Etiket: yasama

  • “Beraber Yaşama Sırrını Açıklamak İlahiyat Fakültelerine Düşüyor”

    Harran Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ramazan Taşaltın, “YÖK yeniden yapılandırılmalı ve güçlendirilmeli. Devlet üniversiteleri kendilerini bilimsel çalışmalarla gündemde tutmalı, yürüyüş yapan akademisyen, molotof atan öğrenci profili ile bir yere ulaşamayız” dedi.

    Taşaltın, gerek Harran Üniversitesi gerek Türkiye’deki üniversitelerin problemlerinin nasıl çözüleceğine ilişkin devamlı kafa yorduğunu belirterek şöyle konuştu:

    “YÖK, 2013 yılında üniversitelerin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili bir çalışma başlattı. Yeni bir YÖK kanunu yapılacaktı. Bizim üniversitenin hazırladığı tasarıya bir şeyler eklemek istedim. Fazla taraftar bulamadım. Ben kendim bir YÖK yasa tasarısı yaptım ve YÖK’ün ilgili birimlerine gönderdim. Bu tasarı üzerinde hâlâ çalışıyorum. Rektörlük seçiminde de çok açık oynadım. Şahsi bir menfaat ilişkisi bir örgüt bağlantısı gibi duygularla oy veren olmadı. Tek derdimiz üniversiteye hizmet etmektir. Herkesle görüştüm ve beraber ne yapabiliriz dedim. Bu üniversiteyi daha ileriye götürmek adına çalışıyorum. Bir bilim insanı olarak, temel gayesi bilim üretme olması gereken üniversitemizin hak ettiği noktalara gelmesi için bu yükün altına girdim.”

    Taşaltın, “Üniversiteniz Türkiye için ne ifade ediyor ve Türk bilim alanına yaptığı katkı nelerdir” sorusuna şöyle yanıt verdi:

    “Harran Üniversitesi bölgesinde önemli bir boşluğu doldurma potansiyeline sahip. İki fakülte kritik öneme sahip. İlahiyat Fakültesi ve Ziraat Fakültesi. Diğer fakülteler ikinci öneme sahip demek değil. Örneğin Ziraat Fakültesi motor olursa Mühendislik Fakültesinin bölümlerini, biyoloji ve coğrafya bölümlerini beraberinde yükseltebilir. İlahiyat Fakültesi bölgede çözüm üretim merkezi olma potansiyeline sahip. Resmi kayıtlara göre 400 bin, gerçekte 600 bin Suriyeli Şanlıurfa’da yaşıyor. Bütün kışkırtmalara rağmen ciddi bir olay yok. Türk, Kürt, Arap asırlardır beraberce yaşıyor. Bu beraber yaşama sırrını dünyaya açıklamak başta İlahiyat Fakültesine düşüyor. Türkiye genelinde uyuşturucu kullanımı yayılıyor. Sosyolojik olarak Şanlıurfa’da hızla yayılması lazımdır. Terör örgütleri bu konuda aşırı çalışıyor. Fakat beklendiği gibi felaket olmuyor.”

  • Iuc, Erbil’de “Birlikte Yaşama Kültürü” Konulu Toplantı Düzenledi

    Uluslararası Üniversiteler Konseyi (IUC) Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, çatışma ortamından uzak, özgür bir coğrafya için çabaladıklarını ifade ederek, “Irkı, dili ve dini ne olursa olsun bu coğrafyada herkes özgür yaşasın” dedi.

    IUC tarafından Kuzey Irak’ta “Birlikte Yaşam Kültürü” adı altında toplantı düzenledi. Erbil kentinde düzenlenen toplantıya Türkiye merkezli Uluslararası Üniversiteler Konseyi Kurucu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Yüksek Eğitim Bakanı Yusuf Goran, Duhok Üniversitesi Rektörü Muslah Duhoki, Türkiye’nin Erbil Başkonsolosu Mehmet Akif İnam ve bölgedeki üniversite rektörleri katıldı. Toplantıdan önce açıklamalarda bulunan Azizoğlu, “Konseyimiz, İslam coğrafyası başta olmak üzere tüm dünyada üyesi bulunan uluslararası bir kuruluştur. Bu bölgesel toplantımızın sebebi, birlikte yaşama kültürü bilincini gerçekleştirmektir. Akademisyenler ve entelektüeller olarak Kürtler, Türkler, Acemler ve Araplar birlikte yaşamak ve yaşadığımız coğrafyaya barış ile huzuru getirmek mecburiyetindeyiz diyoruz. Bilim insanları olarak emperyalistlerin bizi çatıştırması ve çocuklarımızın geleceğinin karanlığa ve bilinmezliğe mahkum edilmesine izin vermeyeceğiz. Yaşadığımız coğrafyanın ortağı uluslar olarak çare bulmaya çalışıyoruz” dedi.

