Etiket: Yarışında

  • Kocamaz: “31 Mart yarışında varım”

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, kendisine güvenenleri yarı yolda bırakma gibi bir lüksünün bulunmadığını, 31 Mart Yerel seçim yarışının içinde olacağını belirterek, “Biz böyle bir yola çıktık, bundan sonraki süreç en geç 1 hafta 10 gün içerisinde çok net bir şekilde ortaya çıkacak” dedi.

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Mersin Sanayi Sitesi esnafları ile bir araya gelerek, Akdeniz Sanayi Sitesi altyapı ve üstyapı çalışmalarının açılışıyla güneş paneli ve fidan dağıtımını gerçekleştirdi.

    Mersin Sanayi Sitesi’nde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Kocamaz, görev süresi boyunca 13 ilçenin tamamına eşit yaklaştıklarını belirterek, verdikleri tüm sözleri zor şartlara rağmen tuttuklarını söyledi.

    “Yarışın içerisinde olacağız”

    31 Mart 2019’da yapılacak olan yerel seçimlerinde yarışın çerisinde olacaklarını kaydeden Kocamaz, “25 yıl alnımın akıyla, şerefimle, namusumla bu görevi yaptım. Tam çeyrek asır. Bu saatte sonra benim illaki belediye başkanı olmam diye bir düşüncem de olamaz. Ama bunun yanında şahsıma karşı yapılan bu rencide edici tutum gerçekten bizi yaraladı, üzdü. 50 yıl içerisinde bulunduğumuz ve hizmet etmekten şeref duyduğumuz bir yerde böyle bir vefasızlık gerçekten sadece ben değil, hiç kimsenin kabul edemeyeceği bir durumdu. Vatandaşlarımızın bu işte ısrarı doğrultusunda biz de inşallah 31 Mart yarışında tekrar varız dedik. Bize güvenen, bizimle yol arkadaşlığı yapan arkadaşlarımızı yarı yolda bırakma gibi bir lüksümüz de yok” dedi.

    “Hizmetler kaldığı yerden devam edecek”

    31 Mart’tan sonra da yine hizmetlerin kaldığı yerden devam edeceğini kaydeden Kocamaz, “İnşallah önümüzdeki süreç tamamlandığında yine Mersin’i karış karış dolaşacağız. Vatandaşlarımızın analarının ak sütü gibi helal olan, namus ve şeref bildikleri oylarına talip olacağız. Tabii hiçbir seçimin garantisi yok. Ama ben inanıyorum ki vatandaşlarımızın bu ısrar ve talepleri 31 Mart’tan sonra da bu hizmetlerin kaldığı yerden devam edeceğini gösteriyor. Biz böyle bir yola çıktık, zaten yoldaydık ama bundan sonraki süreç en geç 1 hafta 10 gün içerisinde çok net bir şekilde ortaya çıkacak ve inşallah Mersinimiz için hayırlı bir sonuç oluşacak. Bu saatten sonra bizim sırf siyaset ve politika yapmak için herhangi bir yere talip olmamız mümkün değil. Bu saatten sonra hele de 50 yıllık bir geçmişten sonra biz sadece Mersin’e hizmet ve vatandaşlarımızın bu taleplerini yerine getirme doğrultusunda bir yere talip oluruz” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından Büyükşehir Belediyesi tarafından Güneş Paneli Desteği Projesi kapsamında da Yörüklere yüzde 25 üretici katkılı 17 adet güneş paneli desteklemesi yapıldı. Mersin İli Meyveciliği Yayma ve Geliştirme Projesi kapsamında Zeytin Fidanı Dağıtımı Projesi ile de üreticilere yüzde 50 hibeli 2 bin 836 zeytin fidanı dağıtımı gerçekleştirildi.

  • Toroslar EDAŞ yılın ilk yarısında Mersin’deki hedeflerine ulaştı

    Toroslar EDAŞ’ın, 2018’in ilk yarısında Mersin’deki bakım, onarım ve yatırım hedeflerini başarıyla gerçekleştirdiği bildirildi.

    Toroslar EDAŞ’tan yapılan açıklamaya göre, müşteri odaklı çalışma anlayışını benimseyen kurum, Mersin’de kesintisiz ve sürdürülebilir elektrik dağıtımı kapsamında 2018 yılının ilk 6 ayında bakım ve onarım çalışmaları ile yatırımlarına devam etti. Elektrik dağıtımını dijitalleşme odaklı projeler ve yatırımlar ile gerçekleştiren Toroslar EDAŞ, Mersin’de yılın ilk 6 ayında da müşteri ve çözüm odaklı yaklaşımı sayesinde yine başarılı çalışmalara imza attı.

