Etiket: Yargıtay

  • Yargıtay akli dengesinin araştırılmasını istedi, o deli olmadığını belirtti

    Bursa’da, 12 yıl evvel evden kaçan kızına benzettiği kadını tabancayla ateş ederek ağır yaralayan Haydar Emeç hakkında verilen 16 yıllık hapis cezası, akli dengesinin araştırılması için Yargıtay tarafından bozuldu. Tekrar hakim karşısına çıkan sanık, “Ben deli değilim” dedi.

    Olay, 2014 yılında Beşevler Küçük Sanayi Metro İstasyonu civarında meydana geldi. Haydar Emeç, bir kaynakçı dükkanında sekreterlik yapan 31 yaşındaki Remziye Y’yi 12 yıl önce evden kaçan kızına benzettiği için silahla ağır yaraladı.

    Emeç hakkında 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilen 16 yıllık cezası Yargıtay tarafından bozuldu. Sanığın öz kızı Gülcan Emeç’in olayın meydana geldiği tarihte 33 yaşında olduğunu, o yaştaki kızını tanımayan Emeç’in akli dengesinin yerinde olmama ihtimalini değerlendiren yüksek mahkeme, adli tıp kurumundan gelecek rapora göre yeniden karar verilmesini istedi.

    Bunun üzerine tekrar hakim karşısına çıkan Haydar Emeç, Yargıtay kararının aksini iddia etti. Emeç, “Ben deli değilim” diyerek akli dengesinin yerinde olduğunu söyledi. Emeç hakkında adli tıptan gelecek rapora göre yeniden karar verilecek.

  • Atina’da yargıtay binası yakınlarında patlama

    Yunanistan’ın başkenti Atina’da yargıtay binası yakınlarında patlama meydana geldiği belirtildi.

    Atina’da yargıtay binası yakınlarında patlama meydana geldiği, küçük tahribata neden olduğu bildirildi. Bir Yunan polisi tarafından yapılan açıklamada patlamadan önce 2 Yunan medya kuruluşuna uyarı çağrısında bulunulduğu belirtildi. Patlamada yaralı olup olmadığı henüz bilinmezken, olay yerine gelen polis ekipleri, yargıtay binası yakınlarında içinde patlayıcı madde bulunan torba buldu.

    Polisin olayı araştırdığı belirtilirken, bölgedeki güvenlik kameralarının incelemeye alındığı ifade edildi.

  • Yerel Mahkemenin “hakaret ve küfür” kararını Yargıtay “kaba hitap” olarak değerlendirdi

    Yargıtay’ın bozduğu kararda “hakaret ve küfür” sözleri, “kaba hitap” olarak değerlendirildi.

    Yargıtay’ın bir davada hakaret suçu nedeniyle verdiği yerel mahkemenin kararını bozması tartışmaları da beraberinde getirdi. Yargıtay’ın yeniden görülmesini istediği davaya ise Barolar Birliği’nin müdahil olduğu ve 3 Mayıs 2018’de görülecek davaya Barolar Birliği Başkanı Metin Fevzioğlu’nun da katılacağı bildirildi.

    Söz konusu olay ise 2014 yılında Giresun’da yaşandı. Avukat Ufuk Kılıç, E.A isimli kişinin kendisine telefonda hakaret ettiği gerekçesiyle polise başvurdu. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davada hakim sanığın sarf ettiği “kimsin ulan sen, mafya mısın, tetikçi misin, Avukat mısın” sözlerini hakaret kapsamında değerlendirerek 350 günlük hapis cezasını 7 bin TL para cezasına çevirerek ceza verdi. Temyize giden karar için Yargıtay, sözlerin küfür, hakaret değil, ağır eleştiri, rahatsız edici söz “kaba hitap tarzı” olarak değerlendirerek bozdu.