    Çatışma ortamından uzak, özgür bir coğrafya için çabaladıklarını vurgulayan Azizoğlu, “Irkı, dili ve dini ne olursa olsun bu coğrafyada herkes özgür yaşasın” dedi.

    “Türkler, Kürtler, Araplar ve Acemler olarak bin yıldır beraber yaşadık ve yaşamaya devam edeceğiz” diyen Azizoğlu, şunları kaydetti:

    “Artık dünya değişti. Eskiden emperyalistler bizimle savaşıyordu, şimdi bizi birbirimizle savaştırıyor. Üniversitelerin kaos ortamlarında, öncü olmasını istiyoruz. Barışa ve kardeşliğe katkı sağlamaları gerekiyor. Birlikte yaşam, affetme ve barış terimleri üzerine konuşmalıyız” dedi.

    IKBY Yüksek Eğitim Bakanı Goran ise 29 ülkeden 150 üniversitenin üye olduğu Uluslararası Üniversiteler Konseyi’nin önemli bir kuruluş olduğuna dikkati çekerek, “Böylesi bir süreçte birlikte yaşam kültürü üzerinde toplantı yapılması isabetli bir karardır” dedi.

    Goran, “Bölgedeki halk ve devletler için önemli olan birlikte yaşam, affetme ve barış terimleri üzerinde konuşmamız lazım. Bölgemiz güvenlik açısından hassas bir süreçten geçiyor. Toplum içerisinde kendisini öncü gören, akademisyenler ve düşünce kuruluşlarının bu konu üzerinde görüşmeler yapması gerekiyor. Akademik bir perspektiften bakıp, bölgemizin içerisinde olduğu sorunlara faklı çözümler getirilebilir” dedi.

    Türkiye Erbil Başkonsolosu Mehmet Akif İnam da, Türkiye, Irak ve Kürt bölgesi arasında güçlü ilişkilerin olduğunu kaydederek, farklı alanlarda daha da güçlendirilmesini istediklerini dile getirdi. İnam şunları söyledi:

    “İkili ilişkilerin gelişmesini istediğimiz alan özellikle eğitim ve akademik iş birliğidir. Bu alanda yapılacak çok şey var. Sadece devletler ve hükümetler arasında olmuyor, üniversiteler, düşünce ve akademik kuruluşların kendi inisiyatifiyle ilişki geliştirmesi mümkün. Bu çerçevede Uluslararası Üniversiteler Konseyi çok değerli hizmetlere imza atıyor.”

    Toplantıda söz alan tüm katılımcı rektörler, IUC Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu’nun felsefesi ve akademik projesinin kendilerini heyecanlandırdığını, yaşama geçirilip bölgenin huzur ve kardeşlik coğrafyası olması için tüm benlikleri ile çalışacaklarını belirttiler.

  • Polen Alerjisi, Kaliteli Yaşama Engel

    Bahar mevsiminde doğanın yeniden uyanmasıyla ortaya çıkan polenlerin neden olduğu polen alerjisi, birçok insanın yaşam kalitesini etkiliyor.

    İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Suna Büyüköztürk, bahar aylarında alerjiyi tetikleyen en önemli etkenlerin polenler olduğunu ve bitkilerin üreme aracı olan bu polenlerin ağaçlar, çayır, çimen ve yabani otlardan rüzgâr yoluyla havaya dağıldığını söyledi. Polen alerjisini, yatkınlığı olan kişilerde polenlerin dağıldığı aylarda ortaya çıkan ve özellikle üst solunum bölgesinde görülen alerjik reaksiyonlar olarak tanımlayan Prof. Dr. Büyüköztürk, bazı hastaların şikâyetlerinin bahardan sonra da devam edebileceğini belirtti.

    Polen alerjisi belirtilerinin daha çok üst solunum yolu belirtilerinden oluştuğunu kaydeden Prof. Dr. Büyüköztürk, bunların hapşırma, burun akıntısı, burunda kaşıntı, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşıntı ve kızarma belirtileri olduğunu söyledi. Ayrıca bir grup hastada alt solunum yolları belirtilerinin görülebildiğini de belirten Prof. Dr. Büyüköztürk, bu belirtilerinse öksürük, nefes darlığı ve astım krizleri olduğunu ve bunların polene duyarlanmış astım hastalarında görülmekte olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Büyüköztürk, polen alerjisi reaksiyonlarının her ne kadar daha çok üst solunum yollarında görülse de, nadiren de olsa polenlerin tetiklemesine bağlı deri alerjilerini de (kaşınma, kızarma, kabarma şeklinde) görebilmekte olduğunu vurguladı.

