Etiket: Yarının

  • Unilever, Yarının Gıdaları İnisiyatifi’ni başlattı

    Unilever, Yarının Gıdaları İnisiyatifi’ni başlattı

    Unilever, besleyici ve sürdürülebilir gıdaların herkes için erişilebilir olması hedefiyle yarının gıdaları inisiyatifini başlattı. Unilever Türkiye Gıdadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Kölükfakı, “Dünyanın en büyük gıda üreticilerinden biri olarak, adil bir küresel gıda sisteminin şekillenmesi için taşıdığımız sorumlulukla Yarının Gıdaları İnisiyatifini başlatıyoruz” dedi.

    Unilever, besleyici ve sürdürülebilir gıdaların herkes için erişilebilir olması hedefiyle yarının gıdaları inisiyatifini başlattığını duyurdu. Toplantıda açıklamalarda bulunan Unilever Türkiye Gıdadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Kölükfakı, “Unilever, 10 yıl önce Sürdürülebilir Yaşam Planı ile yola çıkarken temel hedeflerinden biri, insanları ve gezegeni yok saymadan büyümenin sağlanabileceğini ve tüm paydaşlarımızla birlikte uzun vadeli sürdürülebilir değer oluşturabileceğini kanıtlamaktı. Şirket, ‘Daha iyi bir gelecek üretmek’ için sürdürülebilirliği işinin merkezine koydu. 1 milyardan fazla insanın sağlık ve esenliğini iyileştirmek, çevresel etkisini yarıya indirmek ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını iyileştirmek için uzun dönemli bir plana odaklandı. Nitekim Unilever, geçtiğimiz on yılda önemli adımlar attı, başarılar elde etti. Sadece sözlerle değil, eylemlerle iyiliğin itici gücü olabileceğini ispatladı” ifadelerini kullandı.

    Kölükfakı, dünyanın gıda sisteminde ciddi aksaklıkların olduğunu ve bu durumun, herkesi değişim için zorladığına işaret ederek sözlerine şöyle devam etti: “Dünyada 2 milyar insan fazla kilolu, buna karşın 1 milyar insansa açlık sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünyada hala 2 milyar insan vitamin ve mineral eksikliği yaşıyor. Gıda sistemi çevreye büyük zarar veriyor. Küresel sera gazı salımının yüzde 20’sinden fazlası gıda endüstrisi tarafından gerçekleştiriliyor, buna karşılık üretilen tüm gıdaların üçte biriyse çöpe gidiyor. Dünya genelinde yiyeceklerimizin yüzde 75’i 12 bitki ve 5 hayvan türünden geliyor. Bitkisel gıda tüketiminin yüzde 60’ı sadece buğday, pirinç ve mısırdan elde ediliyor. Dünya, önümüzdeki yılarda 10 milyar insanın nasıl besleneceğine sorusuna yanıt bulmaya çalışıyor.

    Dünyanın en büyük gıda üreticilerinden biri olarak, adil bir küresel gıda sisteminin şekillenmesi için taşıdığımız sorumlulukla Yarının Gıdaları İnisiyatifini başlatıyoruz. Bu kapsamda 4 temel taahhütte bulunuyoruz:

    Ürünlerimizde sürdürülebilir tarımsal ham maddeler kullanımını ve bitkisel temelli gıda seçeneklerini artırmak.

    Besleyici gıdaları herkes için erişilebilir kılmak. 2025 yılına kadar yeterli ve dengeli beslenmeye katkı sağlayan ürünlerimizi iki katına çıkaracağız.

    Tüm ürün gruplarımızda kalori, tuz ve şeker miktarını azaltmaya devam edeceğiz.

    Gıda atığını yarıya indirmek. 2025’e kadar üretimden, ürünlerimizin raflara ulaşmasına kadar olan süreçteki doğrudan faaliyetlerimizde gıda atıklarını yarıya indireceğiz”.

