Etiket: Yaptım’

  • 2 çocuk annesi eşini 5 kurşunla öldüren şahıs: “Namusum için yaptım”

    Kayseri’de bir kişi, bir alışveriş merkezinin kafesinde oturduğu 2 çocuk annesi eşini 5 el ateş ederek öldüren şahıs adliyeye sevk edilirken basın mensuplarına, “Namusum için yaptım, çok pişmanım” dedi.

    Edinilen bilgiye göre, Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan bir alışveriş merkezinin kafesinde dün akşam saatlerinde meydana gelen olayda, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan L.A., eşi E.A.’ya yanında bulunan tabancayla 5 el ateş etti. Eşini vurduktan sonra olay yerinden kaçmaya çalışan L.A. polis ekipleri tarafından yakalanırken, E.A. ise 112 sağlık ekipleri tarafından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı. Göğüs, kalp ve karın bölgesinden yaralandığı belirtilen E.A., burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

    “Namusum için yaptım, çok pişmanım”

    Öte yandan suç aletiyle birlikte gözaltına alınan L.A., emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi. Kendisini görüntüleyen basın mensuplarının ’neden öldürdün’ sorusuna ise L.A., “Namusum için yaptım, çok pişmanım” dedi.

  • Ertekin: “İş adamlarıyla 5 yıldızlı otel lobilerinde değil, mesai arkadaşlarımla düğün salonlarında iftar yaptım”

    Boydak Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, düzenlediği basın toplantısında holdingin çalışmaları hakkında bilgiler vererek, “İş adamlarıyla 5 yıldızlı otel lobilerinde değil, mesai arkadaşlarımla düğün salonlarında iftar yaptım” dedi. 15 Temmuz olmasaymış Boydak Holding’in 2 tane şirketindeki yanlış yatırımlarından dolayı çok büyük krizlerin içinde olacağını kaydeden Ertekin, “Bize miras kalan borçların yüzde 80’inini temizledik” diye konuştu.

    Boydak Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, holding binasında düzenlediği basın toplantısında 2018 yılının 2’inci çeyrek sonuçlarını açıkladı. Holding olarak Ar-Ge yatırımlarına önem verdiklerini kaydeden Ertekin, “Hem mobilya grubundaki şirketlerimiz hem de tekstil grubunda özellikle Boyteks, gerçekten kendi alanlarında en iddialı şirketler. Bugün Kayseri’nin en çok ihracat yapan şirketi Boyteks’tir. Dünyada üzerinde yatılan her 10 yataktan 1 tanesinde Kayseri Boyteks tesislerinde üretilen yatak kumaşı kullanılıyor. Boyteks her sene kendisine ait en az 2-3 tane patenti tescil ettiriyor. Bunların içerisinde de ‘Buda mı olur?’ dediğiniz o kadar çok şey var ki. Kan dolaşımını hızlandıran yatak kumaşı yaptık. Yazın yatıldığında serin tutan, kışın yatıldığında ısıtan yatak kumaşı yaptık” dedi.

    “İş adamlarıyla 5 yıldızlı otel lobilerinde değil, mesai arkadaşlarımla düğün salonlarında iftar yaptım”

    Kurum içi iletişime de önem verdiklerini kaydeden Alpaslan Baki Ertekin, holding de çalışan 13 bin kişi ile el sıkıştığını kaydederek, “Çalışanlarımız ve mesai arkadaşlarımız bu geçiş döneminde azda olsa bir travma yaşadılar. Bu travmanın tedavi edilmesi ve bir arada olduğumuzun hem onlar tarafından algılanması hem de kamuoyuna kuvvetli mesajlar verebilmek için kurum içi çalışmalara da bu dönemde önem verdik. Boydak Holding bünyesindeki bütün bayan arkadaşlarımızı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde şirketlerden aldık, dışarda bir mekanda yemeğe götürdük. Diyarbakır’daki hanımefendileri de, Adapazarı’ndaki hanımefendileri de, New York’taki hanımefendileri de ve Kayseri’deki hanımefendileri de o mesai gününde mesailerinden aldık, yemeğe götürdük. Biz dedik ki, yılda 1 kere Ramazan ve 30 tane de gün var. 13 bin tane de çalışan var. Binli gruplar yapsak 13 günde bu işi bitiririz. En azından ben bütün arkadaşlarımın elini sıktım derim. Çünkü iftar programlarında olabildiğince bütün arkadaşlarımın ellerini sıktım. Yılda bir kere mavi yakalı işçi kardeşimin, birlikte ürettiğim, birlikte nakliyesini yaptığım arkadaşlarımla oturdum ve yılda 1 kere iftar yaptım. İş adamlarıyla, zenginlerle 5 yıldızlı otel lobilerinde değil, mesai arkadaşlarımla düğün salonlarında ve çay bahçelerinde iftar yaptım. Allah izin verirse seneye yine yapacağım” şeklinde konuştu.