    Polen alerjisinin genetik olarak yatkınlık olan kişilerde ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Öztürk, bu yatkınlığın anneden, babadan yahut her ikisinden birden gelen bazı vücutta alerjenlere duyarlılığı arttırması ile ortaya çıktığını fakat anneden ve babadan bu genleri taşıdığı halde bu belirtilerin ortaya çıkmadığı kişilerin de olduğunu kaydetti. Bundan dolayı, alerjik faktörlerin ortaya çıkmasının sadece genetik yatkınlıkla değil, onun üzerine diğer bir takım faktörlerin de eklenmesi ile mümkün olabileceğini belirten Prof. Dr. Büyüköztürk, eğer genetik yatkınlığı olan kişi polenlerin olduğu ortamda bulunuyor ise ve bağışıklık sisteminde bu duruma uyacak şekilde şekillenmişse, polen alerjisi belirtilerinin ortaya çıkacağını vurguladı. Prof. Dr. Büyüköztürk, bazı kişilerde polen alerjisinin şiddetinin gittikçe arttığını söyleyerek, bazı kişilerdeyse bunun gitgide yok denecek seviyeye indiğini belirtti.

    Polen alerjisi olan kişilerin söz konusu dönem içerisinde duyarlı oldukları polenlerin havada bulunduğu zaman dilimi içerisinde, günlük yaşam kalitelerini çok ciddi derecede etkileyecek belirtilerle boğuşmak zorunda kalabildiklerini kaydeden Prof. Dr. Büyüköztürk, bu durumun hastaların çalışma ve sosyal yaşamlarında ciddi problemlere yol açtığını vurguladı. Ayrıca polene bağlı alerjik reaksiyonların ileride sinüzit orta kulak iltihabı gibi kronik rahatsızlıklara sebep olabileceğini söyleyerek, üst solunum yolunun şiddetli etkilendiği kişilerde alt solunum yolları ile ilgili belirtilerle de sıklıkla karşılaşıldığını vurguladı. Özellikle şiddetli dirençli öksürükler ve astım ataklarının çok tehlikeli bir hale gelebildiğini belirten Prof. Dr. Büyüköztürk, hastaların acil ünitelere başvuracak derecede ciddi ataklar yaşayabildiklerini ve bu tür atakların bazen güç bir şekilde kontrol altına alınabildiğini sözlerine ekledi.

    ALERJİ TANISI TESTLERLE KONULABİLİR

    Polen alerjisinin tanısında hastanın anlattıklarının da önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Büyüköztürk, kişi her yıl aynı dönemde aynı belirtileri yaşadığını söylüyorsa bunun polen alerjisi işareti olduğunu belirterek, bunun ispatlanması için bir takım testler uygulanmasının gerektiğini söyledi. Bu testlerin “alerjik testler” olarak adlandırıldığını, bunların hasta üzerinde uygulanan deri testleri ve hastadan kan alınarak yapılan testler olarak ikiye ayrıldığını belirtti. Ayrıca çok sık uygulanmayan, daha çok araştırmalarda kullanılan bir metot olarak da “provokasyon testi” adı verilen testlerden söz eden Prof. Dr. Büyüköztürk, bu testlerin polenle hastayı uyararak yapılan testler olduğunu ve bunların genelde burundan uygulandığını belirtti.

    Polen alerjisi olduğu belirlenen bir kişinin polenlerin daha çok havaya saçıldığı sabahın erken saatler ve öğlen saatlerinde dışarı çıkmamaya özen göstermeleri gerektiğine değinen Prof. Dr. Büyüköztürk, hastaların o saatlerde evlerinin pencerelerini açık tutmamaları gerektiğini belirterek, arabalarda polen filtresi kullanılmasının faydalı olacağını söyledi. Tedavi olarak “alerji ilaçları” olarak bilinen antihistaminik ilaçların kullanıldığını kaydeden Prof. Dr. Büyüköztürk, polen mevsiminin başlamasından önce aşı tedavisinin de uygulanabildiğini sözlerine ekledi.

  • 112 Ekibinden Miniklere Yaşama Yol Ver Eğitimi

    Hatay’ın Reyhanlı İlçesi’nde, 112 Acil servis ekipleri anaokulu öğrencilerine “Yaşama Yol Ver” kamapanyası dahilinde eğitim verdi.

    Reyhanlı’daki Sevgili Öğretmenim anaokuluna gelen Hatay İl Sağlık Müdürlüğü Ambulans Servisi ekipleri tarafından verilen eğitimde miniklere hediyeler verildi ve ambulansa bindirildi. Bazı öğrencilere ise 112 acil yeleği giydirildi.

