda 650 gramdı. Doktorlar o zaman yaşamaz dediler. Evde tek başıma doğum yaptım. Zonguldak’tan İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı ve 3 ay kuvözde kaldı. 3 ay sonra anjiyo oldu. 1 ve 4 yaşındayken bypass oldu. 3 kez kalp krizi geçirdi. Doktorlar yaşamasına bile büyük şans olduğunu söylüyor. Geçen gün Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine gittik ama doktorlar maddi durumumuz olmadığından bakamıyorlar. Şu anda maddi gücümüz yok daha önceki ameliyatları da yardımseverlerde yaptırdı” dedi.

    Kızını kaybetmek istemediğini belirten anne Altınok, şöyle konuştu: “Torunum annesiz büyümesin ben öksüz büyüdü o büyümesin. Bu son ameliyatı bunu yaptıramazsam onu kaybedeceğim çünkü riski artık çok yüksek. Doktorlarda ameliyatın çok riskli olduğunu söylüyorlar. Doktorlar elinden geleni yapacaklarını söylediler. Torunum benim canım; hepsi canım. Kızımı kaybetmek istemiyorum. İki aydır kirada oturuyorum. Kızımın kurtulması için 50 bin TL’ye ihtiyacımız var. İşadamlarından ve duyarlı vatandaşlardan destek bekliyorum ve kızımın yaşamasını istiyorum”

  • Bozbey: “Temiz bir çevrede yaşamak hepimizin hakkı”

    Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kahvaltı buluşmalarını bu hafta Temizlik İşleri Müdürlüğü çalışanları ile yaptı.

    Alaaddinbey Mahallesi’nde bulunan Sevgi Bahçesi’nde gerçekleştirilen kahvaltıda Başkan Bozbey, personeliyle fikir alışverişinde bulundu. Özverili çalışmalarından dolayı Temizlik İşleri Müdürlüğü personeline teşekkür eden Bozbey, son zamanlarda artan kaçak hafriyat dökümlerine dikkat çekerek, “Gerçekten çevreyi katleden, çevreye düşmanca tavırlar gösteren insanları kabul etmek mümkün değil. Bunu Nilüfer’e yakıştıramıyoruz. Bu kişilerin Nilüferli olduklarına da inanmıyorum, yapan her kimse, bunu yapmamalı. Neticede hem belediyemizin hem de Büyükşehir Belediyesi’nin belirlediği döküm alanları var. Döküm alanlarına yakın olan dere kenarlarına ve farklı bölgelere döküm yapıyorlar. Son derece kötü görüntü oluşturduğu gibi çevre kirlilik de oluşturuyor. Bunları ortadan kaldırmamız, insanları bilinçlendirmemiz gerekiyor. Zaman zaman fabrika atıklarının da buralarda olduklarını görüyoruz ve tespitini yapıyoruz. Ben bu konuda işletme sahiplerinin de duyarlı olacağını düşünüyorum. Bu konularda toplumun hassasiyetini bekliyoruz” dedi.

    Çevre ve temizlik konusunda herkesin hassas olması gerektiğini kaydeden Bozbey, “Sadece belediye olarak bizim çevreye sahip çıkmamız yetmiyor, yetemez de. Sadece Temizlik İşleri Müdürlüğü çalışanları değil, belediyenin tamamı temizlikle uğraşsa yine çözemeyeceğimiz sorunlar olacaktır. Ama toplum sahip çıkarsa, herkes kendi evinin önünü temizlerse, çevreye sahip çıkarsa her taraf temiz olacaktır. Sokaklar hepimizin, çevre hepimizin, temiz bir çevrede yaşamak hepimizin hakkı” diye konuştu.

