Etiket: Yardımcısı

  • (Özel Haber) AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün:

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, 1 Kasım genel seçimlerinde milletin kaderinin oylanacağını ifade ederek, “Herkes güzel kıyafetlerini giyerek düğüne gider gibi sandığa gitsin” dedi.

    AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Adayı Ayhan Sefer Üstün, 1 Kasım genel seçimleri öncesinde değerlendirmelerde bulundu. Üstün, Adapazarı’nda yürüttüğü seçim çalışmaları sırasında, Doğu ve Güneydoğu’da seçim güvenliği ve seçime katılım oranıyla alakalı konuşarak, seçmene sandığa gidin çağrısında bulundu.

    “BU SEÇİM MEMLEKET MESELESİ HALİNE GELDİ”

    Son dakikaya kadar vatandaşın elini sıkmaya, dertlerini dinlemeye çalıştıklarını belirten Üstün, “Vatandaşlarımızın sandığa gitmesi için çağrılarımızı yapıyoruz. Çünkü artık bu seçim bir memleket meselesi haline gelmiştir. Bu seçimi çok önemsiyoruz ve bu seçimde herkes sandığa giderek kendine oy versin, memleketi için oy versin, Türkiye için oy versin diye gayret sarf ediyoruz” diye konuştu.

    DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DA SEÇİM GÜVENLİĞİ

    Seçimler sırasında Doğu ve Güneydoğu’da ek tedbirlerin alınmaya çalışıldığını ifade eden Üstün, “Zaten seçim kanunu değiştirilmişti, bir de jandarma ve polis kardeşlerimizi orada görevlendirdik. Ancak YSK ve bazı gruplar bu konuda bize destek sağlamadı. YSK sandıkların taşınmasıyla alakalı buna izin vermeyen bir karar verdi. Hollanda’da, Almanya’da insanları taşıyoruz, sandıkları taşıyoruz, taşıma yetkisi yok diye bir durum yok. YSK’nın taşıma yetkisi var, ancak bu yetkiyi kullanmadı” diye konuştu.

    MEDENİ KONAK’IN PKK TARAFINDAN ÖLDÜRÜLMESİ

    Mardin’in Nusaybin ilçesinde geçici köy korucusu ve Nusaybin Ziraat Odası Başkan Yardımcısı Medeni Konak’ın PKK’nın silahlı saldırısı sonucu öldürülmesiyle alakalı konuşan Üstün, “HDP bu katillerin de sırtını sıvazlıyor, ikiyüzlü bir siyaset yapıyor. Doğu’da o katillerin sırtını sıvazlıyor, onlara yol veriyor. Batı’ya geldiği zaman ise patilerinin tabelasına bir taş değse ‘vay bizi burada tehdit ediyorlar, bizim siyaset yapma hakkımız yok mu’ gibi ifadelerde bulunuyor. Elbette ki hiçbir partinin camına bir taş değmesin ama onlardan da bir samimiyet bekliyoruz. Doğu’da bizim üyelerimiz katledilirken çıkıp bir zahmet kınasınlar” ifadelerini kullandı.

    “AK PARTİ TÜRKİYE’NİN ÇİMENTOSUDUR”

    AK Parti’nin Türkiye partisi olduğunun altını çizen Üstün, “AK Parti’yi Türkiye’nin üzerinden alın ortaya bölük pörçük bir yamalı poğaça siyaseti çıkar. Doğu’da Güneydoğu’da etnik bir siyaset yapan parti HDP, kıyılarda siyaset yapan CHP, biraz da orta Anadolu’da siyaset yapan MHP kalır. Türkiye tespih tanesi gibi dağılmış olur. İşte biz Türkiye’nin çimentosuyuz. Türkiye’nin birliğini, beraberliğini tesis eden bir partiyiz” şeklinde konuştu.

    ÜSTÜN’DEN SANDIĞA GİDİN ÇAĞRISI

    Konuşmasının sonunda seçmene sandığa gitmesi konusunda çağrıda bulunan Üstün, “Herkes seçim günü güzel elbiselerini giysin, sanki bir bayrama, düğüne gider gibi gitsin ve mührünü bassın. Memleketin kaderini oyluyoruz çünkü. İçeride dışarıda Türkiye’nin iyiye gitmesini istemeyenlere karşı çok ciddi bir cevap vermemiz lazım” dedi.

