Etiket: Yapsın”

  • Bakan Elvan: “Kim ne yaparsa yapsın Türkiye hiçbir şekilde terörle mücadeleden vazgeçmeyecek”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili, kim ne yaparsa yapsın Türkiye’nin hiçbir şekilde terörle mücadeleden vazgeçmeyeceğini vurgulayarak, “Bu mesele bir milli mesele olduğu kadar bir insanlık meselesidir” dedi.

    Başkent’te, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Ahmet Sorgun’un organizesinde, Estergon Kalesi’nde, ‘Konyalılar Buluşması’ programı düzenlendi. Konya Tanıtım Filmi’nden sonra bir konuşma gerçekleştiren Kalkınma Bakanı Elvan, “Burada Konya’nın doğusundan batısına her ilçesinden her köşesinden kardeşlerimiz var. Bugün burada çok sayıda üst düzey bürokrat var. Bir taraftan bu toprakların en özgün şehrine, Başkentler Başkenti Konya’ya aidiyetimizi muhafaza ederken bir yandan da her türlü mahrumiyet ve zorlukla boğuşarak okuduk, çalıştık ve çaba sarf ederek devletimize ve milletimize faydalı olacak önemli yerlere geldik. Her birini dinleseniz onların ne tür zorluklardan geçtiğini saatlerce heyecanla dinleyeceksiniz. Her birimiz bu sıkıntılardan geçtik. Bizler hiçbir zaman Hz. Mevlana’nın şehrine aidiyetimizden taviz vermedik. Aksine, bu değerlerin bu yüce şuurun kolektif bir şuara dönüşmesi, birlik hayatımızın zenginleştirmesi için üzerimize düşeni yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. İşte bu buluşma bu şuuru taşıdığı için çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

    “Konya, tek bayrak, tek devlet, tek vatan, tek millet ilkelerimizin teminatı olan bir şehir”

    Konya’nın dinamik bir şehir olduğunu belirten Bakan Elvan, “Konya, geleceğini geçmişten aldığı güçle, azimle ve inançla kuran bir şehir. Konya diğer şehirlere örnek olacak atılımda ve atılımlar gerçekleştirmiş şehir. Ayrıca Konya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi, ’Tek bayrak, tek devlet, tek vatan, tek millet’ ilkelerimizin teminatı olan bir şehir” şeklinde konuştu.

    “Türkiye hiçbir şekilde terörle mücadele etmekten vazgeçmeyecek”

    Türk Silahlı Kuvvetlerini yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili de konuşan Kalkınma Bakanı Elvan şunları kaydetti:

    “Bugün Türkiye terör belası ile mücadele ediyor. Terör örgütleri birleşip milletimizin birliğine saldırıyor. Türkiye ile hesabı olan küresel karanlık güçler, buradakilere de ağa babalık yapıyor. Kim ne yaparsa yapsın, Türkiye hiçbir şekilde terörle mücadele etmekten vazgeçmeyecek. Son terörist etkisiz hale gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz. Bu mesele bir milli mesele olduğu kadar bir insanlık meselesidir. Fırat Kalkanı Harekatını bunun için yaptık, Zeytin Dalı Harekatını da bunun için yapıyoruz. Bizim devlet olarak duruşumuz net ve bellidir. Bu bölgedeki huzuru asla bozdurmayacağız. Bir huzur adası olan Türkiye’nin güvenliğini insanlığın güvenliği ile eş değer olduğunu biliyoruz. Ordumuz bu bilinçle hareket ediyor. Ordumuz, milletimizin müşterek değerleri ile hareket ediyor.”

    Bakan Elvan, programda Yahya Kemal’in, “Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yarabbi. Senin uğrunda ölen ordu, budur Yarabbi. Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın. Galip et, çünkü bu son ordusudur İslam’ın” şiirini de okudu. Elvan, “O gün istiklal için mücadele eden ordumuz bugün Zeytin Dalı Harekatı’nda aynı kararlılıkla mücadele ediyor. Hainlerin üzerine yılmadan kararlılıkla gidiyor. O gün nasıl muzaffer olduysak, inşallah bugün de muzaffer olacağız” temennisinde bulundu.

