Etiket: Yaptırın

  • “Pandemi nedeniyle otomobil bakımlarınızı erken yaptırın” uyarısı

    “Pandemi nedeniyle otomobil bakımlarınızı erken yaptırın” uyarısı

    Manisa’nın Alaşehir ilçesinde hizmet veren oto servisi Fevzi Demirkıran araç sahiplerine kış ayları için uyarılarda bulundu. Bu yıl her şeyden önemlisi havaların soğumasıyla kapalı alanda çalışmak zorunda kalacakları için araç sahiplerini uyaran Demirkıran, “Pandemiye karşı önlem amaçlı daha erken bakımlarımızı yaptırmalıyız.” dedi.

    Her türlü motorlu araca mutlaka kış bakımı yapılması konusunda uyarılarda bulunan otomobil servis Fevzi Demirkıran, “Yaz mevsimi bitti. Havalar yavaş yavaş soğumaya başladı. Bizler yaz mevsimi boyunca kışlık yiyeceklerimizi, yakacak, giyecek ihtiyaçlarımızı hazırladık. Nasıl kendi sağlığımız ve yaşayabilmemiz için hazırlıklar yapıyorsak, araçlarımızı da kışa hazırlamamız gerekmektedir. Bizler araç bakımlarını genellikle son günlere bırakırız. Havalar birden soğur ve sıkışırız. Servis önlerinde yığılmalar yaşanır. Oysa kış mevsimi bakımları zaten bellidir. Nasıl insanların zamanında bakım ve kontrole ihtiyacı varsa, araçlarımızın da bakıma ihtiyacı vardır.” dedi.

    Kasım ayı itibariyle kışlık bakımların başlaması gerektiğine dikkat çeken Fevzi Demirkıran, “Kasım ayı itibariyle araçlarımızın yağ bakımı, rot balans bakımı, balata bakımları gibi rutin ve zorunlu bakımlarının dışında kışın mutlaka gerekli olan antifrizleri kontrol ettirip, eksik veya yoksa mutlaka tamamlamamız gerekiyor. Antifriz kışın motor sıvısının donmasını engeller, soğuk havalarda araçların daha rahat çalışmasını sağlar. Soğuklara karşı kaloriferlerimizi mutlaka kontrol ettirmeliyiz. Silgeçlere özellikle buzlanmaya karşı antifrizli cam suyu doldurmalıyız. Türkiye’de her geçen gün araç sayısı artıyor. Araçlara periyodik bakımlar yapılmadığı zaman çok büyük maddi hasarlara neden olabiliyor. Araçların ömrü kısalıyor. Bu yıl her şeyden önemlisi havaların soğumasıyla kapalı alanda çalışmak zorunda kalacağımız için, pandemi salgınına karşı önlem amaçlı daha erken bakımlarımızı yaptırmalıyız.” diye konuştu.

  • Bebeğinizin doktor kontrollerini zamanında yaptırın

    Bebeğinizin doktor kontrollerini zamanında yaptırın

    Doğum sonrasında bebekler için uygulanan ultrasonografi ile kalça çıkığı taraması artık rutin bir uygulama haline geldi. Bu konuda ailelerin daha duyarlı olmaları gerektiğini belirten SBÜ Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Murat Altay, “Kalça çıkıkları eğer küçük yaşlarda (2-3 aylık) teşhis konup tedavi başlanırsa basit bir bandaj ya da cihaz uygulaması ile tedavisi mümkün iken, ilerleyen yaşlarda teşhis konulan olgularda ağır cerrahi tedaviler gerekebilmektedir” dedi.

    Kemik, eklem, kıkırdak ve kas dokularının çocuklar büyüdükçe geliştiği için uygulanan tedavilerin de buna göre planlanmasının önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Murat Altay, “Erken tanı konulup tedavi edilen olgular neredeyse tamamen sorunsuz bir şekilde iyileşebilecek iken, tanı ve tedavisi gecikmiş olgularda bazen bir, bazen de tekrarlayan cerrahi tedaviler gerekebilmektedir. Hatta bazı hastalıklarda tanı ve tedavide gecikildiği takdirde düzeltilmesi mümkün olmayan kalıcı hasarlarla karşılaşılabilmektedir” ifadelerini kullandı.