    Sürdürülebilir bir gıda sistemine geçişe öncülük etmek için ölçeklerini, markalarını ve yeteneklerini kullanacaklarını söyleyen Kölükfakı, “Ayrıca, önümüzdeki beş ila yedi yıl içinde, et ve süt ürünlerine seçenek olarak bitkisel temelli gıdalardan oluşan global büyüklüğü 1 milyar Euro’ya ulaşacak yeni bir gıda iş kolu geliştirmeyi planlıyoruz. Yıllardır hayata geçirdiğimiz iyi uygulamaları, gıda kategorimizin yeni taahhütleriyle birlikte daha ileriye taşıyacağımız için çok heyecanlıyız. Önümüzde uzun bir yol var. Ancak ortak çabalar ile daha sağlıklı bir dünya oluşturup daha sürdürülebilir ve besleyici gıdaları beslenmeye dahil edebileceğimize inanıyoruz. Gıda sistemini değiştirmek, ekonomik büyüme açısından da önemli. Dünya genelinde 80 milyon istihdam oluşturabilir ve üretimdeki büyümeye 2030 yılı itibarıyla 2 trilyon euro oranında bir katkı sağlayabilir. Eyleme geçmemenin maliyeti, aslında eyleme geçmenin maliyetinden çok daha yüksek. Çalışmalar, beslenmeye harcanan her 1 dolar karşılığında ekonomik fayda açısından en az 16 dolar oranında geri dönüş sağlandığını gösteriyor” açıklamalarında bulundu.

    Kölükfakı, toplantıda öne çıkan diğer detayları şöyle aktardı:

    “Sürdürülebilir yaşam yolculuğunda neler başardık?

    Sürdürülebilir tarımsal ham maddeler kullanmak

    2010 yılından bu yana sürdürülebilir kaynaklar kullanan tarımsal ham maddelerimizin miktarını yüzde 14’ten yüzde 62’ye yükselttik; öncelikli 13 sebze ve baharatımızın yüzde 86’sini sürdürülebilir kaynaklardan elde etmeyi başardık. Türkiye’de domateslerimizin yüzde 100’ünü Bursa, Karacabey’den geleceğe dost tarım yapılan tarlalardan sağlıyoruz. Nanemiz, Manisa Salihli ve Gaziantep Nizip’ten gelen yüzde 100 sürdürülebilir ürünler.

    2012 yılında WWF ile başlattığımız ‘Sürdürülebilir Tarım Programı’ ile bugüne kadar birlikte çalıştığımız 4 bin çiftçiye geleceğe dost tarım uygulamaları konusunda eğitimler verdik. Türkiye, Lipton çayın hem üretilip hem tüketildiği ilk ve tek Yağmur Ormanları Birliği Sertifikası (RA) alan ülke oldu. Lipton Sürdürülebilir Çay Tarımı Projesi kapsamında 2011 yılından beri her sene 35 bin kişiye toplamda 100 bin saat doğru tarım uygulamaları hakkında eğitim verildi. Magnum kakao çekirdeklerinin yüzde 98’inden fazlası sürdürülebilir şekilde Rainforest Alliance Certified çiftçilerinden temin ediliyor. Türkiye’de gıda, içecek ve dondurma işimizde, hammadde ve ambalaj malzemelerinin yüzde 72’sini sürdürülebilir kaynaklardan elde ediyoruz; harcamalarımızın yüzde 81’ini yerel kaynaklara yapıyoruz.

    Besleyici gıdaları erişebilir kılmak

    Gıda çeşitliliğimizi artırarak yeme alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. Knorr ve WWF bu amaçla, globalde farklı üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile çalışarak, ‘Geleceğin Gıdası’ olarak tanımlanan 50 ham maddenin yer aldığı bir rapor hazırladı. Geleceğin 50 Gıdası listesinde Türkiye’de kolayca bulabileceğimiz gıdalar var: Kabak çiçeği, bamya, bakla, börülce, mercimek, maş fasulyesi, soya fasulyesi, karabuğday, horasan buğdayı, kinoa, kavuzlu buğday, kırmızı lahana, ıspanak, keten tohumu, kenevir tohumu, susam tohumu, ceviz, fasulye filizi, nohut filizi gibi. Bu gıdaların besin değerleri de oldukça yüksek. Kadim Anadolu, tüm bu leziz ve besleyici gıdalar açısından tam bir cevher. Biz de tüketicilerimize en lezzetli ürünleri sağlamak amacıyla bu ham maddeleri kullanıyoruz, kullanmaya da devam edeceğiz.

