Etiket: Yaptırın

  • Bakan Soylu’dan “Gelir testi yaptırmayanlara gelir testi yaptırın” çağrısı

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, genel sağlık sigortası borçlularının gelir testi yaptırmayanları çağrısında bulunarak “1 Ocak 2017 tarihinden itibaren eğer bir borcunuz bulunacaksa ve bu beyaz sayfadan istifade etmeyecekseniz sağlık hizmetlerinden de yararlanamayacağınız bu borcunuzun karşılığında aşikardır. Onun için gelir testi yaptırmayanların gelir testi yaptırmalarını istiyoruz. Genel Sağlık Sigortası Türkiye’nin son 15 yılda yapmış olduğu en önemli reformdur” dedi.

    Beraberinde SGK Sigorta Pirimi Genel Müdürü Ahmet Açıkgöz ile birlikte Trabzon’da bir otelde basın toplantısı düzenleyen Bakan Süleyman Soylu, yapılan çalışmalar ile ilgili bilgiler verdi. Trabzon Valisi Yücel Yavuz, AK Parti İl Başkanı Haydar Revi, SGK İl Müdürü Aydın Gedikli’nin de hazır bulunduğu toplantıda açıklamalarda bulunan Bakan Soylu, Türkiye’deki sosyal güvenlik sisteminin dünyada parmakla gösterildiğini söyledi.

    Soylu “Türkiye’de özellikle dönem dönem yapılandırmalar meydana geliyor. Bunlar bazen ekonomik sebeplerden dolayı bazen doğal afet ve benzeri olaylar sonucunda, bazen de ekonomik, ticari hayatın sıkıntıya zora girmesi sebebiyle oluşan sebeplerle bu yapılandırmalar dönem dönem oluyor. Bizim Sosyal Güvenlik sistemimiz şu anda bütün dünyanın, tüm gelişmiş ülkelerin parmakla gösterdiği sistemdir. Sistemin gelir ve gider dengesini sürekli olarak iyileştiği aktif ve pasif dengesini sürekli olarak iyileştiği ve sağlık paketi olarak dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan kapsamda bir sağlık paketiyle sosyal güvenlik sistemi içerisinde bulunanlara hizmet eden bir anlayış göstermektedir. Avrupa’da ve dünyanın bir çok ülkesinde bugün kendi ülkelerinde sosyal güvenlik sistemi içerisinde olmalarına rağmen bir hastalığın tedavisini yaptıramayıp Türkiye’de yaptırmaya gelenler ve bundan istifa edenler var. Biz bugün nadir hastalıklar aynı zamanda kanser tüm bunlarla ilgili dünyanın en geniş sağlık hizmetinde bulunan bir ülkeyiz” dedi.

    “Tahakkuk edilen 100 TL’nin 87 TL’sini alıyoruz, hedefimiz bunu 91-92 TL’ye çıkarmak”

    Tahakkuk edilen her 100 TL’lik primin 87 TL’sini tahsil ettiklerini kayden Soylu, “Bugün her 100 TL’lik tahakkukun ortalama 86-87 TL’sini alabilme kabiliyetine sahibiz. Bizim buradaki hedefimiz bunu 91-92 TL’ye çıkarmaktır. Bunu 91-92 TL’ye çıkarırsak gelir gider sistemimizi çok iyi koordine etmiş oluruz. Ülkemiz geliştikçe kişi başına gelir seviyesi arttıkça gerek hastaneler gerek sağlık hizmet sunucularından yararlanma oranı ve isteği hem de konforu artmaktadır. Hayatında bu sosyal güvenlik sistemi içerisinde sosyal hukuk devletinin de gereği ben primimi ödüyorum karşılığında hizmeti görüyorum, görmek istiyorum anlayışı daha fazla talepkâr olarak ortada durmaktadır. Biz, dünyanın en geniş sağlık paketini veriyoruz. Ancak primini ödeyende bunun karşılığını da hem hastanede hem diğer sağlık hizmet sunucularında çok daha hizmet görmek istiyor. Bunu sağlayabilmemiz için bu primlerin ödenmesi lazım. Sadece prim ödeyenler değil, bugün 7 buçuk milyon civarında prim ödemeyen ve geliri prim ödemeye yetmeyen vatandaşımız var. Sosyal hukuk devletinin gereği bizim onun sağlık harcamalarını karşılamayı taahhüdümüz var” diye konuştu.

    “Gelir gider hesabını iyi bir noktada tutmamız lazım”

    Gelir gider hesabını iyi bir noktada tutmaları gerektiğine işaret eden Soylu, “Sosyal güvenlik sistemine para girecek ki yaklaşık 70 katrilyonluk sağlık ödemelerini zamanında aksatmadan yapalım. Bunun içinde eczane, ilaç, üniversiteler, eğitim araştırma hastaneleri, Sağlık Bakanlığı hastanelerinin ödemeleri var. Aynı zamanda emekli ödemelerinin maaşlarını zamanında ödeyebilme kabiliyetine sahip olalım. Bu toplumsal bir sorumluluktur. Onun için gelir gider hesabını iyi bir noktada tutmalıyız” dedi.