    “Botoks ile çocuktaki yürüme zorlukları ya da bozukluklarının tedavi edilmesi mümkün olabilmektedir”

    Çocuklarda en sık görülen ortopedik hastalıklar hakkında bilgi veren Prof. Dr. Altay, “Kalça çıkıkları eğer küçük yaşlarda (2-3 aylık) teşhis konup tedavi başlanırsa basit bir bandaj ya da cihaz uygulaması ile tedavisi mümkün iken, ilerleyen yaşlarda teşhis konulan olgularda ağır cerrahi tedaviler gerekebilmektedir. Aynı şekilde doğuştan çarpık ayak hastalığında da, hastanın doğum sonrası ilk birkaç gün içinde bir ortopedi doktoru tarafından görülüp tedaviye başlanması halinde birkaç hafta boyunca uygulanacak olan alçı tedavisi ile başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Geciken olgularda yine tekrarlayan cerrahi operasyonların uygulanması gerekebilmektedir. Bir diğer sık karşılaştığımız hasta grubu olan serebral palsili (CP) hastalarda ise erken yaşlarda uygulanan Botulinum toksini (botoks) ile çocuktaki yürüme zorlukları ya da bozukluklarının tedavi edilmesi mümkün olabilmektedir. Yine aynı şekilde bu hasta grubunda da tanı ve tedavide gecikildiği takdirde bir takım kas ve kemik cerrahi işlemlerini uygulamak gerekmektedir” dedi.

    “Kalça çıkığı taraması konusunda aileler daha duyarlı olmalı”

    Çocukların ortopedik gelişiminde ailelerin dikkat etmesi gereken hususlara işaret eden Prof. Dr. Altay, “Öncelikle doğum sonrası artık ülkemizde rutin bir uygulama haline gelen kalça çıkığı taraması konusunda ailelerin daha duyarlı olmaları gerekmektedir. Yapılan test sonucunu mutlaka aile hekimleri ya da çocuğu takip eden çocuk uzmanına göstermeleri ve onların yönlendirmelerine uymaları büyük önem arz etmektedir. İlerleyen aylarda yürümede veya emeklemede gecikme, ayaklardaki içe veya dışa dönmeler, yürürken aksama, yaşıtlarına oranla sık ve kolay düşme gibi durumlarda da vakit kaybetmeden bir ortopedi hekimine muayene olmaları gerekmektedir” diye konuştu.

    Aileleri kulaktan dolma ya da internet üzerinden edinilen bilgilere dayanarak hareket etmemeleri konusunda uyaran Altay, erken teşhis edildiğinde çocuklarda gözlenen ortopedik rahatsızlıkların çok büyük bir kısmının tedavisinin mümkün olduğunu söyledi.

  • Doç. Dr. Mustafa Ülker: “Yılda bir kez diş muayenesi yaptırın”

    Doç. Dr. Mustafa Ülker, yılda bir kez diş muayenesi yaptırılmasını tavsiye ederek erken teşhisin diş hastalıklarından koruduğunu söyledi.

    Medicana Konya Hastanesi Diş Hekimi Doç. Dr. Mustafa Ülker, erken dönemde yapılan diş muayenesi ile erkenden tespit edilen sorunlarda hem zaman kazanıldığını hem de ekonomik açıdan fayda sağladığını belirtti. Düzenli diş muayenelerinin koruyucu sağlık hizmetlerinin önemli bir parçası olduğuna değinen Doç. Dr. Ülker, “Diş hekiminizin senede en az bir kez yapacağı düzenli muayene, ağız sağlığınızı ve genel sağlığınızı korumaya yardımcı olacaktır. Ağız sağlığınız ve genel sağlığınız arasında güçlü bir ilişki vardır. Bu nedenle ağzınıza iyi bakmanız, tüm vücudunuza bakmanın önemli bir parçasıdır. Düzenli diş muayenesi, diş ve diş etlerinizin sağlıklı ve temiz kalmasına yardımcı olur, diş hekiminize dişlerinizdeki herhangi bir problemi erken tespit etme şansı verir. Erken dönemde tespit edilen problemlerin tedavisi hem daha kolay hem de daha ekonomik olacaktır. Diş muayenesi sırasında diş hekiminiz genel sağlığınızı ve ağız hijyeninizi değerlendirir. Diş çürüğü veya diş eti hastalığı riskinizi değerlendirir. Restore edilmesi gereken dişlerinizi ve protetik tedavi gerektiren diş eksikliklerinizi belirler. Çene eklemlerinizi ve ısırmanızı kontrol eder. Dişlerinizin üzerindeki lekeleri veya kalıntıları temizler. Dişleriniz veya protezleriniz için uygun temizlik tekniklerini gösterir. Uygun fırçalama ve ipleme tekniklerini gösterir. Florür ihtiyacınızı değerlendirir. Diş röntgenlerinizi alır veya gerekirse başka teşhis prosedürlerine başvurur” dedi.