  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Çavuşoğlu:

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Çavuşoğlu, “Siz yüz binlerce kişinin katili Esad gibi bir zalime destek veren bir partiye bu ülkenin dış politikasını teslim edebilir misiniz? DHKP-C’yi terör örgütü olarak görmeyen, destekleyen CHP’ye bu ülkenin yönetimini verir misiniz? PKK’nın kuklası olan HDP’ye bu ülkenin geleceğini teslim eder misiniz?” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Adayı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde muhtarlarla bir araya geldi. Gazipaşa Öğretmenevi’nde saat 10.00’da gerçekleşen kahvaltılı toplantıya AK Parti Antalya Milletvekili Adayı İbrahim Aydın, Gazipaşa Belediye Başkanı Adil Çelik, İlçe Başkanı Yakup Pişkin, partililer ve çok sayıda muhtar katıldı.

    Kahvaltının ardından AK Parti’nin Antalya’ya yönelik projelerinin anlatıldığı kısa bir film izleten Mevlüt Çavuşoğlu, daha sonra muhtarlara seslendi. Gazipaşa’yı çok sevdiğini, Gazipaşa halkının çok çalışkan ve hizmetin en iyisine layık olduğunu belirten Çavuşoğlu, eğitimde bir marka kent olan Gazipaşa’ya fen lisesi yapmak için çalışma başlattıklarını söyledi. Alanya’ya biri vakıf, diğeri devlet olmak üzere 2 üniversite kurduklarını belirten Çavuşoğlu, Gazipaşa’ya da fakülte açacakları müjdesini verdi. Çavuşoğlu ayrıca Atatürk’ün 1933 yılında planlamasını yaptığı Antalya-Alanya arasında yapılacak kara tren projesini bugüne kadar hiçbir hükümetin hayata geçiremediğini, kendilerinin bu projeyi hızlı tren projesi olarak Gazipaşa Havalimanı’na kadar uzatacaklarını dile getirdi.

    “POPÜLİZM YOK, HİZMET VAR”

    Ülke gündemine ilişkin de açıklamalar yapan Çavuşoğlu, terör belasıyla sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi. 3 terör örgütüyle aynı anda mücadele ettiklerini ve hepsinin kökünü kazıyacaklarını dile getiren Çavuşoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    DHKP-C, PKK ve DEAŞ’la mücadele etmeye devam edeceğiz. Karavana yok, tam isabetle 3 terör örgütüyle mücadeleye devam ediyoruz, edeceğiz. Ülkemizin istikrarı önemli. Tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye güçlü bir şekilde ayakta duruyor. Bunun sebepleri var. 7 Haziran’dan sonra AK Parti ülkede bir saniye boşluk bırakmadı. Samimi bir şekilde çaba sarfetti. Millet kimin sorumlu kimin sorumsuz olduğunu gördü. Tüm Avrupa’da olumsuzluklar varken bugün Türkiye ekonomisi emin adımlarla yoluna devam ediyorsa bunun da sebepleri var. 14 yıldır uyguladığımız başarılı ekonomi politikaları. Popülizm yok, hizmet var. Tasarruflarımız hizmete gidiyor. Türkiye üretiyor, ihraç ediyor ve kazanıyor. Faiz disiplinini hiç bozmadık. Merkez Bankası rezervlerimizin güçlü olması bizi ayakta tutuyor. 27 milyar dolardan 130 milyar dolara yükseldi rezervlerimiz. Bu gezi olayları öncesi 150 milyar dolara çıkmıştı. Yine bu olaylarda faiz yüzde 5’e düşmüştü. IMF’e olan borcumuzu sıfırlamıştık. Bu ortamda gezi olayları başladı ve o dönemde bu eylemleri yapanların taleplerini hatırlıyorsunuz. Bu Gezi olaylarına ön ayak olanlar Türkiye’nin ne kadar mega projesi varsa bunları durdurmamızı istedi. Vatanını seven hiçbir kimsenin böyle bir talebi olamaz. Emin adımlarla yolumuza devam ettik. Bizi durduramadılar. Türkiye ekonomisinin beklenilenin üzerinde büyümesinin bir sebebi de borçlarının çok düşük olması. Gelirimize göre borcumuz çok düşük. Türkiye’nin eskiden yüz lira geliri varsa 90 lira borcu vardı. Şimdi 100 lira gelirimiz varsa 34 lira borcumuz var. Kim aksini söylerse yalan söylemiş olur. Tüm uluslararası kuruluşlarda bunu belgesi var. Rakamlar ortada. Bu işlerde kim karlı çıktı. Faiz lobisi. Faizler yüzde 15’lere kadar çıktı ve faiz lobisinin hiç itirazı yok. Onlar yeter ki faizden para kazansın gerekirse Türkiye batsın. Onların bir hesabı varsa Rabbimin de bir hesabı var, 1 Kasım’da milletimin de göreceği bir hesabı var. Gezi olaylarında, 17-25 aralık darbe girişimlerinde, parti kapatma davalarında, Recep Tayyip Erdoğan’ı seçime sokmama olaylarında amaçlarına ulaşamadılar. E-muhtıralarda da başarılı olamadılar. Gezi olaylarının başrolünde olanlar şimdi PKK ile işbirliği yapmışlar. PKK’yı sivil toplum örgütü gibi göstermeye çalışıyorlar. CHP’nin içinde 1 Ekim’de Cumhurbaşkanımız kürsüden PKK, DEAŞ ve DHKP-C diyince CHP sıralarında tepkiler yükselmeye başladı. Onlara destek verenler var. Bunlardan bu memlekete hayır gelir mi?.”