    Proje sorumlusu Uğur Kötüce ve Gül Bozkurt tarafından verilen eğitimde miniklerin 112 acil ambulans servisini nasıl aramaları gerektiğini slayt gösterili olarak anlattılar. Çeşitli soruların da cevaplandırıldığı eğitimde miniklerin aldıkları bilgileri aileleri ile paylaşmaları da istendi.

    Sevgili Öğretmenim Ana Okulu Müdürü Tamer İzgi, Sağlık Bakanlığı’nıca başlatılan proje kapsamında miniklerin bilgilendirilmesinin yararlı olduğunu söyledi.

  • “112 Hattını Meşgul Etme, Yaşama Yol Ver” Etkinliği

    Samsun Sağlık İl Müdürlüğü tarafından “112 Hattını Meşgul Etme, Yaşama Yol Ver” etkinliği düzenlendi.

    Sağlık Bakanlığı tarafından 112 Acil Çağrı hattının gereksiz aranmasının önlenmesi ve trafikte ambulansın geçiş önceliğine özen gösterilmesi konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla yürütülen “Yaşama Yol Ver” kampanyası kapsamında Samsun Acil ve Afetlerde Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından İl Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Köksal’ın katılımı ile Yeşilyurt Alışveriş Merkezi’nde etkinlik düzenlendi. 112 yetkilileri, alışveriş merkezine kurdukları stantlarda vatandaşlara bilgilendirici broşürler dağıtarak, maket ambulans aracı ile fotoğraf çektirtti. Etkinlik hakkında açıklamalarda bulunan Sağlık İl Müdürü Dr. Yusuf Köksal, “Samsun İl Sağlık Müdürlüğü olarak acil sağlık hizmetlerinin ilimizde 34 istasyon, 575 personel ve 57 ambulans, 4 kar paletli, 1 obez yoğun bakım, 1 dört yataklı ve 3 ulusal kurtarma aracıyla birlikte 58 araçlık parkıyla hizmet vermeye çalışmaktadır. Ayrıca, helikopter ambulans ve uçak ambulans hizmetleri de sunulmaktadır. Samsun’da 112 hizmetleri olarak vakaya ulaşabilirlik oranımız yüzde 100 olup, bu hizmetler için kişinin sosyal güvencesi olsun veya olmasın herhangi bir ücret talep edilememektedir. 2015 yılı için yaklaşık 90 bin vaka taşıma kabiliyetine ulaşmış bulunmaktayız. Bu 90 bin vakaya karşılık 112 Komuta Kontrol Merkezi’miz 1 milyon 308 bin 890 arama yapılmıştır. Neredeyse her bir vaka için 15 arama gerçekleştirilmiştir. Bu da 112 hizmetlerinde asılsız ve gereksiz aramaların ne derece olduğunun göstergesidir. Startını vererek başlattığımız bu farkındalık kampanyaları ile toplumuzda yeni bir algı oluşturularak davranış değişikleri hedeflenmektedir” dedi.

    “YAŞAMA YOL VER”

    Ambulanslara yol vermenin dünya genelinde bir yöntemi olduğunun altını çizen Dr. Yusuf Köksal, “Cana can katan 112 acil sağlık hizmetlerimize trafikte gerekli önceliğin verilmesi için toplumsal bilinci arttırmayı amaçlıyoruz. Zira trafikte her dakika hayati önem taşıyor. Sürücülerimiz trafikte siren sesi duyduğunda ne yapmalı; öncelikle sakin olun, ambulansın hangi yönden geldiğini anlamaya çalışın, yavaşlayın, ani fren yapmayın, mümkünse aracınızı yolun kenarına çekin, kavşakta iseniz yola çıkmadan ambulansın geçmesini bekleyin, yol açmak için şerit değiştirecekseniz mutlaka kurallara uyun, sinyal kullanın, ambulans güvenle geçtikten sonra yolunuza kurallara uyarak devam edin, ambulansın peşinde sürat yapmayın ve uygun fren mesafesi bırakın. Ambulansa yol verme konusunda bilmeyen vatandaşlarımız için şunu da vurgulamak istiyorum; kırmızı ışıkta ambulansa yol veren sürücülerimize ceza verilmemektedir. Ambulanslara yol verirken fermuar adını verdiğimiz yöntemi kullanmalarını istiyoruz. Bu yöntemde sürücüler yolun ortasını ambulansın geçeceği şekilde açmalıdır. Soldaki araçlar iyice sola, sağdaki araçlar da iyice sağa yanaşıp orta şeritte ambulansa koridor açmalıdırlar” diye konuştu.