    “Boydak Holding Kayseri demektir, Kayserispor’un formasında tabi ki İstikbal olacak”

    “Bu benim için ticari bir faaliyettir. Ben burada tabi ki görünür olacağım. Kim ne derse desin, ne yazarsa yazsın Kayserispor’un formasında ben olacağım. Kayseri ben demektir. Kayseri’nin en önemli markası Kayserispor sonra Erciyes sonra da Boydak Holding’tir. Ben Kayseri’nin ilk üçüyüm. Ben Kayseri ekonomisinin yarısıyım. Ben Kayseri ekonomisinin can damarıyım. Kayserispor’un formasında elbette ben olacağım, ben olmayacaksam kim olacak”

    “Son 13 ayda 200 milyon dolar borç ödedik”

    “Biz TMSF olarak burayı devraldığımızda banka hesaplarımızda 145 milyon dolar paramız vardı. Biz bu rakamı her basın toplantısında paylaştık. O 145 milyon dolar olan rakam bugün 77 milyon dolara indi. Son 13 ayda 200 milyon dolar borç ödedik. Bizim kendimize olan inancımız ve güvencimiz sonsuz. Bazı rakamlar var ki, insanların kafasın tereddüt oluşturabilir. Ben bundan 6 ay önce ‘Önümüzdeki 6 ay 140 milyon dolar borç ödeyeceğim’ deseydim gereksiz bir şekilde paniğe sevk edecektim. Çünkü ben o borcu çevirebileceğimi ve o borcu ödeyebileceğimi gördüm. Birileri bir yerlerden konuşuyorlarmış. ‘Ben bu şirketi 45 milyon dolar nakitle verdim. Şimdi 95 milyon dolara inmiş. Kötü yönetiyorlar’ diyorlarmış. Söyleyeceğim tek bir şey var. Senin ve senin güruhunun tamamının bir araya gelip hayalini bile kuramayacağı şekilde bu şirketi iyi yönetiyoruz. Sen hayalini kuramazsın, biz onu gerçek yaptık yönetiyoruz. Eğer 15 Temmuz olmasaymış Boydak Holding 2 tane şirketindeki yanlış yatırımlarından dolayı bugün belki çok büyük krizlerin eşiğindeymiş. Bir tanesi Boydak Enerji, diğer ide maalesef HES. Geçmiş siyasetçiler hep ‘Enkaz devraldık’ derlerdi ya. Bende güler geçerdim. Hakikaten bazen enkaz devralınıyormuş. Mali tablolar ortada. İstediğini bağımsız denetçiyi getirin Boydak Enerji ile HES Kabloyu konuşalım. 1 adam her sıkıldığında kredi çeker mi? Her sıkıldıklarında kredi çekmişler. Kayyum döneminde alınan tek bir kredi var, oda geçmiş dönemde alınan kötü kredilerin işletme sermayesi olarak kullanılması adına 50 milyon TL’lik bir rotatif kredi alındı. İlk bilançoyu aldığımda panikledim ama şuanda iyi bir yerdeyiz. Bütün bunlar olurken maalesef gönül isterdi ki, bankalardaki paralarımıza dokunmadan bu borcu yapılandırabilseydik, uzun vadeye yayabilseydik iyi olacaktı. Bugün çok iyi durumdayız. Kur bizim lehimize çalıştı. Her şey kontrol altında. Paniklemeyi gerektirecek bir durumumuz yok. gayet iyiyiz. Bize miras kalan borçların yüzde 80’inini temizledik. Bize miras kalan yatırımların tamamını tamamladık. Artık yeni lisanlarla ilgili yatırımlar var”