    “TEK BİLDİKLERİ İFTİRA ATMAK”

    Muhalefet partilerinin Antalya ile ilgili bir tane projelerinin bile olmadığına dikkat çeken Çavuşoğlu, “Ben size samimi bir şekilde sormak istiyorum. Biz her geldiğimizde yaptıklarımızı, yapacaklarımızı sizlere anlatıyoruz. Verdiğimiz sözleri tuttuk. 14 yıldır Gazipaşa’ya gelip de şu suyu getireceğiz, barajdan daha iyisini yapacağız, iki direk dikeceğiz diyen bir parti gördünüz mü? Antalya ile ilgili bir tane projelerini gördünüz mü, işittiniz mi? Ben görmedim duymadım. Belki siz görmüşsünüzdür diye soruyorum ama sizde görmemiş, duymamışsınız. Tek bildikleri iftira atmak, yanlış bilgilendirmek. Bunların Antalya, Gazipaşa diye bir derdi yok. Gazipaşa’nın köylerini bilmezler. Antalya’ya çaktıkları bir tane çivi yok. Antalya’yı 5 sene yönettiler ama bir tane çivi çakmadılar. Şimdi toparlamaya çalışıyoruz. Antalya’nın her yeri şantiye şimdi. Çünkü hizmet geliyor. Bunların genel başkanları da böyle. Bunların Türkiye’ye 1 kilometre raylı sistem yapacağız dediklerini duydunuz mu? Havalimanı yapacağını duydunuz mı? Onların böyle bir derdi yok. Hep yalan, hep iftira. Ne yapacaksın söyle? Hakkının yemeyelim Kılıçdaroğlu’nun bir lojistik destek projesi vardı. Herkes güldü onu da kaldırdı şimdi. Neymiş bir yerden mal gelecekmiş, oradan başka bir kamyon alacakmış bir yere götürecekmiş, oradan başkası alacakmış filan. Ne olduğunu anlamadık. Bahçeli’nin de bir hesabı var ya. Anaokulu çocuğu gibi çarpıp bölüyor, meclisteki sandalye sayısına getiriyor meseleyi. Kafayı karıştırıyor. Seçimden sonra da çıktı o parti kurarsa şöyle olur, bu kurarsa böyle olur. Her şeye hayır. Terör olaylarıyla ilgili görüşelim dedik. ’Siz alışıksınız her şeye hayır dememize buna da hayır’ dedi. Böyle bir sorumsuzluk olmaz. Siz niye geldiniz o zaman meclise? Türkiye’nin gelmiş geçmiş en sosyal demokrat partisi AK Parti’dir. Türkiye’nin tek gerçek milliyetçi partisi de AK Parti’dir. Öyle yalanla hakaretle milliyetçilik olmaz” diye konuştu.

    “SEN ÜLKENİ KALKINDIRABİLİYOR MUSUN?”

    “Sen ülkeni kalkındırabiliyor musun, bayrağının itibarını arttırabiliyor musun, o bayrağı dünyanın her yerinde dalgalandırabiliyor musun?” diyen Mevlüt Çavuşoğlu, muhalefete “Paran itibarlı mı, pasaportun itibarlı mı? İnsanlara yardım götürebiliyor musun? Bunu Türk yaptı dedirtebiliyor musun? Ecdadının bıraktığı eserleri yenileyebiyor musun, Balkanlardaki Türkleri görüp onlara okul, hastane yapabildiniz mi? Yüz yıldır hayallerini gerçekleştirebildiniz mi? İşçi olarak Avrupa’ya giden vatandaşlarımızın başını dik tutabildiniz mi? Türk’ün adının konulduğu yere Göktürk Abideleri’ne gidebildiniz mi, oraya yol yaptınız mı? Tonyukuk Abideleri’ne gittiniz mi, oraya yol yapmayı hiç hayal edebildiniz mi? Bunları hiç hayal ettiniz mi?” diye sordu. Çavuşoğlu, sonuç olarak ne Türkiye’nin yönetiminin ne de Antalya’nın, Gazipaşa’nın yönetiminin bu partilere teslim edilemeyeceğini kaydetti.