    “45.7 milyarlık borç 38.3 milyara düştü”

    2014 yılında yapılan yapılandırmayla toplam borcu 45.7 milyardan 38.3 milyara düşürdüklerini kaydeden Soylu, “2014 yılında 6552 sayılı kanunda bir yapılandırma ortaya koyduk. 2 milyon 419 bin kişi buna başvurdu. Yapılandırma öncesi toplam 45.7 milyar borç vardı, yapılandırma sonrası bu borç gecikme faizleri de indirilmek suretiyle 38.3 milyar liraya düştü. Şu ana kadar bu devam ediyor. Buradan bugüne kadar 8.6 milyar civarında bir tahsilat yapıldı. Bu yapılandırmada aslında 31 Temmuz 2018 tarihinde yani neredeyse 2 yıllık süre sonra sona erecek. Şimdi Maliye Bakanlığı ile birlikte ortak yine Sosyal Güvenlik Kurumu’nun primleri için de yeniden bir yapılandırma ortaya koyduk. Yaklaşık 67.7 milyarlık yapılandırmayı 19 Ağustos 2016’da sayın Cumhurbaşkanımızın imzaladığı kanunla birlikte başlatmış bulunuyoruz. 1 Eylül bunun başlangıç tarihidir. Yaklaşık 67.7 milyar bu ana parası olan yapılandırmada 1 milyon 361 bin 684 kişi, işveren kendi çalışanlarının sigorta primlerini ödemek suretiyle 1 milyon 190 bin 61’de esnaf, çiftçi kendi hesabına çalışanları ifade etmek suretiyle 3 milyon 151 bin 250 toplam birimde bir yapılandırma meydana gelecek. Yaklaşık bir buçuk yıldır primini ödemeyen Bağkur ve Bağkur mükellefi olan esnaflarımızın sağlık ödemelerinde herhangi bir kıstas ortaya koymuyoruz. Yani hastaneye gidebiliyorlar. Bunun tarihi 31 Aralık 2016 tarihinde sona ermektedir. Aynı zamanda genel sağlık sigortası kapsamında bulunup da primini ödemeyenler yine 31 Aralık 2016 tarihine kadar hastanelerden prim ödemeksizin yararlanabiliyorlar. Ama 1 Ocak 2017 tarihinde yeni bir süreç başlıyor. Artık primini ödemeyen bundan önce olduğu gibi gerekli takibatlarla karşı karşıya kalacağı açık ve nettir. Yeniden bir imkan ortaya koyuyoruz, yeniden bir düzenleme, bir fırsat ortaya koyuyoruz. Bu fırsatı ortaya koyarken özellikle işverenlerle ilgili yaklaşık 18 taksit 36 aylık bir süreç içerisinde yani her iki ayda bir taksitin ödenmesi suretiyle 36 ayda ödenmesi tasarlanacak. Belediyelerin prim borçlarıyla ilgili de SGK tarihinde en uzun yapılandırma meydana geldi. 144 ay ve 144 eşit taksitle. Belediyelerimiz bu yükten kurtulsunlar ve ödemelerini zamanında yerine getirsinler ve onlara bu borç yükü ayrı bir ödeme ağırlığı ortaya koymasın 144 ayda ödeyebilme kabiliyetine sahip olabilsinler” diye konuştu.

    “Partimiz verdiği sözü yerine getirdik”

    Genel sağlık sigortasıyla ilgili AK Parti’nin verilen sözünü yerine getirdiğini belirten Soylu, “Önemli adımlardan biri de genel sağlık sigortasıdır. Genel sağlık sigortasıyla ilgili yaklaşık bu yılın başlarında seçim zamanında partimizin vermiş olduğu bir taahhüttü yerine getirdik. 18-25 yaş arasında genel sağlık sigortası borcu olanların borçlarını tamamen sildik onlar için tertemiz bir sayfa açtık. Yaklaşık 3 milyon 296 bin kişinin gencimizin 3 milyar 736 milyon borcunu sildik” ifadelerini kullandı

    “10.3 milyar alacağımız söz konusu”

