Etiket: Yarım

  • Yarım asırdır takunya yaparak geçiniyor

    Mardinli Şeyhmus Sara, yarım asrı aşkın süredir takunya yaparak geçiniyor.

    Kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olan birçok mesleğin yaşatılmaya çalışıldığı Mardin’de, takunyacılık yapan 76 yaşındaki Şeyhmus Sara, babasından öğrenip, 60 yıldır sürdürdüğü mesleğini bütün zorluklara rağmen devam ettirmeye çalışıyor. Genellikle ıslak tabanlı mekanlarda kullanılan takunyaları Marangozcular Çarşısı’ndaki dükkanında üreten Sara, takunyaların eskisi gibi rağbet görmediğini söyledi. Plastik terliklerin çıkmasıyla işlerinin bozulduğunu anlatan Sara, “Kahveye gitmektense bu ufacık dükkanda uğraşıp zaman geçiriyorum. Plastik terliklerin çıkmasıysa işimiz tamamen bitti. Naylon ve fabrikalar el sanatlarını öldürdü. Eskiden gelinler için gümüş işlemeli takunya yapardık. Her gelin muhakkak bir takunya alırdı. Şimdi kimse almıyor” dedi.

    “Hayırseverler camilere bağışlıyorlar”

    Hayırseverlerin genellikle Ramazan ayında takunya alarak camilere bağışladığını belirten Sara, yılın 12 ayında sadece bir ay iş yaptıklarını söyledi. Sara, “Şuan sadece takunyalarını yapıp bir kenara bırakıyoruz. Ramazan ayının dışında günde bir çift bile satamıyorum. Mübarek Ramazan ayında bazı hayırseverler gelip takunya alıp camilere bağışlıyorlar. Ramazan yaklaştı, inşallah işimiz açılacak ama sadece bir aydır” diye konuştu.

  • Eskişehirspor, Samsunspor’u yarım düzine golle geçti

    TFF 1. Lig’in 31. haftasında evinde Samsunspor’u ağırlayan Eskişehirspor, maçtan 6-1 galip ayrıldı. Maç sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Eskişehirspor Teknik Direktörü Mustafa Denizli, “Salı günü bu saatte Türkiye’de böyle tribünleri bulmak, her şehrin imkanı dahilinde değil” dedi.

    Eskişehirspor Süper Lig’e çıkma iddiasını koruyor. Son haftalara girerken aldığı galibiyetlere bir yenisini daha ekleyen Kırmızı Şimşeklerde yüzler gülüyor. 6-1 kazanılan Samsunspor maçı sonrası konuşan Teknik Direktör Mustafa Denizli, “Artık girdiğimiz haftalar, tamamen sonuca endeksli haftalar. Ama biz, iyi futbol oynamayı da asla ihmal etmek istemiyoruz. Bugün böyle bir gün oldu. Samsun uzak gibi görünse de tehlikeye girebilecek bir takım. Yani skor farklı oldu, oyun da çok farklı oldu. Onun dışında söylenecek bir şey yok. Salı günü bu saatte Türkiye’de böyle tribünleri bulmak, her şehrin imkanı dahilinde değil. Kısacası bugün taraftarımızla birlikte yürüyoruz” şeklinde konuştu.

  • Yarım asırlık ayakkabı ustası teknolojiye direniyor

    Sivas’ta yarım asırdır ayakkabı ustalığı yapan Arif Şeker, gelişen teknoloji karşısında yok olmaya yüz tutan mesleğini sürdürmeye devam ediyor.

    Sivas’ta 61 yaşındaki ayakkabı ustası Arif Şeker, 1969 yılında okulu bitirdikten bir sene sonra çırak olarak başladığı ayakkabı tamirciliğini sürdürüyor. İstiklal Caddesi üzerindeki küçük dükkanında özel müşterileri için sipariş üzerine ayakkabı da üreten Şeker, artık çırak bulamadıklarını ifade ederek, teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan fabrikaların el işçiliğine verilen önemin kaybolmasını neden olduğunu vurguladı. Zamanla bu mesleğin yok olacağını belirten Şeker, “Ben Sivas’a geldiğim zaman Halk Eğitim Merkezinde 5 sene usta öğreticilik yaptım. Orada çırak yetiştiriyorduk. Çıraklarımız vardı. Ben emekli olduktan sonra orası da kapandı. Mesleğimiz çok güzel ama can çekişiyor, kimse yapmıyor artık, seri imalat çıktığı için bu iş rağbet görmüyor. Kazancımız da çok az” şeklinde konuştu.

    Arif Şeker, geçmişte kendisine gelen müşterileri için sipariş üzerine özel ayakkabılar imal ettiğini, ancak son yıllarda müşterilerin sadece ayakkabı tamiri için kapısından içeriye girdiğini söyledi. Düşük fiyatlı kalitesiz ayakkabıların piyasadaki hakimiyetinin artması ile ayakkabı tamirinde de azalma yaşandığını söyleyen Şeker, “Ayakkabı çok önemli bir şey. Ayak sağlığı için ayakkabı çok önemli. Ayakkabı yapmakta çok önemli, sadece kalıptan çıkarmayla ayakkabı olmuyor. Ayakkabı yapmak için el becerisi gerekli. Basit bir şey değil, şimdi makinelerden günde 400 çift ayakkabı çıkartıyorlar. Naylon olduğu için yırtıldığı zaman tamiri de olmuyor” dedi.