    Konuşmasında CHP ile yapılan koaiesyon görüşmelerine de değinen Mevlüt Çavuşoğlu “Hani koalisyon görüşmeleri yaptık ya. CHP’nin şartlarında biri İslam ülkelerine sırtımızı dönmemizdi. Siz yüz binlerce kişinin katili Esad gibi bir zalime destek veren bir partiye bu ülkenin dış politikasını teslim edebilir misiniz? DHKP-C’yi terör örgütü olarak görmeyen, destekleyen CHP’ye bu ülkenin yönetimini verir misiniz? PKK’nın kuklası olan HDP’ye bu ülkenin geleceğini teslim eder misiniz? Her yerde cevap hayır. Diyorlar ki oy vermeyiz ama doğru bulmuyoruz. Takım tutar gibi parti tutmayı bir kenara bırakın, ideolojiyi bir kenara bırakın ve ülkenin geleceğine oy verin” şeklinde konuştu.

    Öte yandan, öğretmenevine girerken yol kenarında bulunan murt (Mersin) ağacından meyve koparan Çavuşoğlu, topladığı meyvelerin bir kısmını yedi, bir kısmını muhtarlara dağıttı. Çavuşoğlu, AK Parti İlçe Teşkilat Başkanı Yakup Pişkin’e ağacın sahibiyle helalleşmeyi unutmamasını tembih etti.

    Çavuşoğlu buradaki toplantının ardından Cuma Pazarı’na giderek esnafları ziyaret etti.

  • Başbakan Yardımcısı Yılmaz Gündemi Değerlendirdi

    Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da gündemi değerlendirdi. Yılmaz, 1 Kasım seçimlerinin AK Parti açısından ülke genelinde 7 Haziran seçimlerinden daha önemli bir tablo ortaya koyduğunu söyledi.

    Seçimlerden dolayı sürekli olarak Türkiye’yi dolaştığını belirten Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti’nin 1 Kasım seçimlerinde daha güçlü bir şekilde iktidara geleceğini kaydetti. Yılmaz, “Ben epeyce bir il dolaştım, özellikle Doğ ve Güneydoğu’da Bingöl dışında Bitlis, Muş, Van, Batman, Siirt, Malatya, Elazığ gibi birçok ile gittim, hepsinde de, istisnasız 7 Haziran’a göre daha iyi bir tablo görünüyor AK Parti açısından. Bunun Türkiye’de istikrarın önemine ilişkin beklentilerin önemli bir rol oynadığını düşünüyorum açıkçası, yani siyasi istikrarın ekonomik istikrarla bağlantısını vatandaşımız gayet iyi görüyor. Diğer taraftan, tabi bölgemizde yaşanan hadiseler, huzur ortamı, güven ortamı, bunun hayata yansımaları, bütün bunlar için bir an önce siyasi belirsizliklerin ortadan kalkması ve güçlü bir hükümetle Türkiye’nin meselelerinin ele alınması açısından vatandaşımızın çok ciddi bir şekilde teveccühünü görüyoruz. Bunun ben sandıklara da yansıyacağını düşünüyorum” dedi.

    “5 MİLYON YOLCU KAPASİTELİ TERMİNAL YAPILDI”

    Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’da yeni hizmete giren havalimanı yatırımını da değerlendirdi. Yılmaz, “Bakın burada içinde bulunduğumuz bina bunun göstergesi, yeni terminal kompleksimiz burası. Sadece bakın bu terminal için 250 milyon liraya yakın bir para harcandı ve gerçekten bu terminal binamız son derece önemli bir yatırım oldu, 5 milyon yolcu kapasiteli bir terminal binası. Güneydoğu’da ilk defa bir körüklü terminal yapıldı, 10 uçak aynı zamanda hizmet verebiliyor, yanaşabiliyor. Bu aslında eski Türkiye’yle yeni Türkiye’nin farkı bence. Diyarbakır’ın eski terminaliyle, eski havalimanıyla bu yeni terminalini mukayese ettiğiniz zaman, eski Türkiye’yle yeni Türkiye’nin ne kadar farklı olduğunu da görebiliyorsunuz. Gerçekten ben de ilk defa böyle hizmet verirken görüyorum, inşa aşamasında görmüştüm. Yani bu huzur ortamında hem yatırımları artırdık biz, hem özgürlükleri genişlettik, insanımız bir nefes aldı, bir soluklandı, bu bölgede ekonomik potansiyel harekete geçmeye başladı, bunun yansımalarını hep çözüm sürecinde gördük. Çözüm süreci özü itibarıyla doğru bir süreçti, terörü ortadan kaldırma, huzur ortamını pekiştirme, özgürlükleri yaşama, kalkınmamızı hızlandırma, bu amaçlara hizmet etsin diye hükümetimiz gündeme getirdi. Ama birileri bu ortamı istismar etti ve maalesef bu ortama yönelik ciddi anlamda birtakım eylemler içine girdiler” diye konuştu.

    “KARDEŞLİK, BİRLİK, BERABERLİKTEN HİÇ BİR ZAMAN VAZGEÇMEDİK”

    Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti’nin hiçbir zaman birlik, beraberlik, kardeşlikten vazgeçmediğini söyledi. Yılmaz, “Bizim seçim beyannamemize bakın, ortaya koyduk, biz kardeşlikten, birlikten, milli birlikten, demokratikleşmeden hiçbir zaman vazgeçmedik ve vazgeçmeyiz. Bir taraftan terörle mücadele ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz, bu da hiçbir şekilde yarım kalmayacak inşallah, bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz, ama demokratikleşmeden de asla taviz vermeyeceğiz, kazanımlarımızı koruyacağız ve daha ileriye taşıyacağız. Yalnız burada şunun altını çizmek isterim. Bu demokratikleşme tüm toplumu ilgilendiriyor, sadece belli bir kesimi, belli bir grubu değil, bu bölgemizde yaşayan kim varsa, ülkemizde yaşayan kim varsa herkesi ilgilendiren bir süreçtir ve bu süreç temelde milli birliğimizi sağlama, özgürlüklerimizi, haklarımızı genişletme sürecidir. Kimin elinde de silah varsa, şiddet uyguluyorsa, terör uyguluyorsa onunla da kamu mücadele etmek durumunda. İster bir etnik gerekçeyle yapsın bunu, ister dini gerekçeyle, ister mezhebi gerekçeyle, hangi gerekçeyle olursa olsun, kime karşı yapılırsa yapılsın terör terördür ve buna karşı da topyekun bir mücadele yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz; bunun da altını çizmek isterim” ifadelerini kullandı.

    DİYARBAKIR’DAKİ IŞİD OPERASYONU

    Açıklamalarında Diyarbakır’da geçtiğimiz gün yapılan IŞİD operasyonuna da değinen Bakan Yılmaz, bu operasyonda şehit düşen 2 polis memurunun ailesine ve millete başsağlığında bulundu. Bakan Yılmaz, bu operasyonda yaralanan polis memurlarını da hastanede ziyaret edip durumları hakkında bilgi aldığını da kaydetti. Yılmaz, “Bu hadiseler şunu gösteriyor. Türkiye sadece bir tane terör örgütünün saldırısıyla karşı karşıya değil, birden fazla ve farklı gerekçeler kullanan terör örgütleri var. Ancak şunu gözden kaçırmamalıyız. Adeta koordineli hareket ediyorlar, eş zamanlı bir şekilde Türkiye’ye dönük saldırılar başlattılar, bu da aslında bu terör örgütlerinin arka planındaki yapıyla ilgili bize bir fikir veriyor doğrusu. Bunlar Türkiye’nin büyümesini, gelişmesini istemeyen odaklar, Türkiye’nin huzurunu, istikrarını bozmak isteyen yapılar. Dolayısıyla, kim yaparsa yapsın görünürde hangi gerekçeye yaslanırsa yaslansın, teröre hepimizin hayır demesi lazım, terörü lanetlememiz lazım, birliğimizi de daha çok artırmamız lazım” dedi.