    Toroslar EDAŞ, Mersin’de hizmet verdiği 9 bin 25 trafo ve 19 bin 743 kilometre hat uzunluğunda sürdürülebilir ve kesintisiz enerji sağlanabilmesi amacıyla bakım, yenileme ve yatırım çalışmalarını sürdürdü.

    Daha aydınlık bir Mersin için Akdeniz, Erdemli, Toroslar, Mezitli, Yenişehir, Tarsus, Çamlıyayla, Gülnar, Aydıncık, Silifke, Anamur, Bozyazı ve Mut’ ta 19 bin 911 armatürün bakımını gerçekleştiren Toroslar EDAŞ ekipleri, yine aynı ilçelerde 504 kilometrelik hattın bakımını yaptı. Kentte 150 pano ile 90 trafo da elden geçirilirken, 209 dağıtım merkezinin bakımı tamamlandı.

    Mersin’de hizmet verdiği 1 milyondan fazla müşterisine daha iyi hizmet vermek amacıyla toplam 458 kilometrelik yeni kablo döşeyen Toroslar EDAŞ ekipleri, kentte 2 bin 97 yeni aydınlatma armatürünün montajını da gerçekleştirdi. Ayrıca yeni 368 elektrik panosu ve 117 trafo merkezi montajı da tamamlandı.

  • Dağ bisiklet yarışında Adıyamanlı sporcular derece ile döndü

    Levent Vadisi 2. Uluslararası Doğa Sporları Festivalinde yapılan dağ bisikleti yarışmalarında Adıyamanlı sporcular derece ile döndü.

    Malatya’ya bağlı Akçadağ Belediyesi, İnönü Üniversitesi ile Extrem Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü iş birliğinde düzenlediği Levent Vadisi 2. Uluslararası Doğa Sporları Festivali bisiklet yarışlarında Adıyamanlı bisiklet sporcusu Muhammed Onur Polat 2. oldu.

    Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürü Fikret Keleş, 26 – 27 Eylül tarihleri arasında Malatya’da yapılan Akçadağ Levent Vadisi 2.Uluslararası Doğa Sporları Dağ Bisikleti yarışlarına Adıyaman’dan Antrenör Ahmet Adem Oğuz ve 8 sporcu ile katılım sağladığını belirterek, yarışmalar sonunda yıldız erkeklerde Muhammed Onur Polat 2., büyük bayanlar kategorisinde Fadime Özge Şahin 3., master 30+ erkeklerde Ahmet Adem Oğuz 3.olduğunu söyledi.

    Keleş, “Sporcularımız bisiklet yarışlarında kıyasıya pedal atarak emeklerinin karşılığını madalyaları ile alıyor. Bizler il müdürlüğü olarak sporcularımıza tüm imkanları sağlarken, antrenörlerimizin de gayretleri ve emekleri ile genç bisiklet sporcularımız katıldıkları her yarıştan ilimize madalya ile dönmeyi başarıyor. Ben, sporcularımıza ve antrenörümüze elde ettikleri başarılardan dolayı teşekkür ediyor onları kutluyorum” diye konuştu.

  • TESK Başkanı Palandöken: “Yılın ilk yarısında turist saysında yüzde 30’luk artış yaşandı”

    Türkiye’nin turizm potansiyelinden daha fazla yararlanarak dünya turizminde hak ettiği yeri alması gerektiğini belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “2018 yılının ilk 6 aylık döneminde dünyanın çeşitli yerlerinden 16 milyon turisti ağırladık. Geçen yılın aynı dönemine göre turist sayısında yüzde 30’luk bir artış var. Dört bir yanı cennet olan ülkemizi dünya turizminde hak ettiği noktaya taşımak için daha çok çalışmalıyız. Özellikle doğa, tarih ve gastronomi turizmi sayesinde ülkemize daha fazla turist çekmeliyiz. TESK olarak Anadolu’nun zengin mutfağını 6-7 Kasım tarihlerinde Brüksel’de dünyaya tanıtacağız” dedi.