    Programa; Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Konya Valisi Yakup Canpolat, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, çok sayıda Konyalı milletvekili, Konyalı bürokratlar ve davetli katıldı.

  • TESK Genel Başkanı Palandöken: “Bırakın her işi erbabı yapsın”

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Bankalar altın alım-satımı yaparak kuyumculuk sektörüne darbe vurdular. Binlerce esnaf bu tür karar ve uygulamalardan etkilenerek dükkanlarını kapatıyor. Buna bir dur demenin zamanı geldi. Bırakın her işi erbabı yapsın” dedi.

    Kamu kurumları ve yerel yönetimlerin artık esnaf ve sanatkarların işini yapmaması gerektiğini belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, yaptığı açıklamada ’ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de fazla ver’ atasözünü hatırlatarak, “Ülke genelindeki bütün fırınlarımız şu an itibariyle kapasitelerinin çok altında dörtte bir kapasite ile çalışıyorlar. Eğer belediyelerimiz ve yerel yönetimler halka ucuz ve ücretsiz ekmek dağıtmak istiyorlarsa fırıncı esnafından alıp öyle yardım yapsınlar. Esnaf ve sanatkarımız ülke ekonomisinin can damarlarıdır. Bu fırınlar ve iş yerlerinin hepsi milli servettir. Kimsenin milli serveti yok etmeye hakkı yoktur. Yerel yönetimlerde Anayasamızın 173. maddesine uygun hareket edip esnaf ve sanatkarı desteklemelidirler. Mahalli idareler fırıncı oldu ekmek satıyor. Kamunun görevi ekmek satmak mıdır? Yine kamunun görevi misafirhaneleri otel, salonları ise düğün evi olarak işletmek midir?” diye konuştu.

    “Bırakın her işi erbabı yapsın”

    Palandöken, yerel yönetimlerin haksız rekabetleri karşısında esnaf ve sanatkarların sürekli direndiklerini ancak son dönemde esnafın dayanma gücünün kalmadığını anlatarak, “Pek çok yerde açık market işletiliyor. Taksicimizin işini engelleyen adli servisler, minibüsçünün işini engelleyen sosyete pazar servisleri faaliyette. Bankalar altın alım-satımı yaparak kuyumculuk sektörüne darbe vurdular. Binlerce esnaf bu tür karar ve uygulamalardan etkilenerek dükkanlarını kapatıyor. Buna bir dur demenin zamanı geldi. Bırakın her işi erbabı yapsın” şeklinde konuştu.

    Ülkede yaklaşık 2 milyon esnaf ve sanatkarın kamunun yanlış uygulamalarından zarar gördüğünü ifade eden Palandöken, “Esnafa bir bir darbe vurulmaya çalışılıyor. Ekmek nimettir, bununla oynamayın. Yerel yönetimler asli görevlerini yapsınlar. Yerel yönetimler tarafından satılan ekmeğin maliyetini bilen yok. Fırınlarda yanan yakıt aynı, elektrik aynı ama nasıl ucuza ekmek veriliyor, bilen yok. Bu işi yapan fırıncılar milyonlarca ekmeği satamadığı için çöpe atmak zorunda. Bu da esnafın zarar etmesi ve zamanla yok olması demektir. Acele tedbir alınarak haksız rekabetin önüne geçilmeli ya da esnafa rekabet edebilecek eşit şartlar sağlanmalı. Esnaf ve sanatkarın olmadığı yerde kültür ve yaşam olmaz. Esnaf ülkenin çimentosudur. Bu çimento olmaz ise bina ayakta duramaz. Bir an önce binanın ayakta durması ve yapının bozulmaması için önlemler alınmalı ve herkes kendi işini yapmalıdır” dedi.