    “TERÖRE KARŞI ORTAK TAVIR ALINMALIDIR”

    Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, terörün amacının, insanları birbirine düşürmek, kamplaştırmak, ayrıştırmak olduğunu söyledi. Yılmaz, “Biz tam tersine hareket etmeliyiz, kardeşliğimizi daha da güçlendirmeliyiz, milli birliğimizi, beraberliğimizi daha da güçlendirmeliyiz. Siyasi polemikleri başka alanlarda yapabiliriz, herkes gitsin başka konularda ne yapacaksa yapsın, ama terör söz konusu olduğunda hepimizin ortak bir tavır sergileyebilmesi lazım. Maalesef geçtiğimiz dönemde bazı siyasilerin sorumsuz açıklamalarıyla terörün değirmenine adeta su taşıdığını da gördük. Bunu bir siyasi rant olarak kullanmaya çalışanları gördük. Milletimiz de bunun en iyi şekilde değerlendirmesini yapacaktır diye inanıyorum” diye konuştu.

    “SANDIKLARIN GÜVENLİĞİNİ SAĞLIYORUZ”

    Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sandıkların güvenliğini alacakların belirterek tüm halkın mutlaka sandıklara gitmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, “Her türlü tedbiri alıyoruz. Çünkü biz şuna inanıyoruz, halkımız sandık başına gitmeli, özgür iradesiyle huzur içinde oyunu kullanmalı. Kim bunu engelliyorsa halkın iradesine saygı duymuyor demektir, halka saygı duymuyor demektir. Kime oy vereceğini vatandaş kendisi bilir, istediği partiye gider oyunu verir. Ama bizim görevimiz, huzur ve güven ortamını pekiştirmek, sandık güvenliğini sağlamak, vatandaşımızın özgür iradesinin sandığa yansımasını temin etmek. Bunun için de bütün kamu kurumları harekete geçmiş durumda ve eskisinden çok daha güçlü bir şekilde inşallah şu sandık güvenliği sağlanacak, vatandaşımızın bir endişesi olmasın. Herkes mutlaka sandık başına gitsin, buradan çağrıda bulunuyorum. Biz insanlar olarak, vatandaşlar olarak da sandığa sahip çıkmalıyız. Sandık bizim namusumuz, irademiz, dolayısıyla herkes bir defa sandığa gitmeli, oyunu kullanmalı ve kendi oyuna da herkes sahip çıkmalı. Bir taraftan kamunun tedbirleriyle, bir taraftan da halkımızın duyarlılığıyla, hassasiyetiyle ben bu seçimlerin çok daha rahat, çok daha emin bir ortamda geçeceğine inanıyorum. Şimdi biz eski anlayışla hareket etmiyoruz. Eskiden devlet güvenliği diye bir anlayış vardı, bir paradigma vardı, şimdi artık halkın güvenliği diyoruz, insanın güvenliği. Yani niye emniyet güçlerimiz var burada, niye askerimiz, polisimiz var? Halkın emniyetini sağlamak için, halk daha rahat yaşasın, huzurlu yaşasın, işini, gücünü daha rahat yapsın, seyahat özgürlüğünü rahat kullansın, gece çoluk çocuğuyla çıkıp çarşıda, pazarda, sokakta yürüyebilsin, bütün bunlar halkımız için esasında. Ve terörün en büyük bedelini, maliyetini de bu bölgedeki halkımız ödüyor, yaşama kalitesi düşüyor, iş ve yatırım ortamı zehirleniyor. Dolayısıyla bir kez daha şunu ifade etmek istiyorum: Terör ve şiddet demokrasinin de, kalkınmanın da düşmanıdır, özgürleri yaşamanıza da engel olur, refahınızı artırmanıza da engel olur. Dolayısıyla hep birlikte, siyasi görüşümüz ne olursa olsun, partimiz, fikrimiz, etnik yapımız, mezhebimiz ne olursa olsun, hep birlikte şu terörle karşı bir duruş sergilemeliyiz. Ben inanıyorum ki, Türkiye bugünleri de atlatacak, çok daha gelişmiş, olgun bir demokrasi olarak yoluna devam edecek. Diğer partileri hiçbir zaman düşman olarak görmedik, görmeyeceğiz, onlar bizim siyasi rakiplerimiz. Güzel, tatlı bir rekabet içinde inşallah hep birlikte sandık başına gideriz. Halkımız kimi hayırlı görüyorsa, kimi çoluk çocuğu için, gençleri için hayırlı görüyorsa, kendi hayatı için faydalı görüyorsa ondan yana oyunu kullanır ve biz de bu çıkan sonuca saygılı oluruz diye düşünüyorum. Sahada şunu görüyoruz, AK Parti’ye dönük ciddi bir teveccüh var. Bu seçimi geçen seçimle mukayese ettiğim zaman gerçekten ciddi bir fark var. İnşallah bunun sandığa yansıdığını da görürüz” dedi.

    Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Bingöl milletvekili adayı Cevdet Yılmaz açıklamalarını şöyle sürdürdü:

    “Şimdi her bakımdan önemli. Bakın dünyada bir küresel kriz var, ekonomik istikrarımız açısından siyasi istikrar çok önemli bir defa bu. Yani ekonomide daha rahat, daha iyi günlere gitmek için siyasi istikrar kilit noktada. İkincisi; bölgemizde jeopolitik gelişmeler var, Suriye başta olmak üzere Ortadoğu gerçekten çok önemli dönüşümlerden geçiyor. Bu ortamda Türkiye’nin güçlü olması, kendi içine kapanmaması, çevresine bakabilmesi çok çok önemli. Üçüncüsü; tabi bu terör saldırıları ve halkın huzurunu kaçıran hadiseler, buralarda da yine güçlü iradeye sahip bir hükümetin işbaşında olması ve halkın huzurunu temin etme yönünde gayret sarf etmesi de yine son derece önemli. Hangi açısından bakarsanız bakın istikrar eskisinden de önemli hale gelmiş durumda ve ben halkımızın bu istikrara yönelik oylarını kullanacağına inanıyorum.”

  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin:

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Türkiye’de birilerine, AK Parti’yi iktidardan uzaklaştırmak için taşeronluk görevi verildiğini belirterek, “Okyanus ötesinde faaliyette bulunan bir örgüte bu görev verildi. Onların yargıdaki ve emniyetteki adamları kanalıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın koluna kelepçe takılacak ve iş başından uzaklaştırılacaktı. Başaramadılar, başaramayacaklar. Şunu bilesiniz ki Türkiye’nin kaderiyle AK Parti’nin kaderi aynıdır” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili adayı Mehmet Ali Şahin, Safranbolu’da partisinin İlçe Başkanlığı’nca çay bahçesinde düzenlenen toplantıya katıldı.

    Şahin burada yaptığı konuşmada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ankara’da terör saldırısına ilişkin yaptığı açıklamayı değerlendirerek, “Bu açıklamanın özeti şudur; ’Ankara’da 102 vatandaşımızın ölümüne sebep olan o eylemin amacı 1 Kasım seçimlerini yaptırmamaktır’ diyor. Peki neden 1 Kasım seçimlerini birileri yaptırmamak istiyor? Bir takım terör örgütlerini kullanarak Türkiye’de demokrasinin önünü kesmeyi, Türkiye’deki normal demokratik hayatın yolundan çıkmasını ve Türkiye’de bir kaosun ciddi bir siyasi ve ekonomik sorunun meydana gelmesini kim istiyor? Şunu bilelim ki, tüm terör örgütleri taşerondur. Artık çağımızda savaşlar devletler arasında yapılmıyor. Yani devletlerin silahlı kuvvetleri arasında savaş yapılmıyor artık. Bir ülkeyle hesabı olan başka ülke veya ülkeler bir takım taşeron terör örgütlerini kullanıyorlar” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN KADERİYLE AK PARTİ’NİN KADERİ AYNI”

    Türkiye’nin önünün kesilmeye çalışıldığını da belirten Şahin, “Türkiye’nin önünü kesmek istiyorlar. Özellikle 1 Kasım seçimlerine doğru giderken 7 Haziran’da tek başına iktidarını önlediklerini düşündükleri AK Parti’nin 1 Kasım’da yeniden tek başına iktidara geleceğini görmeye başladılar. Niye bazı çevreler, hatta bazı ülkeler AK Parti’nin Türkiye’yi yönetmesinden rahatsız oldular? Neden Recep Tayyip Erdoğan yurt dışındaki bazı basın yayın organlarında hep kendisine hakaret edilen, hatta ’diktatörce davranıyor’ diye bir takım ithamların altında bırakılıyor. Sebebi ne? Çünkü AK Parti Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu Türkiye’de bağımsız bir politika takip ediyorlar. Ama ne yerli işbirlikçileri, ne terör örgütleri, ne de yurt dışındaki örgütler Türkiye’nin gidişini durduramayacak. Recep Tayyip Erdoğan Davos’ta ’One Minute’ dedi ya ondan sonra Türkiye’de birilerine, AK Parti’yi iktidardan uzaklaştırmak için taşeronluk görevi verildi. Okyanus ötesinde faaliyette bulunan bir örgüte bu görev verildi. Onların yargıdaki ve emniyetteki adamları kanalıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın koluna kelepçe takılacak ve iş başından uzaklaştırılacaktı. Ama başaramadılar, başaramayacaklar. Şunu bilesiniz ki Türkiye’nin kaderiyle AK Parti’nin kaderi aynıdır” diye konuştu.