  • Antalya Valiliğinden eğitimi yarım kalan kadın ve çocuklar için örnek proje

    Antalya’da eğitimi yarıda kalan kadın ve kız çocukları için ‘Beni Hafife Alma’ isimli dijital eğitim platformu oluşturuldu. Projeyle birlikte binlerce kadın ve kız çocuğunun hem eğitime devam edip mezun olmaları hem de teknolojiyle iletişimi kuvvetlendirmeleri amaçlanıyor.

    Antalya Valiliği, eğitimini yarıda kalan kadın ve kız çocuklarının eğitimlerini tamamlaması için harekete geçti. Açık ortaokul ve lise müfredatının bulunduğu dijital eğitim platformu ’Beni Hafife Alma’, Antalyalı kadın ve kız çocukları için devreye giriyor. Projeyle ilgili bir otelde düzenlenen konferansa gelen yüzlerce kadına platformla ilgili bilgiler anlatıldı. Toplantıya Antalya Valisi Münir Karaloğlu ile eşi Sevim Karaloğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in eşi Ebru Türel de katıldı.

    Konuyla ilgili bilgilendirme yapan Vali Münir Karaloğlu, projenin, eğitimi yarım kalmış veya eğitim süreçlerini tamamlayamadan eğitim çağının dışına çıkmış kadın ve kız çocuklarının eğitimlerini tamamlamaya yönelik olduğunu belirtti. Karaloğlu, “Projenin yürütücüsü sivil toplum örgütü Uzaktan Eğitimi Yaygınlaştırma ve Alternatif Eğitim Derneği, Sancak Kolejimiz var. Amacımız, eğitimi yarım kalmış kadınlarımıza yardımcı olarak açık lise ve ortaokul üzerinden yardımcı olarak onların eğitim süreçlerini tamamlayabilmek. Milli Eğitim İl Müdürlüğümüz ile birlikte tablet dağıtımı yapacağız. İnternet sağlayıcı firmamızın sponsorluğunda onlara dersle sınırlı kalmak üzere internet imkanı sağlayacağız” dedi.

    İnteraktif canlı ders

    Beni Hafife Alma dijital eğitim platformuna katılım sağlayan kadınların ve çocukların eğitimlerini dijital ortamda sürdürebilmeleri için tablet verdiklerini kaydeden Karaloğlu, “Öğrenciler, hazır paket videolardan derslerini herhangi bir yerde, evlerinde tarlalarında, bahçede parkta nerede isterlerse derslerini izleyebilecekleri gibi önceden ilan edilmiş zaman dilimlerinde interaktif dersi anlatan hocaya soru bile sorabilecekler. Anlamadıkları bir konu varsa interatif olarak öğretmenlerinden tekrarını isteyebilecekler. Son derece faydalı bir proje olduğunu düşünüyoruz. Biz şunu biliyoruz ki kadınlarımızı kızlarımızı, eğitim konusunda tamamlayamazsak özgüvenleri üretim süreçlerine katılmaları, toplum kalkınmasına katılmalarında problemler yaşıyoruz. Bu açığı mutlaka gidermemiz lazım. Çağın dışına çıkmış kadınlarımızı kızlarımızı bu eğitim programlarıyla eğitimlerini tamamlamamız lazım” dedi.

    Ücretsiz tablet ve internet

    Açık ortaokul veya liseye kayıtlı olup ders çalışma imkanı bulamayan ve eğitimini tamamlayamayan çok kadın ve çocuğun olduğunu belirten Karaloğlu “Bizim esas amacımız tabi ki hem kaydı olmayanın kayıtlarını almak ama daha çok kayıtlı olup da eğitim süreçleri çok yavaş ilerleyen veya ‘Ben bu işi yapamam artık’ diyerek okumayan vazgeçenler var. Onlara ‘hayır vazgeçmeyin biz size yardımcı olacağız tableti veriyoruz ücretsiz interneti veriyoruz. Dersleri de her istediğiniz yerde imkanınıza sunuyoruz. Yeter ki eğitiminizi tamamlayın’ diyoruz” diye konuştu.

    “Türkiye projesine dönüştürmek için teklifte bulunacağız”

    Projenin sadece açıköğretim okullarındaki derslerle sınırlı olmadığına dikkat çeken Karaloğlu, “Sistemde aile okulu eğitimleri de var. Kadınlarımızın evlerinde ihtiyaç duydukları hijyen, çocuk bakımı, kişisel bakım, evde pratik olarak faydalı olan bilgileri içeren dersleri de bu dijital platform üzerinden öğrenebilecekleri bir eğitim modeli bu. İnşallah Cuma günü lansmanını yapacağız. Antalya’da başarılı olacağımıza inanıyoruz. Antalya’dan sonra sistemi devlet büyüklerimize arz edip Türkiye projesine dönüşmesi için teklifte bulunacağız” dedi.