    Tuz, şeker, kalori ve plastik kullanımını azaltmak

    2019 sonu itibarıyla, gıda ürünlerimizin yüzde 70’i, küresel olarak günlük 5g olan bu tuz alımı standartlarını karşılamaktadır. Portföyümüz genelinde bir yandan mükemmel lezzete sahip ürünler üretmeye devam ederken, tuz miktarında da halihazırda önemli oranlarda azaltma gerçekleştirdik. Knorr tarafında, özellikle çorbada yüzde 5 ila yüzde 20 oranında tüketici tercihlerine göre tuzu azalttığımız ürünlerimiz var. Salata soslarımızda, bazı harçlarda, çeşni ürünlerimizde, makarna soslarımızda tuz azaltılarak Unilever’in en yüksek beslenme standartlarına (HNS) ulaşıldı.

    Dondurma kategorisinde şekeri azaltma konusunda aldığımız çok ciddi aksiyonlar var. Son 3 yılda ortalama yüzde 10-15 oranında şeker azaltımı gerçekleştirdik. Tüm ürün gruplarında programlı olarak şeker azaltma çalışmalarımız devam sürmektedir ve yalnızca bu yıl Carte D’or ürünlerinde ortalama yüzde 6 Algida Keyif ürünlerinde ortalama yüzde 9 şeker azaltıldığını belirtmek isteriz. Daha az şeker ve daha düşük kalorili ancak yine mükemmel bir lezzete sahip seçenekler sunmak üzere kalori kontrollü dondurmaları piyasaya sürdük. Algida ürün portföyümüzde son yıllarda artan tüketim trendleri göz önünde bulundurularak geliştirilen şeker ilavesiz ve tatlandırıcı içermeyen; şekeri meyveden gelen Frootie yüzde 100, Frootie Super gibi ürünlerimiz bulunuyor. Global olarak 2015 itibarıyla ambalajlı dondurma ürünlerimizin kalorisinin porsiyon başına 250 kcal seviyesini aşmayacağına karar verdik ve bunu başardık. 2019 yılında global portföyümüz, yüzde 93 oranında bu hedefi tutturdu. Şu an kalori kararımızı, 2025 itibarıyla ambalajlı dondurma portföyümüzün yüzde 95’ini kapsayacak şekilde genişletmiş bulunuyoruz. Bu karar doğrultusunda ambalajlı dondurma portföyümüzün yüzde 95’i, 2025 itibariyle en fazla 22 gram şeker ve 250 kcal içerecektir.

    Farklı kalori seviyelerindeki ürünlerden oluşan bir yelpaze sunarak tüketicilere tercih hakkı tanıyoruz. Aynı zamanda da mevcut ürün gruplarımızda yaptığımız çalışmalar ile de kalori azaltma ajandamıza uygun olarak ürünlerimizi iyileştiriyoruz. Carte D’or Light yüzde 35 daha az enerji, yüzde 45 daha az şeker, yüzde 50 daha az yağ içeren bir seçenek mevcut ürünlerimizde yürüttüğümüz programla da sadece bu yıl Carte D’or ürünlerinde ortalama yüzde 10 Algida Maraş Usulü ürünlerinde ortalama yüzde 5 Algida Keyif ürünlerinde ortalama yüzde 10 enerji azatımı sağlamış bulunmaktayız. Çocuklara yönelik dondurmalarımız 2014 yılından bu yana porsiyon kontrollü ve porsiyon başına 110 kcal ya da daha düşük kaloriye sahiptir.

    Sürdürülebilir ambalaj:

    Ar-Ge ekiplerimiz ürün ambalajlarımız için inovatif çözümler üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. Örneğin; ‘dünyanın ilk geri dönüştürülebilir çorba ambalajı’nı Türkiye’de geliştirmeyi başardık. Knorr çorba ambalajlarımız artık BPA’sız ve geri dönüştürülebilir şekilde üretiliyor. Çok katmanlı yapısıyla geri dönüştürülmesi en zor ambalajlardan birinde bunu başardık ve dünyaya örnek olduk. 2021’de tüm poşet ambalajlarda yüzde 100 geri dönüştürülebilir olacağız. Dondurmada ise yüzde 97 oranında geri dönüştürülebilir ambalaj kullanıyoruz. Her geçen yıl Lightweight gibi teknolojilerle özellikle ev tipi dondurma kaplarımızda kullandığımız plastiği azaltıyoruz. Çay ambalajlarının yüzde 100’ü geri dönüştürebilirdir. 2021’de demlik ve bardak poşet çaylarımızda kullandığımız filtre kağıdında, doğada çözünebilir bitki bazlı çay kağıdına geçme planımız bulunuyor.