    Boydak Holding eski Yönetim Kurulu Başkanvekili Mustafa Boydak’ın mahkeme salonunda söylediği ‘Eğer Boydak Holding müsadere edilirse Türkiye yangın yerine döner’ şeklindeki açıklamalarının sorulması üzerine Ertekin, “Sizin beyanınızdan yola çıkarak böyle bir şey dememiştir demeyi tercih ediyorum. Aklı başında bir insanın söyleyeceği bir şey değil. Hezeyanla belki mahkemede olan canını sıkan bir durumla ilgili böyle bir şey demiştir. Çünkü aklı başında bir insanın söyleyebileceği bir şey değil. Günün sonunda hakim nihai kararını muhatabın üzerine okurken ‘Yüce Türk ulusu adına’ diyor. Hiç kimse kendi hesaplaşmasını, kendi düşüncelerini orada yansıtmıyor” şeklinde konuştu.

    “Mahkemelerin aldığı kararlara sonuna kadar uymakla mükellefiz”

    Boydak Holding’in bu yıl satılacağı yönündeki iddiaları değerlendiren Boydak Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, “Burada daha mahkeme süreci sonuçlanmadı. Kimin malını satıyorsunuz. Biz burada kayyumuz. Devlet ve mahkemeler bize ‘Ben bir karar vereceğim, ben o kararı verene kadar bu malın sevk ve idaresini basiretli bir tacir gibi sen yapacaksın’ dedi. Daha yerel mahkemenin kararı bile açıklanmadı. Yerel mahkeme kararından sonra bu işin Yargıtay süreci var, üst mahkeme süreci var. Belki Anayasa Mahkemesi’ne götürecekler. Yargı yollarının tamamı tükenmeden böyle bir şeyin gündeme gelmesi düşünülemez. Hukuk hepimiz için var. Hepimiz için geçerli. Hepimiz mahkemelerin aldığı kararlara sonuna kadar uymakla mükellefiz. Ortada bir mahkeme kararı yokken bunun dillendirilmesini doğru bulmuyorum. Mahkeme kararını alır ve müsadere kararı çıkar ve ondan sonra ne yapacaksınız derseniz, benim bir planlamam var. Müsadere olur ve bana büyüklerimden ‘Bir hazırlık yap’ derlerse o hazırlığı da yapabilecek a planı da b planı da elbette var” dedi.

  • Katliamın zanlısı: “Sevdiğim için yaptım pişman değilim”

    Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Ortaköy’de 5 kişiyi öldüren katil zanlısı jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Katil zanlısı, “Sevdiğim için yaptım pişman değilim” dedi.

    Şarkışla ilçesine bağlı Ortaköy’de sevdiği kız Pınar Ezgi Esen’in dedesi Hüseyin, anneannesi Cennet ve babası Tarık Esen’i öldüren katil zanlısı 28 yaşındaki Fırat Yurdakul polis ekipleri tarafından yakalandığı Kahramanmaraş’taki işlemlerinin ardından Sivas’ın Şarkışla ilçesine gönderildi. Yurdakul Şarkışla İlçe Jandarma Komutanlığı’nda alınan ifadesinde işlediği cinayetleri soğukkanlılıkla anlattı. Yurdakul, “Tarık Esen’in kızı olan Pınar Esen ile aramızda yaklaşık 8-9 yıldır devam eden bir aşk ilişkisi vardı. Birbirimizi yıllarca sevdik. Bu sevgimizi evlilik yaparak güzelleştirmek istedim. 2017 yılı yaz aylarında Pınar’ın annesi Nesrin Esen ile görüşmüştüm. Bana ’Bu kız ile artık evlen bir yuva kurun’ demişti. Bende zaten onsuz yaşayamam dedim. Ancak bizim yapacağımız bu evliliğe Pınar’ın babası Tarık Esen karşı çıktı. Yaz aylarında bir görüşmemizde bana hitaben ’Senin gibi birine ben kız vermem sen kimsin ki benden kız alacaksın. Ben çobana kız falan vermem benim kızım şehirde kalacak’ dedi. Bende sen bana Pınar’ı vermezsen beni öldürmüş olursun dedim. Her defasında bana hakaret etti ve beni aşağıladı. Benim sevgimi anlayamadılar. Olaydan üç gün önce Tarık ile bir telefon görüşmesi yapmıştım. Bu görüşmede Pınar’ı seviyorum sen ailene yıllarca sahip çıkmadın 8-9 yıldır eşinden, çocuklarından ayrı kaldın. Seni yerine ben sahip çıktım dedim. Tarık da bana ’Çakal sen benden kızımızı alamazsın sana vermem’ dedi. Bende Tarık’a biz birbirimizi seviyoruz neden Pınar’ı vermiyorsun dedim. Ama Tarık bana yine hakaret etti” dedi.

