Etiket: Yargı

  • Arkadaş cinayeti yargı önünde

    Bursa’da kafasına bira şişesi vurduğu iddiasıyla arkadaşını bıçaklayarak öldüren sanığın yargılanmasına başlandı.

    Geçen nisan ayında Soğanlı Mahallesi’nde meydana gelen olayda, Hüseyin Satı (23) ile parkta oturan 22 yaşındaki Veysel Uğurcan C., kısa süre sonra tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesiyle kafasına bira şişesiyle darbe alan Veysel Uğurcan C., Hüseyin Satı’yı bıçakladı. Hastaneye kaldırılan genç hayatını kaybederken, şüpheli tutuklandı.

    “Kafama bira şişesi ile vurdu”

    Sanık hakkında Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’kasten öldürmek’ suçundan müebbet hapis cezası talebiyle dava açıldı. Mahkemede ifade veren sanık, “Arkadaşım Özgür G., motosikletle bana gezme teklif edince kabul ettim. Parkta oturuyorduk. Daha sonra Hüseyin Satı ve Mümin G., geldi. Motoru Mümin kullanıyordu. Bu sırada ben Özgür ile bankta otuyordum. Hüseyin ve Mümin yanımıza geldi. Mümin, Özgür’e bu motoru nereden aldığını söyledi. Özgür, kendisinin olduğunu söyleyince, Hüseyin onun eline vurdu. Ayağı kalkınca bu sefer Hüseyin kafa attı. Az ilerideki Furkan ile Sercan yanımıza gelip, kavgayı ayırmaya çalıştı. Bunun üzerine Özgür’ü alıp olay yerinden ayrılmak istedim. Motorla parkın ilerisine doğru gittik. Bunun üzerine Hüseyin ve Mümin beni motordan indirmeye çalışıp, motorun kendilerinin olduğunu iddia ettiler. Ben Mümin ile konuşurken, Hüseyin arkamdan bira şişesi ile kafama vurdu. Elinde kırılan bira şişesinin ucunu görünce panikledim. Cebimdeki ekmek bıçağını Hüseyin’e doğru savurdum. Hüseyin ile Mümin daha sonra ayrıldı” dedi.

    “Sanık ile eşim arasında arkadaşlık yoktur”

    Hayatını kaybeden şahsın eşi Damla Satı ise, “Hüseyin 2 çocuğumun babasıdır. 00.20 sıralarında Mümin beni arayıp eşimin yaralandığını söyledi. Eşim benim çocukluk arkadaşımdır. Ben onun bütün arkadaşlarını tanırım. Ama sanığın eşimle arkadaş olmadığını bilmiyorum” diye konuştu.

    Olayı gören Mümin G. ise, “Biz bütün gün Hüseyin Satı ile beraberdik. Hüseyin ağabey ile parkta alkol aldıktan sonra Mahmudiye Parkına indik. 4 kişi oturuyorlardı. Karşı banka bizde oturduk. Ellerinde ampul gördüm ve Veysel tiner çekiyordu. Biz de biraları açtık ve motor yüzünden Özgür ile tartışıyorduk. Hüseyin Satı ile sanık arkadaydı. Şişeyle vurulma olayının ardından sanık Hüseyin Satı’yı bıçakladı. İkisi arasında daha önceden kavga ettikleri için bir husumet vardı” şeklinde konuştu.

    Mahkeme heyeti, eksik evrakların tamamlanması için sanığın tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

  • AK Parti’li Özdağ: “Yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır”

    AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, “Yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle, bir diğer FETO saikiyle ’Darbe yapacağız, ihtilal yapacağız’ diyerek baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır” dedi.

    AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve Türkiye’de faaliyet gösteren cemaatlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Cemaatlerin asla siyasallaşmaması gerektiğini söyleyen Özdağ, “Cemaatler olacaktır. Ancak cemaatler siyasallaşmayacaktır. Tarikatlar olacaktır. Tarikatlar de cemaatleşmeyecektir. Türkiye’de hiçbir cemaat, hiçbir tarikat, hiçbir ekol devlet olmayacaktır. Devlete sahip olmakla, devleti sahiplenmek veya devleti korumak ayrı şeylerdir. Türkiye’de her ideolojinin, her fikri yapının iktidar olma imkanı vardır. Bunun yolu meşruiyetten ayrılmadan seçimlerle, sandıkla gelmektir” dedi.