  • “Ortalama 46 yıl yaşamak istiyorlar 15 milyonu 5 yaşına gelmeden ölüyor”

    Dünya Müslüman Tıp Birlikleri Federasyonu (FIMA), 3’üncü kez İstanbul’da toplandı. Bugün başlayan ve yarın da devam edecek olan ’FIMA Afrika Sağlık Kongresi’nde’ kıtanın sorunlarına çözüm arandı. FIMA’nın yeni başkanı olan Prof. Dr. İhsan Karaman, “Afrika’da ortalama ömür beklentisi 46 yıl. Ancak bu insanların her yıl 15 milyonu 5 yaşına gelmeden hayatını kaybediyor. Medeni dünya buna göz yummamalı” dedi

    İnsanları gibi kaderi de kara olan ve ‘Kara kıta’ olarak adlandırılan Afrika’da yaşam mücadelesi veren 1,2 milyar kişinin sağlığına İstanbul’da gerçekleştirilen ‘Afrika Sağlık Kongresinde’ çözüm arandı. Sağlık alanında Müslüman sağlık kuruluşlarının 1988 yılından beri örgütlü tek organizasyonu olan FIMA tarafından organize edilen kongrede konuşan yeni dönem Başkanı Karaman, dünyada büyüme ve lüks tüketimin sürekli artmasına rağmen Afrika’da ise açlığın arttığını söyledi. Karaman, “Beslenme bozuklukları hastalıkları artıyor. Bu insanlar 46 yaşına kadar yaşamak istiyor, fakat ne acıdır ki 5 yaşına gelmeden her yıl 15 milyonu hayatını kaybediyor. Modern dünya buna seyirci kalmamalı. Afrika’nın yeryüzünde kapsadığı alandan çok daha büyük oranda, insanların vicdanlarında yer tutması gerekiyor. İnanıyoruz ki kıtanın tamamına yönelik, insanlığın en azından ortak bir akıl, vizyon, strateji ve en önemlisi ortak bir vicdani hassasiyet benimsemesi mümkündür” dedi.

    Afrikalı bakanlar 15 Temmuz’u unutmadı

    Kongrenin açılışında konuşan Nijer Sağlık Bakanı Dr. Idı Illıassou Maınassara, Somali Sağlık Bakanı DrFawzıya Abıkar Nur, Sudan Sağlık Bakanı Bahar Idrıs Abu Garda, 15 Temmuz’un yıldönümünün hemen ardından Türkiye’de olmaktan mutlu olduklarını ifade ederek, “Türk insanının demokrasisine sahip çıkması meydanlara inmesi bir kahramanlık hikayesi ve dünyaya örnektir” ifadelerini kullandı. Yarın da devam edecek kongredeki paralel oturumlarda Türkiye’nin değişen Afrika yaklaşımından yardım sarmalına; beyin göçünden sağlıkta işgücüne kadar Afrika’nın yüzyıllardır değişmeyen insani sorunları tartışılıyor.

    Kongreye katılım gösteren Sağlık Bakan Yardımcısı Ahmet Baha Öğütken, 2002 yılında başlayan Sağlıkta Dönüşüm projesiyle Türkiye’nin ortaya koyduğu vizyonu Afrikalı katılımcılara aktardı. Sağlık alanında sağlanan başarının uluslararası kurum ve kuruluşlarca da tescillendiğini belirten Öğütken, Türkiye’nin diğer ülkelere teknik danışmanlık ve eğitim de verdiğini söyledi. Arama kurtarma alanında Avrupa’nın en büyük gönüllü timinin kurulduğunu da aktaran Öğütken, “UMKE 8 binin üzerinde gönüllü eğitilmiş personeliyle afetler ve olaylarda hemen organize olarak havalimanlarında buluşuyor. Acil durumlarda hemen müdahale ediyor” dedi. 20 dost ülkeyle tecrübe paylaşımı yaptıklarını belirten Öğütken, “15 ülkeden 361 sağlık personeline simülasyonlarla eğitim verildi. 11 ülkeyle hasta protokolü yaptık. Sudan’da 729 personelimiz görev yapıyor. Bunların 29’u hekim. Somali’de ise 861 personelimiz görev aldı. Burada ise 246 hekimimiz görevde. Sudan’da 272 bin 378 muayene, 5 bin 5 ameliyat yaptık. Somali’de ise 236 bin hasta muayene edildi” şeklinde konuştu.