  • Bakan Elvan: “Mühendis odaları siyaset değil kendi işini yapsın”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Türkiye’de birçok mühendis odasının, kendi meslek gruplarının hakkını, hukukunu korumak, meslek mensuplarının eğitim düzeylerini yükseltmek, bunlarla uğraşmak yerine siyasetle uğraşmayı tercih ettiğini belirterek, “Türkiye’nin gelişmesinden, kalkınmasından rahatsız olanların ağzı ile hareket ederseniz o olmaz. O sizin göreviniz değil, sen işine bak” dedi.

    Elvan, referandum çalışmaları kapsamında Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesini ziyaret etti. Şube Başkanı Mustafa Kemal Karaoğlu ve üyeler tarafından karşılanan Elvan, burada yaptığı açıklamada, tarımın, Mersin’in en önemli sektörlerinden biri olduğunu vurgulayarak, yaş sebze ve meyve üretiminde Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olduğunu söyledi. Sadece üretim boyutu itibariyle değil, ihracat boyutuyla da Mersin’in önem arz eden bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Elvan, bu bölgede yetişen sebze ve meyvelerin Türkiye’nin dört bir yanına gönderildiğini kaydederek, bu açıdan tarım sektörünü Mersin’de çok önemsediğini belirtti. Son yıllarda tarımın öneminin çok daha arttığını ve stratejik bir sektör haline geldiğini dile getiren Elvan, nüfus arttıkça bu sektörün çok daha önemli bir konuma geleceğine işaret etti.

    “Mühendis odaları siyaset değil kendi işini yapsın”

    Konuşmasında, meslek odalarının kendi asli görevleri dışında siyasi konulara da müdahil olmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Elvan, şöyle devam etti:

    “Ziraat Mühendisleri Odası’nın temel görevi nedir? Ziraat mühendislerinin hakkını, hukukunu korumak. Ziraat mühendislerinin daha iyi yetişmesini sağlamak. Bölgenin gelişmesine, kalkınmasına ziraat mühendisi olarak katkı sağlamaktır. Ben memnuniyetle ifade edebilirim ki, Mersin Ziraat Mühendisleri Odası bu temel alanlara odaklanmış durumda. Ama Türkiye geneline baktığımızda; mühendis odalarının, mühendislerin haklarını, hukuklarını korumaktan çok siyaset yaptığını görüyoruz. Hatırlayınız, mühendis mimar odaları başkanlığı, ’ben efendim 3. köprüyü yaptırmayacağım, ben 3. havaalanını yaptırmayacağım’ dedi. Kusura bakmayın, sana mı düştü kardeşim? Sen mühendislerin hakkını, hukukunu koru. Siyaset yapacaksan gel siyaset arenasına görelim. Nedir, millet destek veriyor mu vermiyor mu? Mesele bu. Türkiye’de maalesef birçok mühendis odaları, kendi meslek gruplarının hakkını, hukukunu korumak, meslek mensuplarının eğitim düzeylerini yükseltmek, bunlarla uğraşmak yerine siyasetle uğraşmayı tercih ettiler. Ve her biri uç kanattan çok değişik eylem ve söylem içerisinde bulundular. İşte Mersin’de olduğu gibi mühendis odalarının gerçek görev alanına dönmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu sizlere başarı getirecektir. Tüm mühendislere daha nitelikli, daha vasıflı iş yapmalarına imkan sağlayacaktır. Türkiye’nin gelişmesinden, kalkınmasından rahatsız olanların ağzı ile hareket ederseniz o olmaz. O sizin göreviniz değil, sen işine bak.”