    “1969’dan itibaren darbe yapmak için kodlanmış”

    FETÖ’nün ilk kurulduğu yıllardan itibaren darbe yapmak amacıyla kodlandığını söyleyen Özdağ, “Bu yapının kısım ve katmanlara ayrıldığını görüyoruz. Daha öncesinden de vardı. Bu yapı 1969 yılından itibaren ilerde bir ihtilal yapacak, bir darbe yapacak şekilde kodlanmış ve bu kodlanmayla beraber de bu işin içerisine girmiş bu zihniyetle, bu hayalle, ’ileride ihtilal yapacağız’ diye terör örgütüne dolaylı veya dolaysız destek olanlar var. Ta ki 15 Temmuz’a kadar. Belki hala daha. Ama bu yapıya dini heyecanla, dini hassasiyetleriyle, yardımseverlik duygusuyla ve sosyolojik olarak bir yere yaslanmak, bir yere dayanabilmek, dayanışma ruhunu canlandırma amacıyla buraya girenler vardı. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylemiş olduğu gibi bunun alt kısmı ibadet, ortası ticaret ve bu ticaretin bir kısmı samimi ticaret, bir kısmı ise ihanet ticareti. Yani darbeye giden yolda, darbeye giden yolun taşlarını döşeyen, parasını döşeyen, kadrosunu döşeyen insanlar var. O nedenle burada yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle, bir diğer FETO saikiyle, ’Darbe yapacağız, ihtilal yapacağız’ diyerek baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır” diye konuştu.

    Yargının bu noktada hassas olması gerektiğini belirten Özdağ, “Yargı iki noktada çok hassas olmak mecburiyetindedir. Bunu yaptığınız takdirde de hukuk devleti kazanır. Türkiye kazanır” dedi.

    FETÖ yapısına dini duygularla girenlerin olduğunu ve FETÖ’nün bir terör örgütü olduğunu anlayanların bu yapıdan uzaklaştığını belirten Özdağ, “Bir yandan da bu yapının içerisinde şu veya bu saikle yani Allah diyerek, peygamber diyerek girenler, vatan diyerek, dini severlik diyerek girenler, daha sonra deccal çıktığında, daha sonra şeytan çıktığında, daha sonra bu yapının hiç iyiliksever bir yapı olmadığını, sadece egemen güçlerin kirli emellerine alet olma noktasında kendilerini kullandığını görenler ayrılmaya başladılar. Ama onlara da bir çağrım var. İbadet saikiyle girenler veya dini hassasiyetlerle bu yapının içinde olanlar, bu yapının içerisindeki terörist yapıyı bildikleri kadar anlatmak mecburiyetindeler. Çünkü Türkiye çok büyük bir badire atlattı. Hala daha yurt dışında bu insanlar Türkiye’nin aleyhine çalışma yapıyorlar. Bu yapıyı desteklemek akılsızlıktır. Bu yapıyı desteklemek aynı zamanda bir noktada ferasetsizliktir. Bu yapıyı desteklemek demokrasiye, cumhuriyete, devlete, millet iradesine aynı zamanda ihanettir, çok ciddi şekilde ket vurmaktır. Buna karşı da dikkatli olmak mecburiyetindeyiz” şeklinde konuştu.

    “Yargının hassas tartmasında fayda var”

    FETÖ yargılanmalarında yargı mensuplarının hassas olması gerektiğini belirten Özdağ, “Burada özellikle yargı mensuplarının ve kolluk kuvvetlerinin çok hassas bir şekilde doğru tartmasında fayda vardır. Artık 15 Temmuzlar bir daha olmasın. İkinci FETÖ’ler çıkmasın. Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandıralım. Bir yandan Allah nasip ederse hukuku adaletle taçlandıralım. Bir yandan da devletimizi liyakatle, ehliyetle buluşturarak ay-yıldızlı bayrağı hür, Ezan-ı Muhammed’i hür olarak okunmasını ve özgür bir ülke olarak gelecek kuşaklara taşınmasını temenni ediyorum. Bunu yapabilecek bir Türkiye var. Bunu yapacak siyasi irade partilerdir. Bunu yapacak irade siyasi partiler olduğu kadar sivil toplum kuruluşlarıdır. Bunu yapacak olan 80 milyon Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şerefli vatandaşlarıdır. Akıllarımızı hiçbir kimseye ipotek etmemek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü İslam hür aklı emreder. İslam itikatta birlik ister. Cumhuriyet de fikirlerin çarpışmasını ister. Farklı fikirlerin bir arada yaşaması sanatının adı demokrasidir. Biz farklı fikirlerimizle bir arada yaşayacağız” dedi.