    “Kafamda her şey bitmişti”

    Köyde evde oturduğu sırada Taylan Koral’ın geldiğini ve bir süre sohbet ettiklerini anlatan Yurdakul, “Fazla evde durmadı ve Taylan evden ayrıldı. Ben Ortaköy’deki evimde yalnız yaşıyorum. Sabah erken saatlerden itibaren alkol almıştım. Telefon ile Tarık’ı aradım telefonu açmadı. Daha sonra mesaj çektim. Mesajıma da karşılık vermedi. Üçüncü mesajımda ’Sevdiğin için ölmekte, öldürmekte benim için güzel’ dedim. Bu yazışmalarıma da cevap gelmedi. Daha sonra Cennet teyzeyi aradım. Cennet teyze bana ’Sana verecek kızımız yok. Yıllarca sevip de ayrılan ilk sen değilsin’ dedi. Tarık ile ve Cennet teyze ile görüşmelerimden sonra evde kendime ait ruhsatsız av tüfeğini aldım. Tüfeğin içerisinde 8 adet fişek vardı. Evden ayrıldım ve Tarık’ın kaldığı eve doğru yürüdüm. Ben evim ile Tarık’ın evin arası 300 metreydi. Kafamda artık her şey bitmişti. Bana sevdiğim kız Pınar’ı vermemeleri artık hayatı durma noktasına getirmişti. Tarık’ın bulunduğu eve geldi. Kış ayları olduğu için köyde fazla insan yoktu. Yolda yürürken kimseyle karşılaşmadım. Havada zaten kararmıştı. Cennet elimdeki tüfeği gördü ve bana hitaben ’Defol git buradan oğlumun başına belaya sokma kendini öldürtme’ dedi. Bende ben zaten ölmüşüm dedim. Bu sırada Tarık evin içerisinde koşarak geliyordu. Evin koridor kısmında Tarık’ı görür görmez hedef alarak ateş ettim. Bu sırada babası İbrahim Esen evin içerisinden çıktı. Tarık’a ateş edince Cennet elimdeki tüfeğe sarılarak ateş etmemi engellemeye çalıştı. Bende tüfekle bir el Cennet Esen’e ateş ettim. Bir defa daha ateş ettiğimi hatırlıyorum. Cennet Esen evin balkon kısmında, İbrahim ve Tarık Esen ise koridorda yere yığıldı. Olay sonrası evin içerisine girmedim. Bütün bunları evin balkon kısmından ateş ederek gerçekleştirdim. Evde küçük bir kız vardı. Evin içerisine doğru kaçtı. Ben çocuğa bir şey yapmadım. Ölüp ölmediklerini kontrol etmedim. Evin etrafında kimse yoktu. Cinayetleri ben işledim. Beni kimse teşvik etmedi” diye konuştu.

    “Annemi gördükten sonra intihar edecektim”

    3 kişiyi öldürdükten sonra köyün içerisine doğru yürüdüğünü anlatan Yurdakul ifadesinde şunları söyledi:

    “Olayda kullandığım elimdeki av tüfeğini mezarlığın kenarına bıraktım. Celal Koral’ın dükkanına geldim. Celal’e karşı öldürme maksadım yoktu. Celal’den iki, üç tane bira istedim. Bu sırada gün boyu aldığım alkolün etkisinin üzerimde olduğunu hatırlıyorum. Celal bana küfretti bana ’Borcunu ödemeden bira vermem’ dedi. Bende dükkandan ayrıldım. Zaten hayat benim için bitmişti. Sevdiğim kızın babasını, dedesini ve ninesini öldürmüştüm. Celal’in de bana ağır konuşması zoruma gitti. Mezarlığın kenarına bıraktığım av tüfeğini alarak büfeye geldim. İlk büfeye girdiğimde Celal tekti. İkinci gitmemde Taylan’da babasının yanındaydı. Celal ile oğlu Taylan ile büfenin içerisindeydi. Celal ’Oğlum tüfek’ der demez. Celal’e doğru hedef alarak ateş ettim. Taylan elimdeki tüfeğe sarılınca ona da ateş ettim. Daha sonra her ikisi de yere yığıldı. Tüfeğin içerisindeki mermiler bitinceye kadar ateş ettim. Dükkanın içerisinden para, bira aldım. Dükkanın içerisinde masa üzerinde Celal’e ait aracın anahtarını gördüm ve olay yerinden araçla ayrıldım. Gaziantep ilinde Nurdağı’na gidecektim. Burada Kozdere köyünde ikamet eden ninemin yanına gidecektim. Buraya gitme sebebim annem Niymet’i son bir defa gördükten sonra kendi kafama sıkacaktım. Zaten benim için hayat bitmişti. Hayattan hiçbir beklentim kalmadı.”

    “Pişman değilim”

    Jandarmadaki alınan ifadesinin ardından Yurdakul, sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Şarkışla Devlet Hastanesi’ne getirildi. Burada bir basın mensubunun pişman mısın? sorusuna Yurdakul, “Sevdiğim için yaptım. Pişman değilim” dedi. Sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Yurdakul güvenlik önlemleri arasından adliyeye sevk edildi.

  • Ahmet Çakar’dan Aziz Yıldırım’a: “Ben yanlış yaptım demiyor”

    Spor yorumcusu Ahmet Çakar, Aziz Yıldırım’ın karıştığını ama kendisi ile ilgili hiç, “Ben bunu yanlış yaptım” demediğini söyledi.

    CRI TÜRK FM’de Hayri Hiçler’in hazırlayıp sunduğu “Süper Spor Saati” programına konuk olan usta spor yorumcusu Ahmet Çakar Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım hakkında ilginç iddialarda bulundu. Ahmet Çakar, Aziz Yıldırım her şeye karıştığını ama kendisi ile ilgili hiç, “Ben bunu yanlış yaptım” demediğini söyledi. Ahmet Çakar, bu hafta sonu oynanacak Beşiktaş – Fenerbahçe derbisi ile ilgili Beşiktaş’ın daha iyi bir futbol oynadığını söyleyerek, ibrenin Beşiktaş’tan yana olduğunu söyledi.

    Aziz Yıldırım “Ben Yanlış Yaptım” diyemiyor

    Ahmet Çakar, “Aziz Yıldırım, ’Denize Düşen Yılan Sarılır’ misali ne yapacağını şaşırdı. Görünen o ki yüzde doksan dokuz oranında şampiyonluk gitti hatta yüzde seksen, seksen beş oranında ilk ikiye girme şansı da gitti. Niye ilk iki diyorum; çünkü ilk ikiye girdiğiniz vakit, ikinci olarak Şampiyonlar Ligi ön elemesi oynama hakkınız oluyor. Beraberinde bu hem itibar kaybı hem Fenerbahçe için kariyer kaybı hem de daha önemlisi zaten büyük ekonomik problemler içerisinde boğuşan Fenerbahçe için maddi kayıp, para kaybı. Şampiyonlar Ligi’ne gidemezsen, ülkende şampiyon olamazsan, sıralamada aşağıya düşersen kazandığın para minimumlara iniyor. Fenerbahçe zaten şu anda UEFA tarafından belirlenen ekonomisi en riskli kulüplerin başında geliyor. Bunu da biliyoruz. Dolayısıyla Fenerbahçe çok sıkıntılı bir döneme girdi. Aziz Yıldırım, sözüm ona hedef saptırmak için; Federasyon’un işine karışıyor, alt yapıya karışıyor, Fatih Tarim’e karışıyor, hakeme karışıyor, medyaya karışıyor; ama bir kere de, “Ben bunu yanlış yaptım.” diyemiyor” yorumunu yaptı.