    Gıda israfını azaltmak

    Konya Dondurma Fabrikası, Sıfır Atık Yönetmeliği’nce Sıfır Atık Yönetim Sistemini kurarak Sıfır Temel Belgesi almaya hak kazandık.

    2013’ten beri hızlı tüketim ürünleri sektöründe bir ilk olarak, Türkiye’deki 6 fabrikamız ve 2015 yılından beri ofislerimiz, depolarımız ve Ar-Ge merkezlerimiz ‘çöplüğe sıfır atık’ statüsünde çalışıyor.

    Lipton ile Rize’de; 2012’de katı atık toplama, 2013’te atık su arıtma tesislerini açtık.

    Gıda atığının ev dışı tüketimde çok önemli olduğunu biliyoruz. UFS Academy ile farkındalığı artırmak üzere çalışacağız”.

  • ETÜ’de “Yarının Kadınları” adlı panel düzenlendi

    ETÜ’de “Yarının Kadınları” adlı panel düzenlendi

    Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesinin ev sahipliğinde IEEE ETÜ Student Branch WIE Komitesi tarafından ’’Bir de Kadının Gözünden Bak” sloganıyla “Yarının Kadınları” konulu panel düzenlendi.

    Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği panelde ETÜ Genel Sekreteri Doç. Dr. Tuba Yetim’in açılış konuşmalarının ardından panelistler TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Doğu Anadolu Başkanı Feride Eda Çalıkuşu, Turkcell Geleceği Yazan Kadınlar Yarışması finalisti Bilgisayar Mühendisi Sinem Özkan ve İşletme bölümü 4. Sınıf öğrencilerinden girişimci Zeynep Hazar kendi hayatlarından yola çıkarak girişimcilik serüvenlerini anlattı.

    Kadının iş hayatındaki öneminin vurgulandığı panelde kapanış konuşmalarının ardından ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, panelistlere plaketlerini takdim etti.

  • Talasgücü ilk yarının son maçına hazır

    Bölgesel Amatör Ligi (BAL) 5. Grup’ta Kayseri’yi temsil eden tek takım olan Talasgücü Belediyespor, ilk yarının son hafta maçında 16 Aralık Pazar günü İskenderun Belediyespor’u konuk edecek.

    Bölgesel Amatör Lig 5. Grup’ta ilk yarı maçları bu haftasonu tamamlanıyor. 14 Takımın kıyasaya yarıştığı geride kalan 12 hafta sonunda 68 Aksaray Belediyespor 29 puan ile liderlik koltuğunda oturuyor. Bu takımı 28 puan ile Medcem Silifke Belediyespor ve 24 puan ile Adana Kiremithanespor takımları takip ediyor. Kayseri’ni bu sezon ligdeki tek temsilcisi Talasgücü Belediyespor ise oynadığı 12 maç sonunda 3 galibiyet, 6 beraberlik ve 3 yenilgi alarak topladığı 15 puan ile 9. sırada bulunuyor. Sarı-Lacivertli takım ilk yarının son haftasında kendi sahasında aynı puanda bulunduğu İskenderun Belediyespor’u konuk edecek. Bu maçın hazırlıklarını Antrenör Halil Arslan nezaretinde sürdüren Talasgücü’nde eksik oyuncu bulunmuyor. Antrenör Halil Arslan, ’’İlk yarının son maçını kazanarak araya moralli girmek istiyoruz. Şanssız puanlar kaybettik. Bu hafta hata yapmak istemiyoruz’’ dedi. Bu önemli karşılaşma Pazar günü Atatürk Spor Komleksi Yan Açık Saha’da 14.00’da başlayacak.

  • HUAWEI Geleneksel Medya Buluşma Günü’nde yarının teknoloji vizyonunu paylaştı

    Dünyanın önde gelen global bilgi ve iletişim teknolojileri çözüm sağlayıcılarından HUAWEI, farklı iş birimlerini bir araya getirdiği geleneksel medya buluşmasını, HUAWEI Turkey Media Open Day adı altında, İstanbul’da gerçekleştirdi. Buluşma kapsamında HUAWEI’nin farklı iş birimlerinin üst düzey yöneticileri ile ülke ve bölge müdürleri, markanın gelecek vizyonunu katılımcılarla paylaştı.