    Konuyla ilgili açıklama yapan Avukat Ufuk Kılıç “Bu karar avukatlık mesleğinin bir kamu görevlisi olarak sayılmaması ve avukata karşı küçük düşürücü olan ’Kimsin ulan sen, mafya mısın, tetikçi misin Avukat mısın’ şeklindeki sözleri ağır eleştirme, kaba hitap tarzı olarak değerlendirilmiştir. Yerel mahkemenin verdiği kararı sanık lehine bozma söz konusudur. Burada düşünülmesi gereken hakaret eyleminin bu kadar geniş yorumlanması ve özgürlükçü düşünülmesidir. Bu konuda kamu görevi yapmakta meslek grubumuzun en üst temsilcisi olan Prof. Dr. Metin Fevzioğlu’na ve Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi avukat Gültekin Uzunalioğlu’na iletilmiş ve Barolar Birliği bu davanın müdahili olarak takip edileceğini ifade etmişlerdir. Avukatlığın, Yargının bir erki olmaktan çıkartılıp basitleştirilmeye çalışılması avukatlara karşı işlenen hakaret suçlarının kaba hitaba dönüştürülmesi kabul edilemez” dedi.

    Öte yandan davanın 3 Mayıs 2018 tarihinde yeniden görülmeye başlayacağı belirtildi.

  • Bebek cinayeti kararını Yargıtay bozdu, sanıklar yeniden yargılanıyor

    Bursa’da gayrimeşru dünyaya gelen bebeği öldürürüp gömdükleri iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen 3 kişi, kararı Yargıtay’ın bozması üzerine yeniden hakim karşısına çıktı.

    Gemlik ilçesinde 2013 yılı Haziran ayında gayrimeşru ilişki neticesinde dünyaya gelen bebeği boğarak öldürdükten sonra gömerek üzerine parke taşı döşedikleri iddia edilen biri polis memuru 5 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi. Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı duruşmaya katılmadığı ve evrakta eksik olduğu için Yargıtay tarafından ceza usulden bozulunca sanıklar yeniden hakim önüne çıktı. Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, bebeğin anneannesi Nuray G. (38), bebeğin annesi Ferda D. (21), bebeğin babası olduğu iddia edilen Murat Ç. (38), bebeğin dedesi Sebahattin G. (45) ve bebeğin dayısı Tayfun G.’nin yargılanmasına yeniden başlandı. 4 sanık davaya katılırken, askerde olan Tayfun G. ise duruşmaya katılmadı.

    Daha önceki ifadelerini tekrarlayan bebeğin annesi Ferda D., “Polis memuru olan tutuklu sanık Murat ile babam birlikte hayvancılık yapmışlar. Polis Murat, benim daha önceki cinsel istismar olayımı bildiğini söyleyerek, benimle arkadaşlık kurdu. Evlenip beni buradan götüreceğini söyledi. Mayıs ayında kendi evine davet etti. Evine gittiğimde kendi rızamla ilişkiye girdim. İlişkiden 2-3 ay sonra hamile olabileceğimi düşündüm. Bunu Murat’a söyledim. O da, ‘Kesinlikle benden hamile değilsin’ diyerek bebeği kabul etmedi. Birkaç kez Bursa ve İstanbul’da doktora gittik. Hamile olduğum kesinleşince Murat Ç. bebeğin alınmasını istedi, fakat bebeğin kürtaj zamanı geçtiği için alınmadı. Hamileliğimin 5. ayında Murat’ın tanıdığı bir doktora daha gittik. Zamanı geçmiş olmasına rağmen doktor 10 bin lira para istedi. Murat parayı bulamayınca bana şiddet uygulayıp beni köye gönderdi. Annem ve babamın hamileliğimi öğrenmemesi ve töreden korktuğum için sürekli korse takıp şişen karnımı herkesten gizliyordum. Bir süre sonra annem durumu öğrendi. Beni hemen görücü usulü nişanladı. Ardından Orhangazi’deki bir hastanede doğum yaptım. Hastaneden çıktıktan sonra annemle birlikte Gemlik’e geldik. Annem, çocuğu kucağımdan alıp, ‘Ben bunu yuvaya vereceğim, sen git. Baban duyarsa başımıza iş açılacak” deyip beni gönderdi. Eve geldiğimde hemen odama geçip uyudum. Ertesi gün anneme sorduğumda çocuğu yuvaya verdiğini ve bir daha bu konu hakkında konuşmamamı söyledi” dedi.