    “Erken teşhisi kolaylaştırır”

    Doç. Dr. Mustafa Ülker açıklamasını şöyle sürdürdü; “Diş muayeneniz sırasında, diş hekiminiz ağız kanseri belirtilerini tarar. Çenenizin altındaki alanı, boynunuzun yanlarını, dudaklarınızın ve yanaklarınızın iç kısmını, dilinizin yanlarını, ağzınızın çatısını ve tabanını inceleyecektir. Yılda en az bir kez yapılan düzenli diş muayenesi, ağız kanserlerinin erken teşhiş edilmesini kolaylaştırır. Diş muayenenizden sonra, diş hekiminiz diş çürüğü, diş eti hastalığı ve diğer ağız sağlığı problemlerinizi sizinle paylaşır, ağız sağlığınızı iyileştirmek ve korumak için alabileceğiniz önleyici tedbirler de dahil olmak üzere ağız sağlığınızı tartışır. Bir sonraki kontrol muayenesi için en uygun zamanı dişhekiminiz önerecektir. Diş hekiminiz sizi yüksek risk grubundaki bir hasta olarak tanımlamışsa, yani diş çürüğü ve diş eti hastalıklarına yatkınlığınız fazla ise veya başka ağız sağlığı problemleriniz varsa normalden daha sık (senede 2 veya 3 kez) kontrol randevusu önerebilir.”

  • Bebek sahibi olmayı ertelemeyin ve üreme check-up’ınızı yaptırın

    Önceliği eğitim, kariyer ve iş planları olan kadınların yaşı ilerledikçe doğal yollardan gebe kalması zorlaşıyor ve anne olma yolunda birçok güçlükle karşılaşıyor. Günümüzde üreme teknikleri ileri boyutlara gelse bile, uzmanlar bebek sahibi olmayı ertelememeyi öneriyorlar.

    Eurofertil Tüp Bebek Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve ’Bebek İstiyorum’ kitabının yazarı Dr. Hakan Özörnek, bebek sahibi olmayı erteleyenlere ’’keşke’’ dememeleri için tavsiyelerde bulundu. Dr. Özörnek, yaş konusunda kadınları uyardı ve doğru zamanda anne olmaları konusunda onları teşvik etti. 20’li yaşların, gebe kalınması için ideal yaşlar olduğunu belirten Dr. Özörnek, ’’Bu dönemde aylık yüzde 25 olan gebe kalma şansının yaş ilerledikçe düşüyor. Kadınların ideal üreme çağı 20-35 yaş arası. 35 yaşından sonra kadının doğurganlığında azalma oluyor. 40 yaşından sonra ise bu azalma hızlanarak, 44 yaşında yüzde 1’e düşüyor’’ dedi.

    Kadınlara uyarılarda bulunan Dr. Özörnek, ’’Doğal gebelik ve tüp bebek tedavisiyle 30 yaşındaki bir kadının hamile kalma olasılığı yüzde 94 iken bu oran, 35 yaşında yüzde 86’ya, 40 yaşında ise yüzde 64’e düşüyor. 40 yaşında normal yollardan hamile kalamayan ve tüp bebek tedavisi uygulanan kadınların ancak yüzde 17’si hamile kalabildiği için ’Nasıl olsa tüp bebek tedavisi var, çocuk için hiçbir zaman geç kalmam’ gibi bir düşünce akıldan geçmesin. Çiftler, bebek sahibi olmayı ertelememeli ve en kısa sürede üreme sağlığıyla ilgili testlerini yaptırmaları gerekir’’ diye konuştu.

    Yumurta ve spermlerin dondurulması ve kanuni izni

    Dr. Özörnek, son yıllarda sıkça sorulmaya başlanan ’Üremeyi koruyarak nasıl yaşlanabiliriz ve ileri yaşlarda nasıl çocuk sahibi olabiliriz?’ sorularına, “Bunların tek yolu, yumurta ve spermi dondurmak” cevabını verdi.