    Karaman: “14 milyonluk ülkede 10 göz doktoru var”

    İhlas Haber Ajansına açıklamalarda bulunan FIMA’nın yeni başkanı olan Prof. Dr. İhsan Karaman, Afraka’da balık yemeyi değil balık tutumayı öğrettiklerini vurgulayarak, “Kongrede Afrika’da sağlığın tüm boyutlarını sadece tıbbi boyutunu değil, sadece insani boyutunu değil Afrika’daki sağlık sorunlarının akademik seviyede tartışan bir platform olarak öne çıkıyor. Bu kongreye yaklaşık 55 yabancı konuşma davetlidir. Toplamda da 600 kişilik bir katılımcıyla iki gün boyunca buradayız. Kongremizde Afrika’da sağlığın değişik boyutları dile getirilerek hem bu konudaki uzman bilim adamlarınca hemde sahada çalışan sivil toplum örgütleri, akademisyenler, diplomatlar ve hayırseverler ile birlikte tartışılarak bir sonuca varmaya çalışılacak. Afrika’da sağlık çok önemli bir sorun, dünyada anne ölüm hızı ile bebek ölüm hızının en yüksek olduğu kıta, üzerinde 1 milyar 216 milyon insanın yaşadığı Afrika’dır.

    Biz yeryüzü doktorları adıyla bilinen sivil toplum kuruluşu olarak, Afrika’da çok hızlı bir şekilde sağlık sonuçlarının tartışılıp sonuca bağlanması gerektiğini düşündüm. Örnek vermek gerekirse Afrika’da gözleri katarakttan kapanmış ve kör olmuş milyonlarca insan var. Sadece 25 dolara mal olan bir katarak ameliyatı yapıldığında hem o kişi sosyal hayata dönüyor hemde ona bakması gereken kişi kendi işine dönebiliyor. FİMA’nın gönüllü olarak çalışan insanları 140 bin kişiyi ameliyat ederek Afrika’da gün ışığına kavuşturdular. Afrika’da ilaç olmadığı için ve sağlık sorunlarının elverişsiz olduğu için halk mağdur durumda. Nijerya’da 14 milyonluk bir ülkede sadece 10 tane göz doktoru mevcut. Bunların üç tanesi katarak ameliyatı yapabiliyor. Dünyanın ve bizim unuttuğumuz gözümüzü belki kapadığımız belkide çok yakından bilmediğimiz bu çoğrafyasında sağlık sorunlarına el uzatmamızı bekliyor. Bu kongrenin sonunda elde edeceğimiz sonuçta klasik olarak Afrikalılara balık vermek değil, balık tutmayı öğreteceğimize inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Dr. Özkan: “Türkiye, GSMH oranıyla en çok bağış yapan ülke”

    Afrika’da çalışmış Yeryüzü doktorlarından Hasan Oktay Özkan da şunları belirtti: “Yeryüzü doktorları 2000 yılından beri ciddiyetini devam ettiriyor. Hayat vakfı kuruluşunun içinden Neşet etmiş bir kurum olarak şu anda dünyanın 46 farklı ülkesinde değişik projeler yapmaktayız. Ağırlıklı olarakta Afrika ülkelerinde gerçekleştiriyoruz. Bu projeler içerisinde tedavi edici eğitime dönük beslenme sağlığı ile ilgili projeleri ve acil durum ile hastahanelerin ekipman ve işletme sistemini düzeltmede ki projeleri kapsamaktadır. Afrika’da sağlık kapasitelerini artırmaya dönük daha kalıcı ve verimli projelere evrilmiş durumda. Tıpta uzmanlık sınavının sağlanması ve eğitiminin verilmesi, müfredat programlarına yardımcı olunması gibi programları gerçekleştiriliyoruz. Türkiye GSMH oranıyla dünyada en çok bağış yapan lider bir ülke konumunda yer alıyor. Bizde bu programların Türk halkının hamiyetperverliği, gönüllülüğü ve bağışlarıyla sürmektedir. Gittiğimiz her ülkede bu gönüllülük ile o ülke insanlarının size olan samimiyeti ile çok güzel bir birlikteliğe dönüşüyor”.