    “Yaş sınırı yok”

    Projeden her yaştan kadın ve çocuğun yararlanabileceğini de sözlerine ekleyen Karaloğlu, “Eğitimini tamamlayamamış 7’den 77’ye herkesi kapsayan bir proje. İşin temelinde, MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün yürütmüş olduğu açık ortaokul ve lise üzerinden programlar devam edecek. Biz Antalya’da açık lise ve ortaokuluna kaydı olan kadın ve kızlarımızı eğiteceğiz. Nihayetinde okulu bitirdiğinde Milli Eğitim Bakanlığı’ndan diploma alacaklar. Bizim yaptığımız şey Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı çalışmaya destek olmak” ifadelerini kaydetti.

    Program sonunda kadınlara ve çocuklara canlı eğitimle ilgili videolar izletildi. Programda ayrıca eğitime yeni katılan 4 kadına Vali Karaloğlu, Sevim Karaloğlu ve Ebru Türel tarafından tabletler verildi.

  • Haftada 3 gün yarım saat yürü, depresyondan kurtul

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzman Dr. Haluk Aksu, haftada 3 gün yarım saat yürümenin depresyonu atlatmaya yardımcı olduğunu söyledi. Aksu, “Depresyondan kurtulmak için hayata bakış açınızı değiştirin, yeni dostlar edinerek dertlerinizi paylaşın. Hayattan beklentinizi yükseltmeyin” dedi.

    Depresyonun kelime anlamının ‘üzgün duygu hali’ olduğunu ifade eden Medicalpark İzmir Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzman Dr. Haluk Aksu, bir uzmandan yardım alınmadığı ve depresyon hastalığının tedavi edilmediği takdirde iş ve özel yaşamda sorunlar oluşturabileceğini söyledi. Depresyona giren bir kişinin hoşlandığı şeylere karşı ilgi kaybı yaşadığını ifaden eden Aksu, “Depresyon hastaları çoğu zaman hiçbir şeyden zevk almaz, hayatla ilgili bağlarını koparır. Bu süreçte kilo kaybı yaşayabilir ya da iştahı açılıp aşırı kilo alabilir. Depresyon hastalarının genel sorunu uyku düzeninin bozukluğudur. Kişi aklında sürekli olumsuz düşünceler barındırır, kendisini huzursuz hisseder. İç dünyasına dönerek yalnız kalmak ister. Sıkıntısından dolayı çok sık kavga edebilir ya da ağlayabilir” dedi.

    Depresyonun toplumda çok sık görülen bir hastalık olduğunu kaydeden Uzman Dr. Haluk Aksu, “Yapılan araştırmalar, hastalığın her 10 erkekten ya da her 5 kadından birinin, hayatlarının belirli evrelerinde bu hastalığı geçirdiğini ortaya koymuştur. Depresyon kadınlarda daha sık görülüyor. Bu farklılığın nedeni ise kadınların hormonal düzeni ile ilgili olduğu açıklanmaktadır. Bu kişiler düzenli olarak tedavi görmekte ve yaşamlarını sürdürmektedirler” diyerek, şunları kaydetti:

    “Hastalığın iki çeşit tedavisi yapılmaktadır. Birincisi konuşma yoluyla kişinin olumsuz düşüncelerden kurtulmasını ve hayata pozitif bir bakış açısıyla bakmasını sağlamak amacıyla yapılan psikoterapilerdir. İkinci yöntem ise ilaçla tedavi yöntemidir. İlaç yöntemiyle tedavi olan hastalar, depresyonu daha hızlı ve rahat bir şekilde atlatabilirler.”

    “Çok alıngan bir yapıya sahiptirler”

    Uzman Dr. Haluk Aksu, depresyondan korunmak için önerilerini şu şekilde sıraladı:

    “Haftada üç gün yarım saat yürüyüş yapmak, gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak ve yeni ilgi alanları ve hobiler edinmek depresyondan kurtulmak için önemli adımlardır. Ayrıca kişinin yaşadığı duyguları karşıdakine aktarması ve içine atmamasının, kişinin kendisinden ve yaşamdan çok büyük bir beklentisinin olmamasının ve alternatif düşüncelere sahip olması, hastalığı yenmede büyük fayda sağlayacaktır. Kişi bedensel hiçbir yorgunluğu olmamasına rağmen kendisini yorgun hissedebilir, iş gitmekte zorlanabilir ya da sürekli uyuyabilir. Kendisi değersiz hissedebilir, suçluluk duygusu duyabilir, daha önceki başarılarını bir kalemde silip atabilir. Çok alıngan bir yapıya sahiptirler. Düşüncelerindeki yavaşlık ve dikkat eksikliği iş hayatındaki başarıda düşmeye yol açabilir.”