    “Avrupa ’hayır’ kampanyası yürüten terör örgütlerine kucak açtı”

    Türkiye’nin çok önemli bir süreçten geçtiğini, bu süreçte ülkemizin 7 düvele karşı mücadele verdiğini söyleyen Elvan, “Avrupa’da birçok ülke Türkiye aleyhine kampanyalar başlattı. Bakıyoruz Almanya, Hollanda, İsviçre, Belçika ’hayır’ kampanyası yapmak isteyen PKK terör örgütüne sonuna kadar kapılarını açtılar. 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştirmek isteyen ve bu ülkeyi işgalcilere teslim etmek isteyen, demokrasimizi tamamıyla yok etmek isteyen o ihanet şebekelerine, FETÖ’ye sonuna kadar kapılarını açtılar ve şu anda ’hayır’ kampanyası yaptırıyorlar. Alman televizyonu Türkçe ve Almanca ’hayır’ kampanyası yapıyor. Biz buradaki her bir kardeşimizin görüşüne, düşüncesine saygı duyuyoruz. 80 milyon vatandaşımızı biz kucaklamakla yükümlüyüz. Ama şu sorunun sorulmasını istiyorum. PKK terör örgütü neden ’hayır’ kampanyası yapıyor. FETÖ neden ’hayır’ kampanyası yapıyor. Neden Avrupa’daki ülkeler hem bu kampanyaya destek veriyorlar, hem dolaylı olarak bu kampanyayı yürütüyorlar? Ben bu 3 sorunun sorulmasını istiyorum” diye konuştu.

    “Türkiye’deki parlamenter sistem tıkandı”

    Artık Türkiye’deki parlamenter sistemin tıkandığını belirten Elvan, “Parlamenter sistem diyoruz, 10 yılda bir darbe ile karşı karşıya kalıyoruz. Böyle bir parlamenter sistem olabilir mi? Böyle bir demokrasi anlayışı olabilir mi? En son 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Aslında Türkiye’deki parlamenter sistem, darbeleri besleyen, darbelerin önünü açan, vesayet odaklarının daha da güçlenmesini sağlayan bir yapıda devam ediyor. Yaşadığımız darbeler ortada. Vesayetçilerin hükümet ve parlamento üzerinde yapmış oldukları baskılar ortada” ifadelerini kullandı.

    “Avrupa duvara toslamak üzere. Parlamenter sistem orada da çalışmıyor”

    Değişim ve reformdan korkulmaması çağrısında bulunan Elvan, Türkiye’nin son 15 yılda milli gelirini dörde katlamasındaki nedenin değişimci ve reformcu olmasından kaynaklandığını belirterek, şöyle konuştu:

    “Her alanda reformcu olun. Hiç korkmayın. Değişim ve dönüşümden yana olduğunuz müddetçe, reformdan yana olduğunuz müddetçe başarılı olursunuz. Bakın Avrupa duvara toslamak üzere. Avrupa’da da çalışmıyor parlamenter sistem. Reform yapamıyor, değişim ve dönüşüme ayak uyduramıyor. Türkiye, Avrupa’nın 6 katı hızlı büyüyor. Aradaki fark bu. Bunun devam etmesi lazım. Gün gelecek Avrupa da şu andaki kendi işlemeyen sistemini reforma etmek zorunda kalacak. Çünkü Avrupa’daki yapılar çok hantal. Sistemin işleyişi çok hantal. Öyle hantal bir yapıda değişim ve dönüşümün yapılması mümkün değil. Ülkemizi daha da güçlendirecek olan reform, değişim ve dönüşümdür.”

  • Bakan Özlü: “Kim ne yaparsa yapsın, Türkiye’nin yükselişine engel olamayacak”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye’yi durdurmak için terör örgütlerine kucak açanların olduğuna dikkat çekerek, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın bir programına engel olan Almanya’yı işaret etti.

    Bakan Özlü, Bilecik Ticaret ve Sanayi Odasında düzenlenen “Çalışan Bilecik Büyüyen Türkiye” toplantısında iş adamlarıyla bir araya geldi. Burada konuşan Bakan Özlü, dünyadaki haksızlıklara karşı zalimin karşısında ve mazlumun yanında yer aldıklarını söyledi.