    “Bebeğin nasıl öldürüldüğünü hala bilmiyorum”

    Bir süre sonra, sağlık ocağından bir görevlinin arayıp çocuğu getirmesini istediğini ifade eden Ferda D., “Annem telefonu elimden aldı. Çocuğu evlatlık verdiğimizi söyledi. Hemşireler durumu polise bildirince karakoldan çağırıldık. Durumu öğrenen polis Murat, beni arayıp kendisinden bahsetmememi, çocuğun başka biriyle olan ilişkiden doğduğunu söylememi istedi. Ben de buna göre bir ifade verdim. Ardından iki kez daha karakoldan arandık, durumumdan şüphelendikleri söylendi. Ben de polis Murat ile olan ilişkimi olduğu gibi anlattım. Annemle hiçbir şey konuşmadık. Bebeğin nasıl öldürüldüğünü hala bilmiyorum. Olay gecesi kazı yapıldığına dair bir ses de duymuş değilim” diye konuştu.

    “Asıl suçlu ben ve polistir, bebeği birlikte gömdük”

    Tutuklu anneanne Nuray G. de daha önce duruşmadaki ifadesinde, asıl suçlunun kendisi ve polis Murat Ç. olduğunu belirterek, insanın kanını donduran bir ifade vermişti. Kızının polis Murat Ç. ile ilişkisinden hamile kaldığını öğrenince çocuğun alınıp alınmayacağı hususunu Murat Ç.’ye sorduğunu ifade eden Nuray G., “Murat, ‘Bebeğin icabına siz bakacaksınız, yoksa seni ve aileni öldürürüm’ diyerek beni tehdit etti. Kızımı doğumdan sonra eve gönderdim. Niyetim bebeği karakolun önüne bırakıp kaçmaktı. O sırada bebek ağladı. Bu sırada Murat’ın bana tecavüz ettiği, kızıma yaptıkları ve bebekle ilgili söyledikleri aklıma geldi. Ben bebek sussun diye göğsüme bastırdım. Bebeğin öldüğünü anlayınca da bebekle birlikte eve geldim. Herkes evdeydi. Bebeğin cesedini ahıra koydum. Eşim ve çocuklar uyuduktan sonra, gece yarısı Murat eve geldi. Ben bebeği öldürdüğümü söyleyip ne yapacağımız sordum. O da bana vurdu. Bahçeye çukur açtı. Bebeği çukura ben koydum. Sonra da üzerini kapattık. Beni bu olaya Murat Ç. azmettirmiştir. Eşim de bebeğin gömüldüğü yerin üzerine parke taşı döşedi, ama o bebeğin orada gömülü olduğunu bilmiyordu. Eşimin bu olaylardan hiç haberi olmadı” şeklinde konuştu.

    “Çocuk benden değildir”

    Polis memuru Murat Ç. ise, “Bana emniyetteki FETÖ’cü polisler kumpas kurdu. Haksız yere tutuklandım. Haksız yere cezaevinde yatıyorum. Çok büyük bir iftiraya maruz kaldım. Şerefimin geri verilmesi için beraatımı karar verilsin. Çocuk benden değildir” açıklamasını yaptı.

    Yargıtay cezayı usulden bozdu

    Mahkeme heyeti, Nuray G.’ye, polis memuru Murat Ç.’ye, bebeğin annesi Ferda D.’ye ağırlaştırılmış müebbet cezası, dede Sebahattin G.’ye “suçu gizlemek”ten 5 yıl hapis cezası ve dayı T.G.’nin beraatıne karar vermişti. Dosyayı inceleyen Yargıtay Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na tebligat yapılmadığı için davayı usulden bozdu. Savcı, yeniden hakim önüne çıkan sanıklarla alakalı Nuray G. ile Murat Ç.’ye ağırlaştırılmış müebbet, ‘suçu gizlemek’ten Sabahattin G.’ye ise 5 yıla kadar hapis cezası istedi. Savcı, anne Ferda D. ile dayı Tayfun G.’nin beraatı yönünde karar verilmesini talep etti. Duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

  • Yargıtay bozduğu kararı onadı

    İzmir’in Buca ilçesinde, 2011 yılında okuldan alınan öğrencileri servis aracı ile evlerine bırakan servis annesi yarı yolda araçtan inmiş, servis şoförü öğrencileri tek başına bıraktığı sırada, öğrencilerden biri otomatik kapı düğmesine çarpıp kapı açılınca araçtan düşerek yaralanmıştı. Açılan dava sonrası servis annesine ve servis şoförüne para cezası verilirken, Yargıtay servis annesine verilen cezayı bozdu. Mahkemenin kararında direnmesi sonrası Yargıtay, bozduğu cezayı onadı. Müşteki avukatı Ali Balcı, “Yargıtay’ın emsal kararı aynı zamanda da direnme kararının onanması olduğu için büyük önem taşımaktadır. Nitekim Yargıtay daha önce oy çokluğu ile vermiş olduğu bozma kararındaki yanlışından dönmüştür” dedi.