    HUAWEI, birçok önemli iş biriminin üst düzey yöneticisinin katılımıyla tüm dünyada hayat geçirdiği ‘Media Open Day’ etkinlik serisini bu kez Türkiye’de gerçekleştirdi. 22 Kasım’da İstanbul’da gerçekleştirilen etkinlik kapsamında; mobil teknolojiler, kurumsal iş çözümleri ve Ar-Ge Merkezi iş birimi liderleri, HUAWEI’nin gelecek vizyonu hakkında değerlendirmelerde bulundu. Etkinliğin açılış konuşmasını ise HUAWEI Orta Asya ve Kafkasya Bölgesi Genel Müdür Yardımcısı Marco Xu gerçekleştirdi.

    HUAWEI Orta Asya ve Kafkasya Bölgesi Genel Müdür Yardımcısı Marco Xu açılış konuşmasında, inovasyona adanma, Ar-Ge’nin önemi ve HUAWEI’nin bu yolla nasıl bir dünya devi haline geldiğini aktardı.

    “Türkiye’de de müşterilerimize yenilikçi çözümler sunmayı çok önemsiyoruz”

    5G teknolojisinin teknik zorluklarının üstesinden gelmek için akademik kurumlarla birlikte çalışmanın önemine değinen Xu, bu kapsamda Prof. Dr. Erdal Arıkan ile gerçekleştirdikleri iş birliğine de vurgu yaptı. Xu konuşmasında, “HUAWEI olarak akademisyenlerle ve üniversitelerle iş birliğine giderek, uzun soluklu Ar-Ge ve teknoloji yatırımları gerçekleştirmeyi çok önemsiyoruz. Bu süreçte, HUAWEI, yıllık gelirinin yüzde 15’ini Ar-Ge yatırımlarına ayırıyor. Geçen yıl HUAWEI’nin gelirinin 92 milyar dolara ulaştığını düşünürsek, Ar-Ge’ye de önemli bir pay ayırdığını görüyoruz. Bu nedenle de HUAWEI, Ar-Ge yatırımları anlamında birçok rakibini geride bırakarak, 10 milyar dolar yatırım ile 6’ncı sırada yer aldı. Dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de müşterilerimize yenilikçi çözümler sunmayı çok önemsiyoruz. Dijital işletme çözümlerimiz İstanbul Havaalanı’nda kullanılıyor. Bu çözüm sayesinde İstanbul Havaalanı en iyi dijital hizmeti yüz binlerce yolcuya sunabilecek” dedi.

    HUAWEI’nin son yıllardaki büyümesinin Çin’in teknolojik atılımının bir simgesi niteliğinde olduğunu belirten Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu etkinlikte gerçekleştirdiği konuşmasında “Günümüzde artık sadece bilgiye erişmek yeterli değil. Artık gerçek rekabet avantajı için daha hızlı öğrenebilmek ve öğrenmeyi de öğrenmek gerekiyor. Çin bugün artık tasarım ve Ar-Ge ile rekabet ediyor. Turkcell olarak biz de bu davranış tarzına sahip bir şirketle çalışmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

    Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei ise konuşmasında Türkiye ve Çin arasındaki dostluk ilişkilerini vurgulayarak, “HUAWEI küçük bir kasabada kuruldu. Bu bölge daha sonra Çin’in dışa açılmasının ilk adımlarının atıldığı yer oldu. Bu şirketler, Çin’in ekonomisiyle büyük ülkeden, güçlü ülkeye dönüşümünün de öncüsü oldular” şeklinde konuştu.