    Pek çok ülkede isteğe bağlı olarak yumurta dondurma işlemine izin verildiğini belirten Özörnek, sözlerine şöyle devam etti:

    “Türkiye’de ise kanser hastalarına, üreme organlarıyla ilgili ameliyat geçirmek zorunda olan erkeklere ve kadınlara üreme hücrelerini dondurma izni kanunlarla veriliyor. Fakat halen geç yaş evliliklerinde üremenin korunmasına kanunen izin verilmiyor. Türkiye’de yönetmelik değişirse, merkezlerimiz bu hizmeti vermeye başlayabilecek. Kadınların gebelik yüzdelerinin düşmesi, yumurtanın yaşlanmasına bağlı olduğu için, yumurtalarını dondurmayı talep edebilecekler. Bu biyolojik saatimi durdurayım, ne zaman istersem o zaman çocuk sahibi olayım anlamına geliyor. Yumurta korunabiliyorsa, rahim yaşlanmadığı için kadınlar 50 yaşında da çocuk doğurabilecek noktaya gelebiliyorlar. Yumurtanın yaşlanmasının durdurulması için tek yol var, o da yumurtaların dondurulması.”

    Üreme check-up’ının önemi

    Gelişmiş ülkelerde çocuğun planlanarak yapıldığını söyleyen Dr. Özörnek, “Üremede check-up kavramının artık gelişmesi ve yerleşmesi gerekiyor. Evlendik, çocuk olursa olur, olmazsa olmaz diye bir şey yok. Eğer çocuk yapmayı planlıyorsanız başınıza gelebilecek kötü sürprizleri önceden engellemeniz lazım” ifadelerini kullandı.

    Yapılması gereken testler hakkında bilgi veren Dr. Özörnek, “Kadında yumurtalık deposunu gösteren, erkekte ise spermin durumunu belirleyen çok basit testler var. Teknolojinin gelişmesiyle artık gerçek bilgiye en doğru haliyle ulaşabiliyoruz. ’Anti müllerian’ (AMH) adlı hormonun yumurtalığın içindeki yumurta kapasitesini ortaya koyuyor. Bana göre kadının menopoza girme yaşını da yaklaşık olarak söyleyen bu testin en önemli özelliklerinden biri de adet döneminin herhangi bir zamanında yapılabiliyor olmasıdır. Erkeklerde de sperm testinin kadınlardaki AMH testi gibi erkeğin üreme kapasitesiyle ilgili detaylı bilgi veriyor” şeklinde konuştu.

  • Leke tedavisini kışın yaptırın

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Ceylan Emir, Fraksiyonel Lazer Yöntemi ile yapılan kırışıklık ve leke tedavilerinin kış aylarında daha etkili sonuçlar verdiğini söyledi.

    Kırışıklıklardan, sivilce izlerinden, lekelerden ve gebelik sonrası çatlaklardan şikayet eden kişilerin Fraksiyonel Lazer Yöntemi şikayetlerinden kurtulabileceğini ifade eden Medical Park İzmir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ceylan Emir, tedavilerin 3 ila 5 seans olarak uygulandığını söyledi. Emir, “Kırışıklık, sivilce ve leke tedavisinde Fraksiyonel Lazer Tedavisi yöntemini kullanıyoruz. Tedavilerimiz 3 ila 5 seans olarak uygulanıyor. Her seans arası 1 aydır. Bazı ciltlerdeki sorunların çözümü için tek seans dahi yeterli olabilmektedir. Tedavi sonrasında uygulanan bölgede güneş yanığı gibi bir kızarıklık oluyor. Kızarıklık sonrası ciltte hafif koyulaşma ve ardından soyulma başlıyor ve 1 hafta devam ediyor. Bir hafta sonunda daha canlı parlak yeni bir cilt oluşuyor” dedi.

    Güneşten korunun

    Uzman Dr. Ceylan Emir, tedavinin başarısı için güneşten korunmanın önemine vurgu yaparak, “Uygulama sonrasında 1 ay yüksek faktörlü koruyucularıyla cilt korunmalıdır. Bu kremler cildi kış aylarındaki güneşin etkilerinden korur ve lekenin koyulaşmasını engeller. Kış ayları tedavi için en uygun zamanlardır. İzmir’de kış ayları kısa sürdüğü için cilt tedavisi yaptırmak isteyen hastalarımız bu süreyi iyi değerlendirmeliler. Hastanın uygulama öncesindeki bir aylık sürede güneşlenmesi veya solaryuma girmesini istemiyoruz. İşlem süresi 15-20 dakikadır. Tedavi uygulanan bölgeye 24 saat kadar su temas etmemeli. Soyulma süreci tamamlanana kadar sık sık nemlendirici kullanılmalıdır. 24 saat sona makyaj yapılabilir. Lazer cildi zedelemiyor, korkmaya gerek yok” dedi.