    Yaklaşık 10.3 milyar prim borcu alacakları bulunduğunu ifade eden Soylu, “Genel Sağlık Sigortasında gelir testi en önemli kalemdir. Yaklaşık 10.3 milyar alacağımız söz konusu. Burada 10 katrilyondan bahsediyoruz. 5 milyon 900 bin kişiden. Bir fırsat kapısında önemli bir kapıyı daha açıyoruz. Bunların sadece ana paraları 12 ay eşit taksitle ödenmesinin imkanını açıyoruz. Birinci taksiti ödediğinden itibaren her türlü sağlık hizmetinden faydalanmasının ve her türlü sağlık hizmetinden istifade etmesinin önünü açıyoruz. Bu konuda gelir testi için 1 Eylül’den itibaren 4 ay fırsat veriyoruz. Bu 4 aylık fırsatın sonunda gelir testi yaptırabilme imkanı ve 5’inci ayda da tekrar gelir testiyle birlikte müracaat etme imkanını sağlıyoruz. Özellikle genel sağlık sigortası borçlularına seslenmek istiyorum. 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren eğer bir borcunuz bulunacaksa ve bu beyaz sayfadan istifade etmeyecekseniz sağlık hizmetlerinden de yararlanamayacağınız bu borcunuzun karşılığında aşikardır. Onun için gelir testi yaptırmayanların gelir testi yaptırmalarını istiyoruz. Genel Sağlık Sigortası Türkiye’nin son 15 yılda yapmış olduğu en önemli reformdur” diye konuştu.

  • Sünneti Uzman Hekimlere Yaptırın

    Okulların yarıyıl tatiline giriyor olması nedeni ile çocuklarını sünnet ettirmeyi düşünen aileleri uyaran uzmanlar sünnet işleminin basit bir işlem olduğunu ancak istenmeyen bir durumda çok ciddi sonuçların doğabileceğini söylüyor.

    Sünnette çocuk için en uygun zamanın 2 yaş öncesi veya 6 yaş sonrası olduğunu belirten Acıbadem Adana Hastanesi Direktörü ve Başhekimi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Soyupak, okulların yarıyıl tatiline girdiği şu günlerde sünnetin uzman hekimlerce yapılması gerektiğinin önemine değinerek, bu işleminin aslında zor bir cerrahi müdahale olmamasına rağmen oluşabilecek bir hatanın ilerde telafisi zor sonuçlara yol açabileceğini anlattı.

    SÜNNET AMELİYATHANE ORTAMINDA YAPILMALI

    Prof. Dr. Soyupak, sünnetin ameliyathane ortamında ve çocuğun hatırlamayacağı bir yöntem ile yapılmasının en doğru yol olduğunu söyleyerek, “Bu yöntemler çeşitli olabilir. Örneğin, genel anestezi ya da lokal anestezi ile sünnet gerçekleştirilebilir. Günümüzde bu tarz operasyonlar çok daha hızlı ve kolay yapılabilmekte, sonrasında çocukta da herhangi bir travmaya sebep olmamakta. Hekim olarak bizlerin tercihi sünneti bu şekilde gerçekleştirmektir” dedi.

    Sünnet öncesi çocuğun iyi bir şekilde muayene edilerek doğumsal bir anomali riskinin olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Soyupak, ”Cerrahi müdahale için olası tüm riskler hekim tarafından değerlendirilmelidir. Hekim gerekirse sünnet operasyonunu iptal bile edebilir. Ayrıca, çocuğun psikolojisi de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır” şeklinde konuştu.

  • Belirli Aralıklarla Göz Muayenenizi Yaptırın

    Aydın Halk Sağlığı İl Müdürü Dr. Kasım Çetin, herkesin belirli aralıklarla ayrıntılı bir göz muayenesi olması gerektiğini belirtti.

    Aydın Halk Sağlığı Müdürü Uzm. Dr. Kasım Çetin, Beyaz Baston- Görme Engelliler Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada; “Dünyada her yıl Ocak ayının ikinci haftası Beyaz Baston- Görme Engelliler Haftası olarak anılmaktadır. Beyaz Baston 20. yy başlarında Londra’da trafik kazası sonucu görme yetisini kaybeden bir fotoğraf sanatçısının, dış dünyanın kendisini fark edebilmesi amacıyla bastonunu beyaza boyamasıyla oluşmuş ve başarılı olduğu düşünüldüğünden Fransa’da Görme Engelliler Örgütü tarafından 1931 yılında simgeleştirilmiştir. Görme Engelliler Haftası nedeniyle, farkındalık oluşturma ve çözüm amaçlı yürütülen etkinlikler ile göz sağlığının önemi vurgulanmakta, görme engelli kişilerin bu durumdan kaynaklanan sorunlarına çözüm yolları aranmaktadır. Beyaz baston, görme engelli için bir bağımsızlık ve güvenlik sembolüdür. Her koşulda ona rehberlik eden bir arkadaş gibidir. Baston kullanmadan gezen görme engellilerin düşme, çarpma, yaralanma, sakatlanma gibi kazalarla karşılaşma ihtimali, baston kullananlara göre çok daha yüksektir. Baston kullanmaya küçük yaşlarda başlamanın onu benimseme yönünden çok büyük bir önemi vardır. Kendi başına gezme becerisi kazanan görme engellilerde motor beceriler daha çabuk gelişir. Vücut organları daha sağlıklı olur. Kendine güven duygusu oluşur. Sosyal etkinliklere daha fazla katılır” dedi.