  • Tır faciası yargı önünde

    Bursa’da 2 kişinin hayatını kaybettiği tır kazasında şoförün yargılanmasına başlandı. Tır şoförü, sağ şeritten 90 kilometre hızla giderken karşısına birden motosiklet çıktığını ve duramadığını söyledi.

    Geçen haziran ayında merkez Yalova yolunun Ovaakça mevkiinde meydana gelen kazada, Sefer S. (43) idaresindeki 43 FZ 460 plakalı tır, kırmızı ışıkta bekleyen 16 J 6687 plakalı otomobil ve 41 F 1735 plakalı motosiklete çarptı. Çarpmanın etkisiyle motosiklette bulunan Rabia Mülayim (34) olay yerinde, Hüseyin Mülayim (38) ise Çekirge Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Olayın ardından tır şoförü tutuklandı.

    Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek’ suçundan 15 yıla kadar hapsi istenen sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkemede ifade veren Sefer S., “Yolun sağından 90 kilometre hızla giderken önüme motosiklet çıktı. Direksiyonu kırmama rağmen çarptım. Kusurlu olduğumu kabul ediyorum. Ama aslî kusurlu değilim. Yakınlarına başsağlığı diliyorum. Ben de üzgünüm. Maddi ve manevi elimden gelen yardımı yapmaya hazırım. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.

    Hayatını kaybeden Hüseyin Mülayim’in babası Recep Mülayim ve oğlu Sercan Mülayim, kazayı görmediklerini, sanıktan şikayetçi olduklarını söyledi.

    Mahkeme heyeti, trafik ihtisas dairesinden rapor alınmasına, eksik evrakların giderilmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

  • Polonya Cumhurbaşkanından yargı tasarısına veto

    Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, Polonya’da günlerdir gerginliğe neden olan yeni yargı tasarısını veto edeceğini duyurdu.

    Polonya’da günlerdir protestolara neden olan senato, milletvekilleri ve adalet bakanına Yüksek Mahkeme üyelerini yargı çevrelerine danışmadan atama yetkisi veren yasa tasarısına Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda’dan veto geldi. Duda, Cumhurbaşkanlığı sarayında düzenlediği basın toplantısında, yargı sistemini değiştirmeyi hedefleyen ve yargının bağımsızlığını sınırlayan tasarıyı veto edeceğini, tasarıyı avam kamarasına geri göndereceğini açıkladı.

    Senato’da yeni yargı tasarısına ilişkin yapılan oylamada iktidardaki Hukuk ve Adalet Partisinin (PiS) yasa tasarısına 55 senatör “evet”, 23 senatör “hayır” oyu kullanmıştı. Senato onayının ardından tasarının yasalaşması için Polonya Cumhurbaşkanı Duda’nın imzası gerekiyordu.

  • Polonya’da yargı protestosu

    Polonya’da milletvekilleri ve Adalet Bakanına yargı kurum ve üyelerine danışmadan Yüksek Mahkeme üyelerini atama yetkisini veren yasa tasarısının Senato’ya sunulmasıyla halk sokaklara döküldü.

    Polonya’da milletvekilleri ve Adalet Bakanına, yargı kurum ve üyelerine danışmadan Yüksek mahkeme üyelerini atama yetkisi öngören yasa tasarısı senatoya sunuldu. Yasa tasarısının senatoya sunulmasının ardından halk, başkent sokaklarına döküldü. Polonya ve Avrupa Birliği bayrakları altında, Polonya Milli Marşını söyleyen öfkeli kalabalık, “Hür Avrupalı Polonya” ve “Veto İstiyoruz” yazan pankartlar taşıdı. Kanuna karara karşı çıkanlar, birçok reformla birlikte bu kararın adalet sistemini politize edeceği uyarısında bulundu.

    Muhafazakar Hukuk ve Adalet Partisinin çoğunlukta olduğu mecliste kabul edilen yasa tasarısı protestolara rağmen Senato tarafından da onaylandı. Kanun taslağının yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanı Andrzej Duda tarafından onaylanması gerekiyor. Duda dün yaptığı açıklamasında, tasarıyı Başyargıç Malgorzata Gersdorf ile görüşmeyi kabul ettiğini söylemişti. Gersdorf ise Duda’ya yazdığı mektupta “Sayın Cumhurbaşkanı, bir sınavla karşı karşıyasınız. Sınavın üstesinden gelebileceğini inanıyorum” demişti.