    Beşiktaşlı ve Galatasaraylılar Aziz Yıldırım’ın istifa etmesini istemezler

    Ahmet Çakar, “Aslında şu anda ben, Galatasaraylı ve Beşiktaşlıların yerinde olsam Aziz Yıldırım’ın istifa etmesini hiç istemem. Battıkça batıyor. İddia ediyorum, pazartesi akşamı Beşiktaş’ın Konyaspor maçında deli gibi basması, inanılmaz oynaması Aziz Yıldırım’ın eseridir. Hepsini birbirine kenetledi, hepsini perçinledi. Adeta doldurdu ve Beşiktaş çıktı Konyaspor’u paramparça etti. Geçen gün baktım yine bir kanalda naklen yayınla ilgili manasız şeyler söylüyor. ‘İhaleye fesat karıştırmak’ diyor. Ben hayatımda ihale vermedim, almadım, bilmem. Aziz Yıldırım daha iyi bilir ihale işlerini; ama ‘fesat karıştırmak’ demek; ağır suçlama. Yani ihaleye fesat karıştırmak demek; “Bir hakeme, bir futbolcuya maç sattın.” demek gibi bir şeydir. Bunu ispat etmekle yükümlüdür. Geçen hafta federasyona da ağır suçlamalar yaptı. İçinde terör örgütü FETÖ üyesi insanlar var dedi. Bunları demek kolay da bunları ispatlayamazsan ne duruma düşersin onu bilmek lazım. Bir insana çamur atmak çok kolay yani” diye konuştu.

    Beşiktaş, Fenerbahçe’den daha iyi futbol oynuyor

    Ahmet Çakar, bu hafta sonu oynanacak Beşiktaş – Fenerbahçe maçını da değerlendirerek, “Beşiktaş, Fenerbahçe’den şu anda çok daha iyi futbol oynayan bir takım. Kadro kalitesi olarak baktığımız vakitte daha iyi bir takım. Üstelik sonucu değiştirebilecek oyuncu tiplemesine baktığımız vakit uzak ara çok daha iyi takım. Kendi sahasında, 45-50 bin kişinin önünde oynayacak, o güzel sahada oynayacak, inanılmaz bir kadro derinliği var. Dolayısıyla Beşiktaş ağır favori; ama bu tür derbilerde ağır favorinin kaybettiği çok maçlar olmuştur. Bir bakmışsınız maç berabere gitmiş, uzatmaya gitmiş penaltılar falan. O eleştirdiğimiz Volkan, Arslan kesilmiş. 5 penaltının 2-3 tanesini kurtarmış bir Fenerbahçe, tur atlamış da olabilir. Futbolda bunlar mümkün, hele derbilerde çok daha fazla mümkün” dedi.

  • Terim: “Ben bana yakışanı yaptım” (2)

    Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, “Hata bana yapılmadı hata Türk halkına yapılmıştır benim üstümden. Kimseye de kapalı değil milli takım. Her oyuncuya da açık olduğu gibi dışarıda kalan oyunculara da açık” dedi.

    “Gereğini yaptım derken istifa mı ettiniz?” sorusuna Terim, “Çok net. Ben hatalıyım gerekirse diye net bir hamle. Çünkü öyle bir atmosfer oluşturuldu ki baş sorumlu ben gösterildim. Baş sorumlu olarak gereği neyse ben onu yaptım. Buradan ne anlarsanız. Ben bana yakışanı yaptım, net söylemlerin böyle. O günkü atmosfer içinde durum böyleydi. Türk Milli Takımı, Hollanda’nın olmadığı turnuvaya gidiyor, müthiş bir başarı. Herkes daha iyisini istiyor, bende oyuncularım da istiyor. Ama grubumuz hafif, buradan çıkmak büyük başarıdır dedim. Çıkarsak oradan sonrası daha kolaydır dedim. Bunu başarı değildir gibi göstermek doğru değildir. Israrla söylüyorum, Avrupa ve Dünya Kupası’nda Türkiye önemli başarı elde etmişti. Ayrıca bu ülke kimsenin parasını primini almıyor. Katıldığı zaman 8.5 milyona yakın aldığı prim kedisinin. TFF, devletten para almıyor. Her taraftan vurmanın manası yok. Bu başarıyı küçümsemeyin. Ama son ana kadar bunu da yaptık mı tamam. İnanın bana sorun başarı veya başarısızlık değil, sorun gereği gibi gerekli mücadele göstermemektir. Benim kızdığım alındığım budur. 13 maçta mağlup olmayan bir milli takım var, gurur duydum” dedi.