    Göz hastalıklarının bazılarının önlenebilir olduğuna dikkat çeken Dr. Çetin, “Görme kaybı, görme yeteneğinin bulunmaması ya da yitirilmiş olmasıdır. Dünyada 10 milyon kadar kişinin, çoğunlukla önlenebilir nedenler yüzünden görme yeteneğinden yoksun kaldığı sanılmaktadır. Herkesin belirli aralıklarla ayrıntılı bir göz muayenesi olması gereklidir. Engelliliğin önlenmesinde, engellilere karşı gerekli tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin sunulmasında, bireylerin engellilikle ilgili farkındalığının artırılmasında ve engellilerin kendi haklarının bilincine varmasında, sağlık sektöründen, eğitim sektörüne kadar pek çok sektörün işbirliği içinde olması çok önemlidir” diye konuştu.

  • Risk Analizi Yaptırın, Kazaları Önleyin

    Aspir Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi Genel Müdürü ve İş Güvenliği Uzmanı Baran Özgör, iş yerlerindeki risk analizi ve değerlendirilmesi konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

    Risk analizini, iş yerlerinde iş kazaları ya da meslek hastalıklarına sebep olabilecek tehlike ve risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi buna bağlı olarak kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması uygulanması ve önlemler alındıktan sonraki yeni durumunda tespit edilmesi olarak tanımlayan Baran Özgör, Türkiye’de risk analizinin tam anlamıyla yapılamadığını ve konuyla ilgili yeterince duyarlılık gösterilmediğini vurguladı. “Bir iş yerinde risk analizi yapılmış olması demek iş kazalarının tam olarak bitirileceği anlamına gelmektedir” diyen Özgör, risk analizi ve değerlendirilmesinin nasıl yapıldığını ise, “Bu çalışma iki aşamalı bir çalışmadır risklerin tespit edilmesi ve giderilmesi. Risklerin tespit edilmesi iş güvenliği uzmanları ve iş yeri hekimlerinin yönlendirmeleriyle sağlanabilmektedir fakat tespit edilen risklerin giderilmesi konusunda hem ortaya çıkan maliyetler zaman ve diğer etkenler çalışmaların yarıda kalmasıyla sonuçlanmaktadır” diye anlattı.

    AĞIR CEZASI VAR

    Risk analizi çalışmasını tam anlamıyla yapabilen bir işverenin, iş kazaları ve meslek hastalıkları anlamında da gözle görülür bir iyileşme sağlayacağını kaydeden Özgör, 6331 sayılı İş Sağlığı ve gGvenliği kanunu kapsamına giren tüm iş yerlerinde risk analizi ve değerlendirmesi yaptırması gerektiğinin altını çizdi. Özgör, “İşyerinde risk analizi yapmamış işveren öncelikle kişi başı yaklaşık 3 bin TL ceza alacaktır. Ayrıca inşaat ve benzeri çok tehlikeli sınıfa giren işyerlerinde işin durdurulmasına kadar gidebilmektedir” dedi.

    RİSKLERİN GİDERİLMESİ İŞVERENE AİTTİR

    İş güvenliği uzmanının risk analizi ve değerlendirmesindeki çıkan olumsuz sonuçlardaki sorumluluğu hakkında da bilgi veren Özgör açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi risk analizi çalışmalarına katılır. Bu kişiler risk analizinin yapılış şekliyle ilgili risk analizi ekibini yönlendirir kullanılacak yöntem puanlama risklerin sıralanması ve derecelendirilmesi konusunda bilgi verir fakat risklerin giderilmesi ve sonuçlandırılması işverene aittir. Yani hiçbir İş güvenliği uzmanı ya da işyeri hekimi risk analizi yapamaz, sadece risk analizi ekibiyle beraber çalışarak riskleri tespit eder, tespit edilen risklerin giderilmesi işverene aittir. Risk analizi ve değerlendirmesi Ortak Sağlık Güvenlik Birimlerinden yardım alarak gerçekleştirilmelidir. Ortak Sağlık Güvenlik birimleri işyerinde görevlendireceği İSG personelleriyle mevzuata uygun olarak çalışmaların yürütülmesini sağlar. Konuyla ilgili risk analiz ekibi kurulur, çalışan temsilcisi seçimi yapılır, destek elemanları belirlenir gerekli eğitimlerin alınması sağlanır ve daha sonra gerekli bilgiler toplanarak çalışmalara başlanır.