    Ekonomiyi, sanayiyi, demokrasiyi, sosyal yapıyı her geçen gün daha da güçlendirdiklerini belirten Özlü, “Marmaray gibi, Avrasya Tüneli gibi, üçüncü havalimanı gibi ve daha nice dev projeyi hayata geçiriyoruz. Elbette bu yol, güllük gülistanlık bir yol değil. Bu yolun zorlukları var. Türkiye’nin yükselişinden rahatsız olanlar var. Türkiye’yi durdurmak için terör örgütlerine kucak açanlar var. İşte en son Almanya’yı gördünüz. PKK’ya şehir meydanlarında miting yaptıran Almanya, Adalet Bakanımız Sayın Bekir Bozdağ’ın bir programına engel oldu. Kim ne yaparsa yapsın, Türkiye’nin yükselişine engel olamayacaklar. Türkiye’nin yükselişinden, dev projeleri hayata geçirmesinden, referandumda evet çıkacak olmasından ve daha birçok şeyden korkuyor olabilirler. Ancak şunu akıllarına yazsınlar; Korkunun ecele faydası yoktur” dedi.

    “2016 yılı, ülkemiz için oldukça zorlu bir yıl oldu”

    Daha güçlü bir Türkiye, daha güçlü bir ekonomi için yapılması gerekenlere odaklanılması gerektiğini aktaran Özlü, “Biliyorsunuz, 2016 yılı, ülkemiz için oldukça zorlu bir yıl oldu. Ancak hamdolsun, yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen, ekonomimiz dimdik ayaktadır. Özellikle geçtiğimiz yılın son çeyreğinden itibaren ekonomide gözle görülen bir toparlanma süreci başladı. Ekonominin sağlam temelleri ve aldığımız hızlı tedbirler neticesinde, hem iç pazarımız canlandı hem de ihracatımız artmaya başladı. Bu dönemde, iç talebi artırmak ve KOBİ’lerin uygun şartlarda finansmana erişimini sağlamak için birbirinden önemli adımlar attık. Mesela KOSGEB aracılığıyla KOBİ’lerimize sıfır faizli 50 bin lira kredi vermeye başladık. Bu krediye 770 bin başvuru geldi. Gerekli şartları sağlayan bütün KOBİ’lerimizin peyderpey bu krediden yararlanmalarını sağlayacağız. Böylece piyasalara toplamda 10 milyar TL’yi aşan bir nakit akışı sağlamış olacağız” diye konuştu.

    İstihdam seferberliği

    “Bu dönemde attığımız en önemli adımlardan birisi de İstihdam seferberliği oldu” diyen Bakan Özlü, şöyle devam etti:

    “Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı bu projeyi çok önemsiyoruz. Devlet olarak, bu yıl ilave olarak istihdam ettiğiniz kişiler için 773 liraya denk gelen sigorta, fon ve vergi ödemelerini sizlerden almıyoruz. Yani bu sene işe aldığınız kişiler için sadece onların maaşını ödeyeceksiniz. Bu da asgari ücretli çalışanların maliyetinde yüzde 35’e varan bir indirim anlamına geliyor. Bu millet, özellikle 15 Temmuz’da gerçekten büyük bir fedakarlık gösterdi. Hepimiz bu fedakarlığın karşılığı olarak, bu borcun karşılığı olarak, bu seferberliğe katılmalıyız diye düşünüyorum. Sizleri, istihdam seferberliğine katılmaya ve sunduğumuz büyük imkandan yararlanmaya davet ediyorum.”