    “Kadroya alınmama ilkesel meseledir”

    “Arda Turan’ın kadroya alınmamasını açıklar mısınız? Bütün futbolcular aynı sebepten mi kadro dışında kaldı?” sorusuna tecrübeli teknik adam, şu cevabı verdi:

    “Açıkçası ben her oyuncum gibi onun da başarılı olmasını isterim. Ama bir başlarsam kimi almadıysam hepsini izah etmem lazım. Hepsini takip ediyorum. Hocam 6 ay oynamadı ama aldınız. Bu soruyu da beklerdim. Her oyuncunun kendine göre sebebi var herkesin sebebi aynı değil. Hakan Balta, Selçuk İnan bunlar hizmet etmiştir. Bunlarında ilk milli formayı giymeleri benledir. Ama neden alınıp alınmadıklarını benden iyi biliyorsunuz. Açıkçası bir tarif yaptım, buna uyan herkes burada olacaktır. Bunlar yine hizmet verebilirler. Zamanı ve zemin olduğunda yine hizmet verebilirler. Bugünkü seçimimiz budur. Onlarda yıllar önce başka yaşlı oyuncuların yerine oynamışlardır. Kişiselleştirmeden bakmak lazım olaylara bu bir kişisel değil ilkesel meseledir. Bundan emin olunuz.”

    “Kişisel değil,ilkesel”

    “Kadroya alınmayan oyunculara af gibi bir durum olur mu?” sorusuna Terim, “Hata bana yapılmadı hata Türk halkına yapılmıştır benim üstümden. Kimseye de kapalı değil milli takım. Her oyuncuya da açık olduğu gibi dışarıda kalan oyunculara da açık. Bunun ilkelerini de sıraladık. Kişisel değil ilkesel. Herkese açık. Türk Milli Takım forması bu değerleri üzerinde taşıyan herkese açık, taşımayan kimseye açık değil, net” cevabını verdi.

    “Elimizden geleni yapacağız”

    “Rusya maçı için neler söyleyecek siniz?” sorusuna Terim şu cevabı verdi:

    “Elemelerde zor takımlar var. Daha kolay bir takımla maç yapmak isterdik. Teknik olarak daha hafif bir takımla maç yapmayı düşünmüştük. Yeni sezona başlayan yorgunlukla çıkmış takımız. Antalya’da oynamak doğru bir karar, güçlü bir takımla oynayacağız. Onlar hazırlık maçı oynayacak. Beşli bir grup var. Kosova’yla altı olduk. Her milli maçta bir takım bay, her bay kalan Rusya ile hazırlık maçı oynayacak. Birinciler gidecek, 8 ikinci play-off oynayacak. Oradan 4 çıkacak, bir de Rusya. 13 takım Avrupa’dan Dünya Kupası’na gidecek. Dünya Kupası’nın ilk grupları kolay ama girişi zor. Burada olmak istiyoruz, kolay değil. Bunu deneyeceğiz ve yapacağız. Oyuncularıma güveniyorum. Kolay değil. Elimizden genin en iyisini yapacağız.”

    “İki ülke ilişkisine katkı sağlayacak”

    Terim, Rusya ile oynayacakları maçla ilgili olarak ise, “İki ülke ilişkilerine önemli katkıda bulunacak. Rusya bizim her zaman dostumuz. Zaten futbolda dünyada ne olursa olsun, spor ve futbol bunun dışında bırakılmaya özen gösterilmelidir. Futbolun birleştirici tarafı önde olmalıdır. Bu mesaj için alındı. Rus dostlarımızı burada ağırlamaktan memnunuz. Daha öncekinden daha güçlü bir sevgi içinde oluruz Rusya’ya karşı” ifadelerine yer verdi.