    HUAWEI Türkiye Enterprise Genel Müdürü Robben Zeng, Türkiye’nin dijital dönüşümü, akıllı şehirler, akıllı enerji yönetimi ve merkezi yönetimlerin yeni teknolojiler ile dijitalleşmesini konu aldığı konuşmasında; “Dünyada dijital ekonomi haritasına bakarsak, Türkiye’nin dijital dönüşümü benimseyen ülkeler arasında olduğunu görüyoruz. Türkiye’de uygun altyapı ve teknolojiler mevcut ve son teknolojiler kullanılabiliyor. HUAWEI Enterprise olarak, dijital dönüşümü kolaylaştıran bir şirket olarak konumlanıyoruz. Burada en önemli unsurlar platform ve ekosistem olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de de hayata geçirdiğimiz OpenLab ile akıllı şehirlere ve akıllı kampüslere odaklanıyoruz. Dijital dönüşümü her haneye taşımak istiyoruz. Önümüzdeki 5 sene içinde Türkiye’deki ekosistem için verimli bir ortam oluşturarak Türkiye’yi dijital bir merkez haline getirmek istiyoruz. Ulaşımdan eğitime, finanstan sanayiye kadar pek çok alanda belediyelerle iş birliği içinde, akıllı şehirler kuruyoruz. Dijital dönüşüm çözümlerimiz akıllı şehirlere ek olarak, finans, eğitim, bankacılık alanlarında da kullanılıyor” şeklinde konuştu.

    HUAWEI Türkiye CNBG Pazarlama Direktörü Şamil Nevruz, Türkiye’deki bilişim ekosistemini yakından ilgilendiren 5G, nesnelerin interneti, bulut bilişim ve yapay zeka konularına değindi. Nevruz, “Önümüzdeki dönemde 5G ile akıl çağı dediğimiz sürece giriyoruz. Bu çağda 5G ile birlikte artık kabloyla internet dağıtmaya gerek kalmayacak. 5G ile bir ortamda binlerce cihazın aynı kalitede internete bağlı olmasını sağlamak mümkün olacak. 5G ile 1 milisaniyede cihazlar arasında bağlantı kurmak mümkün olacak. Bu da bir insanın düşünce hızından daha hızlı bir süre. Drone’lar üzerinden kurye servisi, güvenlik, ilk yardım, akıllı araçlar gibi pek çok teknoloji, 5G sayesinde geliştirilerek hayata geçirilebilecek. Örneğin aracınız yolda ilerlerken hem öndeki araçlarla hem yayalarla hem de trafik ışıklarıyla iletişime geçecek. Daha akıllı bir dünya için milyonlarca verinin bağlantılı olması gerekiyor, biz de Huawei olarak bu doğrultuda 5G çalışmalarımıza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    HUAWEI Türkiye Ar-Ge Direktörü Wu Lianqinq, “HUAWEI’nin Ar-Ge stratejileri akademik iş birlikleri ile daha da güçleniyor. HUAWEI olarak Ar-Ge’ye ciddi bir yatırımı yapıyoruz. Türkiye’de yazılım ve inovasyona odaklanarak Türkiye’nin bilişim alanındaki gücünü artırmak istiyoruz. Tüm bu süreçte de üniversitelerle iş birliğini çok önemsiyoruz. Bilim insanları tek bir ülke için değil tüm insanlığın yararına çalışıyorlar. Bizler de bu anlamda akademilerle iş birliğimizi daha da ileri taşıyarak hem ülkenin yetişmiş insan gücüne hem de Türkiye’nin teknolojik geleceğine katkı sağlamayı hedefliyoruz” diye konuştu.

  • Yarının girişimleri İzmir’de şekillendi

    Toplumsal fayda oluşturmak için çalışan sosyal girişimcilerin yol haritalarını çizmelerine yardımcı olan global platform Red Bull Amaphiko’nun yoğunlaştırılmış eğitim programı Red Bull Amaphiko Connect’in bu yılki adresi İzmir oldu.

    Toplumsal sorunlara somut çözümler arayan sosyal girişimcileri bir çatı altında toplayan uluslararası platform Red Bull Amaphiko’nun iki günlük yoğunlaştırılmış eğitim programı Red Bull Amaphiko Connect ile 24-25 Kasım 2018 tarihlerinde projelerini hayata geçirmiş ya da erken aşama seviyesindeki fikirlere sahip 41 sosyal girişimciyi İzmir’de ağırladı. İki gün boyunca içerik pazarlaması, hikayeleştirme eğitimi, finansman yolları, yasallaşma ve yapılaşma gibi eğitimler alan sosyal girişimciler; İhtiyaç Haritası, Reflect, Yakh’iphupha, 18 Gangser Museum gibi projelerin başarı öykülerine tanık oldu. Bunların yanı sıra gazeteci ve ekonomist Emin Çapaile Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Sinirbilim Uzmanı Prof. Dr. Sinan Canan gibi alanında uzman isimlerden ilham veren hikayeler dinledi.