    “Biz böyle bir yanlışa düşmedik”

    Bu tür konjonktürel gelişmelerin yoğun yaşandığı bir dönemde, yapısal reform çalışmalarının ihmal edilebileceğini kaydeden Özlü, “Biz böyle bir yanlışa düşmedik. Ülkemizin, ekonomi çevrelerinin ve sizlerin orta ve uzun vadede daha fazla ve daha nitelikli üretim yapmanızı sağlayacak adımları atmayı sürdürdük. Bizim temel meselemiz üretmektir. Hem nicelik olarak hem de nitelik olarak daha fazla üretmektir. Üretimde teknoloji seviyemizi, katma değerimizi artırmak zorundayız. Son 14 yılda, bunu sağlamak için, Ar-Ge’ye yönelik çok önemli destek mekanizmaları kurduk ve geliştirdik. Çabalarımızın karşılığını da aldık. Ar-Ge harcamalarımız, Ar-Ge personelimiz, patent başvurularımız arttı. Üretim ve ihracatımız içinde, düşük teknolojili ürünlerin payı yüzde 10 civarında azalırken, orta teknolojili ürünlerin payı da benzer oranda artış gösterdi. Ancak bu yeterli değil. Şimdi sırada yüksek teknolojinin payını artırmak var. Bu amaçla geçtiğimiz yıl, Ar-Ge Reform Paketi’ni hayata geçirdik. Bu paketle, özellikle Ar-Ge merkezi kurulmasını kolaylaştırdık. Bilecik’te sadece 2 Ar-Ge merkezi var ve biz bu rakamı Bilecik için asla yeterli görmüyoruz. Ar-Ge Reform Paketi’nden yararlanmanızı ve bu sayıyı artırmanızı sizden istiyoruz. Bilecik teşvik sisteminde 3’üncü bölgede yer alıyor. Ancak yüksek teknolojili ürünlerde yapılacak yatırımlar 5’inci bölge gibi destekleniyor. Yine OSB’lerde yapılan yatırımlar ile orta-yüksek teknolojili bazı sektörlerde yapılacak yatırımlar da 4’üncü bölgedeymiş gibi destekleniyor. Sizlerden bu imkanları değerlendirmenizi istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Sistemi, istikrarın kaynağı haline getirmeliyiz”

    Özlü, ekonominin istikrarı sevdiğini anlatarak, şöyle konuştu:

    “Siyasi istikrar, güçlü ekonominin temel şartıdır. İstikrarlı bir politik yapı, ekonomik kalkınmaya devamlı surette olumlu yansıyacaktır. Türkiye’de şu anda istikrar var. Ancak bu yarın da olacağı anlamına gelmiyor. Çünkü bugünkü istikrar sistemin kendisinden değil, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Başbakanımızın uyumlarından kaynaklanıyor. Bunu değiştirmeliyiz. Sistemi, istikrarın kaynağı haline getirmeliyiz. Kişilerden bağımsız olarak, sistem üzerinden siyasi istikrarı teminat altına almalıyız. Seçimlerle ve hükümetlerle ilgili belirsizliklere son vermeliyiz. Yürütmedeki iki başlılığı muhakkak ama muhakkak bir surette ortadan kaldırmalıyız. Türkiye’yi daha hızlı karar alabilen ve aynı zamanda bu kararların etkin bir şekilde denetlenebildiği bir ülke haline getirmeliyiz. Bütün bunlar, ekonomi için, yatırımcılar için çok önemlidir. En fazla teşvik veren ülke de olsak, hatta vergileri tamamen de kaldırsak, siyasi istikrar olmazsa, ülkeye yeteri kadar yatırım çekemeyiz. 16 Nisan referandumu işte bu yüzden çok önemli. Referandum sonucunda çıkacak bir Evet kararı, Türkiye’ye büyük güç katacak. Bu sonuçtan en büyük gücü ise ekonomimiz, sanayicimiz, esnafımız, KOBİ’lerimiz devşirecek. Bu nedenle, iş dünyamızın, demokrasiyi güçlendiren, karar alma süreçlerini iyileştiren ve istikrarı teminat altına alan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne, ‘tabi ki evet’ diyeceğine inanıyorum. Bu vesileyle, referandum sonuçlarının şimdiden sanayimiz, ekonomimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.”