    “Arda ile görüşmedim”

    “Barcelonalı Arda Turan’ın sosyal paylaşım sitelerinden fotoğrafları var ve siz futbolcu ile görüştünüz mü?” sorusuna Terim, “Takip etmiyorum ne olduğunu da bilmiyorum. Kadroyu açıkladıktan sonra Arda ile konuşmadım. Ben gerçek dünyada yaşıyorum sana da tavsiye ediyorum, sanal dünyada kalma. Kişisel paylaşımlara karışmam doğru değil.”

    “Doğmamış bebeğe küfrettiler kırgınım”

    “Kırgınlığı olup olması şeklindeki soruya Terim, “Konu başarı veya başarısızlık meselesi değil. Ben belki ezber bozmuş olabilirim. Benim kırgınlığım mücadele meselesi dirençli bir mücadele ortaya koymama meselesidir. Bugün kaybettik çünkü benim oyuncularım hatalı dediğime hiç denk geldiniz mi? Tam tersi hiç suçlamadım. Kendimi suçlarım. O direnci görmediğim zamana nefesi yetene kadar gücü bitene kadar,son noktaya kadar zorlayan takım olalım dedim. Bunu görmediğim zaman üzülürüm. Biz bir görev yapıyoruz. Beğenmiyor olabilirsiniz. Ben bunları anlayışla karşılayabilirim. Alınan herhangi bir başarısızlık size henüz dünyaya gelmemiş bir yavruya ve annesine, aileme küfür etmenizi, beddua etmenizi gerektirmez. İnsanların bu enerjisini nefesini, varsa akıllarını toplum için, ülke için daha faydalı yerlerde, küfür etmeye değil, güzel şeylere verirlerse memnun olurum. Kırılıyorsunuz tabi ki. Bir çok şeye kırılıyorsunuz” dedi.

    “Mesele sadece prim değil”

    “Kamuoyu açıklamalarınıza tatmin olmuş mudur?” sorusuna Terim, “Ben buraya teknik direktör olarak çıktım, gerekçe, sebep, bahane ifade etmeye çıkmadım. Böyle bir mecburiyetim de yok. Bu kararı verdim. Açıkçası bir çok şeyi de açıkladım. Kararın gerekçesini ben herkesin bildiğini düşünüyorum. Benim söylemediğim milyonlarca şey var. Bu sadece prim meselesi değil. İstatistiklerin hepsinde gerideyiz. Bunu prim meselesine indirgemeyin. 2008’de ileride olduğumuz her şeyde 2016’da gerideyiz. Çünkü koşu mesafelerinde, birebirde, şutta, driplingde gerideyiz. Dolayısıyla olayı sadece oraya bağlamamak lazım. Ben ne zaman kendi mabedimizde yaşadıklarımızı dışarı ile paylaştım ki, biz böyle bir karakterde değiliz. O yüzden bu konunda anlayış bekliyorum” açıklamasını yaptı.

    Enes Ünal: “Hayallerime kavuştum”

    Milli futbolculardan Enes Ünal da hayallerine kavuştuğunu daha çok büyük hayallerinin bulunduğunu söyledi.

    Kendisini 19 yaşında ve yolun başında olduğunu kaydeden Ünal, 2. defa milli takıma katıldığını dile getirdi.

    Milli takımda elinden gelenin en iyisin yapmaya çalıştığını ifade eden Enes Ünal, “Eğer şans bulursam en iyi şekilde değerlendirmeye çalışacağım” dedi.

    “Hollanda’da genç oyuncular daha fazla şans buluyor”

    Hollanda ligi ile Türkiye ligi arasındaki farklılar hakkında soruya Enes Ünal, “Sosyal hayatımda, dışarıda, kendimi daha rahat hissediyorum. Daha rahat dolaşıyorum. İnsanlar daha az yargılıyor. Gençsiniz diye daha çok şans buluyorsunuz. Benim için en iyi tarafı Hollanda’dayım ve 19 yaşındayım. Genç oyuncuların çok şans bulduğu ve önemli forvetlerin çıktığı bir lig. Bu ligde kendimi kanıtlarsam daha farklı düşüncelerim ve daha farklı hedeflerim var” diye cevap verdi.