    Fikri şekillendirmek, iş modeli kurmak, finansman aşaması

    İlk günün açılış konuşmasını İhtiyaç Haritası’nın kurucusu Dr. Ali Ercan Özgür yaptı. Ardından ‘Sürdürülebilir Sosyal Etki’ üzerine girişimini ve deneyimlerini sosyal girişimci adaylarına aktaran Reflect Kurucu Ortağı Eray Erdoğan sözü aldı. Kitlesel Fonlama Derneği Başkanı Hulusi Berik, marka oluşturmanın esaslarını, yatırımcı perspektifini ve finansal olarak fonlandırılmasının metotlarını açıkladı. DRC Consulting’den Zeynep Derece, ‘İş Modeli Yönetimi’ başlıklı oturumda katılımcılarla finans üzerine atölye çalışması gerçekleştirdi.

    Red Bull Amaphiko Academy mezunlarından“Yakh’iphupha” projesiyle Güney Afrikalı Palesa Mahlatji ve “18 Gangser Museum” adlı projesiyle Güney Afrikalı Wandisile Nqeketho girişimcilere ilham olması ve mentorlük etmeleri için kendi başarı öykülerini anlattı.

    “Sosyal girişimci olmak para kazanmamak demek değildir”

    Gün sonunda “Sıradışı Bir Sohbet” başlıklı konuşmasıyla sosyal girişimcilik üzerine konuşan Emin Çapa, katılımcılara girişimlerin hayata geçirilmesindeki fikir aşamasından planlamaya kadar dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin ilham veren bir konuşma yaptı. Sosyal girişimcilikte yaşanan sorunlara değinen Çapa, “Sosyal girişimciler çok iyi insanlar fakat olayın finansal tarafını düşünmüyorlar. Sosyal girişimci olmak para kazanmamak demek değildir. Sosyal girişimcilik hem bir toplumsal sorunu çözebilmek hem de bunu bir iş modeline çevirebilme becerisi. Öyle ki girişim para kazandırdıkça yeni girişimlere sermaye oluşturabilsin. Girişimcilere tavsiyem etraflarına baksınlar ama her gün her yere farklı bir gözle baksınlar. Son olarak rekabetin yoğun olduğu yerlerden başlamasınlar. Hiçbir sosyal sorun bir günde çözülemez. Doğru işlere küçük küçük başlamak ve odağını kaybetmemek gerek” dedi.

    “Kendinize anlamlı bir neden bulunca dünyayı değiştirmek mümkün”

    Red Bull Amaphiko Connect eğitiminin ikinci ve son gününde konuk konuşmacı olarak yer alan Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Sinirbilim Uzmanı Prof. Dr. Sinan Canan, “Yaratıcı Beynin Kodları” başlıklı konuşmasıyla sosyal girişimcilere tavsiyelerde bulundu. Prof. Dr. Canan, “İnsan kendisini doğaya karşı koruyabilecek bedensel şartlara sahip olmayan tek canlı. En başta bu yüzden düşünmeye başlar ve hayatta kalabilmek için zihnini zorlar; kıyafet üretebilir, ateşi bulabilir. Aynı insanın kendisine bahşedilen en büyük özelliği, olmayan bir geleceği hayal edip onu oluşturabilmeyi başarması. Ancak bu durumun kendisiyle duygusal olarak bağlantılı olması gerekiyor ki teşvik olsun. İşte bu yüzden insanın kendisine bir neden bulması gerekiyor. Zira neden bulan ve o nedeni anlamlı yapan kişi, dünyayı değiştirebilir, benzersizlik üretebilir. Çünkü insan öngörebilir, cesaret gösterebilir ve eğer vakit yatırırsa başarılı olabilir” ifadesini kullandı.

    Ardından “Sosyal Girişimciler için Yasal Yapılaşma” üzerine sunum yapan girişimcilik ve bilişim teknolojileri konularında uzman Avukat Yonatan Pinto, şirket birleşme ve devralmaları, ticaret ve şirketler hukuku, iş geliştirme üzerine bilgiler verdi. “Tezgahcılar” ekibi işbirliğiyle düzenlenen Hikayeleştirme Anlatım Atölyesi ile içerik pazarlaması atölyelerine dahil olan katılımcılar eğitimi noktaladı.