  • Başbakan Yıldırım: “Herkes üzerine düşeni yapsın, cimrilik göstermesin”

    Başbakan Binali Yıldırım, “Türkiye 3 milyon civarında Suriyeli, Iraklı mülteciye ev sahipliği yapmakta. Biz istiyoruz ki, bölgedeki sorunların sonlandırılmasında herkes üzerine düşeni yapsın, yük paylaşımında cimrilik göstermesin” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde bir araya geldi. Yaklaşık 1 saat 20 dakika süren görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Görüşmede Türkiye ile BM arasındaki yakın işbirliğinin ele alındığını belirten Başbakan Yıldırım, “BM kurulduğu günden bu yana uluslararası toplumun karşı karşıya olduğu sorunlara çok değişiklik göstermiş ve boyut olarak farklı bir durum tezahür etmiştir. Bunla beraber uluslararası barış istikrar ve refahın temini için mevcut olan en kapsamlı platform halen BM olmaya devam etmektedir. Ülkemizin BM sistemine yaptığı katkılarda da son yıllarda kayda değer artışlar görülmektedir. Yeni sorunların çözümüne gerçekçi katkılarda bulunmak üzere BM’nin esaslı bir reform ihtiyacı olduğu gerçektir. Türkiye bu reform talebinin en kuvvetli savunucusu olan ülkelerden biridir. Dünyada yaşanan karılılıklar, göçle mücadele ve bölgesel anlaşmazlıkların sona erdirilmesinde BM’nin daha etkin rol alması için reformun kaçınılmaz olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    Dış politikanın önemli özelliklerinden bir tanesinin dostlukları arttırmak, düşmanlıkları azaltmak olduğuna değinen Başbakan Yıldırım, “Suriye’deki iç savaşın sona erdirilmesi konusunda Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaların sonuçlarını bugün görüyor olmaktan mutluluk duyuyoruz. Yıllardan beri sorunlarımız olan ülkelerle sorunlarımızı çözdük, ilişkilerimizi düzelttik, düzeltmeye gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin birçok konuda Birleşmiş Milletlerin barış ve kardeşlik çabalarına katkı sağlamakta olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, “Eş başkanlığını yürüttüğümüz Arabuluculuk Dostlar Grubu, Medeniyetler İttifakı gibi inisiyatiflerde Türkiye etkin olarak yer almakta, uluslararası insani zirve toplantısını gerçekleştirmekte ve gelişmiş ülkelerle az gelişmiş ülkelerdeki bağların güçlendirilmesine çok büyük katkı sağlamaktadır” diye konuştu.

    Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmeleri, terör örgütlerinin bölgedeki faaliyetleri ve Türkiye’nin hassasiyetlerini genel sekreterle paylaştıklarını aktaran Yıldırım, “Türkiye, Suriye ve Irak’ta yaşanan sorunların başladığı ilk günden beri insani bakımdan birçok gayreti ortaya koymuştur. Bugün 3 milyona yakın Suriyeliye kucak açmış durumdadır. Bunu yaparken başka ülkelerden kayda değer bir destek almamıştır. Biz istiyoruz ki bölgedeki sorunların giderilmesi konusunda her kes paylaşımda bulunsun. Yük paylaşımında kimse cimrilik göstermesin” dedi.

    Kıbrıs’ta devam eden barış görüşmeleri

    Başbakan Yıldırım, Kıbrıs’taki barış görüşmeleri ile ilgili olarak ise, “Kıbrıs’ta devam eden barış görüşmelerinin olumlu bir sonucu ulaşması bakımından Türkiye olarak her zaman yapıcı bir tutum izledik. Bundan sonra da bu tutumuzu sürdüreceğiz ancak buradaki ince nokta Kıbrıs Türk halkının geleceğinin teminat altına alınması ve beklenmedik bir tatsız olayın yaşanmamasıdır. Ayrıca bu adada kurulacak yeni yönetim şeklinde adil, eşit her iki tarafın temsil edileceği bir yapının oluşturulması da olmazsa olmaz hususların başında gelmektedir” ifadelerini kullandı.