    27 Eylül Dünya Turizm Günü vesilesiyle açıklama yapan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Yılın ilk 6 ayında turizm gelirimiz 11 milyar 469 milyon 828 bin dolar oldu. 2018 yılı için 40 milyon turist ve 30 milyar dolar turizm geliri hedefimiz var. Ülkemizin ekonomik kalkınması başta olmak üzere uluslararası alandaki imajımızı artırmak ve kültürümüzü dünyaya tanıtmak için turizm sektöründen elde ettiğimiz verimi en üst düzeye çıkarmalıyız. Coğrafi konumu, doğal turizm kaynakları, köklü tarihsel geçmişi ve geniş mutfağı ile adeta bir turizm cenneti olan ülkemizi turizmde hak ettiği yere taşımalıyız. Dört mevsimi bir arada yaşayan eşsiz coğrafi özelliğe sahip ülkemizde öncelikle turizmi mevsimsellikten kurtarmalıyız. Özellikle son zamanlarda trend haline gelen sağlık turizmi, gastronomi turizmi ve kültür turizmi gibi turizm alanlarından fayda sağlamalıyız. Turizmin her kolunu mevsimsellikten kurtarıp yılın 12 ayı boyunca canlı tutmalıyız” ifadelerini kullandı.

    Kültür ve gastronomi turizminin her zaman turistlerin ilgisini çektiğini ifade eden Palandöken, “Turizm duraklarının seçilmesinde gastronomi turizmi çok önemli bir etken haline geldi. Çünkü turistler ziyaret ettikleri ülkelerin yalnızca doğal güzelliklerini görmekle yetinmeyip, o ülkenin damak tadını ve yemek kültürünü de deneyimlemek istiyor. Hatta yapılan araştırmalarda sadece bir bölgeye ait yemekleri tatmak için bile o bölgeye seyahat eden çok sayıda turist olduğu görülüyor. Turizmdeki bu yeni gelişmeler ışığında ülkemizin eşsiz mutfağı ile dünyaya açılmak için Göbekli Tepe’den ilham alarak oluşturduğumuz tema ile medeniyetlerin doğduğu zengin Anadolu mutfağını Brüksel’de dünyaya tanıtacağız. Brüksel’de bulunan TuR& Bo ofisi ile 6-7 Kasım 2018 tarihlerinde gerçekleştireceğimiz AB Parlamentosu etkinliği sayesinde Türkiye’nin de parçası olduğu ortak bir Avrupa algısı oluşturarak kültürel mirasın önemi ve değeri hakkında farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.

  • Prof. Dr. Yaşar Uysal: “Türkiye 2019’un ilk yarısında büyümede eksiyi görebilir”

    Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Uysal, 2019 yılının birinci ve ikinci çeyreğinde Türkiye’nin büyüme rakamlarında eksiye düşebileceği öngörüsünde bulundu.

    Ege İhracatçı Birlikleri’nde (EİB) Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen “Küresel Ekonomik Gelişmelerin Türkiye Ekonomisine Etkileri” başlıklı seminerde ticaret savaşları ve ticaret savaşlarının Türkiye’ye yansımaları Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Uysal, Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mevlüt Çetinkaya ve Borsa İstanbul Uzmanı Evren Arık tarafından anlatıldı. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Doğan Yağcı, güncel bir konu olan ticaret savaşları ile ilgili fikir paylaşımının herkes için faydalı olacağını düşündükleri için bu semineri düzenleme kararı aldıklarını kaydetti. Yağcı, “Yeni Ekonomik Program ile ilgili de kafamızdaki sorulara cevap bulacağımız bir toplantı olacak” dedi.

    Türkiye’nin yumuşak geçişi gerçekleştirme ihtimalinin azaldığını, büyüme hızında sert düşüşlerin kaçınılmaz olduğunu, Yeni Ekonomi Programı’nın da bunu kabul ettiğinin anlaşıldığını ifade eden Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Uysal ise, 2019 yılının birinci ve ikinci çeyreğinde Türkiye’nin büyüme rakamlarında eksiye düşebileceği öngörüsünde bulundu. Prof. Dr. Uysal, Türkiye’nin 2003-2013 yılları arasında dünyada likidite bolluğunun yaşandığı dönemde Türkiye’ye gelen yabancı kaynakları verimli alanlara değil, gereğinden fazla tüketime ve inşaata kanalize ettiği için bu dış kaynakları geriye ödemeye imkan verecek geliri sağlayamadığından dolayı bugün sorunlar yaşadığını savundu.