  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin:

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, 1 Kasım seçimleri sonucunda iki beklentinin olduğunu söyleyerek, “AK Parti dışındaki siyasi partilerin tamamının beklentisi 1 Kasım akşamı sandıktan koalisyon çıksın istiyorlar. Çünkü hiçbirinin tek başına iktidara gelme hedefi ve gücü yok, bunu açıkça görüyorlar” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük milletvekili adayı Mehmet Ali Şahin, 1 Kasım seçimlerine sayılı günler kala çalışmalarını hızlandırdı. Partisinin il Başkanlığı tarafından Soğuksu, Yeni mahalle ve Namık Kemal mahallesinde ‘AK Yürüyüş’ programına katılan Şahin, yürüyüş sonunda halka hitap etti.

    Namık Kemal Mahallesinde halka hitap eden AK parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Cumhuriyet’in daha güçlü olduğunu belirterek, halkın ve milletin Cumhuriyetine, ülkesine ve geleceğine sahip çıktığını söyledi.

    “HİÇBİRİNİN TEK BAŞINA İKTİDARA GELME HEDEFİ VE GÜCÜ YOK”

    Cumhuriyet’in 92. yıl dönümünde yeni bir seçime gittiklerini ifade ederek, “ 1 Kasım’dan sonra Türkiye’yi 2019’a kadar taşıyacak kendi içinde uyumlu ve istikrarı yeniden getirecek olan bir siyasi partiyi tek başına milletçe iktidara getiririz. 1 Kasım seçimleri sonucunda iki beklenti var. AK Parti dışındaki siyasi partilerin tamamının beklentisi 1 Kasım akşamı sandıktan koalisyon çıksın istiyorlar. Çünkü hiçbirinin tek başına iktidara gelme hedefi ve gücü yok, bunu açıkça görüyorlar. Bir siyasi parti seçimlere girmiş, özellikle Cumhuriyeti kurduğunu iddia eden CHP çıkıp göğsünü gere gere ‘ Biz Cumhuriyetle yaşıt bir partiyiz. 1 Kasım seçimlerinde tek başımıza iktidara geleceğiz diyebilmeli, diyemiyor. İki gün önce ben bunu söyledim diye Sayın Kılıçdaroğlu beni eleştiriyor ve şantaj yapıyorsunuz millete diyor. 1 Kasım seçimlerinde sandıktan bir tek parti çıkmalıdır. Tek başına iktidar dönemlerinde Türkiye daha fazla yatırım alarak büyümüştür. Koalisyon dönemleri, koalisyon ortaklarının çatışmaları halinde geçmiştir ve uzun ömürlü olmamıştır.” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN KOALİSYON HÜKÜMETLERİ İLE KAYBEDECEK ZAMANI YOK”

    Geçmişteki koalisyon hükümetlerinin ömründen ve çalışmalarından örnekler veren Şahin, “ O günler tekrar geri gelmeyecek. O günleri tekrar geri getirmeyeceğiz ve AK Parti’yi 1 Kasım’da yeniden tek başına iktidara getireceğiz. Türkiye’nin koalisyon hükümetleri ile kaybedecek zamanı yok. Türkiye’nin 1 Kasım seçimlerinden sonra gerçekten önünü görmesi gerekir. 2019’ları ve 2023’leri çok rahatlıkla görmesi gerekir. İşadamı, yatırımcı ve Türkiye’de yaşayan insanlar bunu görmeli. Görmeli ki Türkiye’de yatırımlar gelsin. Şimdi herkes tereddüt içinde ne olacak acaba diyor. Ben bir çok seçime girdim çıktım. 2011 seçimlerinde milletvekili adayı olduğunda Karabük’te hangi heyecanı yaşıyorsam ve halkımızdan hangi sinerjiyi enerji alıyorsam onun fazlasını şimdi 1 Kasım seçimleri öncesi alıyorum. Allah’ın izniyle Karabük’te 1 Kasım akşamı sandıklar açıldığından yine AK Parti sandıktan 2-0 galip çıkacak. İnşallah Karabük’te oy rekorunu aşacağız ve yüzde 60’ları bulacağız. Karabük bunu başarır. Karabük şimdi başka Karabük. 13 yılda gelişen ve değişen bir kent oldu. Bunu yıllar sonra bu kente gelen insanlar görüyor” diye konuştu.

    Şahin, daha sonra Safranbolu’ya bağlı bazı köylerde seçim çalışmalarını geç saatlere kadar sürdürdü.