    Davaya konu olan olay, 15 Aralık 2011 günü, Buca ilçesi Dumlupınar Mahellesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, 23 Nisan İlköğretim Okulu öğrencilerinin bulunduğu serviste şoför olan Kemal B. (56) ve servis annesi olan Zeynep A. (31), okuldan aldıkları öğrencileri evlerine dağıtmaya başladı. Öğrencileri dağıtırken servis annesi Zeynep A., annesinden gelen telefonla babaannesinin kalp krizi geçirdiğini öğrendi ve durumu şoföre belirterek aracı durdurup indi. Yola devam eden şoför Kemal B, bir viraja girmek üzereyken öğrencilerden olayın olduğu tarihte 11 yaşında olan Pelin T.’yi ayakta görünce oturması yönünde ikaz etti. Ancak öğrenci oturmadan viraja girilince ayakta olan öğrenci Pelin T., dengesini yitirip otomatik olan araç kapısı düğmesine yanlışlıkla değince kapı açıldı. Hareket halindeki araçtan Pelin T. düştü. Yaralanan 7. sınıf öğrencisi Pelin T., hastanede tedavi olduktan sonra taburcu edildi.

    Mahkeme para cezası verdi

    Olayın ardından, soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı, servis şoförü Kemal B. ve servis annesi Zeynep A. hakkında ’Taksirle adam yaralamak’ suçundan 3 aydan bir yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. İzmir 13. Sulh Ceza Mahkemesinde görülen dava sonrası servis annesi Zeynep A.’ya 3 bin 740 lira, sanık servis şoförü Kemal B.’ye ise 4 bin 500 lira para cezası verildi.

    Yargıtay kararı bozdu

    Karara itiraz eden sanık avukatları, temyiz için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gitti. 12. Ceza Dairesi, servis şoförü sanık Kemal B.’nin, servis annesi sanık Zeynep A.’ya araçtan inmesine izin verdiği, öğrencilerin araçtan indirilmeleri konusundaki sorumluluğu üzerine almış olması nedeniyle kararın bozulmasına 5’e 2 oy çokluğu ile karar verdi.

    Mahkeme kararında direndi

    Yargıtay’ın bozmasının andından dava İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesinde yeniden görülmeye başlandı. Müştekinin avukatı Ali Balcı, görülen davada, “Biz Yargıtay’ın bozma ilamının doğru olmadığını düşünüyoruz. Mahkemenizin kararında direnmesini istiyoruz” dedi.

    Mahkeme, verilen önceki kararın yerinde olduğunu belirtip Yargıtay 12. Ceza Dairesinin bozma ilamına uyulmayarak Yargıtay’ın kararına ’direnme’ kararı aldı ve sanıklara yine aynı cezayı verdi.

    Bozduğu kararı onadı

    Sanıkların avukatı, mahkemenin verdiği kararı tekrar Yargıtay 12. Ceza Dairesine temyize götürdü. 12. Ceza Dairesi, tekrar önüne gelen dosyayı, bir önceki kararının aksine onadı. Böylece sanık servis annesi Zeynep A. 3 bin 740 lira, sanık servis şoförü Kemal B. ise 4 bir 500 lira cezaya çarptırıldı.

    Avukat Ali Balcı: “Emsal karar oldu”

    Yargıtay’ın kararı onamasından sonra açıklama yapan müşteki avukatı Ali Balcı, “Yargıtayın dava konumuza ilişkin vermiş olduğu emsal karar; okul çağındaki binlerce öğrenciyi ve velilerini ilgilendirmektedir. Söz konusu emsal karar aynı zamanda da direnme kararının onanması olduğu için büyük önem taşımaktadır. Nitekim Yargıtay daha önce oy çokluğu ile vermiş olduğu bozma kararındaki yanlışından dönmüştür. Umarım bu karar sonucunda, ailelerin çocuklarını emanet ettikleri okul servisindeki görevliler, sorumluluklarının daha fazla farkına vararak, kendilerine emanet edilen öğrencileri kendi öz çocuklarıymış gibi görüp daha hassas ve özenli davranırlar” ifadelerini kullandı.