    “Bazı hedeflerin tutmadığını görebiliriz”

    Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan Yeni Ekonomik Program’da 2021 yılı enflasyon hedefinin yüzde 6 açıklanmasına karşın Türkiye’nin kısa süre önce 10 yıllığına yüzde 20.7 faizle borçlandığını hatırlatan Uysal, “2021 yılı enflasyon hedefimiz yüzde 6 ise, yüzde 21 ile neden borçlandık. Neden daha kısa vadeli borçlanıp enflasyon ve faizler düştüğünde vadeyi uzatmayı tercih etmedik? Programın enflasyon hedefleri tutarsa ortalama yüzde 5 büyüyen bir ekonomi yüzde 16 düzeyindeki reel faizi nasıl ödeyecek. Ne yazık ki örtülü kur hedefi, cari açık ve işsizlik başta olmak üzere Yeni Ekonomik Program’daki bazı hedeflerin tutmadığını görebiliriz” diye konuştu.

    “7-8 yılda bir kriz yaşamaya devam ederiz”

    “Dünyadan ucuz ve bol dış kaynak bulamayacağımız bir döneme girdik” diyen Prof. Uysal, artık düne ilişkin tecrübelerle değil yarını okuyarak yani gelecek bilgisi ile karar verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Uysal, şöyle konuştu:

    “Türkiye 1947 yılından beri dış ticaret açığı, 1972 yılından bu yana ise bütçe açığı veriyor. Türkiye’nin dış ticaret açığının geldiği düzey artık sürdürülebilir değil. İstikrarsız büyüme, yüksek işsizlik, yüksek enflasyon, yüksek cari açık gibi sorunlar aslında bir sonuçtur. Türkiye’nin arz-talep dengesi bir başka ifadesiyle tüketim ve üretim deseni birbiriyle uyumlu değil. Türkiye ekonomisinin mevcut üretim yapısı yenilenemez ve yarının ihtiyaçlarına uygun olacak şekilde dönüştürülemezse 7-8 yılda bir kriz yaşamaya devam ederiz.”

    “Masum Değiliz Hiçbirimiz şarkısını söylememizin zamanı geldi”

    Türkiye’de vatandaşların tüketici kredileri ve kredi kartlarından dolayı bankalara olan borcunun 520 milyar TL’ye ulaştığı bilgisini veren Uysal, şöyle devam etti:

    “Masum Değiliz Hiçbirimiz şarkısını söylememizin zamanı geldi. 2001 krizinde vatandaşların tüketici kredileri ve kredi kartı borçlarının toplamı yaklaşık 4 milyar liraydı. Döviz kurunun artışında en büyük rolü açık pozisyonu olan yerli girişimcilerin oynadığı anlaşılıyor. Zira yabancıların ülkeden çıkardığı kaynak oldukça sınırlı. Aslında, birçok ekonomistin de söylediği gibi Merkez Bankası Temmuz ayında yüzde 2-3 gibi makul faiz artışı yapsaydı bugün dolar kuru bu düzeylere gelmeyebilirdi.”

    “2019, gelişmekte olan ekonomiler için zor olacak”

    Dünya ekonomisinde 2019 yılının gelişmekte olan ülkeler için daha zorlu geçeceği öngörüsünde bulunan Uysal, 2019 yılı için önerilerini ise şöyle sıraladı:

    “Gelişmiş ülkeler için ise mevcuda yakın veya biraz daha iyi koşullar geçerli olabilir. İhracatçı firmaların bu temel beklentinin sektörleri ve firmaları için anlamını ve olası yansımalarını dikkate alarak kararlar vermesi uygun olacaktır. Yeni ve gelişen ihracat pazarlarına girmeye çalışırken gelir düzeyi yüksek geleneksel ihracat pazarlarına verilen önem azaltılmamalıdır. 2019 yılında kurlarda oldukça hareketli günler yaşanabilecektir. Kısa vadede oldukça iyi avantajlar sunabiliyor olsa da orta ve uzun vadede döviz pozisyonu açığı, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ve firmalarına bir gün mutlaka büyük bir bedel ödetmektedir. Bu nedenle 2019 yılında, en azından yılın ilk yarısında konjonktürün yönü netleşinceye kadar, mümkünse açığa düşülmemeli veya açık taşınabilecek sınırlarda tutulmalıdır. Yılın geri kalan bölümünde hatta 2019 yılının ilk yarısında faizler yüksek düzeyini koruyacak gibi görünmektedir. Nisan ayı ve sonrasında ise sıcak para hareketlerinin yönü ve nihayet enflasyon oranları faizlerin düzeyini belirleyecektir. Halihazırda karşılıksız çek ve protesto edilen senet tutarlarının geldiği düzey, 2019 yılında ilave yansımalar üreteceğinden, vadeli satışlar ve müşteri tercihleri konusunda 2019 yılında çok daha dikkatli olunmalıdır. Böylesi bulutlu ortamlar her kesime maliyet yanında bazı fırsatları da getirmektedir. Etkileri ve sonuçları orta ve uzun vadeli (2-5 yıl) olarak görülebilecek karar ve uygulamalarda ’hayır’ ilk değil, son cevap seçeneği olarak görülmelidir. Sanayi sektörü özelinde geleneksel düşük katma değerli, düşük kar marjlı ürünleri birileri yine üretmeye devam edecektir. Ancak, anlayış ve ürünlerinde nitelik sıçraması yapanlar, yüksek katma değerli ürünler üretebilenler, yarınlarda var olacaktır. Sanayi sektöründe inovatif ürün ve daha çok da bunun teknolojisini üretebilenler lider olacaktır. Bu nedenle firmalarda 2019 yılı için mutlaka en az bir alanda inovasyon gerçekleştirilmesi hedefi konulmalı, bu hedefi uygun konumdaki tüm çalışanların içselleştirmesi sağlanmalıdır.”

    “Dünya genelinde roller değişti”

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Çin, Rusya, Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeyi etkileyen ve ticaret savaşları olarak nitelendirilen koruma önlemleri ile ilgili bir sunum yapan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mevlüt Çetinkaya da, düne kadar ticarette serbestleşmeyi, globalleşmeyi savunan ABD’nin koruma önlemleri isteyen konuma geldiğini, ticarette sınırlama isteyen Çin’in ise serbestleşme talep eden pozisyona geçtiğini kaydetti. ABD’nin geçmiş yıllarda başka ülkelere kaydırdığı üretimi, günümüzde kendi ülkesinde yapma kararı aldığını, ticaret savaşlarının da bu yüzden çıktığını belirten Çetinkaya, “2008 krizi sonrasında dünyada güç dengesi değişiyor. ABD’nin dış ticaret açığı sürekli artıyor. Trump, bunun önüne geçmek için harekete geçti. Dünyada bol para dönemi bitiyor. Bundan da en fazla gelişmekte olan ülkeler etkilenecek” dedi.

    “Daralmaya yol açacak”

    “ABD Başkanı Trump, 2027 yılına kadar sürecek vergi indiriminin bütçeye getireceği yükün bir bölümünü gümrük vergileri ile telafi etmeyi hedefliyor” diyen Çetinkaya, “En fazla dış ticaret açığı verdiği teknoloji içeriği yüksek ürünlerin yatırım ve üretimini yeniden ABD ye çekmeyi hedeflemektedir. ABD’nin başlattığı ticaret savaşına başta Çin ve AB olmak üzere etkilenen ülkeler misillemede bulundu. Bu da dünya ekonomisi ve ticaretinde daralmaya yol açacak” açıklamasında bulundu.

    Çetinkaya, ABD’nin Mart ayından itibaren Türkiye’den ithal edilen alüminyuma yüzde 10, demir çeliğe yüzde 25 oranında gümrük tarifesi koyması sonucunda demir çelik ve alüminyum ürünleri ihracatının Nisan, Mayıs ve Haziran ayında bir miktar daraldığını, ancak ihracatın Temmuz ayında yeniden toparlandığını, bu durumun da Türkiye ihracatçısının uyum yeteneğinin ne kadar yüksek olduğunu gösterdiğini ifade etti. Çetinkaya, Ağustos ayında gümrük vergilerinin alüminyumda yüzde 20’ye, demir-çelikte yüzde 50’ye yükselmesinin etkilerinin ise Eylül ayından itibaren hissedilmeye başlanacağını vurguladı.

    Borsa İstanbul Uzmanı Evren Arık ise, “Kur Riskinin Yönetiminde Borsa İstanbul VİOP Ürünlerinin Kullanımı” isimli sunum yaptı. Arık, sunumunda risklerden korunma araçlarının kullanımının çok önemli olduğunu, firmaların spekülatif enstrümanlardan uzak bir şekilde, finansman ihtiyacını borsaya açılarak karşılaması için borsaların olduğunu ifade etti.